GeriZeynel Balcı Olumlu sinyaller geliyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Olumlu sinyaller geliyor

Koronavirüs etkileri küresel çapta tüm ekonomileri derinden etkiledi. Ancak yurtdışı ve yurtiçinde açıklanan verilere bakıldığında mayıs itibarıyla bir toparlanma eğiliminden bahsetmek mümkün. Ekonomiler kısmen açılmaya başladı. Haziranda ise ekonomik faaliyetler daha fazla açılacak gibi görünüyor.  Bu beklenti artan risk iştahı ile iç ve dış piyasalara olumlu yansıyor.

Finans piyasaları merkez bankaları ve hükümetlerin eş zamanlı teşvik paketleriyle virüse bağlı krizi çok kısa süreli hissetti ve yaralarını sararak kayıplarının önemli bir kısmını geri aldı. Borsalarda yaşanan düşüşte risk alanlar iyi de kazandı. Ancak nisan ayında gelen ekonomik veriler virüsün küresel ekonomi üzerinde yarattığı tahribatı gözler önüne serdi. İşsizlikte artış, ekonomilerde küçülme, satışlarda düşüşler görüldü. Borsalar için krizden çıkışta ‘V’ formasyonu öne çıkarken reel kesim için ise toparlanmanın oldukça zaman alacağı ‘U’ formasyonu tahminleri yapıldı. Reel kesim için yapılan tahminleri doğrulayan veriler de geliyor. Ancak son günlerde gelen veriler nisan ayından daha iyi ve ekonomi üzerindeki ilk şokun atlatılmaya başladığı izlenimi veriyor. ABD haftalık işsizlik verileri 6.8 milyon ile başladı, geçen hafta bu rakam 2.4 milyona geriledi. Almanya’da Ekonomik Güven Endeksi (ZEW), mayısta geçen aya göre 22,8 puan artarak 51 puana yükseldi. Almanya Satın Alma Müdürleri Endeksi (PMI) nisanda 17.4 iken mayısta 31.4 olarak açıklandı.

AÇILMAYA BAŞLADI

Euro Bölgesi ve İngiltere’de benzer görünümler söz konusu. Piyasalardaki volatiliteyi gösteren VIX (korku) Endeksi’ndeki gerileme de önemli. Mart ayında 85 seviyesinde iken bu günlerde 30 seviyesinin altına gerilemiş durumda. Türkiye’de ise mayıs ayın Tüketici Güven Endeksi 59.5 oldu. Nisan’da 54.9 idi. İnşaat ve hizmet başta olmak üzere sektörel güven endekslerinde de benzer görünümler var. İçeride ve dışarıda açıklanan verilere bakılınca mayıs ayı itibariyle bir toparlanma eğilimi görülüyor. En azından beklentilerde nisan ayına göre daha belirgin bir düzelme var. Bu aşamada önemli olan bu toparlanmanın sürdürülebilir olması. Ekonomiler kısmen açılmaya başlandı. Haziran ayında ekonomik faaliyetler daha fazla açılacak gibi görünüyor. Hazırlıklar o yönde. Ekonomik hayatın canlanmasıyla virüste ikinci dalga gelir mi endişesi de kaybolmuş değil. Bunun tedirginliği var. Ancak piyasalar özellikle borsalar düşük faiz ve bol likiditenin verdiği destek ile ekonomilerin açılacak olmasını bir süredir fiyatlıyor. İç ve dış borsalardaki yükseliş hareketleri sürüyor. Dipten itibaren oluşan primlere bakılınca kısa sürede hisse bazlı ciddi primlerin oluşması gelişmelerin belli ölçüde fiyatlara dahil edildiği gösteriyor. Ayrıca kâr satışları konusunda eski borsacı deyimiyle ‘kapıya yakın durma’ eğiliminin de dikkate tutulduğu izlenimi yok değil.

BORSADA ÇIKIŞ TRENDİ SÜRÜYOR

Olumlu sinyaller geliyor

Borsada kâr satışları teknik düzeltme olarak kaldı ve çıkış trendi korundu. Çıkışın devamı için endeksin 103.500 seviyesinin üzerinde kalması önemli olacak. Bu durumda 106.800-108.700 boşluk (gap) bandı hedef haline gelebilir. İlk destekler ise 102.000 ve 100.000 seviyelerinde. 102.000 seviyesinin üzerinde çıkış hareketi gücünü koruyabilir.

DOLAR/TL KURU KÂR SATIŞLARININ ETKİSİNDE

Olumlu sinyaller geliyor

DOLAR/TL kurunda çıkış hareketi sonrası görülen kâr satışları sürüyor. 6.70 ilk destek olarak görülürken sonraki destek noktaları 6.62 ve 6.50 seviyelerinde. İlk dirençler ise 6.76 ve 6.83-6.90 seviyelerinde. Kâr satışlarının etkisinde düşüş eğilimi devam ediyor. Destek seviyelerinde tepki alımları görülse de, satış baskısı sürüyor.

BORSADA YABANCI PAYI DÜŞÜYOR

TCMB verilerine göre son aylarda düzenli olarak gerek hisse senetleri gerekse tahvil bonodan (DİBS) bir yabancı çıkışı söz konusu. Borsada hisse senetlerinde yabancı yatırımcı payı yüzde 53.5 seviyesine gerilerken Devlet İç Borçlanma Senetlerindeki payı da (DİBS) geriliyor. Hisse senetlerinde 21 milyar dolar, DİBS’te ise 7 milyar dolarlık bir yabancı yatırımcı varlığı görülüyor. Mart ayının başında bu rakamalar 29 ve 12 milyar dolardı. TL üzerinde baskının azalması ve piyasalardaki iyimserliğin devamına çıkışların durması veya yerini girişlere bırakması katkı yapabilir.

Olumlu sinyaller geliyor

SWAP KONUSU GÜNDEMDEKİ YERİNİ KORUYOR

Merkez Bankası’nın bir süredir birçok ülke ile swap görüşmeleri yaptığı açıklanmıştı. ABD, G-20 ülkeleri, Japonya, Çin, İngiltere adı geçen ülkelerdi. Ancak swap anlaşması Katar ile gerçekleşti ve 5 milyar dolarlık var olan limit 15 milyar dolar karşılığı (TL , Riyal) seviyesine çıkarıldı. Bu anlaşmayla sınırlı bir rahatlama sağlansa da piyasa beklentisi daha çok diğer ülkeler üzerinde yoğunlaşmıştı. Son günlerde döviz kurlarında ve Türkiye’nin risk primimde (CDS) gerileme görülmesi kayda değer. Ancak piyasalarda daha derin bir etki için diğer görüşme yapılan ülkelerden de benzer bir haberin gelmesi önemli olacak.

DÜŞÜK FAİZLE EKONOMİYE KATKI DÜŞÜNCESİ

Merkez Bankası son toplantısında piyasa beklentilerine uygun olarak faiz oranını 50 baz puan indirerek yüzde 8.25 seviyesine çekti. Merkez Bankası genelde beklentilerin üzerinde faiz indirimleri yaptı. Merkez, enflasyondaki düşüş beklentisiyle ‘önden yüklemeli’ faiz indirimlerine devam etti. Merkez Bankası’nın faiz indirim kararında her ne kadar enflasyondaki düşüş beklentisi öne çıkarılsa da ekonomiye düşük faiz ile katkı yapmak düşüncesi de var elbette. Ancak faiz düşüşünden en fazla yararlanan yatırım araçları ise borsalar ve altın oldu desek yanlış olmaz.

 

X

Piyasalara Fed morali

ABD Merkez Bankası’nın (Fed) toplantısının ardından Fed Başkanı Powell, bir bakıma piyasaların duymak istediklerini söyledi. İç piyasalar da bu açıklamaların etkisiyle bayram sonrasına iyi bir grafikle başladı. Bir süredir dış piyasalardan olumsuz ayrışan Borsa İstanbul, dışarıya göre daha güçlü bir performans sergilerken, dış piyasalarla olan açığını kapatmaya çalıştı.

BAYRAM tatilinin ardından iç piyasalar iyi başladı. Bu gelişmede ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı ve Başkan Powell’ın açıklamaları önemli rol oynadı. Toplantının ardından yapılan açıklamalar güvercin tonda ve piyasa dostu olarak değerlendirildi. Fed Başkanı Powell’ın açıklamalarında “enflasyonda kısa vadede riskler yukarı doğru ancak orta vadede aşağı ineceğine güvendiğini ve enflasyondaki yükselişin geçici olduğunu, Fed’in toparlanma tamamlanana kadar varlık alımlarını sürdüreceğini, tahvil alımlarının azaltılmasını konuştuklarını, henüz bir karar almadıklarını, faiz arttırımını düşünmekten çok uzak oldukları” gibi detaylar vardı. Bir bakıma piyasaların duymak istediklerini söyledi. Bu açıklamalar risk iştahını artırırken borsalara sınırlı bir yükseliş, ABD 10 yıllık bono faiz oranında düşüş, ABD dolarında değer kaybı ve altın fiyatında (ons dolar) ise yükseliş getirdi. Ancak yatırım araçlarındaki dalgalanmalar kısa boyutlu kaldı. Bu durum iç piyasalara da olumlu yansıdı. Zaten bir süredir Borsa İstanbul dış borsalardan olumsuz ayrışma göstermiş, prim açısından oldukça geride kalmıştı. Bu defa dışarıya göre daha güçlü bir görünüm sergiledi. Bir bakıma dış piyasalarla olan açığı kapatmaya çalıştı. Şimdilik sınırlı bir yükseliş kaydetmiş oldu. Fakat üzerindeki ataleti bir parça attığını söylemek mümkün. Aslında Borsa İstanbul’un dış borsalara göre çok daha düşük olan fiyat kazanç oranı gibi olumlu yönde kullanabileceği doneler mevcut. Fakat ucuz ve primsiz olmasının tek başına alıcı çekmesi için çok yeterli olmadığı görülüyor. Piyasayı taşıyacak başka parametrelerin ve beklentilerin de devreye girmesi gerekecek. Yabancı takas saklama oranı düşüşte ve yüzde 42 seviyesinin biraz üzerinde seyrediyor. Yerli yatırımcı katılımı geçtiğimiz aylara göre zayıf. Düşük fiyat kazanç oranı ve piyasa değeri defter değeri gibi finansal oranların fiyatlanması için talep gerekiyor. Ancak şunu da dip not olarak vermek yerinde olacak, bir ticari metanın bir ederi varsa geç de olsa şartlar tamam olduğunda fiyatlanıyor. Fed’in verdiği moralle iç piyasalarda toparlanma çabaları sürüyor.

TCMB, ENFLASYON TAHMİNİ YÜKSELDİ

TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu perşembe günkü ‘enflasyon raporu’ sunumunda, 2021 yılı için enflasyon tahminini yüzde 12.2’den 14.1 seviyesine yükseltti. Hatırlanırsa enflasyon tahmini nisan ayında yüzde 9.4’den 12.2’ye çekilmişti. Diğer yandan TCMB’nin 2021 enflasyon hedefi yüzde 5 olarak duruyor. Ayrıca Başkan Kavcıoğlu, sıkı para politikasının devamıyla enflasyonun üzerinde faiz politikasının korunduğu, bazı ülkeler ile swap anlaşması için görüşmeler yapıldığı” söylemlerine yer verirken TCMB’nin enflasyon ile mücadelesinde yalnız kaldığı ve eşgüdüm gerekliliğine dikkat çekti. Diğer ülke merkez bankalarıyla swap görüşmeleri bir çok defa dillendirilmesine rağmen Çin ve Katar dışında şimdiye kadar gerçekleşen bir anlaşma henüz olmadı. Eğer ciddi bir rakam üzerinden swap anlaşması olursa bunun döviz kurları üzerinde etkileri hissedilebilir. Fakat anlaşmanın olduğunu görmek gerekecek. TCMB’nin enflasyon mücadelesinden yalnız kaldığı durumu ise biraz tartışmaya açık bir konu. Desteğin piyasadan mı yoksa diğer kamu kurumlarından mı beklendiği veya kurumlar arasında uygulanan ekonomi politikalarındaki uyumsuzluk mu kastediliyor? Başkan, bu konuda netleştirmek açısından biraz detay verse daha yararlı olurdu. TCMB yüksek faiz ile sıkı para politikası uyguladığını sıkça vurgularken bankalarda pandemi sürecindeki kredi büyümesi yaklaşık 1 trilyon TL’yi buldu.

ENFLASYON BEKLENİYOR

3 Ağustos Salı günü TÜİK tarafından temmuz enflasyon verileri açıklanacak. Beklentiler aylık bazda yüzde 1.55-1.65, yıllıkta yüzde 18.60-18.70 civarında. Piyasa beklentileri gerçekleşirse enflasyon yükselişi sürmüş olacak. Haziran ayında yıllık enflasyon yüzde 17.53 idi. Bu durumda TCMB’nin 12 Ağustos toplantısında faiz indirimi biraz zorlaşacak. Faiz indirimi için piyasa beklentisi daha çok sonbahar olarak dillendiriliyor. Gerçi son Fed açıklamaları, erken parasal sıkılaştırma olasılığının zayıfladığı varsayımıyla gelişen ülkeleri de biraz rahatlatmadı değil. Son dönemde Meksika ve Rusya gibi Türkiye’nin de dahil olduğu gelişen ülke merkez bankaları faiz arttırıyor. Rusya bu yıl içinde art arda faiz arttırımları yaparak faiz oranını yüzde 6.5 seviyesine yükseltti. Faiz farkını dikkate aldığımızda Türkiye’nin Rusya ve diğer gelişen ülkelerle faiz karşılaştırması yapmak, ona göre bir faiz tahmininde bulunmak ne kadar doğru olur? O da ayrı bir tartışma konusu. Diğer yandan kaygı veren delta varyantına bağlı vaka artışları konusu var. Vakalar artar, bu da kısıtlamaları berberinde getirirse merkez bankalarının parasal genişleme süreci daha da uzar mı, para politikaları buna göre şekillenir mi? Bunu da zamanla göreceğiz. Ancak vaka sayları artsa da aşılama nedeniyle vefat sayılarının azalıyor olması önemli bir konu. Piyasaların artan vaka sayılarına duyarsızlığı biraz da bu sebeple olabilir.

EKONOMİK VERİLER BİRAZ ZAYIFLIYOR

SON günlerde yayınlanan ABD, Euro Bölgesi ve Almanya’ya ait ekonomik verilerde bir ivme kaybı ve zayıflama var. ABD konut satışları, istihdam verileri, beklentilerin altında kalan büyüme ve Almanya’da beklentileri aşan enflasyon verilerine rağmen piyasalar iyimserliğini koruyor. Bu görünümde gerek Fed, gerekse Avrupa Merkez Bankası kaynaklı açıklamalarda “parasal desteğin süreceği” vurgularının payı önemli. Ancak önümüzdeki cuma açıklanacak ABD tarım dışı istihdam verileri yakından izlenecek.

Yazının Devamını Oku

Bayram sonrası sakin bekleyiş

Uzun bayram tatili döneminde iç piyasalar kapalıyken, dış piyasalarda dalgalı bir seyir yaşandı. Ancak hafta sonuna doğru borsalarda kayıplar önemli ölçüde telafi edildi. Piyasaların kısa bir türbülans yaşayıp tekrar kayıpların toparlanmasında öncü merkez bankalarından gelen destekleyici mesajların katkısı oldu. Yarın işleme başlayacak iç piyasalar da dışarıdaki toparlanma nedeniyle sakin bir başlangıç olası görülüyor.

İç piyasalar bayram tatilinde iken dış borsalar dalgalı bir seyir izledi. Geçtiğimiz hafta ‘delta varyantına’ bağlı vaka artışları ABD ve Almanya başta olmak üzere dış borsalarda sert düşüşlere neden olmuştu. Olası bir kısıtlama ve ekonomik toparlanma gecikebilir kaygıları öne çıktı. Dow Jones Endeksi (ABD) 35.000 seviyesinden 33.741 seviyesine kadar geriledi. Daha sonra gelen tepki alımlarıyla tekrar 34.800 seviyelerine ulaştı. Benzer görünüm Dax Endeksi (Almanya) için de geçerli. Hafta sonuna doğru borsalarda kayıplar önemli ölçüde telafi edildi. Yakından izlenen ABD 10 yıllık bono faiz oranında ise düşüş eğilimi sürüyor. Ancak kısa süre içinde yüzde 1.13 seviyesine çekilip tekrar yüzde 1.30 seviyesine çıkmasıyla görülen oynaklık oldukça dikkat çekici. Yükselen enflasyona rağmen güvenli liman arayışına bağlı gelen talep faizi baskılamış görülüyor. Hatırlanırsa haziran enflasyonu yüzde 5.4 olarak gerçekleşirken Fed faiz oranı yüzde 0.25 seviyesinde bulunuyor. Enflasyon faiz makası oldukça açıldı. Bu durum uzun zaman sürdürülemez görülse de halen geçerliliğini koruyor. ABD doları ise değerlenmeye devam ediyor.

FİYAT AŞAĞI ÇEKİLİYOR

Dolar Endeksi geçen hafta 93.19 seviyesini test ettikten sonra 93.00 seviyesinin altına biraz geriledi. Diğer yandan petrol fiyatlarında gerileme var. Pandemide vaka sayılarının yeniden artmaya başlamasının yanı sıra OPEC+ grubunun ağustos itibarıyla petrol üretimlerini 400 bin varil arttırma kararı fiyatı aşağıya çekmeye başladı. Brent petrol 67.00 dolara kadar düştükten sonra tekrar 73.00 seviyesine ulaştı. Piyasaların yakından takip ettiği verilerden biri olan ABD haftalık işsizlik başvuruları tekrar artışa geçti. 17 Temmuz ile biten haftada 419 bin olarak açıklandı. Bu son iki ayın en yüksek verisi. ABD ekonomisindeki güçlü toparlanmanın zayıfladığı söylemek için bu data tek başına bir ölçü olmaz tabi ki. İstihdam, büyüme, enflasyon gibi başka veriler de önemli olacak.

Piyasaların kısa bir türbülans yaşayıp tekrar kayıpların telafi edilmesinde öncü merkez bankalarından gelen destekleyici mesajların katkısı var elbette. Yarın işleme başlayacak iç piyasalar da dışarıdaki toparlanma nedeniyle sakin bir başlangıç olası görülüyor.

MERKEZLERDE DEĞİŞİKLİK YOK

Gerek ABD Merkez Bankası (Fed), gerekse Avrupa Merkez Bankası para politikalarında bu aşamada değişiklik görülmüyor. En azından bir süre daha mevcut politikaların korunacağı mesajları her fırsatta veriliyor. Bu durum piyasalar için önemli bir referans olarak görülüyor. 22 Temmuz Avrupa Merkez Bankası toplantısında beklendiği üzere faiz ve politika değişimine gidilmedi, enflasyon hedeflerine ulaşana kadar para politikası çerçevesinin korunacağını açıklandı. Ayrıca, varlık alım programının aylık miktarında bir değişiklik olmayacağı vurgulandı. Başkan Christine Lagarde, “Euro bölgesindeki toparlanma devam ediyor fakat pandeminin gölgesi hâlâ üzerimizde. Enflasyonda bir artış var fakat bunun büyük oranda geçici olması bekleniyor” dedi.

YAKINDAN TAKİP

Geçtiğimiz günlerde 22 Temmuz toplantısında bir politika değişikliği için sinyal gelebilir türünden açıklamalar vardı. Bu yönde bir gelişme görülmemesi piyasalar açısından biraz rahatlama getirmiş görülüyor. Senato Bankacılık Komitesi’nde konuşan Fed Başkanı Powell, “Enflasyon rahatsız edici seviyelere ulaşsa dahi merkez bankasının ABD ekonomisini destekleyici duruşunu korumasını savunmuş enflasyonun geçici olup olmadığını yakından takip edeceklerini” söylemişti. Hatırlanırsa, yükselen enflasyon ve ekonomilerdeki ısınma ile birlikte geçtiğimiz Fed toplantılarından sonra erken parasal sıkılaştırma gündeme gelmişti. Pandeminin mutasyona uğrayarak vaka sayılarını arttırması, bunun kısıtlama tedbirlerini yeniden gündeme getirmesi acaba ekonomi üzerinde yavaşlatıcı bir etkiye neden olur mu? Bu durumda erken parasal sıkılaştırma veya faiz arttırımları biraz daha ileriki tarihlere ötelenir mi? Bunu zamanla göreceğiz. Geçtiğimiz günlerde ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) Direktörü Rochelle Walensky, delta varyantına karşı bir başka dönüm noktasından geçtikleri uyarısında bulunmuştu. Delta varyantı konusu ekonomik gündemin bir parçası haline gelmiş durumda. Vaka sayılarındaki artış veya gerilemeler piyasalarda karşılık buluyor. Duyarlılık artmış durumda.

Yazının Devamını Oku

ABD enflasyonu zirveye yaklaşıyor

ABD’de enflasyon, 2008 haziran ayında görülen yüzde 5.6’lık zirve seviyesine yaklaşarak yüzde 5.4’e ulaştı. Yükselen enflasyon Fed’in erken parasal sıkılaştırma tartışmalarının yoğunlaşmasına neden oldu. Fed’in ardından Avrupa Merkez Bankası’nın da yeni stratejileri devreye alacağına yönelik haberler geldi. Küresel ekonomide Fed politikaları öncü olarak görülür, orada olacak bir gelişme diğer ülkelere de yayılır.

ABD enflasyonu son dönemde piyasaların en önemli gündem konuları arasında yer alıyor. ABD haziran enflasyonunun (TÜFE) yüzde 5.4 seviyesine ulaşması ABD Merkez Bankası’nın (Fed) erken parasal sıkılaştırma tartışmalarını tekrar alevlendirdi. Hatırlanırsa 2008 haziran ayında ABD enflasyonu yüzde 5.6 olarak zirve yapmış ve para politikasında ciddi değişimler olmuştu.  Mevcut enflasyon o seviyelere yaklaşmaya başladı. Yetkili ağızlardan gelen açıklamalar da bu konunun sıcak kalmasına yardım etti. Fed Başkanı Powell Kongre’deki sunumlarında; “Enflasyon çok fazla yükselirse Fed politikasını ayarlamaya hazır, gelecek toplantılarda tahvil azaltmayı tartışmaya devam edeceğiz. Enflasyon bir süre yüksek kalacak, istihdam halen hedeflenen seviyelerden uzak, tahvil alımları azaltılmadan önce bildirim sağlanacak. Enflasyonun rahatsız edici seviyelere gelmesine rağmen Fed ABD ekonomisini destekleyici nitelikteki duruşunu sürdürecek” görüşlerine yer verdi.

GÜVENLİ LİMANLARA İLGİ

Halihazırdaki durumu özetleyen bu açıklamalar zaten konu bir süredir gündemde olduğu için borsalarda fazlaca dalgalanmaya neden olmadı. Ancak geçen haftaki yazımızda vurguladığımız ‘güvenli limanlara’ ilginin biraz daha artmasına neden oldu. ABD 10 yıllık bono faiz oranında talebe bağlı olarak gerileme, ABD dolarında değerlenme ve altın fiyatında tepki yükselişi görüldü. ABD 10 yıllık bono faiz oranı yüzde 1.43 seviyesine kadar yükselmişti, yüzde 1.30 seviyesinin altını test etti. Risk algısının biraz zayıflamasıyla borsalara kâr satışları geldi. Fakat teknik düzeltme boyutunda kaldı, derinlik kazanmadı. Fed’in politikası değişikliğinin gündeme gelmesinin ardından Avrupa Merkez Bankası’nın 22 Temmuz toplantısında yeni stratejilerinin uygulanmaya alınacağı, Başkan Christine Lagarde’ın politika değişikliğine yönelik sinyal vereceği yönünde haberler geçmeye başladı. Küresel ekonomide Fed politikaları öncü olarak görülür, orada olacak bir gelişme diğer ülkelere de yayılır. Ön teker nereye arka teker oraya mı, yoksa ABD hapşırırsa dünya nezle olur mu desek. İkisi de bu duruma uygun düşer. Kabul etsek de etmesek de işleyiş böyle. Bir de “delta varyantı” konusu var tabi ki. Mutasyon ve versiyon değişiklikleriyle artan vaka sayıları, bazı ülkelerde kısıtlayıcı tedbirlerin tekrar uygulamaya alınması kayda değer bir durum. Piyasalar bu yönde çok fazla fiyatlama yapmazsa da hep gündeminde ve dikkatinde. Küresel piyasaların son görünümü özetleyecek olursak temkinli bir iyimserlikten söz etmek mümkün. İç piyasalarda ise dışarıya uyum sorunu devam ediyor.      

KONUTTA CANLILIK SÜRÜYOR

KONUT sektöründe hareketlilik devam ediyor. Türkiye’de mayısta konut fiyat endeksi aylık yüzde 3.9, yıllık yüzde 29.1 ve reel olarak yıllık yüzde 10.7 arttı. Haziran ayında 134 bin konut satıldı. Bu veri yılın en yüksek rakamı. Konut satışları haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 29.1 azalırken mayıs ayında satışlar kapanmanın da etkisiyle 59 bin olarak gerçekleşmişti. Yüksek faiz ve yüksek döviz kurlarına rağmen konuta olan talebin sürüyor olması önemli. Dış dünyada da benzer görünüm var. ABD’de mart ayında konut satışları son 15 yılın zirvesine ulaştı. Nisanda bir önceki aya göre yüzde 4.4 düşerken mayıs ayında tekrar arttı ve yüzde 8 artışla yılın en yüksek seviyesini yakaladı.  Hatırlanırsa ABD’de konut fiyatları (Case Shiller Konut Fiyat Endeksi) nisanda yıllık yüzde 14.6 artarak 1988 yılından bu yana en yüksek artışı kaydetmişti. ABD’de konut sektöründe balon tartışmaları yapılmıyor değil. Geçtiğimiz aylarda JP Morgan ve Morgan Stanley’in CEO’larının bu yönde açıklamaları olmuştu. Geçen hafta ise St.Louis Fed Başkanı Bullard,“Yeni başlayan konut balonunu beslediğimizden biraz endişeliyim. Varlık alımlarını azaltmak için doğru zamandayız” dedi. Mevcut durumda biraz tedirginlik yaratsa da parasal genişleme konut dahil varlık fiyatlarında talebi ve fiyatları yukarı çekmeye devam ediyor. Önümüzdeki dönemlerde Fed para politikası değişirse bu görünüm korunabilir mi? Bekleyip göreceğiz.

Yazının Devamını Oku

Güvenli limanlar hatırlandı

Enflasyondaki yükseliş, merkez bankalarının para politikasının devamlılığı konusundaki belirsizlik, pandemide artan vaka sayıları ve tekrar kısıtlama tedbirlerine başvurulması, ekonomik verilerdeki olumlu seyrin son günlerde biraz zayıflaması kayda değer gelişmeler. Hal böyle olunca, risk iştahında bir parça zayıflama ve güvenli limanlara ilginin artması olağan bir gelişme olarak görülebilir.

Piyasalar geçen hafta dalgalı bir seyir yaşadı. ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı sonrası benzer bir görünüm yaşanmış fakat denge yeniden sağlanmıştı. Bu eksen yine de korunuyor. Ancak Fed tutanaklarının açıklanması sonrası daha küçük ölçekte de olsa bir hareketlenme görüldü. Fed hazine toplantı tutanaklarında, üyelerin tahvil alımlarının azaltılması konusunda görüş ayrılığı yaşamasına karşılık enflasyon artışı ve istihdam verileriyle ekonomideki büyümenin sürdüğü, ayrıca parasal desteğin devamında vurgular öne çıktı. Fed’in genişlemeci para politikasının değişebileceği olasılığı artık piyasaların aklına yer eden bir durum. Enflasyondaki yükseliş, merkez bankalarının para politikasının devamlılığı konusundaki belirsizlik, pandemide artan vaka sayıları ve tekrar kısıtlama tedbirlerine başvurması, ekonomik verilerdeki olumlu seyrin son günlerde biraz zayıflaması kayda değer gelişmeler. Hal böyle olunca, risk iştahında bir parça zayıflama ve güvenli limanlara ilginin artması olağan bir gelişme olarak görülebilir. Yakından izlenen ve önemli bir referans olarak kabul edilen ABD 10 yıllık tahvil faiz oranında gelen alımlarla düşüş yaşandı ve yüzde 1.30 seviyesinin altı test edildi. Ayrıca ABD dolarında değerlenme, altın fiyatında yükseliş görüldü. ABD tahvili, ABD doları ve altın piyasalarda ‘güvenli liman’ adresleri görülen yatırım araçları.

TEPKİ YÜKSELİŞİ

ABD dolarında ve altın fiyatında çok ciddi bir değer kazanımı bu aşamada söz konusu değil. Daha çok tepki yükselişi boyutunda. 1.750 doları gören altın ons fiyatı 1.800 seviyesinin üzerini test ederken ABD dolarının euro başta olmak üzere altı para birimine karşı değerini gösteren dolar endeksi 89 seviyesini gördükten sonra 92 seviyesinin üzerinde işlem görüyor. Risk algının biraz zayıflamasıyla da dış borsalarda (ABD, Almanya) kâr satışları görüldü. Bu durum Borsa İstanbul’a da yansıma gösterdi. Ancak dış borsalardaki çıkış trendleri korunuyor. Gelen satışlar “teknik düzeltme” ölçüsünde. Borsa İstanbul, dışarıya göre daha zayıf ve dış borsalara uyumda zaten bir süredir zorlanıyor. Piyasalarda iyimserlik yerini daha temkinli bir görünüme bırakmaya başladı.

PAS GEÇMESİ BEKLENİYOR

İç ekonomik gündemin önümüzdeki hafta en önemli gündemlerinden biri 14 Temmuz Çarşamba günkü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) toplantısı olacak. Piyasalar faiz değişimi beklemiyor. Hatırlanırsa geçtiğimiz yazılarımızda faiz indiriminin zor olduğunu ve gerekçelerini vurgulamıştık. Döviz kurları ve enflasyonda yükselişin sürüyor olması, enflasyonun önümüzdeki döneme ilişkin seyri açısından oldukça önemli görülen TÜFE ve ÜFE arasındaki farkın haziran ayında 25 puanı geçmesi, Fed’in para politikalarında değişiklik olasılığı, Türkiye’nin de yer aldığı gelişen piyasalarda bazı ülkelerin faiz artımına gitmesi gibi gerekçeler faiz indirimi beklentilerinin ertelenmesine neden oldu. Bazı yabancı yatırım bankaları erteleme yanında indirim oranını küçültürken faiz artırımı bekleyenler de yok değil. Ama görünün o ki faiz en azından bir süre daha bu seviyelerde kalacak gibi. Yine de TCMB toplantısının sonuçlarını bir görmek gerekecek. Toplantı sonrası açıklanacak metinde, beklentileri aşan Haziran enflasyonu sonrası özellikle parasal sıkılaştırmanın artırılması yönünde bir söylem gelip gelmeyeceği konusu önemli olabilir.

VAKA SAYILARINA DUYARLILIK

Yazının Devamını Oku

Piyasalarda dengeye dönüş

Yurtdışı borsalarda yaşanan gerginlik, yerini olumlu bir seyre bıraktı. Bunun temelinde iki önemli beklenti yer aldı. İlki, ABD ve Euro Bölgesi ekonomilerindeki toparlanma, diğeri ise Fed’in faiz hamlesinin zaman alacağı yönündeki beklenti oldu.

ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı sonrası erken parasal sıkılaştırma olasılığı ciddi olarak gündeme taşınmıştı. Toplantının ardından dış borsalarda yaşanan gerginlik kısa bir sürede yerini tekrar olumlu bir seyre bıraktı. Bu görünümde ABD ve Euro Bölgesi ekonomilerindeki toparlanmanın sürüyor olmasının önemli katkısı var.

Diğer etken ise olası bir parasal sıkılaştırma ve Fed faiz artırım hamlesinin zaman alacağı, mevcut para politikalarının bir süre daha korunacağı beklentisi oldu. Fed’in tahvil alımlarının azaltılmasının açıklanması için sonbahar ve sonrası, faiz artırımı için ise 2022 sonu veya 2023 yılı başları gibi tahminler var. Fed toplantısına ilk tepki olarak bir olumsuz refleks görülse de piyasalar “dereyi görmeden paçayı sıvamadı” desek yerinde olacak. Bir bakıma eski ünlü bir edebiyatçımızın söylediği gibi “dişine gelen işine geldi” de denebilir.

Borsalar yükselişte; faiz oranları düşük, ekonomiler toparlanıyor. Bu durum finans çevreleri ve ekonomi yönetimlerinin istediği bir ortam... Diğer yandan ekonomik veriler yoğun şekilde gelmeye devam ediyor. ABD haftalık işsizlik başvuruları 364 bin kişi olarak açıklanırken pandemiden sonraki en düşük rakama geriledi. Cuma günü açıklanan ABD tarım dışı istihdam verileri ise beklentileri aşarak 850 bin olarak gerçekleşti.(Beklenti 706 bin). İşsizlik oranı %5,9 (Beklenti %5,6), saatlik kazançlar aylık %0.3 (Önceki %0.5) oldu. İstihdam verilerinin beklentilerden olumlu gelmesine karşılık işsizlik oranındaki yükseliş ve saatlik kazançların gerilemesi piyasalar üzerindeki etkisinin sınırlı kalmasına neden oldu.

ABD ekonomisindeki ısınma Fed’in erken parasal sıkılaştırma olasılığını artıracak bir gelişme. Bu da piyasalar için istenen bir durum değil elbette. Borsalar, devam eden parasal genişleme ve düşük faiz ortamından son bir yılı aşkın zamandır ciddi biçimde beslendi. ABD ve Almanya gibi öncü borsalarda yeni zirveler ve rekorlar geldi. İç piyasalar ise bir süredir özel gündemiyle dışarıya uyumda zorlanıyor. Son günlerde biraz toparlanma görülse de borsa İstanbul’da düşüş, kâr satışları görülmekle birlikte döviz kurlarında yükseliş eğilimi sürüyor. Temkinli görünümün dağıldığını söylemek için erken.

YARIN ENFLASYON AÇIKLANACAK

Pazartesi, haziran enflasyon verileri açıklanacak. Beklentiler aylıkta %1.4, yıllıkta %16.9-17.0 civarında yoğunlaşmış durumda. 14 Temmuz’daki TCMB toplantısı öncesi son enflasyon datası olması açısından önemli. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir TV programında temmuz, ağustos gibi faiz indirim olasılığından söz etmesi TCMB’nin bundan sonraki toplantılarını faiz kararları açısından daha önemli hale getiriyor. Ancak mayıs ayında enflasyon (TÜFE) % 16.59 olarak açıklanmıştı. Haziran enflasyonunda artışın devamı bekleniyor. Ayrıca döviz kurlarında yükseliş eğilimi sürerken, Fed önümüzdeki dönemde para politikası değişikliğini gündemine aldı. Bu durumda TCMB’nin faiz indirimi zor olacaktır. Geçen hafta elektrik ve doğalgaza gelen zamların enflasyondaki artışa katkı yapması bekleniyor. Nitekim Deutsche Bank, elektrik ve gaz fiyatlarına yapılan zamlar sonrasında yılsonu enflasyon tahminlerini yüzde 15’ten yüzde 16’ya revize ettiğini duyurdu. Ayrıca, temmuz ayında enflasyonun hızlı bir şekilde artarak yüzde 18’in üzerine çıkmasını bekliyor. TCMB ise yatırımcılara yaptığı cuma günkü sunumunda, “kararlı sıkı duruş” mesajını tekrarladı. Ayrıca, ‘enflasyonun üzerinde faiz politikasına devam’ dedi. Ancak yine de TCMB kararlarını bir görmek yerinde olacak.

HAZİRAN İHRACATI SEVİNDİRDİ

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre haziran ihracat verileri sevindirdi. Haziran’da Türkiye’nin ihracatı, geçtiğimiz yılın aynı ayına göre, yüzde 47 artışla, 19,8 milyar dolara ulaştı. İthalat ise haziran ayında yıllık yüzde 39 artışla 22,7 milyar dolar oldu. Son 12 aylık dönem dikkate alındığında ihracat bir önceki döneme göre yüzde 19,1 oranında artarak 199,6 milyar dolar, ithalat ise aynı oranda artışla 246,7 milyar dolar oldu. Türkiye’nin ihracatı 200 milyar dolara yaklaşırken Türkiye ve küresel ekonomideki büyüme verilere yansımalarını sürdürüyor.

Yazının Devamını Oku

Fed etkisi zayıflıyor

Piyasalarda son Fed toplantısının ardından dalgalanma yaşandı. Ancak sonrasında dış piyasalarda Fed etkisi zayıflamaya başladı. Piyasaların destek bulduğu noktalar, mevcut para politikasının bir süre daha devam edeceği beklentisi ve küresel ekonomideki toparlanmanın sürmesiydi. Dışarısı tekrar iyimserliği yakalamaya çalışırken, içeride temkinli görünüm sürüyor.

Dış piyasalarda ABD Merkez Bankası (Fed) etkisi zayıflamaya başladı. Son Fed toplantısının ardından yapılan açıklamalar erken parasal sıkılaştırma olasılığı yönünde algılanmış ve piyasalar üzerinde dalgalanmaya neden olmuştu. Ancak piyasalar bu defa mevcut para politikasının bir süre daha korunacağı beklentileriyle küresel ekonomideki güçlü toparlanmanın sürüyor olmasından destek buldu. ABD ve Almanya başta olmak üzere dış borsalarda kısa bir kâr satış sürecinin ardından çıkış hareketleri devam etti. Yakından izlenen ve referans olarak görülen ABD 10 yıllık bono faiz oranı düşüş sonrası yükselişe geçti ve tekrar % 1.50 seviyesinin üzerine çıktı. Altın fiyatı (ons dolar) yükselen faizle baskı altında kalmaya devam ederken petrol fiyatı önümüzdeki hafta OPEC toplantısı öncesi ekonomideki aktiviteye bağlı talep etkisiyle yükselişini sürdürdü. ABD doları ise son günlerde stabil ve denge bulma çabasında. (Dolar Endeksi 91.00-92.00 bandında) Piyasalardaki volatiliteyi gösteren VIX Endeksi (korku endeksi) Fed toplantısı sonrası yükselmişti, tekrar geri çekildi ve toplantı öncesi seviyelerinin de altına çekildi.

Buna karşılık iç piyasalar ise cuma günü itibariyle dışarıdan tekrar olumsuz ayrışma gösterdi. Borsa İstanbul’da satış, döviz kurlarında yükseliş vardı. Borsa İstanbul bir süredir zayıf hacimli bir seyir izlemekle birlikte direnç seviyelerini geçmekte zorlanmıştı. Bir bakıma “çıkamayan borsa düşer” anlayışı benimsendi. ABD 10 yıllık bono faiz oranındaki yükseliş gelişen ülke piyasaları ve aynı ligde yer alan Türkiye için istenmeyen bir görünüm. Gelişen ülkelerden Meksika Merkez Bankası geçen hafta faiz oranını 25 baz puan artırarak % 4.25’e çekti.

Bu durum Fed’in olası para politikası değişikliğine karşı atılmış bir adım olarak görülebilir. Son gelişmeler TCMB’nin 14 Temmuz toplantısında faiz indirim olasılığı zayıflatan bir durum. ABD’de tahvil faizi yükselip gelişen ülke piyasalarında faiz arttırım hamleleri gelirken ve iç piyasalarda döviz kurları yükselirken faiz indirimi çok zor görünüyor. Bu açıdan haziran enflasyon verileri de önemli olacak. Dış piyasalar tekrar iyimserliği yakalamaya çalışırken iç piyasalarda temkinli görünüm sürüyor.

FARKLI SESLER GELİYOR

Piyasalarda şu sıralarda herkes Fed yetkililerinden gelecek mesajlara kulak kabartmış durumda. Ancak bazen birbiriyle çelişen mesajlar da gelmiyor değil. Başkan Powell ile birlikte bir çok bölge başkanı var. Ayrıca eski bir Fed Başkanı olan ABD Hazine Bakanı Yellen’ın açıklamaları da önemli tabi ki. Powell, ekonomideki gelişmelere göre para politikasını ayarlamaktan yana ve değişime açık mesajlar veriyor. Diğer yandan Hazine Bakanı Yellen gibi enflasyondaki yükselişi geçici görenlerden. New York Fed Başkanı John Williams, ABD ekonomisinin hala maksimum istihdamdan uzak olduğu ve faiz oranlarını değiştirme zamanının gelmediği görüşünde. Dallas Fed Başkanı Robert Kaplan, “Varlık alımını azaltmanın erken başlayacağını öngörüyorum” dedi. Boston Fed Başkanı Eric Rosengren, “Uzun süreli çok düşük faiz oranları insanları risk almaya teşvik ediyor. Bazı piyasalarda görülen ev fiyatlarındaki artış, son konut krizinin yükselişi ve çöküşü sırasındaki artışa benziyor ancak bu model bu sefer mutlaka tekrarlanmayabilir” dedi. Bir bakıma 2008 mortgage hatırlatması gibi. Farklı görüşler de olsa hepsi aslında piyasayı bir politika değişikliğine hazırlama amacına hizmet ediyor. Bundan sonra Fed bir politika değişikliğine gitse de sürpriz olmayacak. Aynı şekilde belki uzun bir süre daha mevcut politikayı korusa da tabi ki. Ama Fed niyetini belli etti. Doğrusu da bu sanki. Piyasadaki kurum ve oyunculara pozisyonlarını ayarlamaları için uyarısını yapmış oldu. Gerisi artık piyasaya kalmış. Herkes kendi öngörüsü ve konumuna göre gardını alacak.

FİYAT KAZANÇ ORANLARI DÜŞÜK

Piyasalarda şu sıralarda herkes Fed yetkililerinden gelecek mesajlara kulak kabartmış durumda. Ancak bazen birbiriyle çelişen mesajlar da gelmiyor değil. Başkan Powell ile birlikte bir çok bölge başkanı var. Ayrıca eski bir Fed Başkanı olan ABD Hazine Bakanı Yellen’ın açıklamaları da önemli tabi ki. Powell, ekonomideki gelişmelere göre para politikasını ayarlamaktan yana ve değişime açık mesajlar veriyor. Diğer yandan Hazine Bakanı Yellen gibi enflasyondaki yükselişi geçici görenlerden. New York Fed Başkanı John Williams, ABD ekonomisinin hala maksimum istihdamdan uzak olduğu ve faiz oranlarını değiştirme zamanının gelmediği görüşünde. Dallas Fed Başkanı Robert Kaplan, “Varlık alımını azaltmanın erken başlayacağını öngörüyorum” dedi. Boston Fed Başkanı Eric Rosengren, “Uzun süreli çok düşük faiz oranları insanları risk almaya teşvik ediyor. Bazı piyasalarda görülen ev fiyatlarındaki artış, son konut krizinin yükselişi ve çöküşü sırasındaki artışa benziyor ancak bu model bu sefer mutlaka tekrarlanmayabilir” dedi. Bir bakıma 2008 mortgage hatırlatması gibi. Farklı görüşler de olsa hepsi aslında piyasayı bir politika değişikliğine hazırlama amacına hizmet ediyor. Bundan sonra Fed bir politika değişikliğine gitse de sürpriz olmayacak. Aynı şekilde belki uzun bir süre daha mevcut politikayı korusa da tabi ki. Ama Fed niyetini belli etti. Doğrusu da bu sanki. Piyasadaki kurum ve oyunculara pozisyonlarını ayarlamaları için uyarısını yapmış oldu. Gerisi artık piyasaya kalmış. Herkes kendi öngörüsü ve konumuna göre gardını alacak.

FİYAT KAZANÇ ORANLARI DÜŞÜK

Yazının Devamını Oku

Fed şahinleşmeye başladı

Geçen haftanın en önemli gündem maddeleri arasında ABD Merkez Bankası’nın (Fed) toplantısı vardı. Fed, faiz değiştirmedi ancak sonrasında yapılan açıklamalar olumsuz algılandı, ‘şahin’ olarak değerlendirildi. ABD 10 yıllık bono faiz oranı yükseldi, borsalar geriledi, petrol ve altın fiyatları düştü.

ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı geçen haftaya damgasını vurdu. Piyasaların yakından izlediği ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısında beklendiği üzere faiz değişimi olmadı. Ancak toplantı sonrası yapılan açıklamalar ‘şahin’ olarak değerlendirildi ve olumsuz algılandı. ABD doları değer kazanırken ABD 10 yıllık bono faiz oranı yükseldi, borsalar, petrol ve altın fiyatları ise düşüş gösterdi. Gelişen ülke para birimleri ve TL’de değer kayıpları görüldü. Fed toplantısı sonrası yapılan açıklamalarda, 120 milyar dolarlık tahvil alımlarına devam kararının yanı sıra 13 Fed üyesinin 2023 yılı sonuna kadar iki defa faiz artışı beklerken, enflasyon ve büyüme beklentileri yukarı çekildi. Aşı uygulamalarının salgın hastalığın etkisinin yayılmasını azalttığı bununla birlikte mali desteklerin ekonomik aktiviteyi ve istihdamı güçlendirdiği, enflasyondaki yükselişin geçici olduğu görüşleri tekrarlandı. Fed Başkanı Powell ise, “Enflasyon beklentileri yukarı yönlü hareket ederse politikayı ayarlamaya hazır olmalıyız. Fed varlık alımlarını değiştirmeden önce bir uyarı verecek”dedi. Ayrıca “Faiz artışını tartışmak için erken derken kısa vadede varlık alım sürecini tartışmaya başlayacağız” diye ilave etti. Bu durum mevcut para politikası bu aşamada korunsa da şartlara göre beklenenden önce de değişebileceği olasılığını gündeme getirdi.

PİYASAYA HAZIRLIK MESAJI

FED toplantısının ardından değişebilecek para politikasına karşı piyasaların gardını almaya başladığı görülüyor. Belki de Fed Başkanı Powell’in bu açıklamalarla kastı piyasaları hazırlamaktı. Daha önceleri tecrübe edildiği ve hatırlanacağı üzere Fed ve Avrupa Merkez Bankası önemli politika değişimlerinden bir süre önce piyasalara bu yönde sinyal verirler. Piyasalar toplantı sonrası görünümüne bakılırsa son açıklamaları buna yordu ve mesajını aldı. Fed toplantısından iki gün sonra St. Louis Fed Başkanı James Bullard, Jerome Powell’ın bu hafta varlık alımı azaltma tartışmalarını resmi olarak başlattığını Fed’in ilk faiz arttırımını 2022’nin sonunda yapmasını beklediğini söyledi. Bullard, 2022 yılı boyunca yüzde 2.5-3 arasında oluşacak yüksek enflasyonun faiz arttırımı için gereken şartları sağlayacağını belirtti. Enflasyon ve ekonomik aktivitenin seyrine göre erken parasal sıkılaştırma olasılığına karşılık bardağın dolu tarafına bakacak olursak, 2021 yılı için faiz arttırımı öngörülmüyor olması önemli. Bu açıdan piyasaların Fed fiyatlaması etkisini biraz daha gösterebilir. Ancak sonrasında dengelenme veya yeni dengenin oluşması muhtemeldir. Gerçi ABD 10 yıllık bono faiz oranında 1.60 sınırına yaklaşıldıktan sonra 1.50 seviyesinin altına kadar geri çekilme yaşandı. Ama dış borsalarda düşüş ve ABD dolarındaki değerlenme sürüyor. Küresel piyasalarda koşulların değişmeye başlaması Türkiye gibi dış finansman ihtiyacındaki gelişen ülke piyasaları için istenen bir durum değil. Borsa İstanbul’a yabancı ilgisi son aylarda zayıflamıştı. Bu görünümün sürmesi olasılığı yeni gelişmelerle biraz daha güçlendi gibi. Bu durum makro ekonomik veriler açısından da ayrıca önemli. Piyasalarda temkinli görünüm korunuyor.

ALTININ IŞILTISI ZAYIFLADI

FED toplantısının ardından ABD 10 yıllık faiz oranının yükselmesi ve ABD dolarının değer kazanması altın fiyatı (ons dolar) sert satışlara neden oldu. 1.900 seviyesinin üzerinde başlayan düşüş 1.800 doların altına salınım gösterdi. Fed toplantısından en büyük darbeyi altının fiyatının aldığını söylemek mümkün.

YABANCI YATIRIMCI KARARSIZ

TCMB verilerine göre 11 Haziran haftasında hisse senetleri (33 milyon dolar) ve tahvil bonoya (80 milyon dolar) toplam 113 milyon dolarlık bir giriş görüldü. Bir önceki hafta 157 milyon dolar çıkış vardı. Yabancı yatırımcının Türkiye para ve sermaye piyasaları konusundaki kararsızlığı veya isteksizliği korunuyor. Fed toplantısından sonraki seyri ayrıca izlemek gerekecek. TCMB brüt rezervleri 1 milyar dolarlık artışla 94,8 milyar dolara çıkarken bankalardaki yabancı para mevduatı yine 1 milyar dolarlık artışla 228.4 milyar dolara ulaştı. Kurlardaki yükselişe rağmen döviz mevduatında çözülme henüz görülmüyor.

BORSA DESTEK ARAYIŞINDA

Yazının Devamını Oku

Gözler Brüksel’de

ABD ve Avrupa Merkez Bankası kaynaklı açıklamalar önemli ölçüde piyasalarda karşılık buluyor. İç piyasa ise Brüksel’de yapılacak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Joe Biden görüşmesini bekliyor. Bu görüşme öncesinde Borsa İstanbul’da tepki yükselişi, döviz kurlarında düşüş görüldü.

Yoğun veri akışı sonrası piyasalarda mevcut trendler korunuyor. Özellikle geçen perşembe günü açıklanan ABD mayıs enflasyon verileri, haftalık işsizlik başvuruları, Avrupa Merkez Bankası toplantısı yakından izlendi. Ekonomilerdeki hızlı toparlanma ve yükselen enflasyona bağlı olarak piyasalarda son dönemde erken bir parasal sıkılaştırma gelir mi tartışmaları sürüyordu. Bu açıdan öncelikle ABD mayıs enflasyon verilerine odaklanıldı. Beklentiler yüzde 4.7 iken yıllık yüzde 5.00 olarak gerçekleşti. Veri sonrası kısa bir dalgalanma yaşansa da daha sonra tekrar bir denge sağlandı. Önemli bir referans olarak görülen ABD 10 yıllık bono faiz oranı yüzde 1.42 seviyesine kadar çekildi, sonra tepki verdi. Bu görünümde enflasyondaki yükselişin geçici olacağı beklentileri ve buna bağlı bonoya gelen alımların etkisi önemli. Avrupa Merkez Bankası toplantısında ise beklendiği üzere faiz sabit bırakıldı. Toplantı sonrası Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, son dönemde Fed dahil ekonomi yönetimlerinden sıkça duyduğumuz benzer açıklamalardan birini yaptı.

YÜKSELİŞ GEÇİCİ

Ekonomik toparlanmanın devam ettiğini ve edeceğini, enflasyondaki yükselişin geçici olduğunu, varlık alımlarının en azından 2022 yılı sonuna ve koronavirüs krizi bitene kadar süreceğini söyledi. Ayrıca, erken sıkılaştırma büyüme için risk, faizlerin erken artması finansal koşullarda sıkılaştırmaya yol açabilir, diye ilave etti. Beklenenden erken parasal sıkılaştırma konusunda Avrupa Merkez Bankası’nda da bir tereddüt olduğu çok açık. Bu çerçevede dikkat çeken konu sözlü yönlendirmelerdeki başarı. Ayrıca ekonomi yönetimlerine olan güven. Somut verilere rağmen gerek ABD, gerekse Avrupa Merkez Bankası kaynaklı açıklamalar önemli ölçüde piyasalarda karşılık buluyor ve fiyatlanıyor. İç piyasalar ise yarın NATO zirvesinde Brüksel’de yapılacak Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Biden arasındaki görüşmelere odaklanmış durumda. ABD Başkanı Biden’ın seçildikten sonraki yapılacak ilk yüz yüze görüşme öncesi yapılan karşılıklı açıklamalar olumlu algıya neden oldu. Borsa İstanbul’da tepki yükselişi, döviz kurlarında düşüş ile daha iyimser bir iç piyasa görünümü öne çıktı. Ancak yine de konu başlıkları açısından zor geçmesi muhtemel görüşme sonuçlarını görmek yerine olacaktır. Ayrıca 16 Haziran’da yapılacak Biden-Putin görüşmesi de yakından izlenecek gelişmeler arasında olacak. Piyasalarda olumlu hava korunmakla birlikte dalgalı bir piyasa bizi bekliyor.

MERKEZ BANKASI KARARLARI BEKLENİYOR

Önümüzdeki hafta yine Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve ABD Merkez Bankası (Fed) toplantıları önemli gündem konuları arasında olacak. 16 Haziran Fed, 17 Haziran TCMB toplantısı var. Her iki merkez bankası toplantısından faiz değişimi beklenmiyor. TCMB’nin faiz indirimi için temmuz ile kasım arasına yayılan bir tahmin yelpazesi var. Fed faiz artımı için ise en erken tarih 2022 yılı işaret edilmişti. Hatta 2024 yılını bekleyen Fed yetkilileri vardı. Diğer yandan Reuters’ın yaptığı bir ankete göre, ABD Merkez Bankası (Fed) ağustos veya eylül aylarında tahvil alımlarını azaltmayı açıklayacak. Ancak gelecek yılın başlarına kadar aylık alımları düşürmeye başlamayacak. Fed gözlemcileri ise ABD Merkez Bankası’nın bir indirim duyurusu yapmadan önce yılın sonlarına kadar bekleyeceği görüşündeler. Öngörüler bu yönde. Ancak enflasyon ve büyüme başta olmak üzere ekonomik verilerin seyri böyle giderse bu takvim öne mi çekilir? Yoksa biraz daha ertelenir mi? Zaman gösterecek. Piyasalar şimdilik yüksek enflasyona rağmen bunun geçici olacağı senaryosuna inanmış görülüyor.

ALTIN-FAİZ KORELASYONU ZAYIFLADI

Altın fiyatında (ons dolar) kâr satışına rağmen yükseliş eğilimi korunuyor. Bilindiği üzere altın fiyatının en önemli parametrelerinden biri faiz. Altın fiyatıyla ABD 10 yıllık faiz arasındaki negatif korelasyon son günlerde biraz zayıfladı. ABD 10 yıllık bono faiz oranı enflasyondaki yükselişe rağmen gerilemeye devam etti. Altın fiyatında ABD enflasyon verileri sonrası kâr satışları görülmüştü. ABD 10 yıllık bono faiz oranındaki düşüşle altın fiyatı tekrar toparlandı. Ancak enflasyondaki yükselişin geçici olduğu ve mevcut para politikasının en azından bir süre daha korunacağı beklentileri bu toparlanmada etkili oldu. Diğer yandan yüksek enflasyon ile parasal sıkılaştırma olasılığının arttığı görüşleri ise altın fiyatındaki yükselişi sınırlayan bir durum olarak görülüyor. Bu açıdan geri çekilmeler tepki alımlarıyla karşılaşırken yükselişlerde 1.900 dolar seviyesi geçilmekte zorlanılıyor.

BORSADA 1.465 SEVİYESİ ÖNEMLİ

Yazının Devamını Oku

Ekonomik veriler baş döndürdü

Piyasalar bardağın dolu tarafını gördü ve bu yönde fiyatlama yaptı. ABD 10 yıllık bono faiz oranı tekrar yüzde 1.60 seviyesinin altına geriledi. Altın (ons dolar) tepki alımlarıyla karşılaştı. ABD ve Euro bölgesinden gelen güçlü veriler ekonomilerde toparlanmanın sürdüğünü gösterirken, ekonomideki büyümeden güç alan dış borsalar çıkış trendlerini ve gücünü korudu.

ABD ve Euro bölgesinde beklentilerin üzerinde gelen güçlü veriler ekonomide toparlanmanın sürdüğünü gösteriyor. Isınan ekonominin doğal sonucu olarak enflasyon da yükseliyor. ABD’de yıllık enflasyon yüzde 4.2, Almanya’da ise yüzde 2.5 seviyelerine ulaştı. Buna karşılık ABD haftalık işsizlik verileri ilk defa 400 binin altında ve pandemi sürecinde en düşük seviye olan 385 bin olarak açıklandı. Ayrıca ABD ADP özel sektör istihdamı 978 bin ile beklentilerin üzerinde ve on ayın en yüksek rakamı olarak gerçekleşti. Perşembe günü açıklanan bu veriler beklenenden önce parasal sıkılaştırma olasılığının arttıran bir durum olarak algılandı. ABD 10 yıllık bono faiz oranı yüzde 1.62 seviyesine yükselirken ABD doları değer kazandı, Euro değer kaybetti. Bu gelişmelerle birlikte altın sert kâr satışlarıyla karşılaştı. Piyasalar başta istihdam ve büyümeye ile ilgili gelen olumlu işaretleri temkinli karşılaşırken aksi yönde fiyatlıyor. Bu verilerin ardından gözler cuma günü açıklanan mayıs ABD tarım dışı istihdam verilerine çevrildi. 650 bin beklenen ABD tarım dışı istihdamı 559 bin olarak açıklandı. Hatırlanırsa nisan ayında 266 bin seviyesindeydi. Bu açıdan bakınca geçen aya göre iyileşen ancak beklentilerin altında kalan bir veri söz konusu. Bir bakıma perşembe günkü verileri takip eden aynı eksende diyebileceğimiz bir durum. Piyasalar bardağın dolu tarafını gördü ve bu yönde fiyatlama yapınca ABD 10 yıllık bono faiz oranı tekrar yüzde 1.60 seviyesinin altına geriledi, altın (ons dolar) tepki alımlarıyla karşılaştı. Ekonomideki büyümeden güç alan dış borsalar ise çıkış trendlerini ve gücünü korurken Borsa İstanbul dış borsalara uyumda zorlanıyor. Bu görünümde iç gündemin etkisini dikkate almak gerekecek. Pandemiye bağlı kısıtlamaların kaldırılması ve normalleşme adımları ekonomilerdeki toparlanmaya hız kazanacak beklentisi hakim.

2022 İŞARET EDİLİYOR

Doğal olarak artan talep ile enflasyon yükselmeye devam edebilir. Buna bağlı olarak ABD Merkez Bankası (Fed) başta olmak üzere merkez bankaları parasal genişlemeyi yavaşlatacak, tahvil alımlarının azaltacak algısı öne çıkmış durumda. Enflasyon yükselişine geçici gözle bakılmakla birlikte faiz artırım için daha çok 2022 işaret ediliyor. Ancak Fed içinde bazı yetkililer parasal sıkılaştırmanın tartışılmaya başlamasından yana. Bu açıdan artık parasal genişlemede bir fren veya vites küçültme gündeme girmiş durumda. Ekonomik verilere duyarlılığın artması bu yüzden. Bu duyarlılık muhtemelen bir süre daha devam edecek. Piyasalar veriler ışığında dalgalı seyrini sürdürebilir.

ENFLASYON DÖVİZ KURLARINI HAREKETLENDİRDİ

Mayıs enflasyon verileri (TÜFE) yüzde 0.89 ile beklentilerin biraz altında kaldı.Yıllık enflasyon da yüzde 16.59 olarak gerçekleşti. Bu görünümde mayıs ayının bir önemli bölümünde pandemi nedeniyle ekonominin kapalı kalmasının payı var mı konusu tartışılır. Ancak enflasyonun mayıs ayında zirve yaptığı konusundaki değerlendirmelere bu aşamada biraz temkinli yaklaşmakta yarar var. Haziran ayı ile kısıtlamaların kaldırılması haliyle hizmet sektörünü ve talebi olumlu etkileyecek. Ayrıca kur geçişkenliği açısından enflasyon için döviz kurlarının seyri tabi ki önemli. Kurlarda gerileme henüz görülmüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan “Merkez Bankası başkanımla görüştüm, faizi düşürmemiz şart. Onun için de temmuz-ağustos, buraları bulacağız” açıklaması gelmişti. Mayıs enflasyonu da beklentilerin altına kalınca acaba bir faiz indirimi gelir mi olasılığı döviz kurları hareketlendi. Ancak TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu, piyasalardaki haklı bir gerekçeye dayanmayan erken gevşeme beklentilerinin ortadan kalkması gerektiğini söyledi. Açıklama döviz kurlarında bir denge sağladı. ABD verileri ise dalgalanmalara neden oldu.

PARA GİRİŞİ ZAYIFLIYOR

TCMB verilerine göre nisan ayının son haftasından bu yana gerek hisse senetleri gerekse tahvil bono da yabancı yatırımcıların para girişleri sürüyor. Ancak son haftalarda para giriş tutarlarında haftalık bazda bir miktar azalma söz konusu. Buna karşılık Borsa İstanbul’da hisse senetlerinde bazı data şirketlerinin ve MKK’nın açıkladığı verilerde Borsa İstanbul’da yabancı payı geriliyor. 22 Nisan’da yüzde 43.00 seviyesinin üzerindeydi. Cuma günü itibariyle yüzde 41.92 seviyesine kadar çekilmiş durumda. Son dönemde yoğunluk kazanan halka arzlara yerli katılımının daha fazla olması yüzde olarak yabancı payının gerilemesinin nedenlerinden biri olabilir. TCMB verilerine göre 22 Nisan’dan bu yana haftalık bazda topladığımızda 330 milyon doların üzerinde bir giriş görülüyor. İki veriyi de dikkate almak ve doğru kabul etmekle birlikte bu farklılık muhtemelen kurumların hesaplamalarından (adet-pay, tutar) kaynaklanıyor.

BORSA DİRENÇLERDE ZORLANIYOR

Yazının Devamını Oku

Altın gücünü koruyor

Altın fiyatlarında son dönemlerde yükseliş yaşanıyor. Yüksek enflasyon ve düşük faizin devam etmesi altın fiyatına güç kazandırdı. Kripto para piyasalarında yaşanan çözülme de altın fiyatını destekliyor.

Altın fiyatındaki yükseliş devam ediyor. Referans olarak görülen ABD 10 yıllık bono faiz oranı yüzde 1.60 seviyesinin üzerinde kalmakta zorlanırken ABD dolarında zayıf, Euro’da güçlü görünüm söz konusu. Yüksek enflasyona karşılık düşük faizin devamı olasılığı (negatif faiz) ve parasal genişlemeye bağlı olarak altın fiyatı güç kazanmış durumda. Kripto paralardaki çözülme ve talepteki artış altın fiyatını destekleyen diğer gelişmeler olarak görülüyor. Yıl sonuna kadar enflasyonun yüksek kalacağı kabul edilmekle birlikte merkez bankaları en azından bir süre daha faiz artırma düşüncesinde değiller. Parasal sıkılaştırma için ağırlıklı olarak telaffuz edilen tarih sonbahar.

İVME KAZANDI

Aşı uygulamalarındaki başarı, pandeminin kontrol altına alınmasıyla ülkelerin kısıtlamaları hafifletmesi veya normalleşmesi ekonomilerdeki aktiviteyi daha da hızlandıracak gibi. Yine de yüksek enflasyon düşük faiz dengesinin ne kadar korunabileceği konusunda ihtiyatlı olmakta yarar var. İç piyasalarda altının gram TL fiyatı ise eski zirvesi olan 540 TL seviyesine yaklaşmaya başladı. Dış piyasalarda altının ons dolar fiyatına iç piyasalarda dolar/TL kurundaki yükseliş de eklenince fiyat artışı ivme kazanmış durumda.



YABANCI GİRİŞLERİN ETKİSİ ZAYIF

Yazının Devamını Oku

Yabancı girişleri sürüyor

Merkez Bankası’nın açıkladığı verilere göre son dört haftada yabancı yatırımcı 275 milyon dolarlık hisse senedi aldı. Tahvil bonoda ise son 3 haftada 175 milyon dolarlık giriş gerçekleşti. Girişler düşük olsa da yabancı yatırımcının Türkiye sermaye piyasalarına tavrının değişmeye başladığı söylenebilir.

Mart ayındaki yüksek montanlı çıkış sonrası yabancı portföy yatırımlarında (sıcak para) nisan ayında dengelenme başlamıştı. Nisan ayının son haftasıyla birlikte başlayan yabancı girişleri sürüyor. TCMB’nin açıkladığı verilere göre, hisse senetlerinde son dört haftalık giriş 275 milyon dolar, tahvil bonoda ise son üç haftalık giriş 175 milyon dolarlık giriş gerçekleşti. Mart ayında 5.8 milyar dolarlık tahvil bono ve hisse senetlerinden yabancı çıkışı olduğunu dikkate alırsak bu girişlerin çok yeterli olmadığını, düşük kaldığını söylemek mümkün. Ancak bu girişleri yabancı yatırımcının Türkiye sermaye piyasalarına tavrının biraz değişmeye başladığının sinyali olarak da görmek mümkün. Yüksek faiz ve diğer borsalara göre Borsa İstanbul’un nispeten primsiz kalması ana etken olarak görülebilir. Bununla birlikte önümüzdeki döneme ilişkin olarak ek tedbirlerle salgın hastalığa bağlı vaka sayılarındaki düşüş ve aşı uygulamalarını da dikkate almak yerinde olabilir. Türkiye’nin Pfizer/Biontech ile 90 milyon adetlik yeni aşı anlaşması yapması ve vaka sayıların 10 binin altına gerilemesi önümüzdeki günlerde normalleşme konusunda umutları artırırken Sağlık Bakanı Fahrettin Koca “salgının sonu görünüyor” dedi. Yabancı girişlerini destekleyecek veriler olması açısından, 14 Mayıs haftasında bankalardaki yabancı para mevduatları bir önceki haftaya göre 800 milyon dolar artarak 227.4 milyar dolara, TCMB brüt rezervlerinin ise 1.6 milyar dolar artışla 91.9 milyar dolara yükseldiğini eklemek yerinde olacak.

SÖZLÜ YÖNLENDİRMELER PİYASALARDA İŞE YARADI

Beklentilerin üzerinde gelen ABD enflasyon verilerinin ardından piyasalarda görülen dalgalı seyir ve tedirginlik, ABD Merkez Bankası (Fed) kaynaklı politika değişikliği olmayacağı yönündeki açıklamalarla yerini daha sakin bir seyre bıraktı. Avrupa Merkez Bankası yetkililerinin de Fed benzeri açıklamaları ayrıca katkı yaptı. Piyasalar altın hariç ABD enflasyon verileri açıklanmadan önceki fiyatlamalarına geri dönmeye başladı. Artan risk iştahıyla dış borsalarda çıkış trendleri korundu. Geçen hafta açıklanan Fed tutanaklarında bazı üyelerin önümüzdeki toplantılarda parasal sıkılaştırma konusunun değerlendirilebileceği açıklamalarına rağmen diğer Fed yetkililerinin bunun için erken, enflasyon artışı geçici yönündeki açıklamaları önemli görüldü. Bir bakıma bir yazarımızın dediği gibi “dişime gelen işime gelir” anlayışı benimsenmiş görülüyor.

YATIRIMCI MEMNUN

Dış borsalarda devam eden bir çıkış hareketi var ve bu durumdan yatırımcılar memnun. Enflasyonun bir süre daha yüksek kalacağı konusunda fazla bir tereddüt yok. Düşük faiz, parasal genişleme ve toparlanmaya devam eden ekonomi enflasyon artışını destekliyor. Gelen ekonomik veriler de bu görünüme katkı yapıyor. Perşembe günü açıklanan ABD haftalık işsizlik başvuruları 444 bin olarak gerçekleşirken pandemi sürecinden bu yana en düşük seviyesine geriledi. Cuma günü açıklanan ve bir öncekine göre yükseliş görülen ABD PMI verileri de aynı yönde sinyaller veriyor. Almanya PMI verileri ise biraz zayıf gelirken son günlerde enerji, tarım, maden sanayi emtia fiyatlarındaki gerilemeler enflasyondaki tedirginliği bir parça azaltıyor. Ekonomilerdeki ısınma ve enflasyonun en azından bir süre daha bu seviyelerde kalacağı beklentilerine rağmen başta Fed olmak üzere öncü merkez bankalarının faiz artışı ve parasal sıkılaştırma politikalarını öne çekme gibi bir niyetlerinin olmadığına dair algı sürüyor. Bu durumu piyasalar önemli bir referans görüp ona göre fiyatlama yapıyor. Önümüzdeki dönemde enflasyon daha yüksek noktalara ulaşır, merkez bankaları bu kararlarını tekrar gözden geçirirler mi? Şimdiden bir şey söylemek zor. Bu konu en azından bugünün sorunu değil gibi görünüyor. Bu algıya bağlı olarak piyasalardaki olumlu görünüm korunuyor. Ancak piyasaları taşıyacak yeni bir gündem ve beklenti olmadığı notunu da düşmek gerekecek.

PETROL FİYATI 70 DOLARDAN DÖNDÜ

Petrol fiyatları, ekonomik toparlanmanın talebi artıracağı beklentileriyle 70 dolar seviyesini gördükten sonra gerilemeye başladı. İran’ın nükleer anlaşmaya geri döneceği ve ambargonun kaldırılması olasılığına bağlı olarak İran petrolünün piyasaya gelmesi durumu, artış gösteren haftalık ABD ham petrol stoku verileri ve kâr satışlarının etkisiyle biraz geriledi. Ancak zayıflayan ABD doları ve Avrupa’da kısıtlamaların hafifletilmesiyle ekonomik aktivitenin canlılığını korunması beklentileri satışların derinlik kazanmasını önlerken geri çekilmelerde tepki alımlarına neden oluyor.

BORSA DİRENÇLERDE ZORLANDI

Yazının Devamını Oku

Dengeyi Fed sağladı

ABD’de beklentileri aşan enflasyonun ardından Fed devreye girdi. Fed Başkan Yardımcısı Richard Clarida, enflasyonu kontrol etmek için adım atmaktan çekinmeyeceklerini ifade etti. Bu açıklama sonrası ABD 10 yıllık bono faiz oranları geri çekilirken, altın yükseldi. Dış borsalarda tepki yükselişleri yaşandı.

Fed, beklentileri aşan enflasyon konusunda ilk tepkiyi verdi. Fed Başkan Yardımcısı Richard Clarida, enflasyonu kontrol etmek için adım atmaktan çekinmeyeceklerini ifade etti. Bu açıklamalar piyasaları biraz sakinleştirdi ve dengeledi. ABD 10 yıllık bono faiz oranı geri çekildi, altın tekrar yükselmeye başladı, ABD doları değer kaybederken Euro değer kazandı. Ayrıca ABD ve Almanya başta olmak üzere dış borsalarda tepki yükselişleri görüldü. Şimdi piyasalar Fed Başkan Yardımcısı’nın kastettiği adımların ne olabileceğini tartışmaya başladı.

GÖZLEM YAPMALARI OLASI

Birkaç hafta önce ABD Hazine Bakanı Yellen, sonradan düzelttiği konuşmasında, “hükümet harcamaları nedeniyle ekonominin aşırı ısınmasını önlemek için faiz oranlarının biraz artması gerekebileceğini” söylemişti. Faiz arttırımı mı, tahvil alımlarının azaltılıp parasal genişlemeyi yavaşlatarak beklenenden daha erken bir parasal sıkılaştırma mı yapılır? Şimdiden bir şey söylemek zor. Hatırlanacağı üzere ABD’nin yeni başkanı Biden seçimi kazandıktan sonra ardı ardına teşvik ve destek paketleri açıklamıştı. Bu açıdan bir hamle yapmadan biraz daha beklemeleri ve gözlem yapmaları daha olası görülüyor. Zira geçtiğimiz günlerde Fed, enflasyonda yükselişin geçici vurgusu yapmıştı. Ancak enflasyonun da hemen düşmesini beklemek fazlaca iyimserlik olacak.

PARASAL SIKILAŞTIRMA

Fed Başkan Yardımcısı Richard Clarida, pandemi sürecinden sonra ABD ekonomisinin yeniden açılmasıyla bazı dengesizliklerin söz konusu olabileceğini, bu dengesizliklerin fiyatlar üzerinde baskı oluşturabileceğini, ekonomide bastırılmış bir talep olduğunu ve arzın bu talep seviyesini karşılayacak seviyeye gelmesinin zaman alacağını söyledi. Bu açıklamalar durumu özetliyor aslında. Üzerine çok fazla bir şey söylemek gerekmiyor. Enflasyon biraz daha yüksek kalacak gibi görünüyor. Bu durum faiz artışı, parasal sıkılaştırma veya ekonominin soğutulması noktasında “Demokles’in kılıcı” gibi piyasalar üzerinde baskı yapar mı? Bunu zaman gösterecek. Ancak yarın işleme başlayacak iç piyasaları temkinli ve dalgalı bir seyrin beklediğini söylemek yerinde olacak.

GÜNDEM ENFLASYON

İç piyasalar bayram tatili nedeniyle kapalıyken beklentilerin oldukça üzerinde gelen ABD enflasyon verileri dış piyasaları dalgalandırdı. ABD’de nisan ayında tüketici fiyatları (TÜFE) aylık yüzde 0.8, yıllık yüzde 4.2 artarak son 13 yılın zirvesine çıktı. Beklentiler yüzde 3.6 idi. Benzer görünüm ABD’de üretici fiyat endeksi (ÜFE) için de geçerli. ÜFE’de son 10 yılın zirvesine ulaşıldı ve yıllıkta yüzde 6.2 olarak açıklandı. ABD’de enflasyon zaten yüksek bekleniyordu. Ancak gerçekleşmeler beklentilerin de oldukça üzerinde oldu. Hatırlanırsa geçtiğimiz günlerde ABD Merkez Bankası(Fed) kaynaklı açıklamalarda, enflasyonun yüzde 3 seviyesini aşabileceği, bunun geçici olacağı, enflasyon ile mücadele edecek araçlarının bulunduğu ve endişeye mahal olmayacağı gibi söylemleri sıkça duymuştuk.

DEĞER KAYBETTİ

Yazının Devamını Oku

Yarış Borsa İstanbul liginde de sürüyor

Borsa İstanbul’da işlem gören futbol takımlarının sahada aldıkların sonuçlar yatırımcılar tarafından fiyatlanıyor.

Başarılı sonuçlar olumlu, başarısızlık için ise olumsuz fiyatlamalar söz konusu olabiliyor. Şampiyon olan takım için Türk Futbol Federasyonu’ndan sağlayacağı yayın ve puan gelirleri dışında UEFA’dan Şampiyonlar Ligi de çok önemli gelir kapısı. Bu açıdan borsadaki fiyat hareketlerinin altında olayın maddi boyutu da çok önemli yer tutuyor. Süper Lig’de son haftaya girilirken kafa kafaya bir rekabete tanık oluyoruz. Ligin bitmesine bir maç kala Galatasaray’ın Denizlispor’u yenerek şampiyonluk şansını artırması dün borsada hissesinin tavan yapmasına ve günü %9.94 primle kapatmasına neden oldu. Buna karşılık Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin rakiplerine mağlup olması ise hisselerine sert düşüş olarak yansıdı. Beşiktaş %9.98, Fenerbahçe ise %9.95 düşüşle günün taban fiyatından kapanış yaptılar.

Fenerbahçe’nin şampiyonluk şansı zayıf görülürken yarış daha çok Galatasaray ile Beşiktaş arasında olacak. Son yıllarda pek rastlanılmayan bir görünümle iki takım son haftaya aynı puan ile giriyor ve gol averajı bakımından 2 gol ile Beşiktaş lider. Şampiyonluğu belki gol averajı belirleyecek. Belki de puan farkı. Tahmin çok zor elbette. Şampiyon olan takımın borsadaki hissesinin yükselişini sürdürmesi, kaybedenin hissenin değer kaybı olasılığı beklentiler dahilinde. Ancak borsada “beklenti bitti” satışları da gelebildiği için bunu tavsiye olarak görmemek gerekir. Borsacıların çok bilindik “beklentiler alınır, gerçekler satılır” sözünü de dikkatte tutmakta yarar var. Hafta sonu şampiyonluk düğümü çözülürken hisselerin durumu bayram sonrası Pazartesi günü borsada işlemler başlayınca netlik kazanacak.

Yazının Devamını Oku

Yarış Borsa İstanbul liginde de sürüyor

Borsa İstanbul’da işlem gören futbol takımlarının sahada aldıkların sonuçlar yatırımcılar tarafından fiyatlanıyor.

Başarılı sonuçlar olumlu, başarısızlık için ise olumsuz fiyatlamalar söz konusu olabiliyor. Şampiyon olan takım için Türk Futbol Federasyonu’ndan sağlayacağı yayın ve puan gelirleri dışında UEFA’dan Şampiyonlar Ligi de çok önemli gelir kapısı. Bu açıdan borsadaki fiyat hareketlerinin altında olayın maddi boyutu da çok önemli yer tutuyor. Süper Lig’de son haftaya girilirken kafa kafaya bir rekabete tanık oluyoruz. Ligin bitmesine bir maç kala Galatasaray’ın Denizlispor’u yenerek şampiyonluk şansını artırması dün borsada hissesinin tavan yapmasına ve günü %9.94 primle kapatmasına neden oldu. Buna karşılık Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin rakiplerine mağlup olması ise hisselerine sert düşüş olarak yansıdı. Beşiktaş %9.98, Fenerbahçe ise %9.95 düşüşle günün taban fiyatından kapanış yaptılar.

Fenerbahçe’nin şampiyonluk şansı zayıf görülürken yarış daha çok Galatasaray ile Beşiktaş arasında olacak. Son yıllarda pek rastlanılmayan bir görünümle iki takım son haftaya aynı puan ile giriyor ve gol averajı bakımından 2 gol ile Beşiktaş lider. Şampiyonluğu belki gol averajı belirleyecek. Belki de puan farkı. Tahmin çok zor elbette. Şampiyon olan takımın borsadaki hissesinin yükselişini sürdürmesi, kaybedenin hissenin değer kaybı olasılığı beklentiler dahilinde. Ancak borsada “beklenti bitti” satışları da gelebildiği için bunu tavsiye olarak görmemek gerekir. Borsacıların çok bilindik “beklentiler alınır, gerçekler satılır” sözünü de dikkatte tutmakta yarar var. Hafta sonu şampiyonluk düğümü çözülürken hisselerin durumu bayram sonrası Pazartesi günü borsada işlemler başlayınca netlik kazanacak.

Yazının Devamını Oku

Yabancı çıkışı durdu

Yabancı yatırımcılar 24-30 Nisan haftasında 136 milyon dolarlık hisse senedi, 30 Nisan haftasında da 33 milyon dolarlık tahvil bono alımı yaptı. Cuma günü açıklanan ABD tarım dışı istihdam verileri büyük sürpriz yaptı. Beklentiler 900 bin ile 1 milyon arasında değişiyordu. Gerçekleşme 266 bin artış şeklinde oldu. Sürpriz veri piyasalara iyi geldi.

İç piyasalar son günlerde dışarıya daha uyumlu hale gelmeye başladı. Dış borsalarda devam eden çıkış hareketlerinin Borsa İstanbul’a yansımaları biraz daha belirginleşti. Bu gelişmede yabancı yatırımcıların Türkiye sermaye piyasalarında satışlarının hız kesmesi, sonrasında ise zayıf da olsa alım tarafında görülmeleri etkili oldu. Borsa İstanbul’da mart ayında görülen yüksek montanlı satışlar nisan ayında önce azaldı ve 24-30 Nisan ile biten haftalarda yerini 136 milyon dolarlık hisse senetleri alımlarına bıraktı. Tahvil bono (DİBS) senetlerinde de 30 Nisan haftasında 33 milyon dolarlık alım gerçekleştirdiler. Yabancı yatırımcıların pozisyonlarında son birkaç haftalık periyoda bakıp artık geliyorlar, geri dönüyorlar demek için henüz erken. Bunun için alım rakamlarının büyümesi ve devamının gelmesi gerekecek.

GÖRÜNÜM KORUNUYOR

Borsa İstanbul’un prim ve fiyat kazanç gibi bilanço değerleme kriterlerine bakıldığında dış borsalara göre daha iskontolu olduğunu geçen haftaki yazımızda vurgulamıştık. Bu görünüm halen korunuyor. Bu tavsiye değil daha çok bir durum tespiti. BIST100 hisselerinin fiyat kazanç oranı 9.4 seviyesinde. 03/2021 bilançoları yayınlanmaya devam ediyor. Şimdiye kadar yayınlanan bilançolara göre performansların olumlu olduğu söylenebilir. Bu gelişmelerin fiyatlanması için genel piyasa dengeleri de önemli olacak. Bu aşamada piyasa bozucu bir haber akışı şimdilik görülmüyor. Dipnot olarak bayram tatili nedeniyle önümüzdeki haftanın ikinci yarısında işlem yapılmayacağı bilgisini de ekleyelim. Olumlu seyir korunmakla birlikte tatil rehaveti nedeniyle zayıf hacimli piyasalar görülmesi olasıdır.

ABD İSTİHDAM VERİLERİNDE SÜRPRİZ

Cuma günü açıklanan ABD tarım dışı istihdam verileri büyük sürpriz yaptı. Beklentiler 900 bin ile 1 milyon arasında değişiyordu. Gerçekleşme 266 bin artış şeklinde oldu. Bu veri gerçekten beklentilerin çok altında ve diğer ekonomik veriler ile uyum göstermiyor. Gerçi dönem farkı var ama perşembe günü haftalık işsizlik başvuruları 498 bin ile pandemi sürecinden bu yana en düşük veri olarak kaydedilmişti. Diğer olumlu gelen ekonomik veriler de toparlanmanın sürdüğü yönündeki görüşleri destekliyordu. Sürpriz tarım dışı istihdam verileri sonrası ABD 10 yıllık bono faiz oranı yüzde 1.50 seviyesinin altını görürken altın fiyatı yükselmeye devam etti ve ABD doları değer kaybetti. Vix Endeksi (Korku) ise düştü. Bu durum Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişen ülkeler için olumlu bir gelişme. Türkiye’nin 5 yıllık risk primi (CDS) geriledi. Borsa İstanbul’da banka hisseleri öncülüğünde tepki alımları sürerken dolar/TL kuru 8.22 seviyelerine çekildi. Daha sonra yatırım araçlarında tepkiyle kazançların bir kısmı geri verildi. Ama özetle, sürpriz veri piyasalara iyi geldi.

YELLEN'İN AÇIKLAMALARI PİYASALARI DALGALANDIRDI

ABD Hazine Bakanı Janet Yellen, geçen haftaki açıklamalarıyla piyasaları dalgalandırdı. Bir bakıma “ABD öksürse dünya zatürre olur” sözünü hatırlattı. Yellen’ın ağzından çıkan bir söz dünya piyasaları tarafından çabucak fiyatlandı. Yellen, “Ekonominin aşırı ısınmasını önlemek için bir noktada faiz artışı gerekebilir” demişti. Borsalar, altın fiyatı ve ABD 10 yıllık bono faiz oranı düşerken ABD doları değer kazandı. Bu açıklama daha sonra Yellen tarafından, bu yönde bir beklentisi ve öngörüsü olmadığı şeklinde düzeltilince piyasa algısı tekrar düşük faiz ve parasal genişleme eksenine geri döndü. Bu açıklama faiz konusunda ne kadar hassas olunduğunu gösterdi. Bu defa IMF Başkanı IMF Başkanı Kristalina Georgieva “Koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında sağlanan politika desteğinin çok dikkatli bir şekilde geri çekilmesi gerektiğini, dünyanın yükselen faiz oranlarına hazırlanması gerektiğini” söyledi. Fakat piyasalar bu açıklamaya pek aldırış etmedi.

MERKEZ BANKASI BEKLENDİĞİ GİBİ

Yazının Devamını Oku

'Merkez' desteği sürüyor

Geçen hafta piyasalar merkez bankalarından gelen açıklamaları takip etti. ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, açıklamalarında piyasalarda iyileşmenin devam ettiğini vurgularken, ekonomilerin de desteklenmeye devam edeceğini kaydetti. Powell, güzel bir fotoğraf çekti ve piyasanın duymak istediklerini söyledi.

Piyasalarda geçtiğimiz hafta merkez bankalarının karar ve açıklamaları yakından izlendi. ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısında beklendiği üzere faiz değişimine gidilmezken Fed Başkanı Jerome Powell’dan ‘güvercin tonda’ açıklamalar geldi. Powell, enflasyonun yüzde 2.00’nin üzerine artışını muhtemel görürken bunun geçici olacağı ve faiz artışı gerektirmeyeceği, tahvil alımlarının azaltılmasının zamanı olmadığı, istihdam piyasasının iyileşmeye devam ettiği vurguları yaptı. Ayrıca sözlü yönlendirme ile birlikte ekonomiyi desteklemeye devam edeceklerini ilave etti. Ancak ekonominin istihdam ve ekonomi amaçlarından hayli uzakta olduğunu söylerken biraz köpükten söz etmesi borsalara hafif kâr satışları getirdi. Finansal sisteme zarar verebilecek herhangi bir risk görmediğini, sistemde balon varlık değerlemeleri tehdidi görülmediğini de sözlerine ekledi. Bir bakıma güzel bir fotoğraf çekti ve piyasanın duymak istediklerini söyledi. Açıklamaların ardından ABD 10 yıllık bono faiz oranı biraz yükselirken altın fiyatı ve ABD Doları zayıfladı. Öncü dış borsalarda ise (ABD, Almanya) çıkış trendleri korunmakla birlikte kâr satışlarına bağlı “patinaj” görünümü var. Borsacıların “çıkamayan borsa düşer” sözü gerçeklik kazanır mı? Veya kâr satışı, teknik düzeltme mi? Önümüzdeki günlerde göreceğiz. Bu aşamada teknik düzeltme olarak görülebilir.

UYUMDA ZORLANIYOR

ABD Başkanı Joe Biden’ın Kongre’de yaptığı ilk konuşmasında 1.8 trilyon dolarlık aile destek paketinden söz etmesinin etkisi de çok sınırlı kaldı. Fiyatlayacak farklı gündem ve yeni beklenti olmayınca bu durumu olağan karşılamak gerekir. Bununla birlikte genel bakış olarak dış piyasalarda risk iştahının ve iyimserliğin korunduğunu söylemek mümkün. Bu görünümde ABD ve Avrupa’da salgın hastalığın kontrol altına alınması ve aşı uygulamalarındaki başarı ile ekonomik toparlanmanın devam ediyor olmasının önemli payı var. Yeni alıcı ve beklenti tarafı güçlü olmayınca Borsa İstanbul, son günlerde görülen zayıf hacimli tepki çıkışına rağmen dış piyasalara uyumda zorlanıyor. Bu yılın ilk çeyrek bilançoları ışığında hisse bazlı hareketlilik öne çıkmış durumda. Şimdiye kadar yayınlanan bilançolarda gerek sanayi gerekse finans kesimine ait ilk çeyrek bilanço performanslarının olumlu olduğunu söylemek yerinde olacak. Borsa İstanbul’da genel çıkış hareketi olmayınca hisselerde seçicilik arttı. Hızlı bir çıkış trendinin yaşandığı geçtiğimiz aylarda herkesin kazandığı piyasa görünümü biraz geride kalmış gibi.

NİSAN ENFLASYONU YÜKSEK BEKLENİYOR

Mart ayının son günlerinde yaşanan kur ve piyasa faizi artışı nedeniyle pazartesi açıklanacak nisan ayı enflasyon rakamının biraz yüksek gelmesi bekleniyor. Beklentiler aylık yüzde 1.7-1.8 olurken yıllıkta yüzde 17.20-17.30 civarında. Bu aralıkta gelecek bir verinin piyasalar üzerinde etkileri çok sınırlı kalabilir. Ayrıca gündem konuları arasına 7 Mayıs’ta açıklanacak ABD tarım dışı istihdam verilerini ve Türkiye-ABD ilişkilerini de eklemek yerinde olacak.

YABANCI TAHVİL SATIP HİSSE ALDI

TCMB tarafından açıklanan “yurtdışı yerleşiklerin haftalık hisse senedi ve tahvil bono” istatistiklerine göre (sıcak para hareketleri) 22 Nisan ile biten haftada yabancıların 104 milyon dolarlık hisse senedi alırken 252 milyon dolarlık tahvil bono sattıkları görüldü. Borsadaki düşüşle hisselerin ucuz ve primsiz görüntüsü biraz hisse senetlerine yönelmelerine neden olmuş görülüyor. Ancak alımlar bu aşamada zayıf ve yabancıların takas saklamadaki payı hala yüzde 43’ün altında. Hisse senetleri ve tahvil bono (DİBS) toplamı ise 30 milyar doların altına gerilemiş durumda. 23 nisan haftası itibariyle bankalardaki döviz mevduatı (225 milyar dolar) ile TCMB brüt rezervlerinde (88.6 milyar dolar) kayda değer bir değişim görülmüyor.

TCMB’DEN FAİZ DEĞİŞİMİ BEKLENMİYOR

Yazının Devamını Oku

Piyasalarda gündem yoğun

Koronavirüs salgınının devam ediyor olması, Rusya ve Ukrayna arasındaki gerilim, yurtdışı merkez bankalarının toplantıları, altın fiyatındaki hareketlilik takip edilen konu başlıkları arasında. İçeride ise son dönemlerde yakından izlenen veriler arasında yurtdışı yerleşiklerin hisse senetleri ve tahvil bono işlemlerindeki hareketleri bulunuyor.

Piyasalarda dalgalı seyir devam ediyor. Gerek iç gerekse dış gündeme bakınca bu görünümü olağan karşılamak yerinde olacak. Salgın hastalıkla ilgili gelişmeler, geçen haftaki Avrupa Merkez Bankası ve önümüzdeki çarşamba günü yapılacak ABD Merkez Bankası (Fed) toplantıları, Türkiye-ABD ile Rusya-Ukrayna ve ABD-Rusya ilişkileri, ABD uzun dönem faiz oranındaki gerileme ve altın fiyatındaki hareketlilik, makroekonomik veriler yakından izlenen konu başlıkları. Salgın hastalık gerek iç ve dış piyasaların ortak gündemi. Türkiye’de vaka sayısının 60 bin, vefat sayısının 360 seviyesini geçmesi ek kısıtlama tedbirlerini beraberinde getirmişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki hafta sonra istenen sonuç alınmazsa daha sıkı tedbirlerden söz etmişti. Son günlerde vaka sayıları biraz ivme kaybetse de vaka sayılarının geldiği seviyeye bakılırsa yeni kısıtlayıcı tedbirlerin gelmesi olasılığı mevcut.

Diğer yandan ABD, Türkiye dahil 131 ülkeye dördüncü seviye ve seyahat etmeyin uyarısı yaptı. Ayrıca ABD’nin Türkiye’yi F-35 programından çıkarması, Rusya-Ukrayna arasındaki gerilimin sürüyor olması, ABD-Rusya ilişkilerinin gerginleşmesi piyasalar için jeopolitik riskleri gündemde tutuyor. Bu arada cuma akşamı Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Biden’ın haziran ayında NATO zirvesinde ikili görüşme yapma konusunda anlaştığı açıklandı. Kasım ayındaki ABD başkanlık seçimi sonrası başkanlar düzeyinde ilk temas olması açısından önemli. Diğer yandan ABD Başkanı Joe Biden’ın sermaye kazançları üzerinden alınan vergi oranını arttırmayı planladığı haberi geldi. Haberin detayında, sermaye kazancı vergi oranının yüzde 39.6’ya çıkarılmasını, mevcut ek vergi ile birleştiğinde, yüzde 43.4’e kadar çıkabileceği belirtilirken yıllık geliri 1 milyon doların üzerinde olan kişilerden toplanan sermaye kazancı vergisini yaklaşık iki katına çıkarılması bilgiler var. Varlıklı kesimlerden alınacağına göre bir bakıma varlık vergisi gibi. Teşvik ve destek paketleriyle verdiğini bu yolla geri alma veya kepçe ile verdiğini kaşıkla geri alma gibi tanımlamalar yapmak da mümkün. Bu haberin ABD borsalarına yansımaları kâr satışı ve hafif düşüş şeklinde oldu. Borsaları çok da sarsmadı.

YABANCI BEKLEMEDE

Ancak Borsa İstanbul, dışarıdan olumsuz ayrışmasını sürdürüyor. İç piyasaların son dönemde yakından izlenen verilerinden bir olan yurtdışı yerleşiklerin hisse senetleri ve tahvil bono işlemlerinde yani sıcak para hareketleri. 9 ve 16 nisan ile biten haftalarda çıkışın durması az da olsa (196 milyon dolar) girişlerin olması kayda değer. Geçen haftaki gelişmeleri ise önümüzdeki hafta öğrenebileceğiz. Hatırlanacağı üzere TCMB başkan değişimi sonrası iki haftada 2.4 milyar dolarlık çıkış olmuştu. Borsa İstanbul’da yabancı takası yüzde 43 seviyelerinde seyrediyor. Son haftalarda çıkışların durması yabancı yatırımcıların yeni pozisyonlar için beklemede olduğu izlenimini verirken piyasalarda temkinli görünüm sürüyor.

ALTIN FİYATI HAREKETLİ

ABD 10 yıllık bono faiz oranındaki gerileme, pandemide artan vaka sayıları ile jeopolitik gelişmelere (Rusya-Ukrayna ve ABD-Rusya arasındaki gerginlikler) bağlı olarak güvenli liman ihtiyacının artması altın fiyatını hareketlendirdi. Ons/Dolar fiyatı 1.800 dolar sınırına yaklaştıktan sonra kâr satışlarıyla karşılaştı. Bu aşamada Fed ve Avrupa Merkez Bankası yönünden altın fiyatını etkileyecek çok belirgin hamleler gelmiyor. Geçen haftaki Avrupa Merkez Bankası toplantı sonuçları beklentiler dahilinde faiz değişimi olmazken Başkan Lagarde’den de çok dikkat çekici açıklamalar gelmedi. 28 Nisan Çarşamba günkü Fed toplantısı için de beklentiler bu yönde. ABD Başkanı Biden’in vergi artışı planladığı haberi sonrası ABD 10 yıllık bono faiz oranı ve Dolar Endeksi’nde düşüş görüldü. ABD doları biraz zayıflarken altın fiyatlarında da kâr satışları geldi. ABD Borsaları da vergi haberi sonrası düşüş gösterdi. Özetle piyasalar vergiyi sevmedi.

DÖVİZ MEVDUATINDA DEĞİŞİM AZALDI

Bankalardaki döviz mevduatında son haftalarda değişim oranı azaldı. 235 milyar dolardan 221 milyar dolara kadar geri çekilmişti. 16 Nisan haftasında 2.2 milyar dolar artarak 225.2 milyar dolar düzeyine yükseldi. Parite etkisinden arındırıldığında ise döviz mevduatlarında artış 1.4 milyar dolar seviyesinde. Detayda gerçek kişilerin 257 milyon dolar artarken tüzel kişilerin döviz mevduatları ise 1.1 milyar dolar yükseldiği görüldü. Bu açıdan bakınca yerli yatırımcılar için bir bekleyiş durumunun olduğu söylenebilir. TCMB brüt rezervlerinde ise bir önceki haftaki seviyesini korudu, 89 milyar doların biraz üzerinde seyrediyor.

Yazının Devamını Oku

Küresel piyasalar iyimser

ABD 10 yıllık bono faiz oranı, enflasyondaki yükseliş beklentileriyle yüzde 1.77 seviyesini kadar çıkmıştı. Ancak geçen hafta 1.50’li seviyelere kadar çekildi. Bu da olumlu bir hava yarattı. Ekonomilerde yaşanan güçlü toparlanmalarla birlikte, dış piyasalardaki olumlu havaya katkı sağladı.

Ekonomilerdeki güçlü toparlanma dış piyasalarda olumlu havayı destekliyor. Ayrıca devam eden ve uzunca bir süre daha devam edeceği açıklanan merkez bankalarının düşük faiz ve parasal genişleme politikaları önemli referanslar olarak geçerliliğini koruyor. ABD ve Almanya başta olmak üzere dış borsalarda çıkış hareketleri yeni zirve denemeleriyle sürüyor. Son dönemde piyasalar tarafından yakından izlenen ABD uzun vadeli tahvil faiz oranları ise gerilemeye başladı. ABD 10 yıllık bono faiz oranı, geçtiğimiz günlerde ekonomilerde ivme kazanan büyümeye bağlı olarak enflasyondaki yükseliş beklentileriyle yüzde 1.77 seviyesini görmüştü. Geçen hafta ise 1.50’li seviyelere çekildi. Bu durum olumlu havaya ayrıca katkı yapan bir gelişme. Faiz düşüşünde, ekonomideki ısınmayla birlikte enflasyonun beklenenden daha hızlı artacağı ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) parasal sıkılaşmaya daha erken başlayabileceği kaygılarıyla geçtiğimiz hafta ABD tahvil ihalelerine gelen talep ve başarılı ihale sonuçları etkili oldu. ABD tahvil faiz oranlarındaki yükseliş sermaye akışları açısından gelişen ülke piyasaları için de olumsuz bir görünüm arz ediyordu.

DIŞARIYA DUYARLI

Borsa İstanbul, iç gündemin etkisiyle son dönemdeki tepki yükselişlerine rağmen dış borsalara uyum sağlamakta zorlanıyor. Diğer yandan bu görünümde yabancı çıkışlarının etkisini de dikkate almakta yarar var. Borsa İstanbul’da yabancı payı yüzde 42 seviyelerine gerildi. Ancak dış piyasalarda iyimserlik sürerse olumsuz ayrışma azalıp yerini dışarıya daha duyarlı bir iç piyasa görünümüne bırakabilir. Borsa İstanbul’da son bir aylık süreçte yaşanan düşüşle, yüzde 8 civarında bir geri çekilme ve BIST100 hisseleri için 11.0 fiyat kazanç oranı dış borsalara göre hatırı sayılır bir iskonto demek. İç piyasalarda toparlanma çabaları sürmekle birlikte henüz güç kazandığını söylemek için erken.

MERKEZ BANKASI BEKLENENİ YAPTI

TCMB’nin yeni başkanla ilk toplantısında sürpriz çıkmadı. Piyasa beklentilerine paralel olarak gösterge faiz oranı yüzde 19 olarak sabit bırakıldı. Ancak toplantı sonrası yapılan basın duyurusu önemliydi. Toplantı metininde, önceki basın duyurularında yer alan “sıkı para politikası duruşu kararlılıkla uzun bir müddet sürdürülecek ve “gerekmesi durumunda ilave parasal sıkılaşma yapılacak” ifadelerinin yer almaması ilk tepki olarak temkinli karşılandı. Ancak, enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar politika faizi, güçlü dezenflasyonist etkiyi muhafaza edecek şekilde, enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturulmaya devam edilecektir, açıklaması da şimdilik sıkı para politikasında değişim olmayacağı algısını verdi. Bu ifadeler piyasa üzerindeki ilk etki olarak dalgalanmaya neden olsa da daha sonra denge oluşmaya başladı. Fakat enflasyon ile mevcut faiz oranını karşılaştırdığımızda TCMB faizi enflasyonun yaklaşık üç puan üzerinde. Sıkı para politikası duruşu ifadesi kaldırılıp yerine enflasyon üzerinde diye bir kriter konulması önümüzdeki toplantılarda faiz indirimi gelebilir gibi bir olasılığın dillendirilmesine neden oldu. Bakalım 6 Mayıs TCMB toplantısında durum biraz netlik kazanır. Bununla birlikte piyasalar TCMB toplantısı gibi önemli bir gündemi hasarsız geride bırakması olayın bir başka yanı oldu.

YABANCI ÇIKIŞI HIZ KESTİ

Borsa İstanbul’da 26 Mart ve 2 Nisan ile biten haftalardaki yüksek montanlı yabancı çıkışları hız kesmiş ve 9 Nisan haftasında az da olsa yerini girişlere bırakmış görülüyor. 9 Nisan haftasında, hisse senetlerinde 46 milyon dolar çıkış, tahvil bonoda 77.9 milyon dolar giriş olmak üzere nette yaklaşık 32 milyon dolarlık yabancı girişi görüldü. Yabancı yatırımcıların hisse senetleri ve tahvil bono (DİBS) toplam tutarı yaklaşık 30 milyar dolar (22.7 hisse senetleri, 7.4 DİBS) seviyelerine kadar gerilemiş durumda. 30 milyar dolar her ne kadar azımsanmayacak bir rakam olsa da bu durum yabancı çıkışları açısından baskıyı biraz azaltacak bir durum olarak da görülebilir. 9 Nisan haftasına ait ek bilgi olarak, Merkez Bankası brüt rezervleri ve bankalardaki döviz mevduatlarında yaklaşık 2 milyar dolarlık artışlar ilave edilebilir. (Brüt rezerv 89.3 milyar dolar, bankalardaki döviz mevduatları 223 milyar dolar)

BORSADA TEPKİ YÜKSELİŞİ

Yazının Devamını Oku

Döviz mevduatında çözülme sürüyor

2 Nisan haftasında yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatı 2.5 milyar dolar azaldı. Ocak ayında 235 milyar dolar olan bankalardaki döviz mevduatı da 221 miyar dolar seviyesine geriledi. Diğer yandan Borsa İstanbul’da mart ayında yabancı yatırımcıların net hisse satışı da 1.2 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Bankalardaki döviz mevduatındaki çözülme devam ediyor. Yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatları 2 Nisan ile biten haftada 2.5 milyar dolar azaldı. Parite etkisinden arındırıldığında, gerçek kişilerde 700 milyon dolar, tüzel kişilerde (şirketler) 1.3 milyar dolar, toplamda ise 2 milyar seviyesinde düşüş söz konusu. Bankalardaki döviz mevduatı ocak ayında 235 milyar doların üzerindeydi. 2 nisan tarihinde 221 milyar dolara gerilemiş durumda. Yüksek faiz ve TL’nin cazibe kazanmasının bu görünüme katkısı var elbette. Bankacılık kredi ve mevduatlarında ise yükseliş devam ediyor. Krediler 3.7 trilyon TL, mevduat 3.6 trilyon TL seviyelerine ulaştı. Krediler artarken takipteki kredilerin düşmesi oldukça dikkat çekici. Son dönemde yine yakından izlenen verilerden biri de rezervler konusu. Son açıklanan verilere göre TCMB brüt rezervleri 87.4 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Bir diğer önemli veri yabancı işlemleri. Borsa İstanbul’da mart ayında yabancı yatırımcıların net hisse satışı 1.2 milyar dolar olarak gerçekleşi. TCMB verilerine göre, 2 Nisan haftasında ise hisse senetlerinde 364 milyon dolar, tahvil bonoda 140 milyon dolar olmak üzere toplamda 504 milyon dolar çıkış görüldü. Bir önceki haftaki çıkış 1.9 milyar dolardı. Yabancı çıkışlarında, ABD tahvil faizlerindeki yükseliş, güçlü ekonomik veriler ve dolardaki değerlenmenin Türkiye’nin de dahil olduğu gelişen ülke varlıklarına ilgiyi zayıflatmasının yanında iç gündem etkisini dikkate almak yerinde olacak.

FAİZ HIZ KESİNCE ALTIN YÜKSELDİ

Enflasyon kaygılarıyla ABD tahvil faiz oranları yükselince altın fiyatında (ons dolar) sert düşüş görülmüştü. Ancak faiz artışının ivme kaybetmesi ve biraz gerilemesi altın fiyatına yükseliş olarak yansıdı. Ayrıca Fed kaynaklı açıklamalarda, enflasyondan endişe duyulmadığı, varlık alımlarının devamı ile parasal genişlemenin süreceği mesajları ve birbiri ardına açıklanan teşvik paketleri altın fiyatındaki yükselişi destekledi. Dış piyasalardaki iyimserlik, risk iştahının yüksek olması ve güvenli liman ihtiyacının zayıflaması gibi etkenler şimdilik fiyatlamaya çok konu değil. Altın fiyatındaki çıkışı bu aşamada tepki yükselişi olarak görmek doğru olacak.

OLUMLU HAVAYI DESTEKLEDİ

Küresel piyasalarda iyimserlik sürerken gündem farklılaşması nedeniyle iç ve dış piyasalar arasında uyumsuzluk söz konusu. Dış piyasalardaki parasal genişleme politikaları, ekonomilerdeki toparlanma eğilimi, ABD destek paketlerinin yanı sıra ABD Merkez Bankası (Fed) kaynaklı açıklamalar olumlu havayı destekledi. Mart ayına ait Fed tutanaklarındaki enflasyondan endişe duyulmadığı, varlık alımlarının devamı yönündeki görüşlere, Fed Başkanı Powell’ın sağlanan önemli mali destek ve hızla ilerleyen aşılamanın ekonominin kısa sürede tam olarak yeniden normale dönmesine izin verdiği, para politikasının destekleyici olduğu açıklamaları eklendi. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Lagarde ise “Euro Bölgesi’nde tünelin ucunda ışık görünüyor” derken koronavirüs salgını ve buna karşı tedbirlerin Euro Bölgesi’nde ekonomik faaliyetleri kısa vadede olumsuz etkilemeye devam edeceğini ve ekonomik faaliyetlerin salgın tedbirlerinin kaldırılmasıyla toparlanacağını söyledi.

ZİRVELER DENENİYOR

Bu gelişmelerin ışığında ABD ve Almanya borsalarında yeni zirveler deneniyor. İç piyasalarda ise Merkez Bankası (TCMB) başkan değişimiyle başlayan dalgalanma henüz çok denge bulmuş değil. Aslında TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun “Sıkı para politikasına ve enflasyonun üzerinde faiz vermeye devam edileceği” açıklamalarıyla algı toparlanmaya başlamıştı. Ancak Rusya ile Ukrayna arasında devam eden gerginlik ve ABD’nin Karadeniz’e iki savaş gemisi gönderme kararı iç piyasalardaki dalgalanmayı tekrar arttırdı. Şimdi sırası mıydı, bu hesapta yoktu dedirten jeopolitik gündemi veya riskleri de artık hesaba dahil etmek gerekecek. Gerçi Ukrayna genelkurmay başkanının açıklamalarının ardından tansiyon biraz düşmüş görülüyor. Rusya ile Ukrayna arasındaki gerilim daha da tırmanırsa dış piyasaların bu yöndeki duyarlılığı artacaktır.

KISITLAMA ÖNGÖRÜSÜ

Yazının Devamını Oku

Borsada toparlanma süreci

Dış borsalar, ekonomik verilerden güç alırken, yeni zirveler deniyor. Dış borsalardaki olumlu hava, iç piyasalar için de önemli bir referans. Borsa İstanbul’da da yaşanan düşüşün ardından toparlanma çabalarının sürdüğü görülüyor.

İç piyasalarda yoğun gündeme bağlı olarak dalgalı bir seyir var. Borsa İstanbul’da düşüşten sonra toparlama çabaları sürerken, döviz kurlarında kâr satışlarının ardından tekrar tepki yükselişi görüldü. Gösterge faiz oranında ise gevşeme görülüyor. İç ekonomik gündemde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) kaynaklı gelişmelerin ağırlığı korunuyor. Özellikle TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun açıklamaları yakından izleniyor. Görev değişikliği sonrası acaba Merkez Bankası para politikasında bir değişiklik olacak mı sorusunun cevabı çok merak edilmişti. Şahap Kavcıoğlu’nun, önce TCMB genel kurulu, daha sonra yerli ve yabancı ekonomistlerle yaptığı toplantıda “Sıkı para politikasının gerekliliği ve enflasyonunun üzerinde faizin tutulmaya devam edileceği, yüzde 5 enflasyon hedefine bağlılık” vurguları piyasalar tarafından olumlu algılandı. ‘Aklın yolu birdir’ hesabı başkan değişti ama politika değişmedi görüşünün hakim olması, döviz kurlarına düşüş, borsaya da tepki yükselişi olarak yansıdı.

BEKLENTİYİ KUVVETLENDİRDİ

Sıkı para politikasının başkanın işaret ettiği üzere gereklilik olduğu görüşünün kabul görmesi 15 Nisan’daki TCMB toplantısında faiz değişimi olmayacağı beklentisini kuvvetlendirdi. Bu durum diğer koşullarda olağandışı bir haber akışı olmazsa iç piyasaların denge bulmasına yardımcı olabilir. Ancak son dönemde yakından izlenen ABD 10 yıllık bono faizi, ABD haftalık işsizlik başvurularının beklentilerin üzerinde gelmesiyle kısa bir geri çekilme yaşamıştı. Ama önce ABD imalat PMI, sonra da ABD tarım dışı istihdam verilerinin beklentilerin çok üzerinde gelmesiyle tekrar 1.70 seviyesinin üzerinde çıktı. ABD imalat PMI son 38 yılın en sert yükselişini yaşarken ABD tarım dışı istihdamı 916 bin gerçekleşti. Bu durum ekonomideki ısınıma sinyali olarak algılandı ve enflasyon kaygılarını tekrar artırdı.

İYİMSERLİK SÜRÜYOR

ABD’de tahvil faizindeki artışla birlikte ABD doları değer kazandı ve Dolar Endeksi tekrar 93 seviyesinin üzerini test etti. Durum böyle olunca Borsa İstanbul’daki tepki yükselişi yerini satışlara, döviz kurlarındaki geri çekilme de tepki alımlarına bıraktı. İçeride bunlar olurken ekonomik verilerden güç alan ve yeni zirveler deneyen öncü dış borsalarda iyimserliğin sürüyor olması olumlu bir gelişme. Bu durum iç piyasalar için de önemli bir referans. Önümüzdeki hafta Borsa İstanbul’da dalgalı seyrin devamıyla toparlanma çabaları sürebilir görüşü öne çıkıyor.

YARIN ENFLASYON AÇIKLANIYOR

Pazartesi açıklanacak mart ayı enflasyonu için aylık bazda yüzde 1.00-1.10, yıllıkta yüzde 16.20-16.50 civarında bir beklenti hakim. Mart ayının ikinci yarısındaki faiz ve kur artışlarının etkilerini daha çok nisan ayında görebileceğiz. Beklentilere paralel gelecek bir enflasyon verisi 15 Nisan’daki faiz kararını pek etkilemez. Bu aşamada TCMB faiz kararları için döviz kurlarının seyri daha fazla öne çıkmış görülüyor. TCMB’nin yüzde 19 faiz oranı bu aşamada hem enflasyon hem de diğer ülkeler açısından oldukça yüksek ve TL’ye cazibe kazandıran bir oran. Döviz kuralarındaki yükselişte yerli tasarruf sahiplerinin ciddi miktarda döviz satmalarında yüksek faizin de etkisi fazla. TCMB başkanlık değişiminin sonrası haftada döviz kurlarındaki yükseliş ile birlikte döviz mevduatlarında 8.9 milyar dolar azalış görüldü. Azalış parite etkisinden arındırıldığına 8.1 milyar dolar seviyesinde. Bu rakam son yıllardaki en büyük çözülme. Diğer yandan yine 22-26 Mart haftasında hisse senetlerinde 810 milyon dolar, tahvil bonoda ise 1.104 milyon dolar olmak üzere 1.9 milyar dolar yabancı çıkışı görülmesi kayda değer bir gelişme. Son dönemlerin en yüksek montanlı çıkışlarından biri. Borsa İstanbul’da hisse senetlerinde yabancı payı yüzde 43 seviyesinin altına gerilemiş durumda. Borsa İstanbul’da hakimiyet yerli yatırımcıya geçti. Yabancı sıcak veya soğuk sermaye dış finansman ihtiyacındaki Türkiye için bu dönem çok daha önemli.

VAKA ARTIŞI KISITLAMA GETİRDİ

Yazının Devamını Oku