Güncelleme Tarihi:

Botulinum toksin ilk kez 1897 yılında keşfedildi. Yıllar içinde sadece estetik değil, tıbbın pek çok alanında da etkin bir tedavi yöntemi haline geldi. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Funda Çalış, özellikle kas spazmları, hareket bozuklukları ve kronik migren gibi hastalıkların tedavisinde önemli bir yere sahip olan bu toksinin, Dünya Sağlık Örgütü tarafından da etkili ve güvenli bir tedavi aracı olarak kabul edildiğini belirtti. Botulinum toksinin ilk kez 1970 yılında şaşılık tedavisinde kullanılmaya başlandığını aktaran Çalış, “1989’da spastisite tedavisinde de etkili sonuçlar vermesiyle kullanım alanı hızla genişledi. 1992 yılında ise kırışıklıkları giderdiği fark edilince, estetik amaçlı uygulamalarda da popülerlik kazandı” dedi.
SADECE KIRIŞIKLIKLAR İÇİN DEĞİL
“Botoks, uygulandığı kas bölgesinde geçici felç oluşturarak etkisini gösteriyor” diyen Çalış, bu etkinin mekanizmasını şöyle açıkladı: “Sinirlerin kaslara gönderdiği uyarıların iletimini engelleyerek kasın kasılmasını önleyen toksin, bu sayede spastisite, distoni, diş sıkma, migren, şaşılık ve nörojenik mesane gibi birçok rahatsızlığın tedavisinde başarıyla kullanılmaktadır.” Prof. Dr. Çalış, botoksun aynı zamanda vücudun istemsiz işlevlerini kontrol eden otonom sinir sistemine de etki edebildiğini vurgulayarak, “Tükürük bezine uygulandığında tükürük salgısını, ter bezlerine uygulandığında ise aşırı terlemeyi azaltabiliyor. Ancak her uygulamanın etkisi sadece yapıldığı bölgede ortaya çıkar. Bu nedenle işlemler uzman hekim kontrolünde ve dikkatle yapılmalıdır.”
ORTALAMA 12 HAFTA SÜRÜYOR
Botulinum toksinin etkisinin genellikle 24 ila 48 saat içinde başladığını, maksimum etkinin ise 10-15 gün içinde görüldüğünü ifade eden Çalış, “Etkisi ortalama 12 hafta sürmektedir. Ancak toksin vücuda girdikten sonra bağışıklık sistemi tarafından algılanarak antikor üretimi başlar. Bu nedenle ikinci bir uygulama için en az 3 ay beklenmelidir. Örneğin yüz bölgesine kırışıklık için yapılan bir uygulamadan kısa süre sonra terleme için tekrar uygulama yapılmamalıdır” uyarısında bulundu. Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış dört botulinum toksin preparatının bulunduğunu belirten Çalış, bu ilaçların güvenliğinin klinik çalışmalarla kanıtlandığını, ancak daha ucuz olduğu gerekçesiyle tercih edilen Çin veya İran menşeli, onaysız ürünlerin ciddi sağlık riskleri taşıdığını da sözlerine ekledi.
HERKES İÇİN UYGUN DEĞİL
Botoksun her birey için uygun olmadığını söyleyen Çalış, “Enjeksiyon yapılacak bölgede enfeksiyon varsa, Myasthenia Gravis gibi kas hastalığı olan bireylerde, hamilelik ve lohusalık döneminde botoks uygulanmamalıdır” dedi. Bilinen yan etkiler arasında enjeksiyon yerinde kızarıklık, şişlik, ağrı gibi hafif reaksiyonların bulunduğunu aktaran Çalış, “Yanlış uygulamalarda kas zayıflığı ve asimetri gibi estetik sorunlar ortaya çıkabilir. Boyun bölgesine yapılan uygulamalarda yutma güçlüğü ve yüksek dozda uygulamalarda genel halsizlik görülebilir. Ancak toksin, kan-beyin bariyerini geçemediği için merkezi sinir sistemi üzerinde doğrudan bir etki yaratmaz” şeklinde konuştu.