Güncelleme Tarihi:

Okullarda yaşanan şiddet olayları ve çocuklarda artan şiddet eğilimini değerlendiren Klinik Psikolog Bikem Zeynep Yazıcı, şiddetin anlık bir tepki değil, zaman içinde şekillenen ve birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan bir süreç olduğunu belirtti. Bu noktada çözüm için yapılması gerekenleri dile getiren Yazıcı, ailelerin, öğretmenlerin, psikolojik danışmanların ve gerektiğinde ruh sağlığı uzmanlarının iş birliği içerisinde olmaları gerektiğini vurguladı. Yazıcı, özetle şunları söyledi:
FAKTÖRLER TÜMÜYLE ELE ALINMALI
“Son dönemde ülkemizde meydana gelen, hepimizi derinden etkileyen olaylar sonucunda aklımızda tek bir soru ortaya çıkıyor; ‘Bir çocuk neden şiddet davranışı gösterir?’ Belki de asıl aklımıza gelmesi gereken soru; ‘Çocuğu şiddet davranışı göstermeye iten faktörler nelerdir?’ Dolayısıyla bahsedilen davranış, tek bir nedene bağlanmamalıdır. Çok sayıda risk faktörlerinin etkileşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir süreçtir. Bundan dolayı şiddetin bir anda ortaya çıkmadığını, zamanla gelişen bir süreç olduğunu söylemek mümkün olacaktır. Çocuğu şiddet davranışına yönlendiren sosyolojik, psikolojik ve biyolojik faktörlerin tümüyle ele alınması gerekir. Çocukların gözlemleyerek öğrenmesi aile içinde başlamaktadır. Problemle karşılaşan çocuk, problem ile baş edebilmeyi aileden gözlemlediği yöntemi kullanarak yapar. Aile içerisinde problemler kontrol edilemeyen öfke ile çözümleniyorsa veya cezalandırma yöntemi fiziksel şiddet içeriyorsa çocuk bu eylemi içselleştirebilir. Bahsedilen bu senaryoda şiddet eylemi çocuk için bir baş etme yolu veya iletişim şekli haline gelebilir.
ÇOCUK TOPLUMUN AYNASIDIR
Öte yandan teknolojinin ilerlemesine büyük-küçük demeden hepimiz uyum sağladık. Dijital dünyanın gelişmesiyle çocukların çevrim içi oyunlara yönelimi arttı. İç denetimin olmadığı çevrim içi oyunlar, çocukların bilişsel süreçlerini olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Şiddet davranışı, oyunlarda bir araç olarak kullanıldığından dolayı gerçek dünyada başarıya ulaşmak isteyen çocuk bu davranışı gösterebilmektedir. Olumsuz davranış biyolojik ve genetik faktörlerden de etkilenmektedir. Çocuğun nörogelişimsel problemi veya psikolojik yatkınlığı varsa, dışarıdan gelen uyarıcıya agresif tutumla yaklaşabilmektedir. Bu faktörlerin anlaşılması durumunda uzman değerlendirmesi ve destekleyici tedaviler gelecek adına önemli koruyucu faktörler olacaktır. Ailelerin, öğretmenlerin, psikolojik danışmanların hep birlikte iş birliği halinde olmasıyla birlikte çocukta gözlemlenen farklı davranışların, duyguların veya düşüncelerin olduğu durumlarda ruh sağlığı uzmanlarının da iş birliğine dahil edilmesi önemli olacaktır. Unutmayalım ki, çocuk toplumun aynasıdır. Davranış problemi olan bir çocuğun fark edilmesi ve müdahale edilmesi hepimizin sorumluluğudur.”
