Güncelleme Tarihi:

Merkezi Ankara’da bulunan Türkiye Binicilik Vakfı (TBV) Başkanı ve Türkiye Binicilik Federasyonu (TBF) Eğitim Kurulu Üyesi Çağlayan Atasoy, dünya binicilik eğitiminin zirvesi kabul edilen “IGEQ Genel Kurulu ve Eğitim Klinikleri’nin” 2029’da Türkiye’de yapılacağını açıkladı. 45 ülke, yüzlerce otoritenin Türkiye’de buluşacağını dile getiren Atasoy, bu başarının Türk biniciliğinin uluslararası entegrasyonu adına bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Atasoy, özetle şunları söyledi:
Ekin Hazal DOĞRUYUSEVER-Çağlayan ATASOY
69 YILLIK SESSİZLİK BOZULACAK
“IGEQ (Uluslararası Binicilik Yeterlilikleri Kurumu), binicilik eğitiminde küresel standartları belirleyen, eğitmen yeterliliklerini uyumlu hale getiren ve odağına “At Refahını” alan bağımsız, kâr amacı gütmeyen uluslararası bir kuruluştur. Temel işlevi ve önemine değinecek olursak; IGEQ, üye ülkelerdeki antrenörlerin yeterliliklerini denklik sistemiyle (Level 1-2-3) akredite eder. Bu pasaport, bir antrenörün yetkinliğinin tüm üye ülkelerde tanınmasını sağlar. Tüm eğitim metotlarının atın fiziksel ve psikolojik sağlığına uygun olmasını denetler ve standartlaştırır. Eğitmenlerin uluslararası arenada çalışabilmesinin önündeki bürokratik engelleri, ortak bir dil oluşturarak kaldırır. Fransa’da yürüttüğümüz yoğun diplomasi trafiği neticesinde, tam 69 yıllık bir sessizliği bozarak dünyanın gözünü yeniden Türkiye’ye çevirdik. Normal şartlarda ulaşılması çok güç ve maliyetli olan dünyanın en iyi eğitmenlerini, kendi evimizde, kendi tesislerimizde ağırlayacağız. Bu organizasyonla ‘know-how’ yani bilgi birikimi ayağımıza geliyor. Amacımız, Türk antrenörünün ve sporcusunun dünya standartlarında eğitim almasını sağlamak ve Türkiye’yi binicilik dünyasının cazibe merkezi haline getirmektir.
BU CANLILARA VEFA BORCUMUZ VAR
Alınan bu stratejik kararla birlikte; 45’ten fazla ülkenin federasyon yetkilileri, dünyanın en saygın baş antrenörleri, uluslararası hakemler ve elit sporcular bir hafta boyunca Türkiye’de ağırlanacak. Bu dev organizasyon, sadece bir diplomatik toplantı olmanın ötesinde, Türk antrenör ve sporcuları için eşsiz bir eğitim fırsatı sunuyor. Hedefimiz olimpiyatlar olsa da ne yazık ki 65 yıldır ülkece bu arenada yer alamadık. Birkaç bireysel çaba dışında katılım sağlayamıyoruz. Fransa örneğine baktığımızda; 625 bin lisanslı sporcu ve 3 milyon aktif binici görüyoruz. Ülkemizde de bu sayıların artması şart. Tarihe baktığımızda, M.Ö. 3500 yıllarında Botai kültürüyle atları ehlileştiren biz Türkleriz. Bu canlılar sayesinde Roma kapılarına dayanmış, fetihler yapmışız. Kurtuluş Savaşı’nda mühimmatımızı onların sırtında taşımış, süvari birlikleriyle büyük zaferler elde etmişiz. Sonrasında tarımda yükümüzü çekmişler ancak makineleşmeyle birlikte atları bir kenara bırakmışız. Bizim bu canlılara bir vefa borcumuz var. Avrupa’da milyonlarca kişi bu spora gönül verirken, bizim gibi bir ‘ata sporu’ sahibi olan ülkede biniciliğin yok olmaya yüz tutması kabul edilebilir mi?”

