Güncelleme Tarihi:

Laparoskopik cerrahi, yani halk arasındaki adıyla kapalı ameliyatta karnın tamamen açılmadığını yalnızca birkaç küçük delikten içeri girilerek özel kamera ve cerrahi aletlerle işlem yapıldığını söyleyen Dr. Kaçar, “Görüntü sistemleri sayesinde cerrah, büyütülmüş ve yüksek çözünürlüklü bir görüntüyle çalışır. Böylece tümör, açık cerrahiyle aynı titizlikte ama çok daha az travmayla çıkarılabilir” dedi.
AVANTAJLARI NELER?
Kolon ve rektum kanserlerinde açık ameliyatların yerini artık kapalı yöntemlerin aldığını vurgulayan Dr. Serdar Kaçar, “Klasik ameliyatlar yerini küçük kesilere bıraktı. Laparoskopik kolorektal cerrahi olarak adlandırılan bu teknik sayesinde hastalar daha az ağrı çekiyor ve daha kısa sürede ayağa kalkıyor” diye konuştu.
Dr. Kaçar, laparoskopik yöntemin avantajlarını şöyle sıraladı: “Bu yöntemde ağrı çok daha az olduğu için hastalar genellikle 3-4 gün içinde taburcu olur, birkaç gün içinde yürüyebilir ve bir hafta sonra sosyal hayatlarına kaldıkları yerden devam edebilirler. Büyük kesi olmadığından enfeksiyon riski düşüktür ve estetik açıdan da oldukça memnun edici sonuçlar elde edilir. Bu da hem fiziksel hem de psikolojik iyileşmeyi hızlandırır.”
Her hastayı bireysel olarak değerlendirmenin önemine dikkat çeken Dr. Serdar Kaçar, “Erken evre tümörlerde laparoskopik yöntem en ideal seçenektir. Ancak ileri evre, yayılım göstermiş ya da acil bağırsak tıkanıklığı gelişmiş olgularda açık cerrahi tercih edilebilir. Karar verirken tümörün yeri, boyutu ve hastanın genel sağlık durumu dikkate alınmalıdır” ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE, DÜNYA STANDARTLARINDA
TÜRKİYE’de son yıllarda ciddi bir ilerleme yaşandığını belirten Dr. Serdar Kaçar, “Artık birçok hastanede kolon ve rektum kanseri ameliyatları laparoskopik yöntemle yapılıyor. Cerrahların deneyim kazanması ve teknolojik altyapının güçlenmesi sayesinde ülkemiz bu alanda dünya ile aynı düzeyde diyebilirim” dedi.
“Bilimsel veriler, laparoskopik kolorektal cerrahinin onkolojik başarı açısından açık cerrahiyle tamamen eşdeğer olduğunu gösteriyor” diyen Dr. Kaçar, “Tümörün tamamen çıkarılması, lenf bezlerinin temizlenmesi ve uzun dönem yaşam oranları aynı. Üstelik kamera büyütmesi sayesinde cerrahi hassasiyet de artıyor” diye konuştu.
Kolon kanserinde en önemli faktörün erken tanı olduğunu vurgulayan Dr. Serdar Kaçar, ekledi: “45 yaşından itibaren herkesin düzenli olarak kolonoskopi yaptırmasını öneriyorum. Polipler erken evrede saptandığında, basit işlemlerle hastalık oluşmadan önlenebilir. Eğer kanser tanısı erken konursa, laparoskopik cerrahiyle hem tedavi hem de iyileşme süreci çok daha konforlu geçer. Unutmayın; artık büyük kesiler değil, küçük kesiler hayat kurtarıyor.”