Güncelleme Tarihi:

- Yoğun iş temponda bu sohbeti gerçekleştirdiğimiz için çok teşekkürler. Aile şirketlerinde yetişen birçok insan için iş hayatı aynı zamanda bir kimlik yolculuğu oluyor. Sen de yılların yükselen grafiğine sahip güçlü bir şirketin başındasın. Kendi liderlik kimliğin nasıl oluştu?
GÜLFEM YORGANCILAR PERÇİN: Aile şirketinde büyümek, insana çok erken yaşta hem sorumluluk hem de aidiyet duygusu yüklüyor. Ailemiz içinde hep çalışmak vardı, babamızla birlikte yaşadığımız dönemde her akşam iş konuşulurdu, bizler böyle büyüdük.
Benim liderlik kimliğim de sahada, fabrikanın içinde, cam tozunun ve emeğin tam ortasında oluştu. Yıllar içinde şunu gördüm: İyi liderlik; ünvanla değil, zor günlerde elini taşın altına koyma cesaretiyle tanımlanıyor.
Bugün kendimi “öğrenen lider” olarak görüyorum. Aile değerlerimizi, profesyonel yönetişimle ve sürdürülebilirlik vizyonuyla birleştiren; hem çalışanları hem de yeni nesli ortak eden, kapsayıcı bir liderlik inşa etmeye çalıştık.
Ayrıca şirketlerin liderleri de geçici, önemli olan şirketimizin uzun yıllar yaşaması, biz abim, başkanımız Semavi Yorgancılar ile birlikte şirketimizi merkeze koyduk. Onun varlığını sürdürmesi ve gelecek nesillere sağlam temellerle devredilmesi için de elimizden geleni yapıyoruz.
ÜÇ BAŞLIKTA DÖNÜŞÜM
- Türkiye Aile İşletmeleri Derneği’nin (TAİDER) başına geçtiğin bu dönemde, Türkiye’de aile kavramının bugün en çok güçlendirilmesi gereken yönü sence nedir?
GÜLFEM YORGANCILAR PERÇİN: Ben Türkiye’nin en büyük gücünün aile yapısı olduğuna inanıyorum. Ülkemizde de şirketlerin yüzde 90’ı aile şirketi. Köklerimiz, geleneklerimiz, etik kodlarımız, dayanışma, sahiplenme, fedakarlık… Bunlar bizi zor zamanlarda ayakta tutan en güçlü tarafımız. Bence bugün yapmamız gereken, bu güçlü tarafı yeni dünyanın bize sunduğu dijitalleşme, teknolojik inovasyonlarla buluşturmak. Bu da üç başlıkta topladığım bir dönüşüm aslında:
- Birlikte düşünme ve birlikte yönetme kültürü: Aileyi sadece duygusal bir bağ değil, aynı zamanda birlikte karar alan, geleceğini birlikte planlayan bir ekip gibi görmek. Çocukların, gençlerin, kadınların, yaşça büyüklerin; yani herkesin fikrine değer verilen, katkı sunabildiği bir yapı…
- Kuşaklar arası köprü kurma: Genç neslin enerjisi ve yenilikçiliği ile önceki kuşakların deneyimini yan yana getirdiğimizde hem aile hem şirketler çok daha dayanıklı oluyor. Farklı bakış açılarını çatışma değil, zenginlik olarak görebilme yeteneğimizi güçlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.
- Topluma değen aile kültürü: Aileyi sadece kendi içindeki mutluluğu değil, aynı zamanda çevresine, çalışanlarına ve topluma katkısını da önemseyen bir yapı olarak düşünmek… TAİDER’de biz, ailelerin bu sosyal etki tarafını da destekleyen bir yaklaşım geliştirmeye çalışıyoruz.
Özetle; Türkiye’de aile kavramını “sorun çözelim” diye değil, var olan gücü bir üst seviyeye taşıyalım diye ele almak gerektiğine inanıyorum. TAİDER’deki bütün çabamız da bu güçlü aile kültürünü, nesiller boyu sürdürülebilir bir avantaja dönüştürmek.
KIRILGANLIĞIMI GİZLEMEK YERİNE İNSANİ BİR GÜÇ OLARAK SAHİPLENMEYİ SEÇİYORUM
- Bir kadın olarak iş dünyasında yıllardır önemli bir sorumluluk taşıyorsun. Sence kadın liderliğinin en büyük avantajı ne, en görünmez yükü ne?
GÜLFEM YORGANCILAR PERÇİN: Kadın liderliğinin en büyük avantajı; ilişkileri, rakamları ve riski aynı anda görebilen bütünsel bakış açısı. Empatiyle dinlerken, masanın üzerindeki dosyayı da çok sıkı takip edebilme becerisini önemsiyorum.
Görünmeyen yük ise “her rolde kusursuz olma” baskısı. Evde, işte, toplumda… Hep çok iyi, çok kontrollü, çok dayanıklı olmanız bekleniyor. Bu da zaman zaman yıpratıcı olabiliyor.
Kendi adıma, hem kadın hem lider olarak kırılganlığımı gizlemek yerine, onu insani bir güç olarak sahiplenmeyi seçiyorum ve bunu her gün yeniden öğreniyorum.
- Aile şirketleri çoğu zaman duygular ile profesyonelliğin iç içe geçtiği yapılar. Bu ikisini yönetirken senin geliştirdiğin en temel prensip nedir?
GÜLFEM YORGANCILAR PERÇİN: Temel prensibim şu; kararlarda ilke ve veriyi, ilişkilerde kalbi merkeze koymak. Aile içi duyguların karara rehberlik etmesine izin verirsiniz ama karar mekanizmasını duygunun kendisine teslim etmezsiniz. Somut kriterler, şeffaf kurallar ve yazılı oyun planı olmadan aile şirketi yönetmek, dalgalı denizde pusulasız gitmek gibi.
Aile masasında konuşulanla, yönetim kurulu masasında konuşulanın çizgisini netleştirmek; sevgi ve saygıyı koruyup, işi kişiselleştirmemek bence hayat.
- Bir aile şirketinde nesiller arası devirler kırılgan dönemlerdir. Sence sağlıklı bir kuşak geçişi için hangi üç koşul mutlaka yerine getirilmiş olmalı?
GÜLFEM YORGANCILAR PERÇİN: Sağlıklı kuşak geçişini, sadece bir koltuğun devri değil, aslında sorumluluğun, değerlerin ve aile hikâyesinin paylaşılması olarak görüyorum. Bunun üç temel ayağı var ve bunlar birbirini tamamlıyor.
İlk olarak, ortak vizyon ve anlam gerekiyor. Ailenin ve şirketin şu sorularda buluşabilmesi çok önemli: “Bu şirket neden var?” ve “Nasıl bir gelecek hayal ediyoruz?”. Nesiller, sadece ortaklık yapısını değil, ortak amacı da paylaştığında, kuşak geçişi çok daha doğal ve yumuşak ilerliyor. Herkes, kendini aynı hikayenin farklı bir dönemini yazan karakter gibi hissediyor.
İkinci olarak, güçlü, şeffaf ve kurumsal bir yapı şart. Aileyi ve işi sağlıklı biçimde ayıran ama birbirinden koparmayan bir çerçeveden söz ediyorum. Yazılı bir aile anayasası, düzenli işleyen bir aile konseyi, şeffaf karar mekanizmalarına sahip bir yönetim kurulu, rol ve sorumlulukların net tanımlandığı sistemler… Bunlar olduğunda kuşak geçişi kişiler üzerinden değil, oturmuş bir düzen üzerinden ilerliyor ve herkes neyi, neden devrettiğini daha rahat görebiliyor.
Üçüncü olarak da hazırlanmış nesiller ve güven iklimi gerekiyor. Yeni kuşağın bu role eğitim, deneyim ve yetkinlik anlamında hazırlanması, farklı şirketlerde ve mümkünse yurtdışında tecrübe kazanmasına alan açılması çok kıymetli. Aynı şekilde önceki kuşağın da bir noktadan sonra daha çok rehberlik ve destek rolüne geçmeyi içselleştirmesi, gençlere güven duyduğunu hissettirmesi gerekiyor. Bu üç unsur bir araya geldiğinde, kuşak geçişi aile için bir kaygı konusu olmaktan çıkıp, bayrağın güvenle devredildiği ve herkesi büyüten bir yolculuğa dönüşüyor.
- İş kadınlığı kimliğinizin yanında artık “aile” temalı bir toplumsal misyonun da var. Türkiye Aile İşletmeleri Derneği’nde hayata geçirmek istediğin en öncelikli proje nedir ve bu proje senin için neden kişisel bir anlam taşıyor?
GÜLFEM YORGANCILAR PERÇİN: En öncelikli hedeflerimizden biri; Anadolu’daki aile işletmelerine ulaşan, ikinci ve üçüncü nesle odaklı kapsayıcı bir “Nesiller Boyu Sürdürülebilirlik ve Devir Programı”nı güçlendirmek ve Türkiye’de aile işletmelerinin referans noktası olmak.
Böylelikle hem şirketin sürdürülebilirlik boyutunu, hem de aile içi ilişkiler ve kuşak geçişi boyutunu birlikte ele almak istiyoruz.
TAİDER’in kuruluş felsefesi; ailede birlik, işletmelerde sürdürülebilirlik.
Eğer biz bu misyona katkıda bulunabilirsek ülke ekonomimize, ailelerimize, çocuklarımıza daha iyi bir dünya bırakacağız. TAİDER de bu ortam olduğu için çok kıymetli buluyorum.
- Kadının aile içindeki rolü değişiyor, iş hayatındaki rolü de güçleniyor. Sence Türkiye’de kadının güçlenmesi için önümüzdeki beş yılda en kritik kırılma nerede yaşanacak?
GÜLFEM YORGANCILAR PERÇİN: En kritik kırılma, “bakım emeğinin” sadece kadının sırtından inmesi ile yaşanacak.
Kreş, esnek çalışma, babalık izni, bakım sorumluluğunun aile içinde eşit paylaşılması… Bunlar gerçekleşmeden kadın istihdamındaki tüm hedefler eksik kalıyor.
İkinci önemli kırılma da, yönetim kurullarında ve üst düzey pozisyonlarda daha görünür ve etkin kadın liderler görmemizle olacak. Rol modeller çoğaldıkça, genç kadınların önündeki görünmez bariyerler de inceliyor. Türkiye’de kadın yönetim kurulu üye sayısı oranı %19,tabi ki çok düşük. Bu konuya odaklı stk larımız bu oranın artması için çalışıyorlar.
- Aile şirketleri içinde kadınların söz sahibi olması hala her yerde eşit değil. Kendi deneyiminden yola çıkarak, genç kadınlara bu yapılarda görünür olmak ve kalıcı bir etki yaratmak için ne önerirsin?
GÜLFEM YORGANCILAR PERÇİN: Öncelikle şunu söylemek isterim: “Aile üyesi” olmak bir avantaj değil, bir sorumluluk. Genç kadınlara üç somut önerim var:
Ve en önemlisi; sabırlı ama ısrarcı olun. Değişim, bir gecede değil, her gün attığınız küçük adımlarla geliyor.
- Liderlik çoğu zaman görünmeyen iç süreçlerden beslenir. En zorlu kararlarını alırken dayandığın kişisel değerler hangileri?
GÜLFEM YORGANCILAR PERÇİN: En zorlu kararlarda üç değere tutunurum:
- Adalet: Bir karar veriyorsam, orada herkes için makul bir adalet duygusu olmalı.
- Güven: Bugün zor bir karar alsam bile, yarın karşılıklı göz göze bakabileceğimiz bir güven zemini bırakmak isterim.
- Sevgi: Sevdiğim kişiyi kırmamak adına bazen hatalı kararlar verdiğim olur.
- Kurumsal dünyada başarı ile aile hayatı arasında hassas bir denge var. Sen bu dengeyi zaman içinde nasıl kurdun? Fedakârlıkların sana ne öğretti?
GÜLFEM YORGANCILAR PERÇİN: İtiraf etmeliyim; bu denge ilk günden kurulan bir şey değil, zamanla ve hatalarla öğrenilen bir süreç.
Çok yoğun çalıştığım dönemlerde kaçırdığım anlar, ertelediğim buluşmalar oldu. Bu fedakârlıkların bana öğrettiği en önemli şey şu; hayat gibi hiç kimse sonsuza kadar kalıcı değil; sistemleri kurup, sorumluluğu paylaşmayı öğrenmek zorundayız.
Bugün daha bilinçli tercihler yapıyorum; takvimime iş toplantısı kadar ailemi ve kendimi de yazıyorum. Bazen bir “evet” demek yerine “bu işi bir başkası yapabilir” diyebilmek, hem liderlik hem de insanlık sınavı aslında.
BU BİR SONUÇ DEĞİL, İYİ HAZIRLANMIŞ BİR BAŞLANGIÇ
- Türkiye’de aile politikaları, sosyal yapının geleceğini belirleyecek önemli bir alan. Sence devlet, STK’lar ve özel sektör arasında aileyi güçlendirmek için nasıl bir iş birliği modeli kurulmalı?
GÜLFEM YORGANCILAR PERÇİN: Bu iş birliğini, birbirini tamamlayan üç ayaklı bir ekosistem modeli olarak görüyorum. Devlet tarafında; aile dostu çalışma modellerini teşvik eden düzenlemeler, vergi avantajları ve sosyal politikalar büyük önem taşıyor. Çalışanların bakım sorumluluklarını gözeten, esnek çalışma, kreş imkânı gibi uygulamaları destekleyen bir çerçeve oluşturulduğunda, ailelerin üzerindeki görünmez yük önemli ölçüde hafifliyor.
Sivil toplum ayağında; TAİDER gibi kuruluşların iyi örnekleri görünür kılması, ailelere rehberlik etmesi, eğitim ve mentorluk programlarıyla hem kuşaklar arasında hem de aile ve iş dünyası arasında köprü kurması kritik. Ailelerin yalnız olmadığını, benzer süreçlerden geçmiş başka ailelerin deneyimlerinden faydalanabileceklerini göstermek büyük bir güç veriyor.
Özel sektör ise bu ekosistemin günlük hayata dokunan yüzü. Şirketlerin kendi insan kaynakları ve sürdürülebilirlik politikalarında aileyi gözeten, bakım emeğini tanıyan ve destekleyen uygulamalar geliştirmesi; çalışanı sadece “iş gücü” değil, aynı zamanda bir aile üyesi olarak da görmesi gerekiyor.
Tüm bunlar; veriyle ölçülen, şeffaf biçimde raporlanan ve yerelde pilot projelerle sürekli öğrenen ve iyileşen bir modelle bir araya geldiğinde, ortaya aileyi güçlendiren ve toplumsal etkisi kalıcı olan gerçek bir iş birliği yapısı çıkıyor.
- Son olarak… Yolculuğuna dışarıdan bakan biri için başarı çok net görünüyor. Ama sen kendi ömrünün bu dönemini nasıl tanımlarsın? Bu görev senin için bir sonuç mu, yoksa yeni bir başlangıç mı?
GÜLFEM YORGANCILAR PERÇİN: Ben bu dönemi “tam ortası” olarak tanımlıyorum. Hem bugüne kadar verdiğim emeğin, öğrenilmiş derslerin bir sonucu; hem de aile şirketleri ve sürdürülebilirlik alanında yeni bir meydan okumaya giriş bileti. TAİDER Başkanlığı ve Yorglass’taki görevlerim, benim için kişisel bir zirveden çok, bayrağı benden sonrakilere daha sağlam devredebilmek için bir sorumluluk alanı. O yüzden içimden geçen cümle şu: “Bu bir sonuç değil, iyi hazırlanmış bir başlangıç.”
İKİLİ SEÇENEKLERDEN BİRİNİ SEÇİN
- Yürüyüş / Koşu: Koşu değil ama tempolu yürüyüş, benim için iyi bir reset.
- Sıkılmak / Sabretmek: Sabretmek
- Susmak / Konuşmak: Susmak
- Dans Etmek / Oturmak: Dans etmek
- Klasik / Modern: Modern
- Dobra / Politik: Dobra
- Samimi / Mesafeli: Samimi
- Uykucu / Uykusuz: Uykucu
- Sakin / Heyecanlı: Sakin
- Kitap / Dergi: Kitap
- Doğa / Konfor: Doğa
- Kedi / Köpek: Köpek
- Güneş / Yağmur: Güneş
- Çay / Kahve: Kahve
- Et / Ot: Ot
- Disiplinli / Rahat: Disiplinli
- Unutur / Affetmez: Unutur
- Tatlı / Tuzlu: Tuzlu
- Çin Yemeği / İtalyan Yemeği: Çin yemeği
- Şarap / Rakı: Şarap
- Esprili / Ciddi: Esprili
KİMLİK
- Burcu: Kova.
- Okuduğu okullar: İzmir Özel Türk Koleji, Dokuz Eylül Üniversitesi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri.
- Bekar-aile: Aile şirketinin ikinci kuşak temsilcilerindenim; hayatımda aile kavramı, iş hayatımla neredeyse iç içe geçmiş durumda. Geniş ailemle birlikte, aileyi hem evde hem işte taşıyan biriyim. Evliyim, oğlum Hakan, Dilge ile evli; bir de kız torunum Derenim var.
- İlgi alanları: Çocukların eğitimi ve gelişimi, aile işletmelerinde sürdürülebilirlik ve kurumsal yönetişim odaklı sivil toplum çalışmaları, doğada zaman geçirmek, yeni yerler ve kültürler keşfetmek, iyi kitaplar ve iyi sohbet, iyi film.
- Senin için yüzde yüz tek gerçeklik nedir?: Değişim. Her şey değişiyor; önemli olan, değişirken değerlerinden kopmamak.
- Yüzde yüz olmak istediğin yer neresi?: Sözümle kalbimin, işimle değerlerimin yüzde yüz örtüştüğü yer.
- Yüzde yüz güvendiğin kişi?: Önce kendime güvenmek için çok çalışırım; sonra da aileme.
- Yüzde yüz bilmek istediğin şey?: Bugün yaptıklarımızın torunlarımızın yaşayacağı dünyaya tam olarak nasıl yansıdığını bilmek isterdim.
KİMSİN?
- Kimin beyninde olmak isterdin? -düşüncelerini merak ettiğin-: Mustafa Kemal Atatürk’ün; özellikle değişim ve dönüşüme bakışını içeriden anlamak isterdim.
- Kimin gözleriyle dünyayı görüp, algılamak isterdin?: Çocukların… Onların merakı ve yargısız bakışı, dünyayı bambaşka gösteriyor.
NOKTALI YERLERİ DOLDUR
- ….. çok iyi yaparım: İyi dinlerim.
- ….. hiç beceremem: Uzun süre hiçbir şey yapmadan öylece durmayı hiç beceremem.
- Çevrem beni ….. biri olarak tanımlar: Çevrem beni sözüne sadık, enerjisi yüksek ve çalışkan biri olarak tanımlar.
MANEVİ ANLAMDA YAŞAMDAN
- Kazandıklarım: İnsan ilişkileri, dostluklar, birlikte ürettiğimiz değer ve topluma bırakabildiğimiz iz.
- Yatırımlarım: En büyük yatırımım; aileme, gençlere ve çocuklara. Bir de gelecek nesillerin yaşayacağı dünyaya yaptığımız sürdürülebilirlik yatırımları.
SANA DAİR KISA KISA
- İş kadını olmasan ne olmak isterdin?: Öğretmen veya tam zamanlı sosyal girişimci olmak isterdim; gençlerle ve çocuklarla çalışan bir rolde kendimi çok hayal ediyorum.
- 40 yıl önceki haline döndün, ona ne öğüt verirdin?: Her şeyi aynı anda başarmak zorunda değilsin. Kendine zaman tanı, hata yapmaktan korkma. Başkalarını memnun etmeye çalışırken kendi sesini kısmak yerine, içinden geleni daha çok dinle. Cesur adımlar atmaktan çekinme; çoğu kapı sen çaldığın için açılacak.
- Hayat motton varsa nedir?: İnsan kazan, dünya zaten ardından gelir.
İLANDIR


