Dört nala mutluluk... At konuşur çocuk hisseder

Güncelleme Tarihi:

Dört nala mutluluk... At konuşur çocuk hisseder
Oluşturulma Tarihi: Eylül 20, 2025 14:08

Altındağ Belediyesi iş birliğiyle Altınköy’de açılan Altındağ Binicilik Kulübü’nde eğitimin yanı sıra hippoterapi uygulamaları da yapılıyor. Özel Sporcu Eğitmeni Didem Şaşmaz, “Hippoterapi güvenle başlar. Anneden, babadan önce atının adını söylemeye başlayan çocuklarımız var. Atla bir ‘konuşma balonu’ kurarsınız adeta. At çocuğu hisseder, çocuk da atı hisseder. Çocuğun ata verdiği tepki ile sizin ata verdiğiniz tepki birbirinden çok farklıdır” diyor.

Haberin Devamı

Altındağ Belediyesi’nin destekleriyle Altınköy Açık Hava Müzesi’nde 2.5 ay önce hayata geçirilen Altındağ Binicilik Kulübü, sadece ata binmeyi öğretmekle kalmıyor; aynı zamanda Türkiye’de henüz çok bilinmeyen hippoterapi (atla terapi) uygulamalarına da ev sahipliği yapıyor. 11 atın ve 3 manejin bulunduğu kulüpte atla terapi almak isteyen bireylerle de birebir olarak çalışılıyor. Hippoterapinin sadece özel gereksinimli çocuklara yönelik olmadığını vurgulayan Binicilik ve Özel Sporcu Eğitmeni Didem Şaşmaz, “Bu çalışmalardan yas süreci yaşayanlar, güven problemi olanlar, dikkat eksikliği yaşayanlar da faydalanabilir. Hatta yurt dışında atlar, hastanelere ve bakım evlerine bile götürülüyor. Atın ısısı, tüyü, yürüyüşü başlı başına bir terapi” dedi. Binicilik Eğitmeni Sertaç Sevinç ve Özel Sporcu Eğitmeni Didem Şaşmaz, kulüpte gerçekleştirilen çalışmaları ve hippoterapinin faydalarını Hürriyet Ankara’ya anlattı.

Haberin Devamı

Dört nala mutluluk... At konuşur çocuk hisseder

FRANSA KONSEPTİYLE EĞLENCELİ SİSTEM

Dört nala mutluluk... At konuşur çocuk hisseder

Binicilik Eğitmeni Sertaç Sevinç: “Altındağ Binicilik, henüz 2.5 aylık geçmişi olan ve Altındağ Belediyesi ile birlikte oluşturduğumuz bir kulüp. Burası yeni olsa da yaklaşık 10 yıllık bir geçmişe sahibiz. Genellikle Fransa Binicilik Federasyonu’nun konseptlerini kullanıyoruz, onların geliştirdiği sistemleri uyarlamaya çalışıyoruz ve bu şekilde kulübü daha ileriye taşımayı hedefliyoruz. Kulübümüzde 11 atımız var. Pazartesi hariç her gün açığız; saat 10.00 ile 18.30 arasında hizmet veriyoruz. Her yaş grubuna hitap ediyoruz. 3-6 yaş grubuna ‘equifun’ dediğimiz, atla eğlenceli bir eğitim sistemi uyguluyoruz. Bu da Fransa Binicilik Federasyonu’nun kullandığı bir sistem. Temel binicilik eğitimleri de veriyoruz. Aynı zamanda ata binmeyenler veya at fobisi olanlar için de programlarımız var. Kulübümüzde 3 manejimiz var; 2 açık, 1 kapalı manej olmak üzere. Bu sayede her türlü hava koşulunda ata binebiliyoruz. Biniciliği yaz sporu olarak ayırmak doğru değil; dört mevsim yapılan bir spor. Kulüpte binicilik eğitimleri ortalama 30 dakika sürüyor; ilerleyen aşamalarda bu süre 45 dakikaya kadar çıkabiliyor. Her ne kadar atın üstünde yorulmuyormuş gibi görünseniz de binicilik sırasında 10 farklı kas sistemi çalışır. Böbrek üstü bezlerinden, sırt ve omuz kaslarına, kardiyovasküler sisteme kadar pek çok bölge çalışır. Atın üstünden indikten sonra bile vücut yağ yakmaya devam eder. Ayrıca ata bindiğinizde mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin salgılanır. Binicilik aslında ‘lifetime’ bir spordur; yani hayat boyu öğrenilen, sürekli pratik yapmanız gereken bir spor. Haftalık planlar yapıyoruz, genellikle haftada bir ya da iki ders öneriyoruz. Binicilikte aşamalar var, ‘Ben oldum, bu işi öğrendim’ dediğiniz an aslında en tehlikeli andır. Çünkü yanlış öğrendiğiniz bir şey, hep öyle devam eder. Bu yüzden başlangıçtan sonuna kadar bir antrenörle çalışmak çok önemli.”

Haberin Devamı

HERKES HİPPOTERAPİDEN YARARLANABİLİR

Dört nala mutluluk... At konuşur çocuk hisseder

Özel Sporcu Eğitmeni Didem Şaşmaz: “Uzun yıllardır eğitmenlik yapıyorum. Bunca yılın sonunda hippoterapiyi binicilikle birleştirmeye karar verdim. Yunanca at anlamına gelen ‘hippos’ kelimesinden türetilen hippoterapi, atlarla yapılan aktiviteleri ve egzersizleri içeren bir tedavi şeklidir. Tıbbın babası Hipokrat, ‘Tıp tedavi eder ama doğa iyileştirir’ demiştir. Biz de bunun üzerinden gidiyoruz. Hippoterapinin tarihine baktığınızda kökeni çok eskilere Hipokrat dönemine dayanıyor. Sadece binicilikle ilgili değil, aynı zamanda tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olarak geçiyor. Hippoterapi tek başına mucizeler yaratmaz ama alınan diğer terapi türlerini tamamlar. Çünkü bir odada, kapalı bir alanda tek bir hedefle çalışan bir çocuğu ya da genci, öğrendiklerini kendi başına uygulayabileceği bir alana çıkarıyorsunuz ve orada eşlikçisi at oluyor. Kendi gibi konuşamayan bir eşlikçisi oluyor, duygusunu ifade edemeyen bir eşlikçisi oluyor. Çocuk öncelikle kendini yalnız hissetmiyor. Çünkü etrafında herkes ona ne yapması gerektiğini söylüyor ama bir bakıyor ki at yanında, iyi bir eşlikçi. Atın ısısı, tüyüne dokunduğunda verdiği his, üç boyutlu yürüyüşü... Hepsi başlı başına bir mucize. At sağa, sola, öne, arkaya gittiğinde çocuğun vücudu çalışıyor. Bu da hedeflediğimiz şeyi çok daha kısa sürede gerçekleştirmemizi sağlıyor. Zaman zaman çok hızlı geri dönüşler alabiliyoruz. Öte yandan hippoterapiyi sadece özel gereksinimli çocuklarımız için kullanmıyoruz ihtiyacı olan herkes bu yöntemden yararlanabilir. Bu çalışmalardan yas süreci yaşayanlar, güven problemi olanlar, dikkat eksikliği yaşayanlar da faydalanabilir. Hatta yurt dışında atlar hastanelere ve bakım evlerine bile götürülüyor. Atın ısısı, tüyü, yürüyüşü başlı başına bir terapi. Öte yandan, binicilikle hippoterapi birbirinden farklı şeyler. Kişiyi, atın üzerine bindirip bir iki tur attırmak hippoterapi değildir. Hippoterapi güvenle başlar. Anneden, babadan önce atının adını söylemeye başlayan çocuklarımız var. Atla bir ‘konuşma balonu’ kurarsınız adeta. At çocuğu hisseder, çocuk da atı hisseder. Çocuğun ata verdiği tepki ile sizin ata verdiğiniz tepki birbirinden çok farklıdır.”

Haberin Devamı

Dört nala mutluluk... At konuşur çocuk hisseder

Dört nala mutluluk... At konuşur çocuk hisseder

Dört nala mutluluk... At konuşur çocuk hisseder

Ekin Hazal DOĞRUYUSEVER yazdı...

BAKMADAN GEÇME!