Güncelleme Tarihi:

Ankara Kalesi’nin tarih kokan sokaklarında, Pilavoğlu Han’ın taş duvarları arasında bulunan atölyesinde sanatını icra eden Nazlı Aydın, resimleriyle başkentin ruhunu tuvallere yansıtıyor. Gümüş takı eğitmeniyken kaleye yaptığı ziyaretlerin ve bölgenin tarihi dokusunun hayatında yeni bir pencere açtığını dile getiren sanatçı Aydın, “Ankara Kalesi’ne gelip bir atölye açma fikri ilk böyle oluştu” dedi. Çalışmalarında kent belleğini ve simge yapıları resmetmeyi oldukça sevdiğini belirten Aydın, şunları söyledi:
SANATÇILARI BESLEYEN ŞEHİR
“Aslında tarih mezunuyum. Tarihle ilgili araştırmalar yapmayı çok seviyorum. Ankara Kalesi Pilavoğlu Han’a gelişim 9 yıl önce küçük bir atölye ile başladı. Esasında halk eğitim merkezinde gümüş takı üzerine öğretmenlik yapıyordum. Zaman zaman öğrencilerimle birlikte taş ve gümüş almak için kaleye gelirdik. Buranın tarihi dokusu beni çok etkiledi ve burada olmam gerektiğini düşündüm. Ankara Kalesi’ne gelip bir atölye açma fikri ilk böyle oluştu. Burası benim yaratıcılığımı besliyor. Tam 9 yıldır da atölyemde çalışmalarımı sürdürüyorum. İlk olarak gümüş ve sıcak mine üzerine çalıştım. Sonrasında resme yöneldim. Yağlı boya, sulu boya ve taş boyama gibi teknikler üzerine yoğunlaştım. Ankara Kalesi gibi tarihi bir ortamda bulunmak bana büyük ilham veriyor. Kente dair çeşitli resim çalışmaları yapıyorum ve özellikle kara kalemle Ankara’yı resmetmeyi çok seviyorum. Atakule, Ankara Kalesi ve Eti Güneş Kursu gibi başkente ait simgeleri karakalemle veya yağlı boya ile çalışıyorum. Çünkü Ankara benim için çok şey ifade ediyor. Cumhuriyet’imiz burada kuruldu, devletimizin temelleri bu şehirde atıldı. Ankara, zamanla modern ve çağdaş bir kültür-sanat şehrine dönüştü. Sanatçı olarak beni besleyen bir şehir burası. Özellikle kale ve çevresi sanatın yoğun hissedildiği bir alan.
POTANSİYELİ ÇOK DAHA FAZLA
Burada sadece resim değil; ebru, ahşap işçiliği, çini gibi birçok sanat dalı icra ediliyor. Ziyaretçilerin çoğu Ankara Kalesi’ne, özellikle Pilavoğlu Han’a gezmek ve sanatsal çalışmaları görmek için geliyor. Özellikle geçmişte turistlerin ilgisi daha yoğundu. Yerel yönetimlerin bölgeyi cazibe merkezi haline getirmek için bazı çalışmaları var ancak Ankara Kalesi’nin potansiyeli çok daha fazla. Çünkü burada tarih yatıyor. Sanattan uzaklaşmamak gerek. Bu yüzden hepimize görev düşüyor. Özellikle hemcinslerime seslenmek istiyorum, kadınlarımızın birçoğu genelde evden çıkmıyor yani oldukça evcimen, bu elbette çok değerli ama kendilerine de vakit ayırmaları önemli. Ankara, kadınlar için fırsat sunan bir şehir. Kurslar, eğitimler, atölye çalışmaları, halk eğitim merkezleri gibi olanaklar oldukça fazla. Yeter ki kadınlarımız istesin ve bir adım atsın. Öğrendiklerini pratiğe dökerek hem hobi edinebilir hem de ek gelir elde edebilirler. Satış yapmak zorunda değiller, sadece üretmek bile yeterli. Zaten sanatın temel amacı bu, toplumu esnetmek. Gerginliklerimizin ve tahammülsüzlüklerimizin temelinde, sanatın hayatımızda yeterince yer bulamaması yatıyor.”


