GeriZeynel Balcı Dövizde düşüş trendi sürüyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dövizde düşüş trendi sürüyor

Dolar/TL’de kasımda başlayan düşüş trendiyle birlikte son 6 ayın en düşük seviyesi olan 6.9588 seviyesi görüldü. Döviz kurlarındaki düşüş, kur geçişkenliğine bağlı olarak başta enflasyon olmak üzere ekonomi üzerinde olumlu birçok etkiye sahip. Ancak aşırı değerlenme dış ticarette bazı olumsuzlukları da beraberinde getirebilir.

Döviz kurlarında düşüş eğilimi devam ediyor. Dolar/TL kuru yaklaşık 6 ay sonra ilk defa 7.00 TL seviyesinin altına salınım göstererek 2020 yılı ağustos aylarındaki seviyelerine geriledi. Bu görünüme etki eden birçok neden var. Bunlar arasında; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) politikalarındaki değişiklik önemli bir yer tutuyor. TCMB’nin faiz arttırımı ve parasal sıkılaştırma politikasıyla TL’nin artan cazibesi döviz kurlarına satış olarak yansıdı. Yabancı girişleri (sıcak para-portföy yatırımları) dışında son haftalarda bankalardaki döviz mevduatında da çözülme sinyalleri gelmeye başladı. Kasım ayından bu yana devam eden süreçte 15-20 milyar dolar civarında bir tutarın Türkiye’ye giriş yaptığı dillendirilen bir konu. Bunun bir kısmı Borsa İstanbul’da hisse senetlerinde, bir kısmı da tahvil bono (DİBS) değerlendirildi.

Dövizde düşüş trendi sürüyor

ALTERNATİF PİYASALAR

12 Şubat’ta TCMB tarafından açıklanan Aralık ayına ait ‘Ödemeler Dengesi Tablosuna’ göre kasım ve aralık aylarında hisse senetleri ve tahvil bonoya giren iki aylık portföy yatırımı 7.1 milyar dolar görülüyor. Ocak ve Şubat aylarında da girişlerin devam ettiğini tahmin etmek zor değil. TCMB’nin her perşembe günü açıkladığı haftalık verilerde bunu görmek mümkün. Piyasalarda devam eden iyimserliğin güvenli liman ihtiyacını azaltması, döviz kurlarında 2019 yılından bu yana devam eden çıkışla birlikte primli görünüm ve kâr satışları, alternatif piyasaların ciddiyet kazanması döviz kurlarındaki düşüşe zemin hazırlayan diğer gelişmeler olarak görülebilir. Faiz artışı dışında hisse senetlerinde son aylardaki hareketlilik alternatif olarak kayda değer bir durum. Türk mali piyasalarına dış bakışın olumlu yönde değişmesi ki bunu Türkiye’nin risk primindeki (CDS) sert sayılabilecek gerileme ve yabancı yatırım bankalarının Türkiye’ye ilişkin raporlarından görmek mümkün.

TAHMİNLER DE GERİLİYOR

Türkiye’nin 5 yıllık CDS oranı 300 seviyesinin altında (288) seyrediyor. Ekim ayında 643 seviyesini görmüştü. Bazı yabancı kurumlar 2021 yılı dolar/TL tahminlerini 7.00 seviyesinin altına çekmeye başladılar. Diğer yandan dış piyasalarda ABD dolarının zayıf görünümü sürüyor. Geçtiğimiz günlerde biraz değerlense de tekrar zayıfladı. Euro, Japon Yeni ağırlıklı olmak üzere altı para birimine karşı ABD dolarının değerini gösteren Dolar Endeksi, 95 seviyesine bir atak yaptı ama orada tutunamadı ve tekrar 90 seviyelerine geri çekildi. Bu gelişmede ABD’de 1.9 trilyon dolarlık teşvik paketinin yakında yasalaşacağı beklentisiyle bazı önemli ABD ekonomik verilerinin beklenenin altında gelmesi etkili oldu. ABD dolarının dış piyasalarda zayıflaması iç piyasalarda dolar/TL kurunda kendini gösterdi.

ENFLASYONA OLUMLU ETKİ

Döviz kurlarındaki düşüş, kur geçişkenliğine bağlı olarak başta enflasyon olmak üzere ekonomi üzerinde olumlu birçok etkiye sahip. Bununla birlikte döviz kurlarındaki gerilme başka anlatımla TL’nin değerlenmesi dış ticaret üzerinde bir süre sonra olumsuz etkileri de beraberinde getirebiliyor. TL değerli olunca ithalat ucuzlayıp ihracat zorlanıyor. Bunun ölçebileceğimiz en önemli gösterge TCMB’nin açıkladığı “TÜFE-ÜFE Bazlı Reel Kur Endeksleri” olsa gerek. Döviz kurlarının zirve yaptığı, TL’nin aşırı değer kaybettiği geçtiğimiz kasım ayında bu TÜFE Bazlı Reel Kur Endeksi 60 seviyelerine kadar çekilmişti. Türk ihraç malları ucuzlaşmıştı. TL’nin değer kazandığı bu döneme ilişkin veriler açıklandığında bu kurun yükseldiğini görebiliriz. Bu aşamada TL’deki değerlenmenin dış ticarete olumsuz etkilerinden söz etmek zor ve erken tabi ki ama geçtiğimiz yıllarda aşırı değerli TL’nin yansımalarını dış ticaret açığı olarak gördük. Bu konuda “Döviz kurları tansiyon gibidir, düşük olması da yüksek olması da iyi değildir” diyen eski bir sanayici sözü iyi bir ölçü olsa gerek.

 

 

X

Borsada toparlanma süreci

Dış borsalar, ekonomik verilerden güç alırken, yeni zirveler deniyor. Dış borsalardaki olumlu hava, iç piyasalar için de önemli bir referans. Borsa İstanbul’da da yaşanan düşüşün ardından toparlanma çabalarının sürdüğü görülüyor.

İç piyasalarda yoğun gündeme bağlı olarak dalgalı bir seyir var. Borsa İstanbul’da düşüşten sonra toparlama çabaları sürerken, döviz kurlarında kâr satışlarının ardından tekrar tepki yükselişi görüldü. Gösterge faiz oranında ise gevşeme görülüyor. İç ekonomik gündemde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) kaynaklı gelişmelerin ağırlığı korunuyor. Özellikle TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun açıklamaları yakından izleniyor. Görev değişikliği sonrası acaba Merkez Bankası para politikasında bir değişiklik olacak mı sorusunun cevabı çok merak edilmişti. Şahap Kavcıoğlu’nun, önce TCMB genel kurulu, daha sonra yerli ve yabancı ekonomistlerle yaptığı toplantıda “Sıkı para politikasının gerekliliği ve enflasyonunun üzerinde faizin tutulmaya devam edileceği, yüzde 5 enflasyon hedefine bağlılık” vurguları piyasalar tarafından olumlu algılandı. ‘Aklın yolu birdir’ hesabı başkan değişti ama politika değişmedi görüşünün hakim olması, döviz kurlarına düşüş, borsaya da tepki yükselişi olarak yansıdı.

BEKLENTİYİ KUVVETLENDİRDİ

Sıkı para politikasının başkanın işaret ettiği üzere gereklilik olduğu görüşünün kabul görmesi 15 Nisan’daki TCMB toplantısında faiz değişimi olmayacağı beklentisini kuvvetlendirdi. Bu durum diğer koşullarda olağandışı bir haber akışı olmazsa iç piyasaların denge bulmasına yardımcı olabilir. Ancak son dönemde yakından izlenen ABD 10 yıllık bono faizi, ABD haftalık işsizlik başvurularının beklentilerin üzerinde gelmesiyle kısa bir geri çekilme yaşamıştı. Ama önce ABD imalat PMI, sonra da ABD tarım dışı istihdam verilerinin beklentilerin çok üzerinde gelmesiyle tekrar 1.70 seviyesinin üzerinde çıktı. ABD imalat PMI son 38 yılın en sert yükselişini yaşarken ABD tarım dışı istihdamı 916 bin gerçekleşti. Bu durum ekonomideki ısınıma sinyali olarak algılandı ve enflasyon kaygılarını tekrar artırdı.

İYİMSERLİK SÜRÜYOR

ABD’de tahvil faizindeki artışla birlikte ABD doları değer kazandı ve Dolar Endeksi tekrar 93 seviyesinin üzerini test etti. Durum böyle olunca Borsa İstanbul’daki tepki yükselişi yerini satışlara, döviz kurlarındaki geri çekilme de tepki alımlarına bıraktı. İçeride bunlar olurken ekonomik verilerden güç alan ve yeni zirveler deneyen öncü dış borsalarda iyimserliğin sürüyor olması olumlu bir gelişme. Bu durum iç piyasalar için de önemli bir referans. Önümüzdeki hafta Borsa İstanbul’da dalgalı seyrin devamıyla toparlanma çabaları sürebilir görüşü öne çıkıyor.

YARIN ENFLASYON AÇIKLANIYOR

Pazartesi açıklanacak mart ayı enflasyonu için aylık bazda yüzde 1.00-1.10, yıllıkta yüzde 16.20-16.50 civarında bir beklenti hakim. Mart ayının ikinci yarısındaki faiz ve kur artışlarının etkilerini daha çok nisan ayında görebileceğiz. Beklentilere paralel gelecek bir enflasyon verisi 15 Nisan’daki faiz kararını pek etkilemez. Bu aşamada TCMB faiz kararları için döviz kurlarının seyri daha fazla öne çıkmış görülüyor. TCMB’nin yüzde 19 faiz oranı bu aşamada hem enflasyon hem de diğer ülkeler açısından oldukça yüksek ve TL’ye cazibe kazandıran bir oran. Döviz kuralarındaki yükselişte yerli tasarruf sahiplerinin ciddi miktarda döviz satmalarında yüksek faizin de etkisi fazla. TCMB başkanlık değişiminin sonrası haftada döviz kurlarındaki yükseliş ile birlikte döviz mevduatlarında 8.9 milyar dolar azalış görüldü. Azalış parite etkisinden arındırıldığına 8.1 milyar dolar seviyesinde. Bu rakam son yıllardaki en büyük çözülme. Diğer yandan yine 22-26 Mart haftasında hisse senetlerinde 810 milyon dolar, tahvil bonoda ise 1.104 milyon dolar olmak üzere 1.9 milyar dolar yabancı çıkışı görülmesi kayda değer bir gelişme. Son dönemlerin en yüksek montanlı çıkışlarından biri. Borsa İstanbul’da hisse senetlerinde yabancı payı yüzde 43 seviyesinin altına gerilemiş durumda. Borsa İstanbul’da hakimiyet yerli yatırımcıya geçti. Yabancı sıcak veya soğuk sermaye dış finansman ihtiyacındaki Türkiye için bu dönem çok daha önemli.

VAKA ARTIŞI KISITLAMA GETİRDİ

Yazının Devamını Oku

Piyasalar denge arayışında

Geçen hafta piyasalarda hareketli günler yaşandı. TCMB Başkanlığı ve kamu bankalarının yönetimlerinde değişiklikler oldu. Borsada düşüş yaşanırken, döviz kurlarında yükseliş görüldü. Dış borsalarda çıkış trendleri ve risk iştahı ise korunuyor. Dış piyasalardaki olumlu seyrin sürmesi önemli bir referans. İçeride daha öngörülebilir bir piyasa, olumlu fiyatlamayı da getirebilir.

Gündemdeki son gelişmelere bağlı olarak iç piyasalar oldukça dalgalı bir seyir izliyor. Dış piyasalar ise sakin ve mevcut trendler korunuyor. Geçen hafta Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nda (TCMB) yaşanan değişim sonrasında piyasalarda hareketlilik yaşandı. Borsa İstanbul’da banka hisseleri öncülüğünde düşüş yaşanırken, döviz kurları ve tahvil bono faiz oranlarında yükseliş görüldü. Borsa İstanbul’da satışlar sonrası gelen tepki alımlarıyla kayıpların bir kısmı telafi edilmeye çalışıldı. Yeni Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, para politikasında değişiklik olmayacağı ve enflasyon ile mücadelenin devam edeceği yönünde açıklamalar yaptı.

Diğer yandan TCMB başkanlığı dışında kamu bankaları yönetimlerinde de değişiklikler gözlendi. Ekonomi yönetimindeki değişimlerin bir dalgalanmaya neden olması beklenen bir gelişmeydi. Piyasalar belli bir fiyatlama sonrası denge bulacaktır. Son gelişmelere ilişkin fiyatlamanın önemli ölçüde yapıldığını söylemek mümkün. Dış piyasalardaki olumlu seyrin sürüyor olması bu aşamada kayda değer bir durum ve önemli bir referans. Dış borsalarda çıkış trendleri ve risk iştahı korunuyor. İç piyasalardaki dalgalanma durulduğunda dış piyasalara duyarlılık artabilir. Ancak iç gündemde yeni bir gelişme olursa onu da ayrıca değerlendirmek gerekecek. Bu aşamada dalgalı ve temkinli görünümün devamı olası görülüyor.

15 NİSAN BEKLENİYOR

Ekonomi kadrosundaki değişimle birlikte yön ve öngörü açısından her ne kadar değişim olmayacağı açıklansa da piyasalar yeni para politikasını bekliyor. Bunun için 15 Nisan’daki TCMB toplantısı ve faiz kararı önemli olacak. Belirsizlik, piyasalar için istenen bir durum değil elbette. Genel olarak merkez bankaları için doğru iletişim, kredibilite, araç bağımsızlığı, güven, faiz ve döviz rezervleri büyük öneme haizdir. TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun açıklamasına göre daha önce açıklanan takvime uyulacak, erken toplantı olmayacak. Para politikası netlik kazanırsa piyasalar buna göre pozisyon alır, yeni denge kurulur. Daha öngörülebilir bir piyasa da olumlu fiyatlamayı getirebilir. Bunun için zamana biraz ihtiyaç var gibi görünüyor.

ABD'DE FAİZ YÜKSELİŞİ İVME KAYBETTİ

Piyasaların son dönemdeki önemli göstergelerinden biri haline gelen ABD 10 yıllık bono faiz oranındaki yükseliş hız kesti. Yüzde 1.75 seviyesinden 1.60 seviyelerine kadar çekildi. Bu gelişmede, ABD’de 1.9 trilyon dolarlık destek paketinin yasalaşmasının ardından 3 trilyon dolarlık yeni altyapı destek paketi hazırlığından söz edilmesi, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell’ın “Uzun vadeli tahvil faizlerinde son dönemde yaşanan artıştan endişe duymuyorum. Enflasyonla karşılaşılması halinde ise gerekli araçlarımız var” açıklaması, ABD işsizlik maaşı başvurularının salgının başlangıcından bu yana en düşük seviyesine gerilemesi gibi etkenleri saymak mümkün. Faiz düşüşüne karşılık ABD dolarının değer kazanmasını Euro’daki zayıflamaya yormak doğru olacak. Avrupa’da salgın hastalıktaki vaka artışlarına bağlı olarak kısıtlama ve kapanma haberleri ekonomide daralmaya neden olabileceği kaygısıyla Euro’ya olumsuz yansıyor. Dış piyasalarda altının ons dolar fiyatında ise tepki yükselişleri henüz güç kazanmış görülmüyor. ABD 10 yıllık faiz oranındaki gevşemeye rağmen ABD dolarının değer kazanması, ABD Başkanı Biden’ın aşı uygulamaları konusundaki olumlu açıklamalarıyla güvenli liman ihtiyacının nispeten zayıflamasına karşılık piyasalardaki risk iştahının korunuyor olması altın fiyatındaki yükselişi biraz zayıflattı. İç piyasalarda altının gram TL fiyatındaki yükseliş ağırlıklı olarak dolar/TL kurundaki yükselişle ilgili.

PERŞEMBE GÜNÜ NETLEŞECEK

TCMB tarafından açıklanan yurtdışı yerleşiklerin menkul kıymet istatistikleri piyasaların yakından izlediği veriler arasında. Önümüzdeki perşembe günkü veri geçtiğimiz hafta yabancıların gerek hisse gerekse tahvil bonodaki işlemlerini görmek açısından önem kazanmış durumda. Her ne kadar perşembenin gelişi çarşambadan belli olsa da rakam olarak netlik kazanacak. TCMB faiz artırımı sonrası 19 Mart haftasında yabancılar 60 milyon doları hisse senetleri, 427 milyon doları tahvil bono olmak üzere alım yapmışlardı. Ancak geçen hafta piyasalarda yaşananlar sonrası bu alımların önemi azaldı. Borsa İstanbul’da hisse senetlerindeki yabancı payı düşüşünü sürdürerek yüzde 44 seviyesine çekildi. Bankalardaki döviz mevduatlarında ise dalgalı bir seyir yaşandı. 19 Mart haftasında 2 milyar doların üzerinde bir artış görülse de 22 mart pazartesi günü 6.1 milyar dolarlık satış olduğu haberleri geçti. Bu yöndeki gelişmeleri de yine önümüzdeki Perşembe günü görebileceğiz. Piyasalarda volatilitenin arttığı bu günlerde gerek yabancı gerekse yerli yatırımcıların tavırlarındaki değişimleri olağan karşılamak gerekir.

Yazının Devamını Oku

Piyasalarda bekle-gör dönemi

Geçen hafta ABD Merkez Bankası toplantısının ardından yapılan açıklamalar, piyasa dostu olarak algılandı. TCMB de faiz oranını yüzde 19’a çekti. Hedef olarak enflasyonun düşürülmesine öncelik verildi. Sonrasında da cuma akşamı Merkez Bankası Başkanı değişti. TCMB faiz ve para politikasında değişim olup olmayacağını ise zaman içinde görme imkanımız olacak.

Piyasalarda yoğun gündem ile birlikte dalgalı seyir devam ediyor. Geçtiğimiz haftanın öne çıkan gündemleri ABD uzun vadeli tahvil faiz oranlarıyla birlikte merkez bankaları karar ve açıklamaları oldu. Çarşamba günü ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı vardı. Faiz değişimi zaten beklenmiyordu. Toplantı sonrası yapılan açıklamalar ise piyasa dostu olarak algılandı. Faizin 2023 yılına kadar arttırılmayacağı, varlık alımlarının devam edeceği ve ekonomideki büyüme oranlarının yukarı yönlü revize edilmesi gibi açıklamalar piyasaların duymak istediği türdendi. Bu açıdan ‘güvercin tonda’ kabul edilip piyasalara olumlu yansıdı. Ayrıca, “enflasyonun yüzde 2’nin üzerine geçici olarak çıkması faiz artışı standartlarını karşılamaz” yönünde açıklamalarla enflasyon yükselse de rahat olun mesajı verildi. Ancak piyasaların son dönemdeki önemli referanslarından biri haline gelen ABD 10 yıllık bono faiz oranı enflasyon kaygılarıyla yükselişini sürdürdü. Düşük faiz, bol likidite, ekonomilerde toparlanama eğiliminin sürüyor olması, petrol ve gıda fiyatlarındaki yükseliş gibi faktörler üst üste koyulduğunda enflasyon beklentilerinin artmasını olağan karşılamak gerekir. Bu durum perşembe günkü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) kararları için de önemli donelerdi. Bir de bunların üzerine son dönemde Türkiye’nin de dahil olduğu gelişen ülkelerden fon çıkışı eklenince TCMB sürpriz bir hamle yaptı ve bir puanlık artış beklentisine karşılık faiz oranını iki puan arttırarak yüzde 19’a çekti. Toplantı metninde, parasal sıkılaştırma ve yüksek faiz politikasına devam derken enflasyonda önümüzdeki günlerdeki artış beklentisine yönelik olsa gerek ‘önden yüklemeli’ faiz artışı vurgusu yapıldı.

HEDEF ENFLASYON

Yüksek faizle birlikte döviz kurları ve talebi baskı altına alıp enflasyonu düşürmek, TL’ye cazibe kazandırmak ve yabancı para mevduatlarındaki çözülmeye zemin hazırlamak, dış dalgaya ket vurmak, ekonomideki yavaşlama ile cari açığı azaltmak, rezerv biriktirme amaçlanmış olabilir. Ancak yüksek faiz ile birlikte ekonomik büyümeden çok enflasyonun düşürülmesine öncelik verildiği, tercihin enflasyon olduğu anlaşılıyor. Yüksek faizin yansıması olarak ekonomide yavaşlama beklentisi artarken hisse senetleri için de önemli bir alternatif oluşmuş durumda. Mevduat ve kredi faiz oranları yükselecek haliyle. Faiz artışını zirve seviyelerinde karşılayan Borsa İstanbul’da faiz artışı sonrası bir yükseliş denemesi olsa da ardından sert kâr satışları görüldü. Diğer yandan TCMB’nin faiz kararının ardından Türkiye’nin risk (CDS) primi düşerek 300 seviyelerine geri çekildi. Geçtiğimiz günlerde 343 seviyesini görmüştü. Faiz artışının en bariz etkileri ise döviz kurlarında hissedildi ve sert geri çekilme yaşandı. Yüksek faiz bir nevi ateş düşürücü işlevi gördü. Ateş düşürmenin hastalığın tedavisi için yeterli olacağını söylemek zor. Sonuca yönelik bir hamle ve tedavi için zaman kazandırır. Önden yüklemeli faiz artışı tabiri kayda değer bir açıklama. Bir önceki başkan Murat Uysal döneminde önden yüklemeli faiz indirimi yerini önden yüklemeli faiz artışına bırakmış görülüyor.

FAİZ İNDİRİMLERİ

Piyasanın şimdilerdeki beklentisinin bu faiz artışının yeterli olduğu, sonbahar gibi faiz indirimlerinin başlayacağı yönünde. Fakat cuma akşamı piyasalar kapandıktan sonra gelen TCMB başkan değişimi haberi yeni ve bambaşka bir sürpriz oldu. Naci Ağbal görevden alındı, yerine Şahap Kavcıoğlu atandı. Bu değişimin piyasa fiyatlamasını yarından itibaren görebileceğiz. Yeni başkan ile TCMB faiz ve para politikasında değişim olup olmayacağını ise zaman içinde görme imkanımız olacak. Kasım ayında Naci Ağbal’ın başkan olmasıyla radikal bir politika değişimi olmuştu.

PİYASALAR DUYARLI HALE GELEBİLİR

Yazının Devamını Oku

Borsalar yeni zirve peşinde

Piyasalarda dalgalı bir seyir izlenirken, borsalar diğer yatırım araçlarından pozitif yönde ayrıştı. ABD ve Almanya borsalarında yeni zirveler denendi. Borsa İstanbul da zirvelere yakın seyretti. ABD uzun vadeli faiz artışı ve değerlenen ABD Doları’nın baskısıyla da altın fiyatında düşüş yaşandı. Bu haftanın ana gündemlerinden biri ise Merkez Bankası’nın alacağı faiz kararı olacak.

Piyasalarda ABD uzun vadeli faiz oranlarına bağlı olarak dalgalı seyir sürüyor. Borsalar daha güçlü ve diğer yatırım araçlarından olumlu yönde ayrışmaya devam ediyor. ABD ve Almanya borsaları (Dow Jones, Dax Endeksleri) bir önceki zirvelerini geçerek yeni zirve denemeleri yaparken Borsa İstanbul zirve seviyelerine yakın bölgede seyrediyor. Aynı güç diğer yatırım araçlarında görülmüyor. ABD 10 yıllık bono faiz oranı piyasalar için önemli göstergelerden biri. ABD şubat enflasyonunun beklentilere paralel gelmesi (aylık % 0.4, yıllık % 1.7), ABD Hazine Bakanlığı’nın düzenlediği 10 Yıllık tahvil ihalesinde faizin yüzde 1.5230 olarak gerçekleşmesi piyasaları biraz rahatlatmıştı. Enflasyon kaygıları bir parça azalırken risk iştahı arttı. Ancak geçen cuma günü faiz oranı tekrar yükselmeye başladı. Bununla birlikte zayıflayan ABD Doları tekrar değer kazandı. Bu durum rahatlamak için erken olduğu veya rahatlamanın geçici olduğu izlenimini veriyor.

KARŞILIKLI ADIMLAR

1.9 trilyon dolarlık ABD mali destek paketi yasalaşırken Avrupa Merkez Bankası geçen haftaki toplantısında piyasa beklentilerine uygun olarak faizi sabit bıraktı. Toplantı sonrası yapılan açıklamalarda pandemi tahvil alım programında değişikliğe gitmedi, alımların en azından Mart 2022’ye kadar devam edileceği belirtildi. Buna ek olarak tahvil alım programının hızlanması yönünde açıklamalara yer verildi. Bu açıklamalar sonrası Euro/Dolar paritesinde yükseliş görüldü, Euro biraz değer kazandı. Karşılıklı olarak teşvik paketleri hamleleri geliyor. Faiz ile oynayacak marj kalmadı veya çok azaldı. Öyle olunca parasal genişleme hamleleriyle karşılıklı adımlar devam ediyor.

TEMKİNLİ İYİMSERLİK

Düşük faiz, parasal genişleme, ekonomik toparlanma üçlüsüne şimdilerde önemli bir maliyet unsuru olarak petrol fiyatlarındaki yükseliş eklendi. Gıda fiyatlarındaki artış eğilimi zaten malum. Talep ve maliyet enflasyon beklentileri bir arada desek daha doğru olur. Düşük faiz ve bol likidite ortamının devamı konusunda bir tereddüt görülmüyor. Sorun enflasyon kaygılarıyla uzun vadeli tahvil faiz oranlarının yükselmesinde. Bu görünüm de piyasaları rahatsız ediyor. Biraz da ‘her nimetin bir külfeti’ hesabı. Bol para, düşük faiz iyi ama bunun başka yan etkileri de oluyor. Gelişmiş ülke borsaları ekonomik verilerin iyi gelmesi ve toparlanmanın sürüyor olmasını fiyatlıyor. Kısa bir ara sonrası aynı ölçüde olmazsa da Borsa İstanbul dahil gelişen ülke borsaları bu duruma uyum sağlamaya çalışıyor. Piyasaların son durumunu en iyi ifade eden cümle ‘temkinli iyimserlik’ devam ediyor olsa gerek.

BİLANÇOLAR GENELDE İYİ

12/2020 dönem bilançoların yayınlanması 11 Mart itibariyle tamamlandı. Genel olarak bakıldığında pandemiye rağmen bilanço performanslarının iyi olduğunu söylemek mümkün. Türkiye, 2020 yılını yüzde 1.8, son çeyreği yüzde 5.9 büyüme ile tamamlanmıştı. Bu verinin şirketler bazında karşılığının görüldüğü söylenebilir. Ancak Borsa İstanbul’daki fiyatlamalara aynı ölçüde yansımalarının olduğunu söylemek zor. Yabancı yatırımcıların hisse senetleri tarafından satışta olmaları, özellikle banka ve lokomotif hisselerin borsa performanslarının diğer hisselere göre daha zayıf kalmalarına neden olduğu söylenebilir. Son yedi haftadır yabancı yatırımcıların hisse satışına karşılık yüksek faizin cazibesiyle tahvil bono tarafında alım yönündeki tavırları devam ediyor.

KAZANÇ ORANI 12

Yazının Devamını Oku

Borsalar canlılığını koruyor

ABD 10 yıllık bono faizi piyasalar açısından önemli bir referans oldu. Yükselen faizlerden altın, gümüş, emtia fiyatları, Euro ve dolar pariteleri etkilendi. Borsalardaki düşüş ise sınırlı kaldı. ABD, Almanya ve Borsa İstanbul destek seviyelerinde tutunurken, tepki alımları geldi.

Piyasalarda ABD tahvil faiz oranlarındaki yükseliş gündemdeki yerini koruyor. Piyasaların seyri açısından son dönemde ABD 10 yıllık bono faizi önemli bir referans noktası haline geldi. Yükselen faiz yatırım araçları üzerinde dalgalanmalara neden oldu. Altın, gümüş başta olmak üzere bazı emtia fiyatlarıyla, Euro ve dolar paritelerine etkileri daha derin olurken borsalardaki düşüşler sınırlı kaldı. Borsa İstanbul, ABD ve Almanya Borsaları destek seviyelerinde tutundu ve tepki alımlarıyla karşılaştı. Enflasyon kaygılarının ABD uzun dönem faiz oranlarını yukarı çekmesi geçtiğimiz günlerde piyasalar tarafından belli ölçüde fiyatlanmıştı. Ancak ABD Merkez Bankası Başkanı (Fed) Powell’in perşembe günü yaptığı açıklamalar tedirginliği artırdı. Powell, Fed’in hareket geçmesi için tahvil faizlerinde daha yüksek oranda artış görülmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, “2021’de tam istihdama ulaşılmasının pek mümkün olmadığını kaydederken ekonomi toparlandıkça, enflasyonun yükselmesini bekliyorum. Fed enflasyon hedefine ulaşmak için araçlarını kullanacak. Enflasyonda geçici bir artış görülmesi halinde sabırlı olacağız” şeklinde konuştu.

İŞARET OLARAK ALGILANDI

Oysa piyasalar Fed’den faiz artışına karşılık tahvil alımlarının arttırılması gibi başka bir tavır bekliyordu. Powell ise pek oralı olmadı bir bakıma yol verdi. Cuma günü açıklanan ABD tarım dışı istihdam ve işsizlik verileri de beklentilerden daha olumlu gelince ilk tepki olarak ekonomideki toparlanmanın devam ettiğinin işareti olarak algılandı ve ABD 10 yıllık bono faizi yüzde 1.62 seviyesinin üzerini görürken ABD doları değer kazanmayı sürdürdü. ABD Doları’nın Euro ve Japon Yeni başta olmak üzere altı para birimine karşı değişimini gösteren Dolar Endeksi 92 seviyesinin üzerini test etti. Euro/Dolar paritesi ise geçtiğimiz Kasım ayından bu yana ilk defa 1.20 seviyesinin altına salınım gösterdi. Ancak ABD tarım dışı istihdamındaki artış ile işsizlik oranındaki gerileme ekonomideki büyüme algısının bir başka etkisi olarak cuma akşamı ABD borsaları üzerinde yükseliş olarak kendisini gösterdi. Bu meyanda ABD 10 yıllık bono faiz oranı yüzde 1.60 seviyesinin, Dolar Endeksi 92’nin altına çekildi. Bu gelişme yarınki piyasa açılışlarında olumlu etkisini gösterebilir.

BASKI ALTINDA TUTABİLİR

Fed faiz oranı ve para politikası, sadece TL dahil gelişen ülke para birimleri ile borsaları için değil, küresel piyasalar açısından da çok önemli bir parametre. Ancak enflasyon beklentisi ve faiz artışına karşılık Fed’in pandemi ortamında parasal sıkılaştırmaya gidecek ve faiz arttıracak hali yok. Fed Başkanı Powell daha önce yaptığı açıklamalarda birçok defa Fed faiz oranı 2022 yılına kadar sıfıra yakın kalacak demişti. İlk aşamada kısa süreli bir panik havası yaşansa da borsaların ABD tahvil faiz artışına duyarlılığının azalmasında, ekonomideki toparlanma eğiliminin yanında, Fed para politikasının değişmeyeceği beklentisinin de payı olabilir. Bununla birlikte ‘faiz yükselişi sürerse piyasaları bir süre daha baskı altında tutabilir’ dipnotunu da eklemekte yarar var.

TCMB'NİN 18 MART TOPLANTISI BEKLENİYOR

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Naci Ağbal, “Para politikasındaki sıkı duruşu enflasyonda yüzde 5 hedefine ulaşana kadar sürdüreceğiz” açıklamasını yeniledi. Beklentilerin biraz üzerinde gelen şubat enflasyonu, döviz kurlarının tekrar ayağını frenden gaza kaydırması ve ABD tahvil faizlerindeki yükseliş gibi üç önemli gelişmeyi bir arada düşündüğümüzde bu açıklama sözlü yönlendirme açısından yerinde bir adım olarak değerlendirilebilir. Bunun 18 Mart toplantısında bir faiz artışı için sinyal mi yoksa sadece sözlü yönlendirme olarak mı kalacağı konusu bu aşamada soru işareti. Ancak JP Morgan gibi bazı yabancı yatırım bankaları 100 baz puanlık bir faiz artışı beklediklerini açıkladılar. Dış dünya ile karşılaştırıldığında TCMB politika faizi zaten yüksek ve enflasyonun üzerinde. Yeni bir faiz artışının çok yararı olur mu tartışılır. O tarihe kadar ABD tahvil faizleri ve içeride döviz kurları biraz sakinleşirse bu tartışma da etkisini kaybeder. Diğer kayda değer durum bankalardaki döviz mevduatında 2 milyar dolarlık düşüş oldu. Tüzel kişilerin mevduatından kaynaklanan düşüş ile birlikte 233 milyar dolara geriledi. Son haftalarda oldukça dalgalı seyir nedeniyle teyit açısından döviz mevduatı çözülüyor gibi bir anlamak yüklemek için çok erken.

BİST'TE YABANCININ HİSSE SATIŞI SÜRÜYOR

Yazının Devamını Oku

Piyasalarda ABD rüzgârı

ABD 10 yıllık bono faiz oranı geçen hafta yüzde 1.50 seviyesini geçince piyasalar dalgalandı. ABD uzun vadeli tahvil bono faiz oranları yükselirken altın fiyatında (ons/dolar) düşüş devam etti. Düşük faiz, bol likidite ve toparlanan ekonomi birlikteliği doğal olarak enflasyon beklentilerini arttırırken, uzun dönemli faiz oranlarını yukarı çekti. Bu durum piyasalar tarafından fiyatlanıyor.

Kasım ayından bu yana devam eden iyimserlik zayıflamaya başladı. Borsalarda kâr satışları görülürken risk iştahı azaldı. Borsa İstanbul’da kâr satışları derinlik kazandı. Döviz kurlarında tepki yükselişi görüldü. Gösterge tahvil faiz oranı ise nispeten sakindi. Her şey iyi giderken, olumsuz bir haber akışı yokken o zaman bu tablo neden yaşandı? Sebep enflasyon tedirginliği. Pandemiye bağlı olarak merkez bankalarının piyasaya hiç olmadığı kadar para pompalaması, faiz oranlarının aşağıya çekilmesi piyasalarda düşük faiz bol likidite ortamını getirdi. ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Powell’in da sıkça vurguladığı 2022 yılına kadar faiz oranları sıfıra yakın kalacak, piyasaya desteğe devam edilecek açıklamaları önemli bir referanstı. Benzer politika ve açıklamalar Avrupa Merkez Bankası için de geçerliydi. Son dönemde başta ABD olmak üzere gelen veriler ekonomide toparlanmanın sürdüğünü gösteriyor.

TEMKİNLİ GÖRÜNÜM

Düşük faiz, bol likidite ve toparlanan ekonomi birlikteliği doğal olarak enflasyon beklentilerini arttırdı. Bu durum piyasalar tarafından fiyatlanmaya başladı. ABD uzun vadeli tahvil bono faiz oranları yükselirken altın fiyatında (ons/dolar) düşüş devam etti. Gerçi Fed Başkanı Powell ve ABD’nin yeni Hazine Bakanı Yellen, enflasyondaki yükselişi çok sorun olarak görmediklerini ve enflasyon olursa başa çıkacak araçların bulunduğunu söylemişlerdi. Bu açıklamalar aslında piyasaların bu yöndeki tedirginliğini biraz almıştı. Fakat piyasaların bazı gelişmeleri önceden fiyatladığı da bilinen bir vakadır. Borsalarda “fiyatlar önden gider olaylar sonradan gelir” diye bir söz var. Ocak ayından bu yana devam eden ABD 10 yıllık bono faiz oranı geçen hafta yüzde 1.50 seviyesini geçince piyasalar dalgalandı. Biraz da ABD’de yapılan geçen haftaki 7 yıllık tahvil ihalesine katılımın düşük olması ve faiz oranının yükselmesinin katkısı olduğu değerlendirmelerine yer verildi. Önümüzdeki haftaya devreden bakiye temkinli bir piyasa görünümü oldu.

GELİŞEN ÜLKE PİYASALARI DAHA ÇOK ETKİLENDİ

ABD tahvil bono faiz oranları bu aşamada gelişmiş ülke piyasalarından çok Türkiye’nin de aralarında yer aldığı dış finansman ihtiyacındaki gelişen ülke piyasaları için daha önemli görülüyor. ABD’de yükselen faiz oranları gelişen ülkelere sıcak para akışına engel olur mu? Veya geçtiğimiz günlerde gelişen ülkelere gelen mevcut sıcak paranın geri gitmesine neden olur mu, gibi bazı endişeleri beraberinde getirdi. Dikkat edilirse ABD ve Almanya dahil gelişmiş ülke borsalarında düşüşler görülse de çok fazla bir tahribat görülmüyor. Ayrıca Euro/dolar paritesi ve dolar endeksinde hareketlenmeler görüldü. Ancak TL, G.Afrika Randı, Brezilya Reali, Rus Rublesi gibi gelişen ülke para birimlerinde değer kayıpları daha fazlaydı. Ayrıca borsalarda tahribat daha yüksekti. Gerçekten enflasyon beklentileri tedirginlik yaratacak ölçüde yüksek mi? Yoksa bunu borsalar kâr satış bahanesi, altın gibi yatırım araçlarında ise yatırımcıları satışa yönlendirerek fiyatı daha da düşürmek için mi kullanılıyor? Bunu söylemek için erken ve bu aşamada zor. Olasılık olarak değerlendirmek daha yerinde olur.

MERKEZ BANKALARINDAN BİR HAMLE GELİR Mİ?

Yükselen faizler piyasaları dalgalandırırken bir diğer merak konusu merkez bankları ne yapacak? ABD’de mart ayı içinde 1.9 trilyon dolarlık teşvik paketinin yasalaşması beklentisi halen korunuyor. Buna ilave olarak Fed tahvil alımlarını arttırabilir mi? Faiz ile oynayacağı fazla bir marjı yok çünkü. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) nasıl bir yol izleyecek? Kasım ayından itibaren faiz arttırıp parasal sıkılaştırma ile birlikte iç ve dış finans çevrelerinden olumlu tepkiler almıştı. Ayrıca sıcak para girişlerine bağlı olarak döviz kurlarında gerileme, borsada yükseliş ve Türkiye’nin risk priminde düşüş görülmüştü. İçeride işleri yoluna koymuş görülürken dış konjonktürdeki gelişmeler, var olan ve işleyen para politikalarında revizyonu gündeme getirir mi? Bu açıdan döviz kurlarının seyri ve önümüzdeki hafta açıklanacak enflasyon, karar için önemli parametreler olacak. Faiz arttırım tartışmaları başlasa da TCMB hemen tepki vermeyip piyasaların seyrini ve yeni dengelerin oluşmasını bekleyebilir. Faiz oranı dış dünyaya göre zaten olukça yüksek. Faiz arttırımı olsa da ABD tahvil faiz oranları sakinleşmezse olası bir faiz arttırımının etkileri sınırlı kalabilir. Faiz arttırımının reel ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri de malum. Zor bir karar elbette.

BÜYÜME AÇIKLANACAK

Yazının Devamını Oku

Yabancı tahvile yöneldi

Yüksek faiz yabancının ilgisini çekmiş durumda. Merkez Bankası verilerine göre yabancı yatırımcı son dört haftada 857 milyon dolarlık hisse satarken, 720 milyon dolarlık tahvil bono aldı. Borsa İstanbul’da yabancının payı yüzde 45.5 seviyesine gerilerken, mart ayından bu yana Borsa İstanbul’a 1 milyona yakın yatırımcı geldi.

Piyasalarda iyimserlik sürüyor. Borsa İstanbul’da çıkış trendi sürerken döviz kurlarında düşüş eğilimi, gösterge tahvil faiz oranında yatay seyir devam ediyor. Dış borsalara bakıldığında durum pek farklı değil. Borsaların direnç bölgesinde olmasının verdiği yükseklik korkusu bir tedirginlik verse de yatırımcılar çıkış hareketinin dışında kalmamak için yine tercihini piyasa hareketine katılmak yönünde kullanıyorlar. ABD’de mart ayında yasalaşması beklenen 1.9 trilyon dolarlık teşvik paketi dış piyasalardaki iyimserliğin adı desek yanılmış olmayız. Daha geniş ölçekte düşük faiz, bol likidite politikası ve borsaların hala en ciddi alternatif olduğu anlayışı söz konusu.

1 MİLYAR DOLARI GEÇTİ

İçeride ise ekonomi yönetimindeki değişiklikle birlikte Merkez Bankası’nın (TCMB) parasal sıkılaştırma ve yüksek faiz politikası var. Yüksek faiz henüz yerli yatırımcıların değil belki ama yabancı yatırımcıların ilgisini çekiyor. TCMB verilerine göre son dört haftadır yabancı yatırımcılar hisse satıp tahvil bono alıyorlar. Son dört haftalık hisse satışları 857 milyon doları aşarken tahvil bono (DİBS) alımları 700 milyon doları geçti. Buna karşılık yerli yatırımcı hisse senetleri ve döviz almaya devam ediyor. Borsa İstanbul’da yabancı payı yüzde 45.5 seviyesine geriledi. Borsa İstanbul’a mart ayından bu yana 1 milyona yakın yeni yatırımcı geldi.

ŞU AN HERKES MUTLU

İki farklı yatırımcı grubu ve iki farklı tavır. Bugün itibariyle herkes mutlu. Kimin daha kazançlı çıkacağının muhasebesini sürecin sonuna bırakmakta yarar var. Bu aşamada gündemde piyasa bozucu bir haber akışı pek görülmüyor. Bank of America’nın baş yatırım stratejisti Michael Hartnett’nın “Piyasalarda Kötümser olmak için tek sebep, kötümserlik gerektirecek hiçbir sebebin var olmaması” açıklaması bu açıdan hayli ilginçti. Buna karşılık “borsada düşüş başlayacağı zaman zil çalmaz” diyen eski bir borsacı sözü olduğunu hatırlatalım. Borsaların bulunduğu seviyeler itibariyle kâr satış olasılığının dikkatte tutulmasında yarar görülmekle birlikte olumlu hava korunuyor.

MERKEZ BANKASI SÜRPRİZ YAPMADI

18 Şubat toplantısında TCMB sürpriz yapmadı ve faiz oranının yüzde 17 seviyesinde sabit bıraktı. Toplantı sonrası yapılan açıklamalarda “parasal sıkılaştırmaya devam” denildi. Dış dünyada düşük faiz ve parasal genişleme politikaları hüküm sürerken, içeride yüksek faiz ve parasal sıkılaştırma politikasının uzun bir süre korunacağı vurgusu tercihten ziyade birçok bakımdan zorunluluk. TL’nin cazibe kazanması açısından işe de yaradı. Türkiye’ye son aylarda giren 20 milyar dolar civarında olduğu bilinen sıcak para, düşen döviz kurları, TCMB rezervlerinde görülen hafif artış, Türkiye’nin risk primindeki (CDS) düşüş, dış finans çevrelerinin olumlu yaklaşımı ve Cuma akşamı Fitch’in Türkiye’nin görünümünü negatiften durağana yükseltmesi kısa dönem için kayda değer. Ama bu politikanın sürdürülebilirliği ve uzun dönem sonuçları konusundaki olumlu olumsuz değerlendirmeler için ise erken.

BANKALARDAN TARİHİ KÂR

Yazının Devamını Oku

Borsalarda trendler korunuyor

Gündemde piyasa bozucu bir haber akışı görülmüyor. Borsalarda çıkış trendi korunuyor. BİST 100 Endeksi’nde de yükseliş devam ediyor. Borsa İstanbul dış piyasalarla uyumlu hareket ederken, BIST 100’deki yükseliş yerli yatırımcının omuzlarında denilebilir.

Piyasalardaki olumlu hava devam ediyor. Borsalarda çıkış trendleri sürerken önemli direnç bölgelerine ulaşılması nedeniyle biraz yorgunluk emareleri görülmeye başladı. Borsa İstanbul dış piyasalara uyumlu hareket ediyor. Döviz kurlarında satış baskısı, gösterge tahvil faiz oranında ise yatay hareket hakim. Para piyasaları sermaye piyasalarına desteğini sürdürüyor. Borsa İstanbul’daki çıkış hareketi önemli ölçüde yerli yatırımcının omuzlarında. Yabancı takas saklama oranındaki düşüş eğilimi sürüyor. BIST100 Endeksi yükselirken yabancı takas saklama oranı yüzde 46 seviyelerine kadar çekildi. TCMB’nin perşembe günü açıkladığı verilere göre, son üç haftadır yabancı yatırımcılar daha çok hisse satıp tahvil bonoda (DİBS) alım yapma eğiliminde. Üç haftalık hisse satışı 795 milyon doları bulurken 593 milyon dolarlık tahvil bono alımı yapmışlar. Kasım ayından bu yana devam eden yüksek faiz süreci yabancı yatırımcının tavrına yansımaya başlamış görülüyor. Bankalar başta olmak üzere yabancı yatırımcıların yoğun olduğu hisselerde son dönemdeki durgunluğa bakınca durum kendini gösteriyor. Gündem olarak piyasa bozucu bir haber akışı görülmüyor. Ancak mevcut gündem ve beklentilerin belli ölçüde fiyatlandığını söylemek mümkün. Bu açıdan bakınca çıkış trendi korunmakla birlikte piyasada daha seçici hareketler olması muhtemeldir.

YÜKSEK FAİZ TL'YE CAZİBE KAZANDIRDI

Bankalardaki döviz mevduatında son dönemdeki artış eğilimi 5 Şubat haftasında yerini 2.1 milyar dolarlık düşüşe bıraktı ve 235 milyar dolardan 232.9 milyar dolara geri çekilme yaşandı. Düşüşün bir kısmı Euro ve altın hesaplamalarından kaynaklanıyor. Bir kısmı da satış. Bu durum bir sinyali olarak algılansa da henüz ‘ters dolarizasyon’ başladı demek için erken. Banka döviz mevduatlarındaki satışların devamının gelmesi gerekecek. Yüksek faiz TL’ye cazibe kazandırmış durumda. TCMB gösterge faiz oranı, yüzde enflasyonun (yüzde 14.97) ve dış dünyadaki faiz oranlarının üzerinde. Sıkı para politikası ve yüksek faiz devam edeceğine göre TL’ye dönüş konusunda beklentiler sürecek. TCMB Başkanı Naci Ağbal geçtiğimiz günlerde, “TCMB’nin döviz kurunun düzeyini etkilememek şartıyla rezerv biriktirmeye başlayabileceğini” açıklamıştı. Dış ticaret ve cari açık devam ettiğine, swaplar da kullanılmayacağına göre rezerv biriktirmek için bankalardaki döviz mevduatı önemli bir kaynak olarak görülüyor. Reeskont kredileri ve sıcak para girişleri de önemli tabi ki. Türkiye’nin cari açık ve dış borç ödemelerini dikkate aldığımızda rezervleri kuvvetlendirmenin önemi daha çok ortaya çıkıyor. 2021 yılı için konulan 245 milyar TL’lik bütçe açığı hedefi ve yüzde 120 borç çevirme rasyosunu dikkate aldığımızda kamu borçlanma gereği yüksek olacak. Bu açıdan bakılınca da faiz oranlarının düşmesi zor görülüyor. Sermaye piyasaları açısından yüksek faiz bir alternatif olur mu sorusunun cevabı yabancı yatırımcıları son dönemdeki pozisyon değişikliğine bakılınca bir parça verilmiş gibi.

ALTIN FİYATINDA YATAY GÖRÜNÜM

Altın fiyatındaki kısa süreli tepki hareketi güç kazanamadı. Bol likiditenin uzun vadede enflasyonu artıracağı beklentisiyle ABD 10 yıllık bono faiz oranındaki yükseliş altın fiyatına baskı yapmaya devam ediyor. Piyasalarda devam eden iyimserlikle artan risk iştahı ve azalan güvenli liman ihtiyacı altının zayıf bırakan gelişmeler arasında. Her ne kadar kısa dönem baskı altında kalsa da uzun vadede düşük faiz ve bol likidite ortamının sürecek olması, yüksek enflasyon beklentileri altın fiyatını destekleyecek gelişmeler. ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’in teşvik paketi konusundan hareketle ekonomi politikalarına ilişkin piyasaların bir öngörüsü var. Ancak ABD-Çin, ABD-Rusya hatta ABD-Türkiye ilişkileri konusunda dış politika ile ilgili bir öngörü henüz oluşmuş değil. Eski başkan Trump’ın Çin ile ilişkileri iyi değildi. Ek gümrük vergileriyle iş ticaret savaşına kadar varmıştı. Bu da güvenli liman ihtiyacına binaen altın fiyatına yükseliş olarak yansımıştı. Aynı şeyler olacak demek değil tabi ki ama ABD dış siyaseti altın için önemli referans noktalarından bir olabiliyor.

DIŞ PİYALARDA İYİMSERLİK HÂKİM

ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’in piyasa dostu adımları son dönemde dış piyasalardaki olumlu seyrin devamında önemli rol oynuyor. 1.9 trilyon dolarlık teşvik paketi piyasalara destek veriyor. Ayrıca Fed Başkanı Powell, geçen hafta “Varlık alımları ekonomide kayda değer iyileşme görülene kadar aynı hızda sürecek. Enflasyonda büyük bir artış ve kalıcı bir yükseliş beklenmiyor. Enflasyona karşı elimizde araçlar mevcut. İstihdam piyasası güçlü olmaktan oldukça uzak. Aşılama sürecinin yavaşlığından ötürü riskler aşağı yönlü” açıklaması bir bakıma destek anlamında piyasaların duymak istedikleriydi. Ancak risklerden söz etmesi ve ekonomideki bazı zayıflıkları dillendirmesi kayda değer bir durum. Benzer şekilde Avrupa Merkez Bankası Başkanı Lagarde’ın “Mali desteklerin en azından yılın sonuna kadar devam etmesine ihtiyaç var. Gerekirse varlık alım programının büyüklüğü artırılabilir” açıklaması da piyasa dostu olarak algılanabilir. Dünyanın en önemli iki merkez bankasının duruşunda bir değişiklik yok. Düşük faiz bol likidite ortamı sürecek. Bu durum piyasalar için önemli bir referans olmaya devam ediyor. Salgın hastalıkta vaka sayıları, ülkelerdeki kapanma haberleri, aşılamada yavaşlama gibi gelişmelere piyasalar bu aşamada duyarsız. Piyasalar bardağın dolu tarafını görmeye devam ediyor. Ancak hatırda tutulması gereken konu borsalarda kârlar hala önemli ölçüde kağıt üzerinde ve ciddi olarak realize edilmiş değil.

DOLAR/TL'DE SATIŞ BASKISI

Yazının Devamını Oku

Borsalarda iyimser hava

Son dönemlerde dış borsalarda yaşanan yükseliş iç piyasalara da yansımaya devam ediyor. Zirve seviyelerinden kâr satışlarıyla uzaklaşan Borsa İstanbul, tekrar yükselmeye başladı. Piyasalardaki düşük faiz ve bol likiditeyle birlikte iyimserlik sürerken, döviz kurlarında yaşanan düşüş de görünüme destek verdi.

Piyasalarda düşük faiz ve bol likiditeye bağlı olumlu hava devam ediyor. İyimserliğin en belirgin olduğu yatırım araçlarının başında borsalar geliyor. Son olarak ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’in açıkladığı 1.9 trilyon dolarlık mali teşvik paketi borsalardaki çıkışa yeniden ivme kazandırdı. Dış borsalardaki yükseliş doğal olarak iç piyasalara da yansıyor. Borsa İstanbul, geçtiğimiz günlerde görülen kâr satışlarıyla uzaklaştığı zirve seviyesine tekrar yaklaşmaya başladı. Döviz kurlarında devam eden düşüş eğilimi bu görünüme destek verdi. Gösterge tahvil faizi de yüzde 15 seviyesinin altında yatay seyrini koruyor. Borsacı deyimiyle “yatırımcının en iyi dostu olan trend” olduğuna göre trendler korunuyor. Ancak geçen haftanın kapanışına doğru gelen kâr satışları biraz yorgunluk izlenimi verdi. Çıkış trendinin doksan dereceye yaklaşan açısı ve süresini dikkate aldığımızda zirve seviyelerine yaklaştıkça kâr satış denemelerini normal karşılamak gerekir. Aynı zamanda dikkatle izlenmesi gereken bir durum olduğunun notunu da düşmek lazım.

ADRES GÖSTERİLİYOR

Olumlu gelişmelerin belli ölçüde fiyatlanması yanında teşvik paketleri dışında piyasaları taşıyacak yeni beklenti ve gündem oluşturmakta zorluk yaşanıyor. Fakat paranın adresi hala borsalar olarak gösteriliyor. Son günlerde “borsadan para çıkarsa nereye gidecek” sözünü birçok kişi duymuştur. Reel ekonomiler salgın hastalık nedeniyle sıkıntılı bir süreç yaşarken borsaları bu noktaya taşıyan ana etkenlerden birinin “alternatifsizlik” olduğu bilinen bir durum. Türkiye özelinde bakılacak olunursa yüksek faiz henüz borsa için ciddi bir alternatif oluşturmuş görülmüyor. Hisse senetlerindeki getiriler bu aşamada daha yüksek. Borsalarda iyimserlik korunmakla birlikte kâr satış olasılıklarını dikkate almamız gereken bir dönemde bulunuyoruz.

TCMB'DEN 'ŞAHİN DURUŞ'A DEVAM

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Naci Ağbal, cuma günü yaptığı açıklamada parasal sıkılaştırma yönündeki kararlı duruşunu tekrar gösterdi. Naci Ağbal, “Enflasyon tahmin patikası üzerinde yukarı yönlü riskler önemini koruyor, politika faizinde indirimin bu yıl uzun bir süre gündeme alınmasının mümkün olmadığını söyledi. Ayrıca rezervleri artırmak için acele etmeyeceklerini ve rezervleri swap anlaşmaları yolu değil döviz alım ihaleleri ile artırmayı planladıklarını söyledi. Gerekirse ilave parasal sıkılaştırma yapabileceklerini söyleyen Ağbal, son dönemde yurt içi yerleşiklerin TL cinsi varlıklara yönelme eğilimi gözlemliyoruz. Bu durum ters dolarizasyon sürecinde önemli bir sinyal” dedi. Konuşma metni önümüzdeki döneme ilişkin bir yol haritası ve projeksiyon sağlıyor. Bu durum şeffaflık ve güven açısından oldukça önemli. Atılan adımlarla verilen sözlü yönlendirme mahiyetindeki mesajlar piyasada karşılık bulmaya başlamış görülüyor. Piyasa ile doğru ve güvene dayalı iletişim oldukça önemli. Ancak yüksek borçluluk ve toparlanmaya çalışan ekonominin durumunu da dikkate alarak sıkı para politikasının dozu ve süresinin iyi ayarlanması konusuna dikkat çekmekte yarar var.

CAZİBE KAZANDIRDI

Yükselen faiz oranları enflasyon karşısında artı faiz sunmakla birlikte TL’ye cazibe kazandırmaya başlamış görülüyor. 29 Ocak haftasında bankalardaki döviz mevduatlarında görülen bir milyar dolarlık çözülme bu yönde bir sinyal olarak alınabilir. Sıcak para girişleri yanında döviz mevduatındaki azalma ile birlikte döviz kurlarındaki düşüşün ivme kazanması kayda değer bir durum. Ancak devamının gelmesi gerekecek. Döviz kurlarında daha kalıcı düşüşler için döviz mevduatındaki çözülme bir hafta ile sınırlı kalmamalı. Bir diğer gelişme yine aynı hafta yurtdışı yerleşiklerin 493 milyon dolarlık hisse satışına karşılık tahvil bonoda (DİBS) 418 milyon dolarlık alım yapmaları faizdeki yükselişin yansımaları olarak görülebilir.

ENFLASYON BEKLENTİLERİN BİRAZ ÜZERİNDE GELDİ

Yazının Devamını Oku

Altında güç kaybı sürüyor

Pandemi döneminin parlayan yıldızı altında güç kaybı sürüyor. Gram altın, geçen yıl temmuz ayından bu yana ilk defa 420 TL’nin altına indi. Gram altın kasım ayında 540 TL seviyelerine kadar yükselmişti. Dış piyasalarda ons dolar fiyatındaki değer kaybı, iç piyasalarda dolar/TL kurundaki düşüşle birleşince altının gram/TL fiyatında belirgin bir gerileme yaşanmış oldu.

Altın en önemli yatırım ve tasarruf araçlarından biri. Altın fiyatındaki dalgalanmalar piyasaları olduğu kadar birçok kesimin ilgisi dahilinde. Genel olarak altın fiyatını etkileyen temel parametrelere bakıldığında; enflasyon, faiz, ABD dolarının seyri, merkez bankaları para politikaları, jeopolitik gelişmeler, fiziki alım satımlar (arz talep) gibi etkenleri saymak mümkün. Sayılan konu başlıklarından dönem dönem bazıları öne çıkar. Bazen de bir çok gelişme birlikte kendini gösterir. Küresel faiz ve enflasyondaki yükseliş ile ABD dolarındaki değerlenmenin altın fiyatına düşüş olarak yansıması beklenirken aksi yöndeki gelişmelerin de fiyatı yukarı çekmesi muhtemeldir.



GÜVENLİ LİMAN

Jeopolitik gerginlikler ve istikrarsızlık güvenli liman ihtiyacını arttırması nedeniyle altın fiyatına yükseliş olarak yansıyabilir. Merkez bankalarının parasal genişleme politikaları ve bol likidite altın fiyatını desteklerken merkez bankalarından gelen fiziki alım satımlar altın fiyatını etkileyen gelişmeler arasında görülür. Hatırlanırsa, koronavirüsün ilk günlerinde ‘nakit kraldır’ anlayışıyla ABD Doları değerlenirken, altın fiyatı sert düşüş gösterdi. Ardından ABD Merkez Bankası (Fed) öncülüğünde merkez bankaları parasal genişleme politikaları, hükümetlerden gelen mali teşvik paketleriyle piyasalar nakde boğulunca altın fiyatı tekrar yükselişe geçmişti. Bu bilgileri dip not olarak verdikten sonra son günlerde değer kaybeden altın fiyatında neler oluyor diye bakmakta yarar var.

TEŞVİK PAKETİ

Yazının Devamını Oku

Borsalarda dalgalı seyir

Borsada gelen satışlar bu aşamada düzeltme ve kâr satışı boyutunda. Satışların ardından tepki alımları da görülebilir. Henüz borsalar açısından ciddi piyasa bozucu bir haber akışı da görülmüyor. Dalgalı seyrin devam etmesinin yanı sıra temkinli bir piyasa ön plana çıkabilir.

2020 yılı mart ayında başlayan çıkış hareketi kâr satışlarıyla karşı karşıya kaldı. 2020 yılı temmuz ile ekim aylarında bugünküne benzer önemli bir kâr satışı ve düzeltme yaşanmıştı. 21 Ocak 2021 tarihindeki 1.582 zirvesinden yaklaşık yüzde 10 gerilemenin ardından tepki alımları görüldü. Ancak tepki yükselişi henüz güç kazanmış değil, zayıf görünüm sürüyor. Çıkış hareketlerinin ardından yaşanan ciddi kar satışlarında borsa yatırımcısının aklına ilk gelen soru şu olur; çıkış bitti mi, yoksa düzeltme mi? Bir bakıma parti bitti mi, ara mı verildi durumu. Son aylarda devam eden ralliyle birçok borsa yatırımcısı kaybetme korkusunu pek yaşamadı. Hemen hemen gelenlerin çoğu iyi kazandı. Mart ayından bu yana Borsa İstanbul’a sekiz yüz bini aşkın yeni yatırımcı geldi. Uzun soluklu çıkış trendlerinde riskleri göz ardı etme veya körleşme durumu son yaşanan rallide de yaşandı. Hatırlanırsa bu köşede geçtiğimiz günlerde teknik ve temel analizlere kulak verilmesi yönündeki uyarılarımızı birçok defa yapmıştık. Ayrıca Bank Of America gibi yabancı yatırım bankaları borsalar için köpük uyarıları yaparken ünlü bazı yabancı yatırım uzmanlarından da balon uyarıları gelmişti.

DÜZELTME BOYUTUNDA

Bu noktada “Borsaların sonsuza kadar yükselemeyeceği ve borsada düşüş başlayacağı zaman zil çalmaz” gibi eski borsacı sözlerine atıfta bulunmak yerinde olacak. Bunları bir dip not veya hatırlatma olarak verdikten sonra esas soruya dönersek henüz borsalar için piyasa bozucu ciddi bir haber akışı görülmüyor. Bununla birlikte düşük faiz ve bol likidite ortamı dışında piyasaları taşıyabilecek yeni beklenti ve gündemin olduğunu söylemek de zor. Gelen satışlar bu aşamada daha çok kâr satışı ve düzeltme boyutunda. Partinin bittiğini söylemek için henüz erken. Borsalarda düşüşün ardından tepki alımları görülebilir. Fakat daha zor bir yapı olacak. Çünkü yatırımcının aklına kazanmak kadar kaybedebileceği düşüncesi bir parça yerleşmeye başladı. Dalgalı seyrin devamıyla birlikte daha temkinli bir piyasa yapısı öne çıkabilir.

BORSA DIŞINDAKİ YATIRIM ARAÇLARI SAKİN

Borsada dalgalı bir seyir görülürken diğer yatırım araçları oldukça sakin. Döviz kurlarında düşüş eğilimi sürüyor. Gösterge tahvil faiz oranı yatay seyrediyor. Önümüzdeki yıllara ilişkin enflasyon tahminlerine bağlı olarak uzun vadeli tahvil faiz oranında ise belirgin bir gerileme var. Piyasaların genelini ilgilendiren bir risk söz konusu ise sermaye piyasalarının yani hisse senetlerinin alternatifi olan faiz ve döviz kurlarında yukarı yönlü bir hareketin görülmesi gerekmez mi sorusu akla geliyor. Bu açıdan bakınca, borsalardaki satışlar yükseklik korkusu ve kağıt üzerindeki kârların realize edilmesi gibi görünüyor. Fakat borsadaki düzeltme ve kâr satış sürecinin endeksi nereye kadar çekeceği konusunda teknik analiz verileri yardımcı olacaktır. Ayrıca ne kadar süreceği konusu dış borsalarla ve gündem ile ilişkili olacak. Para piyasalarındaki sakin görünümün altında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) para politikası ve Başkan Naci Ağbal’ın açıklamalarının payı var. Ayrıca uygulanan politikalar bağlı olarak kasım ayından bu yana Türkiye’ye girmeye devam eden sıcak para girişlerinin etkisini de eklemek gerekecek. Son dönemde yakından izlenen bankalardaki döviz mevduatında artış sürüyor. 22 ocak haftasında 756 milyon dolarlık artışla birlikte toplamda 236.1 milyar dolara ulaşmış durumda. Yüksek faiz ve döviz kurlarındaki dalgalanmalar henüz çözülmeye neden olmuş görülmüyor.

TCMB'DEN 'ŞAHİN' DURUŞA DEVAM

TCMB Başkanı Naci Ağbal’ın 2021 yılının ilk enflasyon raporu sunumunda “şahin duruş ve uzun süreli güçlü parasal sıkılaştırma” vurgusunu tekrarlaması döviz kurları üzerinde satış baskısını artırdı. Enflasyon tahminlerini 2021 yılı için yüzde 9.4, 2022 için yüzde 7, 2023 için yüzde 5 olarak açıkladı. Ayrıca “ yüzde 5 enflasyon hedefine ulaşana kadar gerekirse ilave sıkılaştırma yapılabilir, açıklaması önemli. Yüzde 5 hedefine ulaşılması için ise 2023 yılının verilmesi yüksek faiz ve sıkı para politikası ortamının uzun dönem korunması konusunda kararlılık göstergesi olarak görülebilir. ABD’li ünlü yatırım bankası JP Morgan’dan, TCMB’nin ortaya koyduğu kısa ve orta vadeli enflasyon tahminlerinin makul ve başarılabilir olduğunun güvenle söylenebileceği, açıklaması geldi. Faiz artırımlarının ardından gelen birbirini teyit eden tutarlı açıklamalar TCMB’nin araç bağımsızlığı ve kredibilite kazanımı yönünden kayda değer bir durum.

Yazının Devamını Oku

Piyasalarda gözler Biden’da

ABD’de yeni başkan Joe Biden göreve başladı. İlk etapta bazı tedirginlikler olsa da uygulanması planlanan ekonomi politikalarına piyasalar olumlu yaklaştı. Trump’ın ekonomide büyüme odaklı politikalarıyla borsalar önemli bir çıkış trendi yaşarken, yine bol para harcama vaadiyle iş başına gelen yeni başkan Biden ile bakalım önümüzdeki süreç nasıl gelişecek?

ABD’nin yeni başkanının yemin edip görevine başlamasıyla önemli bir süreç geride kaldı. Seçim sonrası 6 Ocak’ta ABD Kongresi’nin basılmasının ardından devir teslim töreniyle ilgili bazı tedirginlikler vardı. Şimdi piyasalar Joe Biden ile yeni bir döneme başlıyor. Para ve ekonomi politikaları konusunda çok fazla belirsizlik yok. Uygulanacak ekonomi politikalarına piyasaların da yaklaşımı olumlu. Eski Fed Başkanı yeni Hazine Bakanı Yellen’ın mesajları, 1.9 trilyon dolarlık mali yardım paketi, beklentilere uygun şekilde gidiyor. Yeni dönem ile ilgili Türkiye-ABD ve ABD-Çin ilişkileri konusunda bir bekleyiş havası hakim. Özellikle Yellen’in ilk açıklamalarında “daha büyük teşvik paketi ve ABD Dolarının piyasada belirlenmesi gerektiği, Çin’e karşı hazırlıklı olunmalı, yaptırım politikası gözden geçirilecek” vurguları, “Biden, salgın süresince vergileri arttırmak istemiyor” yönündeki açıklamaları dikkat çekici.

ZİRVEDE KARŞILADI

Önceki Başkan Trump, yerli yersiz açıklamalarıyla piyasalar için belirsizlik kaynağı, öngörülmeyen risk unsuru olarak kabul ediliyordu. Zaten giderayak kışkırtıcı konuşmalarıyla ABD Kongresi’nin basılması bunu bir kere daha teyit etmiş oldu. Borsalar Joe Biden’ı zirve seviyelerinde karşıladı. Trump başkan olduğunda da benzer bir görünüm vardı. ABD Borsaları yine zirve seviyelerinde idi. Trump’ın ekonomide büyüme odaklı politikalarıyla borsalar önemli bir çıkış trendi yaşadı. Yine bol para harcama vaadiyle iş başına gelen yeni başkan Biden ile bakalım önümüzdeki süreç nasıl gelişecek? İlk izlenimler olumlu ama uygulamalar daha çok önem kazanacak. Ekonomi politikaları yönünden aslında çok fazla seçeneği yok gibi. Faiz düşük ve düşük kalacak. Zaten Fed Başkanı Powell, faizler 2022 yılına kadar sıfıra yakın kalacak diyerek bunu teyit etmişti. 1.9 trilyon dolarlık teşvik paketiyle parasal genişlemenin devam edeceği sinyali de verildi. Bunlardan yana sorun yok. Ancak küresel ekonominin toparlanma eğiliminde zayıflama, aşı uygulamaları ve mutasyon, kısıtlama ve kapanma tedbirleri önemli konu başlıkları olmaya devam edecek. Henüz likidite tuzağı tartışmaları için çok erken ama piyasaya verilen bolca nakdin gelecekte enflasyona neden olur mu endişeleri belirmeye başladı. Bu durum ABD 10 yıllık bono faiz oranlarında bir parça kendisini hissettiriyor. Gelenin gideni aratmaması dileklerimizle Biden’li dönemin piyasalar açısından olumlu başladığını söylemek mümkün.

MERKEZ BANKASI'NDAN 'SÖZLÜ YÖNLENDİRME'

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 21 Ocak Perşembe günkü toplantısında faiz oranlarını sabit tuttu. Ancak “2021 yıl sonu tahmin hedefini dikkate alarak, enflasyonda kalıcı düşüşe ve fiyat istikrarına işaret eden güçlü göstergeler oluşana kadar sıkı para politikası duruşunun kararlılıkla uzun bir müddet sürdürülmesine karar vermiştir” açıklamasıyla faizin yapacağı etkiyi sağlamış oldu. Şahin duruş ve sıkı para politikasına devam açıklaması ‘sözlü yönlendirme’ işlevi gördü. Faiz arttırılmamasına rağmen açıklama sonrası döviz kurlarında düşüş görülmesi bunun göstergesi olarak alınabilir. Parasal sıkılaştırma tercihten çok bir bakıma zorunluluk. TCMB’nin çok fazla hareket alanı kalmadı. Talep ve kurların baskı altına alınması yoluyla sonraki aşamada enflasyonun aşağı çekilerek faizin düşürülmesi düşüncesi öne çıkmış durumda. Ancak yüksek faizin çok fazla bu seviyelerde tutulması da zor.

Salgın hastalık nedeniyle ekonomideki yavaşlama ve daha borçlu hane halkı ile şirketlerin borç ödeme kapasitesinin zayıflaması muhtemel bir gelişme olacak.

ENFLASYON TERCİHİ

Tercih, ekonomik büyümeden çok enflasyondan yana kullanılmış görülüyor. Ancak bütçe ve bankaların üzerindeki yük devam ediyor. Pandemiye bağlı olarak artan kamu harcamalarına karşılık bütçe gelirlerindeki artış daha sınırlı kaldı. 2020 yılını 172.7 milyar TL açıkla ile kapatan merkezi bütçenin 2021 açık hedefi 245 milyar TL olarak belirlendi. Kamu borçlanma gereği yüksek seyrini korurken faizin düşmesi şimdilik zor. Bankalarda ise bilindiği üzere kredilerin takibe düşme süresini 90 günden 180 güne çıkaran uygulamanın süresi 30 Haziran 2021’e uzatılmıştı. BDDK verilerine göre, Mart 2020 ayında 2.9 trilyon TL kredi ve 151 milyar takipteki krediler, Ocak 2021 verilerine göre 3.5 trilyon TL kredi, 151 milyar TL kanuni takipteki kredi tablosu olarak devam ediyor. Yeni süre uzatımı olmazsa Haziran sonrası tabloyu tekrar değerlendirmek gerekecek.

Yazının Devamını Oku

Piyasalara teşvik desteği

ABD’de Donald Trump geçen ay 908 milyar dolarlık teşvik paketi açıklarken, 20 Ocak’ta ABD Başkanlığı görevini devralmaya hazırlanan Joe Biden’dan 1.9 trilyon dolarlık teşvik paketi geldi. Bu büyüklükteki bir mali teşvike rağmen ABD borsaları düşüş gösterdi. Ancak yeni başkanın daha koltuğuna oturmadan yeni teşvik paketleriyle işe başlaması piyasalar açısından olumlu yönde değerlendirilebilir.

Kasım ayından bu yana borsalarda devam eden çıkış hareketi kâr satışlarıyla karşılaştı. Yaklaşık 2.5 ayı bulan çıkış hareketinin ardından gelen satışlar teknik düzeltme olarak görülebilir. Çıkış trendleri korunuyor. Piyasa bozucu bir haber bu aşamada görülmüyor. Ancak yeni beklenti ve gündem eksikliği yanında geçen haftaki yazımızda bazı yabancı yatırım bankalarının borsalar ile ilgili uyarılarından bahsetmiştik. Hatırlanırsa Amerika’nın önemli yatırım bankalarından Bank of America’nın borsalar için ‘köpük’ yönünde uyarıları vardı. Diğer yandan borsalarda bu uzunluktaki çıkış trendlerinde yükseklik korkusu ve kâr realizasyon isteğini olağan görmek gerekir.

PİYASALAR İÇİN OLUMLU

Piyasalar bir süredir ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’in açıklayacağı mali yardım paketini bekliyordu. 20 Ocak’ta görevi devralacak olan Biden perşembe günü 1.9 trilyon dolarlık paketi açıkladı. Cumhuriyetçilerin geçen ay verdiği 908 milyar dolarlık paketin iki katından fazla. Bir trilyon dolardan fazlası doğrudan vatandaşlara ödenecek çeklere gidecek. 400 milyar doları koronavirüs ile ilgili mücadeleye ayrılmış durumda. Bu büyüklükteki bir mali teşvike rağmen ABD borsaları düşüş gösterdi. Buna durumu beklentilerin realize olmasına ve teşviklerin yasalaşması konusunda bir engelle karşılaşabilir mi endişelerine bağlamak gerekir. Ancak yeni başkanın ayağının tozuyla veya daha koltuğuna oturmadan yeni teşvik paketleriyle işe başlaması piyasalar açısından olumlu yönde değerlendirilebilir. Ayrıca ABD Merkez Bankası Başkanı Powell’in tahvil alımlarının azaltılmasının zamanı değil, enflasyonda sorun görmedikçe faizleri yükseltmeyeceğiz, enflasyonda bir süre yüzde 2’nin üzerine izin vermemiz gerek. ABD ekonomisi iyi durumda” açıklamaları kayda değer.

TAKİP EDİLECEK

Gerek Biden’in tavrı gerekse Powell’in açıklamaları borsaları rekor seviyelere taşıyan düşük faiz, bol likidite ortamının korunacağını gösteriyor. Geçen hafta ABD Kongresi’nde Trump taraftarlarının Kongre’yi basması ve kan dökülmesi sonrası yeni başkan Joe Biden’in 20 Ocak Çarşamba günü sorunsuz görevine başlaması konusu piyasalar tarafından ayrıca takip edilecek. Biden’in göreve başlamasıyla yakından izlenecek bir diğer gelişme Türkiye-ABD ilişkilerinin seyri olacak. Borsalarda iyimserlik ve çıkış trendleri korunsa da daha temkinli bir görünüm ile yorgunluk emareleri öne çıkmaya başladı.

MERKEZ'İN FAİZ KARARI BEKLENİYOR

21 Ocak’taki toplantıda faiz beklentileri konusunda küçük sayılabilecek farklar söz konusu. Genel beklenti faiz arttırımı olmayacağı yönünde. Ancak 1 puanlık artış bekleyenler de var. Faiz beklemeyenler, şimdiye kadar yapılan artırımların sonuçları görülmek istenebilir derken yabancı kaynaklı bazı çevreler reel faizin 3 puanı aşması için bir puanlık artışın gelebileceği yönünde. Ama faiz sabit kalsa veya küçük bir arttırım olsa da faiz arttırım sürecinin en azından bir süreliğine sonuna yaklaşıldığı görülüyor. Faiz kararı için yine döviz kurları ve enflasyon temel parametreler olacak. TCMB toplantısı ve faiz kararında çok belirgin sapmalar olmadıkça piyasalar üzerindeki etkisi sınırlı kalabilir. Düşük faizin nimetlerini yaşayan iç piyasalar bir süre yüksek faiz ile yaşamak durumunda. Düşük faizin sermaye piyasalarında olduğu kadar reel ekonomi üzerinde de etkisi hissedildi. Bunun en belirgin örneği konut satışlarında görüldü. Yaklaşık 1.5 milyon konut satışıyla birlikte 2020 yılında tüm zamanların satış rekoru kırıldı. Geçtiğimiz yaz yaşanan düşük faizli konut kredileri etkisini gösterirken Türkiye ekonomisinin 3.çeyrek büyümesi 6.7 olmuştu. Her nimetin bir külfeti hesabı bu sürecin sonuçlarını enflasyon ve cari açıkta yükseliş olarak gördük. Enflasyon yüzde 14’ü geçerken cari açık yıllıkta 38 milyar dolara yükseldi. Şimdi yüksek faiz ve parasal sıkılaştırma politikaları ile talep ve kur baskılanmaya çalışılıyor. Bu yolla cari açık ve enflasyonda düşüş hedeflenmiş durumda.

DIŞ PİYASALAR DAHA YAKINDAN İZLENİYOR

Yazının Devamını Oku

Borsaya para girişi sürüyor

ABD’de geçtiğimiz hafta içi Trump taraftarlarının ABD Kongresi’ni basması ve kan dökülmesi dahi piyasalardaki olumlu havayı bozmadı. Risk iştahı yüksek olan piyasalar yeni para kokusunu alınca olaylara duyarsız kaldı. Dış piyasalardaki bu durum iç piyasalarda var olan olumlu havaya katkı yaptı.

Piyasalarda para girişlerine bağlı iyimserlik devam ediyor. Gündem bu aşamada piyasalar üzerinde çok etkili değil. Son gelişmeler eski bir borsacı sözü olan ‘büyük para haklıdır’ sözünü doğrular nitelikte. ABD’de geçtiğimiz hafta içi Trump taraftarlarının ABD Kongresi’ni basması ve kan dökülmesi dahi piyasalardaki olumlu havayı bozmadı. ABD Kongresi basıldığı sırada ABD borsaları yüzde 1’in üzerinde primli görünümünü koruyordu. Bu gelişmede Georgia seçimlerini Demokratların kazanması ve Senato’da kontrolün Demokratlara geçmesi, dolayısıyla yeni teşvik paketi ile altyapı yatırımlarına yönelik beklentilerin payı önemliydi. Nitekim başkanlığı tescillenen Joe Biden’den trilyonlarca dolarlık destek paketi vaadi geldi.

İÇ PİYASAYA OLUMLU ETKİ

Risk iştahı yüksek olan piyasalar yeni para kokusunu alınca olaylara duyarsız kaldı. Ancak olaylar diğer eyalet ve şehirlere yaygınlık gösterse idi durum daha farklı olabilirdi. Trump’ın daha sonra yapıcı bir tavır izlemesi, itidal çağrıları ve sorunsuz bir devir teslim olacağını açıklaması olumlu havayı destekledi.

Bu olayın piyasayı ilgilendiren yönü, borsalardaki çıkış hareketinin gücünü ve bardağın dolu tarafını görme eğilimini göstermesi oldu. Dış piyasalardaki bu durum doğal olarak iç piyasalarda var olan olumlu havaya katkı yaptı. Ekonomi yönetimi ve para politikalarındaki değişiklikle iç piyasalarda kasım ayından bu yana devam eden bir iyimserlik var. Ayrıca para girişleriyle desteklenen bir görünüm hakim. Yabancı girişleri miktarı geçtiğimiz haftalara göre biraz azalsa da sürüyor.


Yazının Devamını Oku

2020 borsanın yılı oldu

Parasal genişleme ve bol likidite ile birlikte düşük faiz 2020’de tasarruf sahiplerini borsaya yöneltti. Yatırımcı sayısı 1.9 milyona ulaşırken, Borsa İstanbul’da yüzde 30’a yakın getiri elde edildi. 2021 için yatırım akışının ne yönde olacağını bekleyip göreceğiz ancak 2020 tam bir borsa yılı oldu diyebiliriz.

Borsalar 2020 yılını yeni zirveler ve rekorlarla kapattı. 2020 tam bir borsa yılı oldu. Darısı 2021’in başına diyelim. Borsa İstanbul’da yüzde 30’a yakın bir getiri görülse de birçok hissede kazançlar bu oranın çok üzerinde. Doğru hisselerde olanlar çok ciddi getiriler elde etti. Hisse seçiminin önemi bir kez daha ortaya çıktı. Ancak temel verileri güçlü, borsanın lokomotifi konumundaki hisselerden çok daha sığ işlem hacmine sahip ve temel açıdan daha zayıf hisselerde yüksek primlerin görülmesi dikkat çekti. Borsadaki ezberler ve alışık olunan gelenek geçtiğimiz yıl biraz değişti. Özellikle Kartonsan’ın yüksek oranlı bedelsiz sermaye arttırımına gitmesi ilgiyi bedelsiz potansiyeli yüksek hisselere yöneltti. Bu ilgi karşılığını da prim olarak aldı. Diğer dikkat çeken taraf küçük yatırımcının katılımı oldu. Geçen yıl 700 bin artan yatırımcı sayısı 1.9 milyona ulaştı. Bu sebeple Borsa İstanbul yeni rekorlar denerken yabancı yatırımcı takas saklama oranı hala yüzde 50’nin altında seyrediyor. (Yüzde 49) Parasal genişleme ve bol likidite ile birlikte düşük faiz tasarruf sahiplerini borsaya yönelten ana etkenler.

CAZİP GÖRÜNÜYOR

Yine parasal genişlemenin sonucu diyebileceğimiz gelişmelerden biri bankalardaki döviz mevduatlarındaki artış. Bankalardaki döviz mevduatı, 25 Aralık haftasında bir önceki haftaya göre 700 milyon dolar artarak 234.8 milyar dolara yükseldi. İkili para sistemi görünümüne karşılık 2021 yılında ‘ters dolarizasyon’ beklendiği ekonomi yönetimince sıkça vurgulansa da henüz bu yönde bir emare görülmüyor. Dış dünyada devam eden düşük faize karşılık Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) son aylarda TL’ye cazibe kazandırmak için ardı ardına faiz arttırımına gitmesine rağmen dövize yönelim sürüyor. Ancak güven sağlanırsa mevcut faiz oranı oldukça cazip görünüyor.

İLGİ DEVAM EDİYOR

Faiz oranları, fiili ve beklenen enflasyonun da oldukça üzerinde iyi bir reel getiri sunuyor. Döviz kurları ve talep, yüksek faiz ile baskı altında kalırsa enflasyonda önümüzdeki aylarda düşüş görülebilir. Tasarruf sahipleri henüz TL’nin cazibesine kapılıp dönüş yönünde harekete geçmiş değil. Bu gelişmede pandemi şartlarının reel ekonomi üzerindeki etkileriyle birlikte belirsizlikleri dikkate almak gerekir. Yatırımcıların borsa ve döviz ilgisi bu aşamada devam ediyor. Yüksek getiri peşinde koşan, yatırım araçları arasında akışkan sermayenin ilgisinin 2021 yılında hangi yöne evrileceğini yaşayıp göreceğiz. Artık faiz oranları yüksek ve parasal sıkılaştırma sürecek. Bu durumu tasarruf sahiplerinin dikkate alması çok muhtemel bir gelişme olacaktır. Bu açıdan kazançların korunması güdüsüne bağlı olarak, defansif portföy alternatif olabilir.

AŞI VE TEŞVİK İYİMSERLİĞİ

ABD ve Almanya başta olmak üzere dış borsalarda devam eden iyimserliğin son dönemdeki kaynakları olarak aşı uygulamasının başlaması ve ABD’deki 900 milyar dolarlık teşvik paketine ilişkin gelişmeler görülüyor. Henüz uygulamaya geçmedi ama hatırlanırsa AB Liderler Zirvesi’nden 1.8 trilyon Euro’luk mali yardım paketi konusunda anlaşma çıkmıştı. Fed Başkanı Powell’ın geçtiğimiz aylarda “Faizler 2022 yılına kadar sıfıra yakın kalacak” açıklaması piyasalar için hala önemli bir referans. Düşük faiz ve bol likidite ortamı korunacak. 20 Ocak tarihinde ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden göreve başlayacak. Piyasalar yeni başkanın mevcut para politikalarında bir değişim olmayacağı beklentisi içinde. Mevcut şartlar çok fazla hareket alanı da tanımıyor. Borsalardaki çıkış trendleri gücünü korumakla birlikte yükseklik korkusuna dair emareler pek görülmüyor. Kâr satışları henüz sıklık göstermiş değil ve gelen satışlar derinlik kazanmadan destek seviyelerinin üzerinde alımlarla karşılaşıyor. Ancak rekorlar kıran borsaların bu seviyelere ciddi bir kâr satışı ve düzeltme yapmadan geldiğini de dikkate almakta yarar var. Borsalar sürekli yükselmez sözünü de dip not olarak hatırlatmış olalım.

HAFTA ENFLASYON VERİSİYLE BAŞLAYACAK

Yazının Devamını Oku

Piyasalar yılı mutlu kapatıyor

Yılın son haftasına piyasalar mutlu giriyor. Salgın hastalığa ve reel ekonomilerdeki sıkıntılara rağmen para ve özellikle sermaye piyasaları kazançlı bir yılı geride bırakıyor. Son dönemde piyasa dostu kararlar gerek iç gerekse dış finans çevrelerinden olumlu tepkiler aldı. Dış bakışı gösteren parametrelerden biri olan Türkiye’nin 5 yıllık risk primi (CDS) oranı düşmeye devam ediyor.

2020 yılının son haftasına piyasalar mutlu giriyor. Salgın hastalığa ve reel ekonomilerdeki sıkıntılara rağmen para ve özellikle sermaye piyasaları kazançlı bir yılı geride bırakıyor. Geçen haftanın en önemli gündemi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz kararıydı. TCMB, piyasa beklentilerini karşıladı ve faiz oranını 2 puan arttırarak yüzde 17 seviyesine yükseltti. Son dönemde piyasa dostu kararlar gerek iç gerekse dış finans çevrelerinden olumlu tepkiler alıyor. Dış bakışı gösteren önemli parametrelerden biri olan Türkiye’nin 5 yıllık risk primi (CDS) oranı düşmeye devam ediyor. Geçen hafta 320 seviyelerini gördü. Hatırlanırsa kasım ayına kadar 500 seviyesinin üzerindeydi. Bu görünüm Türkiye’ye yönelik algının daha iyi bir seviyeye geldiğini gösteriyor. Bu görünüm Türkiye para ve sermaye piyasalarına ilgiyi artırmakla birlikte Türkiye’nin borçlanma maliyetlerine olumlu etkileri olabilir. Ancak bu algının önümüzdeki dönemde korunması önemli olacak.

POLİTİKA DEĞİŞİKLİĞİ

Merkez Bankası (TCMB) son dönemdeki faiz kararları ve diğer uygulamalarıyla ciddi bir politika değişikliğine gittiğini gösterdi. Faiz artışı ve parasal sıkılaştırma politikasıyla önceliğin enflasyon olduğunu deklare etmiş oldu. Yüksek faiz ile döviz kurları ve talebin baskılanmasıyla enflasyonun düşürülmesi hedefleniyor. Sonraki aşamada beklenen gerileyen enflasyon ile faiz indirimlerinin gelmesi tabi ki. Buna karşılık yüksek faiz ile birlikte ekonomideki büyümenin zayıflaması gibi bir durum ile karşılaşılması muhtemeldir. Ayrıca yüksek faizin yavaşlayan ekonomiyle birlikte borç ödeme kapasitesinin zayıflatılması gibi olası sonuçlarını da hesaba katmak gerekecek. Diğer yandan yavaşlayan ekonomi son aylarda artış eğilimindeki cari açığı aşağıya çekebilir. Cari açıktaki gerileme döviz kurları üzerindeki düşüş yönlü baskıyı artırabilir.

PARASAL SIKILAŞTIRMAYA DEVAM

Yüksek faiz ile TL’nin cazibesi artacak, yerli yabancı yatırımcıların TL’ye dönüşünün önü açılacak. Bunlar uygulanan para politikasından beklenenler arasında. Sonuçlarını bekleyip göreceğiz. Ancak sadece faiz ile sonuç alınması zor. Bu politikanın başka tedbir ve reformlarla desteklenmesi gerekecek. Para politikaları kısa dönemli olmakla birlikte temel ekonomi ve maliye politikaları için yardımcı düzenlemelerdir. TCMB’nin geçen haftaki toplantısı sonrası yayınlanan Para Politikası Kurulu (PPK) duyuru metninde, “sıkı para politikasının enflasyonda kalıcı düşüşe ve fiyat istikrarına işaret edene kadar sürdürüleceği” mesajı ileriye yönelik projeksiyon açısından kayda değer. Şahin duruş sürecek gibi görülüyor. Hastalığa göre reçete bir bakıma. Piyasa ile uyumlu bir şekilde çözüm bulunmaya çalışılıyor. Güven, şeffaflık, öngörülebilirlik ve merkez bankasının araç bağımsızlığının önemi özümsenmiş görülüyor. Dileriz devam eder. Uygulanmaya başlanan politikaların amacına ulaşması iç ekonomik dengeler kadar dış konjonktüre de bağlı olacak. Bu aşamada dış piyasalarda düşük faiz ve bol likiditeye bağlı iyimserlik devam ediyor. Dış finansman ihtiyacındaki Türkiye için dış dünyadaki bu görünüm ayrıca önemli. Reel ekonomiler dalgalı bir seyir yaşarken para ve sermaye piyasalarının iyimserliği ne kadar sürdürülebilecek? Bunu 2021 yılında yaşayıp göreceğiz.

YABANCI GİRİŞLERİ YENİDEN İVME KAZANDI

Kasım ayından bu yana devam eden para girişleri son birkaç hafta ivme kaybetmişti. Ancak 18 Aralık haftasında tekrar güçlendi. Piyasa ile uyumlu politikanın sonuçları da diyebiliriz. Hisse senetlerine 244 milyon dolar, tahvil bonoya (DİBS) 1.661 milyon dolar olmak üzere toplamda haftalık giriş 1.9 milyar dolara ulaştı. Bu rakam son 3-4 yılın en yüksek sıcak para girişlerinden biri. Aynı hafta bu gelişmenin yansımaları diyebileceğiz bir durum TCMB brüt rezervleri 2.7 milyar dolarlık artışla 91.8 milyar dolara ulaşmış durumda. Ancak yüksek faize rağmen bankalardaki döviz mevduatı artmaya devam ediyor. Bankalardaki döviz mevduatı haftalık bazda 2.5 milyar dolar artarak 234.1 milyar dolar oldu. Yüksek faiz ve döviz kurlarındaki düşüş yerli yatırımcı kararlarını henüz değiştirmemiş görülüyor. Döviz kurlarındaki düşüşün daha kalıcı hale gelmesi için döviz mevduatında yükselişin yerini gerilemeye bırakması en azından yükselişin durması gerekecek. Bu noktadaki görünüm dışarıdan döviz girişi var ama iç talep yani yerli yatırımcı alıma devam ediyor yönünde.

ALTIN 1.900 DOLARIN ÜZERİNDE KALAMADI

Yazının Devamını Oku

Borsalarda ‘yıl sonu rallisi’

Aşı haberleri, yeni teşvik paketleri, bol likidite ve düşük faizle birlikte borsalardaki çıkış yıl sonu rallisine döndü. ABD ve Almanya borsalarında yeni rekorlar görüldü. İçeride de döviz kurlarında yaşanan düşüş, Borsa İstanbul’daki çıkışa katkı yaptı.

Piyasalarda iyimserlik devam ediyor. Düşük faiz ve bol likiditeye aşı haberleriyle birlikte yeni teşvik paketlerine yönelik beklentiler de eklenince iç ve dış borsalardaki çıkış yıl sonu rallisine döndü. Ayrıca Borsa İstanbul’daki çıkış hareketine döviz kurlarındaki düşüş katkı yaptı.

Dış piyasalarda salgın hastalığa karşı aşılamanın başlamasının ardından gerek ABD gerekse Avrupa’daki teşvik ve yardım paketlerine yönelik beklentilerin kuvvetlenmesiyle risk iştahı artması ABD ve Almanya borsalarında yeni rekorları beraberinde getirdi. Olumsuz haberler bu aşamada pek gündemde yok.

PİYASA DUYARSIZ KALDI

Zaten bu yönde bir haber gelse de bardağın dolu tarafını görme eğilimi hakim. Bu çerçevede ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımlarına iç piyasalar çok duyarsız kaldı. Ekonomik toparlanmadaki ivme kaybı, ABD-Çin arasındaki tansiyonun biraz yükselmesi, Almanya başta olmak üzere salgın hastalıkla ilgili kapanma haberleri piyasaları rahatsız etmedi. Reel ekonominin ve ticaretin zayıfladığı bir dönemde finans piyasaları iyi bir getiri imkanı veriyor. Bu ortam korunuyor. Piyasa bozucu bir gelişme olmazsa bir süre daha mevcut görünümün korunması muhtemeldir. Ancak olumlu fiyatlamanın belli ölçüde yapılmış olması nedeniyle kâr satışları ve teknik düzeltme olasılığını da dikkatte tutmakta yarar var.

BORSAYA YERLİ KATKISI ARTIYOR

Kasım ayında Borsa İstanbul’a başlayan yabancı ilgisi hız keserken yabancı takas saklama oranı tekrar gerilemeye başladı. Bu durum yabancı çıkışından değil daha çok tekrar yerli yatırımcının ağırlığını artmasında kaynaklanıyor olabilir. Yabancı yatırımcıların payı bu ay içinde yüzde 51 seviyesini gördükten sonra tekrar 50 seviyesinin altına çekildi. Oysa 11 Aralık haftasında Borsa İstanbul’da yabancı yatırımcıların hisse senetlerinde 41 milyon dolarlık alımı söz konusu. Diğer yandan TCMB verilerine göre bankalardaki döviz mevduatı aynı hafta 300 milyon dolar artarak 231.5 milyar dolar seviyesine yükseldi. Faiz yükselişleri henüz döviz yatırımcısının kararlarını etkilememiş görülüyor. O zaman döviz kurlarındaki düşüşü son aylarda giriş yapan ve 10 milyar doların üzerinde olduğu söylenen yabancı girişleriyle ilgili olabilir.

ALTINDA TEPKİ YÜKSELİŞİ SÜRÜYOR

Altın fiyatlarında (ons/dolar) kâr satışlarının ardından tepki yükselişi görülüyor. Geniş ölçekte düşük faiz, bol likiditenin yanında ABD dolarındaki zayıflama, ABD ve Avrupa kaynaklı mali yardım paketlerinin parasal genişlemeyi sürdüreceği beklentileri altın fiyatlarını destekliyor. ABD-Çin gerginliği ve ABD teşvik paketi konusunda henüz anlaşma sağlanamamış olması biraz ivme kaybına neden olsa da tepki yükselişi gücünü koruyor. Geçtiğimiz günlerde aşı haberlerine bağlı olarak artan risk iştahı ve güvenli liman ihtiyacındaki zayıflama kâr satışlarıyla birleşince önemli bir geri çekilme yaşanmıştı. Tepki çıkışının devamı açısından ons fiyatının 1.900 dolar seviyesinin üzerinde tutunması önemli olacak.

Yazının Devamını Oku

Son dakika... Piyasalara ‘teşvik’ desteği sürüyor

ABD 980 milyar dolar teşvik paketi için hazırlanırken, Avrupa Liderler Zirvesi’nden 1.8 trilyon Euro’luk kurtarma paketi konusunda anlaşma kararı çıktı. Japonya’da açıklanan teşvik paketi ise 700 milyar doları aştı. Teşvik ve yardım paketleri reel ekonomiler için açıklanırken, para ve sermaye piyasalarına da olumlu etkileri oldu.

İyimserlik sürmekle birlikte piyasalarda son dönemde aşı haberlerinin yerini teşvik ve yardım paketleri aldı. Teşvik paketleri her ne kadar reel ekonomiler için alınsa da para ve sermaye piyasalarına da yaradı. Düşük faizi dikkate alarak söyleyecek olursak ciddi bir alternatif olmadığı için borsalar ilgi odağı olmaya devam ediyor. ABD’nin 980 milyar dolarlık teşvik paketi hazırlığının ardından Avrupa Liderler Zirvesi’nde 1.8 trilyon Euro tutarındaki kurtarma paketi konusunda anlaşmaya varıldı. Ayrıca ‘Acil Varlık Alım Programı’ (PEPP) 500 milyar Euro arttırıldı ve 2022 Mart sonuna uzatıldı. Japonya’dan da 700 milyar doları aşan teşvik paketi açıklaması geldi. Ardı ardına gelen teşvik paketi piyasalar için daha bol para demek. Faiz düşük olunca paranın gideceği adres olarak ilk akla borsa ve altın gibi yatırım araçları geliyor.

KATKI YAPIYOR

Avrupa Merkez Bankası’nın harekete geçmesinde son dönemde Euro’daki değerlenmenin biraz payı vardır diye bir tahminde bulunursak pek yanılmış olmayız. Daha önce değerli Euro’dan rahatsızlık dillendirilmişti. Teşvik paketlerinde temel gerekçe elbette salgın hastalığın ekonomiler üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak. Fakat birbiri ardına mali yardımlarla parasal genişlemenin devam etmesi yeni bir gündem ve beklenti olmamasına karşılık para ve sermaye piyasalarına katkı yapmaya devam ediyor. Reel ekonomiler ayakta kalmaya çalışırken borsaların zirvelerde geziniyor olmasının gerekçesi bu gelişme.

ORTAMDAN MEMNUN

IMF geçtiğimiz aylarda finans piyasaları ile reel ekonomi arasındaki kopukluktan bahsetmişti. Bu aşamada sermaye piyasaları mevcut ortamdan memnun. Rekor kıran borsalar ile ciddi primler kazanılmış durumda. Olağan dışı bir gündem oluşmazsa bir süre daha bu görünüm korunacak gibi. Ancak yükseklik korkusuna bağlı olarak kâr satışları ve teknik düzeltmelerin görülmesi olağandır.

BORSADA HİSSE SEÇİMİ ÖNEMLİ

Devam eden çıkış trendinde banka hisseleri lokomotif oldu. Bankacılıkla birlikte ‘aşı bulundu’ haberleriyle havayolu şirketleri ve ardından holding hisseleri hareketlendi. Yabancı girişleriyle birlikte borsa olağan seyrine geri döndü desek yanılmış olmayız. Bilindiği üzere yabancı yatırımcıların etkin olduğu hisseler işlem derinliği olan banka ve holding hisseleri başta olmak üzere demir çelik ve havayolu şirketleri. Mart ayından bu yana devam eden çıkışta son bir kaç ayı hariç tutarsak yerli yatırımcıların etkin olduğu hisseler öne çıkmıştı. Hatta o zaman için borsadaki yükselişi yerli çıkışı diye adlandırmıştık.

DOĞRU ZAMANDA

Yazının Devamını Oku

Ekonomilerin performansı aşıya bağlı

2020 yılında salgın hastalıkla küçülen ekonomilerin 2021 performansı daha çok salgın hastalığın seyri ve geliştirilen aşının başarısına bağlı olacak. Mevcut gelişmeleri belli ölçüde fiyatlayan borsada devam eden çıkışın yıl sonu rallisine dönüşümü için yeni beklenti, gündem veya para girişlerinin devamı gerekecek.

Piyasalarda olumlu hava devam ediyor. Aşı haberleri ve yeni teşvik paket beklentileri risk iştahını artırınca borsalar ciddi primler yaptı, yeni zirveler oluştu. Beklenti ve gündem ile birlikte borsaları bu seviyeye taşıyan temel etken düşük faiz ve bol likidite. Bollaşan para kendine yer aradı, ‘su akar yatağını bulur’ hesabı borsalara aktı. Pandemi nedeniyle reel ekonomiler ayakta kalmaya çalışırken borsalarda rekorlar tazelendi. 2020 borsalar için özel bir dönem oldu. Bu yıla kadar geçerli olan borsaları büyüyen ekonomiler, kârlı, canlı şirketler taşır sözü işlerlik kazanmadı. Bunu hisse bazlı hareketlerde de çok bariz görebiliyoruz. Temel verileri zayıf bir çok hisse mali açıdan güçlü hisselerden daha fazla prim yaptı. Bilançosu ve temel verilerine göre hisse alanlar daha sığ, spekülatif ve mali açıdan zayıf hisseler kadar prim yapmadı. “Büyük para haklıdır. Fiyatı yükselmeyen bütün hisseler kötüdür” gibi eski borsacı sözleri bu dönem için geçerlilik kazanmış görülüyor.

SALGIN ETKİSİ

Ancak doğrusu ve esas olanı yine temel veriler ve bilançolardır. Bu dönem yukarıda dediğimiz gibi bir bakıma şahsına münhasır, özel bir dönem. Bazen kriz yıllarında da borsalar prim yapmıştır. Ancak krizlerle düşen borsalar, ekonomilerde gelecek dönem büyüme beklentileriyle toparlanmıştı. 2020 yılında salgın hastalıkla küçülen ekonomilerin 2021 yılında aşı ile birlikte toparlanacağı beklentileri yanında belirsizlikler de var. Gelecek yıl ekonomilerin performansı daha çok salgın hastalığın seyri ve geliştirilen aşının başarısına bağlı olacak. Bu yılın tamamlanmasına kısa bir süre kaldı. Mevcut gelişmeleri belli ölçüde fiyatlayan borsada devam eden çıkışın yıl sonu rallisine dönüşümü için yeni beklenti ve gündem veya para girişlerinin devamı gerekecek.

ÇIKIŞ TRENDİNDE İVME KAYBI

Borsalardaki çıkış trendleri sürüyor. Ancak çıkış hareketleri tarihi zirveler test edilmesi nedeniyle önemli primleri de barındırıyor. Bu açıdan kâr satışları biraz sıklık kazanırken ivme kaybını da beraberinde getiriyor. Son günlerde borsa endekslerinde bir bakıma ‘patinaj’ görünümü öne çıkmaya başladı. Piyasa bozucu bir gündem şimdilik görülmüyor. Ancak aşı, teşvik paketleri, gelecek yıl ekonomilerde büyüme beklentileri belli ölçüde fiyatlandı. Piyasaları taşıyacak yeni gündem ve beklentilerle desteklenirse çıkış hareketi yeniden güç kazanabilir.

YARDIM PAKETİ ÖNEMLİ

ABD’de yeni yönetimin teşvik paketinde miktar olarak daha cömert davranması yanında Avrupa Merkez Bankası’nın da yeni yardım ve teşvik paketini devreye alması önemli olacak. Başkan Lagarde’ın hatırlanırsa geçtiğimiz günlerde bu yönde bir açıklaması olmuştu. ABD’nin yeni başkanı Joe Biden, İki partinin koronavirüs yardım tasarısını birlikte geçirmesi gerektiğini, ABD Senatosundaki ılımlılar tarafından önerilen 908 milyar dolarlık teşvikin başlangıç olarak görülmesi gerektiğini belirtti. Faiz oranlarının daha düşecek yeri yok, merkez bankası bilançoları büyümesini sürdürmekle birlikte çok küçük adımlarla yürüyor. Bu açıdan teşvik ve mali yardım paketlerinin gelmesi borsaların seyri açısından önemli olacak.

ENFLASYONUN ETKİSİ NASIL OLUR?

Yazının Devamını Oku