GeriZeynel Balcı Piyasalar seçimi bekliyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Piyasalar seçimi bekliyor

MERKEZ Bankası faiz artırımlarına rağmen borsada düşüş, döviz kurları ve faiz oranlarında yükseliş eğilimi devam ediyor.

Yüksek faizle birlikte özellikle döviz kurlarının kısa bir geri çekilmenin ardından tekrar yükselişe geçmesi dikkat çekti. Daha kalıcı bir etki bırakması beklenirdi. Faiz paranın kirasıdır, fiyatını belirler. Milli para değer kaybederse faizi yükseltilerek cazibesi artırılıp milli paraya dönüş ve değer kazanımı beklenir. Aynı zamanda etkili bir para politikası aracı olarak faiz artışı karşısında yükselen döviz kurlarının gerileyerek kur geçişkenliği nedeniyle enflasyonu aşağı çekmesi, enflasyon düşüşü ile de faizlerin tekrar geri çekilmesi hedeflenir. Fakat son faiz artırımları bu yönde beklentileri çok da karşılamadı. Bir bakıma ‘atılan taş ürkütülen kurbağaya değmedi’ dense yeridir. Bununla birlikte faiz artırımları olmasaydı ne olurdu diye sorulsa onun da cevabı muhtemelen döviz kurlarının daha yukarıları test edebileceği şeklinde olacaktı.

YERLİ SERMAYE DE İNANMALI
Bu noktada piyasalarda güven ve öngörülebilirlik konusu öne çıkmakla birlikte 24 haziran seçimleri önem kazanıyor. 24 haziran sonrası siyasi tablo netleşirse piyasalara güven gelebilir. Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalır veya Cumhurbaşkanı ve meclis çoğunluğu farklı olursa belirsizlik bir süre daha devam edecek haliyle. Ekonomide sorunlar ve çözüm için yapılacaklar belli. İlk aşamada OHAL’in kalkması yönünde genel bir mutabakat oluşması iyiye işaret. Seçim sonrası Türkiye’yi yönetecek kadroların gerekli hamleleri yapabilmeleri açısından önünde uzun bir görev süresi olacak. Siyasi kaygıların azalmasıyla atılacak doğru adımlara piyasalar da kredi tanıyacaktır. Siyasi gelişmelerin piyasalar üzerindeki etkisini geçtiğimiz günlerde İtalya’da, güven eksikliğini de Arjantin’de gördük. İçerideki tasarruf zayıflığı nedeniyle piyasaların tekrar canlanması yine yabancı sermaye ile olacak. Ancak dışarıya yerli sermaye çıkışlarında da durması lazım. Bu açıdan başbakan yardımcısı Şimşek’in 12 Haziran Salı günü basına yansıyan “isim vermek istemiyorum ama bazı firmalar 3-5 milyar dolara yurt dışından şirket almış” açıklaması kayda değer. Öncelikle yabancı kadar yerli sermayenin inanması gerekecek.

Piyasalar seçimi bekliyor

SIKILAŞTIRMA VE TASARRUF
Geçen hafta açıklanan 2018 yılı ilk çeyrek ekonomik büyümesi ve nisan ayı cari açık verileri beklentilerin üzerinde geldi. Yüzde 7.4’lük büyümenin ithalat ve tüketim ağırlıklı olması, ihracat etkisinin çok zayıf olması temkinli karşılandı. Yüksek faiz ve yüksek kur ile birlikte kredi garanti fonu (KGF) desteği azalacağı için önümüzdeki dönemlerde büyümenin devamlılığı konusunda zaten bir şüphe vardı. Bununla birlikte gerek Maliye Bakanı Naci Ağbal gerekse Başbakan Yardımcısı Şimşek, mali disiplinin korunması adına seçim sonrası kamuda sıkılaştırmadan ve tasarruftan söz ettiler. Seçim vaatlerinin bütçeye ek bir yük getirdiği malum. En büyük yatırımcı, finansör ve işveren devlet olduğuna göre kamudaki daralma doğal olarak ekonomiye de yansıyacak. Türk ekonomisinin yumuşak karnı cari açığın da beklentilerin üzerinde olması faiz artırımlarına rağmen döviz kurlarındaki yükselişini destekleyen nedenlerin başında geliyor. Çünkü yüksek cari açık demek yüksek döviz açığı, kredi ihtiyacı ve dış borçlanma demek. Portföy büyüklüğünü dikkate aldığımızda ciddi pozisyon değişimleri için yabancı yatırımcılar son haftayı beklemezler elbette. Yine de seçim öncesi son işlem haftası olması nedeniyle önümüzdeki hafta pozisyon ayarlamalarına bağlı olarak dalgalı bir piyasa bizi bekliyor.  

Piyasalar seçimi bekliyor

BORSA TUTUNMA ÇABASINDA
BORSADA düşüş trendi devam ediyor. 92.750 ve 90.000 ilk destekler olarak görülürken 90.000 daha önemli. Sonraki destekler 88.000-85.000 seviyelerinde. Tepki alımlarının devamı için 95.500 seviyesinin geçilmesi gerekecek. Sonraki dirençler 98.800-100.000 seviyelerinde bulunuyor. Destek noktalarında görülen tepki alımları direnç seviyelerinde satışla karşılaşabilir.

Piyasalar seçimi bekliyor

DOLAR/TL KURUNDA ÇIKIŞ SÜRÜYOR
TEPKİ çıkışının devamı için 4.80 seviyesinin geçilmesi önemli. Sonraki direnç 4.92 seviyelerinde. 4.60 seviyesinin üzerinde çıkış hareketi gücünü koruyacak. Aksi takdirde sonraki destek noktaları 4.48-4.44 seviyelerinde bulunuyor. Direnç seviyelerinde satış denemeleri görülse de tepki yükselişi etkisini sürdürebilir.

Piyasalar seçimi bekliyor

SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR, YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR.

X

Pandemiyle yeni sınav

Koronavirüsün yeni varyantı piyasaların dengesini değiştirdi. Mutasyon haberleri nedeniyle en çok tepkiyi veren yatırım araçlarından biri borsalar oldu. Brent petrol 80 doların üzerinde seyrederken 70 dolar seviyesine yaklaştı. Bir diğer sert düşüş ise piyasaların yakından takip ettiği ABD 10 yıllık bono faiz oranında oldu.

Piyasalarda geçen haftanın son günü hava değişmeye başladı. İyimserlik yerini daha temkinli bir görünüme bıraktı. Koronavirüsün (COVID-19) B.1.1.529 olarak isimlendirilen yeni bir varyantı nedeniyle kısıtlama haberlerinin gündeme gelmesi piyasaları tekrar bir sınavın eşiğine getirdi. Mutasyon haberi borsaları zirvede yakaladı. Bu açıdan en çok tepki veren yatırım araçlarından biri de borsalar oldu. Borsa İstanbul’da havayolları şirketleri başta olmak üzere sert satışlar görülürken haftanın son günü yüzde 2.35 düşüş gösterdi. Almanya ve ABD borsalarında da düşüş vardı. Petrol fiyatlarında ABD’nin stratejik rezerv satışları ve OPEC’in nasıl tepki vereceği gibi konu başlıklarına ilişkin değerlendirmeler bir anda unutuldu ve bir önceki güne göre yüzde 10 civarında geri çekilme yaşandı. Brent petrol 80 doların üzerinde seyrederken 70 dolar seviyesine yaklaştı. Bir diğer sert düşüş ise piyasaların yakından takip ettiği ABD 10 yıllık bono faiz oranında oldu. Yüzde 1.69 seviyesinden yüzde 1.50’nin altına çekildi. Koronavirüs varyantı piyasalardaki dengeleri bir günde değiştirdi ve bahar havası bozulmaya başladı. Birkaç aydır koronavirüs ile ilgili artan vaka sayıları ve buna bağlı olarak kısıtlama haberleri vardı. Çin, Rusya ve son olarak da Almanya, Hollanda ve Belçika’dan ardı ardına bu yönde haberler geliyordu. Vaka sayısı artsa da vefat sayısı artmayınca piyasalarda bu konuda bir duyarsızlık hakimdi.

POLİTİKA DEĞİŞİR Mİ

Son olarak İngiltere’nin altı Afrika ülkesini, koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında oluşturduğu seyahat listesinde kırmızı listeye alması bir bakıma işaret fişeği gibi oldu. Sorun ciddiyet kazanırken piyasalar bu gelişmeyi borsalar için kâr satışı, petrol ve diğer yatırım araçları için de düzeltme gerekçesi olarak gördü. Bu durumun bir diğer yansıması ABD Merkez Bankası (Fed) para politikasının değişim olasılılıklarını gündeme getirmesiydi. Enflasyon rekoru ve istihdam verilerinin oldukça iyi gelmesi Fed’in 2022 yılında varlık alımlarını bitirip birkaç defa faiz artırabileceği tahminlerini kuvvetlendirmişti. Hatta varlık alımlarının azaltılma kararının verildiği kasım başındaki toplantıda üyeler, Fed’in faiz arttırımı konusunda 2022 yılında beklenenden daha hızlı davranabileceği yönünde görüş bildirmişlerdi. Ancak cuma günü itibariyle piyasalar, yeni koronavirüs varyantı endişeleriyle beraber Fed’in faizleri artırmakta hızlı olmayabileceğini fiyatlamaya başladı. Borsalardaki düşüşler, petrol fiyatındaki ve ABD tahvil faiz oranlarındaki gerilemeler bu beklentinin sonucu. Koronavirüsün ilk günleri olan 2020 yılının mart ayındaki panik havası henüz yok tabi ki. Ama özellikle borsaların bu haberi uzun çıkış trendinin sonunda ve oldukça primli bir noktada karşılaması kâr satışlarının derinlik kazanmasına yol açtı. Önümüzdeki hafta temkinli bir görünüm bizi bekliyor.

KASIM ENFLASYONU BEKLENİYOR

Enflasyon verileri 3 Kasım cuma günü açıklanacak. Döviz kurlarındaki yükselişin ardından kur geçişkenliğine bağlı olarak tahminde bulunmak zorlaştı. Aynı şeyler aralık enflasyonu için de geçerli. Ayrıca akaryakıt zamları yine enflasyon artışına yansıyabilecek gelişmelerden biri. TCMB faiz kararlarının enflasyon ile ilgisi kalmadı. Dış ekonomik gündemde ise cuma günü açıklanacak ABD kasım ayı tarım dışı istihdam verileri yakından izlenecek. Beklenti 563 bin civarında. Önceki 531 bindi. Geçen perşembe günkü ABD haftalık işsizlik başvuruları 199 bin kişi olarak açıklandı ve 1969 yılından bu yana en düşük veri olarak kayda geçti.

EMTİA FİYATLARINDA DÜŞÜŞ VAR

Koronavirüste yeni varyant haberleri sadece petrol fiyatı değil, kısıtlamaların ekonomiyi yavaşlatacağı beklentileriyle tarım, maden, enerji ve sanayi emtia fiyatlarında da düşüşe neden oldu. Altında ise ABD tahvil faiz oranlarındaki düşüş ve biraz da güvenli liman özelliği nedeniyle yükseliş vardı. Henüz çıkışın güç kazandığını söylemek zor, daha çok tepki boyutunda. Dış piyasalarda ABD dolarındaki değer kazanımı ise ivme kaybetti. Dolar Endeksi 97 seviyesine yaklaştıktan sonra 96 seviyesine doğru geri çekilme gösterdi.

DÜŞÜK FAİZ POLİTİKASINA DEVAM MESAJI

Yazının Devamını Oku

Borsada ‘Garanti’li moral’ sürüyor

Geçen hafta Garanti Bankası’nın yüzde 49.85’ine sahip olan İspanyol banka BBVA, bankanın tamamını almak için harekete geçti. Yaşanan bu gelişmelerin ardından Garanti Bankası ve banka hisselerinde sert yükselişler görüldü. Bu satın alma haberi piyasalara güven açısından önem taşırken, borsaya da moral oldu.

Borsa İstanbul’da iyimserlik devam ediyor. Olumlu havanın lokomotifi bankacılık hisseleri oldu. Banka hisselerini taşıyan gelişme ise Garanti Bankası’ndan geldi. İspanyol ana ortak BBVA, Garanti Bankası paylarının tamamı için yaptığı gönüllü pay alım teklifi Garanti Bankası ve banka hisselerinde sert yükselişi beraberinde getirdi. Pay alım teklifi toplam sermayenin yüzde 50.15’ini temsil eden 2.1 milyar adet paya yönelik. Payların tamamının alınması halinde yaklaşık 2.25 milyar Euro’luk bir büyüklük söz konusu. Bu tüm zamanların en geniş kapsamlı geri alım planı olarak kayda geçti. Haberin ardından perşembe günü şirket olaya resmiyet kazandırmak üzere SPK’ya başvurusunu da yaptı. Bilindiği üzere geçtiğimiz günlerde Sabancı Holding yine geniş kapsamlı olarak kendi hissesinde geri alım programı açıklarken, Koç Holding; Yapı Kredi Bankası’nda İtalyan ortak UniCredit’e yüzde 18 payların geri alımı için teklif yapmıştı. Önemli holding ve bankaların ana ortaklarının hisselerinde alım yönünde hareket etmeleri piyasalara güven vermesi açısından önemli ve dikkat çekici bir olay. Bu gelişmeler, son parlak bilanço performanslarının yanında dolar bazında hisselerin geçmiş yıllara göre ucuz kaldığı yönünde haklı yorumları beraberinde getirdi. Dolar bazlı değerlendirmeler Borsa İstanbul (BIST100 Endeksi) için de geçerli. TL grafiklerine göre yükselse de dolar cinsinden grafiklere bakıldığında BIST100 Endeksi’nde düşüş görülüyor. 15 Kasım Pazartesi BIST100 Dolar Endeksi 170 iken cuma günü 154 seviyesinden kapanış yaptı.

FİYAT KAZANÇ ORANLARI

Bir diğer dikkat çeken nokta fiyat kazanç tarafında. BIST100 fiyat kazanç oranı 7.5 seviyesinde bulunuyor. Gelişmiş ve gelişen ülke borsalarına göre ucuz olduğu biliniyor. Tavsiye olarak algılanmamasının altını önemle çizerek belirtmek istersek, öncü banka hisselerinin fiyat kazanç oranları primli haliyle bile 3-5 arasında değişiyor. Lokomotif olarak görülen bazı holding hisselerinde de durum çok farklı değil. Ucuz olması tek başına yeterli değil tabi ki. Fiyatlar makul olabilir. Ancak yeterli talep gelmezse ucuz kalmaya devam ediyor. Garanti Bankası geri alım haberi gelmese idi bu ölçüde bir fiyatlanmanın olması biraz zordu. Para girişi ve talep canlanmasının yanında fiyatlamaya konu edilebilecek hikaye de oluştu. Geçen haftadan önümüzdeki haftaya devreden bakiye, olumlu gelişmelerin belli ölçüde fiyatlandığı hareketli bir borsa görünümü oldu. Cuma günü öncü hisselerde kâr satışları görülürken hareketlilik lokomotif hisselerin dışına kaydı ve daha seçici olmaya başladı. Geçen haftanın dikkat çeken bir diğer tarafı, birbirine alternatif piyasalar olan borsa, döviz ve tahvil faiz oranlarının eş zamanlı yükselmesi oldu. Her yatırım aracının çıkış için kendine göre makul sebepleri var. Zaman zaman kısa süreli bu tür uyumsuzluklar olabiliyor. Olumlu hava korunmakla birlikte daha temkinli bir görünüm öne çıkabilir.

DIŞ PİYASALARDA MEVCUT GÖRÜNÜM KORUNUYOR

Dış borsalarda çıkış trendleri kâr satış denemelerine rağmen devam ediyor. Ekonomik veriler ve üçüncü çeyrek bilançolarının olumlu gelmesi ana etken olarak görülüyor. Ancak ABD Merkez Bankası’nın (Fed) tahvil alımlarının azaltılması operasyonunu ustalıkla başlatması da olumlu havanın devamında etkili oldu. Rekor enflasyon seviyelerine rağmen borsalar sözlü yönlendirmeler ve doğru iletişim ile görünümünü korudu. ABD 10 yıllık bono faiz oranında yükseliş zayıflarken dolardaki değer kazanımı sürüyor. Altının ons fiyatında ise tepki çıkışı zayıfladı ve kazanımlarının bir kısmını geri verdi. Petrol fiyatında dalgalı seyirle düşüş görüldü. Brent petrol ekim ayının ilk haftasından bu yana ilk defa 80 doların altına geriledi. ABD ve Çin’den gelen stratejik rezervlerin kullanılabileceği açıklamalarına Hindistan ve Japonya gibi ülkeler de eklendi. Ayrıca OPEC ve EIA (ABD Enerji Enformasyon İdaresi) petrol piyasasının, arz eksikliğinden arz fazlasına beklenenden daha kısa sürede geçebileceği öngörüleri de fiyatlar üzerinde etkisini gösterdi. Bunlara ek olarak artan Koronavirüs vakaları gündemde öne çıkmaya başladı. Bazen dış borsalarda kâr satış nedeni olarak görülse de piyasalar bu aşamada artan vaka sayıları konusunda çok ciddi bir fiyatlama yapmış değil. Çin ve Rusya’dan sonra Avrupa’da (Hollanda, Almanya, Belçika) vaka artışları kısıtlama dahil bazı önlemleri gündeme getirdi. Cuma günü Borsa İstanbul’da havayolları şirketlerindeki satıcılı seyre karşılık sağlık ve gıda sektörüne ait hisselerdeki primler bu yönde bir hareketlenmenin sinyali olarak değerlendirilebilir. Ancak birkaç günlük hareket ile bunun güç kazandığını söylemek için henüz erken.  

MERKEZ BANKASI BEKLENENİ YAPTI

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), perşembe günkü toplantısında beklendiği üzere gösterge faiz oranı 100 baz puan düşürülerek yüzde 15.00 seviyesine çekti. Toplantı metninde yapılan “Kurul, arz yönlü ve para politikası etki alanı dışındaki faktörlerin fiyat artışları üzerinde oluşturduğu geçici etkilerin 2022 yılının ilk yarısı boyunca da etkisini sürdürmesini beklemektedir. Kurul, bu etkilerin ima ettiği sınırlı alanın kullanımını Aralık ayında tamamlamayı değerlendirecektir” açıklaması aralık toplantısı için de faiz indirim beklentisini güçlendirdi. Faiz indirimi TL’deki değer kaybını hızlandırmış durumda. ABD’li yatırım bankası Goldman Sachs, TCMB’nin Aralık ayında faiz oranını 100 baz puan indirmesini, 2022 yılının 2.Çeyreğinde ise yükseltmesini beklediğini açıkladı. JP Morgan ise Aralık ayı yönlendirmesinin bu yıl bir faiz indirimi tahminine yol açabileceğini ancak TCMB’nin piyasa volatilitesi karşısında kararını değiştirebileceğini belirtti. TCMB’nin faiz indiriminin ardından kamu bankalarının konut kredilerinde indirme gitmesi kayda değer bir gelişme olarak görüldü.  

Yazının Devamını Oku

Enflasyon iyimserliği bozmadı

Pandemi sürecinin aşılması için alınan ekonomik tedbirler, tedarik konusunda yaşanan sıkıntılar, emtia fiyatlarındaki yükseliş ve normalleşmenin hızlanması, enflasyonu beraberinde getirdi. ABD’de son 31 yılın en yüksek enflasyon seviyesi görüldü. Rekor enflasyon verisi borsalardaki olumlu havayı bozmazken, piyasanın genelinde temkinli bir görünüm olduğu söylenebilir.

 

Piyasaların gündemi enflasyon. Sadece piyasalar değil küresel ekonominin derdi enflasyon demek daha doğru olur. Pandemiyle mücadele kapsamında merkez bankaları tarafından piyasalara verilen bolca para, düşük faiz, aşının bulunması ve kısıtlamaların kaldırılmasıyla ekonomik görünümde normalleşme ve artan talep, emtia fiyatlarındaki yükseliş ile tedarik yollarındaki aksaklıklar, enerji ve çip sıkıntılarına bağlı üretim kayıpları gibi etkenler yüksek enflasyon gibi bir sonucu beraberinde getirdi. Geçen hafta açıklanan ekim ABD enflasyon verileri (TÜFE) yüzde 6.2 ile son 31 yılın en yüksek rakamına ulaştı. Rekor ABD ekim enflasyon verilerine rağmen borsalardaki olumlu hava korunuyor. Ancak piyasanın geneli için daha temkinli bir görünümden söz etmek mümkün. ABD tahvil faiz oranları yükselirken ABD doları değer kazandı. Doların euro ve Japon yeni başta olmak üzere altı para birimine karşı değişimini gösteren Dolar Endeksi 95.00 seviyesini geçti. ABD 10 yıllık bono faiz oranı yüzde 1.60 seviyesine yaklaştı. Buna karşın eurodaki değer kaybı ise hızlandı. Çıkış hareketlerinin korunduğu dış borsalarda ise kâr satış denemelerine bağlı olarak ivme kaybı söz konusu.

ÇIKIŞI SINIRLADI

Bilindiği üzere enflasyon altın fiyatını etkileyen başıca parametrelerden biri. Yüksek enflasyon etkisiyle altının ons fiyatında çıkış vardı. 1.850 dolar geçilirken yükselen ABD tahvil faizleri baskı yaptı ve altındaki çıkışı biraz sınırladı. Dolar/TL kurundaki çıkışla ons fiyatındaki yükseliş birlikteliği iç piyasalarda altının gram/TL fiyatını 600 seviyesine taşıdı. Sonuç olarak, ABD enflasyon verisinin piyasalarda bu aşamada çok derin bir etki bırakmadığı söylenebilir. Fakat ABD Merkez Bankası’ndan henüz enflasyon konusunda daha doğrusu enflasyonun para politikası üzerindeki olası etkileri konusunda bir açıklama gelmedi. Merak edilen, erken bir parasal sıkılaştırma veya faiz artırım hamlesi olabilir mi durumu. Bu yönde bir sinyal gelirse piyasaların tepkisi farklı olacaktır. Şimdilik bir işaret yok. Her ne kadar inandırıcılığı zayıflasa da merkez bankalarının enflasyondaki yükselişin geçici olacağı görüşü korunuyor. Bu konudaki netleşme muhtemelen 15 Aralık Fed toplantısında olacak. Fed Başkanı Powell hariç o tarihe kadar yetkililerden gelecek açıklamaların etkisi daha zayıf kalabilir. Dış dünyadaki bu gelişmelerin etkisini iç piyasalar daha yakından dolar/TL kuru üzerinde hissetti ve çift haneye ulaşarak 10 TL’yi test etti. Borsa İstanbul ise dış borsalar gibi sakin karşıladı ve trendini bozmadı.

BORSA İSTANBUL'A YABANCI İLGİSİ ARTIYOR

TCMB’nin açıkladığı verilere göre, 5 Kasım ile biten haftada yabancılar hisse senetlerinde 274 milyon dolar alımda görüldü. Bir önceki hafta da 24 milyon dolar alım yapmışlardı. Borsa İstanbul’da yabancı ilgisinin uzun bir aradan sonra tekrar başlamış olması önemli. Banka hisseleri başta olmak üzere lokomotif hisselerdeki hareketlilik bunun işaretini vermişti. Borsa İstanbul’un bir süredir hem dolar bazlı görünümde hem de fiyat kazanç oranı gibi bilanço değerleme kriterleri açısından ucuz ve primsiz olduğu dillendirilen bir konuydu. Son yaşanan çıkış hareketine rağmen bu görünümün çok fazla değiştiğini söylemek zor. Halen BIST100 fiyat kazanç grafiği ve dolar bazlı grafiklerde BIST100 Endeksi geçmiş yıllardaki zirvelerinden uzak bir konumda görülüyor. Tahvil bonoda ise yabancı yatırımcıların son haftalardaki çıkışın ardından yine 5 Kasım haftasında 37 milyon dolar alım yapmış olmaları dikkate değer bir gelişme. Son aylarda şatış tarafında görülüyorlardı. Yakından takip edilen bankalardaki yabancı para mevduatında kısa bir gerilemenin ardından tekrar yükseliş görüldü ve 428 milyon dolarlık artış ile son hafta 233.3 milyon dolara yükseldi. Döviz kurlarındaki yükselişle rağmen kalıcı bir çözülme görülmüyor. TCMB brüt rezervlerinde ise artış sürüyor. 1.6 milyar dolarlık artış ile 125.4 milyar dolara yükseldi.

MERKEZ BANKASI'NIN KARARI BEKLENİYOR

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 18 Kasım Perşembe günkü faiz kararı önümüzdeki haftanın önemli gündem konuları arasında yer alıyor. Piyasanın beklentisi ağırlıklı olarak 100 baz puanlık indirim ile politika faizinin yüzde 15 seviyesine çekileceği yönünde. Geçmiş yazılarımızda vurguladığımız üzere, TCMB’nin faiz ve para politikası kararlarında enflasyon yerine yeni referans noktası cari denge olarak işaret edilmişti. Eylülde 1.652 milyon dolar cari fazla verildi. Ağustosta da 814 milyon fazla vermişti. Yıllık cari açık 18.4 milyar dolara geriledi. TL’nin değer kaybının da katkısıyla ihracat artışının cari denge üzerinde yansımaları görülmeye devam ediliyor. Piyasa algısı bu yöndeyken Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’dan “Enflasyonun seyri temkinli olmayı gerektiriyor. Hükümetimizin ihracatı desteklemek amacıyla, yüksek döviz kuru hedeflediğine yönelik yorumlar doğru değil. Türkiye dalgalı kur rejimi uygulamaktadır, kurun değeri de piyasada belirlenir” açıklaması geldi. TCMB beklendiği üzere faiz indirimine giderse bunun piyasalar üzerindeki etkileri sınırlı kalabilir.

Yazının Devamını Oku

Borsalar zirvelerde

Pandemi ile birlikte bozulan ekonomik verilerde toparlanma sürüyor. ‘Düşük faiz ve bol para’ ortamının bir süre daha devam etmesi bekleniyor. Borsa İstanbul ve dış borsalarda şirketlerin 3. çeyrek bilançoları yayınlanmaya devam ediyor. Bilanço performanslarının oldukça iyi gelmesi de borsaları destekliyor. Yaşanan bu gelişmelere paralel olarak borsalarda da tarihi zirveler test ediliyor.

ENFLASYON BEKLENTİLERE PARALEL GELDİ

TÜİK tarafından açıklanan ekim enflasyon verileri beklentilere paralel geldi. TÜFE yıllık %19.89, aylık %2.39, çekirdek (C) %16.82, ÜFE yıllık %46.31, aylık % 5.24 olarak açıklandı. TCMB’nin faiz politikasında model değişikliği nedeniyle enflasyon verilerinin faiz kararları üzerinde etkisi beklenmiyor. Bu açıdan piyasalar üzerindeki yansımaları çok sınırlı gerçekleşti. Bilindiği üzere TCMB para politikası kararlarında cari dengeyi referans alacağını açıklamıştı.

ALTIN YATAY SEYREDİYOR

ALTININ ons fiyatında tepki alımları görülse de yatay hareketten kopmakta zorlanıyor. Bir bakıma 1.800 dolar seviyesi eşik gibi oldu. Fed’in son toplantıda faiz artırımı için zamana ihtiyaç olduğu vurgusu altın için önemli bir referans noktası. Bununla birlikte ABD 10 yıllık bono faiz oranı ve ABD dolarının (Dolar Endeksi) son dönemde altın fiyatını etkileyen önemli parametreler. ABD 10 yıllık faiz oranının yüzde 1.50 seviyesinin altına gerilemesiyle ABD dolarındaki değerlenmeye rağmen Cuma günü bir tepki yükselişi görüldü. Ancak henüz güç kazandığını söylemek için erken. İç piyasalarda gram/TL fiyatında ise dolar/TL’deki yükseliş hareketinin etkisiyle çıkış sürüyor. Altının ons fiyatı için 1.834, gram/TL fiyatı için 568 seviyeleri çıkışın devamı için izlenebilecek noktalar. Altındaki son fiyatlamalara bakıldığında “güvenli liman” özelliğinin bu aşamada çok fazla öne çıkarıldığını söylemek zor. Daha çok faiz ve ABD dolarının gölgesinde fiyatlamalar devam ediyor. Uzakdoğu piyasalarının derdi gibi görünen bir bilgi, iflasın eşiğinden dönen emlak şirketi Evergrande ile ilgili yaşanan gelişmelerin ardından Çinli emlak geliştirme şirketi Kaisa Group Holdings’ın Hong Kong Borsası’ndaki işlemlerinin durdurulmasını da dip not olarak vermiş olalım. 

İÇ ve dış piyasalarda olumlu hava sürüyor. Başta ABD ve Almanya başta olmak üzere dış borsalar yeni zirveler denerken Borsa İstanbul Mart/2021 zirvesini test etti. Dış piyasalarda ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı önemli bir gündem ve viraj olarak görülüyordu. Toplantı piyasa beklentilerine uygun sonuçlandı ve sorunsuz aşıldı. Faiz sabit tutulurken kasım ayından itibaren 15 milyar dolar ile varlık alımlarının azaltılması işlemi başlatıldı. Fed Başkan Powell, geçtiğimiz aylarda bu yönde bir hazırlık yapmış, kasım veya aralık gibi tahvil alımlarının azaltılmaya başlanabileceğini vurgulamıştı. Doğru iletişim karşılık buldu ve politika değişimine gardını almış olan piyasalar olumlu tepki verdi. Ayrıca Fed Başkanı Powell’ın toplantı sonrası, enflasyondaki yükselişin geçici olacağını, faiz arttırımı için ise erken olduğunu vurgulaması, tahvil alım işlemlerinin azaltımıyla faiz artışı işleminin ayrı şeyler olduğu vurguları oldukça önemliydi. Para politikası değişiyor ama yumuşak bir geçiş ve faiz arttırımı için sabır telkin edilmesi olumlu havanın devamında etkili oldu. Pandemi sonrası oluşan ve piyasaları bu noktaya taşıyan ‘düşük faiz ve bol para’ ortamının hatırı sayılır süre daha korunması bekleniyor. Ayrıca ekonomik veriler de destekleyici bir rol oynuyor.

HİSSELERE YABANCI İLGİSİ

Yazının Devamını Oku

Borsalar bilançolara sarıldı

Son günlerde 3. çeyrek bilançoları yayınlanmaya devam ediyor. Türkiye’de şimdiye kadar açıklanan banka bilançolarına göre, bankaların kâr artışları enflasyo-nun üzerinde. Bazı sanayi şirketleri için de aynı durum geçerli. Dış piyasalarda da benzer bir durum hakim. Pandemi sonrası görülen toparlanma bilançolara yansırken, piyasaların da bu durumdan olumlu etkilendiği söyleyebiliriz.

PİYASALARDA olumlu hava sürüyor. Beklenti oluşturacak yeni bir gündem oluşmuş değil. Ancak mevcut gündemde olumsuz fiyatlamaya konu olacak kısa dönemli bir gelişme olmaması kayda değer. Bununla birlikte yayınlanmaya devam edilen 3.çeyrek bilançolarındaki olumlu performans iç ve dış piyasalardaki iyimserliği destekleyen bir durum. Türkiye özelinden bahsedecek olursak, banka bilançolarına ayrı bir yer açmak yerinde olacak. Şimdiye kadar açıklanan bilançolarda görülen kâr artışları enflasyonun oldukça üzerinde. Benzer görünüm özellikle otomotiv ve demir çelik olmak üzere birçok sanayi şirketleri bilançoları için de geçerli. Bu durum bir bakıma perşembenin gelişi hesabı Türkiye’nin 3.çeyrek büyümesinin nasıl geleceği konusunda bir sinyal veriyor.

Banka hisselerinin Borsa İstanbul üzerindeki ağırlığı malum. Son günlerde bankacılık hisselerindeki bilançolara bağlı hareketlilik borsanın geneline yansımış durumda. Dış piyasalarda özellikle ABD’de açıklanan bilançolarda genelde iyi bir performanstan söz etmek mümkün. Google’ın ana kuruluşu Alphabet’in geliri, üçüncü çeyrekte yüzde 41 artarak 65.1 milyar dolara çıktı, karı yüzde 68.4 artışla 18.9 milyar dolar oldu. Facebook’un geliri, bu yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 35 artarak 29 milyar dolara yükselirken, net kârı yüzde 17 artışla 9.2 milyar dolara çıktı. ABD’li teknoloji devi Apple’ın son çeyrek geliri yıllık yüzde 29 artışla 83.4 milyar dolara ulaştı. Elektrikli otomobil üreticisi Tesla’nın karı, üçüncü çeyrekte 1.6 milyar dolara, geliri ise 13.8 milyar dolara ulaşarak rekor kaydetti. Pandemi sonrası küresel ekonomideki toparlanmanın şirket bilançolarına yansımaları böyle olunca piyasalar da bu durumdan payına düşeni alıyor.

OLUMLU HAVAYI DESTEKLİYOR

Bilançolar dışında Borsa İstanbul’un dolar bazında ve fiyat kazanç gibi kriterler açısından dışarıya göre ucuz kaldığı yönündeki değerlendirmeler, TCMB faiz indirimine bazı bankaların kredi faiz düşüşü ile katılmaları ve dış piyasalardaki iyimserlik içerideki olumlu havayı destekliyor. Bu noktada döviz kurlarına parantez açmak gerekecek. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz indirim hamlesinin ardından döviz kurlarında başlayan yükseliş devam ediyor.

Döviz kurlarındaki yükselişe Borsa İstanbul duyarsızlaştı. Geçtiğimiz günlerde aksi bir görünüm ve kur yükselişine bağlı bir baskı söz konusuydu. Dış borsalarda ise çıkış trendleri sürüyor. ABD borsalarında yeni zirveler oluştu. Ancak ABD Merkez Bankası’nın 2-3 Kasım toplantısı ve tahvil alımlarının seyri konusundaki karar bekleniyor. Kasım ve aralık gibi varlık alımlarının azaltılma kararının verilebileceği ve 2022 ortasına doğru sürecin tamamlanabileceği birinci ağızdan bizzat Fed Başkanı Powell tarafından açıklanmıştı. Bu açıdan piyasalar olası bu gelişmeye hazırlıklı denebilir. İçeride enflasyon, dışarıda Fed ve OPEC toplantısı gibi önemli gündemler beklenmekle birlikte bardağın dolu tarafını görme eğilimindeki piyasalarda iyimserlik korunuyor.

TCMB ENFLASYON HEDEFİNİ YÜKSELTTİ

TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu, enflasyon raporu sunumunda TCMB’nin 2021 sonu enflasyon tahmininin yüzde 14.1’den yüzde 18.4’e yükseltildiğini açıkladı. TCMB, bu yıla yüzde 5 hedefiyle başlamış, daha sonra tahminler yüzde 9.4’e, sonra 12.2’ye son olarak da 14.1 seviyesine çekmişti. Faiz kararlarında önce tüketici enflasyonu (TÜFE), sonra çekirdek enflasyon baz alınmış, son olarak da parasal sıkılaştırmadan gevşek para politikasına geçilmişti. Fakat yeni referans noktası cari denge oldu ve cari açık azaldığında kur ile enflasyon üzerinde denge sağlanacağı beklentisi öne çıkarıldı. Bu açıdan 3 Kasım Çarşamba günü TÜİK tarafından açıklanacak ekim enflasyon verilerinin TCMB faiz kararı üzerinde etkisi olması artık zor. Enflasyonda ekim ayı beklentisi yüzde 2.60, yıllık yüzde 20.0020.50 civarlarında. TCMB’nin faiz indirimleriyle eksi faiz politikası devam ediyor. (TÜFE yüzde 19.58, çekirdek enflasyon yüzde 16.98, TCMB gösterge faizi yüzde 16.00) Yeni çapa olarak belirlenen cari dengenin kur ve enflasyon üzerindeki etkilerini zamanla bekleyip göreceğiz. Gerçi geçtiğimiz yıllara bakıldığında bu yöndeki gerçekleşmeler az çok bir fikir veriyor. Düşük faiz, zayıf TL ve artan ihracat ve büyüme hedeflenmiş görülüyor. Fakat ihracatın ithalata bağımlığı ve büyüme arttığında cari açığın da yükselmesi olasılığı gibi sonuçları da dikkate almak gerekecek. Bu arada Türkiye’nin yer aldığı gelişen ülke merkez bankalarından faiz artırım haberleri gelmeye devam ediyor. Rusya’nın ardından son olarak Brezilya Merkez Bankası, enflasyon riski nedeniyle yaklaşık 20 yılın en büyük faiz artışını gerçekleştirdi ve banka, gösterge faizi 150 baz puan artırarak yüzde 7.75 seviyesine yükseltti. Toplantı sonrası yapılan açıklamada, yılın son toplantısında aynı büyüklükte bir faiz artırımının uygun olacağını sinyalini verdiler. Dış dünyada parasal sıkılaştırma politikaları iyice benimsenmiş görülüyor.

Yazının Devamını Oku

Piyasalarda toplu yükseliş

Birbirine alternatif olan piyasalarda genelde benzer hareketler görülmez. Örneğin döviz, faiz yükselirken borsaların düşmesi olağan karşılanır. Ancak geçen hafta tam tersi bir durum yaşandı. Birbirine alternatif olan piyasalarda toplu yükseliş görüldü. Geçen haftanın bir diğer önemli gündem maddesi ise Merkez Bankası’nın faiz kararı oldu. Dışarıda ise zayıf gündem ve hareketsiz bir piyasa görünümü vardı.

Piyasalarda yoğun gündem ile birlikte dalgalı bir seyir var. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) toplantısı ve faiz kararı nedeniyle iç piyasalarda hem sermaye hem de para piyasaları oldukça hareketliydi. Birbirine alternatif olan piyasaların eş zamanlı ve aynı yönde hareketi işleyiş gereği olağan bir seyir değil. Ancak bazen bu tür uyumsuzluklar olabiliyor. Daha sonra olağan seyrine dönüyor. Olağan seyirden kasıt, borsa yükselirken döviz kurları ve piyasa faiz oranlarının geri çekilmesi veya döviz, faiz yükselirken borsaların düşmesi durumu. Dış piyasalarda ise daha zayıf gündem ve hareketsiz bir piyasa görünümünden söz etmek mümkün. Dış dünya 2-3 Kasım’daki ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı ve tahvil azatlım kararını bekliyor. Beklenti, kasım toplantısıyla veya en geç aralık gibi bu işlemin başlaması yönünde. Fed Başkanı Powell son toplantıda bu sinyali vermişti. Cuma günü basında haber olarak geçen açıklamasında da “Fed 2022 ortasına kadar varlık alımlarını azaltmayı tamamlama yolunda” diyerek bir bakıma bunu teyit etti. Powell ayrıca “ekonomik toparlanmanın çok dengesiz olduğunu ve enflasyonun beklenenden daha kalıcı olabileceği” vurgusunu da yaptı. Kasım toplantısında bu yönde bir karar çıkarsa çok sürpriz olmayacak. Çünkü bu mesajlar bir süredir veriliyor.

FED’E KARŞI HAMLE

Türkiye’nin de dahil olduğu gelişen ülkelerin merkez bankaları ardı ardına faiz arttırım kararları alıyor. Son olarak Rusya Merkez Bankası art arda altıncı kez faiz arttırımına giderek faizi yüzde 7.25 seviyesine yükseltti. Brezilya, Meksika, Macaristan gibi bir çok ülke yine birkaç kez ardı ardına faiz arttırımı yapmıştı. Kaygı, enflasyon ve Fed’in para musluklarını kısmaya başlaması olasılığına karşı gardını alma durumu. Yani Fed, parayı kısıp ardından faiz arttırımına giderse ABD tahvil faiz oranlarının yükselip ABD dolarındaki değerlenmesi beklentisi. Bu şartlarda doların anavatanına dönme olasılığına karşı tedbir alıyorlar. Rusya’nın faiz arttırımında bu ölçüde aceleci davranması biraz da yadırganan bir durum olarak dikkat çekti. Dış ödemeler dengesi cari fazla veriyor. (Cari Denge/GSYH %+2.4) Ayrıca ihracatının önemli bir bölümü doğalgaz ve petrol. Her ikisinin fiyatı da yükselişte ve gelir kaynakları artıyor. Dış piyasaların yakından takip ettiği önemli referans noktalarından biri ABD 10 yıllık bono faiz oranı. Yükseliş eğilimi korunmakla birlikte çıkışın devamı açısından yüzde 1.70-1.77 seviyelerinin geçilmesi önemli olacak. İç piyasaların dalgalı seyrine karşılık dış piyasalar da rahat değil. Fed toplantısını bekliyor. Toplantı sonuçlarına göre belki sakin seyir sürecek. Veya oralarda da volatilite artacak. Belki de fırtına öncesi sessizlik hali. Bu aşamada birşey söylemek için erken. Bekleyip göreceğiz. Hali hazırda dış borsalarda iyimserlik korunuyor. Ancak diğer yatırım araçları ve piyasaların geneli için daha temkinli bir görünümden söz etmek mümkün. 

TCMB’DE FAİZ İNDİRİMİ SÜRÜYOR

TCMB perşembe günkü toplantısında gösterge faiz oranını 2.00 puan düşürerek yüzde 16 seviyesine çekti. Beklentiler 0.50-1.00 puan düşürülmesi yönündeydi. Yüksek kur, enflasyon ve dış koşullar nedeniyle faiz değişimi beklemeyenler de vardı. Yeni faiz oranı TÜFE ve çekirdek enflasyonun altında bir seviyede. Ancak toplantı metninde; Arz yönlü arızi unsurlardan kaynaklı olarak politika faizinde yapılan aşağı yönlü düzeltme için yılsonuna kadar sınırlı bir alan kaldığı Kurul tarafından değerlendirilmiştir” açıklaması yapıldı. Bundan sonraki toplantılar için daha düşük indirim olasılığı veya son yapılan için önden yüklemeli faiz indirimi izlenimi verildi. Eylül toplantısında, faiz indirimi ve toplantı metninden ‘parasal sıkılaştırma’ ifadesinin kaldırılarak model değişikliğine gittiğini bir bakıma ilan etmişti. Bu açıdan faiz kararlarının enflasyon ile pek illiyet bağı kalmamış, TL’nin değer kaybıyla birlikte rekabetçi kur ve cari fazla yeni hedef olarak belirlenmişti. Enflasyon yerine büyümeye öncelik verilmekle birlikte oluşacak cari fazlanın kurları ve enflasyonu aşağı çekilmesi gibi bir politika öne çıkarılmış görülüyor. Dış dünyada artan enflasyon kaygıları ve parasal genişlemenin sonuna yaklaşıldığı varsayımları bu politikanın başarıya ulaşmasına ne ölçüde izin verecek bunu zamanla bekleyip göreceğiz. TCMB’nin faiz indiriminin iç piyasalara ilk önemli yansımaları döviz kurları üzerinde hissedildi. Döviz kurlarında yeni zirveler oluşurken uzun vadeli tahvil faiz oranlarında (piyasa) yükseliş görüldü. Borsa İstanbul’da da yükseliş vardı. Bu arada borsa için ‘dolar bazında ucuzladı’ sözü çokça duyuldu. Sadece dolar bazında değil, fiyat kazanç oranı gibi bilanço değerleme kriterlerine göre de dış borsalara göre ucuz diye eklemek yerinde olacak. Ama uzun süredir bu görünüm vardı. Yani yeni bir şey değil. Ama alıcıların döviz kurlarındaki yükselişi işaret fişeği gibi görüp harekete geçmeleri hisse senetlerini hareketlendirmesi borsa yatırımcılarını sevindirdi. İşlem hacminin de yükselmesi katılımın arttığını gösteriyor.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın derdi ‘enflasyon’

Pandemi sonrası küresel ekonomi toparlanmaya devam ediyor. Salgınla birlikte ekonomileri desteklemek adına piyasaya verilen para bollaştı. Aşının bulunması ve kısıtlamaların kaldırılmasıyla talep artışı yaşandı. Ancak talep artışına enerji emtialarında yaşanan üretim yetersizliği ve tedarik sorunları da eklenince tüm dünyada enflasyon yükseldi.

PİYASALARDA yön ve denge arayışı devam ediyor. Dış borsalarda toparlanma görülürken diğer yatırım araçlarında bir kararsızlık ve dalgalı seyirden söz etmek mümkün. Eş zamanlı birçok gelişme iç içe geçmiş durumda. Pandemi ile birlikte ekonomiye destek için piyasaya salınan bol para, aşının bulunmasıyla kısıtlamaların kaldırılması ve sonrasında ekonomilerdeki ciddi toparlanma ve varlık fiyatlarındaki yükseliş, artan talebe uyum sağlayamayan enerji emtialarındaki üretim yetersizliği ve tedarik sorunlarına bağlı olarak enflasyon kapıya dayandı. Bu durum ekonomi yönetimlerini, dahası merkez bankalarını önemli bir kararın eşiğine getirdi. Karar vericiler, enflasyona göz yumarak ekonomideki büyümeye bir süre daha yol verecekler veya artan enflasyon kaygılarıyla birlikte parasal sıkılaştırmaya gidip daraltıcı politikalara yönelecekler ve ekonomide soğutma çalışmalarına başlayacaklar. Bu arada stagflasyon (ekonomik durgunlukla yüksek enflasyonunun eş zamanlı görülmesi) tartışmaları da sürüyor. ABD Merkez Bankası (Fed) başta olmak üzere öncü merkez bankalarının niyetleri aslında belli. Erken veya geç kalmak gibi bir ikilem ile birlikte daha çok zamanlama konusunda bir tereddüt var. Fed yetkilileri ve bölge başkanlarının açıklamalarına bakıldığında tam bir görüş birliğinden söz etmek zor. Farklı görüşler mevcut.

ENERJİ FİYATLARI ARTIYOR

Erken bir sıkılaştırma ekonomik toparlanmaya zarar verirken geç kalınması durumunda enflasyonun kontrolden çıkması gibi riskler mevcut. Hele şu sıralar maliyet enflasyonu açısından oldukça önemli görülen doğalgaz, petrol ve kömür fiyatlarında yükselişler sürerken. Bu açıdan Fed’in kasım veya aralık aylarında tahvil alımlarının azaltımına başlaması öngörülüyor. Geçen hafta açıklanan Fed tutanaklarında bu durum açıkça dillendirilmiş. Eğer Fed bu yönde bir adım atarsa Avrupa ve diğer gelişmiş ülke merkez bankaları onu takip edecek. Rusya ve Brezilya başta olmak üzere Türkiye’nin de dahil olduğu gelişen ülkeler kategorisinde birçok ülke faiz artışına başladı bile. Hatta birkaç kez üst üste faiz arttırımı yaptılar. Türkiye’de ise durum biraz farklı. TCMB geçen ay bir puanlık faiz indirimine gitti. Önümüzdeki hafta tekrar faiz indiriminin gelip gelmeyeceği tartışılıyor. Piyasaların seyri merkez bankaları para politikaları kararlarıyla oldukça ilintili. Geçen hafta ABD eylül tüketici enflasyonu (TÜFE) yüzde 5.4 ile beklentilerin biraz üzerinde geldi. Bu rakam 2008 haziran ayındaki yüzde 5.6 seviyesinden bu yana en yüksek seviye. Bu durum tahvil alımlarının azaltılması kararı açısından 2-3 Kasım Fed toplantısını daha önemli hale getirdi. Yükselen enflasyona rağmen ABD başta olmak üzere dış borsalardaki yükselişi açıklanan 3.çeyrek bilançolarının beklentilerden iyi gelmesi ve ekonomik verilerdeki olumlu görünüme bağlamak yerinde olacak.

MERKEZ TOPLANTISI BEKLENİYOR

İÇ ekonomik gündem perşembe günkü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) toplantısına odaklandı. Geçen hafta yapılan atama ve görev değişikliklerinin ardından faiz indiriminin devamı yönünde artan bir piyasa algısı ve fiyatlaması söz konusu. Ancak döviz kurlarındaki yükseliş, ayrıca kur geçişkenliğine bağlı olarak artan enflasyon kaygıları ve dış dünyadaki parasal sıkılaştırma hazırlıkları da önemli. Bu durumun karar noktasında dikkate alınması olağan bir gelişme olacaktır. Diğer yandan, enflasyonun altında faiz uygulamasının (eksi faiz) olumsuz sonuçları daha önce tecrübe edilmiş bir konu. Bu yönden bakılınca faiz kararının pas geçilmesi olası görülüyor. Ancak eylül toplantısıyla birlikte TCMB sıkı para politikasından gevşek modele geçmişti. Bu eğilim sürüyor ise faiz indirimlerinin devamı da mümkün olabilir. Bize göre birinci şık daha olası görülse de yine de 21 Ekim Perşembe günü saat 14.00’deki kararı görmek yerinde olacak. Diğer gündem konuları arasında 22 Ekim Cuma günü açıklanacak S&P’nin Türkiye değerlendirmeleri var. Kredi notunda ve görünümde değişim beklenmiyor. Ayrıca Borsa İstanbul’da 3. çeyrek bilançoları beklenmeye başlandı.    

Yazının Devamını Oku

Putin 'gaz' aldı

Son günlerde dünyanın gündeminde enerji fiyatları var. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de geçen hafta bir açıklama yaparak, “Avrupa’ya doğalgaz ihracatını arttıracaklarını ve küresel enerji piyasalarını istikrara kavuşturmaya yardım etmeye hazır olduklarını” söyledi. Bu açıklama ile doğalgaz fiyatlarında düşüş görüldü. Ancak sonrasında etki azaldı, fiyatlar yeniden yükselişe geçti.

Enerji fiyatlarında (petrol, doğalgaz) çıkış trendleri son yılların en yüksek seviyelerine ulaştı. Ancak Rusya Devlet Başkanı Putin, “Avrupa’ya doğalgaz ihracatını arttıracakları ve küresel enerji piyasalarını istikrara kavuşturmaya yardım etmeye hazır olduklarını” açıklayınca doğalgaz fiyatlarında sert düşüş görülmüş, bu durum petrol fiyatlarını da etkilemişti. Fakat Putin etkisi halen hissedilmekle birlikte zayıfladı, fiyatlarda tekrar toparlanma başladı. Putin doğalgaz fiyatlarının biraz ‘gazını’ almış oldu. ABD Enerji Bakanı Jennifer Granholm “ABD hükümetinin stratejik petrol rezervlerinin fiyatları düşürmek için kullanılabileceğini” açıklamıştı. Fakat bu açıklama, bizzat enerji bakanlığı tarafından stratejik rezervlerini şimdilik kullanmayı planlamadıkları şeklinde düzeltilince gerileyen petrol fiyatları tekrar yükselişe geçti. Enerji fiyatları soluklansa da çıkış hareketleri korunuyor. Talep durumu, arz ve tedarik sorunları, yaklaşan kış fiyatların çok aşağılara gelmesine pek izin verecek gibi görünmüyor. Enerji fiyatları yüksek kaldıkça da piyasalar üzerindeki enflasyon baskısının devamı olasıdır.

TOPARLANMA SİNYALLERİ

Piyasalarda dalgalı seyirle birlikte yön arayışı öne çıkmış durumda. Borsalarda düşüşler tepki alımlarıyla karşılaşırken yükseliş denemeleri zayıf kaldı. Açıklanan ekonomik verilerin farklı yönde sinyal vermesi veya birbirini teyit etmemesi bu görünüme neden olan gelişmelerin başında geliyor. Geçtiğimiz haftalarda ekonomik veriler zayıf gelirken, son gelen veriler ekonomide toparlanmanın korunduğu yönünde sinyaller veriyor. ABD ve Euro Bölgesi’nde açıklanan PMI verileri, ABD’de tekrar düşmeye başlayan haftalık işsizlik başvuruları beklentilere göre daha olumlu gelirken cuma günü açıklanan ABD eylül ayı tarım dışı istihdam artışı beklentilerin oldukça altında kaldı. 500 bin bekleniyordu 194 bin geldi. Geçen ay 235 bin idi. Buna karşılık işsizlik oranı yüzde 4.8 olarak gerçekleşti (beklenti %5.1, önceki %5.2). Aylık ortalama kazançlar beklentileri karşılarken, işgücüne katılım hafif geriledi. İstihdamdaki düşüş biraz da işgücündeki gerileme ile ilişkilendirildi. Bu açıdan verinin toplamda piyasalar üzerinde olumlu ancak sınırlı bir etki yaptığı söylenebilir. Bu verinin ABD Merkez Bankası’nın (Fed) kasım toplantısında tahvil alımlarının seyri konusundaki karara olası etkileri biraz tartışmaya açık. Diğer yandan 13 Ekim Çarşamba günü açıklanacak ABD enflasyon (TÜFE) verisine bakılacak haliyle. TÜFE için beklenti yüzde 5.3 civarında. Geçen ay yine yüzde 5.3 idi. Enflasyon bu seviyelerde çıkarsa istihdam verisi gibi Fed kararı için belirgin bir görüş verilmiş olmayacak. Fed yetkilileri enflasyondaki yükseliş için ‘geçici’ ifadesini kullanmaya devam ediyor. Aynı söylemler Avrupa Merkez Bankası Başkanı Lagarde için de geçerli. Fed’in tahvil alımlarının azaltılması kararı için Başkan Powell her ne kadar 2-3 Kasım tarihindeki toplantıyı işaret etse de bir erteleme ve görüş değişikliği sürpriz olmaz. Bu durumda piyasaların yaklaşımı ve tepkisi farklı olacaktır. Ancak yine de Fed toplantısını ve yetkililerden gelecek açıklamaları yakından izlemekte yarar var. Piyasalarda dalgalı seyirle birlikte kararsız görünüm korunuyor.

BORSADA İLK DESTEK 1.385 SEVİYELERİNDE

Borsada sert satışların ardından destek seviyelerinde tepki alımları görüldü. Ancak tepki çıkışının güç kazandığını söylemek için erken. İlk destekler 1.385 ve 1.375-1.370 seviyelerinde. İlk dirençler ise 1.410-1.417 seviyelerinde. Tepki çıkışının devamı için bu seviyelerin geçilmesi gerekecek. Bu durumda sonraki dirençler 1.430 ve 1.450 seviyelerinde. Endekste görülen tepki yükselişinin direnç seviyelerinde satışla karşılaşma olasılığı yüksek.

DOLAR/TL’DE YENİ ZİRVELER OLUŞUYOR

Dolar/TL kurunda yükseliş yeni zirve denemeleriyle birlikte sürüyor. İlk destekler 8.90-8.88 seviyelerinde görülürken sonraki destek noktaları 8.84-8.82 ve 8.76 seviyelerinde. İlk dirençler ise 8.97-9.00 seviyelerinde görülüyor. Bu seviyelerde kâr satışları görülebilir. 9.00 seviyesinin üzerinde kalınması durumunda ise sonraki dirençler 9.10 ve 9.17-9.20 seviyelerinde bulunuyor. 9.00 seviyesini geçemeyen çıkış denemeleri kâr satışlarıyla karşılaşabilir.

 

Yazının Devamını Oku

Enerji fiyatlarında global yükseliş

Gıda fiyatlarından sonra gündeme enerji fiyatlarındaki artışlar yerleşti. Piyasaların tanımladığı şekliyle ‘enerji krizi’ demek daha doğru olsa gerek.

Gıda ve enerji üzerinden hareketle enflasyonda bu dönem arz kaynaklı gelişmeler öne çıktı. Pandemi sonrası küresel ekonomideki büyüme ve artan talep, enerji ihtiyacını canlandırdı. Talep artışının petrol ve doğalgaz fiyatlarına etkileri tartışılırken, bu defa enerji arzında sıkıntılar baş gösterdi. Buna bağlı olarak petrol, doğalgaz ve kömür fiyatlarındaki yükselişler ivme kazandı. Ayrıca bazı ülkelerin enerji güvenliği kaygılarıyla fazladan alım yaptığı haberleri de gelmeye başladı. Dış piyasalarda kömürde yıllık artış yüzde 260 seviyesini bulurken, doğalgazda yılbaşından bu yana yüzde 135, petrolde (brent) ise yaklaşık yüzde 60 fiyat artışları görüldü. Pandemi süresince enerji üretimindeki kesintilere tedarik yollarındaki maliyet artışı ve sorunlar da eklendi. Ayrıca stoklarda azalmalar görüldü. ABD haftalık ham petrol stokları geçtiğimiz beş haftalık dönemin dördünde düşüş gösterdi. Doğalgazdaki aşırı fiyat artışı elektrik üretimi için petrole daha fazla ağırlık verilmesi nedeniyle petrol fiyatındaki yükselişe katkı yaptı.



İSTİHDAM VE ENFLASYON

Buna ek olarak pazartesi günü yapılan OPEC+ toplantısında günlük 400 bin varil artış kararına sadık kalınması fiyatı biraz daha yükseltti. Enerji fiyatlarındaki sorun talepteki artıştan çok arz yönüne yani maliyet tarafına kaymış görülüyor. Tedarik sorunlarının kısa vadede çözümü pek mümkün görülmemekle birlikte yaklaşan kış nedeniyle enerji fiyatları bir süre daha gündemde kalacak gibi görünüyor. Enerji fiyatları enflasyondaki yükselişe katkı vermesi yönüyle para ve sermaye piyasaları üzerinde baskıya neden olmuş durumda. ABD Merkez Bankası’nın tahvil alımlarının azaltılması konusunda karar verirken öncelikle baktığı iki önemli veri bilindiği üzere istihdam ve enflasyon. Bu açıdan yükselen enflasyon, merkez bankalarının para politikalarını daraltıcı yönde etkileyecek bir gelişme. Para musluklarının kısılması doğal olarak piyasaların arzu edeceği bir gelişme değil.

TÜRKİYE’YE YANSIMALARI

Yazının Devamını Oku

Gıda ve enerji fiyatları dünyanın gündeminde

Geçen hafta açıklanan ABD haftalık işsizlik başvuruları 3 haftadır yükseliyor. Bu durum ekonomideki yavaşlama sinyallerini arttırıyor. Dünyada yükselen gıda ve enerji emtialarındaki fiyat artışları da enflasyon konusunda tedirginlik yaratıyor.

Piyasalar dalgalı seyir izlerken borsalarda zayıflama sinyalleri öne çıkmaya başladı. ABD ve Almanya borsalarında kâr satışlarıyla birlikte önemli destek noktaları test ediliyor. Bu durum Borsa İstanbul’a da baskı yapmaya başladı. Ekonomik veriler yakından izleniyor. Özellikle 8 Ekim Cuma günü açıklanacak ABD eylül tarım dışı istihdam verilerine ayrı bir yer açmak gerekecek. ABD Merkez Bankası (Fed) para politikası için istihdam ve enflasyon öncelikli veriler arasında yer alır. Eylül tarım dışı istihdam artışı 500 bin bekleniyor. Geçen ay 700 bin civarında beklenirken 235 bin gerçekleşmişti. Ağustos enflasyonu ise yüzde 5.3 olarak açıklanmıştı. Fed toplantısı 2-3 Kasım tarihlerinde. Geçen hafta açıklanan ABD haftalık işsizlik başvuruları art arda üç haftadır yükselirken küresel ekonomide enflasyon kaygıları artıyor. Almanya’da enflasyon verileri (TÜFE) rekor kırarak yüzde 4.1 oldu. Fed Başkanı Powell’ın geçen haftaki “Enflasyonun hala hafiflemesini bekliyoruz, gelecek yılın ilk yarısında enflasyonda biraz rahatlama bekliyoruz, tam istihdamdan çok uzaktayız” açıklamaları oldukça dikkat çekici. Enflasyondaki “geçici” ifadesinin artık inandırıcılığı zayıflamaya başladı. Özellikle gıda ve enerji emtialarındaki (doğalgaz, petrol) fiyat artışları enflasyon ateşini biraz daha harlamış görülüyor. Bunlara ek olarak ABD tarım dışı istihdamı beklentileri aşarsa tahvil alımlarının azaltılması olasılığı artar. Zaten Fed Başkanı kasım ayını işaret etmişti. Fakat son dönem açıklanan ekonomik verilerdeki zayıflama ile istihdamın beklentilerin altında kalması durumu birleşirse bu defa varlık alımlarının azaltımı olasılığı tartışılmaya açılır. Diğer yandan ABD 10 yıllık bono faiz oranı sert yükseliş sonrası tekrar yüzde 1.50 seviyesinin altına gerilerken ABD dolarındaki değerlenme biraz ivme kaybetmeye başladı. Bu durum son günlerde düşüş eğiliminde olan altının ons fiyatını destekledi ve tepki alımlarını beraberinde getirdi. Bu aşamada dış piyasalar için temkinli bir görünümden söz edilebilir.

ENERJİ KRİZİ SÜRÜYOR

Enerji krizi ve enerji fiyatları gündemde ilk sıralarda yer alıyor. Maliyet enflasyonu (arz) açısından oldukça önemli görülen doğalgaz ve petrol fiyatlarındaki yükseliş hareketi korunmakla birlikte biraz ivme kaybetmeye başladı. Enerji krizi daha çok İngiltere ve Çin ile anılıyordu. Ancak artan doğalgaz ve elektrik fiyatlarının Avrupa’nın en büyük, dünyanın ikinci büyük gıda ihracatçısı Hollanda’da seraların küçülmesine veya kapanmasına yol açtığı bildiriliyor. Hatırlanırsa elektrik kesintileri nedeniyle Çin’de Apple ve Tesla’nın da bulunduğu bir çok fabrika üretimi durdurmuştu. Pandemi sonrası ekonomideki canlanma ile artan talebe arz artışının uyum sağlayamaması temel olarak görülürken yaklaşan kış nedeniyle sorunun kısa sürede çözümü biraz zor görülüyor.

EYLÜL ENFLASYONU YARIN AÇIKLANIYOR

Türkiye’nin eylül enflasyonu yarın açıklanacak. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) için tahminler aylıkta yüzde 1.25-1.35, yıllıkta 19.50-19.70 seviyelerinde. TCMB’nin çekirdek ve beklenen enflasyonu baz alarak faiz indirimine gitmesi sonrası TÜFE kadar çekirdek enflasyon da yakından izlenecek. Yükselen enflasyona rağmen sıkı para politikasını değiştiren TCMB için önümüzdeki toplantılarda faiz indirim beklentileri korunuyor. Bu açıdan bakınca faiz kararları için enflasyon eskisi kadar referans olma özelliği taşımıyor. Buna bağlı olarak enflasyonun beklentilerden yüksek veya düşük gelmesi piyasalar üzerinde öncekilere nazaran daha derin etkiler bırakmayabilir. Geçtiğimiz yazılarımızda yer verdiğimiz görüşü tekrarlayacak olursak, faiz düşüşü ile TL’nin değer kaybı ve bunun ihracat ve büyüme üzerindeki etkileri daha çok benimsenmiş durumda. Kur artışının ithalat kısıcı ve cari açığı azaltıcı yönde etkileri var. Ancak ağırlıklı olarak ara mal ithalatına dayalı yapı nedeniyle Türkiye için bunun ne ölçüde işlerlik kazanacağı tartışılır.

BRÜT REZERVLER 122 MİLYAR DOLAR

TCMB’nin açıkladığı yurtdışı yerleşiklerin haftalık tahvil bono ve hisse senetleri istatistikleri yakından izlenen veriler arasında. TCMB’nin faiz indirimi yaptığı 24 Eylül haftasında yabancılar tahvil bonoda 415 milyon dolar satış yaptı. Bu rakam son altı ayın en büyük satışı olarak görüldü. Hisse senetlerinde ise 35 milyon dolar alımdalar. Bu veriler yabancı yatırımcıların faiz kararına ilişkin bir sinyal olarak kabul edilebilir. Ancak henüz ciddi bir pozisyon değişikliği yapıyorlar, tahvil satıp hisseye yöneldiler demek için oldukça erken. Hisse senetlerinde ise yabancı payı düşüş eğiliminde, yüzde 42’nin altına geriledi. Diğer yandan 24 Eylül ile biten haftada TCMB brüt rezervleri, 120.7 milyar dolardan 122 milyar dolara yükselirken bankalardaki yurtiçi yerliklerin yabancı para mevduatı 2 milyar dolara yakın gerileyerek 235 milyar dolar çekildi.

BORSADA DESTEKLER İZLENİYOR

Yazının Devamını Oku

Fed’in ayağı frende

Geçen hafta merkez bankalarının kararları takip edildi. ABD Merkez Bankası (Fed), beklentilere paralel olarak faizi değiştirmedi. Kararın ardından Fed Başkanı Powell’ın açıklamalarına odaklanıldı. Tahvil alımları konusunda yol haritası şekillendi. Fed üyelerinin çoğunluğunun beklentisi 2022 sonuna doğru faiz arttırımı yönünde oldu. Bu bakımdan Fed’in ayağını fren pedalına koyduğunu ancak henüz frene basmadığını söyleyebiliriz.

Piyasalarda geçen hafta merkez bankası kararları öne çıktı. ABD Merkez Bankası (Fed), geçen çarşamba günkü toplantısında beklendiği üzere faiz değişimine gitmedi. Toplantı sonrası yapılan açıklamalarda 2021 yılı için enflasyon hedefi yukarı, işsizlik beklentisi aşağı yönlü revize edildi. Enflasyondaki yukarı yönlü revize bir yönü ile Fed yetkilerinin bir süredir dillendirdiği “enflasyondaki yükselişin geçici olduğu” beklentileriyle çelişti. Ama bunun üzerinde pek durulmazken, Fed Başkanı Powell’ın açıklamalarına odaklanıldı. Merak edilen konu tahvil alımlarının seyriydi. Bu yönde ileriye yönelik bir yol haritası şekillenirken tahvil alımlarının azaltılmasının faiz arttırımı anlamına gelmeyeceği vurgusu tekrarlandı. Yapılan açıklamalardan kasım toplantısında kararın verileceği ve 2022 ortasında ise sürecin tamamlanacağı şeklinde bir takvim ortaya çıktı. Fed üyelerinin çoğunluğu 2022 sonuna doğru faiz arttırımı bekliyor. Bir bakıma Fed ayağını fren pedalına koydu ancak henüz frene basmadı. Ne zaman frene dokunulacağı kasımda belli olacak. Karar noktasında istihdam ve enflasyon gibi ekonomik verilerin seyrine bakılacak.

ALTINDA DÜŞÜŞ

Dış borsaların bu beklentiye tepkisi yükseliş yönünde olurken ABD dolarında değerlenme, ABD 10 yıllık bono faizinde yükseliş ve bu gelişmelere bağlı olarak altın fiyatında düşüş görüldü. Fed’in bu kararı alması dış finansman ihtiyacındaki Türkiye’nin de dahil olduğu gelişen piyasalar açısından iyi bir haber olmayacak. Bir süredir aynı ligde bulunduğumuz bazı ülkeler Fed politika değişimine karşı gardını alıyor. Rusya beş kez üst üste faiz arttırırken yükselen enflasyonun da etkisiyle tekrar faiz arttırımına hazırlanıyor. Brezilya Merkez Bankası art arda üçüncü kez olmak üzere geçen hafta bir puanlık faiz arttırımına gitti. Ekimde tekrar faiz artışı sinyali verdi. ABD’de tahvil faizlerinin yükselmesi sıcak para akışı açısından gelişen ülke piyasaları için istenen bir durum değil. Ayrıca yüksek faiz, borsalar için önemli bir alternatif. Para musluklarının kısılması ve faizdeki yükseliş, risk iştahının korunmasını zorlaştıracak bir gelişme olabilir. Henüz bu olasılılık çok fazla fiyatlamalara girmiş değil. Ancak dış piyasaların daha temkinli olduğunu söylemek mümkün.

PARA POLİTİKASINDA DEĞİŞİM

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) geçen perşembe günü sürpriz bir kararla gösterge faiz oranını bir puan düşürerek, yüzde 19’dan 18 seviyesine çekti. Hatırlanırsa TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu, birkaç hafta önce “çekirdek enflasyonunun baz alınacağı” vurgusuyla faiz indirimi için bir alan açtığı kabul edilmişti. Buna rağmen Fed toplantısı sonrası yapılan açıklamalar, gelişen ülkelerden gelen faiz arttırım haberleri ve yüksek enflasyon gibi nedenlerle beklenti daha çok faizin sabit bırakılması yönündeydi. Faiz indirimine gerekçe olarak, gıda ve ithal fiyatlardaki artışların arızi unsurlara bağlı olduğu (geçici), kredi yavaşlaması ve cari dengedeki iyileşme gösterildi. Ayrıca geçmiş toplantı metinlerinde yer alan enflasyon üzerinde faiz ve parasal sıkılaştırma vurguları son metinde yer almadı. Bu durum TCMB’nin para politikasının ciddi bir değişime uğradığını, parasal sıkılaştırma modelinden vazgeçildiğini gösteriyor. Kasım ayındaki toplantı için de farklı beklentiler oluşmaya başladı. Citi, JP Morgan, Bank of America, Morgan Stanley ve Barclays gibi yabancı kurumlar faiz indirimini sürpriz bulurlarken, bazıları faiz indiriminin devamını beklediklerini açıkladı. Barclays, sene sonunda faizin yüzde 15 olmasını beklerken, BofA 150 baz puan daha indirim bekliyoruz açıklamasında bulundu. Morgan Stanley ise kasım toplantısında 50 baz puanlık indirim bekliyor. Faiz indirimini sürpriz olarak karşılayıp devamını beklemek çelişki gibi görülse de bu durum TCMB’nin parasal sıkılaştırma yerine gevşek para politikasına geçişle yani model değişikliğiyle izah edilebilir. TCMB’nin faiz kararının ardından dolar/TL kurunda 8.80 zirvesi geçildi. Borsa İstanbul’da düşüş görüldü. Uzun vadeli gösterge tahvil faiz oranında ise yükseliş vardı. İç piyasalarda yeni denge arayışları sürüyor.

EKONOMİK VERİLERDE ZAYIFLAMA İŞARETLERİ

Son dönemde açıklanan ekonomik veriler küresel ekonomideki toparlanmanın ivme kaybettiği izlenimini veriyor. Perşembe günü ABD haftalık işsizlik başvuruları 351 bin kişi olarak açıklandı. (beklenti 320 bin, önceki 332 bin) ABD, Almanya, Euro Bölgesi ve İngiltere PMI verileri beklentilerin altında kaldı. Yükselişini sürdüren petrol fiyatlarına ayrı parantez açmak gerekecek. Son günlerdeki artışta ABD ve Avrupa’da ham petrol stoklarındaki azalmanın yanı sıra doğalgaz fiyatlarındaki artışla beraber elektrik üretimi için petrole olan talebin artacağı beklentisi önemli paya sahip. Gündem olarak önümüzdeki hafta Türkiye dış ticaret verileri var. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD dönüşünde ABD ile ilişkiler hakkında yaptığı açıklamalar sonrası daha çok önem atfedilen Rusya Devlet Başkanı Putin ile yapacağı görüşme yakından izlenecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gıda fiyatları için marketler ile ilgili yaptığı açıklama ise Borsa İstanbul’da sektör bazlı fiyatlamalarla karşılık buldu.

BORSADA SATIŞ BASKISI SÜRÜYOR

Yazının Devamını Oku

Gözler merkez bankalarında

Aralarında ABD, Çin, Japonya, İngiltere, Brezilya, Güney Afrika ve Türkiye’nin de olduğu 10’dan fazla merkez bankasının toplantısı gelecek hafta gerçekleştirilecek. Piyasaların gözü kulağı ise merkez bankalarının toplantılarında olacak. Fed’in tahvil alımlarının azaltıp azaltmayacağı kararı ise dış piyasaların öncelikli gündemleri arasında.

Gelecek hafta ‘merkez bankaları’ konuşacak. 10’dan fazla merkez bankası toplantısı var. 22 Eylül’de ABD, Çin, Japonya, İngiltere, 23 Eylül’de ise Türkiye, Brezilya, G.Afrika olmak üzere birçok merkez bankası toplantısı var. Piyasaların pürdikkat kesileceği iki toplantı perşembe günkü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve çarşamba günü gerçekleşecek olan ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı olacak. Dış piyasaların öncelikli gündemi Fed. Daha doğrusu Fed’in tahvil alımlarının azaltıp azaltmayacağı kararı önem arz edecek. Piyasa beklentisi ağırlıklı olarak tahvil alımlarının azaltılması (tapering) yönünde bir karar çıkmayacağı yönünde. Ancak toplantı sonrası yapılacak açıklamalarda ileriye yönelik para politikaları için bir değişiklik sinyali olacak mı? ABD ağustos TÜFE verisi yıllıkta yüzde 5.3’e gerilerken, aylık bazda beklentilerin altında kalması ve ABD tarım dışı istihdam artışının ağustosta 235 bin seviyesine gerilemesi (temmuzda 943 bin idi) Fed’in bu toplantıyı pas geçme olasılığını arttırıyor. Fakat geçen perşembe ABD perakende satışlarının beklentilerin oldukça üzerinde gelmesi kafaları karıştırdı. Veri sonrası ABD dolarının değer kazanarak 93.00 seviyesinin geçmesi ve ABD 10 yıllık bono faiz oranının yüzde 1.38’e tırmanması 22 Eylül için varlık azaltma kararı bekleyenlerin sayısını arttırmış görünüyor. Fiyatlamalar da bunu gösterdi. Dip not olarak vermek gerekirse, dış piyasalardaki bu gelişmeler döviz kurları başta olmak üzere iç piyasalara da yansıdı. Fed toplantısı için ağır basan olasılık her ne kadar yeni bir karar çıkmayacağı yönünde olsa da piyasalar toplantı sonuçları konusunda bölünmüş durumda. Bir karar çıkmazsa ve güvercin tonda açıklamalar gelirse bu olumlu algılanır, tahvil alımlarının azaltılması kararı veya bu yönde bir sinyale ise olumsuz bir piyasa tepki beklenebilir. Dış piyasalardaki görünüm temkinli bir bekleyişi gösteriyor.

DÖVİZ MEVDUAT ARTIŞI İVME KAYBETTİ

Bankalardaki döviz mevduat artışı 10 eylül ile biten haftada ivme kaybetti ve 238 milyar dolar seviyesinde kaldı. Diğer yandan aynı haftada sıcak para girişleri tahvil bono tarafına kaymış görülüyor. Yüksek faiz etkisi önemli. Hisse senetlerinden 52 milyon dolar çıkış, buna karşılık tahvil bonoya 325 milyon dolarlık giriş söz konusu. TCMB brüt rezervlerinde ise artış sürüyor. 10 Eylül haftasında önceki haftaya göre 1 milyar dolarlık artış ile brüt rezervler 120 milyar doları geçti. Geçen hafta bankaların yabancı para mevduatlarında bazı vadelerdeki iki puanlık artış ile rezerve 3.4 milyar dolar ilave katkı gelecek. Ayrıca reeskont kredilerinin 30 milyar dolara çıkarılması yine rezerv artışını destekleyecek bir gelişme. Son yıllarda yıllık 20 milyar doların üzerinde reeskont kredilerinden rezervlere bir katkı söz konusu. Rezerv biriktirme operasyonları sürerken bu yönde bir politika oluşmuş görülüyor.

BÜYÜME POLİTİKASI

FED toplantısından bir gün sonra TCMB toplantısı var. Fed kararları ne ölçüde referans olacak orası tartışılır ama zor bir karar olacak. Toplantıya ilişkin beklentiler TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nın ‘çekirdek enflasyonu’ öne çıkarmasıyla değişti. TÜFE baz alınarak enflasyonun üzerinde faiz söylemi yerine ağustosta yüzde 16.76 olan çekirdek enflasyon vurgusu gelince piyasalar bunu faiz indirim hazırlığı olarak yorumladı. Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) TCMB’den bu toplantıda 50 baz puan indirim, yıl sonuna kadar ise 150 baz puan daha indirime gitmesini beklediğini açıkladı. TCMB faizi sabit bırakırsa döviz kurlarında geri çekilme, faiz indiriminde ise yukarı yönlü bir hareket olasılığı söz konusu. Son dönemde ekonomi yönetiminin büyümeyi öne çıkaran bir politika istediği yönünde emareler mevcut. TL’nin değer kaybı kur geçişkenliğine bağlı olarak enflasyonu yukarı çekecek olsa da ihracat üzerindeki pozitif katkısı malum. Faizdeki düşüşün etkileri yanında ihracat artışı da ekonomideki büyümeyi destekleyen bir durum. Faiz indirimi gelirse, bunu büyümeden yöne tercih olarak da yorumlamak mümkün. Piyasalarda Fed toplantı sonuçlarına ilişkin bölünmüşlük TCMB için de var. Faizin sabit bırakılması gerektiği veya bırakılacağı yönünde hatırı sayılır ölçüde görüşler mevcut. Cevap için yine de 23 Eylül’ü beklemek yerinde olacak.

BORSADA SATIŞ BASKISI SÜRÜYOR

Borsada düşüş eğilimi devam ediyor. İlk önemli destekler 1.410-1.400 seviyelerinde bulunurken sonraki destek noktaları 1.370 ve 1.350 seviyelerinde. Olası tepki alımlarında ilk dirençler ise 1.445-1.457 seviyelerinde. Tepki çıkışının devamı için 1.457 seviyesi geçilmeli. Sonraki dirençler 1.475-1.485 seviyelerinde bulunuyor. Satış baskısı korunmakla birlikte destek noktalarında tepki alımları görülebilir.

DOLAR/TL’DE TEPKİ ÇIKIŞI GÜÇ KAZANDI

Yazının Devamını Oku

Avrupa’dan ılımlı mesaj

Avrupa Merkez Bankası (ECB), geçen haftaki toplantıda faiz oranını sabit tutarken, yapılan açıklamalar, bekle gör türünden ve ekonominin seyrini ölçmek açısından zaman kazanmaya yönelikti. ECB’den pandemi tahvil alım programının 1.85 trilyon Euro olarak kalacağı, alımların ılımlı yavaş bir politikada yapılacağı ifade edildi.

Piyasalarda dalgalı seyir devam ederken gözler merkez bankalarından gelen mesajlardaydı. Avrupa Merkez Bankası’nın geçen haftaki toplantısında beklendiği üzere faiz oranı sabit tutulurken başkan Lagarde’ın açıklamaları piyasalar üzerinde çok belirgin etkiler yapmadı. Sınırlı bir etkiden söz edilebilir. Açıklamalarda, pandemi tahvil alım programının 1.85 trilyon Euro olarak kalması, alımların ılımlı yavaş bir patikada yapılacağı ve hızının azaltılacağı, enflasyon baskısının yavaşlaması ve yükselişin geçici olduğu, ekonomik toparlanmanın devamı ve delta varyantına ilişkin vurgular öne çıktı. Bu söylemler durumu idare eden, bekle gör türünden ve ekonominin seyrini ölçmek açısından zaman kazanmaya yönelik açıklamalardı. ABD Merkez Bankası (Fed) tahvil alımlarının azaltılması ve para politikası değişikliği konusunda adım atmadan Avrupa’nın yön belirlemesi biraz zor. En azından geçmiş tecrübeler bunu gösteriyor. Beklentilerin oldukça altında gelen ABD tarım dışı istihdam verileri sonrası Fed yetkililerinden çok net mesajlar gelmedi. Tahvil alımlarının bu yılsonuna kadar azaltılması veya bir süre ertelenmesi yönünde görüşler mevcut. Ama tahvil alımlarının azaltılması yönündeki görüşler biraz daha ağırlıklı. New York Fed Başkanı John Williams, 2021’de teşviklerin geri çekilmesine başlama taraftarı olduğu yönünde görüş bildirdi. Atlanta Fed Başkanı Raphael Bostic ise, Fed’in bu yıl varlık alımlarını azaltabileceğine inandığını ancak bu ayki Fed toplantısında bu yönde bir karar beklemediğini söyledi. Fed’in 22 Eylül toplantısı sonrası piyasalar bu konuda netleşebilir. Ancak toplantıdan önce sonuçlarına göre Salı günkü ABD ağustos enflasyon verisi önemli bir eşik olabilir.

ÖNEMLİ PARAMETRELER

Enflasyon ve istihdam verileri bilindiği üzere Fed kararları açısından oldukça önemli parametreler. Hatırlanırsa haziran ve temmuz aylarında ABD enflasyonu (TÜFE) yıllık yüzde 5.4, aylık yüzde 0.5 olarak açıklandı. Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ise ağustosta aylıkta yüzde 0.7 artarken yıllıkta yüzde 8.3 ile 2010’dan beri en büyük yıllık artışı kaydetti. Ağustos TÜFE için beklentiler aylıkta yüzde 0.4, yıllıkta yüzde 5.3 civarında yoğunlaşıyor. Bu rakamı çok aşacak bir veri doğal olarak olumsuz, buna karşılık bu rakamın altında kalacak bir veri ise olumlu algılanabilir. Enflasyon konusunda Fed’in beklentisi yükselişin geçici olduğu yönünde. Bununla birlikte farklı görüşler de gelmiyor değil. Cleveland Fed Başkanı Loretta Mester enflasyonun bu sene yüksek kalabileceğini, risklerin de yukarı yönlü olduğunu söyledi. Özetle, Fed para politikasındaki değişimler konusunda piyasaların çok net bir tepkisi ve görüşü henüz oluşmuş değil. Ayrıca delta varyantına ilişkin belirsizlik ve ekonomiye etkileri sıkça vurgulanan bir konu. Piyasalarda iyimserliğin yerini daha temkinli bir görünüme bıraktığını söylemek mümkün.

TCMB’DEN ‘ÇEKİRDEK’ ENFLASYON VURGUSU

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nın geçen hafta enflasyon konusunda yaptığı açıklamalar dikkat çekti. Kavcıoğlu’nun açıklamalarında manşet enflasyon yerine çekirdek enflasyonu öne çıkarması olası bir faiz indirim hazırlığı olarak görüldü. Bu durum döviz kurlarına yükseliş olarak yansırken, Borsa İstanbul’a satış olarak etki etti. Hatırlanırsa, TCMB Başkanı Kavcıoğlu’nun enflasyon üzerinde faiz söylemleri vardı. Ağustos manşet enflasyonu (TÜFE) TCMB gösterge faizinin üzerine çıkmış, ağustos çekirdek enflasyonu yüzde 16.76 olarak açıklanmıştı. Bu açıdan TCMB Başkanı’nın açıklamaları faiz indirimi için bir alan açma olarak değerlendirdi. Bununla birlikte 23 Eylül’deki TCMB toplantısında faiz indirimi veya şimdilik sabit kalması yönünde farklı görüşler ve beklentiler oluşmaya başladı. Ancak piyasalar gardını ve fiyatlamasını ağırlıklı olarak faiz indirimi yönünde yapıyor izlenimi hakim. ABD’de parasal genişleme sorgulanıp takvim hesabı yapılırken Türkiye’nin da dahil olduğu gelişen ülkelerden faiz artırımı ve enflasyonda yükseliş haberleri geliyor. Kolombiya Merkez Bankası, yükselen enflasyon nedeniyle politika faiz oranını arttıracağını açıkladı. Rusya’da ise enflasyon son beş yılın zirvesine ulaştı. Bu durum bu yıl beşinci kez faiz artırım olasılığını arttırdı. TCMB karar alırken dış kaynaklı gelişmeleri de değerlendiriyor tabi ki. Tahminler yerine 23 Eylül’deki TCMB faiz kararını görmek daha doğru olacak.

DÖVİZ MEVDUATINDA ARTIŞ SÜRÜYOR

TCMB verilerine göre bankalardaki döviz mevduatı ve brüt rezervler artarken sıcak para girişleri sürüyor. 03 Eylül haftasında hisse senetlerine 98.8 milyon dolar, tahvil bonoya 41.8 milyon dolar yabancı girişi oldu. Tutar olarak yüksek olmazsa da hisse senetlerine son dört haftadır, tahvil bonoya ise son üç haftadır yabancı girişleri devam ediyor. Yine 03 Eylül haftasında bankalardaki yabancı para mevduatı bir önceki haftaya göre yaklaşık 2 milyar dolar artışla 238 milyar dolara ulaşırken TCMB brüt rezervleri 900 milyon dolar artışla 119 milyar dolar oldu. Özellikle toplam mevduatın yüzde 55’ine ulaşan bankalardaki döviz mevduatındaki artış kayda değer. Döviz kurları düşse de yükselse de çözülme bir yana artış sürüyor. Döviz kurlarındaki geri çekilmelerin daha kalıcı hale gelmesi için bu görünümün değişmesi ve talebin azalması önemli olacak.

BORSA DESTEK ARAYIŞINDA

Yazının Devamını Oku

Dünyanın gözü 'merkez'lerde

ABD’de ağustos ayı ABD tarım dışı istihdam verileri açıklandı. Son 7 ayın en zayıf istihdam artışı görüldü. Bu veriler sonrası piyasalar çok net tepki vermese de ABD doları değer kaybetti, Euro değer kazandı. Türkiye’de ise açıklanan enflasyon verileri takip edildi. Yaşanan gelişmeler sonrası merkez bankalarının bekle gör dönemine girdiği ifade edilebilir.

Küresel piyasalar açısından oldukça önemli görülen ağustos ayı ABD tarım dışı istihdamı 235 bin kişi olarak açıklandı. Önceki 943 bin, beklentiler 733 bin idi. Son yedi ayın en zayıf istihdam artışı. İşsizlik yüzde 5.2 seviyesine gerilerken saatlik kazançlarda ise artış var. Hatırlanırsa Jackson Hole toplantısında Fed Başkanı Powell sonbahar gibi tahvil alımlarının azaltılması yönünde sinyali vermişti. Zayıf gelen istihdam verilerine rağmen Fed beklendiği gibi tahvil alımlarını azaltmaya başlayabilecek mi? Yoksa biraz bekleyip ekonomik verilere göre mi hareket edecek? Bunu zamanla göreceğiz. İstihdam verisinin açıklanması sonrası piyasalar çok net tepki vermezse de ilk etki olarak tahvil alımlarının azaltılmasında bir öteleme beklentisi öne çıkmış gibi görünüyor. ABD doları değer kaybederken euro değer kazandı, ABD 10 yıllık bono faiz oranı önce bir geriledi, sonra yükseldi. ABD borsaları başta olmak üzere dış borsalarda bir miktar kâr satışları görüldü. Bu noktada net tavır için yine ABD Merkez Bankası (Fed) kaynaklı açıklamalar beklenecek sanki. ABD enflasyonun yüzde 5.4 seviyesinde kalıp ivme kaybetmesi ve Fed’ın enflasyon artışını geçici görmesi, ABD, Çin ve Euro Bölgesine ait diğer ekonomik verilerde zayıflama emareleri, ayrıca delta varyantının artan etkilerini de dikkate alırsak Fed’in para politikasında değişiklik için acele etmemesi olasılığı daha ağır basıyor. TCMB gibi bekle gör politikası yakın görülüyor.

SICAK PARA GİRİŞİ SÜRÜYOR

TCMB verilerine göre son haftalarda portföy yatırımlarına (sıcak para) giriş devam ediyor. Hisse senetleri ve tahvil bonoda 27 Ağustos haftasında 103 milyon dolarlık giriş söz konusu. Bir önceki hafta 437 milyon dolardı. Bankalar döviz mevduatındaki artış ise biraz ivme kazanmış görülüyor. Yine 27 Ağustos haftasında bir önceki haftaya göre 4 milyar dolarlık artışla birlikte 236 milyar dolara yükseldi. Döviz kurlarındaki geri çekilme alım yönünde kullanılmış. TCMB brüt rezervlerinde de belirgin bir artış söz konusu. 9.7 milyar dolar artışla 118.2 milyar dolara ulaşan rezervlerde IMF’den gelen 6.3 milyar dolarlık özel çekme hakkının katkısını dikkate almak gerekecek. Brüt rezervlerdeki artış, sıcak para girişleri, ABD dolarının dış piyasalarda değer kaybı, ihracat ve turizm gelirlerindeki artışlar, piyasalardaki iyimserlik gibi etkenlerin döviz kurları üzerindeki etkileri hissediliyor.

DÜNYADA FİYATLAR ARTMAYA DEVAM EDİYOR

Piyasalarda geçen hafta önemli ve yoğun veri akışı vardı. İç ekonomik gündemde ağustos enflasyonu ve büyüme (GSYH), dışarıda ise ABD ağustos ayı tarım dışı istihdam verileri yakından izlendi. Türkiye’nin bu yılın ikinci çeyreğine ait büyümesi geçen yılın aynı dönemine göre beklentilere paralel olarak yüzde 21.7 gerçekleşti. Bu açıdan piyasalar üzerinde fazlaca bir etki yapmadı. Büyümede baz etkisi önemli bir ayrıntı olmakla birlikte bir önceki çeyreğe göre büyüme yüzde 0.9 olarak kaydedildi. Cuma günü açıklanan ağustos enflasyon verisi ise biraz yüksek geldi. Piyasa beklentisi aylıkta yüzde 0.75, yıllıkta yüzde 18.70 civarındayken, gerçekleşme aylıkta yüzde 1.12, yıllıkta yüzde 19.25 oldu. Bu rakam Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) gösterge faizini aştı. Yine faiz için enflasyon en önemli referans olacak. Faiz kararı için bir süre mevcut enflasyona geçici gözle bakılıp önümüzdeki aylardaki veriler görülmek istenebilir. Muhtemelen bu ayki toplantıda faiz sabit kalacak. Piyasalarda bu yönde bir beklenti oluşmaya başlamış durumda. TCMB’nin çekirdek enflasyonu baz alıp faiz indirimi olasılığını gündeme getiren bir kesim de yok değil. Son dönemde döviz kurlarındaki gerileme kur geçişkenliği açısından bir avantaj sağlar gibi görünse de yaz mevsimi olmasına rağmen gıda fiyatlarındaki yükselişin tekrar ivme kazanması kayda değer bir durum. Ayrıca yaz mevsiminin bitmesiyle gıda fiyatlarındaki yükselişin devamı yönündeki beklentiler mevcut. Gıda fiyat artışları dış dünyada da sürüyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Organizasyonu (FAO) gıda fiyatları endeksi ağustos ayında yüzde 3.9, son bir yılda yüzde 32.9 yükseldi. Kuraklık, kısmi üretim kayıpları, tedarikteki sıkıntılar ve gıda güvenliği konuları çokça tartışılan konular arasında.

ALTIN TEKRAR PARLAR MI?

Altının ons fiyatında son günlerde hareketlenme gözleniyor. ABD tarım dışı istihdamının düşük gelmesi ve parasal genişlemenin bir süre daha devam etme olasılığı, ABD dolarındaki zayıflama, ABD 10 yıllık bono faiz oranında düşüş eğilimin korunuyor olması altın fiyatını destekleyen etkenler olarak görülüyor. 1.800 doların üzerindeki çıkış biraz güç kazanmaya başlamış görülse de çıkışın devamı için son birkaç aydır önem kazanan 1.833 seviyesinin üzerinde kalınması gerekecek. Dolar/TL kurundaki zayıflama nedeniyle ons fiyatındaki yükseliş altının iç piyasalardaki gram/TL fiyatına pek yansımadı. Gram/TL fiyatında yön tayini açısından 480-492 bandı kısa dönem için izlenebilir.

BORSADA TEPKİ ÇIKIŞI ZAYIFLIYOR

Yazının Devamını Oku

Piyasalara 'Powell' morali

ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, Jackson Hole toplantısında piyasalarla başarılı bir iletişim kurdu ve güven verdi. Açıklamaların ardından ABD borsaları başta olmak üzere dış borsalarda çıkış sürdü. ABD dolarında zayıflama, altının ons fiyatında ise yükseliş vardı. Bu durum iç piyasaları da olumlu etkiledi. Borsa İstanbul yükseliş devam etti, TL ise değer kazandı.

Piyasalar ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Powell’ın Jackson Hole toplantısında yaptığı açıklamalara odaklandı. Özellikle ABD enflasyon ve istihdam verilerinin yüksek gelmesi, ayrıca Fed bölge başkanlarının açıklamaları Powell’ın konuşmasını daha önemli hale getirdi. Büyüme, istihdam artışı ve işsizlik verileri ekonomideki ciddi toparlanmayı gösterirken enflasyon yüzde 5.4 gibi tarihi sayılabilecek seviyelere ulaştı. Bir çok Fed bölge başkanı da tahvil alımlarını azaltma hamlesinin zamanın geldiği yönünde “şahin” sayılabilecek açıklamalar yaptı. Bu açıdan piyasalar Fed’in para politikası ve ileriye yönelik yol haritası konusunda başkanın söylediklerini pürdikkat dinledi. Fed Başkanı Powell, oldukça başarılı bir iletişim kurdu ve güven verdi. Aslında konuşmanın içeriğine bakıldığında birkaç ayrıntı dışında daha önceki söylediklerinden çok da farklı değildi. Enflasyondaki yükselişin pandemi koşullarında kaynaklandığı ve geçici olduğu görüşlerini tekrarlarken yüksek enflasyon problem olursa Fed kesinlikle tepki verir dedi ve yüzde 2 enflasyon hedefine vurgu yaptı. Powell konuşmasında özellikle istihdam konusuna ağırlık verdi.

YÜKSELİŞ DEVAM ETTİ

Bu açıdan önümüzdeki cuma günü açıklanacak ABD tarım dışı istihdam verisi daha yakından izlenecek. Tarım dışı istihdam yine yüksek gelirse yakın bir tarihte belki eylül veya ekim gibi tahvil alımlarının azaltımı sürpriz olmaz. Konuşmadan yapılacak çıkarım da tam bu noktada oldu. Powell’ın, “Tahvil alımlarını azaltmaya bu yıl başlamak uygun olabilir. Tahvil alımlarında azaltım doğrudan faiz arttırım zamanlaması sinyali değil” açıklamasıydı. Tahvil alımları azaltılmaya başlansa da faiz arttırımı anlamına gelmeyeceği, bunun başka bir süreç olduğu vurgusu bir bakıma “ince ayar” olarak da görülebilir. Piyasalar duyacağını duydu ve konuşmayı güvercin tonda algıladı. Parasal sıkılaştırmanın başlamasına ilişkin bakış biraz yumuşadı. Açıklamaların ardından artan risk iştahıyla ABD borsaları başta olmak üzere dış borsalarda çıkış sürerken ABD 10 yıllık bono faiz oranında düşüş, ABD dolarında zayıflama, altının ons fiyatında ise yükseliş vardı. Bu durum iç piyasaları da olumlu etkiledi. Borsa İstanbul yükseliş devam etti, TL ise değer kazandı. Türkiye’nin de dahil olduğu gelişen ülkeler para birimlerinde (Rusya, Brezilya, Meksika, G.Afrika) bir miktar değer kazanımı görüldü. Özetle, Fed Başkanı Powell, ustaca, gidişatı bozmadan mesajlarını verirken ileriye yönelik bir yol haritası çizdi ve piyasalardaki olumlu havanın devamına katkı sağladı.

ENFLASYON BEKLENİYOR

Cuma günü TUİK tarafından açıklanacak enflasyon verileri öncekilere göre biraz daha önemli olacak. 23 Eylül’deki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz kararı öncesi son enflasyon verisi. Bir bakıma referans olarak görülebilir. Diğer yandan TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun enflasyon üzerinde faiz politikası uygulayacakları taahhüdü var. TÜFE’nin yüzde 18.95, TCMB politika faiz oranının yüzde 19.00 olması olayın kritik bir eşiğe dayandığını gösteriyor. Enflasyon yüzde 19’u geçerse TCMB faiz arttıracak mı? Piyasalar enflasyon verisine daha çok bu açıdan bakacak. Ağustos enflasyon beklentisi aylıkta yüzde 0.65-0.75, yıllıkta yüzde 18.70-18.80 aralığında yoğunlaşıyor. Enflasyon beklentiler dahilinde gelirse TCMB büyük bir olasılıkla faizi sabit bırakacak. Faiz indirimi sonraki aylara kalabilir. Ancak Fed tahvil alımlarının azaltılması sinyalini birinci ağızdan vermişken enflasyonda hafif bir gerileme ile faiz indirim kararı vermek de oldukça zor. Ayrıca yaz etkisiyle talepteki canlılık sürüyor. Bu durum enflasyon için ağustosta zirveden dönüş beklentisini zayıflatabilir. Piyasalar sonbahar veya yıl sonu gibi faiz indirimi bekliyor. Gelişmeleri göreceğiz.

'TEDBİRLER ALDIK'

Diğer yandan geçtiğimiz günlerde Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, Kredi Garanti Fonu (KGF) destekli üç yeni mekanizmayı devreye alacaklarını açıklamıştı. Önceki gün ise Lütfi Elvan, “Kurumsal kredilerde ve ödemelerinde sorun yok. Ama bireysel kredilerin sınırlandırılması için bankalarla görüşmelerimiz var, ciddi bir artış var. Bu konuda bazı tedbirler aldık, ama yeni tedbirler de gündeme gelecek” dedi. Bu açıklama bankaların sorunlu kredilere ilişkin olduğu kadar talep kısıcı bir düzenleme izlenimi veriyor.

YABANCI GİRİŞİ SÜRÜYOR

Yazının Devamını Oku

Büyüme sinyali bilançolardan geldi

Türkiye’nin büyüme verileri 1 Eylül’de açıklanacak. Bu veriler öncesinde sanayi şirketlerinin ilk yarı bilançoları açıklandı. Genel olarak açıklanan bilançolar olumlu olarak değerlendirildi. Bu da Türkiye’nin 2. çeyrek büyüme verisi hakkında bilgi veriyor. 2. çeyrek için yüzde 20-25 gibi büyüme beklentileri telaffuz ediliyor. Ancak burada baz etkisini de unutmamak gerekiyor.

Son haftalarda TCMB’nin açıkladığı yurtdışı yerleşiklerin hisse senetleri ve tahvil bono istatistiklerinde, yabancı girişlerinin miktarı düşük de olsa devam ediyor olması kayda değer bir durum. 13 Ağustos haftasında hisse, tahvil bono netinde 32.7 milyon dolarlık giriş görüldü. Hisse senetlerine 77.9 milyon dolar giriş, tahvil bonoda 45.2 milyon dolar çıkış gerçekleşmiş. Özellikle son iki haftada hisse senetlerindeki alımların 248 milyon dolar olması dikkat çekici.

Hatırlanırsa geçtiğimiz haftalarda hisse senetlerinde çıkışlar söz konusuydu. Yine 13 Ağustos haftasında bankalardaki döviz mevduatı 232 milyar doların biraz üzerinde seyrederken bir önceki haftaya göre fazlaca bir değişim olmadığı görüldü. TCMB’nin brüt döviz rezervlerinde ise yaklaşık 2 milyar dolarlık azalışla 107 milyar dolara gerileme söz konusu. Rezerv ve döviz mevduatı tarafında çok belirgin değişimler görülmüyor. Piyasa şartları gereği rakamlarda küçük çaplı oynamalar var. Yılın ilk yarısına ait bilançoların yayınlanması da tamamlandı. Genel olarak hem sanayi hem özel banka bilançoları performansları olumlu olarak değerlendirilebilir. Bu durum 1 Eylül’de açıklanacak 2. çeyrek büyüme verisi hakkında da bir fikir veriyor. Hatırlanırsa ilk çeyrek büyümesi yüzde 7.0 olmuştu. 2. çeyrek için yüzde 20-25 gibi büyüme beklentileri telaffuz ediliyor.

BAZ ETKİSİ DETAYI

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan “İkinci çeyreğe ilişkin öncü göstergeler baz etkisinin de devreye girmesiyle yıllık yüzde 20 civarında bir büyümeye işaret ediyor” açıklaması gelmişti. Tabi ki burada baz etkisi önemli bir detay. Bilindiği üzere ilk çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7.0 büyüme görülürken bir önceki çeyreğe göre büyüme yüzde 1.7 olmuştu.

Geçen yılın ikinci çeyreğinde koronavirüs şartları ile kapalı bir ekonomi vardı. Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan ise “Öncü göstergelere göre ekonomide büyüme ve yatırım eğilimi üçüncü çeyrekte de sürüyor, bu çerçevede, salgınla ilgili dışsal bir şok olmaması durumunda, 2021 yılı için yüzde 8’in üzerinde bir büyüme bekliyoruz” dedi. Fitch de daha önce yüzde 6.3 olarak belirlediği Türkiye için büyüme beklentisini yüzde 7.9’a yükseltti.

Bu dip nottan sonra bilançoların hisse bazlı hareketlilik getirdiğini söylemek yerinde olacak. Geçtiğimiz haftanın dikkat çeken tarafı, delta varyantına bağlı vaka sayılarındaki artışla birlikte gıda, sağlık ve perakende gibi sektör hisselerinde yaşanan küçük çaplı hareketlilik oldu.

Ancak hareketler güç kazanmadı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın ‘yeni dönemde tam kapanma olmayacak’ açıklaması bu açıdan önemli.

ABD İSTİHDAM VERİLERİ İYİ GELDİ

Yazının Devamını Oku

Piyasalara merkez desteği

Çarşamba günü sert düşüş yaşayan Borsa İstanbul, Merkez Bankası’nın faiz kararının ardından güç kazandı ve dış borsalardan olumlu yönde ayrıştı. Merkez Bankası duyuru metninde yer alan ‘parasal sıkı duruş ve enflasyonun üzerinde faiz politikası’ vurgusu iç piyasalara moral verdi. Döviz kurlarında da düşüş görüldü.

Piyasalarda iyimserlik devam ediyor. İç piyasalarda geçen haftanın öncelikli gündemi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) toplantısıydı. TCMB, beklendiği üzere perşembe günkü toplantısında gösterge faiz oranını yüzde 19.00 olarak sabit tuttu. Duyuru metninde ‘parasal sıkı duruş ve enflasyonun üzerinde faiz politikası’ vurgusu yerini korudu. Bu durum iç piyasalara moral verdi. Borsa İstanbul’a sert yükseliş, döviz kurlarına ise düşüş olarak yansıdı. TCMB’nin G.Kore Merkez Bankası ile yaptığı 2 milyar dolarlık swap anlaşmasının döviz kurlarındaki düşüşe olan kısmi etkisini ayrıca dikkate almak yerinde olacak. Hatırlanırsa TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu, enflasyon raporu sunumunda başka ülke merkez bankalarıyla swap görüşmeleri yaptıklarını söylemişti. TCMB’nin faiz indireceği ve duyuru metninde değişiklik olabileceği yönündeki spekülasyonların etkisiyle çarşamba günü sert düşüş gösteren Borsa İstanbul, toplantı sonrası güç kazandı ve dış borsalardan olumlu yönde ayrışma gösterdi. İç ekonomik gündem TCMB toplantısı sonrası rahatladı. Ancak geçen haftaki yazımızda da bahsettiğimiz üzere ağustos enflasyonu ve TCMB’nin eylül toplantısı daha yakından izlenecek. Enflasyonda beklenen düşüş olmaz ve 19.00 seviyesini aşarsa, enflasyonun üzerinde faiz politikası nedeniyle eylül toplantısı ayrıca önem kazanacak. Enflasyonda olası bir düşüş TCMB’nin elini rahatlatacaktır. Enflasyon ve faiz kararı piyasalar açısından eylül ayında tekrar gündem olmak kaydıyla ertelenmiş bir konu. Toplantı öncesi dalgalanma yaşayan piyasalar bu süreci sorunsuz atlatmış görülüyor.

DIŞ BORSALARDA YENİ ZİRVE DENEMELERİ

Öncü olarak görülen ABD ve Almanya borsalarında devam eden çıkışla birlikte yeni zirveler denendi. Güçlü gelen ABD temmuz istihdam verilerinin ardından ABD Merkez Bankası’nın (Fed) erken parasal sıkılaştırma olasılığı artmış ve bu yönde “şahin” açıklamalar gelmişti. Halen de gelmeye devam ediyor. San Francisco Fed Başkanı Mary Daly, ‘varlık alımlarını azaltmanın bu yıl en kısa sürede başlayabileceğini’ söyledi. Kansas City Fed Başkanı Esther George ise, merkez bankasının parasal teşvikleri azaltma yönünde ilerlemesi gerektiği görüşünde. Buna karşılık ABD temmuz enflasyonu yüzde 5.4 olarak açıklandı. Haziran ayında aynı rakamdı. Bu sonuç ivme kaybı olarak görüldü. Ayrıca bazı Fed yetkililerinden ise ‘enflasyondaki yükselişin geçici olacağı ve para politikası değişikliği için bir süre daha verilerin izlenmesi’ yönünde değerlendirilmeler geldi. Bu durum erken parasal sıkılaştırma olasılığının zayıfladığı algısıyla piyasalardaki mevcut görünümün korunmasında etkili oldu. Biraz da bardağın dolu tarafı görülmek istenmiş olabilir.

MEMNUN EDEN GÖRÜNÜM

Büyüyen ekonomi, şirket karlarındaki artış ve borsalarda yeni devam eden çıkış hareketleri yatırımcıları memnun eden bir görünüm. Fed’in sonbahar veya daha sonraki aylarda yapması muhtemel tahvil alımlarının azaltılması hamlesi için erkenden pozisyon değişikliği doğru bulunmamış olabilir. Bunu da doğal karşılamak gerekir. Ama piyasalarda bir politika değişikliği için duyarlılığın biraz daha arttığını söylemek mümkün. Diğer yandan ‘delta varyantı’ ve artan vakalar gündem olmaya devam ediyor. Dış borsalarda bazen kâr satışları için bahane olarak görülse de henüz bu yönde çok ciddi bir fiyatlama yapılmış değil. Aşılamanın yaygınlaşması,vaka sayıları artsa da vefat sayılarının artmaması, ekonomide kapanma ve kısıtlamaların gelmemesi piyasalar için önemli referanslar. Diğer taraftan delta varyantına bağlı vaka artışları ve bu yöndeki belirsizlikler henüz ortadan kalkmadan merkez bankaları parasal desteğin azaltılması konusunda çok hızlı davranabilir mi? Bir de bu açıdan bakmak yerinde olacak.

HİSSEYE YABANCI GİRİŞİ

TCMB tarafından açıklanan yurtdışı yerleşiklerin hisse senetleri ve tahvil bono istatistiklerine göre 6 Ağustos ile biten haftada yabancıların toplamda 281 milyon dolarlık net alım gerçekleştiği görüldü. (Hisse senetleri 168 milyon dolar, tahvil bono 113 milyon dolar) Bir aydır ilk defa hisse senetlerinde yabancıların alım yapmaları dikkate değer. 54 milyon dolar ile hisse senetlerinde son alımı 9 Temmuz haftasında yapmışlar. Bununla birlikte 25 Haziran’dan itibaren tahvil bonoda art arda yedi haftadır miktarı azalıp artmakla birlikte alımdalar. Burada yüksek faiz etkisi bariz şekilde görülüyor. Zayıf da olsa sıcak para girişleri, cari açıktaki daralmanın sürmesi, TCMB’nin brüt döviz rezervlerindeki artışın devam ediyor olması, IMF katkı payı beklentisi ve swap anlaşması gibi gelişmelerin döviz kurlarındaki gevşemeye katkı yaptığını söylemek mümkün. Diğer yandan bankalardaki döviz mevduatı 6 Ağustos ile biten haftada bir önceki haftaya göre yaklaşık 600 milyon dolarlık artışla 232.6 milyar dolara ulaştı. Yüksek faize rağmen banka mevduatlarında pozisyon değişikliği görülmüyor. Bu noktada enflasyondaki yükselişle gerileyen reel faiz getirisi ve biraz da güven algısına atıfta bulunmak gerekecek. Döviz kurlarındaki gerilemenin daha kalıcı hale gelmesi açısından bankalardaki döviz mevduatının çözülmesi önemli olacak.

ALTIN DALGALI SEYREDİYOR

Yazının Devamını Oku

Güçlü istihdam altını zayıflattı

Piyasalar cuma günü açıklanan temmuz ayına ilişkin ABD tarım dışı istihdam verilerine odaklanmıştı. Verinin açıklanmasının ardından parasal sıkılaştırma algısı güçlendi ve ilk fiyatlamalar görüldü. Altın en çok yara alan yatırım aracı oldu. Altının ons fiyatı 1.800 doların üzerinde seyrederken veri sonrası 1.760 seviyelerine geri çekildi.

Piyasalarda dalgalı seyirle birlikte iyimserlik korunuyor. İyimserlik daha çok borsa ağırlıklı. Piyasalar cuma günü açıklanan temmuz ayına ilişkin ABD tarım dışı istihdam verilerine odaklanmıştı. Beklentilerin üzerinde 943 bin kişi olarak açıklandı. Haziranda 850 bin idi. İşsizlik oranı ise yüzde 5.4 oldu. Haziran ayında işsizlik yüzde 5.9 seviyesinde bulunuyordu. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikasına ilişkin kararlarda çok fazla yer tutan tarım dışı istihdam verisi güçlenmeye devam ediyor. Bu durum aynı zamanda ABD ekonomisindeki toparlanmanın sürdüğünün de belirgin bir göstergesi. Bir süredir Fed’in erken parasal sıkılaştırmaya gidebileceği konusu tartışılıyor. Hatta Fed’in haziran toplantısından sonra Başkan Powell bu yönde açık bir sinyal vermişti. Temmuz toplantısında ise “parasal desteğin devam edeceği, enflasyondaki artışın geçici olduğu, istihdam hedeflerinden hala uzakta bulunduğu” söylemleriyle ortamı yumuşatmıştı. Cuma günkü verinin ardından Fed tekrar daha şahin bir görünüme bürünür mü? Bir sonraki Fed toplantısı 22 Eylül’de. Fakat toplantıyı beklemeden geçtiğimiz günlerde olduğu gibi Fed adına konuşacak başkan veya yetkililerin açıklamalarından bazı sinyaller gelecektir. Gerçi Cuma günü tarım dışı istihdam verisinin açıklanmasıyla parasal sıkılaştırma algısı güçlendi ve ilk fiyatlamalar görüldü. Borsalarda fazlaca bir dalgalanma olmasa da ABD doları değer kazanarak Dolar Endeksi 92.80 seviyelerine çıkarken piyasalar için önemli bir referans olan ABD 10 yıllık bono faiz oranı sert yükselişle yüzde 1.30 seviyesine ulaştı. Altın ise en çok yara alan yatırım aracı oldu. Altının ons fiyatı 1.800 doların üzerinde seyrederken veri sonrası 1.760 seviyelerine geri çekildi. Bu verinin Türkiye’nin de dahil olduğu gelişen ülke piyasaları için iyi bir durum olmadığını söylemek yerinde olacak. Fed’in faiz artışı için uzun bir süreç olduğu kabul edilse de erken parasal sıkılaştırma ve tahvil alımlarının azaltılması olasılığının güç kazanması piyasa faiz oranlarında yükselişi beraberinde getirebilir. Bu gelişen ülkelerden doların anavatanına dönüş eğiliminin hızlanması ve dış finansman ihtiyacındaki ülkeler için daha pahalı borçlanma maliyeti olasılıklarını artıran bir durum. Tabi ki bunlar biraz da erken sayılabilecek tahmin ve varsayımlar. Yine de Fed yetkilerinden gelen açıklamaları bir görmek doğru olacak. Belki de temmuz toplantısı sonrasında olduğu gibi daha sakin ve rahatlatıcı söylemler duyarız. Ancak cuma günü açıklanan verilerinin ardından piyasaların biraz daha temkinli olması muhtemeldir.

PERŞEMBE TCMB TOPLANTISI VAR

İç ekonomik gündemde önümüzdeki hafta Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) toplantısı var. Faiz değişimi beklenmiyor. Ancak toplantı sonrası yapılacak duyurularda para politikasının seyrine ilişkin ileriye yönelik sinyaller aranacak. TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu, çeşitli tarihlerde yaptığı açıklamalarda “parasal sıkı duruş ve enflasyonun üzerinde faiz” politikasını sıkça vurgulamıştı. Temmuz enflasyonu (TÜFE) yüzde 18.95 olurken bilindiği üzere TCMB politika faizi de yüzde 19.00 seviyesinde bulunuyor. Enflasyon ve faiz farkı kalmadı. Diğer yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan’nın “Faiz oranlarında da düşüşe geçiyoruz. Yüksek faiz yok çünkü yüksek faiz bize yüksek enflasyonu getirecektir. Düşük faiz de düşük enflasyonu getirecektir. Ağustos ayı kırılma noktasıdır” açıklamaları kayda değer. Açıklamaların ardından döviz kurlarında yükseliş görülürken Borsa İstanbul’un seyrinde bir değişim olmadı, çıkış devam etti. Faizin düşmesi olasılığı hisse senetleri için alternatif piyasa olması nedeniyle olumlu bir referans olarak değerlendirilmiş olabilir. Para politikası ve faiz kararları açısından Ağustos enflasyonu ile TCMB’nin eylül toplantısı daha önemli olacak gibi görülüyor. TL’nin tekrar değer kaybetmeye başlaması kur geçişkenliği ve enflasyon açısından dikkatte tutulması gereken bir durum.

PETROL FİYATLARI DÜŞÜŞTE

Petrol fiyatında geçtiğimiz günlerdeki yükseliş son günlerde yerini düşüşe bırakmış durumda. Diğer arızi sebepleri bir yana bırakırsak ağırlıklı olarak “delta varyantına” bağlı vaka artışlarının ekonomideki toparlanmaya ve petrol talebine sekte vurabileceği beklentileri düşüş gerekçesi olarak görülüyor. Brent petrol 70 dolar seviyelerinde bu günlerde seyrediyor. Hatırlanırsa geçtiğimiz günlerde 77 doların üzerini görmüştü. Petrol ithalatçısı konumundaki Türkiye’nin enflasyon konusuna dikkat kesildiği bu günlerde petrol fiyatlarını da yakından izlemek gerekecek.

TAHVİL BONOYA GİRİŞ VAR

TCMB’nin açıkladığı haftalık “yurtdışı yerleşiklerin hisse senetleri ve tahvil bono istatistikleri” sıcak paranın seyrini izlemek açısından yakından takip edilen verilerden biri. 30 Temmuz ile biten haftada tahvil bonodaki 300 milyon dolarlık alım son ayların en yüksek rakamı olarak dikkat çekti. Temmuz’daki girişler 462 milyon doları buldu. Bu görünümde yüksek faizin payı oldukça önemli. Buna karşılık hisse senetlerinde ise aylık bazda 102 milyon dolarlık çıkış görülüyor. Borsa İstanbul’daki yükselişe rağmen takas saklamada yabancı payında henüz artış görülmüyor, halen yüzde 42 seviyesinin biraz üzerinde bulunuyor.

BORSADA ÇIKIŞ HAREKETİ SÜRÜYOR

Yazının Devamını Oku

Altın ABD istihdamını bekliyor

Altın fiyatında son dönemde 1.750-1.900 bandında dalgalı bir seyir izleniyor. Ancak bugün açıklanacak ABD tarım dışı istihdam verisi altın fiyatları üzerinde etkili olabilir. Beklentilerden yüksek bir rakam gelirse altın fiyatında aşağı yönlü baskı yapabilecek bir gelişme yaşanabilir. İstihdamın beklentilerin altında kalması durumunda ise altın fiyatını destekleyici yönde etki yapabilir.

Altın geleneksel yatırım araçlarının başında geliyor. TCMB rezervleri kadar yastık altı diye tabir edilen halkın elindeki altın miktarı konusunda da sıkça haberler geçer. Bununla birlikte haftalık olarak TCMB rezervlerinde ne kadar altın olduğu kamuoyuna duyurulur. Yayınlanan tablolardan TCMB’nin elinde 30 Temmuz ile biten haftada 41 milyar dolarlık altın rezervi olduğu anlaşılıyor. Türk halkının elinde ise 5 bin ton altın bulunduğu çeşitli vesilelerle yetkililer tarafından dillendirilen bir durum... Son olarak Eski Maliye Bakanı Nurettin Canikli, geçtiğimiz nisan ayında katıldığı bir TV programında vatandaşın yastık altında 5 bin ton altını var açıklamasını yapmıştı. İstanbul Altın Rafinerisi (İAR) Genel Müdürü ve Üst Yöneticisi Ayşen Esen ise önceki yıllarda “Türkiye’de 2 bin 500 ila 5 bin ton arasında değişen yastık altı altın bulunuyor” demişti. Türk haklının altın, döviz ve gayrimenkul öncelikli yatırım araçları olmaya devam ediyor. Böyle de uzun yıllar devam edeceğe benziyor.

DALGALI GÖRÜNÜM

Altının global ölçekte fiyatını belirleyen temel etkenlere bakıldığında; enflasyon, faiz, ABD dolarının değerindeki değişimler, fiziki alım satımlar (merkez bankaları, fonlar), jeopolitik gelişmeler ve öncü merkez bankası para politikaları gibi konu başlıklarını saymak mümkün. İç piyasalarda altının gram/TL fiyatını etkileyen parametreler ise altının ons/dolar fiyatı ile dolar/TL kurunun bileşeninden oluşur. Altının dış piyasalardaki ons fiyatının seyrine göz atacak olursak, Ağustos/2020 tarihinde 2 bin doların üzerini test ettikten sonra gelen satışlarla bu yıl dalgalı bir görünüm izliyor. Mart/2020 ayında baş gösteren salgın hastalığa bağlı olarak piyasalardaki “nakit kraldır” anlayışının öne çıkmasıyla yaşanan düşüşte 1.676 seviyesine kadar geri çekilme yaşandı. Sonrasında gelen tepki alımlarıyla görülen yükseliş 1.900 doların üzerinde kalamadı. Son dönemde 1.750-1.900 bandında dalgalı bir seyir izleniyor. Bugünlerde ise yatay hareketle bekleyiş havası hakim. ABD Merkez Bankası (Fed) kararları ve para politikalarının altın fiyatı üzerindeki etkileri biliniyor. Fed’in karar aşamasında baz aldığı veriler arasında ABD tarım dışı istihdamının önemi malum. Bugün açıklanacak temmuz verisi bu açıdan yakından izlenecek. Piyasa beklentisi 925 bin civarında. Beklentilerden yüksek bir rakam gelirse, bu durum Fed politikalarında bir değişim veya erken parasal sıkılaştırma olasılığını tekrar gündeme taşıyacağı için altın fiyatında aşağı yönlü baskı yapabilecek bir gelişme olabilir. Aksi takdirde istihdamın beklentilerin altında kalması, parasal genişlemenin ve tahvil alımlarının bir süre daha devamı olasılığını güçlendirebilir. Bunun da altın fiyatını destekleyici yönde etki yapması muhtemeldir.



DENEMELER GÜÇ KAZANMADI

Yazının Devamını Oku

Enflasyon yüzde 18.95 oldu

Temmuz ayında tüketici enflasyonu aylık bazda yüzde 1.8 artarken, yıllık bazda yüzde 18.95’e yükseldi. Tüketici enflasyonu politika faizi olan yüzde 19 sınırına yaklaşmış oldu. Dış dünyada da durum pek farklı değil, enflasyon önemli bir sorun. Bilindiği üzere ABD’de haziran ayında yıllık enflasyon yüzde 5.4 seviyesine ulaşmıştı.

Enflasyon temmuz ayında yükselişini sürdürdü. Haziran ayında TÜFE yıllık bazda yüzde 17.53 iken temmuz ayında 18.95 seviyesine yükseldi. Aylıkta ise yüzde 1.80 artış var. Beklentiler daha çok aylıkta yüzde 1.55-1.65, yıllıkta ise 18.60-18.70 seviyelerinde yoğunlaşmıştı. Alt gruplara bakıldığında, aylık artışlar konutta yüzde 5.07, gıda 2.77, lokanta ve oteller 2.72 ile en fazla artış görülen kalemler oldu. Yıllıkta ise gıda yüzde 24.92 ile fiyat artışında ilk sırada yerini korurken onu 24.62 ile ulaştırma izledi. Konut fiyatlarında yüzde 40’a yaklaşan inşaat maliyetleri ve talep artışları kendini göstermiş. Gıda önceki aylardan aşina olunan bir durum. Temmuz enflasyonunun beklentileri aşmasında, kısıtlamaların kaldırılmasıyla birlikte talepteki canlanma yanında temmuz ayında elektrik (% 15), doğalgaz (% 12) ve LPG fiyatlarına gelen zamlara maliyet enflasyonu açısından ayrı bir yer açmak gerekecek.

MEYVE-SEBZE FİYATLARI

İthal ağırlıklı ekonomide kur geçişkenliğinin enflasyon üzerindeki etkileri malum. Temmuz ayında döviz kurları bir önceki aya göre daha sakin olsa da haziranda yaşanan kur hareketinin yansımaları veya devreden bakiyeleri olabilir. Haziran ayında dolar/TL kuru 8.80 seviyesini test etmişti. Diğer yandan ÜFE ve TÜFE makası açılmaya devam ediyor. Temmuz ayında TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) yüzde 18.95 iken ÜFE (Üretici Fiyat Endeksi) 44.92’ye yükseldi. 25.97 puanlık fark, önümüzdeki dönemde enflasyonda geri çekilmenin önünde önemli bir mani olarak geçerliliğini koruyor. Ürün bazında bakıldığında geleneksel yaz mevsimi ucuzluğunun gıdada hissedilmemesi dikkat çekici. Birçok üründe düşüş var ama bazı meyve sebze fiyatlarında artışlar sürüyor. Bir dip not eklemek gerekirse, son günlerde Ege ve Akdeniz’de tarım üretim alanlarını da etkileyen yangın felaketinin tarım ürünleri üzerinde bir etkisinin olup olmayacağı konusu önümüzdeki aylarda yakından izlenecek bir durum.

YURTDIŞINDA DA YÜKSELİYOR

Dış dünyada ise durum pek farklı değil, enflasyon önemli bir sorun. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) gıda endeksi mayısta bir önceki aya göre yüzde 4.8, yıllık bazda ise geçen yılın aynı ayına göre 39,7 arttı. Haziran ayında ise biraz gerileme olduğu açıklandı. Aylıkta yüzde 2.5 gerilemeye karşılık yıllık artış 33.9 seviyesinde. 33.9 çok yüksek bir rakam. Bilindiği üzere ABD’de haziran ayında yıllık enflasyon yüzde 5.4 seviyesine ulaşmıştı. Geçtiğimiz yıllarda yüzde 2.00-2.50 bandında devam ediyordu. ABD Merkez Bankası (Fed), faiz ve para politikası kararları için en duyarlı olduğu verilerden biri enflasyon. 2008 yılındaki yüzde 5.6 zirve seviyesine yaklaşıldı. Her ne kadar ABD ve Avrupa Merkez Bankası yetkileri enflasyondaki yükselişi geçici görse de sorun olmaya devam ediyor.

Enflasyonla ilgili detaylara değindikten sonra ekonominin en önemli parametrelerinden birisi olması nedeniyle enflasyonun para ve maliye politikalarına yansımalarını ayrıca değerlendirmek gerekecek. ABD Merkez Bankası para politikası konusunda haziran toplantısında değişim olasılığı için bir sinyal vermişti. Beklentiler sonbahar gibi veya en geç yıl sonu tahvil alımlarının azaltılması ve parasal genişlemenin yavaşlatılması konusunda bir takvim açıklayacağı yönünde. Peki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ne yapacak? Mevcut enflasyon, yüzde 19 olan TCMB faiz oranına yaklaşmış durumda. Türkiye çift paralı ve dolarizasyon ağırlıklı bir ekonomik sisteme sahip. Ekonomi yönetiminin TL’ye cazibe kazandırmak açısından reel faiz vermesi işleyiş gereği ve alışageldik bir durum. Gerçi dış dünyada ABD ve bazı gelişmiş ülkelerde 3-5 puanı bulan negatif faiz oranları mevcut. Ama Türkiye’nin durumu biraz farklı. Dış finansman ihtiyacı malum ve borçlanmalar ile bankalardaki tasarrufların yarısından fazlası döviz cinsinden. Reel getiri söz konusu olmazsa yatırımcı döviz ve konut gibi başka yatırım araçlarına ilgi gösteriyor.

İSTİKRAR ÖNEMLİ

Döviz kurlarında istikrar önemli. Hem faizi hem dövizi birlikte tutma çabasının sonuçları geçtiğimiz dönemde tecrübe edildi. Geçen haftaki ‘Enflasyon Raporu’ sunumunda TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu “Enflasyon ile mücadelede yalnız bırakıldık” demişti. TCMB, enflasyon hedefine ulaşana kadar sıkı para politikasına ve enflasyonun üzerinde faiz politikasına devam edileceğini her defasında vurgularken faiz indirimi en azından şimdilik zor görülüyor. Ayrıca enflasyonun zirve yaptığını söylemek için hem dış dünya hem de Türkiye açısından çok erken.

Yazının Devamını Oku