Zeynep Bilgehan

Zeynep Bilgehan

zbilgehan@hurriyet.com.tr

Besteci Turgay Erdener’le klasik müzik sohbeti… Kulak sevdiğini zapt ediyor

Çocukluğundan itibaren tutkusu klasik müzik… Mandolinle önce eserleri çalmaya, sonra da ‘Bunun notası böyle daha iyi olmaz mıydı’ sorgulamasıyla besteciliğe başlıyor. Kariyeri boyunca solo çalgı eserlerinden oda müziğine, orkestral yapıtlar ve sahne müziğine kadar pek çok alanda üretim yapıyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından bu yıl 54. kez gerçekleştirilen ‘İstanbul Müzik Festivali’nin ‘Onur Ödülü’nü alan, çağdaş Türk klasik müziğinin önde gelen bestecilerinden Turgay Erdener ile eski albümleri karıştırdık.

Haberin Devamı

1-Klasik müzikseverler için İstanbul’da festival zamanı! İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından bu yıl 54. kez gerçekleştirilen ve 25 Haziran’a kadar sürecek ‘İstanbul Müzik Festivali’nin açılışı geçen perşembe akşamı Atatürk Kültür Merkezi’nde yapıldı. Festivalin ‘Onur Ödülü’, çağdaş Türk klasik müziğinin önde gelen bestecilerinden Turgay Erdener’e takdim edildi. Onu ikamet ettiği Ankara’da, şiddetli bir yaz yağmuru altında yakaladım. Bu hoş bir tesadüf oldu, çünkü Erdener’in kendi hikâyesi de şiddetli bir fırtınada başlıyor…

Besteci Turgay Erdener’le klasik müzik sohbeti… Kulak sevdiğini zapt ediyor

BABAMIN PEŞİNDE HARİTA ÇALIŞMALARI

Turgay Erdener, 1957 yılının bir haziran gününde, Gümüşhane’nin şehre uzak, muhteşem doğasına yakın mahallelerinden birinde dünyaya geliyor. Doğum günü hemşerileri için de unutulmaz bir gün, çünkü tam o gün büyük bir sel oluyor. Erdener, “Herkesin en büyük meselesi sele karşı önlemler olurdu” diye başlıyor anlatmaya: “Çocukluğumda Harşit Çayı kenarında oyunlar oynadığımızı hatırlıyorum. Babam topograftı. Tapu Kadastro Müdürlüğü’nde çalışırdı. Haritalama yapmak için araziye çıktığında ben de sık sık onun peşine takılırdım. Harita merakım bugün hâlâ devam ediyor. Haritalama matematik işidir. Müzik de matematik işidir. Matematiğiniz iyi değilse müzisyen olamazsınız. Her şey birbirini tetikledi.”

Haberin Devamı

2-ROMANYA RADYOSU’NU KEŞFEDİNCE...

Evde kimsenin müzikle pek ilgisi yok. Küçük Erdener hariç… Tek eğlence aracı radyoda kanallar arasında Romanya Radyosu’nu keşfedip saatlerce orada yayınlanan klasik müzik eserlerini dinliyor: “George Enescu, Maurice Ravel, Sergey Prokofyev gibi bestecilerin eserlerini duyduktan sonra başka şey dinleyemez oldum. Aşırı derece kulak aşinalığı oldu. Kulak beğendiğini zapt ediyor; saklıyorsunuz, içinizde kalıyor. Klasik müziğin ‘eşsiz’liği, benzeri olmaması hoşuma gitti. Elbette rock müzik, caz müzik de duyuyordum. Kulağım kapalı değildi ama tercih etmiyordum çünkü bu müziklerin sürprizi yoktu. Çalarken bir dakika sonraki ölçüyü aşağı yukarı biliyorsunuz ama klasik müzikteki sürprizler bana macera gibi geliyordu.”

Haberin Devamı

Besteci Turgay Erdener’le klasik müzik sohbeti… Kulak sevdiğini zapt ediyor

Turgay Erdener – Zeynep Bilgehan

3-MÜZİK ÖĞRETMENLERİ ÇOK ÖNEMLİ

Aile, babasının işi nedeniyle önce Afyon’a oradan Ankara’ya taşınıyor. Ankara’da hafta sonları bir mandolin kursuna gidiyor. Erdener, “Mandolini elime alınca beğendiğim şeyleri çalmaya çalışıyordum. Bu da bestecilikle ilgili yol almayı sağlayan bir şey” diye gülerek devam ediyor: “Benim uydurma eğilimim vardı. Bu, genelde müzisyenlerde olur. Bir şeyi çalmayı öğrendikten sonra ‘Bu güzel ama şurası böyle olsa daha iyi olmaz mı?’ dediğinizde bestecilik başlıyor. İleri görüşlü bir hocamız vardı; Rıfat Akaltan. O bendeki bu eğilimi gördü ve beni konservatuvara yönlendirdi. Bence kişilerin müzik alanında ilerlemesinin en önemli kademesi müzik öğretmenleridir çünkü ‘hangi insan müzik yapabilir, kim ne çalabilir’i ilk onlar görüyor.”

Haberin Devamı

Besteci Turgay Erdener’le klasik müzik sohbeti… Kulak sevdiğini zapt ediyor

Sene 1968

4-KURALLARA UYMUYORUM DİYE HEP CEZA ALDIM

Erdener, 1968 yılında yatılı olarak konservatuvara giriyor: “Piyanoyu seçtim çünkü piyanoyla koca bir dünyayı çalarsınız ama piyanist olma fikrini sevmedim. Kurallara uymayıp kafama göre çaldığım için hep ceza alıyordum. Sadece solfej hocamız İlhan Baran’ın dersleri benim için kurtuluştu; o benim cumhuriyetimin topraklarıydı. Bestecilikteki karanlık odalar onun sayesinde aydınlandı ve lise döneminde kompozisyon bölümüne geçtim. Sınavda Ahmed Adnan Saygun beni dinledikten sonra tek soru sordu: ‘Matematiğin iyi mi?’ Ahmet Adnan Saygun ve Ferit Tüzün idolüm olan bestecilerdi. Saygun etnomüzikolojist olarak hep orijinal şeyler yapma peşinde olmuş. Ferit Tüzün’ün orkestrasyonu da olağanüstü güzeldi. Müziği incelikli ve esprilidir.”

Haberin Devamı

Besteci Turgay Erdener’le klasik müzik sohbeti… Kulak sevdiğini zapt ediyor

Sene 1974 - Konservatuvarda öğrencilik yılları

5-SOLO ÇALGILAR MÜZİKALLER...

Konservatuvardan 1979 yılında mezun oluyor. Bir yandan yüksek lisansını tamamlarken bir yandan hocalık yapıyor. Erdener, solo çalgı eserlerinden oda müziğine, orkestral yapıtlar ve sahne müziğine kadar geniş bir üretim yaptı; baleler, müzikaller ve tiyatro yapıtları için bestelediği eserlerle Türk müziğini klasik sahne geleneğiyle buluşturdu. Uzun yıllar konservatuvarda öğrenci yetiştirdikten sonra halen Maltepe Üniversitesi Konservatuvarı’nda ders vermeye devam ediyor. Kompozisyon mezunu birisi Türkiye’de neler yapabilir? Erdener: “1942’den 1968’e konservatuvarın Kompozisyon Bölümü’nden 16 kişi mezun olmuş ve bunların 8’i hiç bestecilik yapmamış. Türkiye’de bestecilerin en büyük sorunu notaların basılmaması. Yazılan eserler orkestralar tarafından az çalınıyor.”

Haberin Devamı

Besteci Turgay Erdener’le klasik müzik sohbeti… Kulak sevdiğini zapt ediyor

Sene 1972 - Erdener Ailesi

6-YENİLERİN İŞİ HEP ZORDUR

Bunun sebebini şöyle açıklıyor: “Kimse yeni bir şey çalmak istemiyor. Mozart’ın yerine beni çalmak için sebep olmadığını düşünüyorlardı. Ülkelerde kotalar vardır. Örneğin Hollanda’da orkestraların belli bir oranda Hollanda müziği çalması lazımdır.  Türkiye’de böyle bir şey yok. Orkestralardaki repertuvarlarda Türk bestecilerin eserleri az. Gerekçe olarak seyirci azlığını söylüyorlar. Yeni müzik daha fazla emek gerektiriyor; anlaşılmaz tarafı çok. Oysa örneğin Mozart eserlerinin bütün sırları ifşa edilmiş, müzikologlar hakkında yazılar yazmış, tüm eserler hafızalarımızda. Yeni müziğin işi her zaman zor ama yeni müzik de yaşadığı çağı anlatıyor.”

KLASİK MÜZİK EŞSİZDİR DİĞERLERİ SANAT DEĞİLDİR

Beethoven, Bach, Mozart… Modası hiç geçmiyor. Bu, tıpkı 1990’lar popuna olan ‘eskiye rağbet’le açıklanabilir mi? Erdener, “Hayır” diye yanıtlıyor: “Ticari müzikte, tıpkı moda gibi başka şeyler rol oynuyor. Popüler müzikte yapılmışlar tekrarlanıyor. Oysa sanat alanında tümüyle tekrar asla söz konusu değildir, mutlaka yenileştirilir.” Hip-hop gibi yeni müziklerle ilgili düşünceleri: “Klasik müzik dışındaki alanlarla hiç ilgim yok. Popüler müzikte başat aktör paradır. Benim için iki tür müzik vardır; iyi müzik ve kötü müzik. Biri sanattır, diğeri ticaret müziği…  Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Michael Jackson, Kanye West gibi isimler sanat alanının aktörleri değil. Sanata katkıda bulunmuyorlar. Aralarındaki fark; klasik müzik ‘eşsiz’dir. Ticari müzikte hep aynı ritimler... Yenilikten söz edemeyiz, sadece sözler değişiyor.”

Besteci Turgay Erdener’le klasik müzik sohbeti… Kulak sevdiğini zapt ediyor

Sene 1958 - Anne ve babasıyla

SES AĞACINDAN BESTE TOPLAMAK

Yepyeni bir eser nasıl yapılır? Bir besteci için ‘yoktan var etmek’ süreci nasıl işler? Erdener: “Aslında yoktan var etmek değildir; çünkü kullanılan sesler zaten vardı. Yaptığımız şey; doğada dolaşırken o sesi bu ağaçtan, öbür sesi başka ağaçtan indirmektir. Besteciler, bu ağaçları fark eder. Biraz metafizik bir benzetme oldu (gülüyor)!” Her duygunun bir sesi var mıdır? Yanıtı: “Yoktur. Her rengin de sesi yoktur. Seslerde bir serüven vardır ama kalıp yoktur çünkü müzik çok sübjektiftir. Her ses başkasına göre değişir. Müziğin üstünlüğü de buradadır. Herkese başka hisler duyurarak hayatını sürdürür.”

ŞOSTA DİYE DİYE ŞOSTA OLDUM

Gelmiş geçmiş en iyi bestecileri, “Beethoven birinci ligdedir ve halen dinlediğim bestecilerden; Dmitri Şostakoviç” diye sayıyor. Konservatuvardaki lakabı da ‘Şosta’ymış: “1970lerde Şostakoviç, Türkiye’de pek tanınmıyordu. Okulda herkese Şostakoviç’ten bahsettiğim için bana ‘Şosta’ demeye başladılar. Yazdığım müziklerde de başta çok etkisi vardı. Bestecileri birbiriyle kıyaslamayı sevmem. Beethoven, Bach’tan daha büyük değildir, hepsi başkadır.”

EMEK VERİLEN MÜZİK

TÜİK verilerine göre 2025 yılında sinema seyirci sayısı yüzde 15 gerileyerek 27.6 milyona düşerken, opera ve bale seyircisi yüzde 16.5 artışla 511 bin kişiye ulaştı. Erdener, klasik müziğin Türkiye’de hâlâ çok kısıtlı bir kitle tarafından dinlendiğini söylüyor. Bunun sebebi nedir? Yanıtı: “Klasik müzik emek vermek gereken bir müzik türü. Diğer müzikler için bir emek vermeniz gerekmez; arkada ritim çalar ama Bach öyle değil. Bach çalarken kalbinize bir bıçak saplanır. Klasik müzikte duyguyu anlamak için söze ihtiyaç duymazsınız.” Buradan yola çıkarak sanat sanat için midir yoksa izleyici için mi? Erdener: “Sanat öncelikle toplum içindir. Sanatın sanat için olduğunu da reddedemem ama varoluşunu topluma borçludur. Sadece sanat için dersem yaşamayan bir şeye atıf olur.”

Besteci Turgay Erdener’le klasik müzik sohbeti… Kulak sevdiğini zapt ediyor

Sene 1987 - Eşi, opera sanatçısı Selva Erdener

GAZZE İÇİN BESTE YAPTIM

Erdener’in “Taze bitti” dediği son bestesi Gazze üstüne: “Gazze’de yaşananlara dair bir söz söylemek istedim. Bir piyano, 15 yaylı çalgı ve anlatıcı için müzik yaptım. Anlatıcı Filistinli şair Necvan Derviş’in bir şiiri. Ortadoğu ve Anadolu renklerinin içinde yer alabileceği ama soyut havada bir yapı kurmam gerekiyordu. Bunu dizilerle, makam çekirdekleriyle kurmaya çalıştım. Biraz ağıtsal havada olsun istedim. Ölümlerin, yok oluşun bir nevi ağıtlaştırılması… Maltepe Üniversitesi’nde Çiğdem İyicil Hoca ile bu eserin önümüzdeki günlerde çalınması ve kaydı için çalışıyoruz.” 

ONUR ÖDÜLÜ

54. İstanbul Müzik Festivali’nin açılış töreni perşembe akşamı Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Açılış töreninde festivalin bu yılki Onur Ödülü, besteci Turgay Erdener’e İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı tarafından verildi.

Besteci Turgay Erdener’le klasik müzik sohbeti… Kulak sevdiğini zapt ediyor

Fotoğraf: Mert Gökhan KOÇ

Yazarın Tüm Yazıları