Güncelleme Tarihi:

Başkent Ankara’da yaşayan ve doğuştan serebral palsi (beyin felci) hastalığı nedeniyle el ve ayaklarını kullanamayan Oğuz Mucurluoğlu (53) bitirdiği 4 üniversite sonrası dişlerinin arasına sıkıştırdığı kalemle 6 kitap yazdı. Şu anda 7’nci kitabını kaleme alan Mucurluoğlu aynı zamanda yaşam koçu eğitimleri de aldı. Adeta hayata diş geçiren Mucurluoğlu, şimdilerde evinin yol güzergâhında bulunan bir otelin kapılarını kendisine açmasıyla birlikte çarşamba ve perşembe günleri insanlarla buluşuyor. Annesine olan minnetini esin kaynağı yaparak hem kendini hem çevresini dönüştüren Mucurluoğlu, yaşam öyküsünü ve çalışmalarını Hürriyet Ankara’ya anlattı:
BEN BİR HAMURDUM ANNEM ŞEKİLLENDİRDİ
“Doğuştan geçirdiğim serebral palsi sonrası el ve ayaklarımı hiç kullanamadım. Fakat hiçbir şey bana engel değildi 4 üniversite bitirdim, gazetecilik bölümünde yüksek lisansımı tamamladım, 20’ye yakın sertifika aldım. Dişlerimin arasına sıkıştırdığım kalemle 6 kitap yazdım. 7’ncisi ise yolda. Hayattaki en büyük destekçim annem oldu. Hep söylerim, ben bir hamurdum annem beni şekillendirdi dolayısıyla şekillendirdikten sonra sunumu bana ait oldu. Ben de o şekillendirdiği yapıyı etrafa sunuyorum. Mezun olduğum üniversite bölümlerinden biri de felsefeydi, dolayısıyla her zaman farklı bakış açıları üretmeyi denedim. Zaten arkadaşlarımla konuşurken ve yazarlığımın ilk dönemlerinde iletişim kurduğum okurlarla hep bunu yansıtırdım. Olumsuz düşünceleri olan arkadaşlarım düşüncelerini benimle paylaşırken birden farklı baktıklarını, gördüklerini fark ettim yani hayata döndürdüğüm arkadaşlarım oldu. Tamamen bunları bilinçsizce ve refleksle yapıyordum. Daha sonra bunun eğitimini alayım dedim ve teknik anlamda bilmem gereken şeyler olduğunu düşündüm. İstanbul Üniversitesi Enstitüsü’nden yaşam koçluğu eğitimi aldım.
ONLARA YOLDAŞLIK ETMEK İSTİYORDUM
Yaşam koçluğumu verdiğim ve danışanlarımla buluştuğum İbis Styles Ankara Otel ve ekibiyle de ilginç bir tanışma öyküm oldu. Ben genelde inşaat halinde, restore edilmek üzere olan binaları güzergâhım üzerinde takip ederim. Belli bir aşamaya gelince de içeri girip ‘engelli bireyleri düşünüyor musunuz’ derim. Binaların erişilebilirliğini kontrol ederim. İbis Styles Ankara oteliyle de böyle tanıştım ve erişilebilir olması çok hoşuma gitti. Yavuz ve Murat Bey sayesinde otelde danışanlarımla buluşuyorum. İnsanlara beni gördüklerinde veya tanıdıklarında ‘her şeye rağmen böyleyse biz neyiz, neden böyle düşünüyoruz’ dedirtebilmek adına böyle bir şeye başladım. Otel içinde danışanlarla bir araya geliyoruz artı otel çalışanlarıyla da kurum içi farkındalık-motive eğitimi de vermeyi düşünüyoruz. Yaşam koçluğu yapacağım derken aslında ben o insanlarla arkadaş, dost olmak istiyordum. Onlara yoldaşlık etmek istiyordum beni belki diğer yaşam koçlarından ayıran özellik bu olacak, bir dost edinmek. Yaşam koçu olarak, tanışma günleri belirledim. Çarşamba ve perşembe günleri 14.00 ila 16.00 arası İbis Styles Ankara otelinde olacağım. Tanıştıktan sonra seans almak isteyenlerle gün belirleyeceğiz.
FELSEFEM KEŞKE DEMEMEK ÜZERİNE KURULU
İnsanlar soyutlaşmış bir hayatı sıkıntılardan kurtulduklarını zannederek tercih etmesinler çünkü soyutlaşmış bir yaşam yalnız bir yaşamdır. Bu yalnız yaşam beynin işlevini değiştirir çünkü beyin itaatkâr bir köledir. Yani siz acı çekmek istiyorum dediğiniz an beyin bunu şöyle anlar ‘benim sahibim acı çekmek istiyor onu mutlu etmek için acı çekmem gerekiyor’ der. Beyin böyledir, ama ‘mutlu olmak istiyorum, yaşamdan zevk almak istiyorum’ deyip kendilerine bunu empoze ederlerse beyin der ki ‘şu anda benim efendim bunu istiyor ve gerçekleştirmem lazım.’ Hayat farklı bakış açısına ihtiyaç duyan bir yapıdadır sıkıntı gördüğünüz bir şeyin, sıkıntı olmadığını görebilmek ya da gelen sıkıntının ardından çok güzel bir şey olabileceğini düşünmek bu konuda bizleri rahatlatacaktır. Hayat felsefem keşke dememek üzerine kurulu. Örneğin, ayağım kırıldı ve hastaneye yattım demek ki hastane ortamında yaşamam, görmem, öğrenmem gereken bir şey vardır. Olumsuzluklara sarılmak yerine daha pozitif güçlere yönelmenin doğru olduğunu düşünüyorum.”
İNSANLARA DOKUNMA SERÜVENİ BİR KAR TOPU GİBİ BÜYÜYECEK

Yavuz Kitiş
İbis Styles Ankara Genel Müdürü Yavuz Kitiş ise Mucurluoğlu’yla tesadüfi bir şekilde başlayan karşılaşmalarının adeta bir dostluğa dönüştüğünü belirterek “Oğuz Bey’le tanışmamız bir rastlantıya dayanıyor esasında. Oğuz Bey, gün içerisinde otelimizin bulunduğu güzergâhı kullanıyor. Yol üzerinde karşılaştık ve aramızda bir sohbet başladı. Sevgili yazarımız ve yaşam koçumuz otelimizin çalışanlarına da güç ve moral oluyor. Danışanlarla birlikte Oğuz Bey’in insanlara dokunma serüveninin adeta bir kar topu gibi büyüyeceğini düşünüyorum. Biz her zaman burası Oğuz Bey’in oteli diyoruz, kendisine her zaman desteğiz” ifadelerini kullandı.


