Ankara’ya ‘dirençli şehir modeli’ gerekli

Güncelleme Tarihi:

Ankara’ya ‘dirençli şehir modeli’ gerekli
Oluşturulma Tarihi: Aralık 16, 2025 10:36

Hürriyet Ankara’nın Kent Sohbetleri’ne konuk olan Prof. Dr. Mehmet Tunçer, Ankara’nın büyümesine ilişkin, “Suyun üstündeki yağ lekesi gibi her yönde gelişen bir kent görünümündedir” değerlendirmesi yaptı. Prof. Dr. Tunçer ayrıca, “Ankara için kuraklık, tarım topraklarının, ormanların, akarsuların kaybına çözüm üretecek ve ‘küresel ısınma’ doğrultusunda ‘Dirençli Şehir Modeli’ni temel alan bir ‘makro plan’ gereklidir” önerisinde bulundu.

Haberin Devamı

Ankara’ya ‘dirençli şehir modeli’ gerekli

Ankara’nın kültürel mirasına ilişkin araştırmalar yapan ve kitaplar yazan tecrübeli bir isim Prof. Dr. Mehmet Tunçer... 1980’de Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden mezun olan Tunçer, yüksek lisansını da ODTÜ Restorasyon Ana Bilim Dalı’nda yaptı. Ankara Üniversitesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Ana Bilim Dalı’nda doktora tezini tamamlayan Tunçer, 1999’da doçent ünvanını alırken, 2009’da da profesör oldu. 40 yıllık meslek yaşamında kentlerde, tarihsel, arkeolojik ve doğal koruma alanlarında restorasyon, koruma, ıslah ve yenileme plan ve projelerinde, proje yöneticiliği ile danışmanlık yapmış olan Tunçer’in aralarında Ankara’ya da ışık tutan şehir planlaması, çevre planlaması, tarihsel ve doğal çevre koruma politikaları üzerine 2’si Kültür Bakanlığı tarafından yayınlanmış 16 kitabı ve 24 ortak kitap çalışması bulunuyor. Bu alanda çok sayıda yazı ve makale de kaleme alan Mehmet Tunçer, halen Çankaya Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nde tam zamanlı öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Prof. Dr. Mehmet Tunçer ile Ankara Kalesi’nde buluştuk. Ankara’yı, kültürel miras, ulaşım, trafik, altyapı ve farklı başlıklarla konuşma imkânı bulduk.

Haberin Devamı

Ankara’ya ‘dirençli şehir modeli’ gerekli

Prof. Dr. Mehmet Tunçer, Ankara Kalesi’nde Hürriyet Ankara Haber Koordinatörü Murat Yılmaz’ın sorularını yanıtladı.

* Ankara’nın dününe baktığımızda neler söylersiniz?

Ankara, antik dönemde nüfusu neredeyse 100 bin kişiye ulaşan önemli bir Roma şehridir. Ne yazık ki özellikle Bizans Dönemi’nde 7-8. Yüzyıllarda Ankara Kalesi’nin Arap akınlarına karşı güçlendirilmesi esnasında ve öncesinde Augustus Tapınağı çevresinden Roma Hamamı’na ve ovaya yayılan antik şehir hemen tamamen tahrip olmuş ve zaman içinde üzerinde Osmanlı şehri dokusu yükselmiştir. Günümüzde Ankara, artık ne bir Roma şehri, ne de bir Osmanlı şehridir. Ankara, Cumhuriyet başkenti, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu ve yeni bir çağdaş bir başkenttir. Güzel bir şehir, çağdaş bir başkent olması için 1920’lerden beri birçok planlama, projelendirme ve uygulamalar yapılmıştır. 1923 sonrasında Atatürk devrimlerinin en önemlileri “bilim ve sanat”a önem verme ve “çağdaş kentleşme” ilişkileri önem taşır. Erken Cumhuriyet döneminde mimaride, sanatta, arkeolojide, bilimde, dilde her türlü yaşam kültüründe yeni bir arayış, batılılaşma ve kendi kökenlerimizi arayış öne çıkmıştır. Atatürk’ün direktifleri ile Ankara ve çevresinde yapılan arkeolojik kazılarda paleolitik ve neolitik çağa ait eserlerin bulunması Ankara’nın çok eski bir yerleşim yeri olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu doğrultuda Anadolu Medeniyetleri Müzesi kurulmuştur.

Haberin Devamı

Ankara’ya ‘dirençli şehir modeli’ gerekli

* Koruma anlamında neler yapılmış?

Ankara’da koruma ile ilgili çalışmalar Cumhuriyet’in ilk yıllarında Herman Jansen Planı ile önemli bir aşama kaydetmiştir. Eski Ankara’nın ve Kale’nin korunması kararları getirilmiştir. Ancak, 1957 Yücel Uybadin Nazım Planı ve sonrasında hazırlanan planlarda “tarihi çevre korunması” konusunda yeterince hassas davranmamışlardır. Sit alanlarının saptanması ve belgelenmesi ancak 1980 tarihinde yapılabilmiş ve “Geçit Dönemi Koruma Planı” hazırlanmıştır. 1986 yılında Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde (ABB) çalışırken Ulus Tarihi Kent Merkezi Koruma Islah Proje Yarışması’nı, 1987 yılında da Ankara Kalesi Koruma Amaçlı Plan Proje Yarışması’nı açtık. 2001 yılında Kültür Bakanlığı tarafından yayınlanan ve 2021 yılında ikinci baskısı yapılan “Tarihsel Çevre Koruma Politikaları Ankara” kitabımda bu süreci yazmıştım.

Haberin Devamı

Ankara’ya ‘dirençli şehir modeli’ gerekli

* Medeniyetlerin şehri olan Ankara’nın kültürel değerleri sizce şu anda ne durumda?

Ankara’nın tarihsel kent dokusu, özellikle Roma dönemi eserleri oldukça tahrip edilmiştir. Bu konuda “Güzel Şehir İlkeleri Kardeş Şehir Roma Ankara” kitabımda detaylı bilgiler bulunuyor. Augustus Tapınağı, Roma Tiyatrosu, Ankara Kalesi ve Roma Hamamı gibi eserlerin geçirdiği tahribat ve yıkımları ele aldım. Hacı Bayram Camisi çevresi de hemen hemen tamamen yıkılarak neredeyse tümüyle 3-5 katlı “Yeni tarihi eser” dediğim betonarme yapay Ankara evleri ile yeniden inşa edilmiştir. Neyse ki son dönemde Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Kültür ve Tabiat Varlıkları Daire Başkanlığı Proje Koordinatörü Bekir Ödemiş öncülüğünde daire başkanlığı tarafından Roma Tiyatrosu, mezbelelik halden kurtarılarak restore edilmiş, “Arkeopark” olarak kazılar yapılmaya başlanmıştır. Başlatılan bu çalışmalar doğrultusunda İç Kale’de 250 civarında Ankara evi restore edilerek yıkılmaktan kurtarılmıştır. Ulus Tarihi Kent Merkezi Koruma Amaçlı Nazım Planı da hazırlanarak Koruma Kurulu’na sunulmuş uygulama planları hazırlanmaktadır. Hacı Doğan Mahallesi ve “Yahudi Mahallesi" olarak bilinen İstiklal Mahallesi neredeyse çökmekte ve bir an önce onarılmayı beklemektedir. Kale doğusundaki Kayakapı Bölgesi gecekondulardan temizlenmeye başlanmıştır ama tamamlanmamıştır. Kaleye erişim özel araçla çok zordur ve park yeri sıkıntısı büyüktür. Hatta hâlâ İç Kale tarafına araçlarla girilmektedir.

Haberin Devamı

Ankara’ya ‘dirençli şehir modeli’ gerekli

Ankara Kalesi’ndeki otopark sıkıntısına dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Tunçer İç Kale tarafına araçlarla girilmesinin de tarihi duvarlara zarar verdiğini söyledi.

Ankara’ya ‘dirençli şehir modeli’ gerekli

HER YÖNDE GELİŞEN BİR KENT GÖRÜNÜMÜNDE

* Ankara’nın şu anki şehirsel olarak büyümesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce planlı mı gidiyor?

Ankara Metropoliten Alanı’nın henüz onaylı bir planı bulunmamakta, suyun üstündeki yağ lekesi gibi her yönde gelişen bir kent görünümündedir. Hazırlanan 2023 ve 2038 nazım planları onaylanmamış, dava konusu olmuştur. Ankara neredeyse parçacı planlarla başıboş sayılabilecek şekilde her yöne doğru tarım topraklarını, vadileri ve orman alanlarını tahrip ederek gelişmektedir. Bu planlar 18.5 milyon nüfusa göre hazırlanmıştır. Hâlbuki kentin nüfusu 2040 yılında en fazla 10-12 milyon olacağı çeşitli projeksiyon yöntemlerine göre hesaplanmaktadır. Çankaya Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü 3’üncü sınıf öğrencilerimiz bu yıl Metropoliten Ankara Planlaması’nı konu olarak ele aldılar. Daha önce de pandemi sırasında yine Ankara makro planlamasını çalışmıştık.

Haberin Devamı

* Kente dönük ilerleyen yıllar için nasıl bir planlama yapılabilir?

Ankara için kuraklık, tarım topraklarının, ormanların, akarsuların kaybına çözüm üretecek ve “küresel ısınma” doğrultusunda “Dirençli Şehir Modeli”ni temel alan bir “makro plan” gereklidir. “Akıllı şehir”, “yeşil şehir”, “güvenli şehir”, “yeşil ve mavi altyapı” korunması doğrultusunda planlama yapılmalıdır. Ankara Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda, şehir ve bölge planlama, mimar, harita mühendisi, altyapı mühendisi, ulaşım plancısı, jeoloji mühendisi, çevre mühendisi, orman mühendisi, peyzaj mühendisi gibi farklı disiplinlerden oluşturulacak bir danışmanlar grubu ile birlikte 1/100.000 ve 1/25.000 ölçeklerde hazırlanmalıdır.

ULAŞIM TOPLU TAŞIMA, BİSİKLET VE YAYA AĞIRLIKLI OLMALI

* Ankara’da kent sakinleri olarak birinci gündemimiz ulaşım ve trafik sorunları. Bu duruma nasıl geldik? Sizce nasıl çözebiliriz?

Ankara’nın hızlı nüfus artışı, Irak ve Suriye gibi ülkelerden gelenler, deprem bölgelerinden gelenler gibi beklenmeyen olağanüstü göçler alması nedeniyle trafik sorunu son yıllarda giderek çok karmaşık hâl almıştır. Toplu taşıma sistemlerinin uzun yıllar ihmal edilmesi ve bitirilememesi, medeni ülkelerdeki yaygın toplu taşıma sistemlerine kıyasla çok yetersiz kalması, tramvay, monorail gibi pratik ve kolay sistemlerin dahi kurulamaması özel araç taşımacılığına dayalı yolların, köprülü kavşakların, şehir içinde sürat yollarının oluşturulması, en büyük sorunlardır. “Güzel Şehir İlkeleri Eski Prag-Eski Ankara”, “Kardeş Şehir Roma-Ankara” ve Prof. Banu Öztürk ile birlikte kaleme aldığımız “Güzel Şehir İlkeleri Barselona-Ankara” karşılaştırmalı kitaplarımızda hem güzel şehir ilkelerini ele aldık, hem de ulaşımın toplu taşımacılık, bisiklet ve yaya ağırlıklı olması gerektiğini örnekleriyle vermiştik.

ALTYAPI YENİDEN ELE ALINIRKEN AKARSULAR AÇIĞA ÇIKARILABİLİR

Ankara’ya ‘dirençli şehir modeli’ gerekli

* Ankara’da belli dönemlerdeki yağışlarda kent selleri meydana geliyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Önlenebilmesi için neler yapılabilir?

Küresel ısınma nedeniyle, iklim düzensizliği sonucu zaman zaman aşırı ve ani yüksek miktarda yağışlar giderek artıyor. Fırtına, sel, dolu, yoğun kar ve yağmur yağışı gibi ekstrem hava olayları nedeni ile kentin zaten yetersiz altyapısı, her yerin betonla kaplanmış olması, üstü kapatılmış dereler açıktan akan dereler halinde akmakta ve alt geçitlerde, vadi tabanlarında, zemin katlarda can ve mal kayıplarına neden olmaktadır. Bu arada temiz olan yağmur suyu da ayrı toplama sistemi olmadığı için kanalizasyona karışarak ne yazık ki heba olmaktadır. Özellikle su kıtlığı yaşanan bu yıllarda ve gelecekte bu yağmur suyunun evlerde saçaklardan oluklar aracılığı ile zeminde kurulacak depolarda toplanması gereklidir. Yollarda mevcut kanalizasyon kapakları kapatılarak ayrı toplama sistemleri yapılarak parkların içinde, altında yer yer Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin (ABB) yapmakta olduğu gibi toplanması, depolanması ve yaz sezonunda kullanılması gereklidir. Altyapının yeniden ele alınması esnasında bazı dere ve akarsular açığa çıkarılabilir ve burada açıktan akan su, kent içinde bir rekreasyon, gezinti, yeşil alan sistemi olarak peyzaj planlamaları ile kente güzellik katacak peyzaj alanları olmalıdır.

* Ankara’nın dereleri, su kaynakları gerçekten de ortaya çıkarılabilir mi?

Evet, Seul’deki Cheonggyecheon deresinin üstünün açılması ile ilgili bir makalemi köşe yazınızda gündeme getirmiştiniz. Teşekkür ederim. Ankara’nın önemli sayıda dere ve çayı, 30-35 civarında, 1950’lerden itibaren kanalizasyon bağlanarak yollar altına alınmış ve sadece isimleri kalmıştır. Adını Roma dönemi bendinden alan “Bentderesi” (Hatip Çayı), İncesu Deresi, Kirazlıdere, Kavaklıdere, Kutugün Deresi en bilinen örneklerdendir. Bu dereler, içinden geçtiği semtlere adını vermiştir ve aslında yeşil bir rekreasyon koridoru olacak şekilde korunması gerekirken tam tersi yapılmıştır. Bu konuyu ödül alan Yasin Semiz’in çektiği “Asfaltın Altında Dereler Var” belgeselinde de konuşmuştum. Havza bazında ele alınarak, her akarsu, dere yeniden birer mühendislik projesi olarak ele alınabilir. Jansen’in derelere kanalizasyon karışmamasını hedefleyen bir altyapı şeması var. Onun gibi kanalizasyon için ayrı, yağmursuyu ve dere-çay kaynak sularının akışı için ayrı sistemler planlanabilir.

BAKMADAN GEÇME!