Ankara’dan vazgeçemem

Güncelleme Tarihi:

Ankara’dan vazgeçemem
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 05, 2021 23:05

Tiyatro sahnesi ve günlük dizilerin ardından ‘Yeşilçam’ isimli dizide ‘Aysel’ karakterine hayat veren oyuncu Selin Kahraman, “Ankara’yı çok seviyorum. Ankara’dan vazgeçemem” dedi.

Haberin Devamı

Annesi Rus, babası Türk olan güzel oyuncu Selin Kahraman, tiyatro sahnesi ve günlük dizilerin ardından son olarak Blu TV’nin ‘Yeşilçam’ isimli dizisinde ‘Aysel’ karakteriyle kamera karşısına geçti. Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü mezunu olan Kahraman, iki kültürlü olmanın oyunculuğunu zenginleştirdiğini söylüyor. Oyunculuğu Rusya’da sürdürmeyi düşündüğünü ancak Türkiye’de kalmayı tercih ettiğini ifade eden Kahraman, “Türklüğüm ağır bastı” diye konuştu.

Ankara’dan vazgeçemem


-Tiyatro sahnesi, günlük dizi derken son olarak Blu TV’nin ‘Yeşilçam’ isimli dizisinde rol aldınız. Sizin için nasıl bir tecrübe oldu?

Bir anda 60’lar dünyasına adım attım. Modern dünyadan çok, eskiyi ve klasikleri severim. Hep hayran olarak izlediğimiz Yeşilçam sinemasının içinde olup, o atmosferi yaşamak beni çok heyecanlandırdı. Çağan Irmak’la çalışmak, filmlerini seyirci olarak dışarıdan izleyip, şimdi onun dünyasının bir parçası olmak çok güzel bir deneyimdi. Beni insan ve oyuncu olarak büyüten bir çalışma oldu.

Ankara’dan vazgeçemem


-Çağan Irmak gibi usta bir yönetmenle çalışmanın size katkısı ne oldu?

Çağan Irmak ne istediğini bilen ve oyuncuyu rahatlatıp, onu çok iyi yönlendirebilen bir yönetmen. Onu daha çok hocam olarak gördüm ve ondan, set ortamından çok fazla şey öğrendim. Genç bir oyuncu olarak Çağan Irmak’la çalıştığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.

KALBİMİN BÜYÜK KISMI TİYATRODA

Haberin Devamı

-Çekim süreci ve set ortamı nasıl geçti?

Dizinin döneminden dolayı kostüm, saç, makyaj ve yaratılan 60’lar dünyası her şeyi çok keyifli bir hale getirmeye yetti zaten. Tek söyleyebileceğim olumsuzluk pandemi olabilir. İşimizi biraz zorlaştırdı ama her türlü tedbirle ve dikkatle bir sorun yaşamadan bitirdik çekimleri.

Ankara’dan vazgeçemem


-Hem tiyatro sahnesini hem de set ortamını deneyimlemiş bir oyuncu olarak kariyerinizin bundan sonraki bölümünde hangisinin öncelikli olmasını istiyorsunuz?

Kamera önü, bence her oyuncunun deneyimlemesi gereken bir yer. Bu yönde oyunculuğa dair bilmediğim, kendimde yeni yeni keşfettiğim ve keşfedeceğim daha çok şey var. Ama ben tiyatro mezunuyum ve sahnede olmayı, seyircinin nefesini duymayı, duyguların o an akıp gitmesini çok seviyorum. Annemi ve babamı sahnelerde izleyerek büyüdüm. Kalbimin büyük bir kısmı tiyatro ve hayatımda tiyatronun eksik olmasını istemiyorum. İkisini de çok seviyorum ve başarılı bir oyuncu olmak için ikisinin de olması gerektiğini düşünüyorum. Ama tiyatro hep olsun.

ÇOK GÜZEL DENEYİMLERİM OLDU

Haberin Devamı

-Oyunculuk mesleğini Ankara’da icra ediyor olmak size göre ne ifade ediyor? Siz de bir gün yolu İstanbul’a düşen isimler kervanına katılmayı düşünüyor musunuz?

Burada çok güzel deneyimlerim oldu. Ankara’nın en güzel sahnelerinde oynama şansı elde ettim. Ama maalesef oyuncu olarak hem tiyatro hem kamera önü açısından çok fazla imkânımız yok. Burada seçenekler oldukça kısıtlı. İstanbul, özellikle tiyatrolar açısından kendini çok geliştirmiş, yeniliklere açık, geniş imkânlar sunan bir yer. Dizi ve sinema sektörü de zaten İstanbul’da. Yani işlerin büyük kısmı orada yürüyor. Ankara’yı çok seviyorum. Şimdilik git gel ile işleri yürütebiliyorum ama uzun soluklu bir iş olduğunda tabi ki bir ayağım orada olacak. Ama Ankara’dan vazgeçemem. Ankara hep olacak benim için.

Ankara’dan vazgeçemem


-Bundan sonraki hedeflerinizden ya da projelerinizden bahsedebilir misiniz?

Tek isteğim yaptığım mesleğin hakkını verebilmek, iyi ve önemli bir oyuncu olabilmek. Oyunculuğu çok seviyorum ve herkes gibi ben de çok emek harcadım bunun için. Girdiğim her yerde elimden gelenin en iyisini yapmak istiyorum. Kısacası tek hedefim insan olarak da, oyuncu olarak da iyi yerlere gelebilmek.

Haberin Devamı

İKİ KÜLTÜR ZENGİNLEŞTİRDİ

-Anneniz Rus, babanız Türk. İki kültürlü bir ortamda büyümek size neler kattı, oyunculuğunuza etkileri oldu mu?

Rus kültürünü ve eserlerini çok severim. Ruslar kendi sanatlarına hep sahip çıkan ve koruyan bir millet oldu. Onların kültür ve diline bu kadar yakından şahit olup, okulda öğrendiklerimi Moskova’da izlediğim oyunlarla pekiştirebilmek bir oyuncu için çok büyük şans. Bizim edebiyatımız da inanılmaz derin ve katmanlı. Bu iki kültürün karışımı, kendimi oyunculuk açısından zengin hissetmemi sağlıyor.

-Oyunculuğu Rusya’da yapmayı düşündünüz mü?

Aslında düşündüm ve herkes gitmemi söyledi ama benim için çok kolay değil. Türkiye’de doğdum büyüdüm, burayı çok seviyorum. Biraz cesaret edemedim, biraz da çok zor bir dil diyelim. Bizim işimiz de iyi konuşmaktan geçiyor. Türklüğüm ağır bastı galiba.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!