Güncelleme Tarihi:

Fibromiyaljinin kas-iskelet sisteminde yaygın ağrı, yorgunluk, uyku bozukluğu ve bilişsel yavaşlama (halk arasında ‘beyin sisi’ diye tarif edilen unutkanlık, odaklanma güçlüğü) ile tanımlandığını söyleyen Dr. Dikici, “Amerikan Romatoloji Derneği’nin tanı kriterlerine göre, yaygın ağrı indeksi (WPI) ve semptom şiddeti (SS) skalası değerlendirilir. Vücudun dört bölgesinde (sağ-sol, üst-alt) 3 aydan uzun süren ağrı varsa ve başka bir hastalıkla açıklanamıyorsa fibromiyalji tanısı düşünülür. Sorun şu ki, laboratuvar veya görüntüleme tetkikleri genellikle normal çıkar. Bu da hastaların sıklıkla ‘Bir şeyin yok’, ‘Psikolojik olabilir’ gibi geri bildirimler almasına yol açar. Oysa bu tablo, merkezi sinir sisteminin ağrı algısında duyarlılık artışıyla ilgilidir. Yani, sorun ‘gerçek’, sadece görünmezdir. Birçok hasta tanı konulana kadar farklı branşlara başvurur; ortopedi, nöroloji, psikiyatri, fizik tedavi… Ancak net bir açıklama alamadıkça hem kendisi hem de yakın çevresi tükenir. ‘Hastalık yoksa neden ağrıyor?’ sorusu zamanla hem bedensel hem duygusal bir yük haline gelir. Oysa fibromiyalji, stres, uyku bozukluğu ve sinir sistemi regülasyonundaki bozulma ile ilişkili bir bütüncül hastalıktır. Bu nedenle tedavi de bütüncül olmalıdır” ifadelerini kullandı.
GÜNCEL TEDAVİ YAKLAŞIMLARI
TEDAVİNİN temelinde egzersiz, uyku düzeni ve stres kontrolünün olduğunu belirten Dr. Ömer Dikici, “Fizik tedavi yöntemleri, özellikle kas gevşetici sıcak uygulamalar, TENS, ultrason, yumuşak doku gevşetme teknikleri ve germe egzersizleri hem ağrının azalmasında hem de kas sertliğinin çözülmesinde önemli rol oynar. Ayrıca bazı hastalarda düşük doz ilaçlar, uyku ve sinir sistemi düzenleyici olarak fayda sağlayabilir. Ancak en etkili yaklaşım, tedavinin kişinin fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarına göre planlanmasıdır” dedi.
Son yıllarda klasik tedavilere ek olarak vücudun kendi iyileşme kapasitesini destekleyen yöntemlerin de ön plana çıktığını belirten Dr. Dikici, “Osteopati, vücudu bir bütün olarak değerlendirir. Fasya, kas, eklem ve sinir sistemindeki gerilimleri manuel olarak dengeleyerek dolaşımı ve sinir sistemini rahatlatır. Akupunktur, beynin endorfin ve serotonin salınımını artırarak ağrıyı ve uyku sorunlarını hafifletir. Nöralterapi ise otonom sinir sistemini dengelemeyi hedefler. Lokal anestezilerle yapılan mikro enjeksiyonlar, sinir sisteminde ‘reset’ etkisi yaratabilir. Bu da birçok hastada enerji artışı ve ağrı azalmasıyla sonuçlanır. Fibromiyalji bir ‘hayal ürünü’ değil, sinir sisteminin aşırı hassas hale gelmesidir. Bu hastalarda güven, empati ve bütüncül yaklaşım çok değerlidir. Unutmayalım: Tahliller normal çıkabilir ama insanın hissettikleri asla ‘yanlış’ değildir. Tedavi; bedeni, zihni ve sinir sistemini birlikte ele alabilen hekimlerle mümkündür” şeklinde konuştu.