Geriİbrahim Bilik Yeni puro mekanları
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yeni puro mekanları

Tatile çıkacak birçok okurum benden ısrarla puro mekanları soruyor. İşte yeni puro dostu tesisler:

1) Milanolu purocu arkadaşım Stefano, İtalya'ya dönüşünde beni telefonla arayarak geçen ay arkadaşlarıyla tatillerini geçirdikleri Uzakdoğu temalı bir resort oteli benim de mutlaka görmemi istemişti. Evet, tik ağaç pagoda ve tipik villalarıyla egzotik Endonezya mimarili, tropik bitki bahçeli, Balili masözlü bu tesis, sanki Bali adasındaki yerinden sökülüp Kundu-Antalya'ya taşınmıştı. Ama görünce anladım ki Stefano'yu etkileyen sadece mimari ve mutfak başarısı değil, biz puro severler için özellikle tasarlanmış şık puro divanı idi. Benim kaldığım süre içinde Cohiba, Montecristo ve Vegas Robaina gibi Küba purolarıyla dolu bir humidoru olan bu mekanda, ayrıca bunlarla çok iyi eşleşen kaliteli Fransız konyakları da servis ediliyordu. Adı IC Green Palace olan bu puro dostu yepyeni tesisi tüm puro içenlere öneriyorum.

2) Yalıkavak - Bodrum'un en eski restoran işletmecisinden biri olan Bülent Çakıroğlu geçen yaz ortağıyla birlikte beldeye Tirhandil isimli güzel bir tesis kazandırmıştı. Ortağı ile yollarını ayıran Bülent, bu yaz yine Tirhandil'e çok yakın bir mesafede, abartıya kaçmayan bir zevkle döşenmiş, ses ve ışık düzeni insanı yormayan 'Yalıkavak Port Bodrum Beach-Club'ı açtı. İster yemeğe, ister yemekten sonra bara gidin, Tansel ve Özgür'ün her yıl biraz daha büyüyen orkestrasını dinleyerek keyifle puronuzu içebilirsiniz. Ama yanınıza puro almayı sakın unutmayın. Tirhandil de aynı yerinde yeni yaşamına devam ediyor.

3) Göl - Türkbükü sahilinin en güzel yerlerinden birinde bu yaz açılan 'ŞİVA Restoran - Bar' şık ambiyansı, mükemmel mutfak ve puro ile uyumlu zengin çeşitli kaliteli içki barı ile bu yaz Bodrum'daki purocuların favori buluşma mekanlarından biri. Canlı müzik de olan ŞİVA'yı tüm puro severlere tavsiye ederim.
X

Puro-sağlık ilişkisi

<B>(Geçen haftadan devam)<br><br></B>Bizler sigara tiryakilerinin aksine deli olmadıkça dumanı içimize çekmeyiz. Çünkü ciğerlerimiz alkalik puro dumanına dayanamaz. Midemiz bulanır, başımız döner, gözümüz yaşarır. Puro bize keyif değil eziyet verir. Bizim aldığımız keyif içtiğimiz puronun tat ve aromasındadır. Puro ciğerde değil ağızda içilir. Dumanı ciğerlerimize çekmediğimiz için onun etkileyebileceği doku alanı çok azdır. Puro dumanı ile temas eden ağız dokusu yaklaşık 100 santimetrekaredir. Bunu minik, çok emici hava keseli ciğerlerin satıh alanı ile karşılaştırın. Bu alan inanılmaz, 50 metrekaredir. Puro dumanının etkisi ile ilgili en son okuduğum bir tıbbi araştırma yazısı günde ikiden fazla puro içmeyen sağlıklı bir insanın ciğer kanserine yakalanma riskinin hayatında hiç tütün mamulü içmemiş birisiyle aynı olduğunu ortaya koyuyor. Ortalama iki hatta bazı markalarda üç kez fermente edilen yapraktaki nikotin miktarı yüzde 1'i aşmaz. Nikotin midemize tükürük yutulması ile girer. Bu miktar, puronun ucunu içmek yerine adeta tükürükle çiğneyenler hariç minimaldir. Purosunu çiğneyerek içenler belki dudak ve ağız kanserine yakalanma riski olabilenlerdir. Bu da tam belirlenmiş değil. Yapılan araştırmalar yoğun pipo içenlerde dudak kanserinin puroculara kıyasla daha fazla olduğunu ortaya çıkarmış. Bunun nedeni de piponun ağızlığındaki minik delikten dudağa aşırı sıcak ve çoğunlukla kimyasal dolu dumanın püskürtülmesine bağlanıyor. Puroda ise böyle bir şey söz konusu değil. Bu arada puro içmenin ruh sağlığınıza yararını da göz ardı etmemeniz lazım. Puro sadece vücudumuzu değil, ruhumuzu da rahatlatıcı bir merhem. Günde bir ya da iki kaliteli puro içmek, bir paket sigara ya da psikoterapisti ziyaretten daha rahatlatıcı. Evet belki puro da yüzde yüz masum değil. Ama içtiğimiz su, soluduğumuz hava, aldığımız kafein, yemeğe koyduğumuz tuz, yediğimiz kızartma, tükettiğimiz kırmızı et, alkol, kimyasal gıda katkı maddeleri ve hatta güneş ışığı da. Ailenizden genetik olarak kansere yakalanma riskiniz yüksekse hiçbir tütün mamulü içmeseniz de yine yakalanacaksınız. Ben 20 küsur yıldır kaliteli puro içiyorum. Bazen günlerce hiç, bazen de günde bir ya da azami iki. Benim savunduğum purocu da zaten bunu yapıyor. Biz puroyu arkadaşlarımızla güzel bir yemekten sonra ya da yemeksiz ama sohbet ortamında içmeyi seviyoruz. Günlük yaşam sorunlarımızın hırsını purodan çıkartmıyoruz. Şimdi size soruyorum. Ben puro bağımlısı mıyım? Hiç puro içmeden ve de içmediğim için elim ayağım titremeden geçirdiğim 3-4 gün olmuştur. Asla fiziksel ya da akli semptomlar yaşamadım. Ben asla puro dumanını içime çekmedim. Dudaklarım arasında tutup çiklet gibi çiğnemem. Sabahları uyanınca boğulurcasına öksürmüyorum. 80-90 yaşına kadar sağlıklı yaşamış ve de yaşamakta olan ünlü purocuların listesi çok uzun. Günde 10-15 puro içen ünlü komedyen George Burns Ocak 1996'da öldüğünde 100 yaşında idi. Yani Marlboro kovboylarının ömürlerinin iki katı. Hadi kardeşim yak bir tane. Artık rahatla. Duyduklarına inanma, hepsi palavra.
Yazının Devamını Oku

Puro-sağlık ilişkisi

<B>Çevremdeki bir sürü insan puro içmeme sağlıksal nedenlerle karşı çıkıyor. Ben ise hiç olmazsa günde bir tane içmeyi çok seviyorum. Puro-sağlık ilişkisi hakkında beni aydınlatır mısınız?</B> Bu konuda bir iki kere yazı yazmıştım. Tıp doktoru olmadığım için tıbbi yorum yapamam. Ama birtakım bilinen doğruları da yazmakta yarar var. Bugüne kadar dünyada puro ve sağlıkla ilgili tüm yazıların referans noktası sigara için yapılmış araştırmalar ama puro sigara değil. Ve de sigara-insan sağlığı bağlantılı bulguları puroya da bağlamak çok yanlış. Kimsenin sizi kulaktan dolma yanlış bilgilerle korkutup zaten aşırıya kaçmadan içtiğiniz puroyu içmenizi engellemesine izin vermeyin.

Üzülerek söylemek gerekirse yerli ve yabancı medya, sigara ile ilgili yapılmış yayın ve haberlerden alıntı yaparak puro içenlerin hiç tütün içmeyenlere kıyasla mesela 6-7 misli ciğer kanserine yakalandığını dillerine dolamaya devam ediyorlar. Onlara göre her içki içen nasıl potansiyel alkolik olacaksa, her puro içen de mutlaka bir süre sonra akciğer ya da dudak kanserinden ölmeye mahkûm. İşin komik yanı bir yurtdışı seyahatimde yanımda oturan ve bana puronun tehlikelerinden bahseden doktorun uçuş boyunca üç şişe şarap, iki bardak viski ve sayısız kahve içmesi ve de benden hiç olmazsa 10 kilo şişman olması idi.

Şimdi puroya gelelim. İyice ve doğru kurutulup, fermante edilmiş kaliteli puro yaprağı kalitesiz puro, pipo ve sigara tütününden çok ama çok daha az nikotin ve katran içermektedir. Puro tütün yaprağı yüzde 100 doğal, organik bir ürün. Yaprak tüm büyüme dönemi içinde sadece bir kez ve o da daha fide haldeyken zararlı haşareye karşı ilaçlanıyor.

Üretimden sonra ise özel fumigasyon odalarında tütün bitine karşı gazla (toz ya da sprey ile değil) ilaçlanıyor ve de oda kapakları açıldığınca gaz tamamen yok oluyor. Üretim prosesinin hiçbir safhasında sigarada olduğu gibi suni veya kimyasal katkı maddeleri ya da tütünü kurutucu-olgunlaştırıcı kimyasal ilaçlar kullanılmıyor.

Hele hele yanıcı ve gerçekten kanserojen olan sigara kağıdını puroda bulamazsınız. Sigara tütününün yanma hızını etkilemek, olgunlaşma prosesini hızlandırmak ve de ham tütünü depolama esnasında korumak, mikrop ve mantar üremesini engellemek için çeşitli kimyasallar kullanılıyor. Bütün bu kimyasalların insanlar üzerindeki zararları kaçınılmaz.

(Devamı var.)
Yazının Devamını Oku

Şarapla puro

<B>(Geçen haftadan devam)<br><br></B>Puroyla içebileceğiniz kırmızı şaraplara başta cabarnet sauvignon olmak üzere, ' kırmızı zinfandel', 'pinot noir', ' syrah', 'merlot', ' sangiovese', 'grenache', 'mourvedre' ve 'tempranillo'yu örnek gösterebilirim. Puroyla uyum gösteren yerli kırmızı üzüm çeşitleri ise; yoğun gövde ve zengin aromalı 'boğazkere' ve boğazkere ile kupaja giren yüksek asitli, meyve ve çiçek aromalı 'öküzgözü', dolgun gövdeli, güçlü meyve aromalı 'kalecikkarası' ile 'papazkarası'dır. Puro-şarap eşleştirilmesinde önemli bir nokta da puroyu şarapla birlikte yemek öncesi, yemek sırası ya da yemek sonrası içip içmediğinizdir.

Puro ile içilecek doğru beyaz şarabı seçmek kırmızısını seçmekten daha zordur. Hassas ve kırılgan olan beyazlar, güçlü puroların lezzet yoğun dumanı altında kolayca ezilirler. Yurtdışında katıldığım seminerlerde puro ile içilmesi tavsiye edilen beyazlara; çoğunlukla İtalyan 'pinot grigio', zengin beyaz Fransız 'burgundy' ve Kaliforniya, Avustralya ve Yeni Zelanda'nın yıllanmış meşemsi 'chardonnay'leri örnek gösterilmiştir. 'Semillion' ve 'Sauterne' gibi tatlı beyazlar hafif purolarla oldukça iyi uyum gösterir. Bunları daha güçlü purolarla içmenizi tavsiye etmem. 'Riesling' çok hafif içimli olduğundan iyi bir puro şarabı değildir. Damak kurutan 'şampanya'yla da puro içilmemelidir.
Yazının Devamını Oku

Kırmızı şarapla puro nasıl eşleşir?

<B>Kırmızı şarabı severek içiyorum, son aylarda puroya da başladım. Bana puroyla hangi yerli ve yabancı üzüm cinslerinden yapılmış şarapları içmemi tavsiye edersiniz?</B> Tanıdığım bir çok puro profesyoneli puroyla klasik şarabın içilmesine çok sempatik bakmasalar da ben aksine puro ile şarap içmeyi çok seven bir purocuyum. Şarap ve puroyu eşleştirmek aynen şarapla yemek eşleştirmek gibidir. İlk kaide bu operasyonda hiçbir kaidenin olmadığıysa da biraz düşünce ve deneme bazı kombinasyonların diğerlerinden daha başarılı sonuç vereceğini gösterecektir. Aynen şarap ve yemekte olduğu gibi amaç denge ve uyum sağlamaktır. Ne seçtiğiniz şarap ne de puro bir diğerini bastırmamalıdır.

Şüphesiz yıllardan beri puroyla birlikte içilmesi adeta ekmek peynir gibi bir gelenek haline gelmiş en önemli şarap cinsi 'fortifiye' denilen, çok basit bir ifadeyle üretimin bir aşamasında alkol takviyesi ile güçlendirilmiş 'Porto' şarabıdır. Ancak bu içkiyi normal kırmızı şarapla kesinlikle karıştırmayın. Tüm portolar çeşitli purolarla güzel uyum gösterirlerse de, olgun 'tawny'ler fiyat-kalite rasyosu değerlendirildiğinde en iyisidir. Bu şaraplar zengin renk, kompleks lezzet, derin gövde ve hafif şekerli tatlarını uzun süreyle tahta fıçılarda yıllandırılmalarına borçludur. Fortifiye şaraplara ikinci örnek ise 'sherry'dir. Puroyla mükemmel uyum gösteren sherry cinsleri 'manzanilla fino', ' oloroso' ve 'palo cortado'dır.

Şimdi klasik şaraplara geri dönelim. Öncelikle size, güç spektrumunun altında yer alan 'beaujolais nouveau' vb. genç (primeur), hafif şarapları onların lezzet ve keyfini bastıracak güçlü purolarla içmemenizi öneririm. Şarap-puro eşleştirilmesinde şişedeki üzüm cinsinden çok şarap yapımcısının şarap üretim tarzı ya da yaratmak istediği nihai ürün önem taşır.

(Devamı var.)
Yazının Devamını Oku

Puronun temel lezzet kılavuzu

(Geçen haftadan devam) <br><br>Puronun güç veya şiddeti sadece ağızda belirlenir. Puroda aranılan tatlara karamel, kakao, tarçın, bal, misk, çam, trüf ve vanilyayı birkaç örnek olarak gösterebiliriz. Tüm kokuları doğru algılayabilmek uzun yılların deneyimini gerektirmesine rağmen, kokusal hafıza sıkça değişik marka puro içilerek zaman içinde terbiye edilebilir. Puronun karakteristik altı ana tadı vardır: Deri, biber, karamel, toprak, misk ve odun. Bütün bu anlattıklarımdan sonra sıra ‘‘temel lezzet kılavuzu’’ diyebileceğim bilgilere geldi. Havana puroları sert, güçlü ve geniş aroma paletli iken, Dominikler tok-gövdeli, zengin içimlidir. Meksika puroları hafif ve baharatlı olurlar. Nikaragua puroları sert ve aromatik iken, Honduraslar hafiftir. Jamaika'dan baharatlı ve acı, Brezilya'dan ise zengin aromalı purolar çıkar. Yazımı çok sevdiğim bir özdeyiş ile bitiriyorum. ‘‘Güzel bir puronun sonu üzücüdür. Sizinle birlikte uzun süre kalmasını istediğiniz sevdiğinizin yanınızdan çok erken ayrılmasına benzer.’’
Yazının Devamını Oku

Purodan keyif almanın temel kuralları

İçtiğimiz bir puroyu beğenip beğenmememiz onu kokusal algılamamıza, yani dumanı oluşturan farklı öğelerin burnumuzdaki tat algılayıcılarında bıraktığı iyi ya da kötü etkiye dayanır. Puroya lezzet ve aromasını veren duman, aralarında nikotin ile çeşitli kokuların da bulunduğu binlerce molekülden oluşur. Algılama için moleküllerin koku algılayıcılarını koruyan likit tabakaya nüfuz ederken eriyik halde olması lazımdır. Beynin koku merkezinde dumanla gelen verileri yorumlamak için yirmi beş milyon nöron bulunur. Tütün nispeten homojen bir materyal olduğu için, puro, koku merkezinin çok ufak bir bölümünü etkiler. Farklı tütün yaprakları arasındaki lezzet farkları tütün bitkisi üzerindeki yaprağın toprağa olan uzaklığı/konumu ve de maruz kaldığı güneş ışığının miktarı ile orantılıdır. Bir puro hakkında ilk izlenimimiz; fiziki konstrüksiyonu ile ambalajının kalitesi vs. dışında tamamen kokusaldır. Yani dumanın içinde asılı aerolize durumda olan aromatik moleküller ile nikotinin puronun yakılması ile serbest kalmasının bir ürünüdür. Bu öğelerin birleşimi puroya; odunumsu, çikolatamsı, acımsı vb. belirgin lezzetini verir. Kuvvetli duman zengin ya da zayıf olabileceği gibi, zengin bir duman da iyi ya da kötü olabilir. Kokunun kalış gücü ise, belki parfümler için önemli ve de aranılan bir özellik olabilir ama başlangıçta ne kadar kabullenebilir olursa olsun kalıcılık puro dumanı için gerçekte bir kusurdur. Puroyu yakmadan önce burnumuza getirip kokladığımızda aldığımız kokuya buke, yaktıktan sonra ilk dumanla algıladığımıza ise aroma denir. Kaliteli bir puronun kokusu iyi havalandırılmış odada hemen kaybolmalıdır. Aksi takdirde o puro teoride kaliteli değildir.

Kokusal algılamanın yanında tatsal algılama da çok önemlidir. Tat puronun kalitesinin önemli bir göstergesidir. Puro dudakta tadılır, ciğerde değil. Puro dumanı alkalik olduğundan sigaradan farklı kimyasal reaksiyonu vardır. Nikotin ve diğer kimyasal aromatikler dildeki sümüklü doku tarafından emilir. (Devamı var.)
Yazının Devamını Oku

Nikaragua’nın Mücevheri

<B>Geçen yılbaşı Madrid'den 'Joya de Nicaragua' marka bir kutu puro aldım. İçimini çok beğendiğim bu puro hakkında bilgi verir misiniz?<br><br></B> ‘‘Joya (hoya) de Nicaragua’’ General Somoza ve ortakları tarafından 1965’te ülkenin ilk fabrikası ‘‘Tobaccos Puros de Nicaragua S.A’’da üretiliyor. Bu marka ABD ambargosu sonrası Küba'yı terk ederek ülkeye yerleşen deneyimli Kübalı puro yapımcıları tarafından geleneksel Küba tarzında üretilmektedir. Türkçesi ‘‘Nikaragua'nın Mücevheri’’ olan bu marka genelde baharat tatları ön plana çıkan, karmaşık lezzetli, orta sert - sert arası purolardır. Uygun fiyat ve yüksek kalitesi nedeniyle özellikle ABD'de çok popülerdir. ‘‘Joya de Nicaragua’’, son iki yıldır yeniden alevlenen 70'lerin dolgun gövdeli, güçlü puro modasına dönüş kervanına katılarak tamamı Nikaragua tütününden oluşan ‘‘Antano 1970’’ serisini piyasaya verdi. İspanyolca'da ‘‘geçmiş yıllar’’ anlamına gelen Antano (Antanyo) insanı güç ve lezzete doyuran bir harmana sahip. Cigar Aficionado ve Cigar Insider bu purolara çok güzeli ifade eden 89 ve 91 puanlarını vermiş. Antano serisinin 'Robusto Grande', 'Belicoso' ve 'Grand Consul' ebatlarını 'Joya de Nicaragua' nın Türkiye mümessili olan, Levent'teki CHE mağazasında bulabilirsiniz. Tavsiye ederim.
Yazının Devamını Oku

Puro içen kadınlara bar-restoran

Genelde dünyada ama özelde ABD'de sayıları bir çığ gibi artan kadın puro içenlerin beklentilerine uygun açılan bar ve restoranlar çok popüler. 18. yüzyıldan beri örneklerini bildiğimiz az sayıdaki puro içen kadınları, günümüzde şaşırtıcı, hatta bizi kıskandıran hızla artan sayılara ulaştıran nedenler neler? Bunun cevabını günümüzün çok iyi tahsil yapmış, kendi yaşamının rotasını kendisi çizen, toplum ve aile baskısından kendini kurtarmış, kazandığı parayı kendi zevkleri için özgürce harcayan, puroyu güzel ve kaliteli bir yaşamın tamamlayıcı bir parçası olarak gören, hayatına yeni zevkler katan yeni nesil kadında buluyorum.

Eskiden sadece erkeklere ait güç, başarı ve servetin geleneksel sembolü olan puro, günümüzde artık kadınlara da ait. Puroyu öğrenmek için konu ile ilgili literatürü ve interneti takip eden kadınların sayısı küçümsenemeyecek kadar fazla. Bazen davetlerde puroyu o kadar güzel anlatan ve içen kadınlara rastlıyorum ki heyecan duymamak elde değil. Kendi kişisel aksesuarlarının seçiminde çok titiz olan kadınlar, puro aksesuarlarının seçim ve kullanımında da farklarını ortaya koyuyorlar.

Günümüzde, özellikle ABD'de şıklık, zarafet ve lüksün bir ifadesi olan puro gecelerinin baş davetlisi de artık kadınlar. Puro içen kadın kesiminin varlık ve önemini kabul edip, kendilerini onların isteklerine hazır hale getiren işletmeler aynen Avrupa ve ABD'de olduğu gibi bizde de pastanın büyük payını kapacaklar. Kadınları odaklayan vizyona sahip restoran ve barlar devamlı müşterileri olan puro içen kadınları bir PR aracı olarak kullanıp, mekanlarını onların puro içen-içmeyen diğer arkadaşlarına da tanıtma fırsatını yakalayacaklar. Akıllı işletmeler, puro içen kadınları hayati müşteri hedef kitlesi olarak belirleyip işletmelerinin dekorasyon, tuvalet tasarım ve hijyeni, havalandırması, şefleri, doğru fiyat politikası ve görgülü personeli ile yeniden yapılanıyorlar.

Dünyanın büyük şehirlerinde özellikle durgun geçen gecelerde işi hızlandırmak için temalı puro yemekleri düzenleniyor. Milano'da en son katıldığım, kadınlara endeksli bir bar-restoranın puro gecesindeki tema, Winston Churchill'in favori yemek, içki ve purolarıydı. Churchill ve puro hakkında bir otoritenin konuştuğu gecede erkekler sayıca ikinci planda kalmıştı.

Evlerinin dışında eğlenmeyi de seven kadın purocular işletme sahiplerinden, purolarını içerken kendilerine de ait olduğunu hissedecekleri, iç dünyalarını yansıtan bir mekan ve purolarını yakacak sıcak bir alev istiyorlar.

Yazının Devamını Oku

Puro içen kadınlara bar-restoran

Genelde dünyada ama özelde ABD'de sayıları bir çığ gibi artan kadın puro içenlerin beklentilerine uygun açılan bar ve restoranlar çok popüler. 18. yüzyıldan beri örneklerini bildiğimiz az sayıdaki puro içen kadınları, günümüzde şaşırtıcı, hatta bizi kıskandıran hızla artan sayılara ulaştıran nedenler neler? Bunun cevabını günümüzün çok iyi tahsil yapmış, kendi yaşamının rotasını kendisi çizen, toplum ve aile baskısından kendini kurtarmış, kazandığı parayı kendi zevkleri için özgürce harcayan, puroyu güzel ve kaliteli bir yaşamın tamamlayıcı bir parçası olarak gören, hayatına yeni zevkler katan yeni nesil kadında buluyorum. Eskiden sadece erkeklere ait güç, başarı ve servetin geleneksel sembolü olan puro, günümüzde artık kadınlara da ait. Puroyu öğrenmek için konu ile ilgili literatürü ve interneti takip eden kadınların sayısı küçümsenemeyecek kadar fazla. Bazen davetlerde puroyu o kadar güzel anlatan ve içen kadınlara rastlıyorum ki heyecan duymamak elde değil. Kendi kişisel aksesuarlarının seçiminde çok titiz olan kadınlar, puro aksesuarlarının seçim ve kullanımında da farklarını ortaya koyuyorlar. Günümüzde, özellikle ABD'de şıklık, zarafet ve lüksün bir ifadesi olan puro gecelerinin baş davetlisi de artık kadınlar. Puro içen kadın kesiminin varlık ve önemini kabul edip, kendilerini onların isteklerine hazır hale getiren işletmeler aynen Avrupa ve ABD'de olduğu gibi bizde de pastanın büyük payını kapacaklar. Kadınları odaklayan vizyona sahip restoran ve barlar devamlı müşterileri olan puro içen kadınları bir PR aracı olarak kullanıp, mekanlarını onların puro içen-içmeyen diğer arkadaşlarına da tanıtma fırsatını yakalayacaklar. Akıllı işletmeler, puro içen kadınları hayati müşteri hedef kitlesi olarak belirleyip işletmelerinin dekorasyon, tuvalet tasarım ve hijyeni, havalandırması, şefleri, doğru fiyat politikası ve görgülü personeli ile yeniden yapılanıyorlar. Dünyanın büyük şehirlerinde özellikle durgun geçen gecelerde işi hızlandırmak için temalı puro yemekleri düzenleniyor. Milano'da en son katıldığım, kadınlara endeksli bir bar-restoranın puro gecesindeki tema, Winston Churchill'in favori yemek, içki ve purolarıydı. Churchill ve puro hakkında bir otoritenin konuştuğu gecede erkekler sayıca ikinci planda kalmıştı. Evlerinin dışında eğlenmeyi de seven kadın purocular işletme sahiplerinden, purolarını içerken kendilerine de ait olduğunu hissedecekleri, iç dünyalarını yansıtan bir mekan ve purolarını yakacak sıcak bir alev istiyorlar.
Yazının Devamını Oku

Puro ülkesi Nikaragua

<B> Geçen yılbaşı Madrid'den 'Joya de Nicaragua' marka bir kutu puro aldım. İçimini çok beğendiğim bu puro hakkında bilgi verir misiniz?</B> -Merak ettiğiniz bu markaya değinmeden önce önemli bir tütün ve puro ülkesi olan Nikaragua hakkında konuyla ilgili kısa bilgi vermek istiyorum. Dünyada Küba, Dominik Cumhuriyeti, Honduras ve Meksika ile birlikte kaliteli puro tütün ve puro üretiminde önde gelen Nikaragua, Orta Amerika’nın en büyük ülkesidir. Puro yapımında çok rağbet gören Nikaragua dolgu, bağlayıcı ve dış sargı yaprakları ülkenin iki mümbit vadisi olan 'Jalapa' ve 'Esteli'de yetiştirilir. Burası tüm puro üreticilerinin oybirliğiyle kabul ettiği gibi, Küba'nın ünlü 'Vuelta Abajo' bölgesine en yakın mikro iklim ve zengin mineral yüklü kırmızı topraklara sahip. Bu nedenle Nikaragua puroları gerçekten kalitelidir. Nikaragua'nın tütün yetiştirmeye uygun coğrafyasının farkına varan ünlü puro yapımcıları CAO, Padron, Perdomo, Torano, Placencia ve Fuente gibi aileler ülkeye milyonlarca dolarlık yatırım yaparak, çok beğeni kazanan purolarının harmanında sadece kendi yetiştirdikleri Nikaragua tütünlerini kullanmakla kalmayıp, bazı hatlarının üretimini de ya burada kendi fabrikalarında ya da başkalarına ait fabrikalarda fason yaptırmaktadır. (Devamı var)
Yazının Devamını Oku

Segundos denilen ucuz ikinci kalite puro nedir?

<B> ABD seyahatimde, puro mağazalarında 'segundos' denilen ucuz ikinci kalite puroların da satıldığını gördüm. Bunlar bazılarının dediği gibi defolu dış sargı yapraklarından yapılan purolar mı, yoksa tamamı kalitesi daha düşük yapraklardan sarılan purolar mı?<br><br></B> -Benim çeşitli yurtdışı seminerlerde anlatılanlardan öğrendiğim 'segundos' un kabaca iki ayrı tanımı ifade ettiğidir. İlki şu görüşü savunur: Günümüz puro pazarında; puro tüketiminin patladığı yıllarda oluşan talebi karşılamak için Dominik, Jamaika, Honduras, Nikaragua ve Meksika'da üretilen milyarlarca puro bulunmaktadır. Ne yazık ki, talepteki bu patlama 1997 yılının sonuna doğru sona erdiğinde, satışların durması nedeniyle stokları elde kalan üreticilerin çok kaliteli ya da 'premium' denilen puro ve tütün yapraklarına, onlara kredi veren bankalar tarafından el konmasından sonra ellerinde kalan düşük kaliteli, ucuz ama çok kötü de olmayan purolara 'segundos' denir.

Diğer görüş ise 'Macanudo seconds' da taraftar bulan tanımdır. Büyük uluslararası puro üreticileri her yıl önemli tütün yaprağı üreten ülkelerdeki hasatın en iyi-en kaliteli yapraklarını kapatırlar. Ve bu yapraklar üretim aşamasında asla deneyimi az olan sarıcılara emanet edilmezler. Saygın puro fabrikalarında kalite kontrolü esnasında, üretilen puroların en yaygın geri çevrilme sebebi harmanı oluşturan destenin ya çok gevşek ya da çok sık sarılmasıdır. İşte fabrikalarda çeşitli nedenlerle birinci ya da 'premium' kaliteli puro olarak ayrılmayanlar 'segundos' olarak piyasaya verilir. 'Segundos' olarak ayrılan puroların bir nedeni de dış sargı yaprağındaki kozmetik görüntü dışında içim kalitesini asla etkilemeyen ufak tefek kusurlardır. Tanınmış üreticilerin 'segundos' olarak satılan purolarını, kaliteli purolarınızı içmeye kıyamadığınız zamanlarda rahatlıkla içebilirsiniz. Ben kaliteli puro - segundos ilişkisini tanınmış bir araba markasının standart aksesuvar veya full aksesuvarla satılan tiplerine benzetirim. Her ikisi de bana aynı zevki verir. Ancak bir tanesi biraz daha fazla. Ben de 'segundos' içiyorum ve de hiç şikayetçi değilim.

Aynı puroyu farklı saatlerde içtiğim zaman farklı lezzet alıyorum. Bu normal midir?

-Herkesin (vücut kimyasına bağlı olarak) purodan zevk aldığı bir içme saati vardır. Bu saatler dışında içildiğinde, purodan almanız gereken tadı-keyfi alamayabilirsiniz. İnsan damağının lezzeti algılama yeteneği içilen puro sayısı ve içme sırasıyla bağlantılıdır. Bir günde çok sayıda içilen puro damağı körletir. Herkesin damağı farklı olduğundan sizin için kaç puro fazladır, siz belirleyeceksiniz. Puroyu aç veya tok karnına içmek, içim öncesi ve esnasında yedikleriniz ve içtikleriniz de purodan aldığınız lezzeti etkileyecektir. Orta gövdeli bir puro içecekseniz zengin yiyecek ve sert içkilerden kaçının. Aksine hafif yiyecekler-içecekler zengin-güçlü purolarla uyum sağlamaz. Zengin-güçlü purolar benzeri yiyecek-içecekleri, orta-güçlü purolar da hafif yiyecek-içecekleri tamamlar. Günde birden fazla puro içen biri iseniz, purolarınızı hafiften güçlüye giden bir sırayla içmenizi tavsiye ederim.

Tütün yaprağının ekilen tohumdan itibaren, puro olmaya hazır olana kadar geçen süre ortalama ne kadardır?

-Ekilen tohumun fide olana kadar geçen süre 6 haftadır. Fidenin yataklara ekilmesini takiben hasatın başlamasına kadar geçen süre ise 120 gündür. Hava koşullarına bağlı olmak kaydıyla dış sargı yaprağı ortalama 90 günde büyür. Direkt güneş altında yetiştirilen dolgu ve bağlayıcı yaprakların büyüme süresi 45-70 gündür. Yaprakların, hava şartlarına bağlı olarak, kurutulma işlemi 45-60 gün alabilir. Kurutma safhasından sonra, ilk fermantasyon 35-40 gün sürer. İkinci fermantasyon ise, yaprakların nerede kullanılacağına bağlı olarak 30-90 gün sürer. Yapraklar tüm bu ve başka (tasnif, damar temizleme vs.) gibi proseslerden geçtikten sonra puro olarak sarılmaya başlamadan önce, fabrikadan fabrikaya bağlı olarak 1-5 yıl süreyle bekletilerek, lezzet katmak ve harmonisinin dengelenmesi hedeflenir.
Yazının Devamını Oku

Kuru puro ne demek?

<B>Daha önceki yazılarınızda birkaç kez değindiğiniz makine yapımı 'Dutch' ya da 'Kuru' denilen purolar hakkında bilgi verir misiniz?</B> -Purolar sayısız şekil ve ebatta üretildikleri halde hepsinin tek bir anatomisi vardır: Dolgu, bağlayıcı ve dış sargı yaprağı. Dolgu yaprakları kısa ve uzun diye ikiye ayrılırlar. Uzun dolgu yaprağı denilince adından da anlaşılacağı gibi puronun gövdesi boyunca destelenen tek parça halindeki yaprak anlaşılır. Kısa dolgu ise tek bir parça yerine ince kıyılmış yapraklardan üretilen puroları ifade eder. İşte 'Dutch' purolar bu ikinci sınıfa girer. Bu purolarda kullanılan tütünler tabii ki Hollanda'da yetişmez. Bunların harmanında önemli miktarda Sumatra yaprağı kullanılır. Bu gelenek Endonezya'nın 'Dutch East Indies' olarak bilindiği koloni yıllarına gider.

Günümüzde bu tip puroların uluslararası ihracatının % 60'ını elinde tutan Hollanda puro sanayidir. Baharat burnu ön plana çıkan bu aromatik puroların harmanı asırlardır bir sır olarak saklanmaktadır. Birinci sınıf bir 'Dutch' puronun harmanında 15 ila 20 arası farklı tütün kullanıldığı bilinmektedir. Bu yapraklar Java ve Sumatra'nın volkanik bölgeleri ile Brezilya ve Küba'nın humusça zengin killi topraklarında yetiştirilir. Farklı ülke yaprakları puroya o ülkeye özgü lezzeti verir. Sumatra yaprağı lezzet yoğundur. Java'nın lezzet ve aroması ise Sumatra'dan daha güçlüdür. En belirgin tat Brezilya yaprağındadır. Kaliteli bir 'Dutch' puronun keyfini çıkartırken çoğunlukla Sumatra ile Java, belki az da olsa Brezilya ve Küba tütünü içiyorsunuzdur. 'Dutch' puroların dışında başka ülkelerde üretilen kısa dolgu purolar da vardır. Mesela Java purosunu ele alalım. Java tütününün dokusu Sumatra'ya kıyasla daha kalın ve kabaca olduğundan görünümü de daha kabadır. Brezilya purosunun rengi iyice koyu olduğu için, içiminin sert ve güçlü olduğu zannedilse de, tamamen tersidir. Bu puro hem güç hem lezzet olarak inanılmayacak kadar hafiftir. Premium Dutch purolarda sadece kaliteli gerçek tütün yaprağı kullanılır. Kalitesiz ve dolayısıyla ucuz olanlarda ise ıskarta yapraklar, bir nevi tütün selülozu ve yapay tatlandırıcılar bulunur. Bu purolara kuru denmesinin nedeni, yapımında kullanılan yaprakların işlenmesi sırasında suni ısı kaynağı ile özellikle kurutulmasıdır. Özel nem giderme prosesi nedeniyle bu puroları diğerleri gibi humidor içinde saklamaya gerek duyulmaz. Bu purolar ideal olarak rutubet ve ısının çok değişiklik göstermediği ortamlarda 18 - 20 derecede, % 9 - 13 arası rutubette saklanmalıdır. Bu purolara örnek olarak kaliteli markalar arasında Agio, P.G.C. Hajenius, Dannemann, Christian of Denmark, Schimmelpenninck, Villiger, Willem ve Henry Winterman'ı sayabiliriz.
Yazının Devamını Oku

Puroda ne ararım?

Puro içen yakın bir arkadaşım çok yalın yazmam nedeniyle beni eleştirerek yazılarıma biraz renk ve cinsellik katmamı istemişti. Bu yazımı ona ithaf ediyorum. Ben puroyu kadına benzetirim. Duyularım, aynen güzel bir kadında olduğu gibi seçtiğim puronun bana keyif verip vermeyeceğini daha ilk bakışta söyler.

Dış Görünüm: Bir puro mağazasına girdiğimde, güzel bir puro görünce heyecanlanırım. Aynen kadında olduğu gibi bu ilk bakışta aşk olabilir.

Koku: Güzel kokan bir kadın ilgimi çektiği gibi güzel kokan bir puro da beni baştan çıkartır.

İlk Temas: Tıpkı kadında olduğu gibi ona ilk dokunduğumda elime ipeğimsi, yumuşak, pürüzsüz bir doku gelirse o puroyu tercih ederim.

Tat: Dış görünüm ve kokusu ne kadar çekici olursa olsun kesin kararımı vermek için her ikisini de mutlaka önce tadarım.

Yıllanma: Bu madde şarap, kadın ve puronun bakımıyla ilişkilidir. Kadınlar da tıpkı şarap ve puroda olduğu gibi kendilerine ne kadar iyi bakarlar ya da bakılırlarsa o kadar düzgün yıllanırlar.
Yazının Devamını Oku

Puro 99 yıldır beyazperdede

Puro yedinci sanatın doğuşuyla birlikte beyaz perdedeki yerini aldı. Sinemadaki ilk puro içimini gösteren sahne 1904'de çevrilen George Melies'in ‘‘Every Man His Own Cigar Lighter’’ filminde oynanmıştır. O tarihten sonra da azılı gangsterlerden trilyoner bankacılara kadar birçok puro içen karakterin etrafında dönen entrikalar film endüstrisinde işlenmiştir. 1922'de seyirciler, Eric von Stroheim'in sanat şahaseri kabul edilen filmi ‘‘Foolish Wives’’ da Prenses Olga Petschnikoff rolünü oynayan Mae Busch tarafından şaşkına çevrilmişlerdi. Çapkın bir aristokrat prensesi oynayan aktrist, beyaz perdede ilk kez puro içen kadın oyuncu olmuştur. Beyazperdede sigara içen kadın oyuncuların başında, Orson Welles'in 1958 yılında çevirdiği ‘‘Touch of Evil’’ filminde puro içen Marlene Dietrich gelir. Orson Welles'in kendisi ise yirminci yüzyılın en meşhur puro içicileri olan Fidel Castro ve Winston Churchill'e en büyük rakip olmuştur. Kendi çevirdiği filmlerde sıkça görünen Welles, bilhassa ‘‘Citizen Kane’’de sergilediği rol ile ün kazanmıştır. Puro içen bir medya imparatoru ile ilgili gerçek bir hikayeye dayanan bu filmde puro; güç, servet ve kendini beğenmişlik ile eş anlamlı olan kapitalist zengini sembolize etmiştir. Charlie Chaplin de oynadığı filmlerde çizdiği portre ile zengin, dejenere ve acımasız kapitalistlerin negatif imajını vurgulamıştır. ‘‘Gold Rush’’ isimli filmin son sahnesinde yoksul bir serseriyi oynayan Chaplin kötü huylu bir milyonerin yere attığı puro izmaritini çiğnerken görüntülenmişti. Ünlü komedyen Groucho Marx'ın oynadığı filmlerde ağzında yanmamış puro eksik olmamıştır. Alfred Hitchcock, Stanley Kubrick, George Burns, Bill Cosby, Michael Douglas, Demi Moore ve Arnold Schwarzenegger filmlerde puro içen sanatçılardan sadece bir kaçıdır. Puro içenin kötü adam olduğu imajını silmek için 1990'lı yıllarda puro üreticilerinin sponsor olduğu reklam filmlerinde puro içen sinema oyuncularına sıkça rol verilmişti.
Yazının Devamını Oku

Puro kutuma atılan sorular

<B> Yakında kendime ilk humidorumu alacağım. Sizin önerilerinize uygun olarak kullanıma hazırladıktan sonra nem ölçer kaç gösterdiğinde puroları yerleştireyim?<br><br></B> -Yüzde 63'e geldiğinde puroları rahatlıkla koyabilirsiniz. Humidorun içini yüzde 100 ya da en az yüzde 75 puroyla doldurursanız nispi rutubet daha hızlı ve düzenli dengelenir. Mümkün olduğunca bu doluluğu muhafaza etmeye gayret edin. Boş humidor rutubetin düşmanıdır. Rutubet azalmaya başladığı zaman distile su ilave edin. Yeni humidor bir kez dengelendikten sonra düşme yavaş ve muntazam olur... Yüzde 69, yüzde 68, yüzde 69 ve böylece. Ben yüzde 64'e düşünce su yüklemesi yaparım. Nem regülatörünüzü sakın suya boğmayın. Sadece ıslatın. Acemi humidor sahiplerinin en büyük hatası budur. Regülatörün, nispi rutubeti yüzde 70'e çıkarmasının yanı sıra bu rakam aşıldığında da fazlasını düşürme işlevi olduğunu unutmayın. Bu yüzden, regülatörün içinde aşırı rutubeti emecek hacim kalmalıdır. Sadece kaliteli distile su kullanın. Musluk suyunun içinde puronuzla temasını istemeyeceğiniz mineral, organik maddeler ve kimyasallar vardır. Her puronun yaprak cinsi ve konstrüksiyonu farklı olduğundan yüzde 64-72 arası nispi rutubet uygundur. Bazı purolar yüzde 68 bazıları ise yüzde 72 rutubet isterler. Bir takım puro severler purolarını daha kuru saklamak istediklerinde yüzde 60 civarında tutarlar. Şahsen ben yüzde 65 - 72 arasını muhafaza etmeye çalışıyorum. Oda ısısına gelince 15-23 derece arası yeterlidir. Düşük ısıda puroların yıllanma sürecinin yavaşladığını, yüksekte ise korkulan tütün bitlerinin yumurtadan çıktığını unutmayın.
Yazının Devamını Oku

Rom klasiği Havana Club

<B>(Geçen haftadan devam)<br><br></B>Bu içki tartışmasız dünyanın en iyi konyaklarına eşdeğerdir. Ünlü puro dergisi 'Cigar Aficionado' 1999 yılında yaptığı bir tadım sonrası Gran Reserva'ya harikulade, Havana Club 3 ve 5 yıllıklara ise çok güzel değerlendirmesi yapmıştı. Havana'nın Ernest Hemingway ile meşhur olan ‘‘La Bodeguita’’ isimli barının bugün de en aranılan içkisi olan ünlü 'mojito' kokteylinin hazırlanmasında yıllardır kullanılan klasik rom Havana Club Silver Dry'dır. Bu kokteylin kolay ve doğru tarifi şişelerin etiketinde yazılıdır. Küba'ya giderseniz bizim rom dediğimiz şeker kamışı mucizesi bu içkiye onların ‘‘ron’’ dediğini unutmayın. Evet bu benzersiz romları ister purolu, ister purosuz denemek için Atatürk Havalimanı'ndan almayı unutmayın.

Puro kutuma atılan sorular

Bazı purolarımın dış sargı yaprağında kırışıklıklar görüyorum, acaba neden?

Bu fenomen; dış sargı yaprağının önce aşırı nem nedeniyle uzayan dolgudan dolayı gerilmesi, sonra nem azalınca kuruyan dolguyla birlikte çekmesi nedeniyle meydana gelir. Kırışıklıklar temelde, birbirini takip eden gerilme-çekme izleridir. İdeal şartlarda bile muhafaza edilseler, 'vintage' denilen kıymetli-eski purolarda sıkça görülür. Estetik olarak kötü görünmesinden başka, puronun içimine-lezzetine menfi bir etkisi yoktur. Ancak bu sorunun önüne uzun süre geçilmezse, dış sargı yaprağı iyice gevrek olacağından çatlamalar, yarılmalar başlar. Vintage purolar dışında bu sorun, ağaç humidorlardan ziyade plastik soğutucularda saklanan purolarda daha sıkça görülür. Cooledor dediğimiz ev yapımı humidorların kapakları çok sık açılıp kapandığında iç rutubet aşırı azalıp- yükseleceğinden, bu tip humidor kullananların çok dikkat etmelerini öneririm. Ağaç humidorun aksine, plastik yüzey içerdeki nispi rutubeti aynı seviyede tutmaz. Cooledor humidorlarda uzun süre ile tutulan purolarda kırışıklık kaçınılmazdır.
Yazının Devamını Oku

Rom klasiği Havana Club

<B>(Geçen haftadan devam)<br><br></B>Küba'da rom sadece tek bir hammaddeden o da yüksek aroma ve şeker içeren taze şeker kamışı melasından yapılır. Havana Club'a eşsiz buke ve lezzetini veren geçmişten günümüze gelen doğal yıllandırma denilen geleneksel üretim metodudur. Havana Club'lar meşe fıçılar içinde yıllandırmayı hızlandırıcı suni yöntemler kullanılmadan doğal olarak bekletilirler. Bu romlar klasik doğal renklerini daha önce içlerinde burbon viskisi yıllandırılan eski Amerikan meşe fıçılarından alırlar. Küba'nın gerçek ve en popüler romu olan Havana Club tam dört asır ülkenin kimlik ve yaşam tarzının bir sembolü olmuştur. Günümüz Küba'sında yaklaşık bir düzine tesiste 60 değişik marka rom yapılmakla beraber bunların bir numarası Havana Club'tır. Satışa sunulmadan önce 3 yıl bekletilen roma 'beyaz', 5 yıl bekletilene 'altın' ve de ortalama 7 yaşındakilere ise 'anejo' denir. Anejolar uzun yıllandırılmalarının sonucu koyu renkli , bal, çiçek, fındık ve fümemsi aromalı, uzun ve vanilya lezzetinde sonu olan enfes romlardır. 15 yıllık ' Havana Club Gran Reserva' ise meyve, baharat, tütün ve bal içeren kesif lezzet paleti ile uzun ve tatlımsı bir sona sahiptir.(devamı var)
Yazının Devamını Oku

Küba'dan bir rom klasiği: Havana Club

Geçenlerde bir seyahate giderken Atatürk Havalimanı'ndaki gümrüksüz mağazada dünyanın en iyi romlarından biri olarak kabul edilen Küba'nın klasik markası Havana Club'ları gördüm. Havana Club ile ilk tanışmam 80'li yıllarda başlar. O zamanlar bırakın Türkiye'de önemli yabancı havalimanlarındaki mağazalarda bile bu markayı bulmak adeta imkansızdı. Ancak Londra, Barcelona, Paris vb.gibi büyük metropollerin sadece önemli otellerinin barlarında kısıtlı da olsa Havana Club'ları bulabilirdiniz.

HAVANA CLUB'IN GEÇMİŞİ

Kaliteli rom içmeyi sevenlerin markası olan Havana Club'ların geçmişi çok eskilere dayanır. Kristof Kolomb'un 1493'deki ikinci Karayipler seferinde Kanarya Adalarından Küba'ya getirip diktirdiği şeker kamışları yöre ikliminin çok elverişli olması nedeniyle, kısa bir süre sonra rom yapımında kullanılacak dünyanın en iyi şeker alkolünü üretir olmuştu. İspanyol ve Kübalıların puroyla birlikte hayatlarının vazgeçilmez bir parçası olacak bu yeni içkiye 1878'de Havana Club ismi verilmişti. Şeker kamışından üretilen rom Küba'nın ekonomik ve sosyal yaşamıyla o kadar yakından ilişkilidir ki onlar romu ulusal bayrakları kadar severler.

(devam edecek)
Yazının Devamını Oku

Seyahatte puro nasıl saklanır?

Özel seyahat humidoru olmayanların purolarını kısa süreli gezilerinde ideal rutubet ortamında saklayabilecekleri bir yöntem var mı? - Seyahat humidoru kadar gösterişli olmasa da 'ziplock' denilen ağzı fermuar veya çıt çıt kapanan ithal plastik torbalar da aynı işi görür. Hatta çoğu seyahat humidorundan çok daha iyi. Bunların tek kusuru içlerindeki puroları darbeye karşı kırılmaktan koruyamamalarıdır. İç rutubeti yüzde 70 olan humidorunuzdan çıkarıp hemen içine koyduğunuz puroları ilave nem gerektirmeden birkaç hafta muhafaza edebilirsiniz. Seyahatiniz uzar da, puroların kurumaya başladığını hissederseniz bir peçeteyi temiz suyla ıslatıp, iyice sıkarak küçük bir top haline getirin ve purolarınıza değmeyecek şekilde torbanın içine koyun. Kurudukça ıslatın. İş gören bir başka pratik çözüm ise götüreceğiniz puroları bir puro kutusunun içine koyup ağzını hafifçe aralık bıraktıktan sonra yeterli sayıda delik açılmış plastik bir torbanın içine koyup ağzını kapatmak. Bu torbayı da kendisinden daha büyük ebatlı bir başka ziplock torbanın içine koyun. Onun da içine ıslatıp sıkılmış bir ufak sünger parçası yerleştirip, ağzını sıkıca kapatın. Bu yöntemle muhafaza ettiğiniz puroların yolculuk esnasında kırılmalarını önlemek için tercihen yanınızda taşıyın.


Puroculara özel kahveler


Kahve içmeyi de puro kadar sevenlere iyi bir haberim var. Kaliteli kahveye düşkünlerin ülkesi İngiltere'den ithal edilen, enfes aromalarla zenginleştirilmiş değişik lezzetli kahveler MEMOS'da sizleri bekliyor. Puroyla mükemmel uyum gösteren bu kahveleri tüm puroculara öneriyorum.
Yazının Devamını Oku