GeriZeynel Balcı Borsada toparlanma sürüyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Borsada toparlanma sürüyor

Borsa İstanbul’da tepki çıkışı dalgalı seyirle birlikte devam ederken, geçen hafta yaklaşık yüzde 10’luk bir yükseliş yaşandı. Dış piyasaların gündeminde Fed ve ABD’de yaşanan gelişmeler vardı. Altının ons fiyatında ise başta Omikron varyantı sebebiyle bir yükseliş yaşanmıştı. Ancak ABD tahvil faizlerinin artışı nedeniyle altın fiyatı 1.800 doların altına çekildi.

Yeni yıla Borsa İstanbul iyi başladı. Geçen hafta yaklaşık yüzde 10’a yakın bir prim görülürken döviz kurlarında hafif yükseliş vardı. Dolar yukarı borsa yukarı algısı zayıflasa da korundu. Diğer yandan tahvil bono (kısa, uzun) faiz oranlarında yükseliş devam etti. TCMB faiz oranındaki indirimlere rağmen yükselen faiz oranlarına ilişkin MÜSİAD Genel Başkanı Mahmut Asmalı, “Yüzde 14’lük politika faizi maalesef reel sektöre yansımış değil. Kredi faizleri şu an yüzde 30‘lar seviyesine çıkmış durumda. Mevduat faizleri de arttı maalesef. Böyle olunca, mevduat faizi bu derece yükselirse kredi faizleri de yükseliyor” şeklinde değerlendirmelerde bulundu. Birbirine alternatif olan sermaye ve para piyasalarının zıt yönlü hareket etmesi piyasanın olağan seyri olarak kabul edilir. Ancak bu görünüm son aylarda aynı yönde hareket şekline döndü. Bu noktada enflasyon etkilerinden söz etmek gerekecek. Yatırımcıların yüksek enflasyona karşı korunma aracı olarak döviz, gayrimenkul gibi yatırım araçları yanında kısmen de olsa hisse senetlerini tercih ettiği görülüyor.

DIŞARIDA DA GÖRÜLÜYOR

Piyasada faiz oranlarındaki yükselişi, beklentilerin üzerinde gelen enflasyon ile izah etmek gerekecek. Bununla birlikte son görünüme bakarak konuşacak olursak, gerek mevduat, gerekse tahvil bono faiz oranları ise enflasyonun altında kaldığı görülüyor. (eksi faiz) Bu aşamada dolar yukarı borsa yukarı algısının enflasyon yukarı borsa yukarı algısına evrildiği gibi bir durum ise genel anlamda doğru olmayabilir. Enflasyonun şirket kârlılıkları ve ciroları üzerinde bir genişlemeye neden olması ilk etki olarak söz konusu. Daha geniş ölçekte yüksek enflasyonun işletme sermayelerinde aşınma, satın alma gücünün zayıflaması ve yüksek faiz nedeniyle finansman maliyetleri gibi yansımaları malum. Para ve sermaye piyasaları arasındaki uyumsuzluk bazen dış piyasalarda da görülüyor.

FED ŞAHİNLEŞİYOR

Dış piyasaların geçen haftaki gündemi yine ABD Merkez Bankası (Fed) ve ABD kaynaklı gelişmelerdi. Son toplantıya ait Fed tutanaklarında üyelerin, “Omikron varyantının ekonominin toparlanma patikasını değiştirmeyeceğini fakat arz sıkıntılarının beklenenden daha uzun sürebileceği, bilançonun son döngüde görülenden daha hızlı daralabileceği, faiz artışının tahminlerden daha erken olma ihtimalinin yükseldiği” yönünde görüşte bulundukları görüldü. Fed tutanakları bu açıdan “şahin” bulundu. Gerçi bu süreç kasım toplantısıyla başlamıştı. Ayrıca St. Louis Fed Başkanı James Bullard, Fed’in Mart ayında faiz oranlarını artırabileceğini ve şu anda enflasyona karşı gerektiğinde daha agresif adımlar atmak için iyi bir konumda olunduğunu bildirdi. Tutanakların açıklanmasıyla ABD borsalarında ve Avrupa kâr satışları görüldü. Ancak satışlar çok fazla derinlik kazanmadı ve borsalarda çıkış trendleri korundu. Diğer yandan piyasaların önemli bir referans olarak gördüğü ABD 10 yıllık bono faiz oranında çıkış eğilimi ivme kazandı ve 30 Mart’tan sonraki en yüksek seviyesine ulaştı. ABD dolarında değer kazanımı ise biraz ivme kaybetse de sürüyor.

EURO’DA DEĞER KAYBI

Dikkat çeken konu Euro/dolar paritesinin 1.13 seviyesinin üzerinde kalması ve Euro’daki değer kaybının durması oldu. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Lagarde geçen ayki toplantı sonrası “2022 yılında faiz artışı pek olası görülmüyor” demişti. Buna karşılık Fed’den bu yıl üç, 2023 yılında üç faiz artırımı bekleniyor. Bu görünüşe göre Euro’daki değer kaybının devamı yönünde beklentiler vardı. Buna gerekçe ne olabilir diye düşünüldüğünde, Almanya’da enflasyon oranının yüzde 5.3 ile son 30 yılın zirvesine çıkması ve bu şartlarda düşük faiz ortamının pek de korunamayacağı varsayımı olabilir. Ayrıca küresel finans piyasalarında Fed lokomotif olarak bilinir. Dünyanın diğer öncü merkez bankaları için önemli bir referanstır ve değerlerinin onu takip ettiği birçok defa tecrübe edilmiştir. Bu yıl Fed’in parasal sıkılaşma politikasına geçmesi Türkiye’nin de dahil olduğu dış finansman açığı ülkeler için olumsuz bir durum. Daha pahalı para demek bir bakıma. Borsaların pandemi sonrası önemli ölçüde ucuz ve bol paradan beslendiğini dikkate alırsak borsalar için de hiç istenen bir tablo olmayacağı açık.

YABANCI YATIRIMCIDAN 231 MİLYON $’LIK SATIŞ

TCMB verilerine göre 27-31 Aralık haftasında Borsa İstanbul’da; Yabancı yatırımcılar hisse senetlerinde 231 milyon dolar satış yaparken tahvil bonoda (DİBS) 41 milyon dolar alım yaptılar. Hisse senetlerinde bir önceki haftaki satışları 569 milyon dolardı. Son beş haftadır satış tarafında görüldüler ve Borsa İstanbul’da hisselerdeki payları yüzde 40.48 seviyesine kadar çekildi. Bu durum 2004 yılından bu yana en düşük seviye olarak kayda geçerken hisse senetleri toplamı 18.4 milyar dolara geriledi. Diğer yandan yine aynı hafta için TCMB verilerine göre bankalardaki döviz mevduatında bir önceki haftaya göre 1.9 milyar dolarlık gerileme yaşandı. Ancak gerçek kişilerin döviz mevduatında yaklaşık 1 milyar dolarlık artış söz konusu. TCMB brüt rezervleri hafif artışla 111 milyar doların üzerine çıktı. Aralık ayı içindeki gerilme sonrası yılın son haftası bir miktar toparlanma eğilimine girildiği görülüyor. 20 Aralık’ta açıklanan kur garantili mevduat paketi sonrası döviz verileri daha yakından izlenmeye başladı.

BORSADA TEPKİ YÜKSELİŞİ

Borsada toparlanma sürüyor

Borsada tepki çıkış dalgalı seyirle birlikte devam ediyor. İlk destek noktaları 2.000-1.950 olarak görülürken bu seviyenin üzerinde tepki çıkışının devamı beklenebilir. Aksi takdirde sonraki destekler 1.850-1.800 ve 1.720 seviyelerinde. İlk dirençler ise 2.070 ve 2.150 seviyelerinde bulunuyor. 2.150 daha önemli. Sonraki dirençler 2.250 ve 2.400. Endeksteki tepki yükselişi gücünü korumakla birlikte direnç seviyelerinde satış denemeleri görülebilir.

Borsada toparlanma sürüyor

ALTINDA BASKI SÜRÜYOR

Altının ons fiyatında bir tepki çıkış yaşanmıştı. Omikron varyantında vaka artışları güvenli liman ihtiyacını tekrar hatırlatması ve yüksek enflasyon bu çıkışa gerekçe olmuştu. Ancak ABD tahvil faizlerindeki yükseliş ve ABD dolarındaki değerlenmenin sürüyor olması altın fiyatını tekrar 1.800 doların altına çekti. Ayrıca pandemideki vaka sayıları atsa da etkilerinin zayıf olması önemli görüldü. İç piyasalarda altının gram/TL fiyatındaki yükseliş ise dolar/TL kuru ile ilgili.

ABD İSTİHDAM VERİLERİ ZAYIF GELDİ

ABD Aralık tarım dışı istihdam artışı 400 bin beklenirken 199 bin olarak açıklandı. Geçen ay 210 bindi. Ayrıca işsizlik oranı yüzde 3.9 (beklenti 4.1, önceki 4.2) olurken ortalama saatlik kazançlar aylık yüzde 0.6 (önceki 0.3, beklenti 0.4) olurken yıllık yüzde 4,7 artmış. Rakamlarda detay vermekten kastımız istihdam artışı zayıflamış ama kazançlar belirgin bir şekilde artmış. Kazançların artması ekonomideki toparlanmanın sürdüğünün işaretlerinde biri. Kazanç artışında tabi ki enflasyon etkisini de dikkate almak gerekir. Bu verilerin Fed’in para politikasını etkilemesi zor. Beklentilerin çok altında veya üzerinde gelse bir değişiklik olasılığı tartışılırdı.

YUKARIDA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR, YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR.

X

Gündem 'Fed' ağırlıklı

ABD’de enflasyon yüzde 7 ile son 39 yılın en yüksek seviyesine çıktı. Bu gelişmenin ardından ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz arttırım beklentileri daha da güçlendi. Mart ayından itibaren Fed’den faiz arttırımlarının gelmesi bekleniyor. Bu durum dış piyasalarda kısmen de olsa fiyatlanmaya başladı.

Son dönemde ABD Merkez Bankası (Fed) kaynaklı gelişmeler öne çıkmış durumda. Kasım ayı toplantısında tahvil alımlarının azaltım süreci başlamıştı. Fed tutanakları, ardından Fed Başkanı Powell’ın son açıklamalarıyla bölge başkanlarının birbirini teyit eden görüşleri, önümüzdeki döneme ilişkin yol haritasını önemli ölçüde verdi. Mart ayından önce tahvil alımlarının bitirilmesi, mart ayından itibaren de faiz arttırımlarının başlaması ve 3-4 defa faiz artışı yönünde bir beklenti oluşmuş durumda. Faiz arttırımının daha önce başlayabileceği tahmininde bulunan Fed yetkilileri de yok değil. Ayrıca bilanço küçültmeden söz edenler de var. Enflasyonda (TÜFE) son 39 yılın en yüksek rakamına çıkması çok önemli bir gerekçe olarak görülürken istihdam verilerinin istenen seviyeye ulaşması önemli bir referans. Gerçi aralık istihdamı ve geçen perşembe açıklanan haftalık işsizlik başvuruları beklentileri karşılamaktan biraz uzak olsa da işsizlik oranı ve ortalama saatlik kazançlar bu görünümü telafi etmişti. Enflasyon ve istihdam, para politikasına ilişkin karar noktasında önemli yer tutan parametreler.



DERİNLİK KAZANIYOR

Dış borsalarda çıkış trendleri ve iyimserlik korunsa da risk iştahındaki zayıflama ile birlikte geçen hafta görülen kâr satışları biraz derinlik kazanmaya başladı. Bunu da olağan karşılamak gerekir. 2020 Mart ayında başlayan Koronavirüsün ekonomiye etkilerini azaltmaya yönelik olarak merkez bankalarının ucuz ve bol likidite politikası borsaları besleyen en önemli kaynak oldu. Sadece borsaları değil başta gayrimenkul olmak üzere varlık fiyatlarını yukarılara çekti. Şimdi bu kaynağın kısılması veya tersine bir sürecin başlaması olasılığı söz konusu. Hal böyle olunca borsaların bu gelişmeden etkilenmesi olağan bir durum. Bir de ekonomideki büyüme ve canlılığın yerini daha ılıman bir büyümeye bıraktığı izlenimi var. Bu son yayınlanan Fed’in Bej Kitabı’nda, ABD’nin 2021’in sonlarında “ılımlı” hızda büyüdüğü, şeklinde açıklandı. Diğer yandan, IMF Başkanı Kristalina Georgieva, 2022’de daha fazla belirsizlik öngördüklerini, toparlanma ivmesinin biraz daha zayıf olmasını beklediklerini söyledi. Georgieva, toparlanmanın zayıflayacağından endişe duyduklarına işaret ederek, dünyanın iki büyük ekonomisi ABD ve Çin’in yazdan bu yana yavaşladığını ve yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgınında Omicron varyantının ortaya çıktığını anımsattı. Bununla birlikte Dünya Bankası, küresel büyüme hızının ivme kaybederek 2021’deki yüzde 5.5 seviyesinden, 2022’de yüzde 4.1’e ve 2023’te yüzde 3.2’ye inmesinin beklendiği kaydedildi. Türkiye ekonomisi için 2022 büyüme tahminini yüzde 3’ten yüzde 2’ye, 2023 içinse yüzde 4’ten yüzde 3’e düşürdü. Dipnot olarak ekleyecek olursak dünyada yüksek enflasyonun yanında zayıf büyüme gelirse stagflasyon olasılığını da hesaba katmak gerekecek.

BİLANÇOLAR AÇIKLANIYOR

Yazının Devamını Oku

Yeni model olumlu karşılandı

Geçen hafta piyasaların gündemi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın pazartesi açıkladığı ‘döviz garantili TL mevduatı’ hesabı oldu. Tasarruf sahipleri yeni modele olumlu yaklaştı. Zamanla, tasarruf sahipleri daha aşina oldukça sistem oturacaktır. Para ve sermaye piyasalarında da önceki dengeler değişti, son günlerde yeni denge arayışı söz konusu.

2021 yılının son haftasına girerken piyasalar oldukça dalgalı bir seyir izliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından pazartesi akşamı açıklanan ‘döviz garantili mevduat’ hesabının fiyatlamaları devam ediyor. Döviz kurlarındaki sert düşüş aynı ölçüde Borsa İstanbul’a da yansıdı. Dolar/TL kuru 18.00 seviyesinin üzerinden 10.25’e kadar geri çekilirken 2.406 seviyesini test eden Borsa İstanbul 1.726 seviyesini gördü. Son yılların en büyük volatilitelerinden biri olarak kayda geçen bu hareket sonrası gerek borsada gerekse döviz kurlarında tepki yükselişleri görüldü. Borsa İstanbul’un dolar/TL kuru ile uyumu sürüyor. Dolar yukarı borsa yukarı görünümü dolar aşağıya borsa aşağıya gibi bir şekle bürünmüş durumda. Cuma günü borsa ve döviz kurlarında yaşanan tepki çıkışında da yine aynı uyum korundu. Bununla birlikte gösterge tahvil faiz (piyasa) oranındaki yükseliş eğilimi korunuyor. Para ve sermaye piyasalarında önceki dengeler değişti, son günlerde yeni denge arayışı söz konusu. Bu süreç biraz zaman alabilir. Diğer yandan açıklanan mevduat paketiyle ilgili tebliğler gelmeye devam ediyor. Zaman içinde, tasarruf sahipleri daha aşina oldukça sistem oturacaktır. Ancak ilk tepki olarak olumlu bir etkiden söz etmek mümkün. Döviz kurlarındaki düşüş bir rahatlama sağladı ve gerilim düştü. Dileriz devam eder. Bu görünümün sürdürülebilirliği hem piyasalar hem de ekonomik verilerin seyri açısından oldukça önemli olacak.

EKONOMİK VERİLER YAKINDAN İZLENECEK

Yeni mevduat paketiyle önümüzdeki dönem enflasyon, dış ticaret ve TCMB rezerv değişimleri gibi datalar daha yakından izlenecek. Enflasyon beklentilerinde kur geçişkenliğine bağlı bir gerileme görülmesi muhtemeldir. Kur düşüşü şirket finansman giderlerine de olumlu etki edebilir. Borsa İstanbul’da geçen hafta şirket bazında bunun fiyatlamalarını kısmen gördük. TL’nin değer kaybının Türkiye’nin ihracat artışında katkısı olduğu kabul gören bir görüş. Türk ihraç malları bir hafta öncesine göre TL’nin değer kazanmasıyla biraz daha pahalı olacak. Tabi ki ithal mallar da biraz ucuzlayacak. Bunun dış ticaret ve cari denge verilerine yansımaları olabilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cuma günkü “Kur indi diye daha da indirelim telaşına kapılmamak lazım. Kur inişini hassas sanayici ve ihracatçıyı ürkütmeden yürütmek gerek” açıklaması olayın bu yönüyle ilgili olsa gerek. Bu aşamada Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) rezervlerindeki değişim tabi ki önem kazanıyor. Paketin açıklanması sonrası bankalarca yapılan satışlara bağlı biraz gerilese de sisteme girişler nedeniyle önümüzdeki dönemde rezervlerin artması olasıdır. Rezerv gerilemesiyle ilgili Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Alpaslan Çakar, “Kamu bankaları müşteri işlemi dışında açık pozisyon ile döviz satışı yapmıyor” dedi

YOL HARİTASI

TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun cuma günkü “Kur hızla aşağı inerse bugün değil ama ileride TCMB döviz alınıma başlayabilir. Kur aşağı geldiğinde alımlarla güçlenecek rezerv, bu işin sigortası olacak” açıklamaları ileriye yönelik bir yol haritası veriyor. Ayrıca Kavcıoğlu, ‘Azerbaycan ve Körfez ülkeleriyle swap görüşmesi sürüyor’ diye ilave etti. Son yapılan açıklamalardan yapılacak çıkarım yaklaşık olarak, dış ticaret dengeleri açısından döviz kurunun çok da düşmesi istenmiyor. Merkez Bankası kur düşüşlerinde rezervlerini kuvvetlendirecek ve kur yükselişlerinde faiz silahı değil rezerv kullanılacak. Bir bakıma düşük faiz politikasına devam. Diğer yandan yeni ürüne geçişle bankalardaki yabancı para mevduatlarında haliyle azalma olacaktır.

Açıklanan döviz garantili mevduat paketine yabancı yatırımcının tavrı ne olacağı izlenecek gelişmeler arasında. Bilindiği üzere son dönemde gerek hisse senetleri gerekse tahvil bonoda yabancı çıkışları söz konusu. Son dört haftadır art arda satış yapmışlardı. Tekrar geri dönüş başlayacak mı? Döviz garantili mevduatın başarısı Türkiye’nin makro ekonomik verilerini destekleyeceği gibi piyasalar üzerinde de daha kalıcı etkiler bırakabilir.

Yazının Devamını Oku

'TL paketi' denge getirebilir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın pazartesi akşamı kabine toplantısının ardından açıkladığı TL paketi piyasalarda dalgalanmaya neden oldu.

Türk Lirası mevduat geliri kur altında kalırsa aradaki fark ödenecek. Döviz kurundaki dalgalanma sebebiyle fiyat vermekte zorlanan ihracatçı firmalara da doğrudan Merkez Bankası aracılığıyla ileri vadeli kur rakamı verilecek, açıklaması sonrası döviz kurlarında sert bir geri çekilme yaşandı. Dün sabah itibariyle 11.00 seviyesine kadar çekilen dolar/TL kuru daha sonra tekrar yukarı yönlü bir hareketlenme yaşasa da tepki yükselişi güç kazanamadı ve kurlar üzerinde baskı devam etti. Dövizdeki yükselişe karşı alınacak önlemler tartışılırken hiç telaffuz edilmeyen ‘sürpriz’ paket, kurlarda sert düşüşü beraberinde getirdi. Önlemler daha çok faiz üzerinden gidiyordu. BDDK verilerine göre, 16 Aralık itibariyle bankalardaki toplam mevduatın yüzde 67’si döviz olarak görülürken toplam vadeli mevduat içindeki payı yüzde 60 seviyesinde. Vadeli döviz mevduatı yaklaşık 2.2 trilyon TL iken toplam vadeli mevduat 3.6 trilyon TL seviyesinde. TCMB verilerine göre, yurtiçi yerleşiklerin bankalardaki döviz mevduatı 10 Aralık itibariyle 231 milyar dolar. Bu tutarın önlem paketine konu kısmı olan 141 milyar doları gerçek kişilere ait.

DÖVİZ MEVDUATINDA ÇÖZÜLME

Önümüzdeki günlerde gerek TCMB gerekse BDDK verilerinde özellikle döviz mevduatındaki çözülmenin ne ölçüde olacağı noktasına odaklanılacak. Bir çözülme olacağı muhtemel bir gelişme. İlk etkileri zaten görüldü. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önlem paketini açıkladığı akşam, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Alpaslan Çakar “1 milyar dolar bozduruldu” dedi. Dövizde kalmanın getiri açısından TL mevduattan farkı kalmadığına göre bu eğilimin önümüzdeki günlerde devamı da mümkün olabilir. Döviz mevduatında çözülme ve gerçek kişilerden (vatandaşlardan) gelecek döviz talebini azaltıcı yönde bir etki yapacaktır. Kura da doğal olarak düşüş olarak yansıdı. Kısa vade için daha kalıcı bir etkiden söz edilebilir. Vatandaşlardan gelecek döviz talebi azalacağına göre, dış ticaret açığı, cari denge ve dış borç ödemeleri gibi kalemlerden gelecek döviz talebinin kurlar üzerindeki etkileri artacaktır. Ek bilgi olarak vermek gerekirse, Türkiye’nin kısa vadeli dış borcu 125 milyar dolar olarak görülürken ocak-ekim dönemi dış ticaret açığı 33 milyar dolara, cari açık yıllık bazda 15 milyar dolara geriledi. Son üç aydır aylık cari fazla veriliyor ve dış ticaret açığı ocak-ekim dönemi itibariyle önceki yıla göre yüzde 15 azalmış durumda. Diğer yandan portföy yatırımları (sıcak para) açısından ele alınacak olunursa, son aylarda yabancı yatırımcıların Türkiye’deki paylarının azaldığı bilinen bir durum. Borsa İstanbul’da yabancı yatırımcı payı yüzde 43 civarında görülürken DİBS’deki (tahvil bono) payları yüzde 4’ün altında. Özetle, dış ticaret verileri ve sıcak para dengelerine bakıldığında çok zorlayıcı bir tablo en azından bu aşamada görülmüyor. Bu durumda TCMB döviz rezervlerindeki değişimler de önem kazanacak ve yakından takip edilecek.

İHRACATA ETKİSİ

Diğer yandan TL’nin değer kaybının Türkiye’nin ihracatına katkısı son dönemde sıkça dillendirilen bir konu idi. TL’nin değer kazanmasının bu görünüme etkilerinin nasıl olacağı da önemli olacak. Hatırlanırsa Türkiye’nin ticaret yaptığı ülkelere göre Türk mallarının değerini yansıtan TÜFE bazlı reel efektif döviz kuru TL’nin değer kaybıyla birlikte tarihin en düşük rakamı olan kasım ayı için 54.33 açıklanmıştı. TL değer kazandığına göre Türk malları eskisi kadar ucuz olmayacak. Kur arttıkça enflasyon beklentileri de yükseliyordu. Kur geçişkenliğine bağlı olarak kurlardaki gerileme enflasyonla ilgili beklentilerini yumuşatacaktır. Ayrıca kur farkına bağlı finansman gideri de şirketler açısından biraz daha küçülebilir. Belki erken ama bir süre sonra her ne kadar mart ayı sonuna kadar bekleme sinyali verilse de TCMB ocak toplantısında faiz kararının ne yönde olacağı konusundaki tartışmalar tekrar hız kazanabilir.

ARTI VE EKSİLER

Paketin Borsa İstanbul’a yansımaları ise pek olumlu olmadı. Tavsiye olarak görülmemek kaydıyla buraya şöyle bir not bırakalım. Geçtiğimiz günlerde “dolar yukarı borsa” yukarı görünümü dünkü seyre bakılırsa sanki “dolar aşağı borsa aşağı” şekline evrilmiş gibi. Diğer yandan açıklanan önlem paketinin finansmanı konusunu var. Paket ile ilgili konuşan yetkililer, eğer kur artışı mevduat faizinin üzerinde olursa aradaki farkın Hazine tarafından ödeneceğini açıklandı. Kur artış farkı ve tutarı Hazine dengeleri ve enflasyon açısından oldukça önemli olacak. İlacın yan etkileri gibi bakacak olunursa, elbette bu paketin de artı ve eksileri tartışılacaktır. Ancak bu aşamada döviz kurlarına daha öngörülebilir bir bakış ve bir denge getirmesi beklenebilir.

Yazının Devamını Oku

'Merkez'lerden sürpriz yok

Geçen hafta dünyada birçok merkez bankası faiz kararlarını açıkladı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası beklendiği gibi faiz indirimine giderken, ABD Merkez Bankası (Fed) 2023 sonuna kadar 6 faiz arttırımı olabileceğini dillendirdi. Avrupa Merkez Bankası da faizi değiştirmedi. İngiltere, Rusya ve Meksika merkez bankaları ise faiz arttırımında karar kıldı.

Geçen haftanın yoğun gündemi arasından merkez bankalarının faiz kararları öne çıktı. TCMB beklendiği üzere politika faiz oranını bir puan indirerek yüzde 14.00 seviyesine çekti. Kasım toplantısında bunun sinyalini zaten vermişti. Bu açıdan sürpriz yok. Toplantı sonrası yapılan basın duyurusunda, “Alınmış olan kararların birikimli etkileri 2022 yılının ilk çeyreğinde yakından takip edilecek ve bu dönemde fiyat istikrarının sürdürülebilir bir zeminde yeniden şekillenmesi amacıyla geniş kapsamlı politika çerçevesi gözden geçirme süreci yürütülecektir.” açıklamalarıyla 2022 mart ayı sonuna kadar faiz konusunda bekle gör dönemine geçilmiş görülüyor. Yine de gelişmelerin ne getireceğini kestirmek bu aşamada zor. Gündem ve piyasa dengeleri çok hızlı değişebiliyor. TCMB faiz kararı sonrası döviz kurlarındaki dalgalanma devam etmekle birlikte TCMB’den beşinci satış müdahalesi geldi. Müdahale sonrası döviz kurlarında biraz geri çekilme ve dengelenme gözlendi. Ancak döviz satışının kurlar üzerindeki etkilerinin kısa süreli ve sınırlı kaldığı da bilinen bir durum. Piyasaların dikkati önümüzdeki hafta yine döviz kurları üzerinde olacak.

FED’DEN ŞAHİN AÇIKLAMALAR

ABD Merkez Bankası (Fed) son toplantısında da, varlık alımlarındaki azatlım 30 milyar dolara çıkarırken 2022 mart ayında sürecin tamamlanması öngörüldü. 2022 yılı için 3, 2023 yılı için 3 olmak üzere 2023 yılı sonuna kadar 6 faiz artırımı olabileceği olasılığı dillendirildi. Fed yol haritasını açıklarken bu konudaki belirsizlik azaldı. Bu durum dış piyasalara olumlu yansıdı. Yapılan doğru iletişim sonuç verdi. Avrupa Merkez Bankası ise faizde beklendiği üzere değişime gitmedi. Başkan Lagarde’ın “2022 yılı için faiz artışı olası değil” açıklaması önümüzdeki döneme ilişkin para politikalarında Fed ile ayrışma göstermesi açısından önemliydi. Ancak öncü merkez bankalarının büyük ölçüde Fed’in para politikasıyla uyumlu olunduğu bilinen bir durum. Zaman içinde bu uyum sağlanabilir. Diğer yandan İngiltere, Rusya, Meksika merkez bankaları geçtiğimiz hafta faiz artırımına gittiler. Dış dünyada para politikalarında sıkılaştırma adımları atılmaya devam ediliyor. 2022 yılı için dış finansman ihtiyacındaki gelişen ülkeler için dış koşullar biraz daha zorlaşacak gibi. Ancak pandemide mutasyonlar gibi beklenmedik durumlar veya başka arızi sebepler çıkarsa projeksiyonlarda esnemeler olacaktır.

BORSADA KÂR SATIŞLARI

Borsada İstanbul’da son dönemdeki sert yükseliş cuma günü kâr satışlarıyla karşılaştı. Satışlar da aynı ölçüde sertti ve kazançların bir kısmı geri verildi. Dikkat çeken diğer konu, bir süredir ‘dolar/TL yukarı, borsa yukarı’ görünümünün bozulmuş olması. Dolar/TL kurunda biraz ivme kaybetse de yükseliş eğilimi korunuyor. Borsadaki yükselişin ilk günlerindeki dolar bazında borsa ucuz algısı, sonraki aşamada dolar yukarı, borsa yukarı şekline evrildi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yapılan satış yönlü müdahalelere rağmen dövizdeki yükseliş korunuyor. Müdahale gelince kısa süreli bir geri çekilme, sonrasında tekrar çıkışa devam görünümü hakim. Para (döviz, faiz) ve sermaye (hisse senetleri) piyasalarının birbirine alternatif olması açısından zıt yönde hareket etmesi işleyiş gereği olağan bir durum. Ancak son dönemde bu korelasyon biraz değişti. Her yatırım aracının kendine has sebepleri var. Cuma günü borsada görülen düşüş ve döviz kurlarında yükselişe bakarak olağan seyre dönülüyor demek için henüz erken. Hisse ve borsa endekslerinde 90 dereceye yakın dik açılı çıkışlarda dönüşler de çoğu zaman benzer şekilde olur. Ancak teknik bir düzeltme ve kâr satışı mı? Yoksa dönüş hareketi mi, sorusunun cevabı büyük ölçüde önümüzdeki hafta netlik kazanacak.


Yazının Devamını Oku

‘Merkez’lerde karar haftası

Gelecek hafta dünyada merkez bankalarının alacağı kararlar yakından takip edilecek. 15 Aralık Çarşamba Fed, 16 Aralık Perşembe Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Avrupa Merkez Bankası, İngiltere, 17 Aralık Cuma Japonya ve Rusya, merkez bankaları toplantıları yapılacak. Çarşamba gün Fed’in ve perşembe günü TCMB’nin alacağı kararlar iç piyasalar açısından daha önemli olacak.

PİYASALARDA olumlu hava korunuyor. Omicron varyantıyla ilgili tedirginliğin azalması borsalara yeni bir soluk ve alım getirmişti. Ancak bu gelişmenin önemli ölçüde fiyatlandığını söylemek mümkün. İç piyasalarda ise birbirine alternatif para ve sermaye piyasalarının eş zamanlı yükselişi sürüyor. Olağan işleyişine aykırı gibi görünse de her iki piyasanın kendine göre makul sebepleri var. Borsa İstanbul, dolar bazında ucuz algısının yanı sıra bazı bilanço değerleme kriterlerine (fiyat kazanç) göre de dış piyasalara kıyasla daha ucuz, ama primli. Ayrıca enflasyona karşı korunma amacıyla borsa alternatif olarak öne çıkmış durumda. Faiz düşüşü ve TL’nin değer kaybıyla cari fazlayı hedefleyen ihracat artışına dayalı büyüme modeli döviz kurlarına yükseliş olarak etki ediyor. Ek olarak dövizde de enflasyon etkisi var tabi ki. TCMB faiz indirirken tahvil bono faizlerindeki diğer anlatımla piyasa faizindeki yükseliş daha çok enflasyonla izah edilecek bir durum. Dış borsalardaki yükselişte ise olumlu 3.çeyrek bilançoları ve ekonomik toparlanmanın yansımalarıyla daha geniş ölçekte henüz korunan parasal genişlemenin etkileri var. Ancak pandemiyle başlayan süreçte merkez bankalarının borsaları besleyen düşük faiz, bol likidite politikasının sonuna doğru yaklaştığımız kabul gören bir görüş.

YAKINDAN İZLENECEK

Kasım ayı ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı sonrası yapılan açıklamalar bu yönde önemli bir mesaj verdi. Önümüzdeki hafta merkez bankalarının yoğun bir toplantı trafiği var. 15 Aralık Çarşamba Fed, 16 Aralık Perşembe Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Avrupa Merkez Bankası, İngiltere, 17 Aralık Cuma Japonya ve Rusya, merkez bankaları toplantılarında faiz ve para politikalarına ilişkin kararlar yakından izlenecek. Çarşamba Fed ve perşembe günkü TCMB kararları iç piyasalar açısından daha önemli olacak. Fed, son toplantısında tahvil alımlarını azaltım sürecini başlatmış, daha sonra Fed Başkanı Powell süreci hızlandırmaktan söz etmişti. İyi gelen istihdam dataları ve yüksek enflasyon verileri bu süreç için önemli bir referans oluşturmuş durumda. Cuma günü açıklanan ABD kasım enflasyonu (TÜFE) beklentilere paralel yüzde 6.8 geldi. Enflasyonda son 39 yılın zirvesi görüldü. Geçen ay yüzde 6.2 seviyesindeydi. Diğer merkez bankaları için gösterge niteliği taşıyan Fed’in 2022 yılında tahvil alımlarının azaltım sürecinin tamamlanması ve birkaç (2 veya 3) faiz arttırımına gidebileceği yönünde tahminler var. Ama bu beklentiler piyasaları bu aşamada rahatsız etmiş görünmüyor. Fed toplantısından beklenti, faizin değişmeyeceği yönünde. Toplantı sonrası yapılacak para politikasına ilişkin açıklamalar ise yakından izlenecek tabi ki. Dış piyasalar için iyimserliğin korunduğu ancak daha temkinli bir görünümün öne çıkmaya başladığını söylemek mümkün.

TCMB NE YAPACAK?

PERŞEMBE günkü toplantıda TCMB’nin faiz indirimlerine devam edip etmeyeceği konusu önemli olacak. Dış parasal koşullar Fed’in politika değişikliğiyle sıkılaşmaya başladı. Gelişen ülkelerde faiz artırımları tam gaz devam ediyor. Cuma günü Rusya Merkez Bankası muhtemelen faiz artırımına gidecek. Geçtiğimiz hafta Brezilya tekrar faiz arttırımına gitti ve 150 baz puan artırımla faiz oranını yüzde 7.75’den yüzde 9.25 seviyesine yükseltti. Polonya Merkez Bankası da 50 baz puan artırımla faiz oranını yüzde 1.75 seviyesine çekti. Dışarıda durum bu minval üzerine iken iç piyasalarda TL’de değer kaybı devam ediyor. TCMB, dolar/TL kuru 14.00 seviyesine yaklaştıkça satış yönlü müdahalelerde bulunuyorsa da faiz ayağının olmaması nedeniyle yetersiz kalıyor. Müdahale ile gerileyen döviz kurları kısa bir süre sonra tekrar eski seviyesine geri dönüyor. Bu açıdan daha kalıcı etki için TCMB’nin faiz indirimlerine ara verebileceği yönünde görüşler ağırlık kazanmaya başladı. Diğer yandan ekonomi yönetimimin düşük faiz politikası da bilinen bir durum. Çok net bir tahmin veya öngörü yok. Tahminler, daha çok faiz indirilmemesi gerekir ama faiz indirimi de olabilir, türünden. Bunlara istinaden netleşme adına 16 Aralık Perşembe saat 14.00’ü beklemekte yarar var.   

YABANCILARDAN KASIMDA 708 MİLYON DOLARLIK ALIM

Yazının Devamını Oku

Borsalarda bahar havası

Küresel ekonomilerde büyümenin sürmesi, şirketlerin 3’üncü çeyrek performanslarının iyi olması borsalarda çıkışın devamını sağladı. Ayrıca enflasyona karşı korunma isteği de borsalara ilgiyi arttırıyor. Olumlu gelişmelerin fiyatlamalara önemli ölçüde yansıdığını da söyleyebiliriz.

BORSALARDA ralli devam ediyor. Son günlerde Borsa İstanbul’un dış borsalardan pozitif ayrıştığı gözleniyor. ABD Merkez Bankası (Fed) son toplantısında tahvil alımlarını azaltma sürecini başlatırken Fed Başkanı Powell geçen hafta senatoda yaptığı sunumda bu süreci hızlandırmaktan söz etti. Ayrıca ‘omicron varyantı’ konusundaki risk ve belirsizliğe vurgu yaptı. Benzer açıklamalar ABD Hazine Bakanı Yellen’dan da geldi. Yellen, “Enflasyonda geçici tanımını geri çekmeye hazırım. Omicron varyantı ekonomi için ciddi sorunlara sebep olabilir, bunu hala değerlendiriyoruz. Omicron varyantı bir süre daha bizimle olacak” dedi. Enflasyon gerek ABD gerekse Almanya ve Euro Bölgesi’nde uzun yıllardır görmediği seviyelere ulaştı. Bununla birlikte her ne kadar cuma günü açıklanan ABD kasım tarım dışı istihdamı beklentilerin altında kalsa da istihdam verileri olumlu görünümünü koruyor. Ekonomik veriler pozitif ağırlıklı. Genel görünüm böyle olunca Fed’in parasal sıkılaştırma adımlarını atması olağan bir gelişme. Diğer yandan küresel ekonomideki büyüme ve şirketlerin 3.çeyrek performansları iyi. Borsalar ekonomideki olumlu görünümü yani bardağın dolu tarafını fiyatlamaya devam ediyor. Bu aşamada olası risklere duyarsız. İç piyasalarda ise Borsa İstanbul çıkışını sürdürüyor.

ÇIKIŞ HAREKETİNİ DESTEKLİYOR

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz indirimlerine devam ederken piyasa işleyişi gereği döviz kurları yükseliyor. TCMB faiz oranı ile enflasyon arasındaki farkın açılması, eksi faizin 6 puanı geçmesi alternatif yatırım araçlarına ilgiyi artırıyor. Borsa İstanbul’a olan ilgiyi de bu çerçevede değerlendirmek mümkün. TL getirisi düşük olunca enflasyondan korunmak için döviz, gayrimenkul gibi alternatif yatırım araçlarına borsa da eklenmiş durumda. Yabancı yatırımcı ilgisi zayıf olmasına rağmen ağırlıklı olarak yerli yatırımcının katkısıyla çıkış hareketi yeni zirve denemeleriyle devam ediyor. Borsa İstanbul primli ancak fiyat kazanç oranları gibi bilanço değerleme kriterlerine göre dış borsalara nazaran pahalı değil. Ayrıca dolar/TL kurundaki yükseliş devam ettikçe “dolar bazında ucuz algısı” sıcak tutulmaya devam ediliyor. Bu gelişmeler borsadaki çıkış hareketini destekliyor.

İYİMSERLİK SÖZ KONUSU

Ancak bütün bunları artı hanesinde tutmakla bu aşamada birlikte aklımızda bulunsun babında bir de bardağın boş tarafına göz atmakta yarar var. ABD ve Almanya başta olmak üzere dış borsalarda çıkış trendleri korunsa da zirve seviyelerinde bir ivme kaybı veya patinaj durumu söz konusu. Ayrıca olumlu gelişmelerin önemli bir kısmı fiyatlara dahil oldu. Borsalar için riskleri göz ardı eden son günlerde aşırıya varan bir iyimserlik söz konusu. Diğer yandan parasal genişleme politikalarının sonuna yaklaşıldığı izlenimi öne çıkmaya başladı. Fed bu yönde ilk adımı da attı. Ez cümle, yatırımcının en iyi dostu olan trendin içinde yer almak ve onu takip etmek gerekir. Borsalardaki iyimserlik ve bahar havası devam ediyor. Ama borsacıların “kapıya yakın durmak” sözünü de bir not olarak buraya bırakalım.

TCMB ‘BURADAYIM’ DEDİ

DÖVİZ

Yazının Devamını Oku

Pandemiyle yeni sınav

Koronavirüsün yeni varyantı piyasaların dengesini değiştirdi. Mutasyon haberleri nedeniyle en çok tepkiyi veren yatırım araçlarından biri borsalar oldu. Brent petrol 80 doların üzerinde seyrederken 70 dolar seviyesine yaklaştı. Bir diğer sert düşüş ise piyasaların yakından takip ettiği ABD 10 yıllık bono faiz oranında oldu.

Piyasalarda geçen haftanın son günü hava değişmeye başladı. İyimserlik yerini daha temkinli bir görünüme bıraktı. Koronavirüsün (COVID-19) B.1.1.529 olarak isimlendirilen yeni bir varyantı nedeniyle kısıtlama haberlerinin gündeme gelmesi piyasaları tekrar bir sınavın eşiğine getirdi. Mutasyon haberi borsaları zirvede yakaladı. Bu açıdan en çok tepki veren yatırım araçlarından biri de borsalar oldu. Borsa İstanbul’da havayolları şirketleri başta olmak üzere sert satışlar görülürken haftanın son günü yüzde 2.35 düşüş gösterdi. Almanya ve ABD borsalarında da düşüş vardı. Petrol fiyatlarında ABD’nin stratejik rezerv satışları ve OPEC’in nasıl tepki vereceği gibi konu başlıklarına ilişkin değerlendirmeler bir anda unutuldu ve bir önceki güne göre yüzde 10 civarında geri çekilme yaşandı. Brent petrol 80 doların üzerinde seyrederken 70 dolar seviyesine yaklaştı. Bir diğer sert düşüş ise piyasaların yakından takip ettiği ABD 10 yıllık bono faiz oranında oldu. Yüzde 1.69 seviyesinden yüzde 1.50’nin altına çekildi. Koronavirüs varyantı piyasalardaki dengeleri bir günde değiştirdi ve bahar havası bozulmaya başladı. Birkaç aydır koronavirüs ile ilgili artan vaka sayıları ve buna bağlı olarak kısıtlama haberleri vardı. Çin, Rusya ve son olarak da Almanya, Hollanda ve Belçika’dan ardı ardına bu yönde haberler geliyordu. Vaka sayısı artsa da vefat sayısı artmayınca piyasalarda bu konuda bir duyarsızlık hakimdi.

POLİTİKA DEĞİŞİR Mİ

Son olarak İngiltere’nin altı Afrika ülkesini, koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında oluşturduğu seyahat listesinde kırmızı listeye alması bir bakıma işaret fişeği gibi oldu. Sorun ciddiyet kazanırken piyasalar bu gelişmeyi borsalar için kâr satışı, petrol ve diğer yatırım araçları için de düzeltme gerekçesi olarak gördü. Bu durumun bir diğer yansıması ABD Merkez Bankası (Fed) para politikasının değişim olasılılıklarını gündeme getirmesiydi. Enflasyon rekoru ve istihdam verilerinin oldukça iyi gelmesi Fed’in 2022 yılında varlık alımlarını bitirip birkaç defa faiz artırabileceği tahminlerini kuvvetlendirmişti. Hatta varlık alımlarının azaltılma kararının verildiği kasım başındaki toplantıda üyeler, Fed’in faiz arttırımı konusunda 2022 yılında beklenenden daha hızlı davranabileceği yönünde görüş bildirmişlerdi. Ancak cuma günü itibariyle piyasalar, yeni koronavirüs varyantı endişeleriyle beraber Fed’in faizleri artırmakta hızlı olmayabileceğini fiyatlamaya başladı. Borsalardaki düşüşler, petrol fiyatındaki ve ABD tahvil faiz oranlarındaki gerilemeler bu beklentinin sonucu. Koronavirüsün ilk günleri olan 2020 yılının mart ayındaki panik havası henüz yok tabi ki. Ama özellikle borsaların bu haberi uzun çıkış trendinin sonunda ve oldukça primli bir noktada karşılaması kâr satışlarının derinlik kazanmasına yol açtı. Önümüzdeki hafta temkinli bir görünüm bizi bekliyor.

KASIM ENFLASYONU BEKLENİYOR

Enflasyon verileri 3 Kasım cuma günü açıklanacak. Döviz kurlarındaki yükselişin ardından kur geçişkenliğine bağlı olarak tahminde bulunmak zorlaştı. Aynı şeyler aralık enflasyonu için de geçerli. Ayrıca akaryakıt zamları yine enflasyon artışına yansıyabilecek gelişmelerden biri. TCMB faiz kararlarının enflasyon ile ilgisi kalmadı. Dış ekonomik gündemde ise cuma günü açıklanacak ABD kasım ayı tarım dışı istihdam verileri yakından izlenecek. Beklenti 563 bin civarında. Önceki 531 bindi. Geçen perşembe günkü ABD haftalık işsizlik başvuruları 199 bin kişi olarak açıklandı ve 1969 yılından bu yana en düşük veri olarak kayda geçti.

EMTİA FİYATLARINDA DÜŞÜŞ VAR

Koronavirüste yeni varyant haberleri sadece petrol fiyatı değil, kısıtlamaların ekonomiyi yavaşlatacağı beklentileriyle tarım, maden, enerji ve sanayi emtia fiyatlarında da düşüşe neden oldu. Altında ise ABD tahvil faiz oranlarındaki düşüş ve biraz da güvenli liman özelliği nedeniyle yükseliş vardı. Henüz çıkışın güç kazandığını söylemek zor, daha çok tepki boyutunda. Dış piyasalarda ABD dolarındaki değer kazanımı ise ivme kaybetti. Dolar Endeksi 97 seviyesine yaklaştıktan sonra 96 seviyesine doğru geri çekilme gösterdi.

DÜŞÜK FAİZ POLİTİKASINA DEVAM MESAJI

Yazının Devamını Oku

Borsada ‘Garanti’li moral’ sürüyor

Geçen hafta Garanti Bankası’nın yüzde 49.85’ine sahip olan İspanyol banka BBVA, bankanın tamamını almak için harekete geçti. Yaşanan bu gelişmelerin ardından Garanti Bankası ve banka hisselerinde sert yükselişler görüldü. Bu satın alma haberi piyasalara güven açısından önem taşırken, borsaya da moral oldu.

Borsa İstanbul’da iyimserlik devam ediyor. Olumlu havanın lokomotifi bankacılık hisseleri oldu. Banka hisselerini taşıyan gelişme ise Garanti Bankası’ndan geldi. İspanyol ana ortak BBVA, Garanti Bankası paylarının tamamı için yaptığı gönüllü pay alım teklifi Garanti Bankası ve banka hisselerinde sert yükselişi beraberinde getirdi. Pay alım teklifi toplam sermayenin yüzde 50.15’ini temsil eden 2.1 milyar adet paya yönelik. Payların tamamının alınması halinde yaklaşık 2.25 milyar Euro’luk bir büyüklük söz konusu. Bu tüm zamanların en geniş kapsamlı geri alım planı olarak kayda geçti. Haberin ardından perşembe günü şirket olaya resmiyet kazandırmak üzere SPK’ya başvurusunu da yaptı. Bilindiği üzere geçtiğimiz günlerde Sabancı Holding yine geniş kapsamlı olarak kendi hissesinde geri alım programı açıklarken, Koç Holding; Yapı Kredi Bankası’nda İtalyan ortak UniCredit’e yüzde 18 payların geri alımı için teklif yapmıştı. Önemli holding ve bankaların ana ortaklarının hisselerinde alım yönünde hareket etmeleri piyasalara güven vermesi açısından önemli ve dikkat çekici bir olay. Bu gelişmeler, son parlak bilanço performanslarının yanında dolar bazında hisselerin geçmiş yıllara göre ucuz kaldığı yönünde haklı yorumları beraberinde getirdi. Dolar bazlı değerlendirmeler Borsa İstanbul (BIST100 Endeksi) için de geçerli. TL grafiklerine göre yükselse de dolar cinsinden grafiklere bakıldığında BIST100 Endeksi’nde düşüş görülüyor. 15 Kasım Pazartesi BIST100 Dolar Endeksi 170 iken cuma günü 154 seviyesinden kapanış yaptı.

FİYAT KAZANÇ ORANLARI

Bir diğer dikkat çeken nokta fiyat kazanç tarafında. BIST100 fiyat kazanç oranı 7.5 seviyesinde bulunuyor. Gelişmiş ve gelişen ülke borsalarına göre ucuz olduğu biliniyor. Tavsiye olarak algılanmamasının altını önemle çizerek belirtmek istersek, öncü banka hisselerinin fiyat kazanç oranları primli haliyle bile 3-5 arasında değişiyor. Lokomotif olarak görülen bazı holding hisselerinde de durum çok farklı değil. Ucuz olması tek başına yeterli değil tabi ki. Fiyatlar makul olabilir. Ancak yeterli talep gelmezse ucuz kalmaya devam ediyor. Garanti Bankası geri alım haberi gelmese idi bu ölçüde bir fiyatlanmanın olması biraz zordu. Para girişi ve talep canlanmasının yanında fiyatlamaya konu edilebilecek hikaye de oluştu. Geçen haftadan önümüzdeki haftaya devreden bakiye, olumlu gelişmelerin belli ölçüde fiyatlandığı hareketli bir borsa görünümü oldu. Cuma günü öncü hisselerde kâr satışları görülürken hareketlilik lokomotif hisselerin dışına kaydı ve daha seçici olmaya başladı. Geçen haftanın dikkat çeken bir diğer tarafı, birbirine alternatif piyasalar olan borsa, döviz ve tahvil faiz oranlarının eş zamanlı yükselmesi oldu. Her yatırım aracının çıkış için kendine göre makul sebepleri var. Zaman zaman kısa süreli bu tür uyumsuzluklar olabiliyor. Olumlu hava korunmakla birlikte daha temkinli bir görünüm öne çıkabilir.

DIŞ PİYASALARDA MEVCUT GÖRÜNÜM KORUNUYOR

Dış borsalarda çıkış trendleri kâr satış denemelerine rağmen devam ediyor. Ekonomik veriler ve üçüncü çeyrek bilançolarının olumlu gelmesi ana etken olarak görülüyor. Ancak ABD Merkez Bankası’nın (Fed) tahvil alımlarının azaltılması operasyonunu ustalıkla başlatması da olumlu havanın devamında etkili oldu. Rekor enflasyon seviyelerine rağmen borsalar sözlü yönlendirmeler ve doğru iletişim ile görünümünü korudu. ABD 10 yıllık bono faiz oranında yükseliş zayıflarken dolardaki değer kazanımı sürüyor. Altının ons fiyatında ise tepki çıkışı zayıfladı ve kazanımlarının bir kısmını geri verdi. Petrol fiyatında dalgalı seyirle düşüş görüldü. Brent petrol ekim ayının ilk haftasından bu yana ilk defa 80 doların altına geriledi. ABD ve Çin’den gelen stratejik rezervlerin kullanılabileceği açıklamalarına Hindistan ve Japonya gibi ülkeler de eklendi. Ayrıca OPEC ve EIA (ABD Enerji Enformasyon İdaresi) petrol piyasasının, arz eksikliğinden arz fazlasına beklenenden daha kısa sürede geçebileceği öngörüleri de fiyatlar üzerinde etkisini gösterdi. Bunlara ek olarak artan Koronavirüs vakaları gündemde öne çıkmaya başladı. Bazen dış borsalarda kâr satış nedeni olarak görülse de piyasalar bu aşamada artan vaka sayıları konusunda çok ciddi bir fiyatlama yapmış değil. Çin ve Rusya’dan sonra Avrupa’da (Hollanda, Almanya, Belçika) vaka artışları kısıtlama dahil bazı önlemleri gündeme getirdi. Cuma günü Borsa İstanbul’da havayolları şirketlerindeki satıcılı seyre karşılık sağlık ve gıda sektörüne ait hisselerdeki primler bu yönde bir hareketlenmenin sinyali olarak değerlendirilebilir. Ancak birkaç günlük hareket ile bunun güç kazandığını söylemek için henüz erken.  

MERKEZ BANKASI BEKLENENİ YAPTI

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), perşembe günkü toplantısında beklendiği üzere gösterge faiz oranı 100 baz puan düşürülerek yüzde 15.00 seviyesine çekti. Toplantı metninde yapılan “Kurul, arz yönlü ve para politikası etki alanı dışındaki faktörlerin fiyat artışları üzerinde oluşturduğu geçici etkilerin 2022 yılının ilk yarısı boyunca da etkisini sürdürmesini beklemektedir. Kurul, bu etkilerin ima ettiği sınırlı alanın kullanımını Aralık ayında tamamlamayı değerlendirecektir” açıklaması aralık toplantısı için de faiz indirim beklentisini güçlendirdi. Faiz indirimi TL’deki değer kaybını hızlandırmış durumda. ABD’li yatırım bankası Goldman Sachs, TCMB’nin Aralık ayında faiz oranını 100 baz puan indirmesini, 2022 yılının 2.Çeyreğinde ise yükseltmesini beklediğini açıkladı. JP Morgan ise Aralık ayı yönlendirmesinin bu yıl bir faiz indirimi tahminine yol açabileceğini ancak TCMB’nin piyasa volatilitesi karşısında kararını değiştirebileceğini belirtti. TCMB’nin faiz indiriminin ardından kamu bankalarının konut kredilerinde indirme gitmesi kayda değer bir gelişme olarak görüldü.  

Yazının Devamını Oku

Enflasyon iyimserliği bozmadı

Pandemi sürecinin aşılması için alınan ekonomik tedbirler, tedarik konusunda yaşanan sıkıntılar, emtia fiyatlarındaki yükseliş ve normalleşmenin hızlanması, enflasyonu beraberinde getirdi. ABD’de son 31 yılın en yüksek enflasyon seviyesi görüldü. Rekor enflasyon verisi borsalardaki olumlu havayı bozmazken, piyasanın genelinde temkinli bir görünüm olduğu söylenebilir.

 

Piyasaların gündemi enflasyon. Sadece piyasalar değil küresel ekonominin derdi enflasyon demek daha doğru olur. Pandemiyle mücadele kapsamında merkez bankaları tarafından piyasalara verilen bolca para, düşük faiz, aşının bulunması ve kısıtlamaların kaldırılmasıyla ekonomik görünümde normalleşme ve artan talep, emtia fiyatlarındaki yükseliş ile tedarik yollarındaki aksaklıklar, enerji ve çip sıkıntılarına bağlı üretim kayıpları gibi etkenler yüksek enflasyon gibi bir sonucu beraberinde getirdi. Geçen hafta açıklanan ekim ABD enflasyon verileri (TÜFE) yüzde 6.2 ile son 31 yılın en yüksek rakamına ulaştı. Rekor ABD ekim enflasyon verilerine rağmen borsalardaki olumlu hava korunuyor. Ancak piyasanın geneli için daha temkinli bir görünümden söz etmek mümkün. ABD tahvil faiz oranları yükselirken ABD doları değer kazandı. Doların euro ve Japon yeni başta olmak üzere altı para birimine karşı değişimini gösteren Dolar Endeksi 95.00 seviyesini geçti. ABD 10 yıllık bono faiz oranı yüzde 1.60 seviyesine yaklaştı. Buna karşın eurodaki değer kaybı ise hızlandı. Çıkış hareketlerinin korunduğu dış borsalarda ise kâr satış denemelerine bağlı olarak ivme kaybı söz konusu.

ÇIKIŞI SINIRLADI

Bilindiği üzere enflasyon altın fiyatını etkileyen başıca parametrelerden biri. Yüksek enflasyon etkisiyle altının ons fiyatında çıkış vardı. 1.850 dolar geçilirken yükselen ABD tahvil faizleri baskı yaptı ve altındaki çıkışı biraz sınırladı. Dolar/TL kurundaki çıkışla ons fiyatındaki yükseliş birlikteliği iç piyasalarda altının gram/TL fiyatını 600 seviyesine taşıdı. Sonuç olarak, ABD enflasyon verisinin piyasalarda bu aşamada çok derin bir etki bırakmadığı söylenebilir. Fakat ABD Merkez Bankası’ndan henüz enflasyon konusunda daha doğrusu enflasyonun para politikası üzerindeki olası etkileri konusunda bir açıklama gelmedi. Merak edilen, erken bir parasal sıkılaştırma veya faiz artırım hamlesi olabilir mi durumu. Bu yönde bir sinyal gelirse piyasaların tepkisi farklı olacaktır. Şimdilik bir işaret yok. Her ne kadar inandırıcılığı zayıflasa da merkez bankalarının enflasyondaki yükselişin geçici olacağı görüşü korunuyor. Bu konudaki netleşme muhtemelen 15 Aralık Fed toplantısında olacak. Fed Başkanı Powell hariç o tarihe kadar yetkililerden gelecek açıklamaların etkisi daha zayıf kalabilir. Dış dünyadaki bu gelişmelerin etkisini iç piyasalar daha yakından dolar/TL kuru üzerinde hissetti ve çift haneye ulaşarak 10 TL’yi test etti. Borsa İstanbul ise dış borsalar gibi sakin karşıladı ve trendini bozmadı.

BORSA İSTANBUL'A YABANCI İLGİSİ ARTIYOR

TCMB’nin açıkladığı verilere göre, 5 Kasım ile biten haftada yabancılar hisse senetlerinde 274 milyon dolar alımda görüldü. Bir önceki hafta da 24 milyon dolar alım yapmışlardı. Borsa İstanbul’da yabancı ilgisinin uzun bir aradan sonra tekrar başlamış olması önemli. Banka hisseleri başta olmak üzere lokomotif hisselerdeki hareketlilik bunun işaretini vermişti. Borsa İstanbul’un bir süredir hem dolar bazlı görünümde hem de fiyat kazanç oranı gibi bilanço değerleme kriterleri açısından ucuz ve primsiz olduğu dillendirilen bir konuydu. Son yaşanan çıkış hareketine rağmen bu görünümün çok fazla değiştiğini söylemek zor. Halen BIST100 fiyat kazanç grafiği ve dolar bazlı grafiklerde BIST100 Endeksi geçmiş yıllardaki zirvelerinden uzak bir konumda görülüyor. Tahvil bonoda ise yabancı yatırımcıların son haftalardaki çıkışın ardından yine 5 Kasım haftasında 37 milyon dolar alım yapmış olmaları dikkate değer bir gelişme. Son aylarda şatış tarafında görülüyorlardı. Yakından takip edilen bankalardaki yabancı para mevduatında kısa bir gerilemenin ardından tekrar yükseliş görüldü ve 428 milyon dolarlık artış ile son hafta 233.3 milyon dolara yükseldi. Döviz kurlarındaki yükselişle rağmen kalıcı bir çözülme görülmüyor. TCMB brüt rezervlerinde ise artış sürüyor. 1.6 milyar dolarlık artış ile 125.4 milyar dolara yükseldi.

MERKEZ BANKASI'NIN KARARI BEKLENİYOR

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 18 Kasım Perşembe günkü faiz kararı önümüzdeki haftanın önemli gündem konuları arasında yer alıyor. Piyasanın beklentisi ağırlıklı olarak 100 baz puanlık indirim ile politika faizinin yüzde 15 seviyesine çekileceği yönünde. Geçmiş yazılarımızda vurguladığımız üzere, TCMB’nin faiz ve para politikası kararlarında enflasyon yerine yeni referans noktası cari denge olarak işaret edilmişti. Eylülde 1.652 milyon dolar cari fazla verildi. Ağustosta da 814 milyon fazla vermişti. Yıllık cari açık 18.4 milyar dolara geriledi. TL’nin değer kaybının da katkısıyla ihracat artışının cari denge üzerinde yansımaları görülmeye devam ediliyor. Piyasa algısı bu yöndeyken Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’dan “Enflasyonun seyri temkinli olmayı gerektiriyor. Hükümetimizin ihracatı desteklemek amacıyla, yüksek döviz kuru hedeflediğine yönelik yorumlar doğru değil. Türkiye dalgalı kur rejimi uygulamaktadır, kurun değeri de piyasada belirlenir” açıklaması geldi. TCMB beklendiği üzere faiz indirimine giderse bunun piyasalar üzerindeki etkileri sınırlı kalabilir.

Yazının Devamını Oku

Borsalar zirvelerde

Pandemi ile birlikte bozulan ekonomik verilerde toparlanma sürüyor. ‘Düşük faiz ve bol para’ ortamının bir süre daha devam etmesi bekleniyor. Borsa İstanbul ve dış borsalarda şirketlerin 3. çeyrek bilançoları yayınlanmaya devam ediyor. Bilanço performanslarının oldukça iyi gelmesi de borsaları destekliyor. Yaşanan bu gelişmelere paralel olarak borsalarda da tarihi zirveler test ediliyor.

ENFLASYON BEKLENTİLERE PARALEL GELDİ

TÜİK tarafından açıklanan ekim enflasyon verileri beklentilere paralel geldi. TÜFE yıllık %19.89, aylık %2.39, çekirdek (C) %16.82, ÜFE yıllık %46.31, aylık % 5.24 olarak açıklandı. TCMB’nin faiz politikasında model değişikliği nedeniyle enflasyon verilerinin faiz kararları üzerinde etkisi beklenmiyor. Bu açıdan piyasalar üzerindeki yansımaları çok sınırlı gerçekleşti. Bilindiği üzere TCMB para politikası kararlarında cari dengeyi referans alacağını açıklamıştı.

ALTIN YATAY SEYREDİYOR

ALTININ ons fiyatında tepki alımları görülse de yatay hareketten kopmakta zorlanıyor. Bir bakıma 1.800 dolar seviyesi eşik gibi oldu. Fed’in son toplantıda faiz artırımı için zamana ihtiyaç olduğu vurgusu altın için önemli bir referans noktası. Bununla birlikte ABD 10 yıllık bono faiz oranı ve ABD dolarının (Dolar Endeksi) son dönemde altın fiyatını etkileyen önemli parametreler. ABD 10 yıllık faiz oranının yüzde 1.50 seviyesinin altına gerilemesiyle ABD dolarındaki değerlenmeye rağmen Cuma günü bir tepki yükselişi görüldü. Ancak henüz güç kazandığını söylemek için erken. İç piyasalarda gram/TL fiyatında ise dolar/TL’deki yükseliş hareketinin etkisiyle çıkış sürüyor. Altının ons fiyatı için 1.834, gram/TL fiyatı için 568 seviyeleri çıkışın devamı için izlenebilecek noktalar. Altındaki son fiyatlamalara bakıldığında “güvenli liman” özelliğinin bu aşamada çok fazla öne çıkarıldığını söylemek zor. Daha çok faiz ve ABD dolarının gölgesinde fiyatlamalar devam ediyor. Uzakdoğu piyasalarının derdi gibi görünen bir bilgi, iflasın eşiğinden dönen emlak şirketi Evergrande ile ilgili yaşanan gelişmelerin ardından Çinli emlak geliştirme şirketi Kaisa Group Holdings’ın Hong Kong Borsası’ndaki işlemlerinin durdurulmasını da dip not olarak vermiş olalım. 

İÇ ve dış piyasalarda olumlu hava sürüyor. Başta ABD ve Almanya başta olmak üzere dış borsalar yeni zirveler denerken Borsa İstanbul Mart/2021 zirvesini test etti. Dış piyasalarda ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı önemli bir gündem ve viraj olarak görülüyordu. Toplantı piyasa beklentilerine uygun sonuçlandı ve sorunsuz aşıldı. Faiz sabit tutulurken kasım ayından itibaren 15 milyar dolar ile varlık alımlarının azaltılması işlemi başlatıldı. Fed Başkan Powell, geçtiğimiz aylarda bu yönde bir hazırlık yapmış, kasım veya aralık gibi tahvil alımlarının azaltılmaya başlanabileceğini vurgulamıştı. Doğru iletişim karşılık buldu ve politika değişimine gardını almış olan piyasalar olumlu tepki verdi. Ayrıca Fed Başkanı Powell’ın toplantı sonrası, enflasyondaki yükselişin geçici olacağını, faiz arttırımı için ise erken olduğunu vurgulaması, tahvil alım işlemlerinin azaltımıyla faiz artışı işleminin ayrı şeyler olduğu vurguları oldukça önemliydi. Para politikası değişiyor ama yumuşak bir geçiş ve faiz arttırımı için sabır telkin edilmesi olumlu havanın devamında etkili oldu. Pandemi sonrası oluşan ve piyasaları bu noktaya taşıyan ‘düşük faiz ve bol para’ ortamının hatırı sayılır süre daha korunması bekleniyor. Ayrıca ekonomik veriler de destekleyici bir rol oynuyor.

HİSSELERE YABANCI İLGİSİ

Yazının Devamını Oku

Borsalar bilançolara sarıldı

Son günlerde 3. çeyrek bilançoları yayınlanmaya devam ediyor. Türkiye’de şimdiye kadar açıklanan banka bilançolarına göre, bankaların kâr artışları enflasyo-nun üzerinde. Bazı sanayi şirketleri için de aynı durum geçerli. Dış piyasalarda da benzer bir durum hakim. Pandemi sonrası görülen toparlanma bilançolara yansırken, piyasaların da bu durumdan olumlu etkilendiği söyleyebiliriz.

PİYASALARDA olumlu hava sürüyor. Beklenti oluşturacak yeni bir gündem oluşmuş değil. Ancak mevcut gündemde olumsuz fiyatlamaya konu olacak kısa dönemli bir gelişme olmaması kayda değer. Bununla birlikte yayınlanmaya devam edilen 3.çeyrek bilançolarındaki olumlu performans iç ve dış piyasalardaki iyimserliği destekleyen bir durum. Türkiye özelinden bahsedecek olursak, banka bilançolarına ayrı bir yer açmak yerinde olacak. Şimdiye kadar açıklanan bilançolarda görülen kâr artışları enflasyonun oldukça üzerinde. Benzer görünüm özellikle otomotiv ve demir çelik olmak üzere birçok sanayi şirketleri bilançoları için de geçerli. Bu durum bir bakıma perşembenin gelişi hesabı Türkiye’nin 3.çeyrek büyümesinin nasıl geleceği konusunda bir sinyal veriyor.

Banka hisselerinin Borsa İstanbul üzerindeki ağırlığı malum. Son günlerde bankacılık hisselerindeki bilançolara bağlı hareketlilik borsanın geneline yansımış durumda. Dış piyasalarda özellikle ABD’de açıklanan bilançolarda genelde iyi bir performanstan söz etmek mümkün. Google’ın ana kuruluşu Alphabet’in geliri, üçüncü çeyrekte yüzde 41 artarak 65.1 milyar dolara çıktı, karı yüzde 68.4 artışla 18.9 milyar dolar oldu. Facebook’un geliri, bu yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 35 artarak 29 milyar dolara yükselirken, net kârı yüzde 17 artışla 9.2 milyar dolara çıktı. ABD’li teknoloji devi Apple’ın son çeyrek geliri yıllık yüzde 29 artışla 83.4 milyar dolara ulaştı. Elektrikli otomobil üreticisi Tesla’nın karı, üçüncü çeyrekte 1.6 milyar dolara, geliri ise 13.8 milyar dolara ulaşarak rekor kaydetti. Pandemi sonrası küresel ekonomideki toparlanmanın şirket bilançolarına yansımaları böyle olunca piyasalar da bu durumdan payına düşeni alıyor.

OLUMLU HAVAYI DESTEKLİYOR

Bilançolar dışında Borsa İstanbul’un dolar bazında ve fiyat kazanç gibi kriterler açısından dışarıya göre ucuz kaldığı yönündeki değerlendirmeler, TCMB faiz indirimine bazı bankaların kredi faiz düşüşü ile katılmaları ve dış piyasalardaki iyimserlik içerideki olumlu havayı destekliyor. Bu noktada döviz kurlarına parantez açmak gerekecek. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz indirim hamlesinin ardından döviz kurlarında başlayan yükseliş devam ediyor.

Döviz kurlarındaki yükselişe Borsa İstanbul duyarsızlaştı. Geçtiğimiz günlerde aksi bir görünüm ve kur yükselişine bağlı bir baskı söz konusuydu. Dış borsalarda ise çıkış trendleri sürüyor. ABD borsalarında yeni zirveler oluştu. Ancak ABD Merkez Bankası’nın 2-3 Kasım toplantısı ve tahvil alımlarının seyri konusundaki karar bekleniyor. Kasım ve aralık gibi varlık alımlarının azaltılma kararının verilebileceği ve 2022 ortasına doğru sürecin tamamlanabileceği birinci ağızdan bizzat Fed Başkanı Powell tarafından açıklanmıştı. Bu açıdan piyasalar olası bu gelişmeye hazırlıklı denebilir. İçeride enflasyon, dışarıda Fed ve OPEC toplantısı gibi önemli gündemler beklenmekle birlikte bardağın dolu tarafını görme eğilimindeki piyasalarda iyimserlik korunuyor.

TCMB ENFLASYON HEDEFİNİ YÜKSELTTİ

TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu, enflasyon raporu sunumunda TCMB’nin 2021 sonu enflasyon tahmininin yüzde 14.1’den yüzde 18.4’e yükseltildiğini açıkladı. TCMB, bu yıla yüzde 5 hedefiyle başlamış, daha sonra tahminler yüzde 9.4’e, sonra 12.2’ye son olarak da 14.1 seviyesine çekmişti. Faiz kararlarında önce tüketici enflasyonu (TÜFE), sonra çekirdek enflasyon baz alınmış, son olarak da parasal sıkılaştırmadan gevşek para politikasına geçilmişti. Fakat yeni referans noktası cari denge oldu ve cari açık azaldığında kur ile enflasyon üzerinde denge sağlanacağı beklentisi öne çıkarıldı. Bu açıdan 3 Kasım Çarşamba günü TÜİK tarafından açıklanacak ekim enflasyon verilerinin TCMB faiz kararı üzerinde etkisi olması artık zor. Enflasyonda ekim ayı beklentisi yüzde 2.60, yıllık yüzde 20.0020.50 civarlarında. TCMB’nin faiz indirimleriyle eksi faiz politikası devam ediyor. (TÜFE yüzde 19.58, çekirdek enflasyon yüzde 16.98, TCMB gösterge faizi yüzde 16.00) Yeni çapa olarak belirlenen cari dengenin kur ve enflasyon üzerindeki etkilerini zamanla bekleyip göreceğiz. Gerçi geçtiğimiz yıllara bakıldığında bu yöndeki gerçekleşmeler az çok bir fikir veriyor. Düşük faiz, zayıf TL ve artan ihracat ve büyüme hedeflenmiş görülüyor. Fakat ihracatın ithalata bağımlığı ve büyüme arttığında cari açığın da yükselmesi olasılığı gibi sonuçları da dikkate almak gerekecek. Bu arada Türkiye’nin yer aldığı gelişen ülke merkez bankalarından faiz artırım haberleri gelmeye devam ediyor. Rusya’nın ardından son olarak Brezilya Merkez Bankası, enflasyon riski nedeniyle yaklaşık 20 yılın en büyük faiz artışını gerçekleştirdi ve banka, gösterge faizi 150 baz puan artırarak yüzde 7.75 seviyesine yükseltti. Toplantı sonrası yapılan açıklamada, yılın son toplantısında aynı büyüklükte bir faiz artırımının uygun olacağını sinyalini verdiler. Dış dünyada parasal sıkılaştırma politikaları iyice benimsenmiş görülüyor.

Yazının Devamını Oku

Piyasalarda toplu yükseliş

Birbirine alternatif olan piyasalarda genelde benzer hareketler görülmez. Örneğin döviz, faiz yükselirken borsaların düşmesi olağan karşılanır. Ancak geçen hafta tam tersi bir durum yaşandı. Birbirine alternatif olan piyasalarda toplu yükseliş görüldü. Geçen haftanın bir diğer önemli gündem maddesi ise Merkez Bankası’nın faiz kararı oldu. Dışarıda ise zayıf gündem ve hareketsiz bir piyasa görünümü vardı.

Piyasalarda yoğun gündem ile birlikte dalgalı bir seyir var. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) toplantısı ve faiz kararı nedeniyle iç piyasalarda hem sermaye hem de para piyasaları oldukça hareketliydi. Birbirine alternatif olan piyasaların eş zamanlı ve aynı yönde hareketi işleyiş gereği olağan bir seyir değil. Ancak bazen bu tür uyumsuzluklar olabiliyor. Daha sonra olağan seyrine dönüyor. Olağan seyirden kasıt, borsa yükselirken döviz kurları ve piyasa faiz oranlarının geri çekilmesi veya döviz, faiz yükselirken borsaların düşmesi durumu. Dış piyasalarda ise daha zayıf gündem ve hareketsiz bir piyasa görünümünden söz etmek mümkün. Dış dünya 2-3 Kasım’daki ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı ve tahvil azatlım kararını bekliyor. Beklenti, kasım toplantısıyla veya en geç aralık gibi bu işlemin başlaması yönünde. Fed Başkanı Powell son toplantıda bu sinyali vermişti. Cuma günü basında haber olarak geçen açıklamasında da “Fed 2022 ortasına kadar varlık alımlarını azaltmayı tamamlama yolunda” diyerek bir bakıma bunu teyit etti. Powell ayrıca “ekonomik toparlanmanın çok dengesiz olduğunu ve enflasyonun beklenenden daha kalıcı olabileceği” vurgusunu da yaptı. Kasım toplantısında bu yönde bir karar çıkarsa çok sürpriz olmayacak. Çünkü bu mesajlar bir süredir veriliyor.

FED’E KARŞI HAMLE

Türkiye’nin de dahil olduğu gelişen ülkelerin merkez bankaları ardı ardına faiz arttırım kararları alıyor. Son olarak Rusya Merkez Bankası art arda altıncı kez faiz arttırımına giderek faizi yüzde 7.25 seviyesine yükseltti. Brezilya, Meksika, Macaristan gibi bir çok ülke yine birkaç kez ardı ardına faiz arttırımı yapmıştı. Kaygı, enflasyon ve Fed’in para musluklarını kısmaya başlaması olasılığına karşı gardını alma durumu. Yani Fed, parayı kısıp ardından faiz arttırımına giderse ABD tahvil faiz oranlarının yükselip ABD dolarındaki değerlenmesi beklentisi. Bu şartlarda doların anavatanına dönme olasılığına karşı tedbir alıyorlar. Rusya’nın faiz arttırımında bu ölçüde aceleci davranması biraz da yadırganan bir durum olarak dikkat çekti. Dış ödemeler dengesi cari fazla veriyor. (Cari Denge/GSYH %+2.4) Ayrıca ihracatının önemli bir bölümü doğalgaz ve petrol. Her ikisinin fiyatı da yükselişte ve gelir kaynakları artıyor. Dış piyasaların yakından takip ettiği önemli referans noktalarından biri ABD 10 yıllık bono faiz oranı. Yükseliş eğilimi korunmakla birlikte çıkışın devamı açısından yüzde 1.70-1.77 seviyelerinin geçilmesi önemli olacak. İç piyasaların dalgalı seyrine karşılık dış piyasalar da rahat değil. Fed toplantısını bekliyor. Toplantı sonuçlarına göre belki sakin seyir sürecek. Veya oralarda da volatilite artacak. Belki de fırtına öncesi sessizlik hali. Bu aşamada birşey söylemek için erken. Bekleyip göreceğiz. Hali hazırda dış borsalarda iyimserlik korunuyor. Ancak diğer yatırım araçları ve piyasaların geneli için daha temkinli bir görünümden söz etmek mümkün. 

TCMB’DE FAİZ İNDİRİMİ SÜRÜYOR

TCMB perşembe günkü toplantısında gösterge faiz oranını 2.00 puan düşürerek yüzde 16 seviyesine çekti. Beklentiler 0.50-1.00 puan düşürülmesi yönündeydi. Yüksek kur, enflasyon ve dış koşullar nedeniyle faiz değişimi beklemeyenler de vardı. Yeni faiz oranı TÜFE ve çekirdek enflasyonun altında bir seviyede. Ancak toplantı metninde; Arz yönlü arızi unsurlardan kaynaklı olarak politika faizinde yapılan aşağı yönlü düzeltme için yılsonuna kadar sınırlı bir alan kaldığı Kurul tarafından değerlendirilmiştir” açıklaması yapıldı. Bundan sonraki toplantılar için daha düşük indirim olasılığı veya son yapılan için önden yüklemeli faiz indirimi izlenimi verildi. Eylül toplantısında, faiz indirimi ve toplantı metninden ‘parasal sıkılaştırma’ ifadesinin kaldırılarak model değişikliğine gittiğini bir bakıma ilan etmişti. Bu açıdan faiz kararlarının enflasyon ile pek illiyet bağı kalmamış, TL’nin değer kaybıyla birlikte rekabetçi kur ve cari fazla yeni hedef olarak belirlenmişti. Enflasyon yerine büyümeye öncelik verilmekle birlikte oluşacak cari fazlanın kurları ve enflasyonu aşağı çekilmesi gibi bir politika öne çıkarılmış görülüyor. Dış dünyada artan enflasyon kaygıları ve parasal genişlemenin sonuna yaklaşıldığı varsayımları bu politikanın başarıya ulaşmasına ne ölçüde izin verecek bunu zamanla bekleyip göreceğiz. TCMB’nin faiz indiriminin iç piyasalara ilk önemli yansımaları döviz kurları üzerinde hissedildi. Döviz kurlarında yeni zirveler oluşurken uzun vadeli tahvil faiz oranlarında (piyasa) yükseliş görüldü. Borsa İstanbul’da da yükseliş vardı. Bu arada borsa için ‘dolar bazında ucuzladı’ sözü çokça duyuldu. Sadece dolar bazında değil, fiyat kazanç oranı gibi bilanço değerleme kriterlerine göre de dış borsalara göre ucuz diye eklemek yerinde olacak. Ama uzun süredir bu görünüm vardı. Yani yeni bir şey değil. Ama alıcıların döviz kurlarındaki yükselişi işaret fişeği gibi görüp harekete geçmeleri hisse senetlerini hareketlendirmesi borsa yatırımcılarını sevindirdi. İşlem hacminin de yükselmesi katılımın arttığını gösteriyor.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın derdi ‘enflasyon’

Pandemi sonrası küresel ekonomi toparlanmaya devam ediyor. Salgınla birlikte ekonomileri desteklemek adına piyasaya verilen para bollaştı. Aşının bulunması ve kısıtlamaların kaldırılmasıyla talep artışı yaşandı. Ancak talep artışına enerji emtialarında yaşanan üretim yetersizliği ve tedarik sorunları da eklenince tüm dünyada enflasyon yükseldi.

PİYASALARDA yön ve denge arayışı devam ediyor. Dış borsalarda toparlanma görülürken diğer yatırım araçlarında bir kararsızlık ve dalgalı seyirden söz etmek mümkün. Eş zamanlı birçok gelişme iç içe geçmiş durumda. Pandemi ile birlikte ekonomiye destek için piyasaya salınan bol para, aşının bulunmasıyla kısıtlamaların kaldırılması ve sonrasında ekonomilerdeki ciddi toparlanma ve varlık fiyatlarındaki yükseliş, artan talebe uyum sağlayamayan enerji emtialarındaki üretim yetersizliği ve tedarik sorunlarına bağlı olarak enflasyon kapıya dayandı. Bu durum ekonomi yönetimlerini, dahası merkez bankalarını önemli bir kararın eşiğine getirdi. Karar vericiler, enflasyona göz yumarak ekonomideki büyümeye bir süre daha yol verecekler veya artan enflasyon kaygılarıyla birlikte parasal sıkılaştırmaya gidip daraltıcı politikalara yönelecekler ve ekonomide soğutma çalışmalarına başlayacaklar. Bu arada stagflasyon (ekonomik durgunlukla yüksek enflasyonunun eş zamanlı görülmesi) tartışmaları da sürüyor. ABD Merkez Bankası (Fed) başta olmak üzere öncü merkez bankalarının niyetleri aslında belli. Erken veya geç kalmak gibi bir ikilem ile birlikte daha çok zamanlama konusunda bir tereddüt var. Fed yetkilileri ve bölge başkanlarının açıklamalarına bakıldığında tam bir görüş birliğinden söz etmek zor. Farklı görüşler mevcut.

ENERJİ FİYATLARI ARTIYOR

Erken bir sıkılaştırma ekonomik toparlanmaya zarar verirken geç kalınması durumunda enflasyonun kontrolden çıkması gibi riskler mevcut. Hele şu sıralar maliyet enflasyonu açısından oldukça önemli görülen doğalgaz, petrol ve kömür fiyatlarında yükselişler sürerken. Bu açıdan Fed’in kasım veya aralık aylarında tahvil alımlarının azaltımına başlaması öngörülüyor. Geçen hafta açıklanan Fed tutanaklarında bu durum açıkça dillendirilmiş. Eğer Fed bu yönde bir adım atarsa Avrupa ve diğer gelişmiş ülke merkez bankaları onu takip edecek. Rusya ve Brezilya başta olmak üzere Türkiye’nin de dahil olduğu gelişen ülkeler kategorisinde birçok ülke faiz artışına başladı bile. Hatta birkaç kez üst üste faiz arttırımı yaptılar. Türkiye’de ise durum biraz farklı. TCMB geçen ay bir puanlık faiz indirimine gitti. Önümüzdeki hafta tekrar faiz indiriminin gelip gelmeyeceği tartışılıyor. Piyasaların seyri merkez bankaları para politikaları kararlarıyla oldukça ilintili. Geçen hafta ABD eylül tüketici enflasyonu (TÜFE) yüzde 5.4 ile beklentilerin biraz üzerinde geldi. Bu rakam 2008 haziran ayındaki yüzde 5.6 seviyesinden bu yana en yüksek seviye. Bu durum tahvil alımlarının azaltılması kararı açısından 2-3 Kasım Fed toplantısını daha önemli hale getirdi. Yükselen enflasyona rağmen ABD başta olmak üzere dış borsalardaki yükselişi açıklanan 3.çeyrek bilançolarının beklentilerden iyi gelmesi ve ekonomik verilerdeki olumlu görünüme bağlamak yerinde olacak.

MERKEZ TOPLANTISI BEKLENİYOR

İÇ ekonomik gündem perşembe günkü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) toplantısına odaklandı. Geçen hafta yapılan atama ve görev değişikliklerinin ardından faiz indiriminin devamı yönünde artan bir piyasa algısı ve fiyatlaması söz konusu. Ancak döviz kurlarındaki yükseliş, ayrıca kur geçişkenliğine bağlı olarak artan enflasyon kaygıları ve dış dünyadaki parasal sıkılaştırma hazırlıkları da önemli. Bu durumun karar noktasında dikkate alınması olağan bir gelişme olacaktır. Diğer yandan, enflasyonun altında faiz uygulamasının (eksi faiz) olumsuz sonuçları daha önce tecrübe edilmiş bir konu. Bu yönden bakılınca faiz kararının pas geçilmesi olası görülüyor. Ancak eylül toplantısıyla birlikte TCMB sıkı para politikasından gevşek modele geçmişti. Bu eğilim sürüyor ise faiz indirimlerinin devamı da mümkün olabilir. Bize göre birinci şık daha olası görülse de yine de 21 Ekim Perşembe günü saat 14.00’deki kararı görmek yerinde olacak. Diğer gündem konuları arasında 22 Ekim Cuma günü açıklanacak S&P’nin Türkiye değerlendirmeleri var. Kredi notunda ve görünümde değişim beklenmiyor. Ayrıca Borsa İstanbul’da 3. çeyrek bilançoları beklenmeye başlandı.    

Yazının Devamını Oku

Putin 'gaz' aldı

Son günlerde dünyanın gündeminde enerji fiyatları var. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de geçen hafta bir açıklama yaparak, “Avrupa’ya doğalgaz ihracatını arttıracaklarını ve küresel enerji piyasalarını istikrara kavuşturmaya yardım etmeye hazır olduklarını” söyledi. Bu açıklama ile doğalgaz fiyatlarında düşüş görüldü. Ancak sonrasında etki azaldı, fiyatlar yeniden yükselişe geçti.

Enerji fiyatlarında (petrol, doğalgaz) çıkış trendleri son yılların en yüksek seviyelerine ulaştı. Ancak Rusya Devlet Başkanı Putin, “Avrupa’ya doğalgaz ihracatını arttıracakları ve küresel enerji piyasalarını istikrara kavuşturmaya yardım etmeye hazır olduklarını” açıklayınca doğalgaz fiyatlarında sert düşüş görülmüş, bu durum petrol fiyatlarını da etkilemişti. Fakat Putin etkisi halen hissedilmekle birlikte zayıfladı, fiyatlarda tekrar toparlanma başladı. Putin doğalgaz fiyatlarının biraz ‘gazını’ almış oldu. ABD Enerji Bakanı Jennifer Granholm “ABD hükümetinin stratejik petrol rezervlerinin fiyatları düşürmek için kullanılabileceğini” açıklamıştı. Fakat bu açıklama, bizzat enerji bakanlığı tarafından stratejik rezervlerini şimdilik kullanmayı planlamadıkları şeklinde düzeltilince gerileyen petrol fiyatları tekrar yükselişe geçti. Enerji fiyatları soluklansa da çıkış hareketleri korunuyor. Talep durumu, arz ve tedarik sorunları, yaklaşan kış fiyatların çok aşağılara gelmesine pek izin verecek gibi görünmüyor. Enerji fiyatları yüksek kaldıkça da piyasalar üzerindeki enflasyon baskısının devamı olasıdır.

TOPARLANMA SİNYALLERİ

Piyasalarda dalgalı seyirle birlikte yön arayışı öne çıkmış durumda. Borsalarda düşüşler tepki alımlarıyla karşılaşırken yükseliş denemeleri zayıf kaldı. Açıklanan ekonomik verilerin farklı yönde sinyal vermesi veya birbirini teyit etmemesi bu görünüme neden olan gelişmelerin başında geliyor. Geçtiğimiz haftalarda ekonomik veriler zayıf gelirken, son gelen veriler ekonomide toparlanmanın korunduğu yönünde sinyaller veriyor. ABD ve Euro Bölgesi’nde açıklanan PMI verileri, ABD’de tekrar düşmeye başlayan haftalık işsizlik başvuruları beklentilere göre daha olumlu gelirken cuma günü açıklanan ABD eylül ayı tarım dışı istihdam artışı beklentilerin oldukça altında kaldı. 500 bin bekleniyordu 194 bin geldi. Geçen ay 235 bin idi. Buna karşılık işsizlik oranı yüzde 4.8 olarak gerçekleşti (beklenti %5.1, önceki %5.2). Aylık ortalama kazançlar beklentileri karşılarken, işgücüne katılım hafif geriledi. İstihdamdaki düşüş biraz da işgücündeki gerileme ile ilişkilendirildi. Bu açıdan verinin toplamda piyasalar üzerinde olumlu ancak sınırlı bir etki yaptığı söylenebilir. Bu verinin ABD Merkez Bankası’nın (Fed) kasım toplantısında tahvil alımlarının seyri konusundaki karara olası etkileri biraz tartışmaya açık. Diğer yandan 13 Ekim Çarşamba günü açıklanacak ABD enflasyon (TÜFE) verisine bakılacak haliyle. TÜFE için beklenti yüzde 5.3 civarında. Geçen ay yine yüzde 5.3 idi. Enflasyon bu seviyelerde çıkarsa istihdam verisi gibi Fed kararı için belirgin bir görüş verilmiş olmayacak. Fed yetkilileri enflasyondaki yükseliş için ‘geçici’ ifadesini kullanmaya devam ediyor. Aynı söylemler Avrupa Merkez Bankası Başkanı Lagarde için de geçerli. Fed’in tahvil alımlarının azaltılması kararı için Başkan Powell her ne kadar 2-3 Kasım tarihindeki toplantıyı işaret etse de bir erteleme ve görüş değişikliği sürpriz olmaz. Bu durumda piyasaların yaklaşımı ve tepkisi farklı olacaktır. Ancak yine de Fed toplantısını ve yetkililerden gelecek açıklamaları yakından izlemekte yarar var. Piyasalarda dalgalı seyirle birlikte kararsız görünüm korunuyor.

BORSADA İLK DESTEK 1.385 SEVİYELERİNDE

Borsada sert satışların ardından destek seviyelerinde tepki alımları görüldü. Ancak tepki çıkışının güç kazandığını söylemek için erken. İlk destekler 1.385 ve 1.375-1.370 seviyelerinde. İlk dirençler ise 1.410-1.417 seviyelerinde. Tepki çıkışının devamı için bu seviyelerin geçilmesi gerekecek. Bu durumda sonraki dirençler 1.430 ve 1.450 seviyelerinde. Endekste görülen tepki yükselişinin direnç seviyelerinde satışla karşılaşma olasılığı yüksek.

DOLAR/TL’DE YENİ ZİRVELER OLUŞUYOR

Dolar/TL kurunda yükseliş yeni zirve denemeleriyle birlikte sürüyor. İlk destekler 8.90-8.88 seviyelerinde görülürken sonraki destek noktaları 8.84-8.82 ve 8.76 seviyelerinde. İlk dirençler ise 8.97-9.00 seviyelerinde görülüyor. Bu seviyelerde kâr satışları görülebilir. 9.00 seviyesinin üzerinde kalınması durumunda ise sonraki dirençler 9.10 ve 9.17-9.20 seviyelerinde bulunuyor. 9.00 seviyesini geçemeyen çıkış denemeleri kâr satışlarıyla karşılaşabilir.

 

Yazının Devamını Oku

Enerji fiyatlarında global yükseliş

Gıda fiyatlarından sonra gündeme enerji fiyatlarındaki artışlar yerleşti. Piyasaların tanımladığı şekliyle ‘enerji krizi’ demek daha doğru olsa gerek.

Gıda ve enerji üzerinden hareketle enflasyonda bu dönem arz kaynaklı gelişmeler öne çıktı. Pandemi sonrası küresel ekonomideki büyüme ve artan talep, enerji ihtiyacını canlandırdı. Talep artışının petrol ve doğalgaz fiyatlarına etkileri tartışılırken, bu defa enerji arzında sıkıntılar baş gösterdi. Buna bağlı olarak petrol, doğalgaz ve kömür fiyatlarındaki yükselişler ivme kazandı. Ayrıca bazı ülkelerin enerji güvenliği kaygılarıyla fazladan alım yaptığı haberleri de gelmeye başladı. Dış piyasalarda kömürde yıllık artış yüzde 260 seviyesini bulurken, doğalgazda yılbaşından bu yana yüzde 135, petrolde (brent) ise yaklaşık yüzde 60 fiyat artışları görüldü. Pandemi süresince enerji üretimindeki kesintilere tedarik yollarındaki maliyet artışı ve sorunlar da eklendi. Ayrıca stoklarda azalmalar görüldü. ABD haftalık ham petrol stokları geçtiğimiz beş haftalık dönemin dördünde düşüş gösterdi. Doğalgazdaki aşırı fiyat artışı elektrik üretimi için petrole daha fazla ağırlık verilmesi nedeniyle petrol fiyatındaki yükselişe katkı yaptı.



İSTİHDAM VE ENFLASYON

Buna ek olarak pazartesi günü yapılan OPEC+ toplantısında günlük 400 bin varil artış kararına sadık kalınması fiyatı biraz daha yükseltti. Enerji fiyatlarındaki sorun talepteki artıştan çok arz yönüne yani maliyet tarafına kaymış görülüyor. Tedarik sorunlarının kısa vadede çözümü pek mümkün görülmemekle birlikte yaklaşan kış nedeniyle enerji fiyatları bir süre daha gündemde kalacak gibi görünüyor. Enerji fiyatları enflasyondaki yükselişe katkı vermesi yönüyle para ve sermaye piyasaları üzerinde baskıya neden olmuş durumda. ABD Merkez Bankası’nın tahvil alımlarının azaltılması konusunda karar verirken öncelikle baktığı iki önemli veri bilindiği üzere istihdam ve enflasyon. Bu açıdan yükselen enflasyon, merkez bankalarının para politikalarını daraltıcı yönde etkileyecek bir gelişme. Para musluklarının kısılması doğal olarak piyasaların arzu edeceği bir gelişme değil.

TÜRKİYE’YE YANSIMALARI

Yazının Devamını Oku

Gıda ve enerji fiyatları dünyanın gündeminde

Geçen hafta açıklanan ABD haftalık işsizlik başvuruları 3 haftadır yükseliyor. Bu durum ekonomideki yavaşlama sinyallerini arttırıyor. Dünyada yükselen gıda ve enerji emtialarındaki fiyat artışları da enflasyon konusunda tedirginlik yaratıyor.

Piyasalar dalgalı seyir izlerken borsalarda zayıflama sinyalleri öne çıkmaya başladı. ABD ve Almanya borsalarında kâr satışlarıyla birlikte önemli destek noktaları test ediliyor. Bu durum Borsa İstanbul’a da baskı yapmaya başladı. Ekonomik veriler yakından izleniyor. Özellikle 8 Ekim Cuma günü açıklanacak ABD eylül tarım dışı istihdam verilerine ayrı bir yer açmak gerekecek. ABD Merkez Bankası (Fed) para politikası için istihdam ve enflasyon öncelikli veriler arasında yer alır. Eylül tarım dışı istihdam artışı 500 bin bekleniyor. Geçen ay 700 bin civarında beklenirken 235 bin gerçekleşmişti. Ağustos enflasyonu ise yüzde 5.3 olarak açıklanmıştı. Fed toplantısı 2-3 Kasım tarihlerinde. Geçen hafta açıklanan ABD haftalık işsizlik başvuruları art arda üç haftadır yükselirken küresel ekonomide enflasyon kaygıları artıyor. Almanya’da enflasyon verileri (TÜFE) rekor kırarak yüzde 4.1 oldu. Fed Başkanı Powell’ın geçen haftaki “Enflasyonun hala hafiflemesini bekliyoruz, gelecek yılın ilk yarısında enflasyonda biraz rahatlama bekliyoruz, tam istihdamdan çok uzaktayız” açıklamaları oldukça dikkat çekici. Enflasyondaki “geçici” ifadesinin artık inandırıcılığı zayıflamaya başladı. Özellikle gıda ve enerji emtialarındaki (doğalgaz, petrol) fiyat artışları enflasyon ateşini biraz daha harlamış görülüyor. Bunlara ek olarak ABD tarım dışı istihdamı beklentileri aşarsa tahvil alımlarının azaltılması olasılığı artar. Zaten Fed Başkanı kasım ayını işaret etmişti. Fakat son dönem açıklanan ekonomik verilerdeki zayıflama ile istihdamın beklentilerin altında kalması durumu birleşirse bu defa varlık alımlarının azaltımı olasılığı tartışılmaya açılır. Diğer yandan ABD 10 yıllık bono faiz oranı sert yükseliş sonrası tekrar yüzde 1.50 seviyesinin altına gerilerken ABD dolarındaki değerlenme biraz ivme kaybetmeye başladı. Bu durum son günlerde düşüş eğiliminde olan altının ons fiyatını destekledi ve tepki alımlarını beraberinde getirdi. Bu aşamada dış piyasalar için temkinli bir görünümden söz edilebilir.

ENERJİ KRİZİ SÜRÜYOR

Enerji krizi ve enerji fiyatları gündemde ilk sıralarda yer alıyor. Maliyet enflasyonu (arz) açısından oldukça önemli görülen doğalgaz ve petrol fiyatlarındaki yükseliş hareketi korunmakla birlikte biraz ivme kaybetmeye başladı. Enerji krizi daha çok İngiltere ve Çin ile anılıyordu. Ancak artan doğalgaz ve elektrik fiyatlarının Avrupa’nın en büyük, dünyanın ikinci büyük gıda ihracatçısı Hollanda’da seraların küçülmesine veya kapanmasına yol açtığı bildiriliyor. Hatırlanırsa elektrik kesintileri nedeniyle Çin’de Apple ve Tesla’nın da bulunduğu bir çok fabrika üretimi durdurmuştu. Pandemi sonrası ekonomideki canlanma ile artan talebe arz artışının uyum sağlayamaması temel olarak görülürken yaklaşan kış nedeniyle sorunun kısa sürede çözümü biraz zor görülüyor.

EYLÜL ENFLASYONU YARIN AÇIKLANIYOR

Türkiye’nin eylül enflasyonu yarın açıklanacak. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) için tahminler aylıkta yüzde 1.25-1.35, yıllıkta 19.50-19.70 seviyelerinde. TCMB’nin çekirdek ve beklenen enflasyonu baz alarak faiz indirimine gitmesi sonrası TÜFE kadar çekirdek enflasyon da yakından izlenecek. Yükselen enflasyona rağmen sıkı para politikasını değiştiren TCMB için önümüzdeki toplantılarda faiz indirim beklentileri korunuyor. Bu açıdan bakınca faiz kararları için enflasyon eskisi kadar referans olma özelliği taşımıyor. Buna bağlı olarak enflasyonun beklentilerden yüksek veya düşük gelmesi piyasalar üzerinde öncekilere nazaran daha derin etkiler bırakmayabilir. Geçtiğimiz yazılarımızda yer verdiğimiz görüşü tekrarlayacak olursak, faiz düşüşü ile TL’nin değer kaybı ve bunun ihracat ve büyüme üzerindeki etkileri daha çok benimsenmiş durumda. Kur artışının ithalat kısıcı ve cari açığı azaltıcı yönde etkileri var. Ancak ağırlıklı olarak ara mal ithalatına dayalı yapı nedeniyle Türkiye için bunun ne ölçüde işlerlik kazanacağı tartışılır.

BRÜT REZERVLER 122 MİLYAR DOLAR

TCMB’nin açıkladığı yurtdışı yerleşiklerin haftalık tahvil bono ve hisse senetleri istatistikleri yakından izlenen veriler arasında. TCMB’nin faiz indirimi yaptığı 24 Eylül haftasında yabancılar tahvil bonoda 415 milyon dolar satış yaptı. Bu rakam son altı ayın en büyük satışı olarak görüldü. Hisse senetlerinde ise 35 milyon dolar alımdalar. Bu veriler yabancı yatırımcıların faiz kararına ilişkin bir sinyal olarak kabul edilebilir. Ancak henüz ciddi bir pozisyon değişikliği yapıyorlar, tahvil satıp hisseye yöneldiler demek için oldukça erken. Hisse senetlerinde ise yabancı payı düşüş eğiliminde, yüzde 42’nin altına geriledi. Diğer yandan 24 Eylül ile biten haftada TCMB brüt rezervleri, 120.7 milyar dolardan 122 milyar dolara yükselirken bankalardaki yurtiçi yerliklerin yabancı para mevduatı 2 milyar dolara yakın gerileyerek 235 milyar dolar çekildi.

BORSADA DESTEKLER İZLENİYOR

Yazının Devamını Oku

Fed’in ayağı frende

Geçen hafta merkez bankalarının kararları takip edildi. ABD Merkez Bankası (Fed), beklentilere paralel olarak faizi değiştirmedi. Kararın ardından Fed Başkanı Powell’ın açıklamalarına odaklanıldı. Tahvil alımları konusunda yol haritası şekillendi. Fed üyelerinin çoğunluğunun beklentisi 2022 sonuna doğru faiz arttırımı yönünde oldu. Bu bakımdan Fed’in ayağını fren pedalına koyduğunu ancak henüz frene basmadığını söyleyebiliriz.

Piyasalarda geçen hafta merkez bankası kararları öne çıktı. ABD Merkez Bankası (Fed), geçen çarşamba günkü toplantısında beklendiği üzere faiz değişimine gitmedi. Toplantı sonrası yapılan açıklamalarda 2021 yılı için enflasyon hedefi yukarı, işsizlik beklentisi aşağı yönlü revize edildi. Enflasyondaki yukarı yönlü revize bir yönü ile Fed yetkilerinin bir süredir dillendirdiği “enflasyondaki yükselişin geçici olduğu” beklentileriyle çelişti. Ama bunun üzerinde pek durulmazken, Fed Başkanı Powell’ın açıklamalarına odaklanıldı. Merak edilen konu tahvil alımlarının seyriydi. Bu yönde ileriye yönelik bir yol haritası şekillenirken tahvil alımlarının azaltılmasının faiz arttırımı anlamına gelmeyeceği vurgusu tekrarlandı. Yapılan açıklamalardan kasım toplantısında kararın verileceği ve 2022 ortasında ise sürecin tamamlanacağı şeklinde bir takvim ortaya çıktı. Fed üyelerinin çoğunluğu 2022 sonuna doğru faiz arttırımı bekliyor. Bir bakıma Fed ayağını fren pedalına koydu ancak henüz frene basmadı. Ne zaman frene dokunulacağı kasımda belli olacak. Karar noktasında istihdam ve enflasyon gibi ekonomik verilerin seyrine bakılacak.

ALTINDA DÜŞÜŞ

Dış borsaların bu beklentiye tepkisi yükseliş yönünde olurken ABD dolarında değerlenme, ABD 10 yıllık bono faizinde yükseliş ve bu gelişmelere bağlı olarak altın fiyatında düşüş görüldü. Fed’in bu kararı alması dış finansman ihtiyacındaki Türkiye’nin de dahil olduğu gelişen piyasalar açısından iyi bir haber olmayacak. Bir süredir aynı ligde bulunduğumuz bazı ülkeler Fed politika değişimine karşı gardını alıyor. Rusya beş kez üst üste faiz arttırırken yükselen enflasyonun da etkisiyle tekrar faiz arttırımına hazırlanıyor. Brezilya Merkez Bankası art arda üçüncü kez olmak üzere geçen hafta bir puanlık faiz arttırımına gitti. Ekimde tekrar faiz artışı sinyali verdi. ABD’de tahvil faizlerinin yükselmesi sıcak para akışı açısından gelişen ülke piyasaları için istenen bir durum değil. Ayrıca yüksek faiz, borsalar için önemli bir alternatif. Para musluklarının kısılması ve faizdeki yükseliş, risk iştahının korunmasını zorlaştıracak bir gelişme olabilir. Henüz bu olasılılık çok fazla fiyatlamalara girmiş değil. Ancak dış piyasaların daha temkinli olduğunu söylemek mümkün.

PARA POLİTİKASINDA DEĞİŞİM

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) geçen perşembe günü sürpriz bir kararla gösterge faiz oranını bir puan düşürerek, yüzde 19’dan 18 seviyesine çekti. Hatırlanırsa TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu, birkaç hafta önce “çekirdek enflasyonunun baz alınacağı” vurgusuyla faiz indirimi için bir alan açtığı kabul edilmişti. Buna rağmen Fed toplantısı sonrası yapılan açıklamalar, gelişen ülkelerden gelen faiz arttırım haberleri ve yüksek enflasyon gibi nedenlerle beklenti daha çok faizin sabit bırakılması yönündeydi. Faiz indirimine gerekçe olarak, gıda ve ithal fiyatlardaki artışların arızi unsurlara bağlı olduğu (geçici), kredi yavaşlaması ve cari dengedeki iyileşme gösterildi. Ayrıca geçmiş toplantı metinlerinde yer alan enflasyon üzerinde faiz ve parasal sıkılaştırma vurguları son metinde yer almadı. Bu durum TCMB’nin para politikasının ciddi bir değişime uğradığını, parasal sıkılaştırma modelinden vazgeçildiğini gösteriyor. Kasım ayındaki toplantı için de farklı beklentiler oluşmaya başladı. Citi, JP Morgan, Bank of America, Morgan Stanley ve Barclays gibi yabancı kurumlar faiz indirimini sürpriz bulurlarken, bazıları faiz indiriminin devamını beklediklerini açıkladı. Barclays, sene sonunda faizin yüzde 15 olmasını beklerken, BofA 150 baz puan daha indirim bekliyoruz açıklamasında bulundu. Morgan Stanley ise kasım toplantısında 50 baz puanlık indirim bekliyor. Faiz indirimini sürpriz olarak karşılayıp devamını beklemek çelişki gibi görülse de bu durum TCMB’nin parasal sıkılaştırma yerine gevşek para politikasına geçişle yani model değişikliğiyle izah edilebilir. TCMB’nin faiz kararının ardından dolar/TL kurunda 8.80 zirvesi geçildi. Borsa İstanbul’da düşüş görüldü. Uzun vadeli gösterge tahvil faiz oranında ise yükseliş vardı. İç piyasalarda yeni denge arayışları sürüyor.

EKONOMİK VERİLERDE ZAYIFLAMA İŞARETLERİ

Son dönemde açıklanan ekonomik veriler küresel ekonomideki toparlanmanın ivme kaybettiği izlenimini veriyor. Perşembe günü ABD haftalık işsizlik başvuruları 351 bin kişi olarak açıklandı. (beklenti 320 bin, önceki 332 bin) ABD, Almanya, Euro Bölgesi ve İngiltere PMI verileri beklentilerin altında kaldı. Yükselişini sürdüren petrol fiyatlarına ayrı parantez açmak gerekecek. Son günlerdeki artışta ABD ve Avrupa’da ham petrol stoklarındaki azalmanın yanı sıra doğalgaz fiyatlarındaki artışla beraber elektrik üretimi için petrole olan talebin artacağı beklentisi önemli paya sahip. Gündem olarak önümüzdeki hafta Türkiye dış ticaret verileri var. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD dönüşünde ABD ile ilişkiler hakkında yaptığı açıklamalar sonrası daha çok önem atfedilen Rusya Devlet Başkanı Putin ile yapacağı görüşme yakından izlenecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gıda fiyatları için marketler ile ilgili yaptığı açıklama ise Borsa İstanbul’da sektör bazlı fiyatlamalarla karşılık buldu.

BORSADA SATIŞ BASKISI SÜRÜYOR

Yazının Devamını Oku

Gözler merkez bankalarında

Aralarında ABD, Çin, Japonya, İngiltere, Brezilya, Güney Afrika ve Türkiye’nin de olduğu 10’dan fazla merkez bankasının toplantısı gelecek hafta gerçekleştirilecek. Piyasaların gözü kulağı ise merkez bankalarının toplantılarında olacak. Fed’in tahvil alımlarının azaltıp azaltmayacağı kararı ise dış piyasaların öncelikli gündemleri arasında.

Gelecek hafta ‘merkez bankaları’ konuşacak. 10’dan fazla merkez bankası toplantısı var. 22 Eylül’de ABD, Çin, Japonya, İngiltere, 23 Eylül’de ise Türkiye, Brezilya, G.Afrika olmak üzere birçok merkez bankası toplantısı var. Piyasaların pürdikkat kesileceği iki toplantı perşembe günkü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve çarşamba günü gerçekleşecek olan ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı olacak. Dış piyasaların öncelikli gündemi Fed. Daha doğrusu Fed’in tahvil alımlarının azaltıp azaltmayacağı kararı önem arz edecek. Piyasa beklentisi ağırlıklı olarak tahvil alımlarının azaltılması (tapering) yönünde bir karar çıkmayacağı yönünde. Ancak toplantı sonrası yapılacak açıklamalarda ileriye yönelik para politikaları için bir değişiklik sinyali olacak mı? ABD ağustos TÜFE verisi yıllıkta yüzde 5.3’e gerilerken, aylık bazda beklentilerin altında kalması ve ABD tarım dışı istihdam artışının ağustosta 235 bin seviyesine gerilemesi (temmuzda 943 bin idi) Fed’in bu toplantıyı pas geçme olasılığını arttırıyor. Fakat geçen perşembe ABD perakende satışlarının beklentilerin oldukça üzerinde gelmesi kafaları karıştırdı. Veri sonrası ABD dolarının değer kazanarak 93.00 seviyesinin geçmesi ve ABD 10 yıllık bono faiz oranının yüzde 1.38’e tırmanması 22 Eylül için varlık azaltma kararı bekleyenlerin sayısını arttırmış görünüyor. Fiyatlamalar da bunu gösterdi. Dip not olarak vermek gerekirse, dış piyasalardaki bu gelişmeler döviz kurları başta olmak üzere iç piyasalara da yansıdı. Fed toplantısı için ağır basan olasılık her ne kadar yeni bir karar çıkmayacağı yönünde olsa da piyasalar toplantı sonuçları konusunda bölünmüş durumda. Bir karar çıkmazsa ve güvercin tonda açıklamalar gelirse bu olumlu algılanır, tahvil alımlarının azaltılması kararı veya bu yönde bir sinyale ise olumsuz bir piyasa tepki beklenebilir. Dış piyasalardaki görünüm temkinli bir bekleyişi gösteriyor.

DÖVİZ MEVDUAT ARTIŞI İVME KAYBETTİ

Bankalardaki döviz mevduat artışı 10 eylül ile biten haftada ivme kaybetti ve 238 milyar dolar seviyesinde kaldı. Diğer yandan aynı haftada sıcak para girişleri tahvil bono tarafına kaymış görülüyor. Yüksek faiz etkisi önemli. Hisse senetlerinden 52 milyon dolar çıkış, buna karşılık tahvil bonoya 325 milyon dolarlık giriş söz konusu. TCMB brüt rezervlerinde ise artış sürüyor. 10 Eylül haftasında önceki haftaya göre 1 milyar dolarlık artış ile brüt rezervler 120 milyar doları geçti. Geçen hafta bankaların yabancı para mevduatlarında bazı vadelerdeki iki puanlık artış ile rezerve 3.4 milyar dolar ilave katkı gelecek. Ayrıca reeskont kredilerinin 30 milyar dolara çıkarılması yine rezerv artışını destekleyecek bir gelişme. Son yıllarda yıllık 20 milyar doların üzerinde reeskont kredilerinden rezervlere bir katkı söz konusu. Rezerv biriktirme operasyonları sürerken bu yönde bir politika oluşmuş görülüyor.

BÜYÜME POLİTİKASI

FED toplantısından bir gün sonra TCMB toplantısı var. Fed kararları ne ölçüde referans olacak orası tartışılır ama zor bir karar olacak. Toplantıya ilişkin beklentiler TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nın ‘çekirdek enflasyonu’ öne çıkarmasıyla değişti. TÜFE baz alınarak enflasyonun üzerinde faiz söylemi yerine ağustosta yüzde 16.76 olan çekirdek enflasyon vurgusu gelince piyasalar bunu faiz indirim hazırlığı olarak yorumladı. Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) TCMB’den bu toplantıda 50 baz puan indirim, yıl sonuna kadar ise 150 baz puan daha indirime gitmesini beklediğini açıkladı. TCMB faizi sabit bırakırsa döviz kurlarında geri çekilme, faiz indiriminde ise yukarı yönlü bir hareket olasılığı söz konusu. Son dönemde ekonomi yönetiminin büyümeyi öne çıkaran bir politika istediği yönünde emareler mevcut. TL’nin değer kaybı kur geçişkenliğine bağlı olarak enflasyonu yukarı çekecek olsa da ihracat üzerindeki pozitif katkısı malum. Faizdeki düşüşün etkileri yanında ihracat artışı da ekonomideki büyümeyi destekleyen bir durum. Faiz indirimi gelirse, bunu büyümeden yöne tercih olarak da yorumlamak mümkün. Piyasalarda Fed toplantı sonuçlarına ilişkin bölünmüşlük TCMB için de var. Faizin sabit bırakılması gerektiği veya bırakılacağı yönünde hatırı sayılır ölçüde görüşler mevcut. Cevap için yine de 23 Eylül’ü beklemek yerinde olacak.

BORSADA SATIŞ BASKISI SÜRÜYOR

Borsada düşüş eğilimi devam ediyor. İlk önemli destekler 1.410-1.400 seviyelerinde bulunurken sonraki destek noktaları 1.370 ve 1.350 seviyelerinde. Olası tepki alımlarında ilk dirençler ise 1.445-1.457 seviyelerinde. Tepki çıkışının devamı için 1.457 seviyesi geçilmeli. Sonraki dirençler 1.475-1.485 seviyelerinde bulunuyor. Satış baskısı korunmakla birlikte destek noktalarında tepki alımları görülebilir.

DOLAR/TL’DE TEPKİ ÇIKIŞI GÜÇ KAZANDI

Yazının Devamını Oku

Avrupa’dan ılımlı mesaj

Avrupa Merkez Bankası (ECB), geçen haftaki toplantıda faiz oranını sabit tutarken, yapılan açıklamalar, bekle gör türünden ve ekonominin seyrini ölçmek açısından zaman kazanmaya yönelikti. ECB’den pandemi tahvil alım programının 1.85 trilyon Euro olarak kalacağı, alımların ılımlı yavaş bir politikada yapılacağı ifade edildi.

Piyasalarda dalgalı seyir devam ederken gözler merkez bankalarından gelen mesajlardaydı. Avrupa Merkez Bankası’nın geçen haftaki toplantısında beklendiği üzere faiz oranı sabit tutulurken başkan Lagarde’ın açıklamaları piyasalar üzerinde çok belirgin etkiler yapmadı. Sınırlı bir etkiden söz edilebilir. Açıklamalarda, pandemi tahvil alım programının 1.85 trilyon Euro olarak kalması, alımların ılımlı yavaş bir patikada yapılacağı ve hızının azaltılacağı, enflasyon baskısının yavaşlaması ve yükselişin geçici olduğu, ekonomik toparlanmanın devamı ve delta varyantına ilişkin vurgular öne çıktı. Bu söylemler durumu idare eden, bekle gör türünden ve ekonominin seyrini ölçmek açısından zaman kazanmaya yönelik açıklamalardı. ABD Merkez Bankası (Fed) tahvil alımlarının azaltılması ve para politikası değişikliği konusunda adım atmadan Avrupa’nın yön belirlemesi biraz zor. En azından geçmiş tecrübeler bunu gösteriyor. Beklentilerin oldukça altında gelen ABD tarım dışı istihdam verileri sonrası Fed yetkililerinden çok net mesajlar gelmedi. Tahvil alımlarının bu yılsonuna kadar azaltılması veya bir süre ertelenmesi yönünde görüşler mevcut. Ama tahvil alımlarının azaltılması yönündeki görüşler biraz daha ağırlıklı. New York Fed Başkanı John Williams, 2021’de teşviklerin geri çekilmesine başlama taraftarı olduğu yönünde görüş bildirdi. Atlanta Fed Başkanı Raphael Bostic ise, Fed’in bu yıl varlık alımlarını azaltabileceğine inandığını ancak bu ayki Fed toplantısında bu yönde bir karar beklemediğini söyledi. Fed’in 22 Eylül toplantısı sonrası piyasalar bu konuda netleşebilir. Ancak toplantıdan önce sonuçlarına göre Salı günkü ABD ağustos enflasyon verisi önemli bir eşik olabilir.

ÖNEMLİ PARAMETRELER

Enflasyon ve istihdam verileri bilindiği üzere Fed kararları açısından oldukça önemli parametreler. Hatırlanırsa haziran ve temmuz aylarında ABD enflasyonu (TÜFE) yıllık yüzde 5.4, aylık yüzde 0.5 olarak açıklandı. Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ise ağustosta aylıkta yüzde 0.7 artarken yıllıkta yüzde 8.3 ile 2010’dan beri en büyük yıllık artışı kaydetti. Ağustos TÜFE için beklentiler aylıkta yüzde 0.4, yıllıkta yüzde 5.3 civarında yoğunlaşıyor. Bu rakamı çok aşacak bir veri doğal olarak olumsuz, buna karşılık bu rakamın altında kalacak bir veri ise olumlu algılanabilir. Enflasyon konusunda Fed’in beklentisi yükselişin geçici olduğu yönünde. Bununla birlikte farklı görüşler de gelmiyor değil. Cleveland Fed Başkanı Loretta Mester enflasyonun bu sene yüksek kalabileceğini, risklerin de yukarı yönlü olduğunu söyledi. Özetle, Fed para politikasındaki değişimler konusunda piyasaların çok net bir tepkisi ve görüşü henüz oluşmuş değil. Ayrıca delta varyantına ilişkin belirsizlik ve ekonomiye etkileri sıkça vurgulanan bir konu. Piyasalarda iyimserliğin yerini daha temkinli bir görünüme bıraktığını söylemek mümkün.

TCMB’DEN ‘ÇEKİRDEK’ ENFLASYON VURGUSU

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nın geçen hafta enflasyon konusunda yaptığı açıklamalar dikkat çekti. Kavcıoğlu’nun açıklamalarında manşet enflasyon yerine çekirdek enflasyonu öne çıkarması olası bir faiz indirim hazırlığı olarak görüldü. Bu durum döviz kurlarına yükseliş olarak yansırken, Borsa İstanbul’a satış olarak etki etti. Hatırlanırsa, TCMB Başkanı Kavcıoğlu’nun enflasyon üzerinde faiz söylemleri vardı. Ağustos manşet enflasyonu (TÜFE) TCMB gösterge faizinin üzerine çıkmış, ağustos çekirdek enflasyonu yüzde 16.76 olarak açıklanmıştı. Bu açıdan TCMB Başkanı’nın açıklamaları faiz indirimi için bir alan açma olarak değerlendirdi. Bununla birlikte 23 Eylül’deki TCMB toplantısında faiz indirimi veya şimdilik sabit kalması yönünde farklı görüşler ve beklentiler oluşmaya başladı. Ancak piyasalar gardını ve fiyatlamasını ağırlıklı olarak faiz indirimi yönünde yapıyor izlenimi hakim. ABD’de parasal genişleme sorgulanıp takvim hesabı yapılırken Türkiye’nin da dahil olduğu gelişen ülkelerden faiz artırımı ve enflasyonda yükseliş haberleri geliyor. Kolombiya Merkez Bankası, yükselen enflasyon nedeniyle politika faiz oranını arttıracağını açıkladı. Rusya’da ise enflasyon son beş yılın zirvesine ulaştı. Bu durum bu yıl beşinci kez faiz artırım olasılığını arttırdı. TCMB karar alırken dış kaynaklı gelişmeleri de değerlendiriyor tabi ki. Tahminler yerine 23 Eylül’deki TCMB faiz kararını görmek daha doğru olacak.

DÖVİZ MEVDUATINDA ARTIŞ SÜRÜYOR

TCMB verilerine göre bankalardaki döviz mevduatı ve brüt rezervler artarken sıcak para girişleri sürüyor. 03 Eylül haftasında hisse senetlerine 98.8 milyon dolar, tahvil bonoya 41.8 milyon dolar yabancı girişi oldu. Tutar olarak yüksek olmazsa da hisse senetlerine son dört haftadır, tahvil bonoya ise son üç haftadır yabancı girişleri devam ediyor. Yine 03 Eylül haftasında bankalardaki yabancı para mevduatı bir önceki haftaya göre yaklaşık 2 milyar dolar artışla 238 milyar dolara ulaşırken TCMB brüt rezervleri 900 milyon dolar artışla 119 milyar dolar oldu. Özellikle toplam mevduatın yüzde 55’ine ulaşan bankalardaki döviz mevduatındaki artış kayda değer. Döviz kurları düşse de yükselse de çözülme bir yana artış sürüyor. Döviz kurlarındaki geri çekilmelerin daha kalıcı hale gelmesi için bu görünümün değişmesi ve talebin azalması önemli olacak.

BORSA DESTEK ARAYIŞINDA

Yazının Devamını Oku