Güncelleme Tarihi:

Zayıflama iğneleri ve benzeri ilaçların iştahı azaltarak, mide boşalmasını yavaşlatıp kilo kaybı sağladığını ifade eden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Kaçar, “Klinik araştırmalara bakıldığında, bu ilaçlarla vücut ağırlığının ortalama yüzde 8–12’si oranında kilo kaybı sağlanabiliyor. Ancak ilaç bırakıldığında, çoğu hasta verilen kiloları tekrar geri alabiliyor. Ayrıca uzun süreli kullanımda mide bulantısı, kusma, safra kesesi taşı ve pankreatit gibi yan etkiler görülebiliyor. Üstelik bu ilaçların 10 yıl ve üzeri güvenlik verileri henüz netleşmiş değil” diye konuştu.
MİDE BOTOKSU KISA SÜRELİ DESTEK SAĞLIYOR
Mide botoksunun ameliyat gerektirmeyen, endoskopi ile uygulanan bir yöntem olduğunu belirten Prof. Dr. Kaçar, “Mide kaslarına botulinum toksini enjekte edilerek mide boşalması yavaşlatılır, tokluk süresi uzar. Bu yöntemle genellikle vücut ağırlığının yüzde 10–15’i oranında kilo kaybı sağlanabilir. Ancak etkisi yaklaşık 4–6 ay sürer ve işlem tekrarlanmadığında etkisi kaybolur. Bu nedenle mide botoksu obeziteye bağlı ciddi sağlık sorunlarında tek başına yeterli bir çözüm değildir” dedi.
MİDE KÜÇÜLTME AMELİYATI KALICILIĞINI KORUYOR
Mide küçültme ameliyatlarının fazla kiloların yüzde 60–80’inin uzun vadede kalıcı olarak verilmesini sağladığını vurgulayan Kaçar, “Bu ameliyatlar yalnızca kilo kaybı sağlamaz; aynı zamanda tip 2 diyabet, hipertansiyon ve uyku apnesi gibi hastalıkların seyrinde de belirgin iyileşme görülür. Doğru hasta seçimi, deneyimli cerrahi ekip ve düzenli takip sayesinde ameliyat sonrası yaşam kalitesi önemli ölçüde artar. Ancak mide küçültme ameliyatında tedavi planı mutlaka kişiye özel olmalıdır” ifadelerini kullandı.
KALICI KİLO KAYBINDA CERRAHİ İLK SIRADA
“Bilimsel veriler, kalıcı kilo kaybı açısından mide küçültme ameliyatlarının hâlâ ilk sırada yer aldığını göstermektedir” diyen Kaçar, sözlerini şöyle noktaladı: “Mide botoksu ve zayıflama iğneleri gibi yöntemler, daha hafif kilo fazlalığı olan kişilerde veya destekleyici tedavi olarak tercih edilebilir. Ancak obeziteyle kalıcı mücadelede cerrahi yöntemlerin yerini henüz hiçbir medikal uygulama dolduramamıştır.”