Zeynep Şimşek

6 Aylık bebeklerin gelişimi

17 Ocak 2018
Bebekler 6. ayını doldurduktan sonra neler yapmaya başlayabilir? 6. aylık bebeğin gelişim aşamaları nelerdir?

Bu 6. ay ile birlikte bebek yarı yaşını tamamlamıştır. Artık daha gözlemci, daha aktif ve bilinçlidir. Büyüme hızına yetişmekte zorlanırsınız. Her hafta hatta bazen her gün farklı bir davranışını gözlemlemeniz mümkün. Şimdi bu değişimlerin en belirgin olanlarını bir gözatalım.


[fotogaleri=2129,188]

Yazının Devamını Oku

Bebeklik depresyonu nedir?

1 Aralık 2017
Bebeklik depresyonu nedir? Bebeklik depresyonu neden yaşanır? Bebeklik depresyonunun tedavisi nasıl yapılır. Hep birlikte örnek bir vaka ile inceleyelim.

Danışan 14 aylık iken babasını kaybetmiştir. Babasının ani ölümünden sonra 1 hafta içinde yaşadığı semtten ve evinden de ayrılmak zorunda kalır. Takip eden haftalarda annesi bebeğinin davranışlarında ve alışkanlıklarında değişimler fark eder. Beslenmeyi reddetme, uyumayı reddetme, kullanabildiği sözcükleri kullanmama gibi… Tüm gelişim alanlarına etki eden bu değişimleri profesyonel biri tarafından anlamlandırmak adına bir çocuk doktoruna ve çocuk psikiyatristine götürür. Yapılan değerlendirmelerden sonra bebeklik depresyonu tanısı alır. Bu sürecin ardından ayrıntılı bir gelişim değerlendirmesi, izlenmesi ve terapi süreci için benimle iletişime geçtiler.

Yaptığım değerlendirme ile, bebekte aşağıdaki kapsamda bir gelişim geriliği gözlemledim.

Annenin bebeğiyle ilgili gözlemleri ve ev ortamında yaşadığı sıkıntılar ise;

Bu vakayla ilgili değerlendirmelerimi şu şekilde özetleyebilirim:

Bebek şu an 26 aylıktır. Bebekteki tüm bu değişimler ve tepkisel davranışlar hayatındaki köklü değişimleri anlamlandıramadığı için görülüyor. Babanın ani olarak gidişi terkedilmeye gösterilen bir tepki, çünkü 26 aylık bu bebeğin ölümü algılama süreci, bir şeyin eksikliğini hissetmek şeklindedir. 1,5 yıl boyunca bebeğin babayla geçirdiği zaman dilimleri en az anne kadar uzun olduğundan bebek babayı birinci ebeveyn olarak görmüştür. Kısacası öz bakım becerileri ortak olarak karşılandığından, danışanın süreçten etkilenme şiddeti de bu yoğunlukla paralellik gösteriyor.

Ağırlıklı olarak beslenme esnasında babanın eşlik etmesi, şimdi yemek yemeği reddetmesine neden oluyor. Uyku bozukluğunun kaynağı ise annesinin de gideceği duygusuna sahip olmasındandır. Bu yüzden sürekli annenin kucağında olmayı istiyor. Dikkat çeken bir başka husus ise, ortamda bir erkek varsa ve çok acıkmışsa, beslenme esnasında o kişinin de olmasını istiyor. Ya da ağlama nöbetlerinde bir erkeğin müdahale etmesiyle daha kolay sakinleşiyor.

Bu noktada terapi sürecinde yaptığımız uygulamalardan da bahsetmek istiyorum;

Tüm bu ilerlemeler sayesinde, bu sürecin bebeğin gelişimine olumsuz etkileri azalmıştır. Oyun park zamanları, deniz kampları, akranlarıyla buluşma zamanları gibi ruhsal rehabilitasyon ile keyif alacağı etkinlikler planlanmıştır; kendini ifade etme tarzı, işaret dili veya bazen de tek heceli sözcükler çıkarması ile kendini göstermeye başlamıştır. Öfke nöbetleri sonlanmış, ağlama ve kolay ikna edebileceği kişilere karşı inatlaşma şekline dönüşmüştür. Terapi anneninde yoğun çabalarıyla hızlı bir şekilde ilerlemiştir. Danışanın takibi devam etmektedir.

Yazının Devamını Oku

Öz saygısı gelişmiş çocuk nasıl yetiştirilir?

27 Kasım 2017
Çocuk, bebeklik ve ergenlik dönemi arasındaki insan olarak tanımlanmaktadır. Peki biz toplum olarak çocuk kelimesinden ne anlıyoruz?

Yerine karar alabileceğimiz, söz hakkının olduğu durumlarda bile söz hakkı vermeye değer görmediğimiz, giyeceği ayakkabıdan, arkadaşlık ilişkilerine, seçeceği meslekten hayatını paylaşacağı eşe kadar seçimlerine müdahale edebileceğimiz bir insan.

Çocuk, ilk çocukluk döneminde daha özgürdür; istediği kıyafeti seçebilir, ebeveyni ile istediği tarzda konuşur, arkadaşlarını seçebilir, istediği oyunu oynar. Ancak ergenlik ve yetişkinlik dönemine geldiğinde asıl karar verme merci kendisi olması gerekirken ebeveyni “çocuk” un önüne bir set çeker. “Biz senin aileniz buna biz karar vermeliyiz” der.

Böylece ilk gelişim döneminde özgür olmaya alışmış olan çocuk, ergenlik döneminde arkadaş dahi seçemeyecek duruma gelir. Çocukken sen büyüdün yalnız başına bir şeyler yapabilirsin gibi öz güven destekleyici cümleler kuran ebeveynler, söz konusu meslek seçimi veya eş seçimi gibi sorumluluğun %100 kişide olması gereken noktada, çocuklarını desteklemek yerine çocuklarına karşı koyan bir davranış sergiliyorlar.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta; ilk çocukluk döneminde çocuğa nerede durması gerektiğini anlayacağı davranışlar sergilemeliyiz ki ergenlik döneminde müdahalemiz ilişkilerimizi sarsmıyor olsun. Çocuklarımızı büyütürken, nasıl tercih yapmaları gerektiğini ilk gelişim dönemlerinde doğru bir biçimde öğretebilirsek yaptıkları seçimlerden rahatsız olma olasılığımızı azaltmış oluruz.

Aldıkları kararların % 100 sorumluluğunu almalarını sağlamak sizlerin elinizde…

Ebeveyn olarak öğrenmeniz gereken en önemli şey, “Çocuklarınıza güvenmek”. Eğer çocuklarınıza güvenirseniz ve bu değeri onlara verirseniz onlar da kendilerine güvenmeyi öğrenecekler. Çocuğunuzun yaşına uygun sorumluluklar verip ve bazen hata yapmasına da fırsat vererek; sonunda kendi kendisine “bu bana ne öğretti, bundan nasıl bir ders çıkarabilirim?” demesini ve farkındalık kazanmasını sağlayarak ona güveninizi göstermeye başlayabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Vaatlerin altında ezilen güven duygusu

2 Kasım 2017
Güven; koşulsuz olarak, kuşku duymadan inanmak, bağlanmak olarak tanımlanabilir. Güvenin ilk tohumları, çocukluk döneminde ebeveynlerle yani aile içerisinde atılır.

Çocukluk çağında gelişen güvenin ileriki yaşlarda gelişen sosyal ilişkilerine transfer edildiği biliniyor. Gelişim psikolojisi ve psikanaliz alanlarında çalışmaları olan, özellikle insanların sosyal gelişim teorisi ile tanınan ve "Kimlik bunalımı" kavramını ilk kez kullanan Amerikan Psikolog Erik Erikson'un psikososyal gelişim modelinde de güven duygusu ilk basamaktır.

Peki ailelerin güven duygusunu zedeleyici en temel davranışları nelerdir ve dışarıdan masum gibi görülen bu vaatler çocuklarda ne tür etkilere neden oluyor?

Gerçek dışı vaatler bazen o an ki durumu kurtarmak adına yapılan bazen de elde olmayan nedenlerden ötürü yerine getiremediklerimiz olarak ikiye ayrılıyor. Nedeni ne olursa olsun bu tip karşılayamadığımız vaatlerle çocuklarımızın saf ve masum inanma duygularını ellerinden alıyoruz. Ancak aile çocuğunun neden böyle olduğunu ya hiç anlamıyor ya da anladığında iş işten geçmiş oluyor.

Örneğin; “Yemeğini yersen seni parka götüreceğim”, “Şimdi uyursan, uyanınca sana sürprizim var” vb. gibi vaatleri kullanarak çocuğumuza yaptırmak istediğimiz şeyler için süslü yalanları kullanıyoruz. Çocuk yemeği yiyip bir hevesle kapıya fırlıyor ama anne-babası parka götürmeyeceğini söylüyor ya da uyandığında sürprizi arıyor, olmadığını görüyor. İşte bu gibi anlar yüzünden anne- babasını algılama şekli değişmeye başlıyor.

O zaman kadar sakin olan çocuk hırçınlaşıyor, kızgınlık duygusuyla hareket ediyor. İlerleyen zamanlarda çocukta güven duygusu yalan söyleme davranışıyla kodlanıyor. Ergenlik döneminde arkadaşlarına, öğretmenlerine ve ailesine yalan söylemeye başlıyor. Yetişkinlik döneminde müdürüne, iş arkadaşına, eşine durumu idare etmek adına yalanlar söyleyebiliyor. Bir şekilde yalanlarının çocuk üzerindeki etkilerine şahit olan ebeveynler ise; “Çocuğum için yaptım, hatırlamaz, unutur sandım”, “O biraz daha fazla yesin gelişsin, ödevini yapsın, başarılı olsun diye vaatlerde bulundum, o esnada imkânlar da uygun olmadığından ya çok sonra ya da hiç yerine getiremedim” gibi cümlelerle kendilerini savunuyorlar.

Lütfen kelimelerinizin gücünü farkında olun ve çocuk yetiştirmedeki etkisini asla göz ardı etmeyin!

Yazının Devamını Oku

Hayatla nasıl bir anlaşma yaptınız?

2 Kasım 2017
Son zamanlarda çevremdeki kişilerle sohbetlerimde, görüşmelerimde sıklıkla karşılaştığım bir konuyu sizlerle de paylaşma gereği duyuyorum. Aslında en baştan da sormak isterim; hayatınızla nasıl bir anlaşma veya ilişki içerisinde olduğunuzu farkında mısınız?

İnsanlar sürekli kendilerinin ne kadar şanssız olduğundan, ilişki kurdukları insanlar tarafından yalan söylendiğinden, aldatıldıklarından, atlatıldıklarından, insanlardan saygı görmediklerinden, gösterdikleri sevginin bir türlü karşılığını alamadıklarından bahsederler. Ve buna benzer birçok konuda hayata, evrene, duygulara, bazen sesli, bazen de sessiz haykırışlarda bulunurlar. Tüm bu diyalogların size de çok yakın hatta iç sesiniz kadar tanıdık geldiğine eminim ve tabii ki anlıyorum da... Hepimizin yaşanmışlıkları, inançları, değer yargıları var ama hiç başka bir açıdan da bakmayı denediniz mi? Hadi gelin tüm bu kalıplardan birlikte çıkmaya çalışalım, kendimize şu soruları soralım ve cevaplarını dürüstçe arayalım.

Gerçekten yeterince adil miyim ki, adalet bekliyorum?

Gerçekten ait miyim ki, aidiyet talebindeyim?

Gerçekten dürüst müyüm? Ve yaneden sürekli bana yalan söylenildiğini düşünüyorum?

Gerçekten bireysel sınır ve özgürlüklere saygı duyarak mı ilişkilerimi yürütüyorum? Öyleyse bana karşı bu sınırlar neden ihlal ediliyor?

Gerçekten koşulsuz bir sevgi nasıl olur, karşımdakine sadece insan olduğu için sevgi duymaktan ne kadar haberdarım? O halde hakkım olan sevgi bana neden gösterilmiyor?

Hayata her ne veriyorsak aslında o da bize tüm duygularımızı biraz eksik biraz fazla aynalama yaparak geri veriyor. Bu yaşadıklarımız süreç içinde ilişkileri yaşarken ektiklerimiz, biçilenler de halihazırda yaşadıklarımız olabilir mi biraz irdeleyelim istedim.

Farkında olarak yaşadığımız bir hayat olsun, bilinçle hareket ettiğimiz mutlu, umutlu, gerçekçi beklentilerimizin olduğu güzel bir ömür olsun.

Yazının Devamını Oku

Çocuğunuzdan mesaj var!

26 Ekim 2017
Aşırı korumacı ebeveynlerin en belirgin özelliği, çocuğun tüm gelişim alanları etki eden bir tutum sergiliyor olmalarıdır. Toplumumuzda en yaygın görülen ebeveyn tipi olarak dikkat çekmektedir. Bu maddelerden hangisi sizin için çoğunlukta bir göz atmanızı tavsiye ediyoruz.

ÖZ GÜVEN SAHİBİ OLABİLİR

Korumacı Ebeveyn Tipi

Sen beceremezsin ben yaparım.

Demokratik Ebeveyn Tipi

Yardıma ihtiyacın olduğunda ben buradayım.

Ailelerin çocuklarıyla kurduğu iletişimde kullandıkları kelimeler amacının dışına çıkmasına neden olabilir. Hangi davranışı kazanmasını istiyorsanız ona yönelik davranışlar sergilemeli ve uygun ifadeler kullanmalısınız. Tüm bunlar içinde en başta çocuğunuza güvenmeyi öğrenmeniz gerekirmektedir. Demokratik ebeveyn tipinde, koşulsuz kabul ve güven sağlıklı büyümesinde önemli bir anahtardır.

ÖĞRENMEK İÇİN KEŞFETMEM GEREKİYOR

Korumacı Ebeveyn Tipi

Kıracaksın, oyuncağı bana ver! Demokratik Ebeveyn Tipi

Oyuncağın içindeki parçalarını merak etmeni anlıyorum.

Evdeki oyuncaklar çocuklarınız keşfetmek isterken bozulabilir. Çünkü çocuklar bazen oyuncakların içindekilerini ve mekanizmaların nasıl çalıştığını da merak ederler. Korumacı ebeveyn tipinde çocuk fanusta gibidir. Çocuğun her davranışına müdahale etme ve itiraz etme davranışı baskındır. Demokratik ebeveyn de ise, uzlaşmacı ve yardıma açık bir tavır vardır.

KİRLENMEK GÜZELDİR

Korumacı Ebeveyn Tipi

Ben yediririm, sen döküyorsun.

Demokratik Ebeveyn Tipi

Döksen de sorun değil.

Aşırı korumacı ebeveynler, çocukların yaşına uygun dönemlerde, yaşına uygun sorumlulukları üstlenmelerine izin vermezler. İlerleyen zamanlarda ise, sorumlulukarını yerine getirmediklerinde suçlayıcı bir tavır sergilerler. Demokratik ebeveynler ise, çocuklarının artı yönlerini görmek isterler ve yine çocuklarında desteklenmesi gereken yönleri görmek için imkan yaratırlar.

SORUNLARIMI KENDİM ÇÖZEBİLİRİM

Korumacı Ebeveyn Tipi

Ben gidip annesiyle konuşayım.

Demokratik Ebeveyn Tipi

Bu konuyu çözebileceğini biliyordum.

Korumacı ebeveyn tipinde, çocuk akranlarıyla sorun yaşadığında ebeveyn koruma duygusuyla müdahale etmek ister. İyi niyet gösterilerek yapılan bu davranış çocuğun sorun çözme ve iletişim becerisine ciddi bir darbedir. Demokratik ebeveyn ise, soruna yönelik çocuğuna sorular yönelterek analitik düşünme becerisinin gelişmesine katkıda bulunur. Ve çözümü bu yolla bulmasını sağlar.

ORTAK EBEVEYNLİK İLKESİ

Korumacı Aile Tipi

Çocuk: “Baba tuvaletim geldi.”Baba: “Annene söyle!”

Demokratik Aile Tipi

Annenin işi var tuvalete gitmene ben yardım edebilirim.

Korumacı ebeveynde anne figürü daha baskındır. Çocuğun genel ihtiyaçları ve öz-bakım ihtiyaçları anne tarafından karşılanmaktadır. Baba otoriteyi ifade eder. Demokratik ebeveynde ise, adil ve ortak kararların alındığı bir aile ve çocuğun saygıyı hissettiği bir aile yapısı vardır.

Korumacı Ebeveyn Tipi

Sen beceremezsin ben yaparım.

Demokratik Ebeveyn Tipi

Yardıma ihtiyacın olduğunda ben buradayım.

Ailelerin çocuklarıyla kurduğu iletişimde kullandıkları kelimeler amacının dışına çıkmasına neden olabilir. Hangi davranışı kazanmasını istiyorsanız ona yönelik davranışlar sergilemeli ve uygun ifadeler kullanmalısınız. Tüm bunlar içinde en başta çocuğunuza güvenmeyi öğrenmeniz gerekirmektedir. Demokratik ebeveyn tipinde, koşulsuz kabul ve güven sağlıklı büyümesinde önemli bir anahtardır.

Korumacı Ebeveyn Tipi

Yazının Devamını Oku

Bebekler ne zaman konuşmaya başlar?

20 Ekim 2017
Bebekler ne zaman konuşmaya başlar. Bebeklerde normal konuşma süreci nasıldır? Hangi aydan itibaren konuşmaya yavaş yavaş başlanır. Uzman Pedagog Zeynep Şimşek, bebeklerin konuşma süreçleri hakkında merak edilenleri sizler için anlattı.

Bebeklerin ne zaman konuşacağı ebeveynler için merak ve heyecan konusudur. Diğer gelişim alanlarında olduğu gibi dil gelişimi süreci ve konuşmaya başlama yaşı da bireysel farklılıklar gösterir.

Dil ediniminin akıcılık kazanması belli aşamalar gerektirir. Örneğin, bebekler 0-2 aylık süreçte ihtiyaçlarını ağlayarak ya da jest-mimiklerini kullanarak ifade ederler. Bu jestler, bilinçsiz ve refleksiftir.

Ağlama, jest ve mimiklerle başlayan kendini ifade etme süreci, anlamlı sözcüklerle kendini ifade edebilen yetişkin konuşması olarak devam eder.

0-12 ay arasıAgulama dönemi”nde; özellikle dudak seslerini içeren ba-ba/ma-ma vb. gibi seslerin yanına sessiz harfler getirerek hece tekrarları yaparlar. Dudak sesleri dışında, da-da/de-de gibi ek sözcükler de kullanırlar ve yetişkin tepkilerine göre bu heceleri sıklaştırırlar. Amerikalı ünlü dil bilimci Chomsky'e göre, bebeklerin bu dönemde dünya dillerindeki seslerin tümünü çıkarma yetenekleri vardır, yani konuşmaları evrenseldir.

12-18 ay arasıTek sözcük kullanımı dönemi"nde; bebeklerin alıcı dili iyi, ifade edici dili biraz daha sınırlıdır. Bu dönemde bebeklerin çıkardığı kelimeler genel de isimdir, az da olsa fiil veya zarf kullanabilir. İlk sözcükler temel ihtiyaçlardan kaynaklı ortaya çıkar; mama, su, ver, at vb. gibi. Ve yetişkinler tarafından pekiştirildikçe, bebek kelimeyi daha sık süreçlemeye başlar.

18- 24 ay arasıİki sözcüklü birleşimler dönemi”nde; bebeklerin jargon kullanımı devam eder. 20 ila 100 arasında sözcük kullanımı vardır. Anne mama, dede gel, abi bak... Konuşmanın giderek geliştiği ve karmaşıklaştığı görülür.

Yazının Devamını Oku

Çağımızın yeni bağımlılığı: İnternet ve medya

15 Ekim 2017
Teknoloji gelişimin göstergesidir. Hayatımızı oldukça kolaylaştıran, teknolojinin bir parçası olan medya ve internetin son 10 yıldır amacının dışında kullanılmasıyla birlikte özellikle çocuklarımızın yaşam kalitesi düşmüştür.

Aslında internet bir nevi araştırma merkezi, medya ise bilgi denizi gibi diyebiliriz. Çünkü öğretmenler ders notlarını, ödevlerini online platformlardan paylaşıyor. Çocuklarımız ödev araştırmalarını internet üzerinden yapıyor, ders notlarını okuyorlar, hatta sınav sonuçları bu sistemler üzerinden takip ediyorlar. Bu bağlamda bir anda birçok bilgiye kolaylıkla ulaşılmasını ve verimli çalışılmasını sağlıyor.

Çocuklar merak ettikleri, ailelerine soramadıkları her şeyi internetten öğrenmeye çalışıyorlar. Bazı siteler sanki sadece bu amaç için kurulmuş. Örneğin, “bana sor” ismi verilmiş bir sistem düşünün; çocuk oraya merak ettiği bir şeyi yazıyor ve cevabını alıyor, belki öğrenmesi için uygun bir zaman değil ve yöntem de doğru değil ama öğrenmiş oluyor. Başka bir örnek ise tartışma forumları, bu tip forumlarda siyasi içerikli birçok grup olabiliyor. Ailenizin yaşam tarzına ve inancına tamamen ters gruplar veya aynı görüşteki gruplar olması çok fark etmez. Ama çocuğunuz çok erken yaşlarda, henüz bazı şeylerin bilincine varmamışken bu tarz düşünceleri kendi düşüncesiymiş gibi savunuyor. Çünkü o ortamda söz hakkı var, ifade özgürlüğü var ve çocuğunuz kendisini oraya ve o insanlara ait hissediyor.

Her yaştaki çocuklar için bir diğer bağımlılık ise “oyunlar”. Oyunların büyük bir kısmı eğitici değil ve çocuğu saldırganlığa, şiddete teşvik eden nitelikteler. Tüm bu etkilere bunlara maruz kalan bir çocuğun gelişiminin sağlıklı bir şekilde tamamlamasını bekleyemeyiz. Hatta mutsuz, doyumsuz ve saldırgan bir çocuğa sahip oluruz. 

Eğitmek, keyifli vakit geçirtmek ve bazen dinlendirmektir. Ülkemizde her ailenin evinde internet yok ama her evde mutlaka bir televizyon var. Çocuklar kendileri için hazırlanmış programları ve çizgi filmleri izlemenin dışında çoğu zamanda ebeveynlerin seçtiği programları izleyemeye maruz bırakılırlar. Ama bu durum oldukça risklidir, çünkü her yaştaki çocuğun izlemesi gereken programlar farklıdır.

Çocukların özellikle 3 yaşından önce televizyon izlemeleri kesinlikle uygun değildir. 3 yaşından sonrada televizyon karşısında geçirecekleri süre yaşlarıyla paralel olmalıdır. 5 yaşındaki bir çocuk 30 dakika televizyon izleyebilir, ancak bu süre dahi belli aralıklarla olmalıdır. Çünkü 30 dakika boyunca televizyon izlerse, izlediğini şey çocuğun algısının dışında kalır. Yani 5 yaşında bir çocuğun 30 dakika içerisinde ekranda gördüğü şeyler; renkler, şekiller, görseller onun dikkatini dağıtır. Aynı şey bilgisayar/internet başında da geçerlidir. Çocuğun zaten maksimum dikkatini toplama süresi 30 dakika iken, tüm dikkatini ekranda harcamıştır ve artık derse ya da ödeve odaklanamaz. Yetişkinler zihinlerini dağıtmak için televizyon izlerler ve bu işe yarar. Ancak çocukların dikkatlerini toplamaya ihtiyaçları vardır ve bu yetilerini televizyon ve bilgisayar başında kaybetmemeleri gerekir. “Bu çocuk niye dersin başına yarım saat oturamıyor ama bilgisayar başından saatlerce kalkmıyor?” sorusunun cevabı buradadır. Kısacası çocukların televizyon ve bilgisayar başında geçirecekleri süreleri çok iyi planlamak gerekir.

Son zamanlarda görsel medyada dikkati çeken bir diğer konu ise subliminal mesaj içeren çizgi filmlerdir; subliminal mesaj, başka bir objenin içine gizlenmiş, ancak bilinçaltımız tarafından anlaşılan mesajlardır. Özellikle Hollywood ürünü çizgi filmlerde çocuklara direkt olarak veremeyecekleri mesajları çizgi film yoluyla vermeye çalışmaktadırlar. Bu mesajlar toplumumuzun yaşam tarzına, değerlerine ve inançlarına ters niteliktedir. 

Peki birçok ebeveynin zihnini yoran “Her şeyi onun mutluluğu için yapmaya çalışırken, bu çocuk ne zaman böyle oldu?” sorusunu kendimize sormamak için temel olarak nelere dikkat etmeliyiz?

• Öncelikle ebeveynler olarak öz güveni gelişmiş, mutlu çocuklar yetiştirmek amaçlanmalıdır.

Yazının Devamını Oku