Piyasalar yılı mutlu kapatıyor

Yılın son haftasına piyasalar mutlu giriyor. Salgın hastalığa ve reel ekonomilerdeki sıkıntılara rağmen para ve özellikle sermaye piyasaları kazançlı bir yılı geride bırakıyor. Son dönemde piyasa dostu kararlar gerek iç gerekse dış finans çevrelerinden olumlu tepkiler aldı. Dış bakışı gösteren parametrelerden biri olan Türkiye’nin 5 yıllık risk primi (CDS) oranı düşmeye devam ediyor.

2020 yılının son haftasına piyasalar mutlu giriyor. Salgın hastalığa ve reel ekonomilerdeki sıkıntılara rağmen para ve özellikle sermaye piyasaları kazançlı bir yılı geride bırakıyor. Geçen haftanın en önemli gündemi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz kararıydı. TCMB, piyasa beklentilerini karşıladı ve faiz oranını 2 puan arttırarak yüzde 17 seviyesine yükseltti. Son dönemde piyasa dostu kararlar gerek iç gerekse dış finans çevrelerinden olumlu tepkiler alıyor. Dış bakışı gösteren önemli parametrelerden biri olan Türkiye’nin 5 yıllık risk primi (CDS) oranı düşmeye devam ediyor. Geçen hafta 320 seviyelerini gördü. Hatırlanırsa kasım ayına kadar 500 seviyesinin üzerindeydi. Bu görünüm Türkiye’ye yönelik algının daha iyi bir seviyeye geldiğini gösteriyor. Bu görünüm Türkiye para ve sermaye piyasalarına ilgiyi artırmakla birlikte Türkiye’nin borçlanma maliyetlerine olumlu etkileri olabilir. Ancak bu algının önümüzdeki dönemde korunması önemli olacak.

POLİTİKA DEĞİŞİKLİĞİ

Merkez Bankası (TCMB) son dönemdeki faiz kararları ve diğer uygulamalarıyla ciddi bir politika değişikliğine gittiğini gösterdi. Faiz artışı ve parasal sıkılaştırma politikasıyla önceliğin enflasyon olduğunu deklare etmiş oldu. Yüksek faiz ile döviz kurları ve talebin baskılanmasıyla enflasyonun düşürülmesi hedefleniyor. Sonraki aşamada beklenen gerileyen enflasyon ile faiz indirimlerinin gelmesi tabi ki. Buna karşılık yüksek faiz ile birlikte ekonomideki büyümenin zayıflaması gibi bir durum ile karşılaşılması muhtemeldir. Ayrıca yüksek faizin yavaşlayan ekonomiyle birlikte borç ödeme kapasitesinin zayıflatılması gibi olası sonuçlarını da hesaba katmak gerekecek. Diğer yandan yavaşlayan ekonomi son aylarda artış eğilimindeki cari açığı aşağıya çekebilir. Cari açıktaki gerileme döviz kurları üzerindeki düşüş yönlü baskıyı artırabilir.

PARASAL SIKILAŞTIRMAYA DEVAM

Yüksek faiz ile TL’nin cazibesi artacak, yerli yabancı yatırımcıların TL’ye dönüşünün önü açılacak. Bunlar uygulanan para politikasından beklenenler arasında. Sonuçlarını bekleyip göreceğiz. Ancak sadece faiz ile sonuç alınması zor. Bu politikanın başka tedbir ve reformlarla desteklenmesi gerekecek. Para politikaları kısa dönemli olmakla birlikte temel ekonomi ve maliye politikaları için yardımcı düzenlemelerdir. TCMB’nin geçen haftaki toplantısı sonrası yayınlanan Para Politikası Kurulu (PPK) duyuru metninde, “sıkı para politikasının enflasyonda kalıcı düşüşe ve fiyat istikrarına işaret edene kadar sürdürüleceği” mesajı ileriye yönelik projeksiyon açısından kayda değer. Şahin duruş sürecek gibi görülüyor. Hastalığa göre reçete bir bakıma. Piyasa ile uyumlu bir şekilde çözüm bulunmaya çalışılıyor. Güven, şeffaflık, öngörülebilirlik ve merkez bankasının araç bağımsızlığının önemi özümsenmiş görülüyor. Dileriz devam eder. Uygulanmaya başlanan politikaların amacına ulaşması iç ekonomik dengeler kadar dış konjonktüre de bağlı olacak. Bu aşamada dış piyasalarda düşük faiz ve bol likiditeye bağlı iyimserlik devam ediyor. Dış finansman ihtiyacındaki Türkiye için dış dünyadaki bu görünüm ayrıca önemli. Reel ekonomiler dalgalı bir seyir yaşarken para ve sermaye piyasalarının iyimserliği ne kadar sürdürülebilecek? Bunu 2021 yılında yaşayıp göreceğiz.

YABANCI GİRİŞLERİ YENİDEN İVME KAZANDI

Kasım ayından bu yana devam eden para girişleri son birkaç hafta ivme kaybetmişti. Ancak 18 Aralık haftasında tekrar güçlendi. Piyasa ile uyumlu politikanın sonuçları da diyebiliriz. Hisse senetlerine 244 milyon dolar, tahvil bonoya (DİBS) 1.661 milyon dolar olmak üzere toplamda haftalık giriş 1.9 milyar dolara ulaştı. Bu rakam son 3-4 yılın en yüksek sıcak para girişlerinden biri. Aynı hafta bu gelişmenin yansımaları diyebileceğiz bir durum TCMB brüt rezervleri 2.7 milyar dolarlık artışla 91.8 milyar dolara ulaşmış durumda. Ancak yüksek faize rağmen bankalardaki döviz mevduatı artmaya devam ediyor. Bankalardaki döviz mevduatı haftalık bazda 2.5 milyar dolar artarak 234.1 milyar dolar oldu. Yüksek faiz ve döviz kurlarındaki düşüş yerli yatırımcı kararlarını henüz değiştirmemiş görülüyor. Döviz kurlarındaki düşüşün daha kalıcı hale gelmesi için döviz mevduatında yükselişin yerini gerilemeye bırakması en azından yükselişin durması gerekecek. Bu noktadaki görünüm dışarıdan döviz girişi var ama iç talep yani yerli yatırımcı alıma devam ediyor yönünde.

ALTIN 1.900 DOLARIN ÜZERİNDE KALAMADI

Virüsün mutasyona uğradığı haberleriyle altın fiyatında (ons dolar) tepki yükselişi görülmüştü. Ancak mutasyon geçiren virüse karşı aşının etkili olabileceği haberleri, aşı uygulamasının başlaması, devam eden risk iştahı, Brexit konusunda anlaşma haberleri tepki çıkışını zayıflattı. ABD dolarındaki zayıf seyir devam etmekle birlikte son günlerde altın üzerindeki etkileri azaldı. Olağandışı bir gelişme olmazsa yatay seyir bir süre daha korunabilir. Aşı haberleriyle yükselişini sürdüren petrol fiyatları ise mutasyon haberi ve İngiltere’ye uçuşların yasaklanmasıyla kâr satışlarıyla karşılaştı. Fakat çıkış trendi korunuyor. Bu dönem petrol fiyatları için aşı ve mutasyon haberleriyle ABD petrol stokları izlenmeye devam ediliyor.

BORSA DİRENÇ BÖLGESİNDE

Piyasalar yılı mutlu kapatıyor

Borsada çıkış trendi sürmekle birlikte uzun dönem trend direnç seviyeleri test ediliyor. İlk direnç 1.450 seviyesinde görülürken bu seviyelerde kâr satışları görülebilir. Bu seviyenin üzerinde çıkışın devamıyla sonraki dirençler 1.500-1.600 seviyelerinde bulunuyor. İlk destek ise 1.400 seviyesinde. Bu seviyenin altında verilecek destek noktaları 1.368 ve 1.350 seviyelerinde görülüyor. Çıkış trendi korunuyor. Ancak direnç seviyelerinde kâr satış olasılığını dikkate almakta
yarar var.

DOLAR/TL'DE 7.50 ÖNEMLİ

Piyasalar yılı mutlu kapatıyor

Dolar/TL kurunda düşüş eğilimi sürmekle birlikte 7.50 seviyesi önemini koruyor. Bu seviyenin altında kalınması durumunda sonraki destek noktaları 7.30-7.25 seviyelerinde bulunuyor. Olası tepki alımlarında ilk dirençler ise 7.60-7.67 ve 7.80 seviyelerinde. Tepki çıkışının güç kazanması için 7.80 seviyesinin geçilmesi önemli olacak. Ancak henüz bu güç oluşmuş görülmüyor. Destek seviyelerinde tepki alım denemeleri görülse de satış baskısı korunuyor. 

Piyasalar yılı mutlu kapatıyor

X

Yabancı tahvile yöneldi

Yüksek faiz yabancının ilgisini çekmiş durumda. Merkez Bankası verilerine göre yabancı yatırımcı son dört haftada 857 milyon dolarlık hisse satarken, 720 milyon dolarlık tahvil bono aldı. Borsa İstanbul’da yabancının payı yüzde 45.5 seviyesine gerilerken, mart ayından bu yana Borsa İstanbul’a 1 milyona yakın yatırımcı geldi.

Piyasalarda iyimserlik sürüyor. Borsa İstanbul’da çıkış trendi sürerken döviz kurlarında düşüş eğilimi, gösterge tahvil faiz oranında yatay seyir devam ediyor. Dış borsalara bakıldığında durum pek farklı değil. Borsaların direnç bölgesinde olmasının verdiği yükseklik korkusu bir tedirginlik verse de yatırımcılar çıkış hareketinin dışında kalmamak için yine tercihini piyasa hareketine katılmak yönünde kullanıyorlar. ABD’de mart ayında yasalaşması beklenen 1.9 trilyon dolarlık teşvik paketi dış piyasalardaki iyimserliğin adı desek yanılmış olmayız. Daha geniş ölçekte düşük faiz, bol likidite politikası ve borsaların hala en ciddi alternatif olduğu anlayışı söz konusu.

1 MİLYAR DOLARI GEÇTİ

İçeride ise ekonomi yönetimindeki değişiklikle birlikte Merkez Bankası’nın (TCMB) parasal sıkılaştırma ve yüksek faiz politikası var. Yüksek faiz henüz yerli yatırımcıların değil belki ama yabancı yatırımcıların ilgisini çekiyor. TCMB verilerine göre son dört haftadır yabancı yatırımcılar hisse satıp tahvil bono alıyorlar. Son dört haftalık hisse satışları 857 milyon doları aşarken tahvil bono (DİBS) alımları 700 milyon doları geçti. Buna karşılık yerli yatırımcı hisse senetleri ve döviz almaya devam ediyor. Borsa İstanbul’da yabancı payı yüzde 45.5 seviyesine geriledi. Borsa İstanbul’a mart ayından bu yana 1 milyona yakın yeni yatırımcı geldi.

ŞU AN HERKES MUTLU

İki farklı yatırımcı grubu ve iki farklı tavır. Bugün itibariyle herkes mutlu. Kimin daha kazançlı çıkacağının muhasebesini sürecin sonuna bırakmakta yarar var. Bu aşamada gündemde piyasa bozucu bir haber akışı pek görülmüyor. Bank of America’nın baş yatırım stratejisti Michael Hartnett’nın “Piyasalarda Kötümser olmak için tek sebep, kötümserlik gerektirecek hiçbir sebebin var olmaması” açıklaması bu açıdan hayli ilginçti. Buna karşılık “borsada düşüş başlayacağı zaman zil çalmaz” diyen eski bir borsacı sözü olduğunu hatırlatalım. Borsaların bulunduğu seviyeler itibariyle kâr satış olasılığının dikkatte tutulmasında yarar görülmekle birlikte olumlu hava korunuyor.

MERKEZ BANKASI SÜRPRİZ YAPMADI

18 Şubat toplantısında TCMB sürpriz yapmadı ve faiz oranının yüzde 17 seviyesinde sabit bıraktı. Toplantı sonrası yapılan açıklamalarda “parasal sıkılaştırmaya devam” denildi. Dış dünyada düşük faiz ve parasal genişleme politikaları hüküm sürerken, içeride yüksek faiz ve parasal sıkılaştırma politikasının uzun bir süre korunacağı vurgusu tercihten ziyade birçok bakımdan zorunluluk. TL’nin cazibe kazanması açısından işe de yaradı. Türkiye’ye son aylarda giren 20 milyar dolar civarında olduğu bilinen sıcak para, düşen döviz kurları, TCMB rezervlerinde görülen hafif artış, Türkiye’nin risk primindeki (CDS) düşüş, dış finans çevrelerinin olumlu yaklaşımı ve Cuma akşamı Fitch’in Türkiye’nin görünümünü negatiften durağana yükseltmesi kısa dönem için kayda değer. Ama bu politikanın sürdürülebilirliği ve uzun dönem sonuçları konusundaki olumlu olumsuz değerlendirmeler için ise erken.

BANKALARDAN TARİHİ KÂR

Yazının Devamını Oku

Dövizde düşüş trendi sürüyor

Dolar/TL’de kasımda başlayan düşüş trendiyle birlikte son 6 ayın en düşük seviyesi olan 6.9588 seviyesi görüldü. Döviz kurlarındaki düşüş, kur geçişkenliğine bağlı olarak başta enflasyon olmak üzere ekonomi üzerinde olumlu birçok etkiye sahip. Ancak aşırı değerlenme dış ticarette bazı olumsuzlukları da beraberinde getirebilir.

Döviz kurlarında düşüş eğilimi devam ediyor. Dolar/TL kuru yaklaşık 6 ay sonra ilk defa 7.00 TL seviyesinin altına salınım göstererek 2020 yılı ağustos aylarındaki seviyelerine geriledi. Bu görünüme etki eden birçok neden var. Bunlar arasında; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) politikalarındaki değişiklik önemli bir yer tutuyor. TCMB’nin faiz arttırımı ve parasal sıkılaştırma politikasıyla TL’nin artan cazibesi döviz kurlarına satış olarak yansıdı. Yabancı girişleri (sıcak para-portföy yatırımları) dışında son haftalarda bankalardaki döviz mevduatında da çözülme sinyalleri gelmeye başladı. Kasım ayından bu yana devam eden süreçte 15-20 milyar dolar civarında bir tutarın Türkiye’ye giriş yaptığı dillendirilen bir konu. Bunun bir kısmı Borsa İstanbul’da hisse senetlerinde, bir kısmı da tahvil bono (DİBS) değerlendirildi.



ALTERNATİF PİYASALAR

12 Şubat’ta TCMB tarafından açıklanan Aralık ayına ait ‘Ödemeler Dengesi Tablosuna’ göre kasım ve aralık aylarında hisse senetleri ve tahvil bonoya giren iki aylık portföy yatırımı 7.1 milyar dolar görülüyor. Ocak ve Şubat aylarında da girişlerin devam ettiğini tahmin etmek zor değil. TCMB’nin her perşembe günü açıkladığı haftalık verilerde bunu görmek mümkün. Piyasalarda devam eden iyimserliğin güvenli liman ihtiyacını azaltması, döviz kurlarında 2019 yılından bu yana devam eden çıkışla birlikte primli görünüm ve kâr satışları, alternatif piyasaların ciddiyet kazanması döviz kurlarındaki düşüşe zemin hazırlayan diğer gelişmeler olarak görülebilir. Faiz artışı dışında hisse senetlerinde son aylardaki hareketlilik alternatif olarak kayda değer bir durum. Türk mali piyasalarına dış bakışın olumlu yönde değişmesi ki bunu Türkiye’nin risk primindeki (CDS) sert sayılabilecek gerileme ve yabancı yatırım bankalarının Türkiye’ye ilişkin raporlarından görmek mümkün.

TAHMİNLER DE GERİLİYOR

Yazının Devamını Oku

Borsalarda trendler korunuyor

Gündemde piyasa bozucu bir haber akışı görülmüyor. Borsalarda çıkış trendi korunuyor. BİST 100 Endeksi’nde de yükseliş devam ediyor. Borsa İstanbul dış piyasalarla uyumlu hareket ederken, BIST 100’deki yükseliş yerli yatırımcının omuzlarında denilebilir.

Piyasalardaki olumlu hava devam ediyor. Borsalarda çıkış trendleri sürerken önemli direnç bölgelerine ulaşılması nedeniyle biraz yorgunluk emareleri görülmeye başladı. Borsa İstanbul dış piyasalara uyumlu hareket ediyor. Döviz kurlarında satış baskısı, gösterge tahvil faiz oranında ise yatay hareket hakim. Para piyasaları sermaye piyasalarına desteğini sürdürüyor. Borsa İstanbul’daki çıkış hareketi önemli ölçüde yerli yatırımcının omuzlarında. Yabancı takas saklama oranındaki düşüş eğilimi sürüyor. BIST100 Endeksi yükselirken yabancı takas saklama oranı yüzde 46 seviyelerine kadar çekildi. TCMB’nin perşembe günü açıkladığı verilere göre, son üç haftadır yabancı yatırımcılar daha çok hisse satıp tahvil bonoda (DİBS) alım yapma eğiliminde. Üç haftalık hisse satışı 795 milyon doları bulurken 593 milyon dolarlık tahvil bono alımı yapmışlar. Kasım ayından bu yana devam eden yüksek faiz süreci yabancı yatırımcının tavrına yansımaya başlamış görülüyor. Bankalar başta olmak üzere yabancı yatırımcıların yoğun olduğu hisselerde son dönemdeki durgunluğa bakınca durum kendini gösteriyor. Gündem olarak piyasa bozucu bir haber akışı görülmüyor. Ancak mevcut gündem ve beklentilerin belli ölçüde fiyatlandığını söylemek mümkün. Bu açıdan bakınca çıkış trendi korunmakla birlikte piyasada daha seçici hareketler olması muhtemeldir.

YÜKSEK FAİZ TL'YE CAZİBE KAZANDIRDI

Bankalardaki döviz mevduatında son dönemdeki artış eğilimi 5 Şubat haftasında yerini 2.1 milyar dolarlık düşüşe bıraktı ve 235 milyar dolardan 232.9 milyar dolara geri çekilme yaşandı. Düşüşün bir kısmı Euro ve altın hesaplamalarından kaynaklanıyor. Bir kısmı da satış. Bu durum bir sinyali olarak algılansa da henüz ‘ters dolarizasyon’ başladı demek için erken. Banka döviz mevduatlarındaki satışların devamının gelmesi gerekecek. Yüksek faiz TL’ye cazibe kazandırmış durumda. TCMB gösterge faiz oranı, yüzde enflasyonun (yüzde 14.97) ve dış dünyadaki faiz oranlarının üzerinde. Sıkı para politikası ve yüksek faiz devam edeceğine göre TL’ye dönüş konusunda beklentiler sürecek. TCMB Başkanı Naci Ağbal geçtiğimiz günlerde, “TCMB’nin döviz kurunun düzeyini etkilememek şartıyla rezerv biriktirmeye başlayabileceğini” açıklamıştı. Dış ticaret ve cari açık devam ettiğine, swaplar da kullanılmayacağına göre rezerv biriktirmek için bankalardaki döviz mevduatı önemli bir kaynak olarak görülüyor. Reeskont kredileri ve sıcak para girişleri de önemli tabi ki. Türkiye’nin cari açık ve dış borç ödemelerini dikkate aldığımızda rezervleri kuvvetlendirmenin önemi daha çok ortaya çıkıyor. 2021 yılı için konulan 245 milyar TL’lik bütçe açığı hedefi ve yüzde 120 borç çevirme rasyosunu dikkate aldığımızda kamu borçlanma gereği yüksek olacak. Bu açıdan bakılınca da faiz oranlarının düşmesi zor görülüyor. Sermaye piyasaları açısından yüksek faiz bir alternatif olur mu sorusunun cevabı yabancı yatırımcıları son dönemdeki pozisyon değişikliğine bakılınca bir parça verilmiş gibi.

ALTIN FİYATINDA YATAY GÖRÜNÜM

Altın fiyatındaki kısa süreli tepki hareketi güç kazanamadı. Bol likiditenin uzun vadede enflasyonu artıracağı beklentisiyle ABD 10 yıllık bono faiz oranındaki yükseliş altın fiyatına baskı yapmaya devam ediyor. Piyasalarda devam eden iyimserlikle artan risk iştahı ve azalan güvenli liman ihtiyacı altının zayıf bırakan gelişmeler arasında. Her ne kadar kısa dönem baskı altında kalsa da uzun vadede düşük faiz ve bol likidite ortamının sürecek olması, yüksek enflasyon beklentileri altın fiyatını destekleyecek gelişmeler. ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’in teşvik paketi konusundan hareketle ekonomi politikalarına ilişkin piyasaların bir öngörüsü var. Ancak ABD-Çin, ABD-Rusya hatta ABD-Türkiye ilişkileri konusunda dış politika ile ilgili bir öngörü henüz oluşmuş değil. Eski başkan Trump’ın Çin ile ilişkileri iyi değildi. Ek gümrük vergileriyle iş ticaret savaşına kadar varmıştı. Bu da güvenli liman ihtiyacına binaen altın fiyatına yükseliş olarak yansımıştı. Aynı şeyler olacak demek değil tabi ki ama ABD dış siyaseti altın için önemli referans noktalarından bir olabiliyor.

DIŞ PİYALARDA İYİMSERLİK HÂKİM

ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’in piyasa dostu adımları son dönemde dış piyasalardaki olumlu seyrin devamında önemli rol oynuyor. 1.9 trilyon dolarlık teşvik paketi piyasalara destek veriyor. Ayrıca Fed Başkanı Powell, geçen hafta “Varlık alımları ekonomide kayda değer iyileşme görülene kadar aynı hızda sürecek. Enflasyonda büyük bir artış ve kalıcı bir yükseliş beklenmiyor. Enflasyona karşı elimizde araçlar mevcut. İstihdam piyasası güçlü olmaktan oldukça uzak. Aşılama sürecinin yavaşlığından ötürü riskler aşağı yönlü” açıklaması bir bakıma destek anlamında piyasaların duymak istedikleriydi. Ancak risklerden söz etmesi ve ekonomideki bazı zayıflıkları dillendirmesi kayda değer bir durum. Benzer şekilde Avrupa Merkez Bankası Başkanı Lagarde’ın “Mali desteklerin en azından yılın sonuna kadar devam etmesine ihtiyaç var. Gerekirse varlık alım programının büyüklüğü artırılabilir” açıklaması da piyasa dostu olarak algılanabilir. Dünyanın en önemli iki merkez bankasının duruşunda bir değişiklik yok. Düşük faiz bol likidite ortamı sürecek. Bu durum piyasalar için önemli bir referans olmaya devam ediyor. Salgın hastalıkta vaka sayıları, ülkelerdeki kapanma haberleri, aşılamada yavaşlama gibi gelişmelere piyasalar bu aşamada duyarsız. Piyasalar bardağın dolu tarafını görmeye devam ediyor. Ancak hatırda tutulması gereken konu borsalarda kârlar hala önemli ölçüde kağıt üzerinde ve ciddi olarak realize edilmiş değil.

DOLAR/TL'DE SATIŞ BASKISI

Yazının Devamını Oku

Borsalarda iyimser hava

Son dönemlerde dış borsalarda yaşanan yükseliş iç piyasalara da yansımaya devam ediyor. Zirve seviyelerinden kâr satışlarıyla uzaklaşan Borsa İstanbul, tekrar yükselmeye başladı. Piyasalardaki düşük faiz ve bol likiditeyle birlikte iyimserlik sürerken, döviz kurlarında yaşanan düşüş de görünüme destek verdi.

Piyasalarda düşük faiz ve bol likiditeye bağlı olumlu hava devam ediyor. İyimserliğin en belirgin olduğu yatırım araçlarının başında borsalar geliyor. Son olarak ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’in açıkladığı 1.9 trilyon dolarlık mali teşvik paketi borsalardaki çıkışa yeniden ivme kazandırdı. Dış borsalardaki yükseliş doğal olarak iç piyasalara da yansıyor. Borsa İstanbul, geçtiğimiz günlerde görülen kâr satışlarıyla uzaklaştığı zirve seviyesine tekrar yaklaşmaya başladı. Döviz kurlarında devam eden düşüş eğilimi bu görünüme destek verdi. Gösterge tahvil faizi de yüzde 15 seviyesinin altında yatay seyrini koruyor. Borsacı deyimiyle “yatırımcının en iyi dostu olan trend” olduğuna göre trendler korunuyor. Ancak geçen haftanın kapanışına doğru gelen kâr satışları biraz yorgunluk izlenimi verdi. Çıkış trendinin doksan dereceye yaklaşan açısı ve süresini dikkate aldığımızda zirve seviyelerine yaklaştıkça kâr satış denemelerini normal karşılamak gerekir. Aynı zamanda dikkatle izlenmesi gereken bir durum olduğunun notunu da düşmek lazım.

ADRES GÖSTERİLİYOR

Olumlu gelişmelerin belli ölçüde fiyatlanması yanında teşvik paketleri dışında piyasaları taşıyacak yeni beklenti ve gündem oluşturmakta zorluk yaşanıyor. Fakat paranın adresi hala borsalar olarak gösteriliyor. Son günlerde “borsadan para çıkarsa nereye gidecek” sözünü birçok kişi duymuştur. Reel ekonomiler salgın hastalık nedeniyle sıkıntılı bir süreç yaşarken borsaları bu noktaya taşıyan ana etkenlerden birinin “alternatifsizlik” olduğu bilinen bir durum. Türkiye özelinde bakılacak olunursa yüksek faiz henüz borsa için ciddi bir alternatif oluşturmuş görülmüyor. Hisse senetlerindeki getiriler bu aşamada daha yüksek. Borsalarda iyimserlik korunmakla birlikte kâr satış olasılıklarını dikkate almamız gereken bir dönemde bulunuyoruz.

TCMB'DEN 'ŞAHİN DURUŞ'A DEVAM

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Naci Ağbal, cuma günü yaptığı açıklamada parasal sıkılaştırma yönündeki kararlı duruşunu tekrar gösterdi. Naci Ağbal, “Enflasyon tahmin patikası üzerinde yukarı yönlü riskler önemini koruyor, politika faizinde indirimin bu yıl uzun bir süre gündeme alınmasının mümkün olmadığını söyledi. Ayrıca rezervleri artırmak için acele etmeyeceklerini ve rezervleri swap anlaşmaları yolu değil döviz alım ihaleleri ile artırmayı planladıklarını söyledi. Gerekirse ilave parasal sıkılaştırma yapabileceklerini söyleyen Ağbal, son dönemde yurt içi yerleşiklerin TL cinsi varlıklara yönelme eğilimi gözlemliyoruz. Bu durum ters dolarizasyon sürecinde önemli bir sinyal” dedi. Konuşma metni önümüzdeki döneme ilişkin bir yol haritası ve projeksiyon sağlıyor. Bu durum şeffaflık ve güven açısından oldukça önemli. Atılan adımlarla verilen sözlü yönlendirme mahiyetindeki mesajlar piyasada karşılık bulmaya başlamış görülüyor. Piyasa ile doğru ve güvene dayalı iletişim oldukça önemli. Ancak yüksek borçluluk ve toparlanmaya çalışan ekonominin durumunu da dikkate alarak sıkı para politikasının dozu ve süresinin iyi ayarlanması konusuna dikkat çekmekte yarar var.

CAZİBE KAZANDIRDI

Yükselen faiz oranları enflasyon karşısında artı faiz sunmakla birlikte TL’ye cazibe kazandırmaya başlamış görülüyor. 29 Ocak haftasında bankalardaki döviz mevduatlarında görülen bir milyar dolarlık çözülme bu yönde bir sinyal olarak alınabilir. Sıcak para girişleri yanında döviz mevduatındaki azalma ile birlikte döviz kurlarındaki düşüşün ivme kazanması kayda değer bir durum. Ancak devamının gelmesi gerekecek. Döviz kurlarında daha kalıcı düşüşler için döviz mevduatındaki çözülme bir hafta ile sınırlı kalmamalı. Bir diğer gelişme yine aynı hafta yurtdışı yerleşiklerin 493 milyon dolarlık hisse satışına karşılık tahvil bonoda (DİBS) 418 milyon dolarlık alım yapmaları faizdeki yükselişin yansımaları olarak görülebilir.

ENFLASYON BEKLENTİLERİN BİRAZ ÜZERİNDE GELDİ

Yazının Devamını Oku

Altında güç kaybı sürüyor

Pandemi döneminin parlayan yıldızı altında güç kaybı sürüyor. Gram altın, geçen yıl temmuz ayından bu yana ilk defa 420 TL’nin altına indi. Gram altın kasım ayında 540 TL seviyelerine kadar yükselmişti. Dış piyasalarda ons dolar fiyatındaki değer kaybı, iç piyasalarda dolar/TL kurundaki düşüşle birleşince altının gram/TL fiyatında belirgin bir gerileme yaşanmış oldu.

Altın en önemli yatırım ve tasarruf araçlarından biri. Altın fiyatındaki dalgalanmalar piyasaları olduğu kadar birçok kesimin ilgisi dahilinde. Genel olarak altın fiyatını etkileyen temel parametrelere bakıldığında; enflasyon, faiz, ABD dolarının seyri, merkez bankaları para politikaları, jeopolitik gelişmeler, fiziki alım satımlar (arz talep) gibi etkenleri saymak mümkün. Sayılan konu başlıklarından dönem dönem bazıları öne çıkar. Bazen de bir çok gelişme birlikte kendini gösterir. Küresel faiz ve enflasyondaki yükseliş ile ABD dolarındaki değerlenmenin altın fiyatına düşüş olarak yansıması beklenirken aksi yöndeki gelişmelerin de fiyatı yukarı çekmesi muhtemeldir.



GÜVENLİ LİMAN

Jeopolitik gerginlikler ve istikrarsızlık güvenli liman ihtiyacını arttırması nedeniyle altın fiyatına yükseliş olarak yansıyabilir. Merkez bankalarının parasal genişleme politikaları ve bol likidite altın fiyatını desteklerken merkez bankalarından gelen fiziki alım satımlar altın fiyatını etkileyen gelişmeler arasında görülür. Hatırlanırsa, koronavirüsün ilk günlerinde ‘nakit kraldır’ anlayışıyla ABD Doları değerlenirken, altın fiyatı sert düşüş gösterdi. Ardından ABD Merkez Bankası (Fed) öncülüğünde merkez bankaları parasal genişleme politikaları, hükümetlerden gelen mali teşvik paketleriyle piyasalar nakde boğulunca altın fiyatı tekrar yükselişe geçmişti. Bu bilgileri dip not olarak verdikten sonra son günlerde değer kaybeden altın fiyatında neler oluyor diye bakmakta yarar var.

TEŞVİK PAKETİ

Yazının Devamını Oku

Borsalarda dalgalı seyir

Borsada gelen satışlar bu aşamada düzeltme ve kâr satışı boyutunda. Satışların ardından tepki alımları da görülebilir. Henüz borsalar açısından ciddi piyasa bozucu bir haber akışı da görülmüyor. Dalgalı seyrin devam etmesinin yanı sıra temkinli bir piyasa ön plana çıkabilir.

2020 yılı mart ayında başlayan çıkış hareketi kâr satışlarıyla karşı karşıya kaldı. 2020 yılı temmuz ile ekim aylarında bugünküne benzer önemli bir kâr satışı ve düzeltme yaşanmıştı. 21 Ocak 2021 tarihindeki 1.582 zirvesinden yaklaşık yüzde 10 gerilemenin ardından tepki alımları görüldü. Ancak tepki yükselişi henüz güç kazanmış değil, zayıf görünüm sürüyor. Çıkış hareketlerinin ardından yaşanan ciddi kar satışlarında borsa yatırımcısının aklına ilk gelen soru şu olur; çıkış bitti mi, yoksa düzeltme mi? Bir bakıma parti bitti mi, ara mı verildi durumu. Son aylarda devam eden ralliyle birçok borsa yatırımcısı kaybetme korkusunu pek yaşamadı. Hemen hemen gelenlerin çoğu iyi kazandı. Mart ayından bu yana Borsa İstanbul’a sekiz yüz bini aşkın yeni yatırımcı geldi. Uzun soluklu çıkış trendlerinde riskleri göz ardı etme veya körleşme durumu son yaşanan rallide de yaşandı. Hatırlanırsa bu köşede geçtiğimiz günlerde teknik ve temel analizlere kulak verilmesi yönündeki uyarılarımızı birçok defa yapmıştık. Ayrıca Bank Of America gibi yabancı yatırım bankaları borsalar için köpük uyarıları yaparken ünlü bazı yabancı yatırım uzmanlarından da balon uyarıları gelmişti.

DÜZELTME BOYUTUNDA

Bu noktada “Borsaların sonsuza kadar yükselemeyeceği ve borsada düşüş başlayacağı zaman zil çalmaz” gibi eski borsacı sözlerine atıfta bulunmak yerinde olacak. Bunları bir dip not veya hatırlatma olarak verdikten sonra esas soruya dönersek henüz borsalar için piyasa bozucu ciddi bir haber akışı görülmüyor. Bununla birlikte düşük faiz ve bol likidite ortamı dışında piyasaları taşıyabilecek yeni beklenti ve gündemin olduğunu söylemek de zor. Gelen satışlar bu aşamada daha çok kâr satışı ve düzeltme boyutunda. Partinin bittiğini söylemek için henüz erken. Borsalarda düşüşün ardından tepki alımları görülebilir. Fakat daha zor bir yapı olacak. Çünkü yatırımcının aklına kazanmak kadar kaybedebileceği düşüncesi bir parça yerleşmeye başladı. Dalgalı seyrin devamıyla birlikte daha temkinli bir piyasa yapısı öne çıkabilir.

BORSA DIŞINDAKİ YATIRIM ARAÇLARI SAKİN

Borsada dalgalı bir seyir görülürken diğer yatırım araçları oldukça sakin. Döviz kurlarında düşüş eğilimi sürüyor. Gösterge tahvil faiz oranı yatay seyrediyor. Önümüzdeki yıllara ilişkin enflasyon tahminlerine bağlı olarak uzun vadeli tahvil faiz oranında ise belirgin bir gerileme var. Piyasaların genelini ilgilendiren bir risk söz konusu ise sermaye piyasalarının yani hisse senetlerinin alternatifi olan faiz ve döviz kurlarında yukarı yönlü bir hareketin görülmesi gerekmez mi sorusu akla geliyor. Bu açıdan bakınca, borsalardaki satışlar yükseklik korkusu ve kağıt üzerindeki kârların realize edilmesi gibi görünüyor. Fakat borsadaki düzeltme ve kâr satış sürecinin endeksi nereye kadar çekeceği konusunda teknik analiz verileri yardımcı olacaktır. Ayrıca ne kadar süreceği konusu dış borsalarla ve gündem ile ilişkili olacak. Para piyasalarındaki sakin görünümün altında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) para politikası ve Başkan Naci Ağbal’ın açıklamalarının payı var. Ayrıca uygulanan politikalar bağlı olarak kasım ayından bu yana Türkiye’ye girmeye devam eden sıcak para girişlerinin etkisini de eklemek gerekecek. Son dönemde yakından izlenen bankalardaki döviz mevduatında artış sürüyor. 22 ocak haftasında 756 milyon dolarlık artışla birlikte toplamda 236.1 milyar dolara ulaşmış durumda. Yüksek faiz ve döviz kurlarındaki dalgalanmalar henüz çözülmeye neden olmuş görülmüyor.

TCMB'DEN 'ŞAHİN' DURUŞA DEVAM

TCMB Başkanı Naci Ağbal’ın 2021 yılının ilk enflasyon raporu sunumunda “şahin duruş ve uzun süreli güçlü parasal sıkılaştırma” vurgusunu tekrarlaması döviz kurları üzerinde satış baskısını artırdı. Enflasyon tahminlerini 2021 yılı için yüzde 9.4, 2022 için yüzde 7, 2023 için yüzde 5 olarak açıkladı. Ayrıca “ yüzde 5 enflasyon hedefine ulaşana kadar gerekirse ilave sıkılaştırma yapılabilir, açıklaması önemli. Yüzde 5 hedefine ulaşılması için ise 2023 yılının verilmesi yüksek faiz ve sıkı para politikası ortamının uzun dönem korunması konusunda kararlılık göstergesi olarak görülebilir. ABD’li ünlü yatırım bankası JP Morgan’dan, TCMB’nin ortaya koyduğu kısa ve orta vadeli enflasyon tahminlerinin makul ve başarılabilir olduğunun güvenle söylenebileceği, açıklaması geldi. Faiz artırımlarının ardından gelen birbirini teyit eden tutarlı açıklamalar TCMB’nin araç bağımsızlığı ve kredibilite kazanımı yönünden kayda değer bir durum.

Yazının Devamını Oku

Piyasalarda gözler Biden’da

ABD’de yeni başkan Joe Biden göreve başladı. İlk etapta bazı tedirginlikler olsa da uygulanması planlanan ekonomi politikalarına piyasalar olumlu yaklaştı. Trump’ın ekonomide büyüme odaklı politikalarıyla borsalar önemli bir çıkış trendi yaşarken, yine bol para harcama vaadiyle iş başına gelen yeni başkan Biden ile bakalım önümüzdeki süreç nasıl gelişecek?

ABD’nin yeni başkanının yemin edip görevine başlamasıyla önemli bir süreç geride kaldı. Seçim sonrası 6 Ocak’ta ABD Kongresi’nin basılmasının ardından devir teslim töreniyle ilgili bazı tedirginlikler vardı. Şimdi piyasalar Joe Biden ile yeni bir döneme başlıyor. Para ve ekonomi politikaları konusunda çok fazla belirsizlik yok. Uygulanacak ekonomi politikalarına piyasaların da yaklaşımı olumlu. Eski Fed Başkanı yeni Hazine Bakanı Yellen’ın mesajları, 1.9 trilyon dolarlık mali yardım paketi, beklentilere uygun şekilde gidiyor. Yeni dönem ile ilgili Türkiye-ABD ve ABD-Çin ilişkileri konusunda bir bekleyiş havası hakim. Özellikle Yellen’in ilk açıklamalarında “daha büyük teşvik paketi ve ABD Dolarının piyasada belirlenmesi gerektiği, Çin’e karşı hazırlıklı olunmalı, yaptırım politikası gözden geçirilecek” vurguları, “Biden, salgın süresince vergileri arttırmak istemiyor” yönündeki açıklamaları dikkat çekici.

ZİRVEDE KARŞILADI

Önceki Başkan Trump, yerli yersiz açıklamalarıyla piyasalar için belirsizlik kaynağı, öngörülmeyen risk unsuru olarak kabul ediliyordu. Zaten giderayak kışkırtıcı konuşmalarıyla ABD Kongresi’nin basılması bunu bir kere daha teyit etmiş oldu. Borsalar Joe Biden’ı zirve seviyelerinde karşıladı. Trump başkan olduğunda da benzer bir görünüm vardı. ABD Borsaları yine zirve seviyelerinde idi. Trump’ın ekonomide büyüme odaklı politikalarıyla borsalar önemli bir çıkış trendi yaşadı. Yine bol para harcama vaadiyle iş başına gelen yeni başkan Biden ile bakalım önümüzdeki süreç nasıl gelişecek? İlk izlenimler olumlu ama uygulamalar daha çok önem kazanacak. Ekonomi politikaları yönünden aslında çok fazla seçeneği yok gibi. Faiz düşük ve düşük kalacak. Zaten Fed Başkanı Powell, faizler 2022 yılına kadar sıfıra yakın kalacak diyerek bunu teyit etmişti. 1.9 trilyon dolarlık teşvik paketiyle parasal genişlemenin devam edeceği sinyali de verildi. Bunlardan yana sorun yok. Ancak küresel ekonominin toparlanma eğiliminde zayıflama, aşı uygulamaları ve mutasyon, kısıtlama ve kapanma tedbirleri önemli konu başlıkları olmaya devam edecek. Henüz likidite tuzağı tartışmaları için çok erken ama piyasaya verilen bolca nakdin gelecekte enflasyona neden olur mu endişeleri belirmeye başladı. Bu durum ABD 10 yıllık bono faiz oranlarında bir parça kendisini hissettiriyor. Gelenin gideni aratmaması dileklerimizle Biden’li dönemin piyasalar açısından olumlu başladığını söylemek mümkün.

MERKEZ BANKASI'NDAN 'SÖZLÜ YÖNLENDİRME'

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 21 Ocak Perşembe günkü toplantısında faiz oranlarını sabit tuttu. Ancak “2021 yıl sonu tahmin hedefini dikkate alarak, enflasyonda kalıcı düşüşe ve fiyat istikrarına işaret eden güçlü göstergeler oluşana kadar sıkı para politikası duruşunun kararlılıkla uzun bir müddet sürdürülmesine karar vermiştir” açıklamasıyla faizin yapacağı etkiyi sağlamış oldu. Şahin duruş ve sıkı para politikasına devam açıklaması ‘sözlü yönlendirme’ işlevi gördü. Faiz arttırılmamasına rağmen açıklama sonrası döviz kurlarında düşüş görülmesi bunun göstergesi olarak alınabilir. Parasal sıkılaştırma tercihten çok bir bakıma zorunluluk. TCMB’nin çok fazla hareket alanı kalmadı. Talep ve kurların baskı altına alınması yoluyla sonraki aşamada enflasyonun aşağı çekilerek faizin düşürülmesi düşüncesi öne çıkmış durumda. Ancak yüksek faizin çok fazla bu seviyelerde tutulması da zor.

Salgın hastalık nedeniyle ekonomideki yavaşlama ve daha borçlu hane halkı ile şirketlerin borç ödeme kapasitesinin zayıflaması muhtemel bir gelişme olacak.

ENFLASYON TERCİHİ

Tercih, ekonomik büyümeden çok enflasyondan yana kullanılmış görülüyor. Ancak bütçe ve bankaların üzerindeki yük devam ediyor. Pandemiye bağlı olarak artan kamu harcamalarına karşılık bütçe gelirlerindeki artış daha sınırlı kaldı. 2020 yılını 172.7 milyar TL açıkla ile kapatan merkezi bütçenin 2021 açık hedefi 245 milyar TL olarak belirlendi. Kamu borçlanma gereği yüksek seyrini korurken faizin düşmesi şimdilik zor. Bankalarda ise bilindiği üzere kredilerin takibe düşme süresini 90 günden 180 güne çıkaran uygulamanın süresi 30 Haziran 2021’e uzatılmıştı. BDDK verilerine göre, Mart 2020 ayında 2.9 trilyon TL kredi ve 151 milyar takipteki krediler, Ocak 2021 verilerine göre 3.5 trilyon TL kredi, 151 milyar TL kanuni takipteki kredi tablosu olarak devam ediyor. Yeni süre uzatımı olmazsa Haziran sonrası tabloyu tekrar değerlendirmek gerekecek.

Yazının Devamını Oku

Piyasalara teşvik desteği

ABD’de Donald Trump geçen ay 908 milyar dolarlık teşvik paketi açıklarken, 20 Ocak’ta ABD Başkanlığı görevini devralmaya hazırlanan Joe Biden’dan 1.9 trilyon dolarlık teşvik paketi geldi. Bu büyüklükteki bir mali teşvike rağmen ABD borsaları düşüş gösterdi. Ancak yeni başkanın daha koltuğuna oturmadan yeni teşvik paketleriyle işe başlaması piyasalar açısından olumlu yönde değerlendirilebilir.

Kasım ayından bu yana borsalarda devam eden çıkış hareketi kâr satışlarıyla karşılaştı. Yaklaşık 2.5 ayı bulan çıkış hareketinin ardından gelen satışlar teknik düzeltme olarak görülebilir. Çıkış trendleri korunuyor. Piyasa bozucu bir haber bu aşamada görülmüyor. Ancak yeni beklenti ve gündem eksikliği yanında geçen haftaki yazımızda bazı yabancı yatırım bankalarının borsalar ile ilgili uyarılarından bahsetmiştik. Hatırlanırsa Amerika’nın önemli yatırım bankalarından Bank of America’nın borsalar için ‘köpük’ yönünde uyarıları vardı. Diğer yandan borsalarda bu uzunluktaki çıkış trendlerinde yükseklik korkusu ve kâr realizasyon isteğini olağan görmek gerekir.

PİYASALAR İÇİN OLUMLU

Piyasalar bir süredir ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’in açıklayacağı mali yardım paketini bekliyordu. 20 Ocak’ta görevi devralacak olan Biden perşembe günü 1.9 trilyon dolarlık paketi açıkladı. Cumhuriyetçilerin geçen ay verdiği 908 milyar dolarlık paketin iki katından fazla. Bir trilyon dolardan fazlası doğrudan vatandaşlara ödenecek çeklere gidecek. 400 milyar doları koronavirüs ile ilgili mücadeleye ayrılmış durumda. Bu büyüklükteki bir mali teşvike rağmen ABD borsaları düşüş gösterdi. Buna durumu beklentilerin realize olmasına ve teşviklerin yasalaşması konusunda bir engelle karşılaşabilir mi endişelerine bağlamak gerekir. Ancak yeni başkanın ayağının tozuyla veya daha koltuğuna oturmadan yeni teşvik paketleriyle işe başlaması piyasalar açısından olumlu yönde değerlendirilebilir. Ayrıca ABD Merkez Bankası Başkanı Powell’in tahvil alımlarının azaltılmasının zamanı değil, enflasyonda sorun görmedikçe faizleri yükseltmeyeceğiz, enflasyonda bir süre yüzde 2’nin üzerine izin vermemiz gerek. ABD ekonomisi iyi durumda” açıklamaları kayda değer.

TAKİP EDİLECEK

Gerek Biden’in tavrı gerekse Powell’in açıklamaları borsaları rekor seviyelere taşıyan düşük faiz, bol likidite ortamının korunacağını gösteriyor. Geçen hafta ABD Kongresi’nde Trump taraftarlarının Kongre’yi basması ve kan dökülmesi sonrası yeni başkan Joe Biden’in 20 Ocak Çarşamba günü sorunsuz görevine başlaması konusu piyasalar tarafından ayrıca takip edilecek. Biden’in göreve başlamasıyla yakından izlenecek bir diğer gelişme Türkiye-ABD ilişkilerinin seyri olacak. Borsalarda iyimserlik ve çıkış trendleri korunsa da daha temkinli bir görünüm ile yorgunluk emareleri öne çıkmaya başladı.

MERKEZ'İN FAİZ KARARI BEKLENİYOR

21 Ocak’taki toplantıda faiz beklentileri konusunda küçük sayılabilecek farklar söz konusu. Genel beklenti faiz arttırımı olmayacağı yönünde. Ancak 1 puanlık artış bekleyenler de var. Faiz beklemeyenler, şimdiye kadar yapılan artırımların sonuçları görülmek istenebilir derken yabancı kaynaklı bazı çevreler reel faizin 3 puanı aşması için bir puanlık artışın gelebileceği yönünde. Ama faiz sabit kalsa veya küçük bir arttırım olsa da faiz arttırım sürecinin en azından bir süreliğine sonuna yaklaşıldığı görülüyor. Faiz kararı için yine döviz kurları ve enflasyon temel parametreler olacak. TCMB toplantısı ve faiz kararında çok belirgin sapmalar olmadıkça piyasalar üzerindeki etkisi sınırlı kalabilir. Düşük faizin nimetlerini yaşayan iç piyasalar bir süre yüksek faiz ile yaşamak durumunda. Düşük faizin sermaye piyasalarında olduğu kadar reel ekonomi üzerinde de etkisi hissedildi. Bunun en belirgin örneği konut satışlarında görüldü. Yaklaşık 1.5 milyon konut satışıyla birlikte 2020 yılında tüm zamanların satış rekoru kırıldı. Geçtiğimiz yaz yaşanan düşük faizli konut kredileri etkisini gösterirken Türkiye ekonomisinin 3.çeyrek büyümesi 6.7 olmuştu. Her nimetin bir külfeti hesabı bu sürecin sonuçlarını enflasyon ve cari açıkta yükseliş olarak gördük. Enflasyon yüzde 14’ü geçerken cari açık yıllıkta 38 milyar dolara yükseldi. Şimdi yüksek faiz ve parasal sıkılaştırma politikaları ile talep ve kur baskılanmaya çalışılıyor. Bu yolla cari açık ve enflasyonda düşüş hedeflenmiş durumda.

DIŞ PİYASALAR DAHA YAKINDAN İZLENİYOR

Yazının Devamını Oku

Borsaya para girişi sürüyor

ABD’de geçtiğimiz hafta içi Trump taraftarlarının ABD Kongresi’ni basması ve kan dökülmesi dahi piyasalardaki olumlu havayı bozmadı. Risk iştahı yüksek olan piyasalar yeni para kokusunu alınca olaylara duyarsız kaldı. Dış piyasalardaki bu durum iç piyasalarda var olan olumlu havaya katkı yaptı.

Piyasalarda para girişlerine bağlı iyimserlik devam ediyor. Gündem bu aşamada piyasalar üzerinde çok etkili değil. Son gelişmeler eski bir borsacı sözü olan ‘büyük para haklıdır’ sözünü doğrular nitelikte. ABD’de geçtiğimiz hafta içi Trump taraftarlarının ABD Kongresi’ni basması ve kan dökülmesi dahi piyasalardaki olumlu havayı bozmadı. ABD Kongresi basıldığı sırada ABD borsaları yüzde 1’in üzerinde primli görünümünü koruyordu. Bu gelişmede Georgia seçimlerini Demokratların kazanması ve Senato’da kontrolün Demokratlara geçmesi, dolayısıyla yeni teşvik paketi ile altyapı yatırımlarına yönelik beklentilerin payı önemliydi. Nitekim başkanlığı tescillenen Joe Biden’den trilyonlarca dolarlık destek paketi vaadi geldi.

İÇ PİYASAYA OLUMLU ETKİ

Risk iştahı yüksek olan piyasalar yeni para kokusunu alınca olaylara duyarsız kaldı. Ancak olaylar diğer eyalet ve şehirlere yaygınlık gösterse idi durum daha farklı olabilirdi. Trump’ın daha sonra yapıcı bir tavır izlemesi, itidal çağrıları ve sorunsuz bir devir teslim olacağını açıklaması olumlu havayı destekledi.

Bu olayın piyasayı ilgilendiren yönü, borsalardaki çıkış hareketinin gücünü ve bardağın dolu tarafını görme eğilimini göstermesi oldu. Dış piyasalardaki bu durum doğal olarak iç piyasalarda var olan olumlu havaya katkı yaptı. Ekonomi yönetimi ve para politikalarındaki değişiklikle iç piyasalarda kasım ayından bu yana devam eden bir iyimserlik var. Ayrıca para girişleriyle desteklenen bir görünüm hakim. Yabancı girişleri miktarı geçtiğimiz haftalara göre biraz azalsa da sürüyor.


Yazının Devamını Oku

2020 borsanın yılı oldu

Parasal genişleme ve bol likidite ile birlikte düşük faiz 2020’de tasarruf sahiplerini borsaya yöneltti. Yatırımcı sayısı 1.9 milyona ulaşırken, Borsa İstanbul’da yüzde 30’a yakın getiri elde edildi. 2021 için yatırım akışının ne yönde olacağını bekleyip göreceğiz ancak 2020 tam bir borsa yılı oldu diyebiliriz.

Borsalar 2020 yılını yeni zirveler ve rekorlarla kapattı. 2020 tam bir borsa yılı oldu. Darısı 2021’in başına diyelim. Borsa İstanbul’da yüzde 30’a yakın bir getiri görülse de birçok hissede kazançlar bu oranın çok üzerinde. Doğru hisselerde olanlar çok ciddi getiriler elde etti. Hisse seçiminin önemi bir kez daha ortaya çıktı. Ancak temel verileri güçlü, borsanın lokomotifi konumundaki hisselerden çok daha sığ işlem hacmine sahip ve temel açıdan daha zayıf hisselerde yüksek primlerin görülmesi dikkat çekti. Borsadaki ezberler ve alışık olunan gelenek geçtiğimiz yıl biraz değişti. Özellikle Kartonsan’ın yüksek oranlı bedelsiz sermaye arttırımına gitmesi ilgiyi bedelsiz potansiyeli yüksek hisselere yöneltti. Bu ilgi karşılığını da prim olarak aldı. Diğer dikkat çeken taraf küçük yatırımcının katılımı oldu. Geçen yıl 700 bin artan yatırımcı sayısı 1.9 milyona ulaştı. Bu sebeple Borsa İstanbul yeni rekorlar denerken yabancı yatırımcı takas saklama oranı hala yüzde 50’nin altında seyrediyor. (Yüzde 49) Parasal genişleme ve bol likidite ile birlikte düşük faiz tasarruf sahiplerini borsaya yönelten ana etkenler.

CAZİP GÖRÜNÜYOR

Yine parasal genişlemenin sonucu diyebileceğimiz gelişmelerden biri bankalardaki döviz mevduatlarındaki artış. Bankalardaki döviz mevduatı, 25 Aralık haftasında bir önceki haftaya göre 700 milyon dolar artarak 234.8 milyar dolara yükseldi. İkili para sistemi görünümüne karşılık 2021 yılında ‘ters dolarizasyon’ beklendiği ekonomi yönetimince sıkça vurgulansa da henüz bu yönde bir emare görülmüyor. Dış dünyada devam eden düşük faize karşılık Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) son aylarda TL’ye cazibe kazandırmak için ardı ardına faiz arttırımına gitmesine rağmen dövize yönelim sürüyor. Ancak güven sağlanırsa mevcut faiz oranı oldukça cazip görünüyor.

İLGİ DEVAM EDİYOR

Faiz oranları, fiili ve beklenen enflasyonun da oldukça üzerinde iyi bir reel getiri sunuyor. Döviz kurları ve talep, yüksek faiz ile baskı altında kalırsa enflasyonda önümüzdeki aylarda düşüş görülebilir. Tasarruf sahipleri henüz TL’nin cazibesine kapılıp dönüş yönünde harekete geçmiş değil. Bu gelişmede pandemi şartlarının reel ekonomi üzerindeki etkileriyle birlikte belirsizlikleri dikkate almak gerekir. Yatırımcıların borsa ve döviz ilgisi bu aşamada devam ediyor. Yüksek getiri peşinde koşan, yatırım araçları arasında akışkan sermayenin ilgisinin 2021 yılında hangi yöne evrileceğini yaşayıp göreceğiz. Artık faiz oranları yüksek ve parasal sıkılaştırma sürecek. Bu durumu tasarruf sahiplerinin dikkate alması çok muhtemel bir gelişme olacaktır. Bu açıdan kazançların korunması güdüsüne bağlı olarak, defansif portföy alternatif olabilir.

AŞI VE TEŞVİK İYİMSERLİĞİ

ABD ve Almanya başta olmak üzere dış borsalarda devam eden iyimserliğin son dönemdeki kaynakları olarak aşı uygulamasının başlaması ve ABD’deki 900 milyar dolarlık teşvik paketine ilişkin gelişmeler görülüyor. Henüz uygulamaya geçmedi ama hatırlanırsa AB Liderler Zirvesi’nden 1.8 trilyon Euro’luk mali yardım paketi konusunda anlaşma çıkmıştı. Fed Başkanı Powell’ın geçtiğimiz aylarda “Faizler 2022 yılına kadar sıfıra yakın kalacak” açıklaması piyasalar için hala önemli bir referans. Düşük faiz ve bol likidite ortamı korunacak. 20 Ocak tarihinde ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden göreve başlayacak. Piyasalar yeni başkanın mevcut para politikalarında bir değişim olmayacağı beklentisi içinde. Mevcut şartlar çok fazla hareket alanı da tanımıyor. Borsalardaki çıkış trendleri gücünü korumakla birlikte yükseklik korkusuna dair emareler pek görülmüyor. Kâr satışları henüz sıklık göstermiş değil ve gelen satışlar derinlik kazanmadan destek seviyelerinin üzerinde alımlarla karşılaşıyor. Ancak rekorlar kıran borsaların bu seviyelere ciddi bir kâr satışı ve düzeltme yapmadan geldiğini de dikkate almakta yarar var. Borsalar sürekli yükselmez sözünü de dip not olarak hatırlatmış olalım.

HAFTA ENFLASYON VERİSİYLE BAŞLAYACAK

Yazının Devamını Oku

Borsalarda ‘yıl sonu rallisi’

Aşı haberleri, yeni teşvik paketleri, bol likidite ve düşük faizle birlikte borsalardaki çıkış yıl sonu rallisine döndü. ABD ve Almanya borsalarında yeni rekorlar görüldü. İçeride de döviz kurlarında yaşanan düşüş, Borsa İstanbul’daki çıkışa katkı yaptı.

Piyasalarda iyimserlik devam ediyor. Düşük faiz ve bol likiditeye aşı haberleriyle birlikte yeni teşvik paketlerine yönelik beklentiler de eklenince iç ve dış borsalardaki çıkış yıl sonu rallisine döndü. Ayrıca Borsa İstanbul’daki çıkış hareketine döviz kurlarındaki düşüş katkı yaptı.

Dış piyasalarda salgın hastalığa karşı aşılamanın başlamasının ardından gerek ABD gerekse Avrupa’daki teşvik ve yardım paketlerine yönelik beklentilerin kuvvetlenmesiyle risk iştahı artması ABD ve Almanya borsalarında yeni rekorları beraberinde getirdi. Olumsuz haberler bu aşamada pek gündemde yok.

PİYASA DUYARSIZ KALDI

Zaten bu yönde bir haber gelse de bardağın dolu tarafını görme eğilimi hakim. Bu çerçevede ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımlarına iç piyasalar çok duyarsız kaldı. Ekonomik toparlanmadaki ivme kaybı, ABD-Çin arasındaki tansiyonun biraz yükselmesi, Almanya başta olmak üzere salgın hastalıkla ilgili kapanma haberleri piyasaları rahatsız etmedi. Reel ekonominin ve ticaretin zayıfladığı bir dönemde finans piyasaları iyi bir getiri imkanı veriyor. Bu ortam korunuyor. Piyasa bozucu bir gelişme olmazsa bir süre daha mevcut görünümün korunması muhtemeldir. Ancak olumlu fiyatlamanın belli ölçüde yapılmış olması nedeniyle kâr satışları ve teknik düzeltme olasılığını da dikkatte tutmakta yarar var.

BORSAYA YERLİ KATKISI ARTIYOR

Kasım ayında Borsa İstanbul’a başlayan yabancı ilgisi hız keserken yabancı takas saklama oranı tekrar gerilemeye başladı. Bu durum yabancı çıkışından değil daha çok tekrar yerli yatırımcının ağırlığını artmasında kaynaklanıyor olabilir. Yabancı yatırımcıların payı bu ay içinde yüzde 51 seviyesini gördükten sonra tekrar 50 seviyesinin altına çekildi. Oysa 11 Aralık haftasında Borsa İstanbul’da yabancı yatırımcıların hisse senetlerinde 41 milyon dolarlık alımı söz konusu. Diğer yandan TCMB verilerine göre bankalardaki döviz mevduatı aynı hafta 300 milyon dolar artarak 231.5 milyar dolar seviyesine yükseldi. Faiz yükselişleri henüz döviz yatırımcısının kararlarını etkilememiş görülüyor. O zaman döviz kurlarındaki düşüşü son aylarda giriş yapan ve 10 milyar doların üzerinde olduğu söylenen yabancı girişleriyle ilgili olabilir.

ALTINDA TEPKİ YÜKSELİŞİ SÜRÜYOR

Altın fiyatlarında (ons/dolar) kâr satışlarının ardından tepki yükselişi görülüyor. Geniş ölçekte düşük faiz, bol likiditenin yanında ABD dolarındaki zayıflama, ABD ve Avrupa kaynaklı mali yardım paketlerinin parasal genişlemeyi sürdüreceği beklentileri altın fiyatlarını destekliyor. ABD-Çin gerginliği ve ABD teşvik paketi konusunda henüz anlaşma sağlanamamış olması biraz ivme kaybına neden olsa da tepki yükselişi gücünü koruyor. Geçtiğimiz günlerde aşı haberlerine bağlı olarak artan risk iştahı ve güvenli liman ihtiyacındaki zayıflama kâr satışlarıyla birleşince önemli bir geri çekilme yaşanmıştı. Tepki çıkışının devamı açısından ons fiyatının 1.900 dolar seviyesinin üzerinde tutunması önemli olacak.

Yazının Devamını Oku

Son dakika... Piyasalara ‘teşvik’ desteği sürüyor

ABD 980 milyar dolar teşvik paketi için hazırlanırken, Avrupa Liderler Zirvesi’nden 1.8 trilyon Euro’luk kurtarma paketi konusunda anlaşma kararı çıktı. Japonya’da açıklanan teşvik paketi ise 700 milyar doları aştı. Teşvik ve yardım paketleri reel ekonomiler için açıklanırken, para ve sermaye piyasalarına da olumlu etkileri oldu.

İyimserlik sürmekle birlikte piyasalarda son dönemde aşı haberlerinin yerini teşvik ve yardım paketleri aldı. Teşvik paketleri her ne kadar reel ekonomiler için alınsa da para ve sermaye piyasalarına da yaradı. Düşük faizi dikkate alarak söyleyecek olursak ciddi bir alternatif olmadığı için borsalar ilgi odağı olmaya devam ediyor. ABD’nin 980 milyar dolarlık teşvik paketi hazırlığının ardından Avrupa Liderler Zirvesi’nde 1.8 trilyon Euro tutarındaki kurtarma paketi konusunda anlaşmaya varıldı. Ayrıca ‘Acil Varlık Alım Programı’ (PEPP) 500 milyar Euro arttırıldı ve 2022 Mart sonuna uzatıldı. Japonya’dan da 700 milyar doları aşan teşvik paketi açıklaması geldi. Ardı ardına gelen teşvik paketi piyasalar için daha bol para demek. Faiz düşük olunca paranın gideceği adres olarak ilk akla borsa ve altın gibi yatırım araçları geliyor.

KATKI YAPIYOR

Avrupa Merkez Bankası’nın harekete geçmesinde son dönemde Euro’daki değerlenmenin biraz payı vardır diye bir tahminde bulunursak pek yanılmış olmayız. Daha önce değerli Euro’dan rahatsızlık dillendirilmişti. Teşvik paketlerinde temel gerekçe elbette salgın hastalığın ekonomiler üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak. Fakat birbiri ardına mali yardımlarla parasal genişlemenin devam etmesi yeni bir gündem ve beklenti olmamasına karşılık para ve sermaye piyasalarına katkı yapmaya devam ediyor. Reel ekonomiler ayakta kalmaya çalışırken borsaların zirvelerde geziniyor olmasının gerekçesi bu gelişme.

ORTAMDAN MEMNUN

IMF geçtiğimiz aylarda finans piyasaları ile reel ekonomi arasındaki kopukluktan bahsetmişti. Bu aşamada sermaye piyasaları mevcut ortamdan memnun. Rekor kıran borsalar ile ciddi primler kazanılmış durumda. Olağan dışı bir gündem oluşmazsa bir süre daha bu görünüm korunacak gibi. Ancak yükseklik korkusuna bağlı olarak kâr satışları ve teknik düzeltmelerin görülmesi olağandır.

BORSADA HİSSE SEÇİMİ ÖNEMLİ

Devam eden çıkış trendinde banka hisseleri lokomotif oldu. Bankacılıkla birlikte ‘aşı bulundu’ haberleriyle havayolu şirketleri ve ardından holding hisseleri hareketlendi. Yabancı girişleriyle birlikte borsa olağan seyrine geri döndü desek yanılmış olmayız. Bilindiği üzere yabancı yatırımcıların etkin olduğu hisseler işlem derinliği olan banka ve holding hisseleri başta olmak üzere demir çelik ve havayolu şirketleri. Mart ayından bu yana devam eden çıkışta son bir kaç ayı hariç tutarsak yerli yatırımcıların etkin olduğu hisseler öne çıkmıştı. Hatta o zaman için borsadaki yükselişi yerli çıkışı diye adlandırmıştık.

DOĞRU ZAMANDA

Yazının Devamını Oku

Ekonomilerin performansı aşıya bağlı

2020 yılında salgın hastalıkla küçülen ekonomilerin 2021 performansı daha çok salgın hastalığın seyri ve geliştirilen aşının başarısına bağlı olacak. Mevcut gelişmeleri belli ölçüde fiyatlayan borsada devam eden çıkışın yıl sonu rallisine dönüşümü için yeni beklenti, gündem veya para girişlerinin devamı gerekecek.

Piyasalarda olumlu hava devam ediyor. Aşı haberleri ve yeni teşvik paket beklentileri risk iştahını artırınca borsalar ciddi primler yaptı, yeni zirveler oluştu. Beklenti ve gündem ile birlikte borsaları bu seviyeye taşıyan temel etken düşük faiz ve bol likidite. Bollaşan para kendine yer aradı, ‘su akar yatağını bulur’ hesabı borsalara aktı. Pandemi nedeniyle reel ekonomiler ayakta kalmaya çalışırken borsalarda rekorlar tazelendi. 2020 borsalar için özel bir dönem oldu. Bu yıla kadar geçerli olan borsaları büyüyen ekonomiler, kârlı, canlı şirketler taşır sözü işlerlik kazanmadı. Bunu hisse bazlı hareketlerde de çok bariz görebiliyoruz. Temel verileri zayıf bir çok hisse mali açıdan güçlü hisselerden daha fazla prim yaptı. Bilançosu ve temel verilerine göre hisse alanlar daha sığ, spekülatif ve mali açıdan zayıf hisseler kadar prim yapmadı. “Büyük para haklıdır. Fiyatı yükselmeyen bütün hisseler kötüdür” gibi eski borsacı sözleri bu dönem için geçerlilik kazanmış görülüyor.

SALGIN ETKİSİ

Ancak doğrusu ve esas olanı yine temel veriler ve bilançolardır. Bu dönem yukarıda dediğimiz gibi bir bakıma şahsına münhasır, özel bir dönem. Bazen kriz yıllarında da borsalar prim yapmıştır. Ancak krizlerle düşen borsalar, ekonomilerde gelecek dönem büyüme beklentileriyle toparlanmıştı. 2020 yılında salgın hastalıkla küçülen ekonomilerin 2021 yılında aşı ile birlikte toparlanacağı beklentileri yanında belirsizlikler de var. Gelecek yıl ekonomilerin performansı daha çok salgın hastalığın seyri ve geliştirilen aşının başarısına bağlı olacak. Bu yılın tamamlanmasına kısa bir süre kaldı. Mevcut gelişmeleri belli ölçüde fiyatlayan borsada devam eden çıkışın yıl sonu rallisine dönüşümü için yeni beklenti ve gündem veya para girişlerinin devamı gerekecek.

ÇIKIŞ TRENDİNDE İVME KAYBI

Borsalardaki çıkış trendleri sürüyor. Ancak çıkış hareketleri tarihi zirveler test edilmesi nedeniyle önemli primleri de barındırıyor. Bu açıdan kâr satışları biraz sıklık kazanırken ivme kaybını da beraberinde getiriyor. Son günlerde borsa endekslerinde bir bakıma ‘patinaj’ görünümü öne çıkmaya başladı. Piyasa bozucu bir gündem şimdilik görülmüyor. Ancak aşı, teşvik paketleri, gelecek yıl ekonomilerde büyüme beklentileri belli ölçüde fiyatlandı. Piyasaları taşıyacak yeni gündem ve beklentilerle desteklenirse çıkış hareketi yeniden güç kazanabilir.

YARDIM PAKETİ ÖNEMLİ

ABD’de yeni yönetimin teşvik paketinde miktar olarak daha cömert davranması yanında Avrupa Merkez Bankası’nın da yeni yardım ve teşvik paketini devreye alması önemli olacak. Başkan Lagarde’ın hatırlanırsa geçtiğimiz günlerde bu yönde bir açıklaması olmuştu. ABD’nin yeni başkanı Joe Biden, İki partinin koronavirüs yardım tasarısını birlikte geçirmesi gerektiğini, ABD Senatosundaki ılımlılar tarafından önerilen 908 milyar dolarlık teşvikin başlangıç olarak görülmesi gerektiğini belirtti. Faiz oranlarının daha düşecek yeri yok, merkez bankası bilançoları büyümesini sürdürmekle birlikte çok küçük adımlarla yürüyor. Bu açıdan teşvik ve mali yardım paketlerinin gelmesi borsaların seyri açısından önemli olacak.

ENFLASYONUN ETKİSİ NASIL OLUR?

Yazının Devamını Oku

Yabancı girişleri sürüyor

13 ve 20 Kasım haftalarında tahvil bono ve hisse senetlerine yaklaşık 1.5 milyar dolarlık yabancı girişi oldu. Borsa İstanbul’da da yaşanan yükselişle birlikte yabancı payı yüzde 51 seviyesine ulaştı. Borsa’daki yabancı payı mart ayında yerli yatırımcının yükselirken, yüzde 50’nin altına gerilemişti.

PİYASALARDA iyimserlik yabancı yatırımcıların katılımıyla sürüyor. Borsa İstanbul’a Mart ayından bu yana beş yüz bini aşkın yerli yatırımcı girişi olmuştu. Yabancı payının yüzde 50’nin altına çekildiği o tarihlerde borsanın yaptığı çıkışa yerli çıkışı diye adlandırılmıştı. Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz indirim kararı ve piyasa dostu açıklamaların normalleşme adımları olarak uygulamaya geçmesi yabancı yatırımcıların ilgisi çekti. 13 ve 20 Kasım haftalarında iki haftalık tahvil bono ve hisse senetlerine yaklaşık 1.5 milyar dolarlık yabancı girişi görüldü. Borsa İstanbul’da yaşanan çıkış ile birlikte tekrar yüzde 51 oranında yabancı payına ulaşılırken döviz kurları ve tahvil bono faiz oranlarında düşüş gözlendi. Bir bakıma eski borsacıların “büyük para haklıdır” sözü doğrulandı. Ayrıca geçen hafta Katar ile Borsa İstanbul’un yüzde 10’luk payı dahil olmak üzere toplamda 10 ticari anlaşma yapıldı. Başka ülkelerin katılımıyla devamının gelmesi piyasalar açısında önemli. Önceliğin doğrudan yatırım ve daha yararlı olanının sıfır yatırım olduğu vurgusunu yapmak yerinde olacak. Son iki haftada gördüğümüz portföy yatırımları diğer anlatımla sıcak para. Yüksek faiz ve dolar bazında oldukça ucuz kalan Borsa İstanbul’da fırsat görüp geldi. Sıcak para kısa vade, doğrudan yatırım uzun vadeli ve daha kalıcı. TCMB’nin rezervlerindeki aşınmanın devam ettiği ve piyasaların yabancı girişine ihtiyacı olduğu bir dönemde gelmesi yararlı oldu. Özellikle TCMB’nin rezerv biriktirme politikasında katkı sağlaması açısından ayrıca önemli.

AŞI VE NORMALLEŞME
Diğer yandan dış piyasalarda koronavirüse karşı aşı bulunmasıyla yaşanan olumlu hava bu duruma yardımcı oldu. İç ekonomik gündemdeki son gelişmeler dış konjonktürün zayıf olduğu bir döneme denk gelmiş olsaydı aynı piyasa performansına ulaşılır mıydı, tahmin etmek zor. İç ve dış gelişmeler birbirini tamamladı bir bakıma. İyi de oldu. Geçen haftaki yazımızda vurgu yaptığımız üzere son dönemdeki olumlu haberler ne ölçüde fiyatlandı sorusunun cevabı önümüzdeki günlerde önem kazanacak gibi görünüyor. Ayrıca yabancı yatırımcı girişleri sürecek mi konusu bir diğer kriter olacak. Dışarıda aşı, içeride normalleşme hamleleri ve TCMB operasyonları dışında henüz yeni bir gündem oluşmuş değil. Sayılan gelişmelerin bu aşamada belli ölçüde fiyatlandığını söylemek mümkün. Yeni katılımlar ve para girişleri olursa gerek borsa gerekse döviz ve faiz tarafında mevcut trendler devam eder. Piyasalarda olumlu hava korunuyor. Ancak düzeltme ve kâr satış olasılıklarını dikkate almakta yarar var.

Normalleşmeye devam
EKONOMİ yönetimi tarafından son dönemde normalleşme adımları olarak değerlendirilen operasyonlar olumlu algıya neden oldu. Geçen hafta da TCMB tarafından zorunluk karşılık oranlarının yükseltilmesi ve kredi artışıyla ilişkilendirilmesi uygulanmasının kaldırılması yerinde bulundu. Piyasadan 12.3 milyar TL ve 5.7 milyar dolar çekilecek olması parasal sıkılaştırma politikasına destek olurken bankaları daha fazla kredi vermeye yönelten uygulamanın kalkmasıyla baskı azalmış oldu. Faizlerin yükselmesiyle kredi artışlarında bir ivme kaybı olması muhtemeldi. Piyasa ile uyumlu uygulamalara olumlu tepkiler geliyor. Ayrıca TCMB’nin rezerv biriktirme çalışmalarına katkı yapacak bir uygulama olacak. TCMB rezervlerinde zorunlu karşılıkların payı malum. Diğer taraftan, borsa yatırımcısı için yükselen faiz oranlarının alternatif piyasa olması açısında önümüzdeki günlerde önemli bir adres olarak görülmesi olasılığı. 12 civarındaki mevcut enflasyonu dikkate aldığımızda yüzde 13-15 mevduat faizi reel getiri de sağlamış durumda.

YAN ETKİLERİ VAR
Enflasyonun altında faiz yani eksi faiz günleri geride kaldı. Yükselen faiz oranlarının bir diğer etkisinin ekonomik toparlanmayı yavaşlatması olasılığı. Kredi derecelendirme kurumu Fitch’ten gelen “Faiz artışı bankalar için iyi olacak. Faiz oranlarının kısa vadeli büyümeyi baskılayacağını düşünüyoruz” açıklamaları bu açıdan kayda değer. Ekonomide alınan kararların doğal olarak yan etkileri var. İlaç gibi sanki. İhtiyaçlar, zorunluluklar ve tercih meselesi bir bakıma. “Bugünün sorunları dünün çözümlerinden kaynaklanır” sözüne bu noktada atıfta bulunmak gerekecek. Yükselen kur ve TL’ye cazibe kazandırmak, enflasyonu kontrol altına almak için parasal sıkılaştırma ve faiz artışı doğru bir karardı. Ancak bu çözümler farklı yansımaları da beraberinde getiriyor.

Büyüme ve enflasyon bekleniyor

Yazının Devamını Oku

Borsalarda bahar havası

Merkez Bankası’nın faiz arttırımı yapması, yabancı yatırımcıların tahvil bonoda ve hisse senetlerinde 13 Kasım haftasında 908 milyon dolar alım gerçekleştirmesi iyimserliği artırdı. Bu rakam haftalık bazda 2017 yılından bu yana en yüksek alım tutarı olmasıyla dikkat çekiyor. Dış bakışı gösteren Türkiye’nin risk pirim de uzun süre 500’lü seviyelerin üzerinde seyrettikten sonra geçen hafta 370’li seviyeleri gördü.

İç ve dış piyasalarda olumlu hava devam ediyor. İçeride ekonomi yönetimindeki değişimin ardından Merkez Bankası’nın (TCMB) piyasa beklentilerine uygun olarak faiz artırımı yapması, yabancı yatırımcıların 13 Kasım haftasında hisse senetlerinde 614 milyon dolar, tahvil bonoda (DİBS) 294 milyon dolar olmak üzere toplamda 908 milyon dolar alım gerçekleştirmesi iyimserliği artırdı. Bu rakam haftalık bazda 2017 yılından bu yana en yüksek alım tutarı. Ekonomi cephesindeki son gelişmeler gerek iç gerekse dış finans çevrelerinde olumlu yankı buldu. Yabancı yatırım banka raporlarına yansıyan bu görünüme ünlü yatırımcı Mark Mobius “Türk piyasalarına güven artacak” diye katkı yaptı.

OLUMLU ALGI

Dış bakışı gösteren Türkiye’nin CDS oranı (risk pirim) uzun süre 500’lü seviyelerin üzerinde seyrettikten sonra geçen hafta 370’li seviyeleri gördü. Dış piyasalarda ‘aşı’ haberleri sonrası başlayan iyimserlik içeriye pozitif katkı yapan bir başka gelişme oldu. ABD başkanlık seçimlerinin sorunsuz geçilmesi, piyasaların Joe Biden yönetimine kredi tanıması, COVID19’a karşı Pfizer-BioNTech ve Moderna’nın geliştirdiği aşılar dış piyasalarda olumlu algıya neden oldu. Önümüzdeki haftalarda Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nden (FDA) onay alınırsa yasal süreç tamamlanmış olacak. Ardı ardına gelen iyi haberleri piyasalar fiyatlamaya devam ediyor.

Şimdi soru, sayılan gelişmeler piyasaları daha ne kadar taşıyacak? Borsa İstanbul’un ve döviz kurlarının geldiği seviyelere bakılırsa belli ölçüde fiyatlanmanın yapıldığı görülüyor. Ancak bu aşamada Borsa İstanbul’daki çıkış hareketinin gücünü koruduğunu da ilave etmek gerekecek. Dolar/TL kurunun sert geri çekilme sonrası 7.50 TL seviyesinin üzerinde zayıf da tepki alımlarıyla karşılaşması, Borsa İstanbul’u bu seviyelere taşıyan banka hisselerinde cuma günü biraz kâr satışı gelmesi kayda değer gelişmeler. Borsa İstanbul’da çıkışın devamı için yeni para girişleri lazım. Döviz kurlarındaki düşüş için de yabancı girişleri veya 225 milyar dolara ve toplam mevduatta yüzde 56 paya ulaşan bankalardaki döviz mevduatının çözülmesi gibi gelişmeleri görmek gerekecek. Piyasalarda iyimserlik sürmekle birlikte kâr satışı ve düzeltme olasılığını da dikkate almak gerekecek.

MERKEZ BANKASI BEKLENTİLERİ KARŞILADI

Merkez Bankası’nın perşembe günkü toplantısı piyasalar tarafından merakla bekleniyordu. Son aylarda toplantı sonrası sıkça gördüğümüz sürprizler bu defa olmadı. Ekonomi yönetimindeki değişimler sonrası verilen ‘piyasa dostu’ açıklamalar uygulamaya yansıdı. TCMB gösterge faiz oranının 4.75 puan artırarak yüzde 15 seviyesine çekti. Ayrıca sadeleştirmeye giderek fonlamaların haftalık repo (gösterge faiz) üzerinden yapılacağını açıkladı. Belirsizlik kalkarken daha öngörülebilir politikalar öne çıktı. Bilindiği üzere piyasalar belirsizliği sevmez. Ayrıca enflasyonun (TÜFE) yüzde 11.89 olduğunu veya yılın muhtemelen yüzde yaklaşık 12.00 gibi bir enflasyon ile tamamlanacağı dikkate alınırsa 3 puan civarında bir reel getiri sağlanmış olacak. Bu açıdan enflasyonda olağandışı yükselişler olmazsa faiz oranının bir süre bu seviyelerde kalması olasıdır. Yeni artışlar zor görülmekle birlikte TCMB’nin toplantı sonrası yaptığı duyuruda geçen parasal sıkılaştırma uygulanacağı açıklaması sonrası faiz indirimi de bir süre için söz konusu değil gibi. Diğer yandan TCMB’nin gösterge faiz oranını yukarı çekmekle yeni bir yük getirmiş olamayacak. Zaten bir süredir ‘örtülü faiz artırımı’ yoluyla TCMB piyasaları 14.75-14.80 faiz oranlarıyla fonluyordu. Gösterge faiz yani haftalık repo faizinden fonlama yapmıyordu. Bu açıdan gösterge faizin yüzde 15 seviyesine çekilmesiyle uygulamada 0.20-0.25 puanlık bir faiz artırımı gerçekleşmiş oldu. Kredi ve mevduat faiz oranlarında çok fazla bir yükselişe neden olmayacak.

DIŞ BORSALAR DA ZİRVELERDE

ABD ve Almanya başta olmak üzere dış borsalarda son zirve seviyelerini tekrar yakaladı. Küresel ekonomi üçüncü çeyreklerde büyüme gösterse de salgın hastalıktaki rekor vaka artışları ve kısıtlayıcı tedbirlerin alınması nedeniyle önümüzdeki dönemde yavaşlama beklentisi hakim. Her ne kadar aşı bulundu haberleri olumlu beklentilere neden olsa da uygulaması zaman alacağı için kış ayları zor geçecek gibi görünüyor. Rahatlama için daha çok bahar ayları ve sonrası işaret ediliyor. Buna rağmen teşvik ve yardım paketleriyle düşük faiz, bol likiditenin etkisiyle borsalar bahar havası yaşadılar. Küresel ekonomiye ait göstergeler ise pandemi öncesinin altında. Borsalar kadar altın fiyatları da yakından izleniyor. Aşı haberleriyle ciddi güç kaybeden altın fiyatı vaka sayılarındaki artış, dış piyasalarda ABD dolarının zayıflaması ve ABD teşvik paketi beklentileriyle tepki alımlarıyla karşılaştı. Toparlanmadan söz etmek için ons fiyatının 1.900 seviyesinin geçilmesi gerekecek. Aşağıda 1.850 destek noktası olarak önem kazanmış durumda. İç piyasalardaki gram/TL altın fiyatı ise dolar/TL kurundaki düşüşün de eklenmesiyle çift yönlü baskı altında. Yön tayini için 450-475 bandı izlenebilir.

Yazının Devamını Oku

Piyasalar aşıyı satın alıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın piyasa dostu olarak değerlendirilen açıklamaları ve koronavirüse karşı etkili bir aşının bulunduğunun bildirilmesi piyasaları olumlu etkiledi. Borsalarda tüm zamanların rekoru kırılırken, döviz kurlarında da geri çekilme yaşandı.

Geçen hafta gerek Borsa İstanbul’da gerekse ABD ve Almanya başta olmak üzere dış borsalarda oldukça iyimser bir hava hakimdi. Borsa İstanbul’da tüm zamanların kapanış ve işlem hacmi rekoru kırıldı. Dış gündemde ABD başkanlık seçiminin sorunsuz geçilmesi ve Joe Biden yönetiminin parasal genişlemeye devam edeceği beklentileriyle ABD’li ilaç şirketi Pfizer’ın geliştirdiği koronavirüs aşısının virüse karşı yüzde 90’dan fazla etkili olduğunun açıklanması risk iştahını ve iyimserliği arttırdı. Borsalarda havayolları şirketleri öncülüğündeki çıkış ivme kazandı. İçeride ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın piyasa dostu olarak değerlendirilen açıklamaları Borsa İstanbul’a rekor getirirken döviz kurlarında sert satış görüldü. Gösterge tahvil faiz oranı ise yüzde 15 seviyesinden yüzde 14 seviyesinin altına geriledi.

İYİMSERLİKLE KARŞILANDI

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomi ve hukukta reform, yerli yabancı yatırımcıya güven, şeffaflık ve öngörülebilirlik, yeni Merkez Bankası Başkanının yanında olunacağı, faizlerin en azından enflasyon seviyesinde tutulma mecburiyeti, gerekirse acı reçete vurguları piyasalarda iyimserlikle karşılandı. Bu gelişmeler dış dünyada da karşılık buldu ve uzun süredir 500 seviyelerinin üzerinde seyreden Türkiye’nin 5 yıllık CDS oranı (risk primi) 400 seviyesinin altını gördü. Gerek iç piyasalar gerekse dış piyasalar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarına ciddi bir kredi tanıdı. Bu gelişmede dış piyasalardaki olumlu havayı da hesaba katmak gerekir.

SADELEŞTİRME BEKLENTİSİ

Şimdi piyasalar 19 Kasım’daki yeni başkan ile yapılacak ilk toplantıyı bekiyor. Bir bakıma yapılan açıklamaların ilk test noktası olacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve TCMB Başkanı Naci Ağbal’ın açıklamaları sonrası toplantıdan önemli bir faiz arttırımı beklentisi kuvvetlendi. Beklentiler en az 3 puan ve üzeri bir arttırım yapılacağı yönünde. Bazı yabancı yatırım bankaları ise 5 puanlık faiz arttırımı bekliyor. Faizde sadeleştirme de beklentiler arasında. Kararlar piyasa ile uyumlu olursa iyimserliğin devamı konusundaki beklentiler korunur. Dış piyasalardaki mevcut havanın da devamı önemli olacak tabi ki.

VAKA SAYILARINDA ARTIŞ DEVAM EDİYOR

Ardı ardına gelen olumlu haberler ile piyasalarda bayram havası eserken aşı çalışmalarında bir umut doğsa da salgın hastalıkla ilgili vaka sayılarında rekor artışlar söz konusu. Bununla birikte ülke ekonomilerinde kapanma ve kısıtlayıcı tedbirler sürüyor. Koronavirüs aşısını bulan firmanın CEO’su Türk profesör Uğur Şahin, ile Özlem Türeci’nin sayesinde gelecek yıl ortalarında insanlığın normal hayata dönebileceğini söyleyerek bu kışın zor olacağını ve rahatlamanın mart ayında olacağını söyledi. Kış aylarının zor geçeceğine dair benzer ifadeler Merkel ve bazı yabancı liderler tarafından da dillendiriliyor. Avrupa Merkez Bankası başkanı Lagarde’ın “İkinci virüs dalgasının ilkinden hafif olacağı öngörülse de ekonomi için daha az tehlike oluşturamaz” açıklaması bu açıdan önemli. “Dişime gelen işime gelir, işte ekseriyetin düsturu” diyen bir düşünürümüze atıfta bulunacak olursak piyasalar bardağın dolu tarafını görmeye devam ediyor. Ekonomide kapanma ve kısıtlayıcı tedbirlerin dozunu çok daha fazla artırma gibi yeni kararlar gelmedikçe piyasaların vaka artışlarına duyarsızlığı sürebilir. Ancak bu yöndeki gelişmeleri yakından izlemekte yarar var.

ALTINDA TEPKİ ALIMLARI GÖRÜLÜYOR

Yazının Devamını Oku

Borsalar kayıplarını geri alıyor

Koronavirüste ikinci dalga endişesiyle birlikte borsalarda kayıp yaşansa da, sonrasında borsalar kayıplarını geri aldı. Bunda ABD seçimlerinin nispeten sorunsuz geçmesinin de katkısı var. Seçimin ardından ise mevcut politikaların devamı ve ABD teşvik paketinin yasalaşması beklentisi iyimserliği arttırdı.

Piyasalarda seçim haftası geride kaldı. ABD başkanlık seçimi ilk gündem olarak görülürken, borsalar pandemide ikinci dalga tedirginliğine bağlı kayıplarının önemli bir kısmını geri aldı. Sonuçları kadar ABD başkanlık seçimi gibi önemli bir gündemin nispeten sorunsuz geçilmesi ilk aşamada olumlu fiyatlamaya konu olan gelişmeydi. Demokrat aday Joe Biden’in ipi göğüslemesiyle seçim sonrası, mevcut politikaların devamı ve parasal genişleme ile düşük faiz ortamının korunacağı ayrıca ABD teşvik paketinin yasalaşacağı beklentisinin artması iyimserliği destekledi. Pandemide ikinci dalga, rekor vaka artışları, ülke ekonomilerinde tekrar kapanmaların başlaması gibi hususları dikkate alırsak kim başkan olursa olsun aslında çok fazla seçeneği de yok. Bir bakıma borsalarda ‘fiyat önden gider, olaylar sonra gelir’ sözü hatırlandı.

DOLAR DEĞER KAYBETTİ

ABD hükümeti, para harcamaya devam edecek varsayımı, seçim sürecinin uzaması ve belirsizlik olasılığı ABD dolarına değer kaybettirdi. Ayrıca seçimi Biden’ın kazanması ancak Senato’da Cumhuriyetçiler’in çoğunluğu koruma olasılığı dolar üzerinde baskıya neden olan bir başka gelişme olarak görüldü. ABD dolarının Euro ve Japon yeni başta olmak üzere altı para birimine karşı değerini gösteren Dolar Endeksi 94 seviyesinden 92 seviyelerine kadar geri çekildi. Buna karşılık Euro değer kazandı ve 1.16 seviyesinden 1.18 seviyesinin üzerine çıktı. Ayrıca faiz oranının değişmediği perşembe günkü ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Powell, toplantı sonrası yaptığı açıklamalarda “Artan vakaları endişe verici olduğunu, olağanüstü belirsizlikle birlikte daha fazla mali desteğe ihtiyaç olduğunu ve gerekli görüldüğünde varlık alım programının değiştirilebileceğini” söylemesi olumlu algıya neden oldu. Bir bakıma piyasalar duyacağını duydu veya bu konuşmadan alacağını aldı. Parasal destek ve genişleme artabilir diye değerlendirildi. Zaten faiz de 2022’ye kadar sıfıra yakın kalacak.

SEÇİMDE MAHKEME SÜRECİ

ABD dolarının zayıflaması Türkiye’nin de yer aldığı gelişen ülke para birimlerine değer kazandırdı. Brezilya Reali, Hindistan Rupisi, Rus Rublesi, G.Afrika Randı dolara karşı değer kazandı. TL ise bu görünüme uyum sağlamakta zorlandı ve değer kaybı devam etti. Piyasalar tedirgin olduğu bir gündemi umulandan daha kolay tamamladı. Ancak çok fazla ihtimal verilememekle birlikte seçimde mahkeme süreci, itirazlar veya protesto gösterileriyle belirsizlik hasıl olursa bu defa farklı fiyatlamalar gündeme gelebilir. Piyasalardaki pandemi tahribatı seçim sonuçlarıyla ile sarılmaya çalışıldı ama bir süre sonra pandemi başta olmak üzere tekrar eski gündeme dönülecek. Bu defa daha temkinli bir piyasa görmemiz muhtemeldir.

Merkez Bankası’nda başkan değişikliğinin piyasalara yansımalarını ise gelecek hafta görebileceğiz.

BORSAYI YERLİ YATIRIMCI TAŞIYOR

Son aylarda iç piyasaların yakından izlediği verilerden biri yurtdışı yerleşiklerin haftalık menkul kıymet istatistikleri, diğer anlatımla ‘sıcak para’ hareketleri. 30 Ekim haftasında yabancılar 69 milyon dolarlık DİBS (tahvil bono) ve 116 milyon dolarlık hisse senedi satışı gerçekleştirdi. Yabancıların hisse senedi stoku 2009 yılından bu yana ilk defa 20 milyar dolar seviyesini altına geldi. Döviz kurlarındaki yükselişe rağmen yabancı satışlarının devam ediyor olması dikkat çekici. Borsa İstanbul’daki yabancı takası yüzde 50’ye doğru bir atak yapmıştı ancak geçen hafta tekrar yüzde 49 seviyelerine çekildi. Borsa İstanbul’u yerli yatırımcı taşımaya devam ediyor. Düşük faiz ve parasal genişleme katkısını yaptı. Ancak mevduat, kredi, gösterge tahvil, TCMB, fonlama faiz oranları yükselmeye başladı. Alternatif piyasa olmasına rağmen bu aşamada Borsa İstanbul üzerinde etkisi hissedilmedi. Ayrıca yine 30 Ekim haftasında bankalardaki döviz mevduatı bir önceki haftaya göre 400 milyon dolar artarak 221 milyar doları geçti. Beklenen çözülme henüz gerçekleşmiş değil.

Yazının Devamını Oku

Piyasalar ABD seçimini olumlu karşıladı

Borsalar ABD seçimini ciddi bir düzeltme ve geri çekilme ile destek bölgelerinde karşıladılar. Seçimlerden önce konuşulan olayların yaşanmamış olmasıyla birlikte en net tepki borsalardan geldi ve yükselişe geçtiler. Yeni başkanın uygulayacağı politikaların fiyatlaması olayın sonraki aşamaları olacak.

ABD seçim sonuçlarına bakıldığında Joe Biden büyük bir olasılıkla ipi göğüsleyecek gibi görünüyor. 2016 yılındaki seçimde anketlerde Clinton önde olmasına rağmen sandıktan Trump çıkmıştı. Bu açıdan seçim öncesi Trump bir sürpriz yapar mı sorusu çok soruldu. 3 Kasım seçim öncesi anketlerde Biden önde görülüyordu ama bir sürpriz olasılığı da hep gündemde tutuluyordu. Hatta sayımın başladığı ilk gün, Trump seçilecek beklentisi daha da artmıştı. Ancak öyle olmadı.

BEKLENEN OLMADI

Bir diğer beklenti seçimin çok çalkantılı ve çekişmeli geçeceği, mahkeme ve gösterilerle birlikte belirsiz bir sürecin olacağı şeklindeydi. Sokak hareketleri dahi bekleyenler az değildi. Çok kayda değer olaylar bu aşamada görülmedi. Seçim ve sonrası, beklentilerin aksine sakin geçti. Sonucun net olması bunda etkili oldu. Trump, mahkemeye başvuracaklarını ve itiraz edeceklerini söylese de sonucun net olması belirsizliği azalttı veya ortadan kaldırdı. Piyasalar ABD başkanlık seçim süreci gibi önemli gündemin deyim yerinde ise ‘sorunsuz’ geride kalmasını olumlu yönde fiyatlamaya başladı. Trump, seçimi alsa dahi benzer bir piyasa tepkisi görebilirdik desek yanlış olmaz. Yeni başkanın uygulayacağı politikaların fiyatlaması olayın sonraki aşamaları olacak.

Yaşanan pandemi süreci nedeniyle kim başkan olursa olsun zaten temel bir ekonomi politikası değişikliği beklenmiyordu. Parasal genişleme ve düşük faiz uygulamasının devamı Temsilciler Meclisi’nde bekleyen teşvik paketinin yasalaşması beklenen gelişmeler arasında. Pandemide ikinci dalga ve vaka sayılarında görülen rekor artışlar, Fransa, İngiletere, Almanya, Yunanistan gibi ülkelerdeki kapanma kararları bunu zorunlu kılıyor. Aslında yeni başkanın zor şartlar nedeniyle ekonomik politikalarında çok fazla hareket alanı en azından kısa dönem için bulunmuyor. Şöyle bir endişe az da olsa var. Biden’ın ABD Başkanı seçilse de Senato’da cumhuriyetçilerin çoğunluk olması durumunda bir süredir tartışma konusu olan teşvik paketinin tutarının düşebileceği veya başkanın gücünü zayıflatabileceği gibi bir olasılık şimdiden dillendirilmeye başladı. Ancak bu aşamada bu olasılıklar fiyatlama konusu değil gibi görünüyor.

BORSALAR YÜKSELİŞTE

Kapanmalar birlikte ekonomilerdeki toparlanma önümüzdeki dönemde muhtemelen zayıflayacak. Piyasalar seçim belirsizliğiyle birlikte bu gelişmeyi seçim öncesi fiyatlamış, borsalar zirvelerinden yüzde 10-15 oranında uzaklaşmıştı. Dow Jones Endeksi (ABD) 28.500 seviyesinden 26.500 seviyesine, Dax Endeksi (Almanya) 13.000 seviyesinden 11.500 seviyesine gerilemişti. Borsalar ABD seçimini ciddi bir düzeltme ve geri çekilme ile destek bölgelerinde karşıladılar. Bu açıdan seçimin sakin geçmesi ve tartışmasız sayılabilecek bir sonuç çıkınca da en net tepkiyi borsalar verdi ve tekrar yükselişe geçtiler.

Seçim fiyatlaması bir kaç gün daha borsalarda etkisini gösterebilir. Sonrasında tekrar seçim öncesi eski gündeme dönülecek. Bu durumda tekrar pandemi, vaka sayılarındaki artış ve ekonomilerdeki kapanma haberleri ilk konu başlıkları olarak karşımıza çıkabilir. 3 Kasım’dan önce gördüğümüz gibi söz konusu gündeme piyasaların tepkisi malum. Son bir dipnot, seçim sonuçları ile ilgili belirsizilik durumu ortaya çıkarsa piyasalarda bu defa farklı fiyatlamalar olabilir. 

Yazının Devamını Oku

Piyasalarda ‘pandemi’ tedirginliği

Dünyada artan koronavirüs vakaları, aşı çalışmalarının henüz sonuçlanmaması gibi sebeplerle borsalarda, altın ve petrol fiyatlarında düşüş yaşandı. Almanya ve Fransa gibi ülkelerde koronavirüse karşı arttırılan tedbirler nedeniyle de ülke ekonomilerinin yeniden kapanabileceği endişesi piyasaları tedirgin etti.

Mart ayından bu yana piyasaların değişmeyen gündemi salgın hastalık. Aşı çalışmalarında umutların ertelenmesi ve artan vaka sayılarıyla pandemi (salgın hastalık) tekrar piyasaları tedirgin etti. Son günlerde bu gelişme fiyatlamaya başladı. Borsalarda, altın ve petrol fiyatlarında düşüş görülürken ekonomik toparlanmaya işaret eden verilerin etkileri çok sınırlı kaldı. Borsa İstanbul’da üçüncü çeyrek bilanço açıklamaları devam ediyor. Ancak olumlu gelen bilançolara rağmen hisse fiyatları üzerindeki etkileri genel havadaki görünüm nedeniyle çok zayıf. ABD üçüncü çeyrekte yıllık yüzde 33 ile rekor büyürken ABD Borsaları düşüşte. Mevcut durumda düzelme var ama salgın hastalıkta vaka sayılarının yeni rekorlar tazelemesi nedeniyle beklentiler kötüleşti. Almanya’da tedbirler üst düzeye çıkarılırken Fransa’da sokağa çıkma yasağı geldi. Türkiye’de de vaka sayılarında artış yaşanıyor. Dünyada hal böyle olunca ülke ekonomilerinde tekrar ‘kapanma riski’ piyasaları tedirgin etti.




ÇALKANTILI SEÇİM

Diğer yandan bazı kesimlere göre çalkantılı geçmesi beklenen “3 Kasım ABD Başkanlık Seçimi” var. Joe Biden’in anketlere göre önde görülüyor. Bir önceki seçimde gördüğümüz üzere seçim sürprizleri olabiliyor. Bu açıdan Trump’ın kazanma olasılığını da dikkate almakta yarar var. İç piyasaların Biden kazanırsa mevcut algıya göre tepkisi olumsuz olacak gibi. Yine de seçim sonuçlarını görmek ve ona göre pozisyon almak yerinde olacak. Dışarısı durulmadan iç piyasaların denge bulması zor. Temkinli görünüm ve dalgalı seyrin bir süre daha devamı olası görülüyor.

YENİ TEŞVİKLER YOLDA

Piyasaların beklediği ve tartışmalarını çok yakından izlediği ABD 1.8 trilyon dolarlık teşvik paketi seçim sonrasına kaldı. Erteleme olumsuz algıya neden olurken bu defa Avrupa Merkez Bankası’ndan aralık ayı için yeni bir teşvik sinyali geldi. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Lagarde, geçen perşembe günkü toplantı sonrasında yaptığı açıklamalarda ekonominin beklenenden daha hızlı ivme kaybettiğini, aralık toplantısı için tüm araçların gözden geçirileceğini söyledi. Eğer vaka sayılarında artış ve ekonomilerin kapanma riski devam ederse büyük olasılıkla yeni teşvikler gelecektir. Onca desteğin ardından ülke ekonomilerinin hala merkez bankaları ve hükümetlerin teşviklerine ihtiyaç duyması pandeminin verdiği tahribatın büyüklüğünü gösteriyor. Şartlar bir süre daha Keynesyen politikaları gerektiriyor. Başka bir çözüm henüz bulunmuş değil.

Yazının Devamını Oku