GeriZeynel Balcı Tedbirler piyasalarda paniği azalttı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tedbirler piyasalarda paniği azalttı

Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınının ekonomiler üzerindeki etkisini azaltmak için hem hükümetler hem de merkez bankaları birbiri ardına tedbirleri devreye alıyor. Bu hamleler de piyasaların sakinleşmesinde önemli rol oynadı. Ekonomik faaliyetler tekrar başlar, aşı veya ilaç konusunda umut veren gelişmeler olursa farklı bir gündemi de konuşabiliriz.

Koronavirüs piyasaların gündemi olmaya devam ediyor. Sağlık krizi olarak başlayan süreç, ekonomik durgunluğu tetikleyince merkez bankaları ve hükümetler bir çoğu 2008 krizinden tanıdık bildik tedbir paketlerini uygulamaya koydular. Faiz düşüşü ile birlikte görülmedik büyüklükte likidite verdiler. En dikkat çekeni tabi ki ABD Merkez Bankası (Fed) tarafından geleniydi. Limitsiz likidite vaadi, ardından ABD hükümetinin 2 trilyon dolarlık teşvik paketinin onaylanması piyasaların sakinleşmesinde önemli rol oynadı. Avrupa Merkez Bankası’nın 750 milyar dolarlık teşvik paketi, İngiltere, Çin, Japonya ve Türkiye dahil bir çok ülkede benzer tedbirler uygulamaya alındı. Bütün bunlar ekonomilerdeki ani duruşun tahribatını azaltmaya yönelik adımlardı.

CEPHANEMİZ BİTMEDİ

Yapılacaklar akla gelen gelmeyen veya lazım gelen ne varsa yapıldı derken Fed Başkanı Powell, “Cephanemiz bitmedi, yeni para politikası alanlarımız var” dedi. Gerekirse yeni tedbirlerin gelebileceğini açıkça beyan etti. Bir zamanlar yapılan “helikopterden para atmak”esprisi tekrar yapılmaya başlandı. Fed bilançosu ilk defa 5.2 trilyon doları geçti. Daha da artması muhtemeldir. Peki bu yapılanlar çözüm mü? Sorunu ortadan kaldırmaya yeterli mi? Bu koronavirüs sürecinin ne kadar devam edeceğiyle ilgili. Süreç uzarsa piyasaları ve reel ekonomileri tahrip etmeye devam edecek. O konudaki belirsizlik sürüyor. Çin’den virüsle mücadele konusunda nispeten başarılı olunduğu yönünde çok da net olmayan, teyide muhtaç açıklamalar geliyor. Fakat virüsün etkileri özellikle Avrupa olmak üzere dünyada ağır şekilde hissedilmeye devam ediyor. Ancak ABD Başkanı Trump’ın işaret ettiği çok da kabul görmeyen 12 Nisan tarihinde yavaş yavaş ekonomik faaliyetler tekrar start alır ivme kazanırsa veya aşı, ilaç konusunda umut veren bir gelişme olursa bu tedbirlerin yeterli gelmesi olasılığı yüksek. O zaman da başka şeyleri konuşacağız. Piyasalar hızla toparlanır, eski dengeler yerine oturmaya başlar.

2008 KRİZİNİ AŞTI

Mevcut durumda ise para ve sermaye piyasalarının açısından teşvik ve tedbir paketleriyle bir süre daha taşınması mümkün olabilir. Ama reel ekonomiler için aynı şeyleri söylemek zor. IMF’den kredi derecelendirme kuruluşlarına ve birçok yabancı yatırım bankalarına kadar yapılan yorumlar 2008 krizini aşan bir sıkıntı olduğu yönünde. Ülke kredi not indirimleri gelirken ekonomideki durgunluk artık verilere yansımaya başlamış durumda. Petrol fiyatlarının tarihi dip seviyelerine yakın seyretmesi dışında geçen perşembe açıklanan ABD haftalık işsizlik başvurusu 1982 yılından bu yana en yüksek seviyesi olarak 3.3 milyon olarak gerçekleşti. Haftaya cuma günü açıklanacak ABD tarım dışı istihdam verisi bakalım nasıl gelecek? Nasıl geleceği belli de ne kadar kötüleşme var onu göreceğiz.

DAHA BORÇLU DÜNYA

Koronavirüs global ekonomileri en borçlu olduğu dönemde yakaladı. 250 trilyon doların üzerinde borç yapısına sahip dünyada ekonomilerdeki durgunluk haliyle borç ödeme kabiliyetlerini zayıflatacaktır. Bu durum hem hükümetler, hem şirketler ve hane halkı için geçerli. Piyasaya verilen bolca para kısa vadeli likidite ihtiyaçlarını ancak bir süre karşılayabilir. 2008 küresel krizi sonrası dünyadaki borç stokunun daha fazla arttığını ivme kazandığını dikkate alırsak önümüzdeki süreçte daha borçlu bir dünya olacağını tahmin etmek zor değil. Buna karşılık geçen yıl 80 trilyon doların üzerindeki global milli gelirin bu yıl belki önümüzdeki yıl da yakalanması çok zor görünüyor. Daha borçlu ama daha az kazanan bir ekonomi yapısı bizi bekliyor. Piyasaya verilen hiç olmadığı kadar bol para bu şartlarda nasıl geri çekilecek? Nakit piyasada kaldığı sürece düşük faiz ile birlikte enflasyon demek. Ancak orta ve uzun dönemde enflasyonda yaşanacak olası bir yükseliş faiz oranlarını da yukarı çekecektir haliyle.

DÜŞÜK FAİZ PİYASALARI YUMUŞATTI

Dışarıda likidite ihtiyacı sürdüğü için ABD dolarında çok fazla da zayıflama beklemek bu aşamada doğru olmaz. Euro/dolar paritesindeki dalgalanmalar içeride dolar/TL ve euro/TL kurlarında da etkisini gösteriyor. Gram/TL altın ise hem altının dış piyasalardaki (ons/dolar) fiyat değişimlerinin hem de dolar/TL kurunun etkisinde. Doların dışarıda zayıflaması içeride dolar/TL kurunu baskılarken altının gram/TL fiyatındaki yükselişe biraz ivme kaybettirdi. Faiz düşük kaldığı için piyasalarda bir yumuşama olsa da döviz kurlarında çok fazla geri çekilme yaşanamıyor. Birbirini tamamlayan merkez bankaları ve devlet tedbirleri piyasaları biraz sakinleştirse de negatif havanın dağıldığını söylemek bu aşamada zor. Dalgalı bir hafta daha bizi bekliyor.

BUGÜNÜN GÜNDEMİ YANGININ SÖNDÜRÜLMESİ

Ekonomideki yavaşlama ve durgunluk nedeniyle gıda dışında talep gerilemesine bağlı enflasyonda kısa süreli bir gerileme olabilir. Ancak orta ve uzun dönemde bol ve ucuz para ile tedarik kanallarındaki olası aksamaların enflasyonu yukarı itmesi beklenen bir gelişme olacaktır. Ama bunlar belki yarının konuşulacakları olabilir. Bugünün gündemi piyasalardaki yangının söndürülmesi bu sıkıntılı sürecin en az kayıpla atlatılması. Para ve sermaye piyasalarında yön arayışıyla birlikte dalgalı seyir devam ediyor. Borsalar düşük faiz ve likidite bolluğuna kısa sürede ciddi tepki verdiler, kayıplarının bir kısmını telafi ettiler. Ancak sonuçta yaşanan bir tepki çıkışı. Henüz güçlü bir çıkışa dönmüş değil, dipten dönüş demek zor ve çok erken. Para piyasalarında ise dengeler sürekli ve hızlı değişiyor. Kısaca özetleyecek olursak; Krizin ilk günlerde nakde geçme eğilimi, nakit kraldır anlayışı ve likidite ihtiyacına bağlı olarak dış piyasalarda ABD doları değerlendi, “güvenli liman” oldu. Ancak Fed başta olmak üzere merkez bankaları piyasaya bolca nakit pompalayınca ABD dolarındaki değerlenme artan risk iştahının da etkisiyle yerini zayıflamaya bıraktı. Buna mukabil euro değer kazanmaya başlarken altın (ons/dolar) tekrar yükselişe geçti ve güvenli liman özelliğini geri aldı.

BORSADA TEPKİ ÇIKIŞI

Borsada sert düşüş sonrası tepki çıkışı görüldü. İlk önemli direnç 92.200 seviyesinde. Çıkışın devamı için bu seviyenin geçilmesi gerekecek. Sonraki dirençler 95.000 ve 99.000-100.000 seviyelerinde. İlk destekler ise 88.000-86.500 seviyelerinde bulunuyor. 86.500 daha önemli. Bu seviyenin üzerinde tutunamaz ise sonraki destekler 84.000 ve 82.000-81.000 seviyelerinde. Dalgalı seyrin devamıyla birlikte tepki çıkışlarının direnç seviyelerinde satışla karşılaşma olasılığı yüksek.

DOLAR/TL KURU KÂR SATIŞLARININ ETKİSİNDE

Dolar/TL kurunda çıkış hareketi sonrası kâr satışları görülüyor. İlk destek 6.38 seviyesinde. Bu seviyenin altına gelinmesi durumunda satışların devamıyla birlikte 6.26 ve 6.15 sonraki destek noktaları. İlk direnç ise 6.50 ve 6.60 seviyelerinde. Çıkışın devamı için daha önemli görülen 6.60 seviyesinin geçilmesi önemli olacak. Destek seviyelerinde tepki alım denemeleri görülse de kâr satışlarının etkisinde kalınabilir.

X

'Merkez' desteği sürüyor

Geçen hafta piyasalar merkez bankalarından gelen açıklamaları takip etti. ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, açıklamalarında piyasalarda iyileşmenin devam ettiğini vurgularken, ekonomilerin de desteklenmeye devam edeceğini kaydetti. Powell, güzel bir fotoğraf çekti ve piyasanın duymak istediklerini söyledi.

Piyasalarda geçtiğimiz hafta merkez bankalarının karar ve açıklamaları yakından izlendi. ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısında beklendiği üzere faiz değişimine gidilmezken Fed Başkanı Jerome Powell’dan ‘güvercin tonda’ açıklamalar geldi. Powell, enflasyonun yüzde 2.00’nin üzerine artışını muhtemel görürken bunun geçici olacağı ve faiz artışı gerektirmeyeceği, tahvil alımlarının azaltılmasının zamanı olmadığı, istihdam piyasasının iyileşmeye devam ettiği vurguları yaptı. Ayrıca sözlü yönlendirme ile birlikte ekonomiyi desteklemeye devam edeceklerini ilave etti. Ancak ekonominin istihdam ve ekonomi amaçlarından hayli uzakta olduğunu söylerken biraz köpükten söz etmesi borsalara hafif kâr satışları getirdi. Finansal sisteme zarar verebilecek herhangi bir risk görmediğini, sistemde balon varlık değerlemeleri tehdidi görülmediğini de sözlerine ekledi. Bir bakıma güzel bir fotoğraf çekti ve piyasanın duymak istediklerini söyledi. Açıklamaların ardından ABD 10 yıllık bono faiz oranı biraz yükselirken altın fiyatı ve ABD Doları zayıfladı. Öncü dış borsalarda ise (ABD, Almanya) çıkış trendleri korunmakla birlikte kâr satışlarına bağlı “patinaj” görünümü var. Borsacıların “çıkamayan borsa düşer” sözü gerçeklik kazanır mı? Veya kâr satışı, teknik düzeltme mi? Önümüzdeki günlerde göreceğiz. Bu aşamada teknik düzeltme olarak görülebilir.

UYUMDA ZORLANIYOR

ABD Başkanı Joe Biden’ın Kongre’de yaptığı ilk konuşmasında 1.8 trilyon dolarlık aile destek paketinden söz etmesinin etkisi de çok sınırlı kaldı. Fiyatlayacak farklı gündem ve yeni beklenti olmayınca bu durumu olağan karşılamak gerekir. Bununla birlikte genel bakış olarak dış piyasalarda risk iştahının ve iyimserliğin korunduğunu söylemek mümkün. Bu görünümde ABD ve Avrupa’da salgın hastalığın kontrol altına alınması ve aşı uygulamalarındaki başarı ile ekonomik toparlanmanın devam ediyor olmasının önemli payı var. Yeni alıcı ve beklenti tarafı güçlü olmayınca Borsa İstanbul, son günlerde görülen zayıf hacimli tepki çıkışına rağmen dış piyasalara uyumda zorlanıyor. Bu yılın ilk çeyrek bilançoları ışığında hisse bazlı hareketlilik öne çıkmış durumda. Şimdiye kadar yayınlanan bilançolarda gerek sanayi gerekse finans kesimine ait ilk çeyrek bilanço performanslarının olumlu olduğunu söylemek yerinde olacak. Borsa İstanbul’da genel çıkış hareketi olmayınca hisselerde seçicilik arttı. Hızlı bir çıkış trendinin yaşandığı geçtiğimiz aylarda herkesin kazandığı piyasa görünümü biraz geride kalmış gibi.

NİSAN ENFLASYONU YÜKSEK BEKLENİYOR

Mart ayının son günlerinde yaşanan kur ve piyasa faizi artışı nedeniyle pazartesi açıklanacak nisan ayı enflasyon rakamının biraz yüksek gelmesi bekleniyor. Beklentiler aylık yüzde 1.7-1.8 olurken yıllıkta yüzde 17.20-17.30 civarında. Bu aralıkta gelecek bir verinin piyasalar üzerinde etkileri çok sınırlı kalabilir. Ayrıca gündem konuları arasına 7 Mayıs’ta açıklanacak ABD tarım dışı istihdam verilerini ve Türkiye-ABD ilişkilerini de eklemek yerinde olacak.

YABANCI TAHVİL SATIP HİSSE ALDI

TCMB tarafından açıklanan “yurtdışı yerleşiklerin haftalık hisse senedi ve tahvil bono” istatistiklerine göre (sıcak para hareketleri) 22 Nisan ile biten haftada yabancıların 104 milyon dolarlık hisse senedi alırken 252 milyon dolarlık tahvil bono sattıkları görüldü. Borsadaki düşüşle hisselerin ucuz ve primsiz görüntüsü biraz hisse senetlerine yönelmelerine neden olmuş görülüyor. Ancak alımlar bu aşamada zayıf ve yabancıların takas saklamadaki payı hala yüzde 43’ün altında. Hisse senetleri ve tahvil bono (DİBS) toplamı ise 30 milyar doların altına gerilemiş durumda. 23 nisan haftası itibariyle bankalardaki döviz mevduatı (225 milyar dolar) ile TCMB brüt rezervlerinde (88.6 milyar dolar) kayda değer bir değişim görülmüyor.

TCMB’DEN FAİZ DEĞİŞİMİ BEKLENMİYOR

Yazının Devamını Oku

Piyasalarda gündem yoğun

Koronavirüs salgınının devam ediyor olması, Rusya ve Ukrayna arasındaki gerilim, yurtdışı merkez bankalarının toplantıları, altın fiyatındaki hareketlilik takip edilen konu başlıkları arasında. İçeride ise son dönemlerde yakından izlenen veriler arasında yurtdışı yerleşiklerin hisse senetleri ve tahvil bono işlemlerindeki hareketleri bulunuyor.

Piyasalarda dalgalı seyir devam ediyor. Gerek iç gerekse dış gündeme bakınca bu görünümü olağan karşılamak yerinde olacak. Salgın hastalıkla ilgili gelişmeler, geçen haftaki Avrupa Merkez Bankası ve önümüzdeki çarşamba günü yapılacak ABD Merkez Bankası (Fed) toplantıları, Türkiye-ABD ile Rusya-Ukrayna ve ABD-Rusya ilişkileri, ABD uzun dönem faiz oranındaki gerileme ve altın fiyatındaki hareketlilik, makroekonomik veriler yakından izlenen konu başlıkları. Salgın hastalık gerek iç ve dış piyasaların ortak gündemi. Türkiye’de vaka sayısının 60 bin, vefat sayısının 360 seviyesini geçmesi ek kısıtlama tedbirlerini beraberinde getirmişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki hafta sonra istenen sonuç alınmazsa daha sıkı tedbirlerden söz etmişti. Son günlerde vaka sayıları biraz ivme kaybetse de vaka sayılarının geldiği seviyeye bakılırsa yeni kısıtlayıcı tedbirlerin gelmesi olasılığı mevcut.

Diğer yandan ABD, Türkiye dahil 131 ülkeye dördüncü seviye ve seyahat etmeyin uyarısı yaptı. Ayrıca ABD’nin Türkiye’yi F-35 programından çıkarması, Rusya-Ukrayna arasındaki gerilimin sürüyor olması, ABD-Rusya ilişkilerinin gerginleşmesi piyasalar için jeopolitik riskleri gündemde tutuyor. Bu arada cuma akşamı Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Biden’ın haziran ayında NATO zirvesinde ikili görüşme yapma konusunda anlaştığı açıklandı. Kasım ayındaki ABD başkanlık seçimi sonrası başkanlar düzeyinde ilk temas olması açısından önemli. Diğer yandan ABD Başkanı Joe Biden’ın sermaye kazançları üzerinden alınan vergi oranını arttırmayı planladığı haberi geldi. Haberin detayında, sermaye kazancı vergi oranının yüzde 39.6’ya çıkarılmasını, mevcut ek vergi ile birleştiğinde, yüzde 43.4’e kadar çıkabileceği belirtilirken yıllık geliri 1 milyon doların üzerinde olan kişilerden toplanan sermaye kazancı vergisini yaklaşık iki katına çıkarılması bilgiler var. Varlıklı kesimlerden alınacağına göre bir bakıma varlık vergisi gibi. Teşvik ve destek paketleriyle verdiğini bu yolla geri alma veya kepçe ile verdiğini kaşıkla geri alma gibi tanımlamalar yapmak da mümkün. Bu haberin ABD borsalarına yansımaları kâr satışı ve hafif düşüş şeklinde oldu. Borsaları çok da sarsmadı.

YABANCI BEKLEMEDE

Ancak Borsa İstanbul, dışarıdan olumsuz ayrışmasını sürdürüyor. İç piyasaların son dönemde yakından izlenen verilerinden bir olan yurtdışı yerleşiklerin hisse senetleri ve tahvil bono işlemlerinde yani sıcak para hareketleri. 9 ve 16 nisan ile biten haftalarda çıkışın durması az da olsa (196 milyon dolar) girişlerin olması kayda değer. Geçen haftaki gelişmeleri ise önümüzdeki hafta öğrenebileceğiz. Hatırlanacağı üzere TCMB başkan değişimi sonrası iki haftada 2.4 milyar dolarlık çıkış olmuştu. Borsa İstanbul’da yabancı takası yüzde 43 seviyelerinde seyrediyor. Son haftalarda çıkışların durması yabancı yatırımcıların yeni pozisyonlar için beklemede olduğu izlenimini verirken piyasalarda temkinli görünüm sürüyor.

ALTIN FİYATI HAREKETLİ

ABD 10 yıllık bono faiz oranındaki gerileme, pandemide artan vaka sayıları ile jeopolitik gelişmelere (Rusya-Ukrayna ve ABD-Rusya arasındaki gerginlikler) bağlı olarak güvenli liman ihtiyacının artması altın fiyatını hareketlendirdi. Ons/Dolar fiyatı 1.800 dolar sınırına yaklaştıktan sonra kâr satışlarıyla karşılaştı. Bu aşamada Fed ve Avrupa Merkez Bankası yönünden altın fiyatını etkileyecek çok belirgin hamleler gelmiyor. Geçen haftaki Avrupa Merkez Bankası toplantı sonuçları beklentiler dahilinde faiz değişimi olmazken Başkan Lagarde’den de çok dikkat çekici açıklamalar gelmedi. 28 Nisan Çarşamba günkü Fed toplantısı için de beklentiler bu yönde. ABD Başkanı Biden’in vergi artışı planladığı haberi sonrası ABD 10 yıllık bono faiz oranı ve Dolar Endeksi’nde düşüş görüldü. ABD doları biraz zayıflarken altın fiyatlarında da kâr satışları geldi. ABD Borsaları da vergi haberi sonrası düşüş gösterdi. Özetle piyasalar vergiyi sevmedi.

DÖVİZ MEVDUATINDA DEĞİŞİM AZALDI

Bankalardaki döviz mevduatında son haftalarda değişim oranı azaldı. 235 milyar dolardan 221 milyar dolara kadar geri çekilmişti. 16 Nisan haftasında 2.2 milyar dolar artarak 225.2 milyar dolar düzeyine yükseldi. Parite etkisinden arındırıldığında ise döviz mevduatlarında artış 1.4 milyar dolar seviyesinde. Detayda gerçek kişilerin 257 milyon dolar artarken tüzel kişilerin döviz mevduatları ise 1.1 milyar dolar yükseldiği görüldü. Bu açıdan bakınca yerli yatırımcılar için bir bekleyiş durumunun olduğu söylenebilir. TCMB brüt rezervlerinde ise bir önceki haftaki seviyesini korudu, 89 milyar doların biraz üzerinde seyrediyor.

Yazının Devamını Oku

Küresel piyasalar iyimser

ABD 10 yıllık bono faiz oranı, enflasyondaki yükseliş beklentileriyle yüzde 1.77 seviyesini kadar çıkmıştı. Ancak geçen hafta 1.50’li seviyelere kadar çekildi. Bu da olumlu bir hava yarattı. Ekonomilerde yaşanan güçlü toparlanmalarla birlikte, dış piyasalardaki olumlu havaya katkı sağladı.

Ekonomilerdeki güçlü toparlanma dış piyasalarda olumlu havayı destekliyor. Ayrıca devam eden ve uzunca bir süre daha devam edeceği açıklanan merkez bankalarının düşük faiz ve parasal genişleme politikaları önemli referanslar olarak geçerliliğini koruyor. ABD ve Almanya başta olmak üzere dış borsalarda çıkış hareketleri yeni zirve denemeleriyle sürüyor. Son dönemde piyasalar tarafından yakından izlenen ABD uzun vadeli tahvil faiz oranları ise gerilemeye başladı. ABD 10 yıllık bono faiz oranı, geçtiğimiz günlerde ekonomilerde ivme kazanan büyümeye bağlı olarak enflasyondaki yükseliş beklentileriyle yüzde 1.77 seviyesini görmüştü. Geçen hafta ise 1.50’li seviyelere çekildi. Bu durum olumlu havaya ayrıca katkı yapan bir gelişme. Faiz düşüşünde, ekonomideki ısınmayla birlikte enflasyonun beklenenden daha hızlı artacağı ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) parasal sıkılaşmaya daha erken başlayabileceği kaygılarıyla geçtiğimiz hafta ABD tahvil ihalelerine gelen talep ve başarılı ihale sonuçları etkili oldu. ABD tahvil faiz oranlarındaki yükseliş sermaye akışları açısından gelişen ülke piyasaları için de olumsuz bir görünüm arz ediyordu.

DIŞARIYA DUYARLI

Borsa İstanbul, iç gündemin etkisiyle son dönemdeki tepki yükselişlerine rağmen dış borsalara uyum sağlamakta zorlanıyor. Diğer yandan bu görünümde yabancı çıkışlarının etkisini de dikkate almakta yarar var. Borsa İstanbul’da yabancı payı yüzde 42 seviyelerine gerildi. Ancak dış piyasalarda iyimserlik sürerse olumsuz ayrışma azalıp yerini dışarıya daha duyarlı bir iç piyasa görünümüne bırakabilir. Borsa İstanbul’da son bir aylık süreçte yaşanan düşüşle, yüzde 8 civarında bir geri çekilme ve BIST100 hisseleri için 11.0 fiyat kazanç oranı dış borsalara göre hatırı sayılır bir iskonto demek. İç piyasalarda toparlanma çabaları sürmekle birlikte henüz güç kazandığını söylemek için erken.

MERKEZ BANKASI BEKLENENİ YAPTI

TCMB’nin yeni başkanla ilk toplantısında sürpriz çıkmadı. Piyasa beklentilerine paralel olarak gösterge faiz oranı yüzde 19 olarak sabit bırakıldı. Ancak toplantı sonrası yapılan basın duyurusu önemliydi. Toplantı metininde, önceki basın duyurularında yer alan “sıkı para politikası duruşu kararlılıkla uzun bir müddet sürdürülecek ve “gerekmesi durumunda ilave parasal sıkılaşma yapılacak” ifadelerinin yer almaması ilk tepki olarak temkinli karşılandı. Ancak, enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar politika faizi, güçlü dezenflasyonist etkiyi muhafaza edecek şekilde, enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturulmaya devam edilecektir, açıklaması da şimdilik sıkı para politikasında değişim olmayacağı algısını verdi. Bu ifadeler piyasa üzerindeki ilk etki olarak dalgalanmaya neden olsa da daha sonra denge oluşmaya başladı. Fakat enflasyon ile mevcut faiz oranını karşılaştırdığımızda TCMB faizi enflasyonun yaklaşık üç puan üzerinde. Sıkı para politikası duruşu ifadesi kaldırılıp yerine enflasyon üzerinde diye bir kriter konulması önümüzdeki toplantılarda faiz indirimi gelebilir gibi bir olasılığın dillendirilmesine neden oldu. Bakalım 6 Mayıs TCMB toplantısında durum biraz netlik kazanır. Bununla birlikte piyasalar TCMB toplantısı gibi önemli bir gündemi hasarsız geride bırakması olayın bir başka yanı oldu.

YABANCI ÇIKIŞI HIZ KESTİ

Borsa İstanbul’da 26 Mart ve 2 Nisan ile biten haftalardaki yüksek montanlı yabancı çıkışları hız kesmiş ve 9 Nisan haftasında az da olsa yerini girişlere bırakmış görülüyor. 9 Nisan haftasında, hisse senetlerinde 46 milyon dolar çıkış, tahvil bonoda 77.9 milyon dolar giriş olmak üzere nette yaklaşık 32 milyon dolarlık yabancı girişi görüldü. Yabancı yatırımcıların hisse senetleri ve tahvil bono (DİBS) toplam tutarı yaklaşık 30 milyar dolar (22.7 hisse senetleri, 7.4 DİBS) seviyelerine kadar gerilemiş durumda. 30 milyar dolar her ne kadar azımsanmayacak bir rakam olsa da bu durum yabancı çıkışları açısından baskıyı biraz azaltacak bir durum olarak da görülebilir. 9 Nisan haftasına ait ek bilgi olarak, Merkez Bankası brüt rezervleri ve bankalardaki döviz mevduatlarında yaklaşık 2 milyar dolarlık artışlar ilave edilebilir. (Brüt rezerv 89.3 milyar dolar, bankalardaki döviz mevduatları 223 milyar dolar)

BORSADA TEPKİ YÜKSELİŞİ

Yazının Devamını Oku

Döviz mevduatında çözülme sürüyor

2 Nisan haftasında yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatı 2.5 milyar dolar azaldı. Ocak ayında 235 milyar dolar olan bankalardaki döviz mevduatı da 221 miyar dolar seviyesine geriledi. Diğer yandan Borsa İstanbul’da mart ayında yabancı yatırımcıların net hisse satışı da 1.2 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Bankalardaki döviz mevduatındaki çözülme devam ediyor. Yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatları 2 Nisan ile biten haftada 2.5 milyar dolar azaldı. Parite etkisinden arındırıldığında, gerçek kişilerde 700 milyon dolar, tüzel kişilerde (şirketler) 1.3 milyar dolar, toplamda ise 2 milyar seviyesinde düşüş söz konusu. Bankalardaki döviz mevduatı ocak ayında 235 milyar doların üzerindeydi. 2 nisan tarihinde 221 milyar dolara gerilemiş durumda. Yüksek faiz ve TL’nin cazibe kazanmasının bu görünüme katkısı var elbette. Bankacılık kredi ve mevduatlarında ise yükseliş devam ediyor. Krediler 3.7 trilyon TL, mevduat 3.6 trilyon TL seviyelerine ulaştı. Krediler artarken takipteki kredilerin düşmesi oldukça dikkat çekici. Son dönemde yine yakından izlenen verilerden biri de rezervler konusu. Son açıklanan verilere göre TCMB brüt rezervleri 87.4 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Bir diğer önemli veri yabancı işlemleri. Borsa İstanbul’da mart ayında yabancı yatırımcıların net hisse satışı 1.2 milyar dolar olarak gerçekleşi. TCMB verilerine göre, 2 Nisan haftasında ise hisse senetlerinde 364 milyon dolar, tahvil bonoda 140 milyon dolar olmak üzere toplamda 504 milyon dolar çıkış görüldü. Bir önceki haftaki çıkış 1.9 milyar dolardı. Yabancı çıkışlarında, ABD tahvil faizlerindeki yükseliş, güçlü ekonomik veriler ve dolardaki değerlenmenin Türkiye’nin de dahil olduğu gelişen ülke varlıklarına ilgiyi zayıflatmasının yanında iç gündem etkisini dikkate almak yerinde olacak.

FAİZ HIZ KESİNCE ALTIN YÜKSELDİ

Enflasyon kaygılarıyla ABD tahvil faiz oranları yükselince altın fiyatında (ons dolar) sert düşüş görülmüştü. Ancak faiz artışının ivme kaybetmesi ve biraz gerilemesi altın fiyatına yükseliş olarak yansıdı. Ayrıca Fed kaynaklı açıklamalarda, enflasyondan endişe duyulmadığı, varlık alımlarının devamı ile parasal genişlemenin süreceği mesajları ve birbiri ardına açıklanan teşvik paketleri altın fiyatındaki yükselişi destekledi. Dış piyasalardaki iyimserlik, risk iştahının yüksek olması ve güvenli liman ihtiyacının zayıflaması gibi etkenler şimdilik fiyatlamaya çok konu değil. Altın fiyatındaki çıkışı bu aşamada tepki yükselişi olarak görmek doğru olacak.

OLUMLU HAVAYI DESTEKLEDİ

Küresel piyasalarda iyimserlik sürerken gündem farklılaşması nedeniyle iç ve dış piyasalar arasında uyumsuzluk söz konusu. Dış piyasalardaki parasal genişleme politikaları, ekonomilerdeki toparlanma eğilimi, ABD destek paketlerinin yanı sıra ABD Merkez Bankası (Fed) kaynaklı açıklamalar olumlu havayı destekledi. Mart ayına ait Fed tutanaklarındaki enflasyondan endişe duyulmadığı, varlık alımlarının devamı yönündeki görüşlere, Fed Başkanı Powell’ın sağlanan önemli mali destek ve hızla ilerleyen aşılamanın ekonominin kısa sürede tam olarak yeniden normale dönmesine izin verdiği, para politikasının destekleyici olduğu açıklamaları eklendi. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Lagarde ise “Euro Bölgesi’nde tünelin ucunda ışık görünüyor” derken koronavirüs salgını ve buna karşı tedbirlerin Euro Bölgesi’nde ekonomik faaliyetleri kısa vadede olumsuz etkilemeye devam edeceğini ve ekonomik faaliyetlerin salgın tedbirlerinin kaldırılmasıyla toparlanacağını söyledi.

ZİRVELER DENENİYOR

Bu gelişmelerin ışığında ABD ve Almanya borsalarında yeni zirveler deneniyor. İç piyasalarda ise Merkez Bankası (TCMB) başkan değişimiyle başlayan dalgalanma henüz çok denge bulmuş değil. Aslında TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun “Sıkı para politikasına ve enflasyonun üzerinde faiz vermeye devam edileceği” açıklamalarıyla algı toparlanmaya başlamıştı. Ancak Rusya ile Ukrayna arasında devam eden gerginlik ve ABD’nin Karadeniz’e iki savaş gemisi gönderme kararı iç piyasalardaki dalgalanmayı tekrar arttırdı. Şimdi sırası mıydı, bu hesapta yoktu dedirten jeopolitik gündemi veya riskleri de artık hesaba dahil etmek gerekecek. Gerçi Ukrayna genelkurmay başkanının açıklamalarının ardından tansiyon biraz düşmüş görülüyor. Rusya ile Ukrayna arasındaki gerilim daha da tırmanırsa dış piyasaların bu yöndeki duyarlılığı artacaktır.

KISITLAMA ÖNGÖRÜSÜ

Yazının Devamını Oku

Borsada toparlanma süreci

Dış borsalar, ekonomik verilerden güç alırken, yeni zirveler deniyor. Dış borsalardaki olumlu hava, iç piyasalar için de önemli bir referans. Borsa İstanbul’da da yaşanan düşüşün ardından toparlanma çabalarının sürdüğü görülüyor.

İç piyasalarda yoğun gündeme bağlı olarak dalgalı bir seyir var. Borsa İstanbul’da düşüşten sonra toparlama çabaları sürerken, döviz kurlarında kâr satışlarının ardından tekrar tepki yükselişi görüldü. Gösterge faiz oranında ise gevşeme görülüyor. İç ekonomik gündemde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) kaynaklı gelişmelerin ağırlığı korunuyor. Özellikle TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun açıklamaları yakından izleniyor. Görev değişikliği sonrası acaba Merkez Bankası para politikasında bir değişiklik olacak mı sorusunun cevabı çok merak edilmişti. Şahap Kavcıoğlu’nun, önce TCMB genel kurulu, daha sonra yerli ve yabancı ekonomistlerle yaptığı toplantıda “Sıkı para politikasının gerekliliği ve enflasyonunun üzerinde faizin tutulmaya devam edileceği, yüzde 5 enflasyon hedefine bağlılık” vurguları piyasalar tarafından olumlu algılandı. ‘Aklın yolu birdir’ hesabı başkan değişti ama politika değişmedi görüşünün hakim olması, döviz kurlarına düşüş, borsaya da tepki yükselişi olarak yansıdı.

BEKLENTİYİ KUVVETLENDİRDİ

Sıkı para politikasının başkanın işaret ettiği üzere gereklilik olduğu görüşünün kabul görmesi 15 Nisan’daki TCMB toplantısında faiz değişimi olmayacağı beklentisini kuvvetlendirdi. Bu durum diğer koşullarda olağandışı bir haber akışı olmazsa iç piyasaların denge bulmasına yardımcı olabilir. Ancak son dönemde yakından izlenen ABD 10 yıllık bono faizi, ABD haftalık işsizlik başvurularının beklentilerin üzerinde gelmesiyle kısa bir geri çekilme yaşamıştı. Ama önce ABD imalat PMI, sonra da ABD tarım dışı istihdam verilerinin beklentilerin çok üzerinde gelmesiyle tekrar 1.70 seviyesinin üzerinde çıktı. ABD imalat PMI son 38 yılın en sert yükselişini yaşarken ABD tarım dışı istihdamı 916 bin gerçekleşti. Bu durum ekonomideki ısınıma sinyali olarak algılandı ve enflasyon kaygılarını tekrar artırdı.

İYİMSERLİK SÜRÜYOR

ABD’de tahvil faizindeki artışla birlikte ABD doları değer kazandı ve Dolar Endeksi tekrar 93 seviyesinin üzerini test etti. Durum böyle olunca Borsa İstanbul’daki tepki yükselişi yerini satışlara, döviz kurlarındaki geri çekilme de tepki alımlarına bıraktı. İçeride bunlar olurken ekonomik verilerden güç alan ve yeni zirveler deneyen öncü dış borsalarda iyimserliğin sürüyor olması olumlu bir gelişme. Bu durum iç piyasalar için de önemli bir referans. Önümüzdeki hafta Borsa İstanbul’da dalgalı seyrin devamıyla toparlanma çabaları sürebilir görüşü öne çıkıyor.

YARIN ENFLASYON AÇIKLANIYOR

Pazartesi açıklanacak mart ayı enflasyonu için aylık bazda yüzde 1.00-1.10, yıllıkta yüzde 16.20-16.50 civarında bir beklenti hakim. Mart ayının ikinci yarısındaki faiz ve kur artışlarının etkilerini daha çok nisan ayında görebileceğiz. Beklentilere paralel gelecek bir enflasyon verisi 15 Nisan’daki faiz kararını pek etkilemez. Bu aşamada TCMB faiz kararları için döviz kurlarının seyri daha fazla öne çıkmış görülüyor. TCMB’nin yüzde 19 faiz oranı bu aşamada hem enflasyon hem de diğer ülkeler açısından oldukça yüksek ve TL’ye cazibe kazandıran bir oran. Döviz kuralarındaki yükselişte yerli tasarruf sahiplerinin ciddi miktarda döviz satmalarında yüksek faizin de etkisi fazla. TCMB başkanlık değişiminin sonrası haftada döviz kurlarındaki yükseliş ile birlikte döviz mevduatlarında 8.9 milyar dolar azalış görüldü. Azalış parite etkisinden arındırıldığına 8.1 milyar dolar seviyesinde. Bu rakam son yıllardaki en büyük çözülme. Diğer yandan yine 22-26 Mart haftasında hisse senetlerinde 810 milyon dolar, tahvil bonoda ise 1.104 milyon dolar olmak üzere 1.9 milyar dolar yabancı çıkışı görülmesi kayda değer bir gelişme. Son dönemlerin en yüksek montanlı çıkışlarından biri. Borsa İstanbul’da hisse senetlerinde yabancı payı yüzde 43 seviyesinin altına gerilemiş durumda. Borsa İstanbul’da hakimiyet yerli yatırımcıya geçti. Yabancı sıcak veya soğuk sermaye dış finansman ihtiyacındaki Türkiye için bu dönem çok daha önemli.

VAKA ARTIŞI KISITLAMA GETİRDİ

Yazının Devamını Oku

Piyasalar denge arayışında

Geçen hafta piyasalarda hareketli günler yaşandı. TCMB Başkanlığı ve kamu bankalarının yönetimlerinde değişiklikler oldu. Borsada düşüş yaşanırken, döviz kurlarında yükseliş görüldü. Dış borsalarda çıkış trendleri ve risk iştahı ise korunuyor. Dış piyasalardaki olumlu seyrin sürmesi önemli bir referans. İçeride daha öngörülebilir bir piyasa, olumlu fiyatlamayı da getirebilir.

Gündemdeki son gelişmelere bağlı olarak iç piyasalar oldukça dalgalı bir seyir izliyor. Dış piyasalar ise sakin ve mevcut trendler korunuyor. Geçen hafta Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nda (TCMB) yaşanan değişim sonrasında piyasalarda hareketlilik yaşandı. Borsa İstanbul’da banka hisseleri öncülüğünde düşüş yaşanırken, döviz kurları ve tahvil bono faiz oranlarında yükseliş görüldü. Borsa İstanbul’da satışlar sonrası gelen tepki alımlarıyla kayıpların bir kısmı telafi edilmeye çalışıldı. Yeni Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, para politikasında değişiklik olmayacağı ve enflasyon ile mücadelenin devam edeceği yönünde açıklamalar yaptı.

Diğer yandan TCMB başkanlığı dışında kamu bankaları yönetimlerinde de değişiklikler gözlendi. Ekonomi yönetimindeki değişimlerin bir dalgalanmaya neden olması beklenen bir gelişmeydi. Piyasalar belli bir fiyatlama sonrası denge bulacaktır. Son gelişmelere ilişkin fiyatlamanın önemli ölçüde yapıldığını söylemek mümkün. Dış piyasalardaki olumlu seyrin sürüyor olması bu aşamada kayda değer bir durum ve önemli bir referans. Dış borsalarda çıkış trendleri ve risk iştahı korunuyor. İç piyasalardaki dalgalanma durulduğunda dış piyasalara duyarlılık artabilir. Ancak iç gündemde yeni bir gelişme olursa onu da ayrıca değerlendirmek gerekecek. Bu aşamada dalgalı ve temkinli görünümün devamı olası görülüyor.

15 NİSAN BEKLENİYOR

Ekonomi kadrosundaki değişimle birlikte yön ve öngörü açısından her ne kadar değişim olmayacağı açıklansa da piyasalar yeni para politikasını bekliyor. Bunun için 15 Nisan’daki TCMB toplantısı ve faiz kararı önemli olacak. Belirsizlik, piyasalar için istenen bir durum değil elbette. Genel olarak merkez bankaları için doğru iletişim, kredibilite, araç bağımsızlığı, güven, faiz ve döviz rezervleri büyük öneme haizdir. TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun açıklamasına göre daha önce açıklanan takvime uyulacak, erken toplantı olmayacak. Para politikası netlik kazanırsa piyasalar buna göre pozisyon alır, yeni denge kurulur. Daha öngörülebilir bir piyasa da olumlu fiyatlamayı getirebilir. Bunun için zamana biraz ihtiyaç var gibi görünüyor.

ABD'DE FAİZ YÜKSELİŞİ İVME KAYBETTİ

Piyasaların son dönemdeki önemli göstergelerinden biri haline gelen ABD 10 yıllık bono faiz oranındaki yükseliş hız kesti. Yüzde 1.75 seviyesinden 1.60 seviyelerine kadar çekildi. Bu gelişmede, ABD’de 1.9 trilyon dolarlık destek paketinin yasalaşmasının ardından 3 trilyon dolarlık yeni altyapı destek paketi hazırlığından söz edilmesi, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell’ın “Uzun vadeli tahvil faizlerinde son dönemde yaşanan artıştan endişe duymuyorum. Enflasyonla karşılaşılması halinde ise gerekli araçlarımız var” açıklaması, ABD işsizlik maaşı başvurularının salgının başlangıcından bu yana en düşük seviyesine gerilemesi gibi etkenleri saymak mümkün. Faiz düşüşüne karşılık ABD dolarının değer kazanmasını Euro’daki zayıflamaya yormak doğru olacak. Avrupa’da salgın hastalıktaki vaka artışlarına bağlı olarak kısıtlama ve kapanma haberleri ekonomide daralmaya neden olabileceği kaygısıyla Euro’ya olumsuz yansıyor. Dış piyasalarda altının ons dolar fiyatında ise tepki yükselişleri henüz güç kazanmış görülmüyor. ABD 10 yıllık faiz oranındaki gevşemeye rağmen ABD dolarının değer kazanması, ABD Başkanı Biden’ın aşı uygulamaları konusundaki olumlu açıklamalarıyla güvenli liman ihtiyacının nispeten zayıflamasına karşılık piyasalardaki risk iştahının korunuyor olması altın fiyatındaki yükselişi biraz zayıflattı. İç piyasalarda altının gram TL fiyatındaki yükseliş ağırlıklı olarak dolar/TL kurundaki yükselişle ilgili.

PERŞEMBE GÜNÜ NETLEŞECEK

TCMB tarafından açıklanan yurtdışı yerleşiklerin menkul kıymet istatistikleri piyasaların yakından izlediği veriler arasında. Önümüzdeki perşembe günkü veri geçtiğimiz hafta yabancıların gerek hisse gerekse tahvil bonodaki işlemlerini görmek açısından önem kazanmış durumda. Her ne kadar perşembenin gelişi çarşambadan belli olsa da rakam olarak netlik kazanacak. TCMB faiz artırımı sonrası 19 Mart haftasında yabancılar 60 milyon doları hisse senetleri, 427 milyon doları tahvil bono olmak üzere alım yapmışlardı. Ancak geçen hafta piyasalarda yaşananlar sonrası bu alımların önemi azaldı. Borsa İstanbul’da hisse senetlerindeki yabancı payı düşüşünü sürdürerek yüzde 44 seviyesine çekildi. Bankalardaki döviz mevduatlarında ise dalgalı bir seyir yaşandı. 19 Mart haftasında 2 milyar doların üzerinde bir artış görülse de 22 mart pazartesi günü 6.1 milyar dolarlık satış olduğu haberleri geçti. Bu yöndeki gelişmeleri de yine önümüzdeki Perşembe günü görebileceğiz. Piyasalarda volatilitenin arttığı bu günlerde gerek yabancı gerekse yerli yatırımcıların tavırlarındaki değişimleri olağan karşılamak gerekir.

Yazının Devamını Oku

Piyasalarda bekle-gör dönemi

Geçen hafta ABD Merkez Bankası toplantısının ardından yapılan açıklamalar, piyasa dostu olarak algılandı. TCMB de faiz oranını yüzde 19’a çekti. Hedef olarak enflasyonun düşürülmesine öncelik verildi. Sonrasında da cuma akşamı Merkez Bankası Başkanı değişti. TCMB faiz ve para politikasında değişim olup olmayacağını ise zaman içinde görme imkanımız olacak.

Piyasalarda yoğun gündem ile birlikte dalgalı seyir devam ediyor. Geçtiğimiz haftanın öne çıkan gündemleri ABD uzun vadeli tahvil faiz oranlarıyla birlikte merkez bankaları karar ve açıklamaları oldu. Çarşamba günü ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı vardı. Faiz değişimi zaten beklenmiyordu. Toplantı sonrası yapılan açıklamalar ise piyasa dostu olarak algılandı. Faizin 2023 yılına kadar arttırılmayacağı, varlık alımlarının devam edeceği ve ekonomideki büyüme oranlarının yukarı yönlü revize edilmesi gibi açıklamalar piyasaların duymak istediği türdendi. Bu açıdan ‘güvercin tonda’ kabul edilip piyasalara olumlu yansıdı. Ayrıca, “enflasyonun yüzde 2’nin üzerine geçici olarak çıkması faiz artışı standartlarını karşılamaz” yönünde açıklamalarla enflasyon yükselse de rahat olun mesajı verildi. Ancak piyasaların son dönemdeki önemli referanslarından biri haline gelen ABD 10 yıllık bono faiz oranı enflasyon kaygılarıyla yükselişini sürdürdü. Düşük faiz, bol likidite, ekonomilerde toparlanama eğiliminin sürüyor olması, petrol ve gıda fiyatlarındaki yükseliş gibi faktörler üst üste koyulduğunda enflasyon beklentilerinin artmasını olağan karşılamak gerekir. Bu durum perşembe günkü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) kararları için de önemli donelerdi. Bir de bunların üzerine son dönemde Türkiye’nin de dahil olduğu gelişen ülkelerden fon çıkışı eklenince TCMB sürpriz bir hamle yaptı ve bir puanlık artış beklentisine karşılık faiz oranını iki puan arttırarak yüzde 19’a çekti. Toplantı metninde, parasal sıkılaştırma ve yüksek faiz politikasına devam derken enflasyonda önümüzdeki günlerdeki artış beklentisine yönelik olsa gerek ‘önden yüklemeli’ faiz artışı vurgusu yapıldı.

HEDEF ENFLASYON

Yüksek faizle birlikte döviz kurları ve talebi baskı altına alıp enflasyonu düşürmek, TL’ye cazibe kazandırmak ve yabancı para mevduatlarındaki çözülmeye zemin hazırlamak, dış dalgaya ket vurmak, ekonomideki yavaşlama ile cari açığı azaltmak, rezerv biriktirme amaçlanmış olabilir. Ancak yüksek faiz ile birlikte ekonomik büyümeden çok enflasyonun düşürülmesine öncelik verildiği, tercihin enflasyon olduğu anlaşılıyor. Yüksek faizin yansıması olarak ekonomide yavaşlama beklentisi artarken hisse senetleri için de önemli bir alternatif oluşmuş durumda. Mevduat ve kredi faiz oranları yükselecek haliyle. Faiz artışını zirve seviyelerinde karşılayan Borsa İstanbul’da faiz artışı sonrası bir yükseliş denemesi olsa da ardından sert kâr satışları görüldü. Diğer yandan TCMB’nin faiz kararının ardından Türkiye’nin risk (CDS) primi düşerek 300 seviyelerine geri çekildi. Geçtiğimiz günlerde 343 seviyesini görmüştü. Faiz artışının en bariz etkileri ise döviz kurlarında hissedildi ve sert geri çekilme yaşandı. Yüksek faiz bir nevi ateş düşürücü işlevi gördü. Ateş düşürmenin hastalığın tedavisi için yeterli olacağını söylemek zor. Sonuca yönelik bir hamle ve tedavi için zaman kazandırır. Önden yüklemeli faiz artışı tabiri kayda değer bir açıklama. Bir önceki başkan Murat Uysal döneminde önden yüklemeli faiz indirimi yerini önden yüklemeli faiz artışına bırakmış görülüyor.

FAİZ İNDİRİMLERİ

Piyasanın şimdilerdeki beklentisinin bu faiz artışının yeterli olduğu, sonbahar gibi faiz indirimlerinin başlayacağı yönünde. Fakat cuma akşamı piyasalar kapandıktan sonra gelen TCMB başkan değişimi haberi yeni ve bambaşka bir sürpriz oldu. Naci Ağbal görevden alındı, yerine Şahap Kavcıoğlu atandı. Bu değişimin piyasa fiyatlamasını yarından itibaren görebileceğiz. Yeni başkan ile TCMB faiz ve para politikasında değişim olup olmayacağını ise zaman içinde görme imkanımız olacak. Kasım ayında Naci Ağbal’ın başkan olmasıyla radikal bir politika değişimi olmuştu.

PİYASALAR DUYARLI HALE GELEBİLİR

Yazının Devamını Oku

Borsalar yeni zirve peşinde

Piyasalarda dalgalı bir seyir izlenirken, borsalar diğer yatırım araçlarından pozitif yönde ayrıştı. ABD ve Almanya borsalarında yeni zirveler denendi. Borsa İstanbul da zirvelere yakın seyretti. ABD uzun vadeli faiz artışı ve değerlenen ABD Doları’nın baskısıyla da altın fiyatında düşüş yaşandı. Bu haftanın ana gündemlerinden biri ise Merkez Bankası’nın alacağı faiz kararı olacak.

Piyasalarda ABD uzun vadeli faiz oranlarına bağlı olarak dalgalı seyir sürüyor. Borsalar daha güçlü ve diğer yatırım araçlarından olumlu yönde ayrışmaya devam ediyor. ABD ve Almanya borsaları (Dow Jones, Dax Endeksleri) bir önceki zirvelerini geçerek yeni zirve denemeleri yaparken Borsa İstanbul zirve seviyelerine yakın bölgede seyrediyor. Aynı güç diğer yatırım araçlarında görülmüyor. ABD 10 yıllık bono faiz oranı piyasalar için önemli göstergelerden biri. ABD şubat enflasyonunun beklentilere paralel gelmesi (aylık % 0.4, yıllık % 1.7), ABD Hazine Bakanlığı’nın düzenlediği 10 Yıllık tahvil ihalesinde faizin yüzde 1.5230 olarak gerçekleşmesi piyasaları biraz rahatlatmıştı. Enflasyon kaygıları bir parça azalırken risk iştahı arttı. Ancak geçen cuma günü faiz oranı tekrar yükselmeye başladı. Bununla birlikte zayıflayan ABD Doları tekrar değer kazandı. Bu durum rahatlamak için erken olduğu veya rahatlamanın geçici olduğu izlenimini veriyor.

KARŞILIKLI ADIMLAR

1.9 trilyon dolarlık ABD mali destek paketi yasalaşırken Avrupa Merkez Bankası geçen haftaki toplantısında piyasa beklentilerine uygun olarak faizi sabit bıraktı. Toplantı sonrası yapılan açıklamalarda pandemi tahvil alım programında değişikliğe gitmedi, alımların en azından Mart 2022’ye kadar devam edileceği belirtildi. Buna ek olarak tahvil alım programının hızlanması yönünde açıklamalara yer verildi. Bu açıklamalar sonrası Euro/Dolar paritesinde yükseliş görüldü, Euro biraz değer kazandı. Karşılıklı olarak teşvik paketleri hamleleri geliyor. Faiz ile oynayacak marj kalmadı veya çok azaldı. Öyle olunca parasal genişleme hamleleriyle karşılıklı adımlar devam ediyor.

TEMKİNLİ İYİMSERLİK

Düşük faiz, parasal genişleme, ekonomik toparlanma üçlüsüne şimdilerde önemli bir maliyet unsuru olarak petrol fiyatlarındaki yükseliş eklendi. Gıda fiyatlarındaki artış eğilimi zaten malum. Talep ve maliyet enflasyon beklentileri bir arada desek daha doğru olur. Düşük faiz ve bol likidite ortamının devamı konusunda bir tereddüt görülmüyor. Sorun enflasyon kaygılarıyla uzun vadeli tahvil faiz oranlarının yükselmesinde. Bu görünüm de piyasaları rahatsız ediyor. Biraz da ‘her nimetin bir külfeti’ hesabı. Bol para, düşük faiz iyi ama bunun başka yan etkileri de oluyor. Gelişmiş ülke borsaları ekonomik verilerin iyi gelmesi ve toparlanmanın sürüyor olmasını fiyatlıyor. Kısa bir ara sonrası aynı ölçüde olmazsa da Borsa İstanbul dahil gelişen ülke borsaları bu duruma uyum sağlamaya çalışıyor. Piyasaların son durumunu en iyi ifade eden cümle ‘temkinli iyimserlik’ devam ediyor olsa gerek.

BİLANÇOLAR GENELDE İYİ

12/2020 dönem bilançoların yayınlanması 11 Mart itibariyle tamamlandı. Genel olarak bakıldığında pandemiye rağmen bilanço performanslarının iyi olduğunu söylemek mümkün. Türkiye, 2020 yılını yüzde 1.8, son çeyreği yüzde 5.9 büyüme ile tamamlanmıştı. Bu verinin şirketler bazında karşılığının görüldüğü söylenebilir. Ancak Borsa İstanbul’daki fiyatlamalara aynı ölçüde yansımalarının olduğunu söylemek zor. Yabancı yatırımcıların hisse senetleri tarafından satışta olmaları, özellikle banka ve lokomotif hisselerin borsa performanslarının diğer hisselere göre daha zayıf kalmalarına neden olduğu söylenebilir. Son yedi haftadır yabancı yatırımcıların hisse satışına karşılık yüksek faizin cazibesiyle tahvil bono tarafında alım yönündeki tavırları devam ediyor.

KAZANÇ ORANI 12

Yazının Devamını Oku

Borsalar canlılığını koruyor

ABD 10 yıllık bono faizi piyasalar açısından önemli bir referans oldu. Yükselen faizlerden altın, gümüş, emtia fiyatları, Euro ve dolar pariteleri etkilendi. Borsalardaki düşüş ise sınırlı kaldı. ABD, Almanya ve Borsa İstanbul destek seviyelerinde tutunurken, tepki alımları geldi.

Piyasalarda ABD tahvil faiz oranlarındaki yükseliş gündemdeki yerini koruyor. Piyasaların seyri açısından son dönemde ABD 10 yıllık bono faizi önemli bir referans noktası haline geldi. Yükselen faiz yatırım araçları üzerinde dalgalanmalara neden oldu. Altın, gümüş başta olmak üzere bazı emtia fiyatlarıyla, Euro ve dolar paritelerine etkileri daha derin olurken borsalardaki düşüşler sınırlı kaldı. Borsa İstanbul, ABD ve Almanya Borsaları destek seviyelerinde tutundu ve tepki alımlarıyla karşılaştı. Enflasyon kaygılarının ABD uzun dönem faiz oranlarını yukarı çekmesi geçtiğimiz günlerde piyasalar tarafından belli ölçüde fiyatlanmıştı. Ancak ABD Merkez Bankası Başkanı (Fed) Powell’in perşembe günü yaptığı açıklamalar tedirginliği artırdı. Powell, Fed’in hareket geçmesi için tahvil faizlerinde daha yüksek oranda artış görülmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, “2021’de tam istihdama ulaşılmasının pek mümkün olmadığını kaydederken ekonomi toparlandıkça, enflasyonun yükselmesini bekliyorum. Fed enflasyon hedefine ulaşmak için araçlarını kullanacak. Enflasyonda geçici bir artış görülmesi halinde sabırlı olacağız” şeklinde konuştu.

İŞARET OLARAK ALGILANDI

Oysa piyasalar Fed’den faiz artışına karşılık tahvil alımlarının arttırılması gibi başka bir tavır bekliyordu. Powell ise pek oralı olmadı bir bakıma yol verdi. Cuma günü açıklanan ABD tarım dışı istihdam ve işsizlik verileri de beklentilerden daha olumlu gelince ilk tepki olarak ekonomideki toparlanmanın devam ettiğinin işareti olarak algılandı ve ABD 10 yıllık bono faizi yüzde 1.62 seviyesinin üzerini görürken ABD doları değer kazanmayı sürdürdü. ABD Doları’nın Euro ve Japon Yeni başta olmak üzere altı para birimine karşı değişimini gösteren Dolar Endeksi 92 seviyesinin üzerini test etti. Euro/Dolar paritesi ise geçtiğimiz Kasım ayından bu yana ilk defa 1.20 seviyesinin altına salınım gösterdi. Ancak ABD tarım dışı istihdamındaki artış ile işsizlik oranındaki gerileme ekonomideki büyüme algısının bir başka etkisi olarak cuma akşamı ABD borsaları üzerinde yükseliş olarak kendisini gösterdi. Bu meyanda ABD 10 yıllık bono faiz oranı yüzde 1.60 seviyesinin, Dolar Endeksi 92’nin altına çekildi. Bu gelişme yarınki piyasa açılışlarında olumlu etkisini gösterebilir.

BASKI ALTINDA TUTABİLİR

Fed faiz oranı ve para politikası, sadece TL dahil gelişen ülke para birimleri ile borsaları için değil, küresel piyasalar açısından da çok önemli bir parametre. Ancak enflasyon beklentisi ve faiz artışına karşılık Fed’in pandemi ortamında parasal sıkılaştırmaya gidecek ve faiz arttıracak hali yok. Fed Başkanı Powell daha önce yaptığı açıklamalarda birçok defa Fed faiz oranı 2022 yılına kadar sıfıra yakın kalacak demişti. İlk aşamada kısa süreli bir panik havası yaşansa da borsaların ABD tahvil faiz artışına duyarlılığının azalmasında, ekonomideki toparlanma eğiliminin yanında, Fed para politikasının değişmeyeceği beklentisinin de payı olabilir. Bununla birlikte ‘faiz yükselişi sürerse piyasaları bir süre daha baskı altında tutabilir’ dipnotunu da eklemekte yarar var.

TCMB'NİN 18 MART TOPLANTISI BEKLENİYOR

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Naci Ağbal, “Para politikasındaki sıkı duruşu enflasyonda yüzde 5 hedefine ulaşana kadar sürdüreceğiz” açıklamasını yeniledi. Beklentilerin biraz üzerinde gelen şubat enflasyonu, döviz kurlarının tekrar ayağını frenden gaza kaydırması ve ABD tahvil faizlerindeki yükseliş gibi üç önemli gelişmeyi bir arada düşündüğümüzde bu açıklama sözlü yönlendirme açısından yerinde bir adım olarak değerlendirilebilir. Bunun 18 Mart toplantısında bir faiz artışı için sinyal mi yoksa sadece sözlü yönlendirme olarak mı kalacağı konusu bu aşamada soru işareti. Ancak JP Morgan gibi bazı yabancı yatırım bankaları 100 baz puanlık bir faiz artışı beklediklerini açıkladılar. Dış dünya ile karşılaştırıldığında TCMB politika faizi zaten yüksek ve enflasyonun üzerinde. Yeni bir faiz artışının çok yararı olur mu tartışılır. O tarihe kadar ABD tahvil faizleri ve içeride döviz kurları biraz sakinleşirse bu tartışma da etkisini kaybeder. Diğer kayda değer durum bankalardaki döviz mevduatında 2 milyar dolarlık düşüş oldu. Tüzel kişilerin mevduatından kaynaklanan düşüş ile birlikte 233 milyar dolara geriledi. Son haftalarda oldukça dalgalı seyir nedeniyle teyit açısından döviz mevduatı çözülüyor gibi bir anlamak yüklemek için çok erken.

BİST'TE YABANCININ HİSSE SATIŞI SÜRÜYOR

Yazının Devamını Oku

Piyasalarda ABD rüzgârı

ABD 10 yıllık bono faiz oranı geçen hafta yüzde 1.50 seviyesini geçince piyasalar dalgalandı. ABD uzun vadeli tahvil bono faiz oranları yükselirken altın fiyatında (ons/dolar) düşüş devam etti. Düşük faiz, bol likidite ve toparlanan ekonomi birlikteliği doğal olarak enflasyon beklentilerini arttırırken, uzun dönemli faiz oranlarını yukarı çekti. Bu durum piyasalar tarafından fiyatlanıyor.

Kasım ayından bu yana devam eden iyimserlik zayıflamaya başladı. Borsalarda kâr satışları görülürken risk iştahı azaldı. Borsa İstanbul’da kâr satışları derinlik kazandı. Döviz kurlarında tepki yükselişi görüldü. Gösterge tahvil faiz oranı ise nispeten sakindi. Her şey iyi giderken, olumsuz bir haber akışı yokken o zaman bu tablo neden yaşandı? Sebep enflasyon tedirginliği. Pandemiye bağlı olarak merkez bankalarının piyasaya hiç olmadığı kadar para pompalaması, faiz oranlarının aşağıya çekilmesi piyasalarda düşük faiz bol likidite ortamını getirdi. ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Powell’in da sıkça vurguladığı 2022 yılına kadar faiz oranları sıfıra yakın kalacak, piyasaya desteğe devam edilecek açıklamaları önemli bir referanstı. Benzer politika ve açıklamalar Avrupa Merkez Bankası için de geçerliydi. Son dönemde başta ABD olmak üzere gelen veriler ekonomide toparlanmanın sürdüğünü gösteriyor.

TEMKİNLİ GÖRÜNÜM

Düşük faiz, bol likidite ve toparlanan ekonomi birlikteliği doğal olarak enflasyon beklentilerini arttırdı. Bu durum piyasalar tarafından fiyatlanmaya başladı. ABD uzun vadeli tahvil bono faiz oranları yükselirken altın fiyatında (ons/dolar) düşüş devam etti. Gerçi Fed Başkanı Powell ve ABD’nin yeni Hazine Bakanı Yellen, enflasyondaki yükselişi çok sorun olarak görmediklerini ve enflasyon olursa başa çıkacak araçların bulunduğunu söylemişlerdi. Bu açıklamalar aslında piyasaların bu yöndeki tedirginliğini biraz almıştı. Fakat piyasaların bazı gelişmeleri önceden fiyatladığı da bilinen bir vakadır. Borsalarda “fiyatlar önden gider olaylar sonradan gelir” diye bir söz var. Ocak ayından bu yana devam eden ABD 10 yıllık bono faiz oranı geçen hafta yüzde 1.50 seviyesini geçince piyasalar dalgalandı. Biraz da ABD’de yapılan geçen haftaki 7 yıllık tahvil ihalesine katılımın düşük olması ve faiz oranının yükselmesinin katkısı olduğu değerlendirmelerine yer verildi. Önümüzdeki haftaya devreden bakiye temkinli bir piyasa görünümü oldu.

GELİŞEN ÜLKE PİYASALARI DAHA ÇOK ETKİLENDİ

ABD tahvil bono faiz oranları bu aşamada gelişmiş ülke piyasalarından çok Türkiye’nin de aralarında yer aldığı dış finansman ihtiyacındaki gelişen ülke piyasaları için daha önemli görülüyor. ABD’de yükselen faiz oranları gelişen ülkelere sıcak para akışına engel olur mu? Veya geçtiğimiz günlerde gelişen ülkelere gelen mevcut sıcak paranın geri gitmesine neden olur mu, gibi bazı endişeleri beraberinde getirdi. Dikkat edilirse ABD ve Almanya dahil gelişmiş ülke borsalarında düşüşler görülse de çok fazla bir tahribat görülmüyor. Ayrıca Euro/dolar paritesi ve dolar endeksinde hareketlenmeler görüldü. Ancak TL, G.Afrika Randı, Brezilya Reali, Rus Rublesi gibi gelişen ülke para birimlerinde değer kayıpları daha fazlaydı. Ayrıca borsalarda tahribat daha yüksekti. Gerçekten enflasyon beklentileri tedirginlik yaratacak ölçüde yüksek mi? Yoksa bunu borsalar kâr satış bahanesi, altın gibi yatırım araçlarında ise yatırımcıları satışa yönlendirerek fiyatı daha da düşürmek için mi kullanılıyor? Bunu söylemek için erken ve bu aşamada zor. Olasılık olarak değerlendirmek daha yerinde olur.

MERKEZ BANKALARINDAN BİR HAMLE GELİR Mİ?

Yükselen faizler piyasaları dalgalandırırken bir diğer merak konusu merkez bankları ne yapacak? ABD’de mart ayı içinde 1.9 trilyon dolarlık teşvik paketinin yasalaşması beklentisi halen korunuyor. Buna ilave olarak Fed tahvil alımlarını arttırabilir mi? Faiz ile oynayacağı fazla bir marjı yok çünkü. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) nasıl bir yol izleyecek? Kasım ayından itibaren faiz arttırıp parasal sıkılaştırma ile birlikte iç ve dış finans çevrelerinden olumlu tepkiler almıştı. Ayrıca sıcak para girişlerine bağlı olarak döviz kurlarında gerileme, borsada yükseliş ve Türkiye’nin risk priminde düşüş görülmüştü. İçeride işleri yoluna koymuş görülürken dış konjonktürdeki gelişmeler, var olan ve işleyen para politikalarında revizyonu gündeme getirir mi? Bu açıdan döviz kurlarının seyri ve önümüzdeki hafta açıklanacak enflasyon, karar için önemli parametreler olacak. Faiz arttırım tartışmaları başlasa da TCMB hemen tepki vermeyip piyasaların seyrini ve yeni dengelerin oluşmasını bekleyebilir. Faiz oranı dış dünyaya göre zaten olukça yüksek. Faiz arttırımı olsa da ABD tahvil faiz oranları sakinleşmezse olası bir faiz arttırımının etkileri sınırlı kalabilir. Faiz arttırımının reel ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri de malum. Zor bir karar elbette.

BÜYÜME AÇIKLANACAK

Yazının Devamını Oku

Yabancı tahvile yöneldi

Yüksek faiz yabancının ilgisini çekmiş durumda. Merkez Bankası verilerine göre yabancı yatırımcı son dört haftada 857 milyon dolarlık hisse satarken, 720 milyon dolarlık tahvil bono aldı. Borsa İstanbul’da yabancının payı yüzde 45.5 seviyesine gerilerken, mart ayından bu yana Borsa İstanbul’a 1 milyona yakın yatırımcı geldi.

Piyasalarda iyimserlik sürüyor. Borsa İstanbul’da çıkış trendi sürerken döviz kurlarında düşüş eğilimi, gösterge tahvil faiz oranında yatay seyir devam ediyor. Dış borsalara bakıldığında durum pek farklı değil. Borsaların direnç bölgesinde olmasının verdiği yükseklik korkusu bir tedirginlik verse de yatırımcılar çıkış hareketinin dışında kalmamak için yine tercihini piyasa hareketine katılmak yönünde kullanıyorlar. ABD’de mart ayında yasalaşması beklenen 1.9 trilyon dolarlık teşvik paketi dış piyasalardaki iyimserliğin adı desek yanılmış olmayız. Daha geniş ölçekte düşük faiz, bol likidite politikası ve borsaların hala en ciddi alternatif olduğu anlayışı söz konusu.

1 MİLYAR DOLARI GEÇTİ

İçeride ise ekonomi yönetimindeki değişiklikle birlikte Merkez Bankası’nın (TCMB) parasal sıkılaştırma ve yüksek faiz politikası var. Yüksek faiz henüz yerli yatırımcıların değil belki ama yabancı yatırımcıların ilgisini çekiyor. TCMB verilerine göre son dört haftadır yabancı yatırımcılar hisse satıp tahvil bono alıyorlar. Son dört haftalık hisse satışları 857 milyon doları aşarken tahvil bono (DİBS) alımları 700 milyon doları geçti. Buna karşılık yerli yatırımcı hisse senetleri ve döviz almaya devam ediyor. Borsa İstanbul’da yabancı payı yüzde 45.5 seviyesine geriledi. Borsa İstanbul’a mart ayından bu yana 1 milyona yakın yeni yatırımcı geldi.

ŞU AN HERKES MUTLU

İki farklı yatırımcı grubu ve iki farklı tavır. Bugün itibariyle herkes mutlu. Kimin daha kazançlı çıkacağının muhasebesini sürecin sonuna bırakmakta yarar var. Bu aşamada gündemde piyasa bozucu bir haber akışı pek görülmüyor. Bank of America’nın baş yatırım stratejisti Michael Hartnett’nın “Piyasalarda Kötümser olmak için tek sebep, kötümserlik gerektirecek hiçbir sebebin var olmaması” açıklaması bu açıdan hayli ilginçti. Buna karşılık “borsada düşüş başlayacağı zaman zil çalmaz” diyen eski bir borsacı sözü olduğunu hatırlatalım. Borsaların bulunduğu seviyeler itibariyle kâr satış olasılığının dikkatte tutulmasında yarar görülmekle birlikte olumlu hava korunuyor.

MERKEZ BANKASI SÜRPRİZ YAPMADI

18 Şubat toplantısında TCMB sürpriz yapmadı ve faiz oranının yüzde 17 seviyesinde sabit bıraktı. Toplantı sonrası yapılan açıklamalarda “parasal sıkılaştırmaya devam” denildi. Dış dünyada düşük faiz ve parasal genişleme politikaları hüküm sürerken, içeride yüksek faiz ve parasal sıkılaştırma politikasının uzun bir süre korunacağı vurgusu tercihten ziyade birçok bakımdan zorunluluk. TL’nin cazibe kazanması açısından işe de yaradı. Türkiye’ye son aylarda giren 20 milyar dolar civarında olduğu bilinen sıcak para, düşen döviz kurları, TCMB rezervlerinde görülen hafif artış, Türkiye’nin risk primindeki (CDS) düşüş, dış finans çevrelerinin olumlu yaklaşımı ve Cuma akşamı Fitch’in Türkiye’nin görünümünü negatiften durağana yükseltmesi kısa dönem için kayda değer. Ama bu politikanın sürdürülebilirliği ve uzun dönem sonuçları konusundaki olumlu olumsuz değerlendirmeler için ise erken.

BANKALARDAN TARİHİ KÂR

Yazının Devamını Oku

Dövizde düşüş trendi sürüyor

Dolar/TL’de kasımda başlayan düşüş trendiyle birlikte son 6 ayın en düşük seviyesi olan 6.9588 seviyesi görüldü. Döviz kurlarındaki düşüş, kur geçişkenliğine bağlı olarak başta enflasyon olmak üzere ekonomi üzerinde olumlu birçok etkiye sahip. Ancak aşırı değerlenme dış ticarette bazı olumsuzlukları da beraberinde getirebilir.

Döviz kurlarında düşüş eğilimi devam ediyor. Dolar/TL kuru yaklaşık 6 ay sonra ilk defa 7.00 TL seviyesinin altına salınım göstererek 2020 yılı ağustos aylarındaki seviyelerine geriledi. Bu görünüme etki eden birçok neden var. Bunlar arasında; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) politikalarındaki değişiklik önemli bir yer tutuyor. TCMB’nin faiz arttırımı ve parasal sıkılaştırma politikasıyla TL’nin artan cazibesi döviz kurlarına satış olarak yansıdı. Yabancı girişleri (sıcak para-portföy yatırımları) dışında son haftalarda bankalardaki döviz mevduatında da çözülme sinyalleri gelmeye başladı. Kasım ayından bu yana devam eden süreçte 15-20 milyar dolar civarında bir tutarın Türkiye’ye giriş yaptığı dillendirilen bir konu. Bunun bir kısmı Borsa İstanbul’da hisse senetlerinde, bir kısmı da tahvil bono (DİBS) değerlendirildi.



ALTERNATİF PİYASALAR

12 Şubat’ta TCMB tarafından açıklanan Aralık ayına ait ‘Ödemeler Dengesi Tablosuna’ göre kasım ve aralık aylarında hisse senetleri ve tahvil bonoya giren iki aylık portföy yatırımı 7.1 milyar dolar görülüyor. Ocak ve Şubat aylarında da girişlerin devam ettiğini tahmin etmek zor değil. TCMB’nin her perşembe günü açıkladığı haftalık verilerde bunu görmek mümkün. Piyasalarda devam eden iyimserliğin güvenli liman ihtiyacını azaltması, döviz kurlarında 2019 yılından bu yana devam eden çıkışla birlikte primli görünüm ve kâr satışları, alternatif piyasaların ciddiyet kazanması döviz kurlarındaki düşüşe zemin hazırlayan diğer gelişmeler olarak görülebilir. Faiz artışı dışında hisse senetlerinde son aylardaki hareketlilik alternatif olarak kayda değer bir durum. Türk mali piyasalarına dış bakışın olumlu yönde değişmesi ki bunu Türkiye’nin risk primindeki (CDS) sert sayılabilecek gerileme ve yabancı yatırım bankalarının Türkiye’ye ilişkin raporlarından görmek mümkün.

TAHMİNLER DE GERİLİYOR

Yazının Devamını Oku

Borsalarda trendler korunuyor

Gündemde piyasa bozucu bir haber akışı görülmüyor. Borsalarda çıkış trendi korunuyor. BİST 100 Endeksi’nde de yükseliş devam ediyor. Borsa İstanbul dış piyasalarla uyumlu hareket ederken, BIST 100’deki yükseliş yerli yatırımcının omuzlarında denilebilir.

Piyasalardaki olumlu hava devam ediyor. Borsalarda çıkış trendleri sürerken önemli direnç bölgelerine ulaşılması nedeniyle biraz yorgunluk emareleri görülmeye başladı. Borsa İstanbul dış piyasalara uyumlu hareket ediyor. Döviz kurlarında satış baskısı, gösterge tahvil faiz oranında ise yatay hareket hakim. Para piyasaları sermaye piyasalarına desteğini sürdürüyor. Borsa İstanbul’daki çıkış hareketi önemli ölçüde yerli yatırımcının omuzlarında. Yabancı takas saklama oranındaki düşüş eğilimi sürüyor. BIST100 Endeksi yükselirken yabancı takas saklama oranı yüzde 46 seviyelerine kadar çekildi. TCMB’nin perşembe günü açıkladığı verilere göre, son üç haftadır yabancı yatırımcılar daha çok hisse satıp tahvil bonoda (DİBS) alım yapma eğiliminde. Üç haftalık hisse satışı 795 milyon doları bulurken 593 milyon dolarlık tahvil bono alımı yapmışlar. Kasım ayından bu yana devam eden yüksek faiz süreci yabancı yatırımcının tavrına yansımaya başlamış görülüyor. Bankalar başta olmak üzere yabancı yatırımcıların yoğun olduğu hisselerde son dönemdeki durgunluğa bakınca durum kendini gösteriyor. Gündem olarak piyasa bozucu bir haber akışı görülmüyor. Ancak mevcut gündem ve beklentilerin belli ölçüde fiyatlandığını söylemek mümkün. Bu açıdan bakınca çıkış trendi korunmakla birlikte piyasada daha seçici hareketler olması muhtemeldir.

YÜKSEK FAİZ TL'YE CAZİBE KAZANDIRDI

Bankalardaki döviz mevduatında son dönemdeki artış eğilimi 5 Şubat haftasında yerini 2.1 milyar dolarlık düşüşe bıraktı ve 235 milyar dolardan 232.9 milyar dolara geri çekilme yaşandı. Düşüşün bir kısmı Euro ve altın hesaplamalarından kaynaklanıyor. Bir kısmı da satış. Bu durum bir sinyali olarak algılansa da henüz ‘ters dolarizasyon’ başladı demek için erken. Banka döviz mevduatlarındaki satışların devamının gelmesi gerekecek. Yüksek faiz TL’ye cazibe kazandırmış durumda. TCMB gösterge faiz oranı, yüzde enflasyonun (yüzde 14.97) ve dış dünyadaki faiz oranlarının üzerinde. Sıkı para politikası ve yüksek faiz devam edeceğine göre TL’ye dönüş konusunda beklentiler sürecek. TCMB Başkanı Naci Ağbal geçtiğimiz günlerde, “TCMB’nin döviz kurunun düzeyini etkilememek şartıyla rezerv biriktirmeye başlayabileceğini” açıklamıştı. Dış ticaret ve cari açık devam ettiğine, swaplar da kullanılmayacağına göre rezerv biriktirmek için bankalardaki döviz mevduatı önemli bir kaynak olarak görülüyor. Reeskont kredileri ve sıcak para girişleri de önemli tabi ki. Türkiye’nin cari açık ve dış borç ödemelerini dikkate aldığımızda rezervleri kuvvetlendirmenin önemi daha çok ortaya çıkıyor. 2021 yılı için konulan 245 milyar TL’lik bütçe açığı hedefi ve yüzde 120 borç çevirme rasyosunu dikkate aldığımızda kamu borçlanma gereği yüksek olacak. Bu açıdan bakılınca da faiz oranlarının düşmesi zor görülüyor. Sermaye piyasaları açısından yüksek faiz bir alternatif olur mu sorusunun cevabı yabancı yatırımcıları son dönemdeki pozisyon değişikliğine bakılınca bir parça verilmiş gibi.

ALTIN FİYATINDA YATAY GÖRÜNÜM

Altın fiyatındaki kısa süreli tepki hareketi güç kazanamadı. Bol likiditenin uzun vadede enflasyonu artıracağı beklentisiyle ABD 10 yıllık bono faiz oranındaki yükseliş altın fiyatına baskı yapmaya devam ediyor. Piyasalarda devam eden iyimserlikle artan risk iştahı ve azalan güvenli liman ihtiyacı altının zayıf bırakan gelişmeler arasında. Her ne kadar kısa dönem baskı altında kalsa da uzun vadede düşük faiz ve bol likidite ortamının sürecek olması, yüksek enflasyon beklentileri altın fiyatını destekleyecek gelişmeler. ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’in teşvik paketi konusundan hareketle ekonomi politikalarına ilişkin piyasaların bir öngörüsü var. Ancak ABD-Çin, ABD-Rusya hatta ABD-Türkiye ilişkileri konusunda dış politika ile ilgili bir öngörü henüz oluşmuş değil. Eski başkan Trump’ın Çin ile ilişkileri iyi değildi. Ek gümrük vergileriyle iş ticaret savaşına kadar varmıştı. Bu da güvenli liman ihtiyacına binaen altın fiyatına yükseliş olarak yansımıştı. Aynı şeyler olacak demek değil tabi ki ama ABD dış siyaseti altın için önemli referans noktalarından bir olabiliyor.

DIŞ PİYALARDA İYİMSERLİK HÂKİM

ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’in piyasa dostu adımları son dönemde dış piyasalardaki olumlu seyrin devamında önemli rol oynuyor. 1.9 trilyon dolarlık teşvik paketi piyasalara destek veriyor. Ayrıca Fed Başkanı Powell, geçen hafta “Varlık alımları ekonomide kayda değer iyileşme görülene kadar aynı hızda sürecek. Enflasyonda büyük bir artış ve kalıcı bir yükseliş beklenmiyor. Enflasyona karşı elimizde araçlar mevcut. İstihdam piyasası güçlü olmaktan oldukça uzak. Aşılama sürecinin yavaşlığından ötürü riskler aşağı yönlü” açıklaması bir bakıma destek anlamında piyasaların duymak istedikleriydi. Ancak risklerden söz etmesi ve ekonomideki bazı zayıflıkları dillendirmesi kayda değer bir durum. Benzer şekilde Avrupa Merkez Bankası Başkanı Lagarde’ın “Mali desteklerin en azından yılın sonuna kadar devam etmesine ihtiyaç var. Gerekirse varlık alım programının büyüklüğü artırılabilir” açıklaması da piyasa dostu olarak algılanabilir. Dünyanın en önemli iki merkez bankasının duruşunda bir değişiklik yok. Düşük faiz bol likidite ortamı sürecek. Bu durum piyasalar için önemli bir referans olmaya devam ediyor. Salgın hastalıkta vaka sayıları, ülkelerdeki kapanma haberleri, aşılamada yavaşlama gibi gelişmelere piyasalar bu aşamada duyarsız. Piyasalar bardağın dolu tarafını görmeye devam ediyor. Ancak hatırda tutulması gereken konu borsalarda kârlar hala önemli ölçüde kağıt üzerinde ve ciddi olarak realize edilmiş değil.

DOLAR/TL'DE SATIŞ BASKISI

Yazının Devamını Oku

Borsalarda iyimser hava

Son dönemlerde dış borsalarda yaşanan yükseliş iç piyasalara da yansımaya devam ediyor. Zirve seviyelerinden kâr satışlarıyla uzaklaşan Borsa İstanbul, tekrar yükselmeye başladı. Piyasalardaki düşük faiz ve bol likiditeyle birlikte iyimserlik sürerken, döviz kurlarında yaşanan düşüş de görünüme destek verdi.

Piyasalarda düşük faiz ve bol likiditeye bağlı olumlu hava devam ediyor. İyimserliğin en belirgin olduğu yatırım araçlarının başında borsalar geliyor. Son olarak ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’in açıkladığı 1.9 trilyon dolarlık mali teşvik paketi borsalardaki çıkışa yeniden ivme kazandırdı. Dış borsalardaki yükseliş doğal olarak iç piyasalara da yansıyor. Borsa İstanbul, geçtiğimiz günlerde görülen kâr satışlarıyla uzaklaştığı zirve seviyesine tekrar yaklaşmaya başladı. Döviz kurlarında devam eden düşüş eğilimi bu görünüme destek verdi. Gösterge tahvil faizi de yüzde 15 seviyesinin altında yatay seyrini koruyor. Borsacı deyimiyle “yatırımcının en iyi dostu olan trend” olduğuna göre trendler korunuyor. Ancak geçen haftanın kapanışına doğru gelen kâr satışları biraz yorgunluk izlenimi verdi. Çıkış trendinin doksan dereceye yaklaşan açısı ve süresini dikkate aldığımızda zirve seviyelerine yaklaştıkça kâr satış denemelerini normal karşılamak gerekir. Aynı zamanda dikkatle izlenmesi gereken bir durum olduğunun notunu da düşmek lazım.

ADRES GÖSTERİLİYOR

Olumlu gelişmelerin belli ölçüde fiyatlanması yanında teşvik paketleri dışında piyasaları taşıyacak yeni beklenti ve gündem oluşturmakta zorluk yaşanıyor. Fakat paranın adresi hala borsalar olarak gösteriliyor. Son günlerde “borsadan para çıkarsa nereye gidecek” sözünü birçok kişi duymuştur. Reel ekonomiler salgın hastalık nedeniyle sıkıntılı bir süreç yaşarken borsaları bu noktaya taşıyan ana etkenlerden birinin “alternatifsizlik” olduğu bilinen bir durum. Türkiye özelinde bakılacak olunursa yüksek faiz henüz borsa için ciddi bir alternatif oluşturmuş görülmüyor. Hisse senetlerindeki getiriler bu aşamada daha yüksek. Borsalarda iyimserlik korunmakla birlikte kâr satış olasılıklarını dikkate almamız gereken bir dönemde bulunuyoruz.

TCMB'DEN 'ŞAHİN DURUŞ'A DEVAM

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Naci Ağbal, cuma günü yaptığı açıklamada parasal sıkılaştırma yönündeki kararlı duruşunu tekrar gösterdi. Naci Ağbal, “Enflasyon tahmin patikası üzerinde yukarı yönlü riskler önemini koruyor, politika faizinde indirimin bu yıl uzun bir süre gündeme alınmasının mümkün olmadığını söyledi. Ayrıca rezervleri artırmak için acele etmeyeceklerini ve rezervleri swap anlaşmaları yolu değil döviz alım ihaleleri ile artırmayı planladıklarını söyledi. Gerekirse ilave parasal sıkılaştırma yapabileceklerini söyleyen Ağbal, son dönemde yurt içi yerleşiklerin TL cinsi varlıklara yönelme eğilimi gözlemliyoruz. Bu durum ters dolarizasyon sürecinde önemli bir sinyal” dedi. Konuşma metni önümüzdeki döneme ilişkin bir yol haritası ve projeksiyon sağlıyor. Bu durum şeffaflık ve güven açısından oldukça önemli. Atılan adımlarla verilen sözlü yönlendirme mahiyetindeki mesajlar piyasada karşılık bulmaya başlamış görülüyor. Piyasa ile doğru ve güvene dayalı iletişim oldukça önemli. Ancak yüksek borçluluk ve toparlanmaya çalışan ekonominin durumunu da dikkate alarak sıkı para politikasının dozu ve süresinin iyi ayarlanması konusuna dikkat çekmekte yarar var.

CAZİBE KAZANDIRDI

Yükselen faiz oranları enflasyon karşısında artı faiz sunmakla birlikte TL’ye cazibe kazandırmaya başlamış görülüyor. 29 Ocak haftasında bankalardaki döviz mevduatlarında görülen bir milyar dolarlık çözülme bu yönde bir sinyal olarak alınabilir. Sıcak para girişleri yanında döviz mevduatındaki azalma ile birlikte döviz kurlarındaki düşüşün ivme kazanması kayda değer bir durum. Ancak devamının gelmesi gerekecek. Döviz kurlarında daha kalıcı düşüşler için döviz mevduatındaki çözülme bir hafta ile sınırlı kalmamalı. Bir diğer gelişme yine aynı hafta yurtdışı yerleşiklerin 493 milyon dolarlık hisse satışına karşılık tahvil bonoda (DİBS) 418 milyon dolarlık alım yapmaları faizdeki yükselişin yansımaları olarak görülebilir.

ENFLASYON BEKLENTİLERİN BİRAZ ÜZERİNDE GELDİ

Yazının Devamını Oku

Altında güç kaybı sürüyor

Pandemi döneminin parlayan yıldızı altında güç kaybı sürüyor. Gram altın, geçen yıl temmuz ayından bu yana ilk defa 420 TL’nin altına indi. Gram altın kasım ayında 540 TL seviyelerine kadar yükselmişti. Dış piyasalarda ons dolar fiyatındaki değer kaybı, iç piyasalarda dolar/TL kurundaki düşüşle birleşince altının gram/TL fiyatında belirgin bir gerileme yaşanmış oldu.

Altın en önemli yatırım ve tasarruf araçlarından biri. Altın fiyatındaki dalgalanmalar piyasaları olduğu kadar birçok kesimin ilgisi dahilinde. Genel olarak altın fiyatını etkileyen temel parametrelere bakıldığında; enflasyon, faiz, ABD dolarının seyri, merkez bankaları para politikaları, jeopolitik gelişmeler, fiziki alım satımlar (arz talep) gibi etkenleri saymak mümkün. Sayılan konu başlıklarından dönem dönem bazıları öne çıkar. Bazen de bir çok gelişme birlikte kendini gösterir. Küresel faiz ve enflasyondaki yükseliş ile ABD dolarındaki değerlenmenin altın fiyatına düşüş olarak yansıması beklenirken aksi yöndeki gelişmelerin de fiyatı yukarı çekmesi muhtemeldir.



GÜVENLİ LİMAN

Jeopolitik gerginlikler ve istikrarsızlık güvenli liman ihtiyacını arttırması nedeniyle altın fiyatına yükseliş olarak yansıyabilir. Merkez bankalarının parasal genişleme politikaları ve bol likidite altın fiyatını desteklerken merkez bankalarından gelen fiziki alım satımlar altın fiyatını etkileyen gelişmeler arasında görülür. Hatırlanırsa, koronavirüsün ilk günlerinde ‘nakit kraldır’ anlayışıyla ABD Doları değerlenirken, altın fiyatı sert düşüş gösterdi. Ardından ABD Merkez Bankası (Fed) öncülüğünde merkez bankaları parasal genişleme politikaları, hükümetlerden gelen mali teşvik paketleriyle piyasalar nakde boğulunca altın fiyatı tekrar yükselişe geçmişti. Bu bilgileri dip not olarak verdikten sonra son günlerde değer kaybeden altın fiyatında neler oluyor diye bakmakta yarar var.

TEŞVİK PAKETİ

Yazının Devamını Oku

Borsalarda dalgalı seyir

Borsada gelen satışlar bu aşamada düzeltme ve kâr satışı boyutunda. Satışların ardından tepki alımları da görülebilir. Henüz borsalar açısından ciddi piyasa bozucu bir haber akışı da görülmüyor. Dalgalı seyrin devam etmesinin yanı sıra temkinli bir piyasa ön plana çıkabilir.

2020 yılı mart ayında başlayan çıkış hareketi kâr satışlarıyla karşı karşıya kaldı. 2020 yılı temmuz ile ekim aylarında bugünküne benzer önemli bir kâr satışı ve düzeltme yaşanmıştı. 21 Ocak 2021 tarihindeki 1.582 zirvesinden yaklaşık yüzde 10 gerilemenin ardından tepki alımları görüldü. Ancak tepki yükselişi henüz güç kazanmış değil, zayıf görünüm sürüyor. Çıkış hareketlerinin ardından yaşanan ciddi kar satışlarında borsa yatırımcısının aklına ilk gelen soru şu olur; çıkış bitti mi, yoksa düzeltme mi? Bir bakıma parti bitti mi, ara mı verildi durumu. Son aylarda devam eden ralliyle birçok borsa yatırımcısı kaybetme korkusunu pek yaşamadı. Hemen hemen gelenlerin çoğu iyi kazandı. Mart ayından bu yana Borsa İstanbul’a sekiz yüz bini aşkın yeni yatırımcı geldi. Uzun soluklu çıkış trendlerinde riskleri göz ardı etme veya körleşme durumu son yaşanan rallide de yaşandı. Hatırlanırsa bu köşede geçtiğimiz günlerde teknik ve temel analizlere kulak verilmesi yönündeki uyarılarımızı birçok defa yapmıştık. Ayrıca Bank Of America gibi yabancı yatırım bankaları borsalar için köpük uyarıları yaparken ünlü bazı yabancı yatırım uzmanlarından da balon uyarıları gelmişti.

DÜZELTME BOYUTUNDA

Bu noktada “Borsaların sonsuza kadar yükselemeyeceği ve borsada düşüş başlayacağı zaman zil çalmaz” gibi eski borsacı sözlerine atıfta bulunmak yerinde olacak. Bunları bir dip not veya hatırlatma olarak verdikten sonra esas soruya dönersek henüz borsalar için piyasa bozucu ciddi bir haber akışı görülmüyor. Bununla birlikte düşük faiz ve bol likidite ortamı dışında piyasaları taşıyabilecek yeni beklenti ve gündemin olduğunu söylemek de zor. Gelen satışlar bu aşamada daha çok kâr satışı ve düzeltme boyutunda. Partinin bittiğini söylemek için henüz erken. Borsalarda düşüşün ardından tepki alımları görülebilir. Fakat daha zor bir yapı olacak. Çünkü yatırımcının aklına kazanmak kadar kaybedebileceği düşüncesi bir parça yerleşmeye başladı. Dalgalı seyrin devamıyla birlikte daha temkinli bir piyasa yapısı öne çıkabilir.

BORSA DIŞINDAKİ YATIRIM ARAÇLARI SAKİN

Borsada dalgalı bir seyir görülürken diğer yatırım araçları oldukça sakin. Döviz kurlarında düşüş eğilimi sürüyor. Gösterge tahvil faiz oranı yatay seyrediyor. Önümüzdeki yıllara ilişkin enflasyon tahminlerine bağlı olarak uzun vadeli tahvil faiz oranında ise belirgin bir gerileme var. Piyasaların genelini ilgilendiren bir risk söz konusu ise sermaye piyasalarının yani hisse senetlerinin alternatifi olan faiz ve döviz kurlarında yukarı yönlü bir hareketin görülmesi gerekmez mi sorusu akla geliyor. Bu açıdan bakınca, borsalardaki satışlar yükseklik korkusu ve kağıt üzerindeki kârların realize edilmesi gibi görünüyor. Fakat borsadaki düzeltme ve kâr satış sürecinin endeksi nereye kadar çekeceği konusunda teknik analiz verileri yardımcı olacaktır. Ayrıca ne kadar süreceği konusu dış borsalarla ve gündem ile ilişkili olacak. Para piyasalarındaki sakin görünümün altında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) para politikası ve Başkan Naci Ağbal’ın açıklamalarının payı var. Ayrıca uygulanan politikalar bağlı olarak kasım ayından bu yana Türkiye’ye girmeye devam eden sıcak para girişlerinin etkisini de eklemek gerekecek. Son dönemde yakından izlenen bankalardaki döviz mevduatında artış sürüyor. 22 ocak haftasında 756 milyon dolarlık artışla birlikte toplamda 236.1 milyar dolara ulaşmış durumda. Yüksek faiz ve döviz kurlarındaki dalgalanmalar henüz çözülmeye neden olmuş görülmüyor.

TCMB'DEN 'ŞAHİN' DURUŞA DEVAM

TCMB Başkanı Naci Ağbal’ın 2021 yılının ilk enflasyon raporu sunumunda “şahin duruş ve uzun süreli güçlü parasal sıkılaştırma” vurgusunu tekrarlaması döviz kurları üzerinde satış baskısını artırdı. Enflasyon tahminlerini 2021 yılı için yüzde 9.4, 2022 için yüzde 7, 2023 için yüzde 5 olarak açıkladı. Ayrıca “ yüzde 5 enflasyon hedefine ulaşana kadar gerekirse ilave sıkılaştırma yapılabilir, açıklaması önemli. Yüzde 5 hedefine ulaşılması için ise 2023 yılının verilmesi yüksek faiz ve sıkı para politikası ortamının uzun dönem korunması konusunda kararlılık göstergesi olarak görülebilir. ABD’li ünlü yatırım bankası JP Morgan’dan, TCMB’nin ortaya koyduğu kısa ve orta vadeli enflasyon tahminlerinin makul ve başarılabilir olduğunun güvenle söylenebileceği, açıklaması geldi. Faiz artırımlarının ardından gelen birbirini teyit eden tutarlı açıklamalar TCMB’nin araç bağımsızlığı ve kredibilite kazanımı yönünden kayda değer bir durum.

Yazının Devamını Oku

Piyasalarda gözler Biden’da

ABD’de yeni başkan Joe Biden göreve başladı. İlk etapta bazı tedirginlikler olsa da uygulanması planlanan ekonomi politikalarına piyasalar olumlu yaklaştı. Trump’ın ekonomide büyüme odaklı politikalarıyla borsalar önemli bir çıkış trendi yaşarken, yine bol para harcama vaadiyle iş başına gelen yeni başkan Biden ile bakalım önümüzdeki süreç nasıl gelişecek?

ABD’nin yeni başkanının yemin edip görevine başlamasıyla önemli bir süreç geride kaldı. Seçim sonrası 6 Ocak’ta ABD Kongresi’nin basılmasının ardından devir teslim töreniyle ilgili bazı tedirginlikler vardı. Şimdi piyasalar Joe Biden ile yeni bir döneme başlıyor. Para ve ekonomi politikaları konusunda çok fazla belirsizlik yok. Uygulanacak ekonomi politikalarına piyasaların da yaklaşımı olumlu. Eski Fed Başkanı yeni Hazine Bakanı Yellen’ın mesajları, 1.9 trilyon dolarlık mali yardım paketi, beklentilere uygun şekilde gidiyor. Yeni dönem ile ilgili Türkiye-ABD ve ABD-Çin ilişkileri konusunda bir bekleyiş havası hakim. Özellikle Yellen’in ilk açıklamalarında “daha büyük teşvik paketi ve ABD Dolarının piyasada belirlenmesi gerektiği, Çin’e karşı hazırlıklı olunmalı, yaptırım politikası gözden geçirilecek” vurguları, “Biden, salgın süresince vergileri arttırmak istemiyor” yönündeki açıklamaları dikkat çekici.

ZİRVEDE KARŞILADI

Önceki Başkan Trump, yerli yersiz açıklamalarıyla piyasalar için belirsizlik kaynağı, öngörülmeyen risk unsuru olarak kabul ediliyordu. Zaten giderayak kışkırtıcı konuşmalarıyla ABD Kongresi’nin basılması bunu bir kere daha teyit etmiş oldu. Borsalar Joe Biden’ı zirve seviyelerinde karşıladı. Trump başkan olduğunda da benzer bir görünüm vardı. ABD Borsaları yine zirve seviyelerinde idi. Trump’ın ekonomide büyüme odaklı politikalarıyla borsalar önemli bir çıkış trendi yaşadı. Yine bol para harcama vaadiyle iş başına gelen yeni başkan Biden ile bakalım önümüzdeki süreç nasıl gelişecek? İlk izlenimler olumlu ama uygulamalar daha çok önem kazanacak. Ekonomi politikaları yönünden aslında çok fazla seçeneği yok gibi. Faiz düşük ve düşük kalacak. Zaten Fed Başkanı Powell, faizler 2022 yılına kadar sıfıra yakın kalacak diyerek bunu teyit etmişti. 1.9 trilyon dolarlık teşvik paketiyle parasal genişlemenin devam edeceği sinyali de verildi. Bunlardan yana sorun yok. Ancak küresel ekonominin toparlanma eğiliminde zayıflama, aşı uygulamaları ve mutasyon, kısıtlama ve kapanma tedbirleri önemli konu başlıkları olmaya devam edecek. Henüz likidite tuzağı tartışmaları için çok erken ama piyasaya verilen bolca nakdin gelecekte enflasyona neden olur mu endişeleri belirmeye başladı. Bu durum ABD 10 yıllık bono faiz oranlarında bir parça kendisini hissettiriyor. Gelenin gideni aratmaması dileklerimizle Biden’li dönemin piyasalar açısından olumlu başladığını söylemek mümkün.

MERKEZ BANKASI'NDAN 'SÖZLÜ YÖNLENDİRME'

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 21 Ocak Perşembe günkü toplantısında faiz oranlarını sabit tuttu. Ancak “2021 yıl sonu tahmin hedefini dikkate alarak, enflasyonda kalıcı düşüşe ve fiyat istikrarına işaret eden güçlü göstergeler oluşana kadar sıkı para politikası duruşunun kararlılıkla uzun bir müddet sürdürülmesine karar vermiştir” açıklamasıyla faizin yapacağı etkiyi sağlamış oldu. Şahin duruş ve sıkı para politikasına devam açıklaması ‘sözlü yönlendirme’ işlevi gördü. Faiz arttırılmamasına rağmen açıklama sonrası döviz kurlarında düşüş görülmesi bunun göstergesi olarak alınabilir. Parasal sıkılaştırma tercihten çok bir bakıma zorunluluk. TCMB’nin çok fazla hareket alanı kalmadı. Talep ve kurların baskı altına alınması yoluyla sonraki aşamada enflasyonun aşağı çekilerek faizin düşürülmesi düşüncesi öne çıkmış durumda. Ancak yüksek faizin çok fazla bu seviyelerde tutulması da zor.

Salgın hastalık nedeniyle ekonomideki yavaşlama ve daha borçlu hane halkı ile şirketlerin borç ödeme kapasitesinin zayıflaması muhtemel bir gelişme olacak.

ENFLASYON TERCİHİ

Tercih, ekonomik büyümeden çok enflasyondan yana kullanılmış görülüyor. Ancak bütçe ve bankaların üzerindeki yük devam ediyor. Pandemiye bağlı olarak artan kamu harcamalarına karşılık bütçe gelirlerindeki artış daha sınırlı kaldı. 2020 yılını 172.7 milyar TL açıkla ile kapatan merkezi bütçenin 2021 açık hedefi 245 milyar TL olarak belirlendi. Kamu borçlanma gereği yüksek seyrini korurken faizin düşmesi şimdilik zor. Bankalarda ise bilindiği üzere kredilerin takibe düşme süresini 90 günden 180 güne çıkaran uygulamanın süresi 30 Haziran 2021’e uzatılmıştı. BDDK verilerine göre, Mart 2020 ayında 2.9 trilyon TL kredi ve 151 milyar takipteki krediler, Ocak 2021 verilerine göre 3.5 trilyon TL kredi, 151 milyar TL kanuni takipteki kredi tablosu olarak devam ediyor. Yeni süre uzatımı olmazsa Haziran sonrası tabloyu tekrar değerlendirmek gerekecek.

Yazının Devamını Oku

Piyasalara teşvik desteği

ABD’de Donald Trump geçen ay 908 milyar dolarlık teşvik paketi açıklarken, 20 Ocak’ta ABD Başkanlığı görevini devralmaya hazırlanan Joe Biden’dan 1.9 trilyon dolarlık teşvik paketi geldi. Bu büyüklükteki bir mali teşvike rağmen ABD borsaları düşüş gösterdi. Ancak yeni başkanın daha koltuğuna oturmadan yeni teşvik paketleriyle işe başlaması piyasalar açısından olumlu yönde değerlendirilebilir.

Kasım ayından bu yana borsalarda devam eden çıkış hareketi kâr satışlarıyla karşılaştı. Yaklaşık 2.5 ayı bulan çıkış hareketinin ardından gelen satışlar teknik düzeltme olarak görülebilir. Çıkış trendleri korunuyor. Piyasa bozucu bir haber bu aşamada görülmüyor. Ancak yeni beklenti ve gündem eksikliği yanında geçen haftaki yazımızda bazı yabancı yatırım bankalarının borsalar ile ilgili uyarılarından bahsetmiştik. Hatırlanırsa Amerika’nın önemli yatırım bankalarından Bank of America’nın borsalar için ‘köpük’ yönünde uyarıları vardı. Diğer yandan borsalarda bu uzunluktaki çıkış trendlerinde yükseklik korkusu ve kâr realizasyon isteğini olağan görmek gerekir.

PİYASALAR İÇİN OLUMLU

Piyasalar bir süredir ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’in açıklayacağı mali yardım paketini bekliyordu. 20 Ocak’ta görevi devralacak olan Biden perşembe günü 1.9 trilyon dolarlık paketi açıkladı. Cumhuriyetçilerin geçen ay verdiği 908 milyar dolarlık paketin iki katından fazla. Bir trilyon dolardan fazlası doğrudan vatandaşlara ödenecek çeklere gidecek. 400 milyar doları koronavirüs ile ilgili mücadeleye ayrılmış durumda. Bu büyüklükteki bir mali teşvike rağmen ABD borsaları düşüş gösterdi. Buna durumu beklentilerin realize olmasına ve teşviklerin yasalaşması konusunda bir engelle karşılaşabilir mi endişelerine bağlamak gerekir. Ancak yeni başkanın ayağının tozuyla veya daha koltuğuna oturmadan yeni teşvik paketleriyle işe başlaması piyasalar açısından olumlu yönde değerlendirilebilir. Ayrıca ABD Merkez Bankası Başkanı Powell’in tahvil alımlarının azaltılmasının zamanı değil, enflasyonda sorun görmedikçe faizleri yükseltmeyeceğiz, enflasyonda bir süre yüzde 2’nin üzerine izin vermemiz gerek. ABD ekonomisi iyi durumda” açıklamaları kayda değer.

TAKİP EDİLECEK

Gerek Biden’in tavrı gerekse Powell’in açıklamaları borsaları rekor seviyelere taşıyan düşük faiz, bol likidite ortamının korunacağını gösteriyor. Geçen hafta ABD Kongresi’nde Trump taraftarlarının Kongre’yi basması ve kan dökülmesi sonrası yeni başkan Joe Biden’in 20 Ocak Çarşamba günü sorunsuz görevine başlaması konusu piyasalar tarafından ayrıca takip edilecek. Biden’in göreve başlamasıyla yakından izlenecek bir diğer gelişme Türkiye-ABD ilişkilerinin seyri olacak. Borsalarda iyimserlik ve çıkış trendleri korunsa da daha temkinli bir görünüm ile yorgunluk emareleri öne çıkmaya başladı.

MERKEZ'İN FAİZ KARARI BEKLENİYOR

21 Ocak’taki toplantıda faiz beklentileri konusunda küçük sayılabilecek farklar söz konusu. Genel beklenti faiz arttırımı olmayacağı yönünde. Ancak 1 puanlık artış bekleyenler de var. Faiz beklemeyenler, şimdiye kadar yapılan artırımların sonuçları görülmek istenebilir derken yabancı kaynaklı bazı çevreler reel faizin 3 puanı aşması için bir puanlık artışın gelebileceği yönünde. Ama faiz sabit kalsa veya küçük bir arttırım olsa da faiz arttırım sürecinin en azından bir süreliğine sonuna yaklaşıldığı görülüyor. Faiz kararı için yine döviz kurları ve enflasyon temel parametreler olacak. TCMB toplantısı ve faiz kararında çok belirgin sapmalar olmadıkça piyasalar üzerindeki etkisi sınırlı kalabilir. Düşük faizin nimetlerini yaşayan iç piyasalar bir süre yüksek faiz ile yaşamak durumunda. Düşük faizin sermaye piyasalarında olduğu kadar reel ekonomi üzerinde de etkisi hissedildi. Bunun en belirgin örneği konut satışlarında görüldü. Yaklaşık 1.5 milyon konut satışıyla birlikte 2020 yılında tüm zamanların satış rekoru kırıldı. Geçtiğimiz yaz yaşanan düşük faizli konut kredileri etkisini gösterirken Türkiye ekonomisinin 3.çeyrek büyümesi 6.7 olmuştu. Her nimetin bir külfeti hesabı bu sürecin sonuçlarını enflasyon ve cari açıkta yükseliş olarak gördük. Enflasyon yüzde 14’ü geçerken cari açık yıllıkta 38 milyar dolara yükseldi. Şimdi yüksek faiz ve parasal sıkılaştırma politikaları ile talep ve kur baskılanmaya çalışılıyor. Bu yolla cari açık ve enflasyonda düşüş hedeflenmiş durumda.

DIŞ PİYASALAR DAHA YAKINDAN İZLENİYOR

Yazının Devamını Oku

Borsaya para girişi sürüyor

ABD’de geçtiğimiz hafta içi Trump taraftarlarının ABD Kongresi’ni basması ve kan dökülmesi dahi piyasalardaki olumlu havayı bozmadı. Risk iştahı yüksek olan piyasalar yeni para kokusunu alınca olaylara duyarsız kaldı. Dış piyasalardaki bu durum iç piyasalarda var olan olumlu havaya katkı yaptı.

Piyasalarda para girişlerine bağlı iyimserlik devam ediyor. Gündem bu aşamada piyasalar üzerinde çok etkili değil. Son gelişmeler eski bir borsacı sözü olan ‘büyük para haklıdır’ sözünü doğrular nitelikte. ABD’de geçtiğimiz hafta içi Trump taraftarlarının ABD Kongresi’ni basması ve kan dökülmesi dahi piyasalardaki olumlu havayı bozmadı. ABD Kongresi basıldığı sırada ABD borsaları yüzde 1’in üzerinde primli görünümünü koruyordu. Bu gelişmede Georgia seçimlerini Demokratların kazanması ve Senato’da kontrolün Demokratlara geçmesi, dolayısıyla yeni teşvik paketi ile altyapı yatırımlarına yönelik beklentilerin payı önemliydi. Nitekim başkanlığı tescillenen Joe Biden’den trilyonlarca dolarlık destek paketi vaadi geldi.

İÇ PİYASAYA OLUMLU ETKİ

Risk iştahı yüksek olan piyasalar yeni para kokusunu alınca olaylara duyarsız kaldı. Ancak olaylar diğer eyalet ve şehirlere yaygınlık gösterse idi durum daha farklı olabilirdi. Trump’ın daha sonra yapıcı bir tavır izlemesi, itidal çağrıları ve sorunsuz bir devir teslim olacağını açıklaması olumlu havayı destekledi.

Bu olayın piyasayı ilgilendiren yönü, borsalardaki çıkış hareketinin gücünü ve bardağın dolu tarafını görme eğilimini göstermesi oldu. Dış piyasalardaki bu durum doğal olarak iç piyasalarda var olan olumlu havaya katkı yaptı. Ekonomi yönetimi ve para politikalarındaki değişiklikle iç piyasalarda kasım ayından bu yana devam eden bir iyimserlik var. Ayrıca para girişleriyle desteklenen bir görünüm hakim. Yabancı girişleri miktarı geçtiğimiz haftalara göre biraz azalsa da sürüyor.


Yazının Devamını Oku

2020 borsanın yılı oldu

Parasal genişleme ve bol likidite ile birlikte düşük faiz 2020’de tasarruf sahiplerini borsaya yöneltti. Yatırımcı sayısı 1.9 milyona ulaşırken, Borsa İstanbul’da yüzde 30’a yakın getiri elde edildi. 2021 için yatırım akışının ne yönde olacağını bekleyip göreceğiz ancak 2020 tam bir borsa yılı oldu diyebiliriz.

Borsalar 2020 yılını yeni zirveler ve rekorlarla kapattı. 2020 tam bir borsa yılı oldu. Darısı 2021’in başına diyelim. Borsa İstanbul’da yüzde 30’a yakın bir getiri görülse de birçok hissede kazançlar bu oranın çok üzerinde. Doğru hisselerde olanlar çok ciddi getiriler elde etti. Hisse seçiminin önemi bir kez daha ortaya çıktı. Ancak temel verileri güçlü, borsanın lokomotifi konumundaki hisselerden çok daha sığ işlem hacmine sahip ve temel açıdan daha zayıf hisselerde yüksek primlerin görülmesi dikkat çekti. Borsadaki ezberler ve alışık olunan gelenek geçtiğimiz yıl biraz değişti. Özellikle Kartonsan’ın yüksek oranlı bedelsiz sermaye arttırımına gitmesi ilgiyi bedelsiz potansiyeli yüksek hisselere yöneltti. Bu ilgi karşılığını da prim olarak aldı. Diğer dikkat çeken taraf küçük yatırımcının katılımı oldu. Geçen yıl 700 bin artan yatırımcı sayısı 1.9 milyona ulaştı. Bu sebeple Borsa İstanbul yeni rekorlar denerken yabancı yatırımcı takas saklama oranı hala yüzde 50’nin altında seyrediyor. (Yüzde 49) Parasal genişleme ve bol likidite ile birlikte düşük faiz tasarruf sahiplerini borsaya yönelten ana etkenler.

CAZİP GÖRÜNÜYOR

Yine parasal genişlemenin sonucu diyebileceğimiz gelişmelerden biri bankalardaki döviz mevduatlarındaki artış. Bankalardaki döviz mevduatı, 25 Aralık haftasında bir önceki haftaya göre 700 milyon dolar artarak 234.8 milyar dolara yükseldi. İkili para sistemi görünümüne karşılık 2021 yılında ‘ters dolarizasyon’ beklendiği ekonomi yönetimince sıkça vurgulansa da henüz bu yönde bir emare görülmüyor. Dış dünyada devam eden düşük faize karşılık Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) son aylarda TL’ye cazibe kazandırmak için ardı ardına faiz arttırımına gitmesine rağmen dövize yönelim sürüyor. Ancak güven sağlanırsa mevcut faiz oranı oldukça cazip görünüyor.

İLGİ DEVAM EDİYOR

Faiz oranları, fiili ve beklenen enflasyonun da oldukça üzerinde iyi bir reel getiri sunuyor. Döviz kurları ve talep, yüksek faiz ile baskı altında kalırsa enflasyonda önümüzdeki aylarda düşüş görülebilir. Tasarruf sahipleri henüz TL’nin cazibesine kapılıp dönüş yönünde harekete geçmiş değil. Bu gelişmede pandemi şartlarının reel ekonomi üzerindeki etkileriyle birlikte belirsizlikleri dikkate almak gerekir. Yatırımcıların borsa ve döviz ilgisi bu aşamada devam ediyor. Yüksek getiri peşinde koşan, yatırım araçları arasında akışkan sermayenin ilgisinin 2021 yılında hangi yöne evrileceğini yaşayıp göreceğiz. Artık faiz oranları yüksek ve parasal sıkılaştırma sürecek. Bu durumu tasarruf sahiplerinin dikkate alması çok muhtemel bir gelişme olacaktır. Bu açıdan kazançların korunması güdüsüne bağlı olarak, defansif portföy alternatif olabilir.

AŞI VE TEŞVİK İYİMSERLİĞİ

ABD ve Almanya başta olmak üzere dış borsalarda devam eden iyimserliğin son dönemdeki kaynakları olarak aşı uygulamasının başlaması ve ABD’deki 900 milyar dolarlık teşvik paketine ilişkin gelişmeler görülüyor. Henüz uygulamaya geçmedi ama hatırlanırsa AB Liderler Zirvesi’nden 1.8 trilyon Euro’luk mali yardım paketi konusunda anlaşma çıkmıştı. Fed Başkanı Powell’ın geçtiğimiz aylarda “Faizler 2022 yılına kadar sıfıra yakın kalacak” açıklaması piyasalar için hala önemli bir referans. Düşük faiz ve bol likidite ortamı korunacak. 20 Ocak tarihinde ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden göreve başlayacak. Piyasalar yeni başkanın mevcut para politikalarında bir değişim olmayacağı beklentisi içinde. Mevcut şartlar çok fazla hareket alanı da tanımıyor. Borsalardaki çıkış trendleri gücünü korumakla birlikte yükseklik korkusuna dair emareler pek görülmüyor. Kâr satışları henüz sıklık göstermiş değil ve gelen satışlar derinlik kazanmadan destek seviyelerinin üzerinde alımlarla karşılaşıyor. Ancak rekorlar kıran borsaların bu seviyelere ciddi bir kâr satışı ve düzeltme yapmadan geldiğini de dikkate almakta yarar var. Borsalar sürekli yükselmez sözünü de dip not olarak hatırlatmış olalım.

HAFTA ENFLASYON VERİSİYLE BAŞLAYACAK

Yazının Devamını Oku