Paylaş
SON yılların en gözde yatırım aracı altın. Yatırım araçları içerisinde gram/TL altının primi yıl başından bu yana yüzde 86’yı bulurken ons dolarda prim yüzde 55 oldu. Diğer yatırım araçlarının açık ara önünde ve enflasyona karşı reel getiri sağlamış durumda. Enflasyonda ilk 10 aylık artışın yüzde 28, konutta son bir yıllık artışın yüzde 32, döviz sepetindeki (dolar+Euro) kazancın yılbaşından bu yana yüzde 27 olduğunu dikkate alırsak durum daha da netleşiyor. Mevduat ve tahvil faizlerini altına en yakın kazanç sağlayan yatırım aracı olarak görmek mümkün. Altının ons fiyatındaki artışına iç piyasalarda dolar/TL kurundaki yükseliş de eklenince gram/TL’de ortaya çok ciddi bir kazanç çıktı. Türk halkının yatırım aracı olarak vazgeçilmezi ve toplam tasarrufların yaklaşık yüzde 35-40’ını oluşturuyor.
Hal böyle olunca altın fiyatlarındaki yükseliş ciddi bir servet etkisi ve zenginleşme aracı olarak ortaya çıkıyor.

100 MİLYAR DOLARLIK GELİR
Geçtiğimiz günlerde Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın, Türk halkının elinde 400-500 milyar dolarlık altın olduğu, altın fiyatlarındaki yükselişle 100 milyar dolarlık gelir elde ettiği, bu durumun da enflasyon ile mücadelede zafiyete neden olduğu şeklinde açıklamaları olmuştu. Doğruluk payı yüksek bir tespit. Uygulanan enflasyonla mücadele programının önemli ayaklarından biri, yüksek faizle döviz kurlarını ve talebi baskılamaktı. Ücret politikası da buna göre şekillendirildi. Ancak altın fiyatındaki yükseliş ek talep yarattı. Merkez Bankası Başkanı Karahan’ın vurgusu da bu noktada olmuştu. Ama herkes enflasyona karşı tasarruflarını koruma ve reel getiri peşinde, bu açıdan yapacak bir şey yok.
FED ‘KÖR UÇUŞTA’
Altını kâr satışlarının ardından tekrar zirve seviyelerine yaklaştıran gelişmelere göz atacak olursak, yine Fed faiz indirim beklentilerinin olduğunu göreceğiz. Ekonomisinde soğuma emareleri artan ABD’de bütçe krizinin sonlanmasıyla veri trafiğinin tekrar işlerlik kazanması bekleniyor. Buna bağlı olarak ABD ekonomisine ilişkin verilerin zayıf geleceği, bunun da Fed’in faiz indirim olasılığını artıracağı şeklindeki beklentiler altın fiyatında yükselişi beraberinde getirdi. Mevcut faiz indirim beklentisi halen 25 baz puan olmaya devam ediyor ve bu beklenti zaten önemli ölçüde fiyatların içinde var. Hükümetin kapanmasıyla bazı veriler yayınlanmayınca Fed’in “kör uçuşta” olduğu yorumları mevcut. Bu açıdan ABD’de hükümetin açılması piyasalara olumlu yansıdı. Borsalarda çıkışa neden olurken altın ve gümüş başta olmak üzere emtia fiyatlarını da yukarı çekti. ABD borsalarında zirveler tekrar test edildi. Ancak son günlerde bütçe krizinin sonlanmasına bağlı fiyatlamaların yapılmış olmasının dışında bazı Fed üyelerinden aralık toplantısında faiz indirimine sıcak bakmadıkları yönünde açıklamalar gelince iyimserlik zayıfladı. Fed’in faiz indirim olasılığı tekrar yüzde 60’lara çekildi. Buna bağlı olarak ABD öncülüğünde dış borsalara kâr satışları geldi. ABD’de yapay zekâ ve teknoloji hisseleri başta olmak üzere “aşırı değerli” olduğu yorumları tekrarlanır oldu. ABD borsalarında balon var mı yok mu soruları ise yüksek prim var ama balon yok noktasına evrilmiş durumda.
KÂR SATIŞLARI GELDİ
Altın ve gümüş ile birlikte bakır, platin gibi emtialar da bu görünümden nasiplerini aldılar. Altın ve gümüşe zirvelerine yakın noktalardan kâr satışları geldi. Altın ve gümüş zirve testini bu denemesinde geçemedi, fakat kâr satışları henüz derinlik kazanmış görülmüyor. Bu aşamada teknik düzeltme boyutunda değerlendirilebilir. Altının ons fiyatında 4.381, gram/TL fiyatında 5.900, gümüşte 54.70 zirve seviyelerinin geçilmesi çıkışın devamı açısından oldukça önemli olacak. Bu seviyelere hareketlenmelerde tekrar kâr satışları görülebilir. Ancak bu noktaların üzerindeki kapanışlar olursa çıkışın devamıyla daha üst direnç seviyeleri gündeme gelebilir. Geri çekilmelerde ise; Altının ons fiyatında 4.020-4.000 dolar, gram/TL’de 5.450, gümüşte ise 49.50-48.50 dolar seviyeleri destek noktaları olarak takip edilecek. Bununla birlikte, önemli ölçüde fiyatlara dahil olan mevcut parametreler içinde altın fiyatlarını çok daha yukarıya taşıyacak beklentiler henüz oluşmuş görülmüyor. Daha sonra veri ve haber akışlarında bir değişiklik olursa ayrıca fiyatlama konusu olabilir.
BORSADA SATIŞ BASKISI SÜRÜYOR
TEPKİ çıkışı güç kazanamayınca borsada tekrar destek noktalarına yönelim başladı. İlk destekler 10.450 ve 10.350 seviyelerinde bulunurken kısa dönem için bu seviyeler önemli görülüyor. Sonraki destek 10.000’de. Olası tepki alımlarında ilk dirençler ise 10.715-10.800 noktalarında görülüyor. Sonraki dirençler ise 11.000 ve 11.150 seviyelerinde Endekste destek noktalarında tepki alımları görülse de satış baskısı korunuyor.

BORSA İSTANBUL’DA ZAYIF GÖRÜNÜM
TEKRAR siyasi gelişmelerin etkisine giren Borsa İstanbul yönünü aşağıya çevirdi. Geçen hafta İBB soruşturmasının ardından CHP ile ilgili dezenformasyon ve spekülasyonlar siyaseti gündemin ilk sıralarına çekti. Piyasalar siyasetten fırsat buldukça Merkez Bankası faiz indirim sürecine yönelik fiyatlamalar ile kendine gelmeye çalışıyordu. Enflasyon düşüşü ve buna bağlı olarak faiz indirimlerine yönelik algı, Merkez Bankası enflasyon raporu sunumunda yıl sonu enflasyon tahmininin
5 puan yukarı çekilmesiyle zayıflamış durumda.

GÖZLER ENFLASYONDA
Olumlu fiyatlamaya konu olan en önemli çıpa ve beklenti biraz güç kaybetti. Bunun üzerine bir de siyasetin yükü gelince piyasalar bu durumu taşımakta zorlandı. Merkez Bankası faiz indiriminin devamı için özellikle kasım enflasyonu özel önem taşıyor. Ekim gibi kasım ayında da beklenti altı bir enflasyon verisi faiz indirimi konusunda Merkez Bankası’nın elini rahatlatabilir. Borsa İstanbul ne olacak da yükselecek sorusunun henüz net ve tatmin edici bir açıklaması verilebilmiş değil. Ucuz ve primsiz olduğu konusunda doğruluk payı yüksek ve kabul gören bir görüş var. Ancak talep zayıf olunca henüz bu durum çok işlerlik kazanmış görülmüyor. Borsa İstanbul’da temkinli görünüm korunuyor.
YABANCI ALIMLARI ZAYIFLADI
MERKEZ Bankası verilerine göre 7 Kasım ile biten haftada; yabancı yatırımcılardan hisse senetlerinde 35.7 milyon dolar, tahvil bonoda 311.5 milyon dolar olmak üzere toplamda 347 milyon dolarlık portföy yatırımları girişi oldu. Alımlar bir önceki haftanın altında gerçekleşti. Merkez Bankası brüt rezervleri 1.45 milyar dolarlık artışla 185 milyar dolara ulaşırken, yurtiçi yerleşiklerin yabancı para mevduatı 1.3 milyar dolarlık düşüşle 209 milyar dolara geriledi. Merkez Bankası brüt rezervlerindeki artışta altın fiyatlarındaki düşüşün yerini çıkışa bırakmasının etkilerini dikkate almak lazım.
Swap hariç net rezervler ise 58.4 milyar dolar olarak kaydedildi. Rezervlerdeki artış, döviz kurları üzerinde faizle birlikte önemli bir kontrol aracı oluşturuyor. Ancak yüksek rezerv taşımanın da bir maliyeti var. Bunu bütçede faiz giderlerine bakıldığında gözlemlemek mümkün. Tercih veya zorunluluk, ancak rezervlerin güçlü olması önemli ve olumlu. Son birkaç haftadır gerilemesine rağmen döviz mevduatları 209 milyar dolara ulaşmış durumda.
Ocak ayının ilk haftasında bu rakamın 163 milyar dolar olduğunu dikkate alırsak döviz mevduatındaki büyümenin ciddiyet kazandığı görülecektir. Bu rakama döviz fonlarındaki rakamlar dahil değil.

DÖVİZE YÖNELİM ARTTI
Faizlerdeki düşüş ve güvenli liman anlayışının dövize yönelimi artırdığı söylenebilir. Geçen hafta Merkez Bankası tarafından yayınlanan ödemeler dengesi tablosunda; doğrudan yatırım, portföy yatırımları (sıcak para) ve net hata noksan kalemlerindeki çıkışların da geçen yıla göre arttığı görülüyor. Faizlerdeki gerileme, sermaye çıkışları ile dövize yönelimdeki artış kurlardaki yükselişin önemli kaynakları olarak görülüyor. Buna rağmen TL’nin değerli kaldığı söylemleriyle sepet olarak kur artışları halen enflasyonun altında kalmaya devam ediyor.
Yukarıda yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir, yatırımcı profilinize uymayabilir.
Paylaş