Birbirimizden öğrenecek çok şeyimiz var

Güncelleme Tarihi:

Birbirimizden öğrenecek çok şeyimiz var
Oluşturulma Tarihi: Nisan 28, 2020 01:42

‘Hem kapsam, hem hız açısından benzeri görülmemiş bir krizle karşı karşıyayız. Tüm dünyayı ve ülkeleri etkiledi. Birbirimizden öğrenecek çok şeyimiz var. Bazı ülkelerin uygulayıp başarılı olduğu şeylerden ders almalıyız, öğrenmeliyiz.’

Haberin Devamı

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger... Mart ayı ortasında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yaptığı Brüksel ziyareti sırasında Belçika’daydı. Sonrasında ise koronavirüs salgını nedeniyle uçuşlar iptal edilince, Ankara’ya dönüş yapamadı. Karantina günlerini Belçika’nın başkenti Brüksel’de geçiren Christian Berger’le ‘online röportaj’ yaptık. “Ankara’daki insanları özledim” diyen Berger, koronavirüs salgınıyla ilgili ise şu mesajı verdi: “Bu dönemde yaşadıklarımızdan dersler çıkarmamız gerekiyor. Bunlardan bir tanesi birlikte hareket etmek. Avrupa Birliği ya da uluslararası toplum. Ne zaman birlikte hareket ediyoruz, o zaman daha güçlüyüz.”

Birbirimizden öğrenecek çok şeyimiz var

Haberin Devamı

* Belçika’ya ne zaman gitmiştiniz?

Mart ortasında... Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Brüksel ziyareti sırasında buradaydım. Sonrasında Ankara’ya dönmek istedim ancak tüm uçuşlar iptal edildiği için burada kaldım. Brüksel’deyim, uçuşların tekrar başlamasını bekliyorum.

* Nasıl çalışıyorsunuz?

İlk başta bundan çok hoşlanmamıştım ama sonuçta evden çalışmak, evden çalışmaktadır. Ankara’daki ya da Brüksel’deki evimde olmanın bir farkı yok. Telefon ve video konferans yoluyla çalışıyoruz.

* Peki Brüksel’de çalışma hayatı ne durumda?

Brüksel’de komisyon, konsey... Herkes evinden çalışıyor. Dolayısıyla burada da ofise gitmiyorum. Zaten gitmeye izin de yok. Yani neredeyseniz oradan bağlanıp teknoloji aracılığıyla iletişim kurabiliyorsunuz.

* Zorlukları var mı?

Eğer başkalarıyla bir araya gelmek işinizin en önemli bir kısmıysa bu süreç daha zor. Çünkü şimdi sadece bu küçük telefon ya da bilgisayar ekranları aracılığıyla bir araya geliyorsunuz. Hiçbir şekilde birlikte oturup, çay kahve içme fırsatınız olmuyor.

Birbirimizden öğrenecek çok şeyimiz var


TÜRKİYE-AVRUPA ARASINDA BİLGİ ALIŞVERİŞİ SÜRÜYOR

Haberin Devamı

Büyükelçi olarak süreç nasıl gidiyor? Mesela öncelikleriniz değişti mi? Salgına karşı korunma önlemlerinin Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerden daha belirgin olduğunu söyleyebilir misiniz?

‘Daha önemli oldu’ diyemem ama tabii ki önemli. Özellikle böylesi büyük bir yapının başında olduğunuzda çok insana karşı sorumluluğunuz var. Böyle bir krizde de belli tedbirler aldık. Çalışanlarımızın sağlıklı kalabilmelerini sağlarken, aynı zamanda evden çalışabilmelerini mümkün kılmak gibi tedbirlerimiz oldu. Bakarsanız şirketlerin de bir işin devamına ilişkin planları vardır. ‘Bir şey olursa şirketin işi devam etsin’ diye planlar yapmışlardır. Biz de bunu yapıyoruz. Buna ek olarak Avrupa Birliği-Türkiye ilişkileri konusunda da çalışmaya devam ediyoruz. Cumhurbaşkanı’nın(Tayyip Erdoğan) mart ayında Brüksel’e yaptığı ziyaret daha çok göçmenlerle ilgili olarak 2016 yılında Avrupa Birliği ve Türkiye arasında yapılmış anlaşma ile ilgiliydi. Bu anlaşmanın uygulanmaya devam edebilmesi için çeşitli görüşmelerin daha da sıklaştırılması gerektiği söylendi. Bu konuda çalışmalar devam ediyor. Ayrıca Avrupa Birliği ve Türkiye arasında ticaretin ve mal alışverişinin de devam etmesi gerek. Bu alanda da üzerinde yapılacak çok iş var. Bir de ‘mecbur olduğunda insanların seyahat etmesinin sağlanması’ gerekiyor. Mesela Türkiye’de olup da Avrupa’daki evlerine dönmek isteyen vatandaşların uçuşlarının sağlanması için Türkiye’de yetkililerle yakın işbirliği içerisindeyiz. Bunun yanı sıra Türkiye-Avrupa arasında bilgi alışverişi de sürüyor. Tüm Avrupa Birliği ve Türkiye arasındaki ilişkilere yeni ve önemli bir nokta daha eklendi. Bu kriz ve koronavirüs konusu yeni bir alandır ama ülkeler arası diplomasi devam ediyor. Bizim görevimiz de, bu mevcut ilişkilerin devamlılığını sağlamak.

NORMALE DÖNMEK HİÇBİR ZAMAN ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK HEP TEDBİR ALMAK GEREKECEK

Haberin Devamı

* Gelelim Türkiye’ye. Türkiye’nin salgına karşı mücadelesini nasıl buluyorsunuz? Size göre alınan önlemler yeterli mi?

Hem kapsam, hem hız açısından benzeri görülmemiş bir krizle karşı karşıyayız. Tüm dünyayı ve ülkeleri etkiledi. Birbirimizden öğrenecek çok şeyimiz var. Bazı ülkelerin uygulayıp başarılı olduğu şeylerden ders almalıyız, öğrenmeliyiz. Birbirimizle sürekli konuşmalı ve bilgi alışverişinde bulunmalıyız. Türkiye’deki tedbirlere bakacak olursak, diğer ülkelere benzeyen tedbirler var. Mesela maske takmak, restoranları kapanması, çalışma saatlerinin azaltılması, toplu taşımanın sınırlandırılması gibi. Sağlık Bakanlığı gibi yetkili kurumların, bu tedbirlerin vaka sayılarını nasıl etkilediğini dikkatli bir şekilde takip etmesi gerekiyor. Herkes bu eğrinin düzleşmesinden bahsediyor. Türkiye’de de enfeksiyon eğrisinin düzleşmeye başladığıyla ilgili haberler var. Dolayısıyla bu tedbirler işe yarıyor görünüyor. Ayrıca Türkiye diğer ülkelere de yardımda bulunuyor. Mesela İspanya, İtalya ve Birleşik Krallık’a yardım gönderdi. Avrupa Birliği, Türkiye’ye yardımda bulunuyor. Türkiye’ye kalibrasyon ekipmanı gönderildi. Dolayısıyla birbirimize yardımcı olmalı ve destek almalıyız. Biz hep birlikte krizleri aşacağız.

* Avrupa’da ve Amerika’da salgına karşı alınan önlemler gevşetiliyor. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz? Henüz erken olabilir mi?

Ben de bu konuyla ilgili sorular soruyorum. Aldığım cevapları paylaşacak olursam bazı ülkeler en kötü durumu arkalarında bırakıyor görünüyor. Son üç aya baktığımızda virüs hep batıya doğru hareket ediyor. Çin’den Avrupa’ya geldi, buradan Amerika’ya yayıldı. Umarım tam bir daire çizip tekrar bize gelmez. Enfeksiyon ve ölüm oranlarında en kötü durumu arkasında bırakan ülkeler var ama yine de dikkatli olmak gerekiyor. Bazı Asya ülkelerinde bu tedbirler yumuşatıldı ve bu ülkelerde dışarıdan gelenler nedeniyle ikinci bir dalga oldu. Dolayısıyla çok dikkatli olmak gerek. Her ülke bu durumda ne yapacağına dair kendisi karar verecek. Benim kendi ülkemde bu tedbirler ortadan kaldırılıyor ama maske takmak ve sosyal mesafeye dikkat etmek hâlâ geçerli. Normale dönmek hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak. Hep tedbir almak gerekecek. Bu tedbirleri ne kadar süreyle almamız gerektiğini zamanla göreceğiz. Şöyle bir korku da var. Bu krizi atlatacağız ama bir influenza dalgasının, sonbahar ve kış aylarında dünyayı vuracağı söyleniyor. En büyük korku bu. Umarım olmaz ama mantıken olması mümkün. Bazı ülkelerde bu tedbirler çok uzun süredir devam ediyor. Bunun da bir takım sonuçları var. Kapalı bir yerdesiniz, bütün aile birliktesiniz, çocukların eğitimi ne olacak? Hem psikolojik, hem sosyal boyutu da var. Mesela en savunmasız gruplar olan yaşlılar tekrar ziyaret edilebilecek mi? Başlangıç noktası, ülkeye ne hızla girdiği ve gelişme seyri ülkelerin ne yapması gerektiği konusunda belirleyici olacaktır.

Haberin Devamı

* Salgından sonra dünyanın aynı olmayacağı söyleniyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Aslında nasıl bir düzen olacak, bilmiyorum. Bildiğim şey, bu dönemde yaşadıklarımızdan dersler çıkarmamız gerekiyor. Bunlardan bir tanesi birlikte hareket etmek. Avrupa Birliği ya da uluslararası toplum. Ne zaman birlikte hareket ediyoruz, o zaman daha güçlüyüz. Bu şekilde başka bir krizle karşı karşıya kalırsak hazırlıklı olmalıyız. Umuyorum ki, aynı şekilde bir krizle tekrar karşılaşırsak ekonomiyi ve sosyal hayatı durdurmadan başa çıkabileceğiz. 1945’te 2. Dünya Savaşı bittikten sonra Dünya Ticaret Örgütü, Birleşmiş Milletler gibi bir takım yapılar kurulmuştu. Yeni dünya düzeni, yeni dünya tasarımı konusunda benzer bir şey olur mu bilmiyorum ama ders alacağımızı umut ediyorum.

Haberin Devamı

ANKARA’DAKİ İNSANLARI ÖZLEDİM

* Tekrar size dönersek... Evde zamanınızı nasıl geçiriyorsunuz? Kaç saat çalışıyorsunuz?

Boş zamanım olur zannetmiştim, daha önce yapamadığım şeyleri yaparım diye düşünmüştüm. Mesela kitap okumak, sevdiğim bir yemeği yapmak gibi ama çok az yapabildim. Sadece hafta sonları yapabiliyorum bunları. Zaten önceden de hafta sonu yapabiliyordum. Tek fark istediğimizde bir yerlere gidemiyoruz ve dışarı çıkamıyoruz. Zor ama ben ve ailem elimizden geleni yaparak normal hayatımızı yaşamaya çalışıyoruz. Ben ve meslektaşlarım evden çalışıyoruz ama evden çalışamayanlar da var. Sağlık çalışanları, süpermarket ya da fırın gibi işletmelerde çalışanlar. Bu insanlar büyük bir saygıyı hak ediyor. Çünkü hayat devam edebilsin diye onlar dışarıdalar. Brüksel’de her akşam saat 20.00’de insanlar pencere ve balkonlara çıkıp dışarıda çalışmaya devam edenleri alkışlıyorlar.

Birbirimizden öğrenecek çok şeyimiz var


* Ev hayatınızı daha keyifli hale getirmek için ne tür faaliyetler yapıyorsunuz?

Çok nadir olsa da tüm aile bir aradayız. Bu gerçekten önemli. Yapacak şeyler buluyorsunuz Ama ben evdeki hayatı daha keyifli hale getirmek için eşimin yaratıcılığına güveniyorum.

* Son soru da Ankara için olsun. Ankara’yı ve buradaki evinizi özlediniz mi?

Daha çok Ankara’daki insanları özledim. Umuyorum en kısa sürede döneceğiz ve Türkiye’deki zamanımızı keyifli bir şekilde geçireceğiz.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!