GeriErtuğrul ÖZKÖK Yazın daha mı çok sevişilir
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yazın daha mı çok sevişilir

Yaz aylarında, yattığınız yerden durmadan ÇobanYıldızı’nı görüyorsanız, yani ‘arzularınız’ artıyorsa; aman dikkat! Psikologlar uyarıyor. Onların yalancısıyım. Ha bir de güneş ışığında asla sevişmeyin. Bu da ailenizin psikoloğu Ertuğrul Özkök’ten...

Bakın kadın ne diyor:
“Ne zaman bir yerlere gitsek, beraberliğimizin başındaki gibi delice sevişiyoruz…”
Bu sözleri söyleyen kadın 38 yaşında ve 15 yıldır evli...
Sizce 15 yıldır evli bir çift ayda kaç kez sevişir.
Acele etmeyin. Cevabı birazdan gelecek. Şimdi biraz reklam arası.

15 YILDIR EVLİ BİR ÇİFT AYDA KAÇ KEZ SEVİŞİR/images/100/0x0/55ea857af018fbb8f8856beb

Önce ellerinizle kulaklarınızı kapatıp “Roooorooo” diye sesler çıkarın... Dışardan gelen vuvuzelayı, parazit sesleri duymamaya çalışın.
Cemaat memaat, şike mike, Kürt sorunu vs. hepsini unutun…
Bugün ciddi bir mevzuya el atıyoruz.
İki temel soruyu tartışacağız:
* BİR: İnsanlar yaz aylarında daha mı çok sevişir?
* İKİ: 15 yıllık evli bir çift, ayda kaç kere sevişir?
Evet bu pazar günü, hayat memat meselesi iki konuyu tartışacağız.
Son zamanlarda fena halde psikoloji dergilerine takılıyorum.
Bir de felsefe dergilerine…
Özellikle Fransa’da acayip güzel konular işliyorlar.
‘Psychologies Magazine’in haziran sayısında, ‘Seksin de Mevsimleri Var’ başlıklı bir konu işlemişler.

O RAKAMI VERECEĞİM HEMEN İTİRAZ ETMEYİN

Önce, 15 yıldır evli çiftlerin merakını gidereyim.
Ayda ortalama iki-üç defa…
Hemen itiraz etmeyin, biliyorum sizinki daha fazla… Ben ortalamadan söz ediyorum. Allah’a şükür hiçbirimiz ortalama insan değiliz!
Ayrıca unutmayın bunu yazan dergi Fransız.
Tabiatıyla, Türk gibi kuvvetli olmasını bekleyemezsiniz.
Şimdi gelelim, ‘yaz sevişgenlerine’…
Psikiyatr ve seksolog Jean-Roger Dintrans diyor ki;
“Hayvanlar gibi insanların da duyarlılıkları, ışığa ve ısıya göre değişir. Güneş ışığı azalınca, seretonin düzeyi düşer. Bu da arzularda düşüşe yol açar.”

CİNSEL ARZUNUN ÇOBAN YILDIZIYLA İLİŞKİSİ NE

Bu arada çok ilginç bir kelime hikâyesi.
Fransızcada ‘arzu’ anlamına gelen ‘desir’ kelimesinin kökeni, Latince ‘desidera’dan geliyormuş. ‘Desidera’ kışın bizim Çobanyıldızı diye bildiğimiz ‘Sidera’nın görünmez olduğu dönemi anlatıyormuş.
Sidera’nın görünmez hale geldiği mevsim ilkbahar.
İlkbahar aynı zamanda, insanda aşık olma, sevişme duygularının yükselmeye başladığı dönem. ‘Desir’ yani ‘arzu’ kelimesi de, Sidera’nın kaybolup sevişme duygusunun yeniden yükselmesini ifade ediyor.

BİR KADIN VEYA ERKEĞİN EN KUVVETLİ VİAGRASI

Jean-François 32 yaşında.
“Benim için haziran ayı, ocak ayına göre çok ‘sıcak’ geçiyor; yani daha fazla sevişiyorum” diyor.
Neden?
‘Arzu’yu öldüren en büyük zehir, ‘stres’...
Stresin panzehiriyse, ‘tembellik’…
Bir erkeğin veya bir kadının sahip olabileceği en doğal Viagra, yani uyarıcı, ‘tembellik’…
Stres, seksi unutturuyor. Tembellikse hatırlatıyor.
Ama en önemlisi, tatilin erkeğe ve kadına, fiziki olarak ‘bir arada bulunma imkânı’ sağlaması.
İşleriniz yüzünden ihmal ettiğiniz erkeği veya kadını gördüğünüz zaman, “Vay canına, ben neler kaçırıyormuşum” diyen tarafınız öne çıkıyor.
Fransız psikolog, çok basit bir gerçeği gözümüze sokuyor:
“Sevişmenin ilk şartı fiziken birlikte olmaktır…”

SEVİŞMEK Mİ İSTİYORSUN KOPACAKSIN ARKADAŞ

Elveda iş toplantıları, çocuk gaileleri, EBİTDA’lar, bilançolar, arama toplantıları…
Sevişmek mi istiyorsun? Kopacaksın arkadaş, mecburen kopacaksın, sevişmeye zaman ayıracaksın.
Öyle kapı arkası, alaminüt sevişmeler değil, harika sabah kahveleriyle biten geceler…
Işığı ayarlamayı sakın unutma.
Özellikle 40 yaşından sonra, kesin yumuşak ışık.
Güneş ışığında sevişme asla…
Bu da ailenizin psikoloğu Ertuğrul Özkök’ten…
(Kendimden böyle üçüncü şahıs gibi bahsetmeye de bitiyorum. Sanki abide bir şahıstan bahseder gibi oluyor.)
Netice olarak Jean-Roger Dintrans teşhisi koyuyor:
“Tatil, bütün hedonist duygularımıza kapıları açar…”
Şimdi gelelim çok önemli iki duruma...

EĞER TATİLDE SEVİŞGENLİĞİNİZ ARTIYORSA AMAN DİKKAT

/images/100/0x0/55ea857af018fbb8f8856bed
Yaz aylarında, yattığınız yerden durmadan Çobanyıldızı’nı görüyorsanız, yani ‘arzularınız’ artıyorsa, aman dikkat!
Psikologlar uyarıyor. Onların yalancısıyım:
*Yaz sevişgenlerine birinci ders

ARKADAŞ GRUP SEKS  YAPMIYORSAN PERFORMANS SAPLANTISINA DİKKAT

“Tatildeyim diye sakın performans hırsına kapılmayın…”
Herhalde ne demek istediğimi anlıyorsunuz. Eğer grup seks yapmıyorsanız, yatakta yarışacağınız kendinizden başka kimse yok.
Durup dururken kendinizle de 4 çarpı 100 yarışı yapmayın.
Sakin olun, sevişmek kadar konuşmak, gırgır yapmak, arada güzel bir makarna hazırlayıp bir kadeh kırmızı şarapla zaman öldürmek, sabah kahvesini müzik dinleyerek beklemek de harika şeylerdir.

* Yaz sevişgenlerine ikinci ders

BÜTÜN BUNLARA RAĞMEN YİNE DE SEVİŞEMİYORSANIZ

Isabelle, 40 yaşında güzel bir kadın.
Bana göre, kadınlığının en güzel yaşlarına girmiş. Ama sorunları var:
“Birkaç aydan beri kocamla hiçbir cinsel ilişkimiz kalmadı. Önceleri onun işi yüzünden diye düşündüm. Sonra bir otelde tatile gittik. Aa ne göreyim? Orada da sevişemiyoruz. O zaman anladım ki, bu iş bitmiş.”
Ya ayrılacak, ya başka birini bulacaksınız.
Ya da…
Şimdi tecrübeli biri olarak size bir sır vereceğim.
* Yaz sevişgenlerine üçüncü ders

OYUN OYNAMAYI ÖĞRENİN EN TEHLİKELİSİNİ BİLE OYNAYIN

Sadece evlilik değil, beraberlik de zor bir şey. Onu yaşatmak için, ‘oyun oynamayı’ bilmek lazım.
Hem de en tehlikeli oyunları…
Bir kuyunun ağzına gelip, oradan atlayacakmış gibi bakabilmeyi…
Sonra tutkuyla, aşkla, arzuyla sarılmayı…
Desidera’yı arayıp, her gece bulamamayı…
Yani Desidera’yı kaybedip, bedeni bulmayı…
Anladınız değil mi?
Anladıysanız, iyi tatiller…

 

X

Yavrum al şu 10 bin doları git generalin koynuna gir

Başlıktaki çirkin cümleyi mazur görün...

Ama anlatacağım olay o kadar pespaye ki, ancak onların seviyesine inerek böyle bir cümleyle ifade edebildim.

Şimdi şöyle rahat bir koltuğa oturun, arkanıza yaslanın.

Son yıllarda dinlediğiniz en pespaye siyaset kumpaslarından birini anlatacağım...



O AKŞAM YEMEĞİNDE 

Yazının Devamını Oku

Dünyanın en büyük tuvalet devrimini otoyollar boyunca Türkiye yaptı

Bugünkü podcast konuğum dünyanın en büyük petrol şirketlerinden Shell&Turcas CEO’su Emre Turanlı.

Şirketin bugüne kadarki ilk Türk CEO’su oldu...

1979’da İstanbul Şişli’de, Kent Sineması’nın arkasındaki bir evde doğdu. Robert Kolej, Boğaziçi Üniversitesi’nden sonra Manchester Business School’da MBA derecesi aldı.

Henüz 42 yaşında ama arkasında ancak çok uzun yıllar boyunca kat edilebilecek bir kariyer var.

Shell’e girdikten sonra çok genç yaşta 21 ülkenin filo yönetim başkanı olarak çalışmış. Almanya dağıtım sisteminin pazarlama konseyi üyesi olmuş.

*

Son yıllarda hayatım İstanbul-İzmir-Urla-Bodrum arasında yollarda geçiyor.

Dolayısıyla o yollarda meydana gelişen büyük dönüşüm ve gelişimin tanığıyım.

Bildiğimiz benzin istasyonları sadece benzin pompa istasyonu olmaktan çıkıp birer alışveriş merkezi haline dönüşüyor.

Yazının Devamını Oku

İki milyon pazar günü o videoyu seyrederken

Geçen pazar günü Türkiye’de 2 milyona yakın insan yurtdışından yapılan bir YouTube yayını seyrederken Roma’da çok ilginç bir şey oldu.

Vatikan tarihinde ilk defa bir savcıyı törenle “kutsal” ilan etti...

Size bu töreni ve sonrasındaki ilginç ayrıntıları anlatacağım.

Ama önce siz de benimle birlikte şu soruların cevabını bir düşünün...

Hayatınızda hiç bir savcı türbesi gördünüz mü...

Kendim için konuşayım... Ben görmedim, bilmiyorum...

Peki bir mafya babasının, itibarlı bir din insanı tarafından en ağır kelimelerle eleştirildiğine tanık oldunuz mu?

Mesela bir cuma namazından önce, Diyanet İşleri’nin merkezi sisteminden çıkmış mafyanın kötülüklerini anlatan bir hutbe veya vaaz dinleyeniniz var mı?

Yazının Devamını Oku

Son YouTube videoları kadar renkli değil ama daha önemli

İki milyon kişinin YouTube’da yayınlanan üç video yayınını hayretler içinde izlediği gün, bir başka insan o videolar kadar renkli olmayan, ama onlardan çok daha önemli bir şeyi söyledi.

Z kuşağının hatta Y kuşağının da bilemeyeceği tek bir cümleydi bu:

“Devri sabık yaratmayacağız...”

Partisinin bir üyesi Cumhurbaşkanı Erdoğan için “Onu Yüce Divan’a göndereceğiz” derken Kılıçdaroğlu’nun bütün Türkiye’ye verdiği o mesajı gençlerin de kolayca anlayabileceği bir Türkçe ile yazayım:

“İntikamcılık yapmayacağız...”

Ne gazetelerde, ne dijital medyada pek üzerinde duran olmadı.

Oysa söylediği söz o kadar önemli, yapıcı ve güven vericiydi ki...

Her gazetecinin iştahını kabartan o videoları bir kenara bırakıp bugünkü yazılarımın manşetine alacağım.

Yazının Devamını Oku

Türk ailesi Ortadoğu’dan Avrupa yakasına taşınıyor

Türkiye İstatistik Kurumu geçen hafta öyle rakamlar açıkladı ki...

1- Sosyolog yanım ameliyatlı iki gözümü faltaşı gibi açtı.

*

- Kaynak devletin kurumunun yayınladığı bülten:

“İstatistiklerle Aile 2020”.

- Yayınlayan devletin resmi kurumu Anadolu Ajansı...

İşte bu bülten Türk toplumunun geçirdiği belki de en çarpıcı sosyolojik değişimi açıkça ortaya koydu.

*

Türkiye’de aile yapısı ile ilgili yıllardır hâkim olan görüş neydi?

Yazının Devamını Oku

Soyağacını on bir rakamı ile anlatan bir yıldız doğuyor

Bu harika fotoğraflar InStyle dergisinin son sayısında yayınlandı.

Fotoğrafları Erman İştahlı çekmiş.

Eylül Solakoğlu da mülakat yapmış.

Kimdir bu fotoğraftaki genç erkek çoğumuz biliyoruz.

Kanal D’nin bu yıla damgasını vuran “Sadakatsiz” dizisinde Selçuk rolünde izlediğimiz Taro Emir...

Veya Tarık Emir Tekin... Veya Taro Emir Tekin...

InStyle dergisi 2 yıl önce onun için “Bu çocuğa dikkat” diye bir yazı yayınlamış.

Haklılarmış, iki yıl sonra bu dizide parladı...

Yazının Devamını Oku

Cihangir dizi kanadında ‘neşter’ ‘botoks’ ve ‘kolajen’ savaşı

Upper Cihangir’in dizi film mahallesinde dün itibarıyla büyük bir “mimik”, “botoks” ve “kolajen” savaşı başladı.

Pimi çekilmiş bombayı mahallenin ortasına Hürriyet Kelebek yazarı Savaş Özbey bıraktı.

*

Özbey’in dünkü köşesindeki bomba iddia şuydu:

“Camdaki Kız” dizisinde “Nalan”, “Fatma” dizisinde “Fatma Yılmaz” rolünü başarıyla oynayan Burcu Biricik hayatında hiç estetik yaptırmadığı için rolünü yaparken kaşını gözünü rahatlıkla oynatabiliyor...

Bu da onu “yüzünü kullanmada” çok başarılı bir oyuncu haline getiriyor.

Yine Özbey’e göre bin bir estetik müdahaleyle gittikçe hepsi birbirine benzeyen diğer ünlülerden ayrıştırıyor.

Özbey bunu anlatmak için bir de çok ünlü bir kadın oyuncunun adını vermiş.

Yazının Devamını Oku

'Upper Cihangir' sezon finali - Koskoca semt dedelere kaldı

Geçen perşembe akşamı itibarıyla Türkiye “lockdown”a girip eve kapanırken seviyeli magazinin yeni merkezi Upper Cihangir de bir nevi sezon finali yaptı.

Seviyeli magazinin ağırlık merkezi de Bodrum’a kaydı. Bölgenin yeni nesil magazincisi Tuğrul Eryılmaz’ın T24’te her cuma günü merakla beklenen Upper Cihangir fısıltıları köşesi de geçen hafta pek tatsızdı.

Bütün bir sayfadan aklımızda kalan tek konu Sırrı Süreyya Önder’in dede olmasıydı.

Demek ki koskoca Upper Cihangir artık, müzik denince aklına sadece The Rolling Stones gelen tonton dedelere ve eski tüfek Mülkiyelilere kaldı.

Böylece magazin meydanı, “Memleketin bunca meselesi varken ısrarla seviyeli seviyesiz her magazine dalan” bendenize kaldı.

Bugünden itibaren 17 Mayıs gününe kadar “Lockdown 2021 Özel” sayfalarıyla karşınızdayım.

*

Yani “

Yazının Devamını Oku

Bir ayağı İstanbul'a basan ve Tahran'ı dağıtan bir 'narafig'

“Narafig” Farsça’da dostunu sırtından bıçaklayan kişi demek... Büyük ihtimalle de bir derin devlet komplocusu...

Tahran’ı darmadağın edip oradan Washington ve Tel Aviv’e sıçrayan bu “yeni nesil patlayıcı”, 24 Nisan günü esrarengiz bir ‘Narafig’in, Londra’daki Iran International adlı haber sitesi ve televizyon kanalına bir yoldan ulaşması ile başladı.

Esrarengiz Narafig’in elinde İran’ı darmadağın edecek bir ses kaydı vardı...

Tahran’da kapalı kapılar ardında yapılmış 3 saatlik bir görüşmenin kaydıydı bu.

Şimdi dönelim 24 Nisan gününe...

Türkiye o gün ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım konuşmasına kilitlenmişken, aynı saatlerde Iran International’a ulaşan kişi veya kişiler onlara bu üç saatlik kaydın bazı bölümlerini getirmişti...

Sitenin Londra’daki yöneticileri “ellerindeki malın” ne olduğunu anında anladılar.

Kayıt adeta Tahran’ı uçuracak yepyeni nesil bir patlayıcı gibiydi.

Bu kaydın açıklanması, İran’da bir süredir yaşanan

Yazının Devamını Oku

47'li bir erkek, 54'lü Blair'in bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

Biraz narsistçe...

Biraz da bencilce bakıyorsa...

Yani benim gibiyse, kesinlikle benim hissettiğimi hisseder...

İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair epeydir ortada görünmüyordu.

Pandemi başından beri ilk fotoğrafını dün İsmet Berkan’ın “10 Haber” sitesinde gördüm.

Geçen hafta İskoçya’nın bağımsızlığı ile ilgili bir televizyon programına çıkmış...

Tabii herkes programda söylediklerini değil, bu halini konuşmaya başladı. Başbakan saçlarını uzatmış... Bayağı uzatmış.

Boyamadığı için de uzun saçları ile folk şarkıcısı

Yazının Devamını Oku

Modi'nin inanç mağarasında fiyatlar neden böyle düştü

Hindistan’ın popülist başbakanı Narendra Modi’nin “seçim şovu meditasyon mağarasını” ilk defa Müslüman bir Hint asıllı Amerikalıdan öğrendim.

Yaptığı şahane televizyon şovları ile popülist liderlerin komik hallerini hicveden Hasan Minhaj, bir programında Hindistan’daki seçimleri anlatırken, şu anki başbakan Modi’nin “dua etmek ve meditasyon yapmak üzere bir mağaraya çekilmesini” anlatmıştı.

*

Ancak orada öğrenmiştim ki, Tanrı ve kendisiyle baş başa kalmak için kapandığı bu mağarada 4 kamera görüntülerini kaydediyordu.

Ancak Hasan Minhaj, Modi’nin yüzündeki sahte ifadeleri gösteren görüntüleri yayınlarken hepimizi kahkahalara boğan bir ayrıntıya dikkatimizi çekmişti.

Güya meditasyon yapmak ve dua etmek için inzivaya çekilen Modi’yi 4 kamera görüntülüyormuş...

Amaç?

Bunları seçim kampanyasında

Yazının Devamını Oku

Katarlı bayan Alya'nın mektubundaki 2 cümle

1)Şimdi anlatacağım olay, bana çok gizli kanallardan ulaşmış bir haber değil...

Birleşmiş Milletler’in herkese açık bir platformundan geldi...

Şimdi dikkatle okuyun lütfen...

*

22 Mart 2021 günü...

Yani bundan 38 gün önce BM Genel Sekreteri’ne bir mektup sunuldu...

Mektubun altında şu imza vardı:

Alya Ahmed Saif Al-Thani...

*

Yazının Devamını Oku

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği 'Kara' ikizler burcu

Bugün, yani 28 Nisan, Dünya Rehber Köpekler Günü...

Ben de bu özel gün dolayısıyla size Türkiye’de okumuş ve mezun olmuş, lisansüstü eğitimli ilk rehber köpeği “Kara”yı tanıtayım...

“Kara” 21 Mayıs 2015 günü doğdu.

Safkan dişi bir Labrador.

Lisans eğitimini Ankara’da Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevlileri gözetiminde tamamladı.

Ama eğitimi orada bitmedi. Bir de yüksek lisans eğitimi var.

Onu da İngiltere’de yaptı.

Yüksek lisans hocası, uluslararası rehber köpek eğitmeni

Yazının Devamını Oku

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım

1) Ülkenin muhafazakârı, laiki...

Dincisi, milliyetçisi, ulusalcısı ayakta...

“NATO’dan çıkalım” diye bağıran...

“İncirlik’i kapatalım” diye haykıran...

ABD ile bütün ilişkilerimizi keselim diyen...

Öyle bir gürültü var ki...

Ülkenin en makul insanları bile bazı çok önemli şeyleri göremiyor, duyamıyor...

Oysa 24 Nisan günü sadece o kelime yoktu... Çok önemli şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku