Paylaş
1- Önce kendi hikâyesiyle başlayalım… Ferit Odman, 1982 yılında Bursa’da, Bursa’nın eski ailelerinden birinin üç çocuğundan en küçüğü olarak doğuyor. Adını taşıdığı baba tarafından dedesi, Kükürtlü Kaplıcaları’nın sahibi Ferit Odman. Anne tarafından dedesi ise “Aynalı Doktor” diye tanınan, kentin önde gelenlerinden Dr. Tahir Alyanak. Babası Giray Odman, 1960’lı yıllarda yüksek lisans için Amerika’ya gidiyor. Donald Trump’ın da mezun olduğu Wharton School’da MBA yapıyor. Oda arkadaşı ekonomist Ege Cansen’le kentin caz kulüplerine gidiyorlar, sonrasında bavulunda caz plaklarıyla Türkiye’ye dönüyor. Bu sırada dede Odman vefat edince Giray Odman kaplıca işlerinin başına geçiyor. Genç Ferit Odman’ın çocukluğu varlıklı bir evde geçiyor. Ancak zamanla babasının işleri bozuluyor.
VARLIKTAN YOKLUĞA
Aile, Odman 12 yaşındayken eski varlıklı düzenini kaybediyor. Odman, ortaokul için Robert Koleji kazanıyor ancak o dönemde ailenin maddi imkânları elvermediğinden Bursa Anadolu Lisesi’ne kaydoluyor. 16 yaşındayken ani bir kalp kriziyle babasını kaybediyor. Zor günlerde onu ayakta tutan çocukluğundan beri evde dinlediği, âşık olduğu caz plakları ve ritim tutkusu oluyor… Odman, “Kendimi bildim bileli elim ayağım hiç durmadı; davul çalmak için doğmuşum” diye anlatıyor: “10 yaşında başladım. İlkokuldan itibaren okul bandolarındaydım. Ailem beni hep bir dünya insanı olmak için yetiştirdi. Lisede AFS değişim programıyla bir yılımı İsveç’te geçirdim. Burada ‘Türk çocuk’ olarak hem okul orkestralarında hem de hocalarımın caz gruplarında çalıyordum. Beni oradan ‘Müzik kariyerinde başarılar!’ diyerek uğurladılar. 13 yaşından itibaren ne olacağımı biliyordum…”
Ferit Odman - Zeynep Bilgehan
16 YAŞINDAN BERİ ÇALIŞIYORUM
Lise yıllarını sınıftan çok orkestralarda geçiriyor; Milliyet Liselerarası Müzik Yarışması’nda çok sayıda birincilik alıyorlar. Ders notlarının da iyi olması sayesinde burslu olarak Bilgi Üniversitesi Caz Performans Bölümü’ne giriyor. Sene 2001… Odman, “O dönem Bilgi Üniversitesi’nde Aydın Esen, Can Kozlu gibi Türkiye’de caz alanındaki en iyi isimler; Ricky Ford, Donovan Mixon gibi Amerikalı çok değerli hocalar vardı. Amerika’da okumuş gibi Amerikan müziğini öğrendim” diyor: “Ancak İstanbul’da hayat zordu… Çocukluk arkadaşımla paylaştığımız bir öğrenci evinde idareli bir hayat yaşıyorduk. Çalışmam lazımdı. Bursa’daki kulüplerde, 16 yaşımdan beri süregelen bir çalışma hayatım vardı.”
“Çocukluktan gelen plak sevgisi”
2- İSTANBUL’UN CAZ HAYATI
Odman, “İstanbul’da o dönemde çok güzel kulüpler vardı; Q Jazz Bar, Gramofon, JC’s, Nardis Jazz Club, Mitanni… Hepsinde çalma imkânı buldum” diye devam ediyor: “Nardis’te büyüdüğümü söyleyebilirim. Bilgi Üniversitesi’nde öğrendiğim her şeyi laboratuvar gibi Nardis’te uygulama şansım oldu; ‘ayın elemanı’ gibiydim (gülüyor)! Nardis’in kurucusu Önder Focan’ın bana katkısını unutamam. Jam session’larda, festivallere gelen çok meşhur caz sanatçılarıyla kulüplerde tanışıp çalıyordum. Benny Golson gibi bir efsaneyle iki gün çaldım.”
SENE 1964 - Babası Giray Odman, New York
3- MEŞHUR ‘GENÇ DAVULCU’
Çok çalışması maddi birikim yapma imkânı sağlıyor; hem bir araba sahibi oluyor hem de New York’ta bir caz okulunda bir ay geçiriyor. Bu sırada Kerem Görsev ile yolları kesişiyor. Görsev, meşhur ‘genç davulcu’yu konser salonlarıyla tanıştırıyor. Bir yandan da Önder Focan ile yurtdışı konserleri devam ediyor. Mezuniyetten sonra Fulbright bursunu kazanarak cazın mabedi New York’a gidiyor. Burada iki yıl geçiriyor: “Plaklarını dinlediğim, idollerim olan insanlar hocam oldu. New York dinlediğim bütün albümlerin ruhunu aldığı, kayıtlarının yapıldığı yer... Bir sürü New York kulübünde çaldım. Kapıdan içeri tanıdığınız bir caz sanatçısı giriyor; Roy Hargrove elinde trompetle ve beraber çalmaya başlıyorsunuz. Amerika’ya her şeyimi satarak gitmiştim. Dönüşte de bütün kazancımı ilk albümüme yatırdım. Grammy ödüllü müzisyen hocalarımla ilk albümümü kaydettim. 26 yaşındaydım.”
SENE 1995 - Bursa Anadolu Lisesi okul orkestrası konseri
NASIL BAŞLAMALI
Keyif alabilmek için caz nasıl dinlenir: “Dünyanın en çok satan caz albümü olan Miles Davis’in Kind of Blue albümüyle başlayın… Sözsüz dinleyemiyorsanız Louis Armstrong ve Ella Fitzgerald’ın albümlerini deneyin. İyi müziğin saati olmaz. Bana sorarsanız 24 saat caz açık olsun (gülüyor)! Müziği arka plan olarak dinlemeyi sevmem. Esas odak müzik olmalıdır. Oturup baştan sona albümün hikâyesini düşünerek dinlerim. Bugün bu pek yapılamıyor; sosyal medya çağında her şeye tahammül süresi 10 saniye… Odak süresinin bu kadar kısaldığı bir dönemde bazı şeyleri zamana yayarak yapabilmeyi kendimize yeniden öğretmeliyiz. Şu anda dünyada armoni, melodi ve ritmi barındırmayan çok müzik var. Oysa iyi bir beste yapabilmek için bunların hepsini kullanarak bir hikâye yazmanız gerekir.”
Dede Ferit Odman’ın gazete reklamı...
NASIL DİNLEMELİ
“‘Anda kalmak’ caz müzikte çok önemlidir çünkü karşınızdakini çok dinlemeniz ve duyduğunuza cevap vermeniz gerekir. Bunun temeli Afrika müziğindeki ‘çağrı ve cevap’a dayanır. Konuşan davullar vardır; bir taraf seslenir, diğeri cevap verir. Doğaçlama, o anı dinleyip o anda karşılık vermekle olur. Bu unsurlar cazı komplike ve anlaması zor ama çalan için çok keyifli hale getirir. Bilenler için de bir hikâyeyi ve diyaloğu takip ettikleri için en az çalan kadar keyiflidir. Alışık olanlara diğer tüm müzikler monoton gelir.”
4- ‘NEW YORK AYAĞIMA GELİYORDU’
Odman, elinde albümü ve bir davul setiyle 2009 yılında Türkiye’ye döndü: “New York’u özlüyordum ama bir yandan da New York benim ayağıma geliyordu” diye anlatıyor: “İstanbul’da her zaman caz müzik dinleyen bir kitle vardı. Belki New York’ta birlikte çalamayacağım insanlar festivallere geliyordu. Hepsiyle çalma imkânım oldu. O günden beri de hep çok çalmaya, çalışmaya devam ediyorum...”
SENE 2012 - Benny Golson ile Nardis Jazz Club
TÜRKİYE’NİN CAZA KATKISI BÜYÜK
Türkiye’de caz müzik ‘bize yabancı’ gibi bir algı var. Odman bunun doğru olmadığını vurguluyor: “Türkiye’nin dünya çapında caza katkısı büyük. 1930’lu yıllarda Washington Büyükelçimiz Münir Ertegün ve oğulları Ahmet ile Nesuhi Ertegün, büyükelçilik rezidansının kapılarını o dönem ayrımcılığa uğrayan siyah caz müzisyenlerine açıyor; ‘jam session’ yapmalarına imkân tanıyor. Kurdukları yapım şirketi Aretha Franklin, John Coltrane gibi isimlere albüm yapıyor. Sonra onlara Arif Mardin katılıyor. Türkiye’deki caz tarihi de eskilere dayanıyor. Muvaffak Falay, Okay Temiz, Aydın Esen dünyaca tanınan caz sanatçılarımız. 1982’de Süheyl Denizci tarafından kurulan ve benim de üyesi olduğum TRT Caz Orkestrası, bugün Türkiye’de caz müziğe katkı sağlayan en önemli kurumlardan biri.”
SENE 2025 - Fotoğraf: Emre Durmaz
CAZ DEMOKRATİK BİR MÜZİKTİR
Caz dinlemesi kolay bir müzik değil... Keyif almak için hem hikâyesini hem de dinlemesini bilmek gerekiyor. Hikâyesi: “Özetle Afrika’dan gelen ritimlerin, Avrupa armonisiyle Amerika’daki köleliğe başkaldıran siyahilerin New Orleans’ta savaştan kalma enstrümanları bulmasıyla ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Armonik, ritmik ve melodik olarak çalması, üretmesi ve dinlemesi komplike bir müziktir. Cazdaki en önemli unsurlardan biri doğaçlamadır. Bir parçayı hiçbir zaman aynı çalmazsınız. Demokratik bir müziktir; cazda herkesin sözü vardır. Üç kişilik bir grupsanız yüzde 33 hakkınız vardır ama herkesin tek amacı birbirini kollayarak iyi müzik yapmaktır.”
MÜZİĞİN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜNE İNANIN
Türkiye’de caz izleyicisi geçen yıllar içinde nasıl değişti? Odman: “Sayısal olarak çok değişmiyor ama yaş olarak gençleşiyor. Eskiden daha çok orta yaşlı izleyici gelirken bugün konserlerde 20’li yaşlarda çok insan oluyor; çünkü merak ediyorlar. İstanbul, caz sanatçıları açısından da her zaman popüler bir merkez oldu. Müzik iyileştiriyor. Kötü hissediyorsanız evde kalmaktansa konserlere gelin. Bambaşka bir hisle eve dönebilirsiniz… Müziğin iyileştirici ve düşündürücü gücünü unutmayın. Ben buna vesile olduğum için mutlu oluyorum. Bir caz elçisi gibi çalışıyorum.”
SENE 2025 - Fazıl Say ile duo
ÇOK ÇALIŞAN KAZANIR
Türkiye’de caz müziği para kazandırır mı? Odman, “Çok çalışırsanız kazanırsınız” diye yanıtlıyor: “İş sadece iyi müzisyen olmakla bitmiyor; hem iyi müzisyen hem çalışkan, disiplinli ve uyumlu olmak gerekiyor. Grammy üyesiyim. Onlarca albümde kaydım, binlerce konserim var. Uzun süredir devam eden kendi grubum var. Her gün müzisyen olduğum için şükredip mutlu oluyorum. Geceleri eşim beni, ‘Ferit, yine uykunda davul çalıyorsun’ diye uyandırıyor; uyurken bile ellerimle ayaklarım durmuyor!”
Paylaş