Güncelleme Tarihi:

SOSYAL BİR İNSANIM
- Sahnedeki Coşkun Sabah’ı çok iyi biliyoruz. Peki sahneden indikten sonraki hayatı nasıl? O disiplin hala devam ediyor mu?
COŞKUN SABAH: Tabii ki devam ediyor. Bir insanın biyolojik durumu 24 saat içinde bile değişebiliyor. Sahnemin olduğu günlerde, öğleden sonradan itibaren kendimi psikolojik olarak sahneye hazırlarım. Hatta bir gece önceden, eğer ufak da olsa bir uyku eksikliği varsa mutlaka onu kapatırım. Benim için uyku çok kritik. Minimum 6 saat, normalde ise 7.5 saat uyurum. Mesela 5 saat 50 dakika uyuyup o 10 dakikayı almazsam, bütün gün akşama kadar ruh gibi dolaşırım. 5 saat 55 dakika olsun, o 5 dakika bile beni mahveder. O yüzden mutlaka sahne öncesi dinlenir, uykumu tamamlar ve öyle sahneye çıkarım.
- Peki sahne yoksa, normal bir gününüz nasıl geçiyor?
COŞKUN SABAH: Ben arkadaş canlısı, sosyal bir insanım. Anti-aging konusunda da kulağım deliktir. Anti-agingin yüzde 15’inin -ki bu bilimsel olarak da kanıtlanmış-, sosyal hayat olduğunu biliyoruz. Eşle, dostla, sohbetle, kahkahayla geçirilen zaman çok önemli. Arkadaşlarla birlikteyken alkol konusunda da çok dikkatliyim. Asla bir kadehten fazla içmem; o da çok nadirdir.
- Eski dostlarınızla hala görüşüyor musunuz yoksa zamanla çevre değişiyor mu?
COŞKUN SABAH: Eski ve yeni dostlar karışık. Müzik dünyasından çok değerli dostlar edindim. Konserlerime üç-beş kez gelen insanlar oluyor. O görüntü beynime kazınıyor. Tanıdık, meşhur bir isim de olabilir; yeni tanıştığım biri de… Sıcak bir diyalog oluşursa ve karşımdaki kişi benim “kalite barajımı” geçerse, telefon alışverişi olur. Bugün günlük hayatıma bu şekilde dost olarak dahil olmuş en az altı-sekiz kişi sayabilirim.
RADARLARIM ÇOK İYİ ÇALIŞIR
- “Baraj” dediniz… Bu biraz insan sarraflığı gibi geliyor. Bu baraj nedir?
COŞKUN SABAH: Kültürel seviyeden bahsediyorum. Kimseyi hakir görmem; bu benim terbiyeme de mantığıma da aykırı. Ama herkesin bir kültürel seviyesi vardır. Bir akşam dostlarımla dışarı çıkacaksam, aynı kültür seviyesinde olmalarını isterim. Çünkü konular, sohbetler ona göre şekillenir. İnsanlar kendi kültür seviyelerine yakın kişilerle birlikteyken daha mutlu olurlar.
- Karşılıklı beslenme de oluyor aslında…
COŞKUN SABAH: Kesinlikle. Birikimleri ortak, anlatılanı anlayan insanlar olması çok önemli. İnsanlar kendilerini her halükarda ele verir. Giyim kuşamdan, iki dakikalık bir konuşmada seçilen kelimelerden, vücut dilinden… Ben o şablonu hemen çıkarırım. Bana yakınsa diyalog kurarım. Mesela Onur Kahvecioğlu İstanbul’dan konserim için İzmir’e geldi. 20 yıl önce, Caddebostan’daki BizBize Fasıl’a sık sık gelirdi. Ben sahnedeyken masalardaki hal ve tavırları da çok iyi gözlemlerim.
- Sahnedeyken her şeyi görebiliyor musunuz gerçekten?
COŞKUN SABAH: Evet. 300 kişilik bir salon olsun, hepsini görürüm. Radarlarım çok iyi çalışır.
BESTECİ ZEKİDİR
- Antenleri çok açık, özel bir sanatçısınız. Peki sizi “Coşkun Sabah”ın şarkılarını, bestelerini bu kadar özel kılan nedir? Eserlerin matematiğini iyi yapmak mı, halkı, dinleyicisini iyi tanımak mı, duyguları yoğun yaşamak mı?
COŞKUN SABAH: Çok teşekkürler, sorunun içinde çok doluluk var. Bir şarkı nasıl yapılır? Birkaç temel unsur var. Birincisi, Allah vergisi bestecilik yeteneği. Müzisyen olmak ayrı, besteci olmak ayrı bir şey. Çok iyi enstrüman çalan, virtüöz olan ama beste yapamayan insanlar vardır. İkincisi zeka. Ben her mesleğin zekisine hayranım. Bir restoranda, garson zeki ise o gece güzel geçer. Ama aptal bir garsona denk geldiysen, o gece yanmıştır. Rahmetli Alaaddin Yavaşça da der ki: “Besteci zekidir.” Ben bunu yıllardır söylüyorum. Bir de dinleyiciyi, Türk halkını çok iyi tanıman gerekir. Türkiye’de sosyal, kültürel ve ekonomik katmanlar var. Ben beste yaparken şöyle düşünürüm: “Öyle bir şarkı yapayım ki her katmana hitap etsin.” Mesela Hatıram Olsun. Bu şarkıyı garson da sever, iş adamı da, holding sahibi de, üniversite hocası da, ilkokul öğretmeni de… İşte o zaman o şarkı Türkiye’nin şarkısı olur.
- Peki her şarkıyı çıkarmamak ticari bir risk mi?
COŞKUN SABAH: Tabii ki. Herkese hitap etmeyecek şarkıyı piyasaya sürmek risklidir.
- Burada çok güçlü bir ticari akıl da görüyorum. Duygularınızı nasıl yaşıyorsunuz?
COŞKUN SABAH: Ruh dünyası çok önemli. Bana “kişiye özel şarkı yaptın mı” diye sordular, düşündüm… İki tane yapmışım. Biri eski eşim Ceyda’ya, “Bize Nazar Değmesin.” Diğeri 1988 yılında yaptığım “Bu Sefer Bambaşka.” O da özellikle istemişti.
- Kimdi acaba? Besteci için her şey bir vesile gibi…
COŞKUN SABAH: Kesinlikle. Ay Işığı Sonatı’nı düşünün. Besteci ay ışığına bakarken hissettiklerini notaya dökmüş. Besteci melodi mimarıdır.
KADİM KÜLTÜR SÜRYANİLİK
- Çocukluğunuz ve kökleriniz… Çok merak ettiğim ve bir etnik grup olarak azınlık kalan Süryani olmanız, hayatınızı nasıl etkiledi?
COŞKUN SABAH: Azınlıkların yüzde 50’sinde asimilasyon yaşanır. Ama ben hiçbir zaman din olayını körü körüne yaşamadım. Süryanilik Avrupa’da kadim din olarak kabul edilir. Avrupa'da Süryanilik kadim bir din olarak ele alınır. Hatta 60’lı yıllarda İsveç, Türkiye'deki Süryanileri Stockholm'de Sedatorya diye bir mahalle var, 40 bin Süryani yaşıyor. Kadim din olduğunda Avrupa sorgusuz sualsiz hemen vizeyi veriyor. İsveç'te Stockholm'de konsere gitmiştim. Gazeteciler röportaj yapmak istedi: “Türkiye'de bir Süryani olmanın handikapını, ezilmişliğini yaşadınız mı, hakarete uğradınız mı?” Ben iki kelimeyle o olayı kapattım: “Ben bu kimliğim ile 99 yılında tüm zamanların rekoru olan 3 milyonluk kaset sattım, herhalde anlamışsınızdır!” dedim. Sanırım bu her şeyi anlatıyor.
- O satış rekoru hala aşılamadı değil mi?
COŞKUN SABAH: Hayır. Türkiye’de kaset döneminde en çok satan albüm hala bana ait.
- Hiç ‘yeter’ dediğiniz, düştüğünüz dönemler oldu mu?
COŞKUN SABAH: Oldu. İki dönem bilinçli olarak kendimi geri çektim. Birincisi, Ceyda ile evlendiğim dönemdi. “Bir yıl çalışmayacağım, dünyayı gezeceğiz” dedim ve sözümü tuttum. İkincisi ise 90’lı yıllarda yaşadığım plak şirketi krizi. Piyasam bilinçli olarak sabote edildi. O dönemde üç yıl hiçbir şey yapmadım.
GÜÇLÜ BİR İNSANIM
- Sonra nasıl ayağa kalktınız?
COŞKUN SABAH: Yapı olarak çok güçlü bir insanım. İyi kazandığım bir geçmişim vardı, sosyal bir insanım. Motivasyonumu kaybetmedim. Sanatçı camiası genelde evine kapanır; ben her gün sokaktaydım. İzmir’e de çok sık gelirim. İzmir benim sevdamdır.
- Meslek hayatınızda eminim birçok iftiraya, yaftalmaya maruz kalmıssınızdır ama her zaman kendinizi çok doğru ve objektif bir şekilde ifade ederek durumu anlatıyor, netliğe kavuşturuyorsunuz… Bu yönünüzü çok takdir ediyorum
COŞKUN SABAH: Bu benim olmazsa olmazım. Zeka, aile terbiyesi ve doğallık. Sahnedeyken de hayatta nasılsam oyum. Ama artık her şeyi söylemiyorum. Malzeme vermiyorum. Ne konuşacağımı bilirim ama tabii ki çok kazıklar yiye yiye bu hale geldik! İşin özü şu: Bir şeyi konuşacaksan öyle bir konuşacaksın ki hiç kimse bunu evirip çeviremeyecek, bütün yollarını tıklayacaksın. Mesela isim vermeyeyim bazı sanatçılara halk sinir oluyor. Halk hepsinde de haklı! O isim gerçekten de adam değil! Ben tanıyorum ama halk tanımıyor, buna rağmen o ekrandaki en ufacık bir beden hareketi, sarf edilen en ufacık bir kelime kendini ele veriyor çünkü bir kelime, bir mimik her şeyi ele verebilir.
- Peki genç kalmanın sırrına gelelim? Anti-aging ile ilgili misiniz?
COŞKUN SABAH: 40’lı yaşlarımda başladım. Yaşlanmanın temelinde hücre ölümü var. Vücudu alkali tutmak çok önemli. Alkol almam, sigara içmem, uykuma çok dikkat ederim. Yurt dışından aldığımız, hücre yapısını koruyan özel takviyeler de var.
AŞKTA DEJENERASYON
- Sohbeti Sevgililer Günü’ne bağlayalım. Aşka bakışınız değişti mi?
COŞKUN SABAH: Aşk da dejenerasyona uğradı. 70’ler, 80’ler daha saf, daha dürüst dönemlerdi. Çok iyi hatırlıyorum, 19 yaşındaydım, Rengin diye bir kıza aşıktım. Pastaneye giderdik, krem karamel yerdik, eve giderken elini tutardım. Hepsi buydu. 90'lı yıllardan sonra internetin başlamasıyla kademe kademe yozlaşma başladı. Artık her şey ayaklar altında. Müstehcenlikten tutun, müptezelliğe her şey var. Bu bir dejenerasyona yol açtı, karakterlerimizi bozdu. İnsan kalitesi gittikçe dibe vurdu… Aşk da bundan nasibini aldı
- Şu an aşık olabiliyor musunuz?
COŞKUN SABAH: Besteci insan tutkuludur. Bugünün şartlarında bile romantizmi en üst seviyede yaşıyorum. Evet, iddialı gelecek ama ben mükemmel bir partnerim.
- Evet epey iddialı oldu... Peki bir kadın ne ister?
COŞKUN SABAH: Dürüstlük, açıklık, kültür, sohbet… Adamlığı ister.
SOHBETTEN İZLENİMLERİM
- Disiplinin, yetenekten daha uzun ömürlü olduğunu hatırlatan bir sanatçı.
- Sahnedeki romantizmin arkasında ciddi bir zihinsel ve fiziksel hazırlık var.
- Egosuz.
- Popüler olmanın değil, kalıcı olmanın peşinde.
- Duyguyu yüksek yaşayan ama kontrol etmeyi bilen biri.
- Sanatı “iş” değil, sorumluluk olarak görüyor.
- Trendlerin değil, kendi çizgisinin sanatçısı.
İLANDIR






