Güncelleme Tarihi:

Özel Atagöz Tıp Merkezi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Aras Saklamaz, soğuk hava, rüzgar, ısıtıcılar ve nemsiz ortamların sadece cildi değil, gözleri de kuruttuğunu söyledi. Saklamaz, “Kış aylarında düşen hava sıcaklıkları, artan rüzgar ve kapalı ortamlarda uzun süre kalma alışkanlığı göz sağlığını olumsuz etkiliyor. Özellikle kombi, klima ve sobalarla ısınan ortamlarda hava kuruyor; bu da göz yüzeyindeki nemin hızla buharlaşmasına yol açıyor. Gözlerimiz, tıpkı cildimiz gibi nem dengesine ihtiyaç duyar. Soğuk hava ve ısıtıcılar gözyaşı filmini incelterek koruyucu tabakayı zayıflatır. Bunun sonucunda yanma, batma, kızarıklık, bulanık görme ve yorgunluk hissi ortaya çıkar” dedi.
Kuru göz sendromunun, yalnızca rahatsızlık hissi yaratmakla kalmadığını; uzun vadede kornea yüzeyinde kalıcı hasarlara da neden olabileceğini söyleyen Saklamaz, “Hastalar genellikle göz kuruluğunu önemsemiyor ve çoğu hasta bu durumu geçici bir rahatsızlık sanıyor. Ancak uzun süreli kuruluk kornea yüzeyini zedeler, görme kalitesini bozar ve enfeksiyonlara davetiye çıkarır. Bu nedenle belirtiler başladığında göz doktoruna başvurmak büyük önem taşır” diye konuştu.
NELER YAPILABİLİR?
Kış mevsiminde gözleri korumak adına yapılabilecekler hakkında Saklamaz şu bilgileri verdi: “Yapay gözyaşı damlaları ile göz yüzeyini nemli tutun. Isıtıcı ve klimaların doğrudan yüzünüze üflenmesini engelleyin. Ortamın nemini artırmak için nemlendirici cihazlar veya su kapları kullanın. Rüzgârlı havalarda koruyucu gözlük takarak gözlerinizi soğuktan ve tozdan koruyun. Gün içinde yeterli su tüketmeyi ihmal etmeyin; vücudun genel nem dengesi gözleri de etkiler. Bilgisayar başında her 20 dakikada bir 20 saniye uzağa bakın. Kapalı ortamlarda kısa aralıklarla pencereleri açarak havalandırma sağlayın. Sigara dumanından uzak durun; duman göz yüzeyini tahriş eder. Göz makyajını gece mutlaka temizleyin.”
Soğuk algınlığı, grip ve sinüzit gibi kış hastalıklarının da göz sağlığıyla doğrudan ilişkili olduğunu söyleyen Saklamaz, “Enfeksiyonlar, göz kapaklarında şişlik, sulanma veya kızarıklık gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Burun tıkanıklığı veya sinüzit, göz çevresindeki basıncı artırabilir. Ayrıca soğuk algınlığı sırasında kullanılan bazı ilaçlar göz kuruluğunu daha da artırabilir. Bu nedenle doktor önerisi olmadan ilaç kullanmamak gerekir. Kışın güneşin zararsız olduğu düşünülse de UV ışınları kar yüzeyinden güçlü biçimde yansır. Özellikle kar tatili planlayanların güneş gözlüğünü yanından ayırmamasını gerekir. Güneş gözlüğü sadece yaz aksesuarı değildir. Kışın da UV korumalı gözlük kullanmak, hem göz yüzeyini hem de retina dokusunu zararlı ışınlardan korur. Gözler, dış ortam koşullarına en hassas organlardan biridir. Kış aylarında alınacak küçük önlemler, ciddi rahatsızlıkların önüne geçebilir. Kuruluk, kaşıntı, yanma veya bulanıklık gibi belirtiler göz ardı edilmemelidir. Göz sağlığına gösterilen dikkat, yaşam kalitesini doğrudan etkiler” ifadelerini kullandı.