Güncelleme Tarihi:

BEBEKLERDEN YAŞILARA
Glokomun bebeklerden yaşlılara kadar her yaştan kişiyi etkilese de en çok 40 yaş üstü bireylerde görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Başer, “Birinci derecede akrabalarında glokom bulunanlarda hastalık riski yaklaşık 4-6 kat artmaktadır. Ayrıca gözüne darbe almış kişiler, üveit (göz içi iltihabı) geçirenler, gözlük numarası yüksek olanlar (yüksek miyop veya hipermetroplar), uzun süreli kortizonlu ilaçlar kullanmış kişilerde de glokom riski artmaktadır. Bebeklik ve çocuklukta glokom seyrek görülse de ciddi ve hızlı seyirli bir tablodur. Gözlerde irileşme, bulanıklık, ışığa bakamama vb. belirtiler verebilir. Erişkinlerde görülen glokom ise çoğunlukta açık açılı türde olup erken dönemde hiçbir belirti göstermez. Kişi ancak hastalık ilerleyip görme alanı kayıpları oluştuktan sonra görmesinin azaldığını fark edebilir. Daha az gördüğümüz dar açılı glokom ise bazı bireylerde ani göz tansiyonu yükselmesi, şiddetli göz ve baş ağrısıyla (göz tansiyonu krizi) ilk belirtisini verir. Ancak dar açılı glokomların çoğu genellikle sessiz ve sinsice ilerleyicidir” diye konuştu.
TANI VE TEDAVİ SÜRECİ
Tanıda yalnızca göz tansiyonunun ölçülmesinin yeterli olmadığını ifade eden Prof. Dr. Esin Başer, “Kornea kalınlığı ölçümü, biyomikroskopik muayene, açı muayenesi ve göz dibi muayenesi standart olarak yapılmalıdır. Ayrıca, optik koherens tomografi (OCT) ile retina sinir lifi muayenesi ve görme alanı testleri gibi ek tetkiklerin de yapılması gerekir. Bu muayeneler glokomun ciddiyetine bağlı olarak 3 ay ile 1 yıl aralıklarla tekrarlanarak hastalığın seyri izlenmelidir. Glokom tanısı konulduktan sonra takip ve tedavi ömür boyu sürmektedir. Bebeklik ve çocukluk çağı glokomlarının çoğunda ilaç tedavisi sınırlı olup cerrahi gereklidir. Erişkinlerde en sık görülen açık açılı glokomda ise göz tansiyonu düşürücü damlalar genellikle yeterli olurken, bazen ek veya alternatif olarak lazer tedavileri (SLT) uygulanabilir. Dar açılı glokomlarda ise açıyı genişletmek için iris tabakasına lazer tedavisi uygulanabilir veya hasta 50 yaş üzerindeyse katarakt ameliyatı faydalı olabilir. Glokom bazen ilaç ve lazer tedavilerine yeterli yanıt vermeyebilir. Bu durumlarda cerrahi yöntemlerle göz tansiyonunu düşürmek gerekir. Nispeten daha erken dönemlerde olan hastalar için ‘minimal girişimsel glokom cerrahisi’ denilen ve küçük bir kesiden genellikle dikişsiz olarak yapılan yöntemler de mevcuttur. Göz tansiyonunu düşüren cerrahi yöntemler arasında altın standart ‘trabekülektomi’ ameliyatı olup göz içi sıvısının geçebileceği kontrollü bir fistül oluşturulur. Bazı dirençli olgularda ise yüksek basıncı düşürebilmek için silikon gibi malzemelerden yapılmış özel tüplerin göze yerleştirilmesi gerekebilir. Bu tür ameliyatların glokom cerrahisinde deneyimi olan hekimlerce gerçekleştirilmesi başarı oranını büyük oranda artıracaktır. Bazı ileri vakalarda ömür boyu birden fazla cerrahi girişime gerek olabilir” ifadelerini kullandı.