Altın zirveden inmiyor

Altın (ons dolar) 1.921 dolarlık tarihi zirvesinin ardından 2.000 doları da aşarak yeni rekor seviyesine ulaştı. Bundan sonraki direnç noktaları 2.050-2.070 ve 2.100-2.150 seviyelerinde. Geri çekilmelerde ise ilk destek noktaları 2.000-1.985 seviyelerinden görülüyor.

ALTIN, piyasaların son dönemdeki en gözde yatırım aracı olmaya devam ediyor. Altının (ons dolar) fiyatı mart ayında 1.450 seviyesini test ederken, önce 2011 zirvesi olan 1.921 seviyesini sonra da psikolojik eşik olan 2.000 dolar seviyesini geçerek yeni zirveler ve rekorlar deniyor. Bu arada beklentiler de her gün daha yukarı çekiliyor. 2.500-3.000 dolar tahminleri bazı yabancı finans kurumları ve yatırım bankaları tarafından yapılmaya başlandı. Görünen o ki altın fiyatındaki yukarı yönlü ralli devam ettikçe bu hedefler de revize edilecek gibi duruyor. Düşüşlerde daha aşağısı, yükselişlerde ise daha yüksek hedefler telaffuz edilegelmiştir.

Altının çıkışına etki eden gerekçelere bakıldığında bu etkenlerin geçerliliğini önemli ölçüde korunduğu görülüyor. Altını bu seviyelere taşıyan gelişmelere bakıldığında; düşük faiz ve faiz oranlarının düşük kalacağı beklentisi veya eksi faiz (enflasyonun altında) demek daha doğru, merkez bankaları ve hükümetlerin teşvik ve yardım paketleriyle devam eden parasal genişleme politikaları, piyasalara sunulan bol likidite, salgın hastalıkta artan vaka sayıları ve ikinci dalganın başladığına dair açıklamalar, vaka artışlarına bağlı olarak acaba ekonomilerde yeniden duruş veya kapanma olur mu endişeleri, bu gelişmelerin getirdiği “güvenli liman” ihtiyacının sürüyor olması. Ayrıca son dönemde güç kaybeden ABD doları, gündemdeki yerini koruyan ABD-Çin ilişkilerindeki gerginlik ve jeopolotik gelişmeler, ABD’de kasım ayında yapılacak seçim ve anketlerde geride görülen ABD Başkanı Trump’ın seçim erteleme talebi sayılabilir.

İKİNCİ DALGA ENDİŞESİ

Bakıldığında dozu az veya çok olmakla birlikte bu gündemler altın fiyatı üzerinde etkili olmaya devam ediyor. Koronavirüse karşı uzun süredir yürütülen aşı çalışmalarında da umut veren açıklamalar geliyor. Ancak son günlerde salgında ikinci dalganın başladığına dair bazı ülkelerden (Almanya) açıklamaların gelmesi bu haberlerin fiyatlanmasına imkan vermedi. Ayrıca henüz Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere aşı çalışmalarının başarısına yönelik önemli bir merciden teyit de gelmiş değil. Aşının kullanıma geçmesi için eylül, ekim ayları telaffuz ediliyor. Bu yönde kabul görmüş ve teyit edilmiş bir gelişme olursa bu güvenli liman ihtiyacını azaltacağı için altın fiyatları için kâr satış bahanesi oluşturabilir.

GRAM ALTIN YÜKSELİŞTE

İç piyasalarda altının (gram TL) fiyatındaki yükseliş de hız kazanmış durumda. Dış piyasalardaki altının ons/dolar fiyatındaki yükselişine son günlerde iç piyasalarda dolar/TL kurundaki hareketlenme de eklenince gram TL fiyatındaki yükseliş de ivme kazandı. Altın uzun dönem için olmazsa da kısa dönem için artık primli bir yatırım aracı görülebilir. Bu durumu kâr satışlarına neden olabilecek ‘olası’ bir etken olarak dikkate almak mümkün. Ancak son görünüm, kısa süreli satış denemeleri olsa da altın fiyatında çıkış hareketi gücünü koruduğu gösteriyor.

Altın zirveden inmiyor

ALTINDA 2000 EŞİĞİ DE GEÇİLDİ

ALTIN fiyatında ralli devam ediyor. 1.921 tarihi zirvesinden sonra 2.000 seviyesi de geçildi. Sonraki direnç noktaları 2.050-2.070 ve 2.100-2.150 seviyeleri olarak görülüyor. Yaklaşık on yıllık zirvesini kıran ve büyük çanağı tamamlayan (çanak; çıkış formasyonu) altın fiyatında uzun dönem için bakılacak olunursa verilecek ilk direnç noktaları ise 2.450-2.500 seviyeleri olarak görülüyor. Geri çekilmelerde ise ilk destek noktaları 2.000-1.985 seviyelerinde görülüyor. Çıkış hareketinin devamı için bu seviyenin üzerinde kalınması önemli olacak. Sonraki destek 1.935 seviyesinde bulunuyor. Çıkış trendi korunmakla birlikte direnç seviyelerinde kısa süreli kâr satışları görülebilir.

Altın zirveden inmiyor

GRAM ALTINDA ÇIKIŞ TRENDİ SÜRÜYOR

ALTININ (gram TL) fiyatındaki yükseliş çıkış kanal direncine doğru hareketini sürdürüyor. İlk direnç 475. Kanal direnci olması açısından bu seviyelerde kâr satışları görülebilir. Bu seviyenin üzerinde verilecek direnç ise 500. Geri çekilmelerde ilk destek 450 seviyesinde bulunurken sonraki destek noktaları 440-435 seviyelerinde. Yükseliş hareketi sürüyor. Ancak direnç noktalarında kâr satışlarına dikkat.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

ABD seçimi öncesi piyasalar temkinli

ABD seçimlerine kısa bir süre kaldı. 3 Kasım’da yapılacak seçimler öncesinde borsalar, altın, ABD Doları başta olmak üzere yatırım araçlarında dalgalı bir görünüm olası görülüyor. Demokrat aday Joe Biden anketlerde önde görülüyor ancak beklenti çalkantılı bir seçim olabileceği yönünde. Bu durum piyasaları biraz temkinli olmaya itiyor.

İç ve dış gündem yoğun. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz kararı, ABD’de devam eden teşvik paketine yönelik tartışmalar, 3 Kasım ABD seçimleri, koronavirüs kaynaklı gelişmeler, artan vaka sayılarına bağlı olarak kısıtlayıcı tedbirlerin konulmaya başlaması, jeopolitik gelişmeler ve makroekonomik veriler öne çıkan konu başlıkları. Pozisyon ayarlamaları açısından 3 Kasım ABD seçimi öncesi piyasalarda fiyatlama için son hafta denebilir. Bu nedenle borsalar, altın, ABD doları başta olmak üzere yatırım araçlarında dalgalı bir görünüm olası görülüyor.

KORONA TEDİRGİNLİĞİ

Bu durum iç piyasalara da yansıma gösterebilir. Demokrat aday Joe Biden anketlerde önde görülüyor ancak beklenti çalkantılı bir seçim olabileceği yönünde. Bu durum piyasaları biraz temkinli olmaya itiyor. Bilemiyoruz belki de çok sakin bir seçim süreci yaşanır. İç piyasaların seçimlerde bir oyu olsa muhtemelen Trump’tan yana kullanır. Daha önceki açıklamaları nedeniyle Biden’e bakış soğuk. Bir diğer değişmez gündem konusu koronavirüs ve artan vaka sayıları. Bu duruma bağlı olarak ülkeler bazında artan kısıtlayıcı tedbirler söz konusu. Her ne kadar ülkelerden “ekonomiler kapanmayacak” açıklamaları gelse de artan vaka sayıları ve kısıtlayıcı tedbirlerin geliyor olması bir tedirginlik yaratıyor. Bu konuda piyasa özellikle ABD kaynaklı ekonomiler kapanmayacak açıklamalarından güç alarak pandemi nedeniyle olumsuz bir fiyatlama yapmıyor. Şimdilik böyle ama 3 Kasım seçimi sonrası aynı tonda ve vurguda bu açıklamalar tekrarlanır mı bilemeyiz.

Türkiye’de Sağlık Bakanlığı verilerine göre İstanbul başta olmak üzere vaka sayılarının arttığı görülüyor. Borsa İstanbul’da son dönemde sağlık gıda, perakende sektörlerine yönelik seçici hareketlenmeler pandemi fiyatlamalarının yeniden yapılmaya başladığının göstergesi gibi. Yatırımcılar olası bir dalgaya karşı biraz gardını almaya başlamış görülüyor. Gerçi açıklanmaya başlanan üçüncü çeyrek bilanço beklentilerinin etkilerini de hesaba katmak gerekir. Bir de malum uzadıkça uzayan ABD teşvik paketi konusu var. Seçime yetişir mi yetişmez mi, içeriği ve tutarı konusunda devam eden tartışmalar süredursun henüz anlaşma sağlanmış değil. Seçim öncesi anlaşma çıkarsa seçime rağmen piyasalar olumlu tepki verir. Seçim müjdesi olarak gelir mi bir tahminde bulunmak zor ama siyaset seçim öncesi müjdeleri sever diyelim, bekleyip görelim.

MERKEZ BANKASI SÜRPRİZLERİ SEVDİ

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 22 Ekim toplantısında yine bir sürprize imza attı. Hatırlanırsa eylül ayındaki toplantıda piyasa faizde değişimi beklemezken gösterge faiz oranını 2 puan artırarak sürpriz yapmış, bu durum “normalleşme” adımları olarak kabul edilip olumlu algılanmıştı. Ardından döviz alımında vergi indirimleri, swap faiz oranlarında düşüş gelmiş ve bu gelişme borsalarda yukarı yönlü hareket, döviz kurlarında gevşeme görülmüştü. Geçen haftaki toplantıda piyasaların büyük kısmı yine yanılmış oldu. TCMB piyasa beklentilerinin aksine gösterge faizde artırıma gitmedi. Buna karşılık geç likidite penceresi ve gecelik borç verme faiz oranları arasındaki farkı 300 baz puana güncelledi (önceki 150). Bu değişiklikle birlikte geç likidite borç verme faizi yüzde 14.75’e yükseldi. Karar sonrası faiz artırımı beklentisiyle gevşeyen döviz kurlarında tepki alımları gelirken Borsa İstanbul’da ise kar satışları görüldü. Piyasalar kararın nedenlerini ve olası sonuçlarını tartıştı, anlamaya çalıştı. Gösterge faiz değişmemekle birlikte fonlama faizi, geç likidite penceresi faizi ve piyasa gösterge faiz oranları yükseldi. Bu açıdan parasal sıkılaştırma bu yönü ile devam ediyor.

AVRUPA VE JAPONYA

Toplantı sonrası yapılan açıklamalarda “politika faizinin sabit tutulmasıyla birlikte, likidite yönetimindeki esnekliğin arttırılmasına ve enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar likidite tedbirlerinin sürdürülmesine karar vermiştir” vurgusu önemli. Pandemide vaka sayılarındaki artış veya ABD seçim sonuçlarına ilişkin bir esneklik veya rezerv olarak gösterge faizde değişikliğe gidilmemiş olabilir mi? Bunu şartlar oluştuğu zaman test etme imkanımız olacak. Ancak piyasalar açısından belirsizlik arzu edilmeyen bir durum olarak görülürken ileriye yönelik pozisyon ve politika belirleme açısından “şeffaflık ve öngörülebilirlik” oldukça önemli. Önümüzdeki hafta Avrupa ve Japonya merkez bankaları toplantıları ve faiz kararları var. Faiz değişikliği beklenmiyor. Ancak toplantı sonrası yapılan para politikası ve ekonomik görünme ilişkin açıklamalar daha yakından izleniyor.

Yazının Devamını Oku

Teşvik paketi destek veriyor

ABD’de 1.8 trilyon dolar olması beklenen teşvik paketi ile ilgili güzel haberi ABD Başkanı Donald Trump paylaştı. Daha önceki açıklamalarında teşvik paketini seçim sonrasına ertelediğini söyleyen Trump, “Teşvik paketine seçim öncesi ulaşma şansımız var” dedi. Bu açıklama ile piyasalardaki gerginlik azalırken, borsalara yeniden alım görüldü.

Piyasalarda yoğun gündem ile birlikte dalgalı seyir görülürken olumlu havayı koruma çabası sürüyor. Gündem zorlaşmasına rağmen düşük faiz ve bol likiditenin desteğinde iyimserlik korunuyor. Salgın hastalığın ülke ekonomileri üzerindeki olumsuz yansımaları hükümet ve merkez bankaları desteğiyle azaltılmaya çalışılıyor. ABD’de bir süredir gündemde olan ve tutarı 1.8 trilyon dolar veya biraz üzerinde olması beklenen teşvik paketine ilişkin tartışmalar sürüyor. Tartışmaların odağında yine Trump var. Hastaneden taburcu olduktan sonra teşvik paketini seçim sonrasına erteledim demişti. Son olarak da “Teşvik paketi önerisini 1.8 trilyon doların üstüne çıkarabiliriz. Teşvik paketine seçimden önce ulaşma şansımız var” dedi. Bu açıklama piyasalardaki gerginliği azalttı ve borsalara yeniden alım getirdi. Salgın hastalıkta artan vaka sayıları ve kapanma tedbirlerinin gelmesi piyasalarda ikinci dalga ve yeniden kapanma olasılığını artırınca piyasalar gerilmişti.

MEVCUT DURUMU KORUNUYOR

Dünya çapında koronavirüs vakaları 39 milyon kişiye ulaşırken Avrupa’da vaka artışları yükselmeye devam ediyor. ABD’de ise günlük vaka sayısı 50 bin ile son bir ayın en yüksek noktasında. Gelişmeler sonrasında Almanya Federal Meclis Üyesi Maas’ın “Sınırları kapatma hatasını tekrarlamayacağız” derken ABD Başkanı Trump’ın “Artık herhangi bir karantina önlemine başvurmayacağız” yönündeki açıklamaları piyasalar açısından kayda değer. Zaten artan vaka sayılarına karşılık piyasaların çok olumsuz fiyatlama yapmamasının nedeni tam kapanma olasılığını düşük görmesi. Diğer yandan durdurulan bazı aşı çalışmaları nedeniyle umutlar 2021 mart nisan sonrasına ertelenmiş gibi görülüyor. Dış gündemin ve piyasaların diğer önemli konusu çalkantılı geçmesi beklenen 3 Kasım ABD başkanlık seçimi. Destek ve teşviklere bağlı olarak ekonomik aktivite ve piyasalar mevcut konumunu korumaya devam ediyor.

MERKEZ'İN FAİZ KARARI BEKLENİYOR

22 Ekim Perşembe günkü Merkez Bankası (TCMB) toplantısında piyasaların beklentisi yeni bir faiz artırımı gelebileceği yönünde. Daha çok 1-2 puanlık artış olasılığından söz ediliyor. Ama yine de TCMB’nin kararını görmek gerekecek. Kararlar bazen veya son aylarda çoğu zaman piyasa beklentileriyle uyuşmayabiliyor. Hatırlanırsa son toplantıda beklentilerin üzerinde faiz arttırımı gelmiş ve piyasalar normalleşme adımları olarak değerlendirip olumlu tepki vermişti. TL’ye cazibe kazandırıp döviz kurları üzerinde baskı yapabilmesi açısından bu yöndeki bir karara olumlu bakılabilir. Diğer yandan döviz kurlarındaki artışın yanı sıra faiz artışının ekonomik aktivite üzerinde soğutucu yönde etkileri muhtemeldir. Geçtiğimiz hafta açıklanan konut verilerinde bunun emareleri görüldü. Konut satışları düşerken ipotekli konut satışları da geriledi. Temmuzda 229 bin olan satışlar ağustosta 170 bine, eylülde 136 bin seviyesine geriledi. İpotekli satışlar ise ağustosta 76 bin iken eylülde 35 bine geriledi. Parasal genişleme veya ucuz ve bol para kısılınca bu sonucu olağan karşılamak gerekir. 3.4-3.5 trilyon TL tutarlarındaki bankalardaki toplam mevduat ve kredi büyümelerinin de ivme kaybı olasıdır.

BİR TEŞVİK PAKETİ DE TÜRKİYE'DEN

ABD teşvik paketinin dışında yerli teşvik paketi hazırlığı da gündeme geldi. En dikkat çekeni kurumlar vergisinde 5 puana kadar indirim, ihracat, istihdam ve turizm gibi alanlarında teşvikler getirirken dikkat çeken bir konu başlığı da Haziran 2021 tarihine kadar “vergi incelemesi olmaksızın varlık barışı” imkanı getirilmesi. Bu yeni kaynak sağlama açısından işlerlik kazanırsa çok önemli olabilir. Özellikle yerli sermaye çıkışlarının geri dönüşü ciddi katkı yapar. Ancak geçtiğimiz yıllarda birkaç defa denemesine rağmen bekleneni vermemişti. İçinde bulunduğumuz özel dönem nedeniyle bu düzenlemenin sonuç vermesi çok önemli olacak. Geçen hafta yazımızda yer verdiğimiz TCMB verilerine göre 2 Ekim haftasında gerçekleşen 610 milyon dolarlık sıcak para girişinin devamı gelmedi. 9 Ekim haftasında yaklaşık 440 milyon dolarlık yabancı çıkışı görüldü. Tahvil bonoda 349 milyon dolar, hisse senetlerinde 91 milyon dolarlık satış söz konusu. 2 Ekim haftasındaki girişler TCMB’nin faiz artırımının ardından başlayan normalleşme adımlarının olumlu yansımaları olarak görülmüştü. Piyasalar önemli görülen bu yöndeki gelişmeleri yakından izlemeye devam edecek. Bankalardaki döviz mevduatı ise bir önceki haftaya göre 400 milyon dolar artışla birlikte tekrar 218.2 milyar dolara yükseldi. Kur yüksek, faiz yüksek, çözülme olasılığı artıyor. Ama henüz bu yönde bir gerçekleşme görülmüş değil.

PANDEMİNİN VERİLERE YANSIMALARI SÜRÜYOR

Yazının Devamını Oku

Yabancı alıma geçti

Türkiye’de atılan normalleşme adımları sonuçlarını vermeye başladı. 2 Ekim haftasında yabancı yatırımcı 131 milyon dolarlık hisse senedi, tahvil ve bonoda da 479 milyon dolarlık alım yaptı. Yapılan toplam 610 milyon dolarlık yabancı alımı, 2018’den bu yana ilk defa haftalık bazda en yüksek seviye anlamına geliyor.

MERKEZ Bankası’nın (TCMB) faiz artırımı ile başlayan ve sonrasında mevduat faiz gelirleri ve döviz alımlarındaki vergi indirimleriyle süren ve piyasaların ‘normalleşme’ diye adlandırdığı hamlelerin etkileri devam ediyor. 2018 yılından bu yana ilk defa haftalık bazda portföy yatırımlarında en yüksek yabancı alımı 2 Ekim haftasında gerçekleşti. Hisse senetlerinde 131 milyon dolar, tahvil bonoda (DİBS) ise 479 milyon dolar, toplamda 610 milyon dolarlık alım görüldü. Ancak faiz artırımının ardından tahvil bonodaki alımlar kısmen başlamıştı. 25 Eylül haftasında hisse senetlerinde 101 milyon dolar satış görülürken tahvil bonoda 115 milyon dolar alım gerçekleşmiş, geçen haftaki yazımızda faiz artırımının etkisi ve yabancıların pozisyon değişiminin ilk sinyalleri olarak değerlendirmiştik.

DEVAM GELMELİ

Piyasa ve yabancı sermaye ile uyum önemli. Ayrıca dış finansman ihtiyacının fazla olduğu bu dönemde daha da önemli. Uzun sayılabilecek bir zaman diliminde çıkışlarını gördüğümüz yabancı sermayenin yeniden girişlerini görmek sevindirici. Ancak devamının gelmesi lazım. Şimdiye kadarki çıkışların yanında son iki haftadaki girişler çok küçük bir miktar olarak görülebilir. Diğer yandan geçen hafta hazine dış piyasalarda 2.5 milyar dolar borçlanma gerçekleştirdi. Henüz Türkiye’ye çok ciddi yansımalarını görmezsek de dışarıdaki düşük faiz ve bol likidite önemli bir avantaj. Düşük faiz ve parasal genişleme politikaları daha uzun bir süre devam edecek.

FIRSAT SUNUYOR

Şartlar daha müsait hale gelirse eğer konjonktürdeki bu durumun etkilerini görmemiz olasıdır. Aslında Türk piyasaları için döviz kurlarındaki yükseliş, yüksek faiz ve Borsa İstanbul’un dış borsalara göre daha primsiz oluşu gibi şartlar yabancı girişleri açısından önemli bir fırsat sunuyor bir bakıma. Ama bu durumdan henüz çok yararlanmadığımız görülüyor. Yüksek seyrini koruyan Türkiye’nin CDS oranlarının gerilemesi ve jeopolitik gelişmelerin daha stabil hale gelmesi bu çerçevede önemli olacak.

22 EKİM MERKEZ BANKASI TOPLANTISI BEKLENİYOR

EYLÜL enflasyonunun beklentilerin biraz altında kalmasına rağmen piyasalarda 22 Ekim’deki toplantıda TCMB’den faiz artırım beklentisi dillendirilen bir konu. TCMB’nin örtülü faiz artırımının ardından son toplantıda gösterge faizini yükseltmesi önemli bir politika değişikliğine işaret ediyor. Ayrıca Merkez Bankası’nın cuma günü swap işlemlerinde kullanılan Türk Lirası faizini yüzde 10.25’ten yüzde 11.75’e yükseltmesini bu politikanın devamı olarak görmek gerekir. Geçtiğimiz günlerde yapılan faiz artırımın yabancı yatırımcı ve piyasalar üzerindeki etkileri görülünce TL’yi daha cazip kılma adına faiz artırım olasılığı da artmış görülüyor. Paranın fiyatı faizdir. Faiz artırımı döviz kurlarındaki yükselişe ket vurmak için alınan bir karar. Zira döviz satarak kurlardaki yükselişi durdurmak pek mümkün olmadı. Ayrıca merkez bankası rezervlerinde aşınmaya neden oldu. Dış dünyada düşük faiz ortamı varken faiz artırmak tabi ki arzu edilen bir durum değil. Ayrıca daha yüksek faizin ekonomik toparlanma üzerindeki olumsuz ve yavaşlatıcı bir etkisinin olup olmayacağı ayrı bir tartışma konusu. Bu noktada tercihler öne çıkıyor. Bu dönem TCMB’nin tercihi de belli.

Yazının Devamını Oku

Piyasalarda Trump salgını

ABD Başkanı Donald Trump bu kez sağlıyla gündemde. COVID-19 testi pozitif çıkan Trump’ın cuma gecesi hastaneye kaldırılması tedirginliği arttırdı. Bu gelişmenin fiyatlaması son sağlık durumu ile birlikte pazartesi günü piyasaların açılmasıyla olacak. Piyasalar şimdi günlük olarak Trump’ın sağlık seyrini izlemeye başlayacak.

Koronavirüs testinin pozitif çıkmasıyla birlikte ABD Başkanı Trump piyasaların gündeminde bir kez daha öne çıktı. Hatırlanırsa Trump söylem ve politikalarıyla birçok defa gündemi belirlemişti. Bu defa sağlık konusunda hem siyaset hem de piyasaların dikkatini çekti. 3 Kasım’daki ABD Başkanlık seçimi yaklaşırken ve piyasalar salgın hastalık baskısı altındayken gelen bu haber kısa süreli bir şoka neden oldu. Daha sonra Beyaz Saray kaynaklı “paniğe gerek yok, belirtiler hafif” açıklamaların gelmesi ortamı nispeten sakinleştirdi. Fakat cuma gecesi Trump’ın hastaneye kaldırıldığı haberi bu yöndeki tedirginliği tekrar artırdı. Bu gelişmenin fiyatlaması son sağlık durumu ile birlikte pazartesi günü piyasaların açılmasıyla olacak. Piyasalar şimdi günlük olarak Trump’ın sağlık seyrini izlemeye başlayacak.

AZERBAYCAN-ERMENİSTAN ETKİSİ

Hem ABD hem de dünya siyaseti ve piyasalar için ABD başkanlık seçiminin önemi malum. Ancak şu görüldü ki salgın hastalık çok ciddi. Bir süredir artan vaka sayıları, önleyici tedbirler ve ülke ekonomilerinde kısmi kapanma haberleri piyasalar üzerinde dozu azalıp artmakla birlikte endişeye neden oluyordu. Şimdi ABD Başkanı Trump’a da bulaştı veya ulaştı. Bu açıdan Trump’ın sağlığı kadar salgın hastalıkla ilgili haber akışı artık daha yakından takip edilecek. Bir süredir denemeleri devam eden aşı çalışmalarında henüz yeni bir gelişme yok. Aşı kullanımı için tahminler daha çok gelecek yılın mart ayı gibi telaffuz ediliyor. Bu açıdan bir süre daha salgın hastalığın etkisinde kalacak. Ayrıca ekonomik veriler, AB zirvesi, Doğu Akdeniz ve Azerbaycan Ermenistan savaşı diğer önemli gündem konuları. AB liderler zirvesinden Türkiye için beklenenden daha yumuşak mesajların çıkması önemli görülürken Azerbaycan-Ermenistan savaşının piyasalar üzerindeki etkileri çok hissedilmedi.

DIŞ PİYASALAR DALGALI

Trump’ın sağlığı ile ilgi haberler dış piyasalarda kısa süreli dalgalanmaya neden oldu. ABD borsaları başta olmak üzere dış borsalar düşüş sonrası toparlanırken altın tepki yükselişinin ardından zayıflamaya başladı. Trump’ın haberinden en fazla petrol fiyatları etkilendi. Ekonomik toparlanmada ivme kaybı, vaka sayılarının artışı ve ekonomilerin kapanma endişeleriyle bir süredir gerileyen petrol fiyatı Trump haberiyle düşüşünü sürdürdü. Brent petrol 40 doların altına geriledi. Güvenli liman ihtiyacına bağlı olarak ABD doları ise güç kazanmaya devam ediyor. Bu altın fiyatlarını baskılayan bir durum. Altın fiyatını bu seviyelere taşıyan koşulların önemli ölçüde varlığını sürdürmesi altındaki gerilemeyi kâr satışı ve teknik düzeltme olarak görülmesine neden oluyor. Gerek borsa gerekse altın fiyatlarında son dalgalanmalara rağmen çıkış trendleri korunuyor.

NORMALLEŞME ADIMLARI OLUMLU ALGILANDI

Merkez Bankası’nın politika faizini 2 puan artırarak yüzde 10.25’e çekmesine iç piyasalar olumlu tepki verdi. Faiz artırımı, swap limitlerinin esnetilmesi, bankaların aktif rasyosu düzenlemesi, banka mevduat faizi ve döviz alımlarında vergi indirimleri ‘normalleşme’ adımları olarak algılandı ve iç piyasalara olumlu yansıdı. Faiz artırımı ve bankaların kredi limitlerini düşüren aktif rasyosu parasal sıkılaştırma çerçevesinde düşünülebilir. Bunun ilk etkileri döviz kurlarında düşüş oldu, kurlar tekrar toparlandı. Döviz kurlarındaki yükselişin sadece faiz tarafı değil cari açık, rezervler, dış borç ödemeleri, sermaye çıkışları, yerli ve yabancı talebi gibi başka konu başlıkları var. Eksi faiz bu etkenlerden biriydi. Ancak faiz yükselişi önemli. Zaten TCMB bazı hamleler ile örtülü faiz artımını sağlamıştı. Bu durum mevduat ve kredi faizine yükseliş olarak etki etmişti. TCMB verilerine göre 25 Eylül haftasında sıcak para giriş çıkışlarına bakıldığında hisse senetlerine 101 milyon dolarlık satış, tahvil bono tarafında 115 milyon dolarlık alım görülüyor. Bir pozisyon değişimi sinyali olarak almak için erken ama bu görünümde bir parça faiz artışlarının payı olduğunu söylemek mümkün.

YARIN ENFLASYON AÇIKLANACAK

Yazının Devamını Oku

Merkez’in hamlesi rahatlattı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) perşembe günü sürpriz bir kararla politika faiz oranını 2 puan artırarak yüzde 10.25 seviyesine yükseltti. Karar piyasalarda olumlu tepki gördü. Borsa İstanbul’da tepki alımları görülürken, döviz kurlarında düşüş yaşandı.

Piyasaların gündeminde son günlerde Merkez Bankası kararları öne çıktı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) perşembe günü piyasa beklentilerinin aksine sürpriz bir kararla politika faiz oranını 2 puan artırarak yüzde 10.25 seviyesine yükseltti. Bu karar olumlu karşılanırken Borsa İstanbul’da banka hisseleri öncülüğünde sert tepki alımları görüldü, döviz kurlarında ise kâr satışlarına bağlı düşüş gerçekleşti. Dolar/TL kuru 7.50 seviyelerine kadar çekildi. Ancak piyasalar üzerindeki etkiler kısa süreli oldu.

ÖZKAYNAK ORANI DEĞİŞTİ

TCMB’nin kararının yanı sıra Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK), bankaların, swap limitlerini yasal özkaynaklara oranını yüzde 1’den yüzde 10’a çıkarması ‘normalleşme’ adımları olarak değerlendirildi. TCMB, toplantı sonrasında yayınlanan duyurusunda “güçlü kredi ivmesiyle ekonomide sağlanan hızlı toparlanma ve finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler neticesinde enflasyon öngörülenden daha yüksek bir seyir izlemiştir” vurgusu kayda değer.

Bilindiği üzere bir süredir her ne kadar örtülü faiz artırımı ile piyasa, mevduat ve kredi faiz oranlarında yükseliş görülse de gösterge faizin yüzde 8.25 seviyesinde kalması acaba şartlar elverdiğinde tekrar faiz indirimi mi gelecek kuşkusu uyandırıyordu. Enflasyon ile TCMB gösterge faiz arasındaki makas açılmış ve eksi faiz durumu söz konusuydu. Gerçi haftalık repo yani gösterge faiz bir süredir işlevsiz bir pencere idi. TCMB fonlamaları faizin daha yüksek olduğu gecelik borç verme (O/N) ve Geç Likidite Penceresi (GLP) üzerinden yapıyordu. Muhtemelen yine öyle devam edecek. O faizler de yüzde 11.75-13.25 seviyelerine yükseldi. Zira yüzde 10.25 olan gösterge faiz hala yüzde 11.77 olan enflasyonun altında. Ayrıca döviz kurlarındaki yükselişe cevap vermek ve bir hamle yapmak gerekliydi. TCMB döviz satışlarıyla kurlardaki yükselişe ket vurmak teşebbüsü pek sonuç vermedi. Ayrıca döviz rezervlerinde aşınmaya neden oldu. Bu nedenle parasal sıkılaştırma ve faiz silahını çekmek bir bakıma elzem bir durum halini almıştı denebilir. Bu açıdan doğru hamle. Ama yeterli olup olmayacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz.

FAİZ KARARI YETERLİ OLACAK MI?

TCMB’nin faiz artırımın piyasalar ve ekonomik veriler üzerinde beklenen etkiyi yapması için diğer etkenlerin de yardım etmesi gerekecek. Sermaye girişlerinin görülmesi, dövize talebin durması, 218 milyar dolara ulaşan banka döviz mevduatlarında çözülme, cari açığın azalması, dış piyasalarda ABD dolarındaki değerlenmenin durması gibi bazı gelişmelerin de yardımı gerekecek. Faiz artırım kararına diğer koşullar yardımcı olmazsa yeterli sonuç alınması zorlaşabilir. Bilindiği üzere salgın hastalık nedeniyle ülkeler, zayıflayan ekonomik aktiviteye ivme kazandırmak için faiz düşürüp piyasaya bolca nakit vererek parasal genişleme politikaları uyguladılar. TCMB de doğal olarak benzer uygulama içine girdi. Ekonomi üzerinde olumlu sonuç da verdi. Bu yılın üçüncü çeyreğinde yılın ilk yarısına göre ciddi bir büyüme bekleniyor. Şimdi ise şartların zorlamasıyla birlikte faiz artırıp parasal sıkılaştırma tedbirlerini devreye sokuldu. Bu hamlenin ekonomideki toparlanma eğilimine olumsuz bir etkisi olacak mı? Bunu önümüzdeki günlerde test etme imkânımız olacak.

ALTIN ZAYIFLADI, YENİ GÜVENLİ LİMAN DOLAR

Yazının Devamını Oku

Piyasalarda FED etkisi

Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu düşürmesi Borsa İstanbul’da pek fazla hissedilmedi. Düşük faiz ve bol likiditeyle borsalar önemli primler elde etmişti. Şimdi ise yeni gündem ve beklenti arayışı var. Öte yandan Fed Başkanı Powell’ın toparlanma ve para poltikalarının belirsizliğinden söz etmesi kafaları karıştırdı. Powell’ın daha fazla mali teşvik gerek açıklaması da dikkat çekiciydi.

Piyasalarda dalgalı seyir devam ediyor. ABD Borsaları başta olmak üzere dış borsalarda kâr satışları görülürken, Borsa İstanbul da dışarıya bağlı olarak zayıf. Bu zayıf görünümde döviz kurlarındaki hareketlenmenin de payı olabilir. Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu düşürmesinin etkisi Borsa İstanbul’da hissedilmedi. Düşük faiz ve bol likiditenin beslediği olumlu hava geçtiğimiz aylarda borsalara önemli primler yaptırmıştı. Ancak yeni gündem ve beklenti olmayınca çıkış hareketleri yerini kâr satışlarına bıraktı. Borsa endekslerinde patinaj görünümü hakim. Çıkarken direnç noktalarından geri dönüyor. Ayrıca piyasaları taşıyan ekonomik toparlanmada son verilerden de anlaşılacağı üzere bir ivme kaybı söz konusu.

DALGALANMA OLDU

Bununla birlikte artan vaka sayıları ve ekonomilerde kısmi kısıtlama tedbirleri var. Aşı çalışmalarında umut verici açıklamalar gelmeye devam ediyor. Ama piyasalar söylemden çok somut gelişmeler görmek istiyor. Son olarak da ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı sonrası yapılan açıklamalar biraz kafa karıştırdı. Fed beklendiği üzere faiz değişimine gitmedi ama toplantı sonrası Fed Başkanı Powell’in yaptığı basın toplantısında ekonomik toparlanmanın ve para politikalarının belirsizliğinden söz etmesi dalgalanmaya neden oldu. Bununla birlikte Fed Başkanı Powell’ın, “Enflasyon yüzde 2’ye ulaşana kadar ve bunun üzerinde ılımlı seyredene kadar faizler değişmeyecek” vurgusu önemliydi. Fed, 2023 yılına kadar faiz oranlarında değişiklik beklemezken 2020 ABD daralma tahminini yüzde 6.5’tan yüzde 3.7’ye düşürdü. Powell’ın açıklamalarında daha fazla mali teşvik gerektiği, işsizliğin yüksek seyrettiği vurgusu diğer kayda değer noktalar.

TEMKİNLİ GÖRÜNÜM

İç gündemde ise Doğu Akdeniz kaynaklı gelişmeler ilk sıralarda. Doğu Akdeniz’de tansiyon biraz düştü ancak AB ile Türkiye ilişkileri tekrar öne çıktı. Bu yöndeki gelişmeler bu aşamada yaptırımdan çok diyalog tarafına evrilmeye meyilli görülüyor. 24 Eylül’de Merkez Bankası (TCMB) toplantısı var. Merkez Bankası toplantısından genelde gösterge faiz oranında bir değişim beklenmiyor. Arttırım bekleyen az sayıda görüş var ama faiz kararından çok toplantı sonrası yapılacak açıklamalar izlenecek. Dünyada son merkez bankaları toplantılarında yeni faiz indirimleri pek gelmiyor. Dış merkez bankaları için konuşacak olunursa faizin düşecek aşağı yönlü pek bir marjı da kalmadı. Sıfır veya sıfıra yakın. Negatif faiz bir ara tartışılmıştı ama şimdi pek dillendiren yok gibi. Ayrıca enflasyonda yükseliş beklenirken faiz indiriminin devamı da zor. ‘Para politikalarında bir değişim olur mu?’ toplantılar daha çok bu yönde izleniyor. Zorlaşan gündem ve olumlu fiyatlamaya konu olacak beklenti eksikliği nedeniyle piyasalarda olumlu hava yerini temkinli görünüme bırakmış durumda.

ABD DOLARI DIŞARIDA ZAYIF

ABD ekonomik verilerinin son dönemde beklentilerin biraz altında kalması ve Avrupa Merkez Bankası’nın son toplantısında değerli Euro konusunda herhangi bir hamle yapmayacağı anlaşılınca ABD Doları zayıf kalmaya devam ediyor. Fed’den de uzun süre yeni bir faiz artırım hamlesi gelmeyeceği zaten belli. Dolardaki zayıflama altın fiyatlarına tepki alımı olarak yansıdı. Ancak altın fiyatındaki yükseliş de fazla güç kazanamadı. ABD kısaa ve uzun dönem tahvil faiz oranları da dibe yakın bir noktada yatay seyrediyor. Dış borsalarda ise yorgunluk çok bariz bir şekilde kendini gösteriyor. Son günlerde kâr satışları ve oldukça dalgalı seyir görülmesine rağmen çıkış trendleri bu aşamada korunuyor. Ancak önümüzdeki günlerde güç kazanamaz ise çıkış destek seviyelerini korumaları zorlaşabilir. Özetle dışarıda iç piyasalara destek anlamında bu aşamada pek bir şey görülmüyor. İç piyasalar bir süre kendi başının çaresine bakacak veya kendi yağı ile kavrulacak desek yeridir.

YABANCI SATIŞLARINDA İVME KAYBI

Yazının Devamını Oku

Piyasalar yön arayışında

Düşük faiz ve bol likidite borsaların can simidi oldu. Destek seviyeleri üzerinde tutunma çabasında olan borsalar, gündem ve beklenti eksikliğinden dolayı yön arayışına girdi. Yaşanan kâr satışlarına rağmen borsalardaki trendlerin de korunduğunu söylemeliyiz.

Borsalarda kâr satışları ve destek seviyelerinin üzerinde tutunma çabası görülüyor. Borsa İstanbul son günlerde ABD başta olmak üzere dış borsalara daha uyumlu görülüyor. Döviz kurlarında ise kâr satışları görüldü. Piyasaları taşıyacak yeni bir gündem ve beklenti olmayınca kararsızlık ve yön arayışı öne çıkmaya başladı. Diğer yandan borsaların can simidi gibi görülen düşük faiz ve bol likidite ortamı borsaları desteklemeye devam ediyor. Çıkamayan borsa düşer mi? Yoksa düşemeyen borsa çıkar mı? Bu ikilem bir süre daha gündemi meşgul edecek olsa da görünüm kâr satışlarına rağmen borsalardaki trendlerinin korunduğu yönünde. Borsadan çıkan yatırımcı nereye gidecek sorusu da var tabi ki. Döviz ve altına yönelim devam etse de her iki yatırım aracında da belli bir prim var. Gündem zorlaşır güvenli liman ihtiyacı öne çıkarsa durumu ayrıca değerlendirmek yerinde olacak.

ZAMANLA GÖRECEĞİZ

Bu noktada gerek mevduat gerekse tahvil bono faiz oranlarındaki yükselişi dikkate almak gerekecek. Faiz ciddi bir pozisyon değişimi için çok yüksek değil ancak faiz artışı devam ederse hem borsa hem de döviz yatırımcısı için alternatif haline gelir mi bunu zamanla göreceğiz. Çünkü enflasyon ve faiz karşılaştırmasını yaptığımızda faizin bu aşamada reel getiri yönünden çok ciddi bir alternatif olmadığı görülüyor. Bankalardaki döviz mevduatı 4 Eylül haftasında 217.4 milyar dolar seviyesinde. Bir önceki haftaya göre 400 milyon dolarlık bir çözülme var. Ancak toplam mevduatın yüzde 53’ü döviz cinsinden mevduat. Piyasaların yönü konusunda yatırım araçları arasında akışkanlık ve pozisyon değişimi etkili olacak. Öte yandan Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu B1’den B2’ye düşürme ve görünümü negatif olarak teyit etmesi kararının piyasalar üzerindeki etkileri sınırlı kalabilir. Bu aşamada mevcut pozisyonlar ve trendler önemli ölçüde korunuyor.

AVRUPA CEPHESİNDE DEĞİŞİKLİK YOK

Piyasalar perşembe günü yapılan Avrupa Merkez Bankası toplantısını bekledi. Avrupa Merkez Bankası toplantısında ne faiz değişti ne de para politikası. Toplantı sonrası yapılan açıklamalarda, ekonomik toparlanmanın güçlü olduğu vurgusu yapılırken toparlanmanın devamı konusundaki belirsizlikler ile parasal teşviklere hala ihtiyaç olduğu görüşlerine yer verildi. Ayrıca değerli Euro, zayıf talep ve enerji fiyatlarının enflasyon üzerinde baskı oluşturduğu, Euro’daki yükselişin değerlendirildiği ve kur hedeflerinin olmadığı vurgulandı. Faiz ve politika değişikliği olmayınca piyasalar üzerindeki etkileri de çok zayıf kaldı. Bu durumdan Euro değerli kalmaya devam edecek sonucu çıkarılabilir. Zaten Euro/dolar paritesi biraz gevşemişti. Açıklama sonrası tekrar 1.18 seviyesinin üzerine yükseldi. Değerli Euro, zayıf dolar, Euro Bölgesi ekonomileri için olumsuz, ABD için olumlu algılanacak bir durum. Bu ne kadar daha korunacak bunu kestirmek zor ama politika değişikliği için bir sonraki toplantı beklenecek gibi görünüyor.

ALTIN SOLUKLANIYOR

Sert yükselişin ardından altın fiyatları biraz dinlenme ve soluklanma moduna geçmiş görünüyor. Ancak çıkış trendi korunuyor. Gelen satışlar bu aşamada kâr satışı ve düzeltme boyutunda. Son Avrupa Merkez Bankası toplantısının ardından politika değişimi ve dolar ile Euro’nun değerinde fazlaca bir dalgalanma olmayınca altın da sakin seyrini korudu. Pandemide artan vaka sayıları, aşı çalışmalarında henüz güven sağlayıcı noktaya ulaşılamaması veya bunun zaman alacak olması, dozu artıp azalmakla birlikte ABD-Çin gerginliğinin gündemdeki yerini koruması, Brexit konusu ‘güvenli liman’ ihtiyacını destekleyen gelişmeler. Ayrıca kasım ayındaki ABD başkanlık seçimleri, düşük faiz ve bol likidite ortamının sürecek olmasını dikkate aldığımızda, altındaki gerilemeyi düzeltme veya dinlenme süreci olarak görmek yerinde olacak. Ancak ons dolar fiyatının 1.900 seviyesinin altına gelme durumu söz konusu olursa ayrıca değerlendirmek gerekecek.

TRUMP NOKTAYI KOYDU

Yazının Devamını Oku

Finans piyasaları krizi fırsata çevirdi

Reel ekonomilerde yaşanan küçülmelere rağmen finans piyasaları verimli bir dönem geçirdi. Düşük faiz ve piyasaya verilen bol likidite sayesinde finans sektörü canlandı. Borsa İstanbul’a ilgi yoğun olurken, hesap sayısı da 1.5 milyonu aştı. Borsaya 400 bin civarında yeni yatırımcı geldi. ‘Kriz fırsattır’ sözü bu dönemde işlerlik kazandı.

KORONAVİRÜSE bağlı olarak ikinci çeyrekte (nisan-haziran dönemi) küresel ekonomi tarihin en büyük küçülmelerinden birini yaşadı. Yüzde olarak ABD ekonomisi 31.7, Japonya 28.1, Almanya 10.1, Türkiye 9.9 daraldı. Reel ekonomilerdeki küçülmelere rağmen finans piyasaları bu süreçte oldukça verimli bir dönem geçirdi. Bazıları tarafından  Çinlilere atfedilen ‘kriz fırsattır’ sözü bir anlamda işlerlik kazandı. Eskilerin ‘ticaret durmaz’ diye de bir sözü var.

BORSAYA YOĞUN İLGİ

Türkiye özelinde konuşacak olursak 2.çeyrek milli gelir (GSYH) yüzde 9.9 küçülürken ‘finans ve sigorta faaliyetleri’ sektör olarak yüzde 27.8 büyüme gösterdi. Bu durum verilere de yansıdı. Merkez bankaları ve ülkelerin parasal genişleme politikası ile düşük faiz ve piyasaya verilen hiç olmadığı kadar bol likidite finans sektörünü canlandırdı. Alternatif arayışındaki yatırımcıların Borsa İstanbul’a ilgisi yoğundu. Hesap sayısı 1.5 milyonu geçerken 400 bin civarında yeni yatırımcı geldi. Pandeminin ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için faizde düşüş hamlesi doğal olarak hisse senedi, altın ve dövize yönelimi beraberinde getirdi.

ALTIN ÖNE ÇIKTI

Reel ekonomiler kapalı iken veya yeni toparlanma sürecinde iken borsada hissesini yakalayan çok iyi primler buldu. Altın bu süreçte yine öne çıktı. Dışarıda altının ons fiyatındaki yükselişe içeride dolar/TL kurundaki yükseliş de eklenince gram TL fiyatı da ciddi sayılabilecek prim yaptı. Diğer yandan düşük faiz ve ucuz para özellikle konut ve otomobile de ilgiyi artırdı. Hem satış rakamı hem de fiyat artışı olarak önemli yükselişler görüldü. Şimdi sorular daha çok finans sektöründeki canlılık sürecek mi noktasında yoğunlaşıyor. Bir anlamda ‘tamam mı, devam mı’ ikilemi. Bunu pandeminin seyri ve vaka sayılarıyla ekonomideki toparlanmanın gelip gelmeyeceği konusu  belirleyecek. Ancak düşük faiz ve bol likidite ortamının korunacağı aşikar.

İYİMSERLİK KORUNABİLİR

Gerek ABD gerekse Avrupa Merkez Bankası başkanları piyasaya destek ve uzun süre düşük faizin devamı vurgusunu bir çok kez yaptılar. Bu açıdan düşük faiz ve bol paralı ortam devam edecek ise salgın hastalıkta olağandışı yeni dalgalar gelmez ise iyimserlik korunabilir. Ancak artan vaka sayıları reel ekonomiler üzerine yeni bir yük getirirse veya kapanma gibi bir durum söz konusu olursa finans piyasalarının iyimserliğini koruması zorlaşacaktır.   

Yazının Devamını Oku

Dış borsalarda balon korkusu

Geçen aylarda IMF ve bazı yatırım bankaları tarafından yapılan değerlendirmelerde reel ekonomiyle borsalar arasındaki korelasyonun birbirinden bağımsız hale geldiğine dikkat çekildi. Ekonomilerde ikinci çeyrekte küçülmeler yaşansa da borsalar çıkışına devam etti. Ancak yaşanan yükseliş için piyasalarda ‘balon’ değerlendirmeleri yapıldı.

Borsa İstanbul ile dış borsalar arasındaki uyumsuzluk sürüyor. Ancak son birkaç gündür ise dış borsalardaki düşüşe rağmen Borsa İstanbul daha alıcılı görüldü. Bu gelişmede biraz Türkiye ve Yunanistan arasında NATO aracılığıyla başlayan diyalog sürecinin payı olduğunu söylemek mümkün. Görüşmelerden henüz sonuç çıkmadı. İç piyasalarda dikkati çeken konulardan biri de döviz kurlarında yaşanan yükseliş. Ayrıca gösterge faiz oranındaki yükseliş eğilimi de sürüyor. Bu yükselişte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) son dönemdeki fonlama faiz oranlarını arttırmasının ve likidite kısıcı hamlelerinin etkisi var. Faiz artışı ve likidite azaltıcı hamlelerinin ardından döviz kurları da yakından takip ediliyor. Ayrıca ABD dolarının dış piyasalardaki zayıf görünümünü de dikkate almak gerekir.

İLK ALTERNATİF

İç piyasalarda dalgalı seyrin devam ettiği bir süreçte başta ABD olmak üzere dış borsalardaki düşüşler piyasaların gündeminde ilk sıralara yerleşti. Ancak son dönemde ABD borsalarındaki yükseliş için bazı finans çevrelerinde balon şişmeye devam ediyor şeklinde değerlendirenler de vardı. IMF ve bazı yatırım bankalarının geçtiğimiz aylardaki değerlendirmelerinde reel ekonomiyle borsalar arasındaki korelasyonun koptuğu, birbirinden bağımsız hale geldiğine dair kabul gören söylemleri vardı. Salgın hastalık ve artan vaka sayıları bir yana mayıs sonrası toparlanma eğilimi görülse de ülke ekonomilerindeki 2. çeyrekte rekor küçülme yaşandığı süreçte bile borsalar çıkışına devam etti. Küresel ekonomideki toparlanmanın sürdürülebilirliği konusundaki soru işaretlerine rağmen ABD borsaları eski zirvelerini yakalarken Nasdaq Endeksi salgın hastalık öncesi zirvesini geçerek yeni zirveler oluşturdu. Sanki salgın hiç yaşanmamış ve ekonomi yara almamış gibi. Borsalardaki yükseliş için balon değerlendirmeleri biraz da reel ekonomiyle kopuk bu fiyatlamadan geliyordu. Ancak merkez bankalarının düşük faiz ve hiç olmadığı kadar piyasalara sunduğu bol para, yatırım aracı olarak borsaları ilk alternatif haline getirmişti. Bu gelişmede alternatifsizlik de önemli rol oynadı.

ALTINDA KÂR SATIŞLARI VAR

ABD dolarının hafif değer kazanması ve ABD tahvil faiz oranlarındaki yükseliş, beklentilere yakın gelen ABD tarım dışı istihdam verileri ve işsizlik oranlarındaki gerileme gibi etkenler altında (ons dolar) kâr satışları için gerekçe oldu. Altın fiyatının geldiği dip seviyelere baktığımızda orta dönem için prim düzeyi hala yüksek olarak görülebilir. Ancak daha geniş ölçekte, salgın hastalık ve artmaya devam eden vaka sayıları, aşı çalışmalarının sonuç vermesi için zamana ihtiyaç olması, jeopolitik gelişmeler güvenli liman ihtiyacını gündemde tutuyor. Başta Avrupa olmak üzere ABD dolarının zayıflığından diğer merkez bankaları rahatsız olsa da doların ucuz ve bol olması nedeniyle doların zayıf kalması olası. Ayrıca düşük faiz ve bol likidite en azından bir süre daha var olmaya devam edecek. Durum böyle olunca altın fiyatlarında kalıcı bir düşüş beklemek için erken. Bunun için seviye olarak 1.900 dolar seviyelerinin altında kalınması gerekecek. Bu aşamada düşüşleri teknik düzeltme ve kâr satışı olarak görmek yerinde olacak.

BORSA DESTEK SEVİYELERİNDE

Borsada kâr satışlarıyla birlikte destek seviyelerinde tutunma çabası da öne çıkmış durumda. İlk destekler 1.072-1.064 seviyelerinde bulunuyor. Kısa dönem için önem kazanan bu seviyenin altında verilecek sonraki destek 1.030 seviyesinde. İlk dirençler ise 1.100 ve 1.141 seviyelerinde. 1.141 daha önemli. Tepki çıkışının devamı için bu seviyenin geçilmesi gerekecek. Destek seviyelerinde tepki alım denemeleri görülebilir. Ancak olası tepki alımlarının direnç seviyelerinde satışla karşılaşma olasılığı yüksek.

DOLAR/TL’DE İLK DESTEK 7.42

Yazının Devamını Oku

Piyasalara FED desteği

FED Başkanı Powell’ın Jackson Hole’de yaptığı konuşma, altın fiyatları, Doğu Akdeniz’de yaşananlar, koronavirüs konusundaki gelişmeler piyasaların gündemini oluşturuyor. Döviz kurlarındaki yükseliş hareketinde ise ivme kaybı yaşandı. Powell’ın açıklamaları sonrasında ABD Doları dış piyasalarda da değer kaybı görüldü

İç ve dış piyasalar yoğun gündem ile birlikte dalgalı bir seyir izliyor. Borsa İstanbul’da çıkış hareketi direnç seviyelerini geçmekte zorlanırken dış borsalara göre biraz daha zayıf göründü. Döviz kurlarında hafif gerileme, kısa ve uzun vadeli gösterge tahvil bono faiz oranlarında ise gevşeme vardı. Piyasaların gündeminde, FED Başkanı Jerome Powell’ın Jackson Hole’ün açılışında gerçekleştirdiği konuşma, altın fiyatları, Doğu Akdeniz’deki gelişmeler, koronavirüse bağlı haberler ve makroekonomik veriler öne çıkan konu başlıkları. Tansiyonun yükseldiği Doğu Akdeniz’de Türkiye ve Yunanistan arasındaki gerginlikte Avrupa Birliği ve Almanya’nın Yunanistan’dan yana açık tavır koymaları ayrıca Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Jerome Borrell’in Türkiye’ye yaptırım hazırlığından söz etmesi tepkiyle karşılandı.

JP MORGAN’IN ÖNERİSİ

Cuma günü gelen bu açıklamalar Borsa İstanbul’a zayıf satış dalgası olarak yansırken dış borsalardan olumsuz ayrışmasına neden oldu. Döviz kurlarında ise yükseliş hareketi ivme kaybetmeye başladı. Bu gelişmede; Merkez Bankası’nın (TCMB) örtülü faiz artırımı ve likidite kısıcı hamlelerinin yanında, Powell’in açıklamaları sonrası ABD dolarının dış piyasalarda değer kaybı, son haftalarda artışlarına şahit olduğumuz bankalardaki döviz mevduatının geçen hafta biraz gerilemesi, ABD’li ünlü yatırım bankası JP Morgan’dan gelen “dolar sat, TL al” önerisi ve kâr satışlarının etkili olduğunu söylemek mümkün. Diğer yandan TCMB tarafından perşembe günleri açıklanan yurtdışı yerleşiklerin portföy yatırımlarında (sıcak para) 21 ağustos haftasında yabancı çıkışlarının nette 15 milyon dolara düşmesi (hisse satışı 86 milyon dolar, tahvil bono alışı 71 milyon dolar) yabancı satış baskısının nispeten azaldığını göstermesi açısından kayda değer bir gelişme.

İYİMSERLİK SÜRÜYOR

Hatırlanırsa geçtiğimiz haftalarda bu rakamlar 500-600 milyon dolar seviyelerinde seyrediyordu. Artan pandemiye bağlı vaka sayıları ve zayıflayan aşı etkisine rağmen düşük faiz ve bol likiditen avantajını kullanmaya devam eden piyasaların genel görünümünü özetleyecek olursak, dış borsalardaki iyimserlik sürüyor. Buna karşılık olumlu havayı korumaya çalışan bir iç piyasadan söz etmek mümkün.

ALTIN FİYATINI ETKİLEDİ

FED Başkanı Powell’ın Jackson Hole’deki açıklamaları piyasa dostu ve güvercin tonda bulundu. Açıklamalarda çıkan en belirgin izlenim, FED’in strateji değişikliğine gidilmesi ve ortalama yüzde 2’lik enflasyonu hedefleme kararı oldu. Buna göre, para politikası bir süreliğine enflasyonun yüzde 2’nin üzerine çıkmasına müsaade edecek ve hemen faiz artırımına gidilmeyecek. İstihdam artışı ve pandemiye bağlı ekonomik krizin atlatılmasına öncelik verilecek. Yapılan açıklamalar aslında mevcut piyasa iklimine uygun. Düşük faiz yanında piyasalara hiç olmadığı kadar bol para verildi. Bunun sonucu olarak uzun dönemde enflasyonda artış beklentisi kaçınılmaz bir sonuç. Salgın hastalığın ekonomi üzerindeki etkilerinin sürdüğü bir ortamda faiz artışı ve likidite kısıcı adım atılması zaten çok zor. Yüksek enflasyon beklentisi ilk aşamada ABD 10 yıllık tahvil faiz oranlarında yükseliş eğilimi olarak yansıma gösterse de sonra zayıfladı. Powell’in faiz konusunda ağır davranacakları yönündeki açıklamaların ardından ABD doları değer kaybederken ( Dolar Endeksi geriledi) Euro değer kazandı. Powell’in açıklamalarından anlaşılan, enflasyon yükselse de düşük faiz, bol likidite ortamı devam, önceliğimiz istihdam ve krizin atlatılması, gerisine sonra bakarız. Bunu piyasalar ve özellikle gelişen piyasalar için olumlu değerlendirmek mümkün.

Yazının Devamını Oku

Doğalgaz müjdesi moral verdi

Karadeniz’de 320 milyar metreküplük doğalgaz bulunduğunun açıklanması hem piyasalara hem de ülkeye moral verdi. Karadeniz’de bulunan doğalgaz, Türkiye’nin uzun vadede cari açık problemini ortadan kaldıracak bir gelişme olarak görüldü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı Karadeniz’de 320 milyar metreküp büyüklüğündeki doğalgaz rezervinin keşfi hem piyasalara hem de Türkiye’ye moral verdi. Uzun vadede enerjide dışa bağımlılığı azaltıp Türk ekonomisinin yumuşak karnı cari açık sorununu ortadan kaldıracak bir gelişme olarak görüldü. Bu durum piyasalar için fiyatlamaya konu olabilecek bir hikaye haline gelebilir mi? Bu aşamada bir şey söylemek için henüz erken. Koronavirüs ile başlayan kriz süreci ve karamsar havada piyasaları taşıyabilecek beklenti ve hikaye ihtiyacı vardı. Doğalgazın çıkarılması ve ekonomik değere dönüşmesi uzun sayılabilecek zaman alacak.

HİSSE BAZLI SEÇİCİLİK

Yoğun gündeme bağlı olarak piyasalarda dalgalı bir seyir izliyor. Borsa İstanbul’da yükseliş sonrası kâr satışları görülürken döviz kurlarında da benzer bir hareket görüldü. 7.40 TL seviyesinden gelen sert kâr satışları 7.20 TL seviyesinin üzerinde tepki alımlarıyla karşılaşırken bu iki seviye arasında bir bant oluşmaya başladı. Gösterge tahvil bono (piyasa) faiz oranlarında ise yükseliş sonrası hafif gerileme var. Borsa İstanbul’daki yükselişte hisse bazlı seçici hareketlilik öne çıktı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı “Karadeniz’de doğalgaz keşfi” BIST100 Endeksiyle birlikte enerji ve petro-kimya hisselerinde önce sert yukarı bir hareket yaşattı. Açıklama sonrası “beklentiler alınır, gerçekler satılır” anlayışı gereği Borsa İstanbul ve ilgili hisselerde kâr satışları görüldü.

REKOR SEVİYELER

Dış borsalarda ise iyimserlik hakim. İlk gündem tabi ki salgın hastalık ve bağlı gelişmeler. Rusya’nın buldum dediği aşıya henüz diğer ülke ve Dünya Sağlık Örgütü’nden tam bir destek gelmiş değil. Küresel ekonomideki toparlanma eğiliminde ise bir ivme kaybı var. Yeniden bir milyon kişinin üzerine çıkan ABD haftalık işsizlik maaşı başvuruları ve FED tutanakları iyimser görünümü biraz azalttı. Fed tutanaklarında, ekonominin yolunun son derece belirsiz olan virüsün yoluna bağlı olduğu, istihdamda geri dönüşün zayıfladığı vurguları yapıldı. Ancak dış borsalardaki çıkış hareketleri devam ediyor. Özellikle yükselişiyle dikkat çeken ABD Nasdaq Endeksi nerede ise her hafta yeni bir rekor ve zirve deniyor.

BOL PARA VAR

Salgın hastalıkla ilgili vaka sayıları artsa da ekonomilerin bu aşamada yeniden kapanması gibi bir olasılık güçlü görülmüyor. Küresel piyasalarda düşük faizin devam edeceği beklentisiyle hiç olmadığı kadar bol para var. Son günlerde biraz zayıf göstergeler gelse de ekonomideki toparlanma eğilimi devam ediyor. Durum böyle olunca borsalardaki yükseliş de bu görünümden güç alıyor. Ekonomilerin ısınması, düşük faiz ve bol paranın etkisiyle enflasyondaki artış eğilimi faiz oranlarına yukarı yönlü bir etki yapar mı konusu önümüzdeki dönemde biraz gündeme gelecek gibi.

TRENDLER KORUNUYOR

Yazının Devamını Oku

Aşı altının ateşini düşürdü

Son dönemlerde altın yükselen fiyatıyla dikkat çekiyordu. Ancak Rusya’dan gelen ‘aşı bulundu’ açıklamasıyla altında yükseliş hızını kaybetti. Aşı haberiyle güvenli liman ihtiyacı azalsa da, Rusya dışından gelen temkinli ve sorgulayıcı yaklaşımlar iyimserliğin azalmasına neden oldu.

Piyasalarda dalgalı seyir devam ediyor. Son dönemlerin gözde yatırım aracı olan ‘altın’ yükseliş hızını kaybetti. Bu gelişmede Rusya’nın koronavirüse karşı aşı geliştirdiğini açıklamasının önemli payı var. Aşı haberleriyle birlikte piyasalarda risk iştahı arttı, güvenli liman ihtiyacı azaldı. Bu durum borsalara alım, altın fiyatlarına ise satış olarak yansıdı. Ancak aşı haberleri sonrası ABD’nin salgın konusundaki etkin isimlerinden Dr. Fauci’den “aşının güvenli olduğundan şüpheliyim” açıklamasına Alman Robert Koch Enstitüsü de “mutasyon olasılığı veya kısa bağışıklık süresinin aşı etkinliğini azaltacak bilinmeyenleri mevcut” değerlendirmeleri eklendi. Bu açıdan aşı haberi ilk aşamada olumlu karşılansa da sonrasında temkinli ve sorgulayıcı yaklaşımlar altın fiyatlarında tekrar yukarı yönlü bir hareketlenmeye neden oldu.

GELİŞMELER İZLENİYOR

Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü henüz Rusya’nın geliştirdim dediği aşıya onay vermiş değil. Diğer yandan vaka sayılarında ABD’de nispi bir azalma olduğu iddia edilse de genelde artış eğilimi sürüyor. Ayrıca altındaki fiyat artışını destekleyen düşük faiz, bol likidite ortamı korunuyor. ABD kongresinden henüz çıkmayan trilyonluk teşvik paketi, döviz kurları, Ege’de Türkiye-Yunanistan arasındaki gerginlik, ABD-Çin ilişkileri, dış piyasalar ve makroekonomik veriler yakından izlenen gelişmeler.

ZİRVEYİ YAKALADI

Küresel piyasalarda ABD haftalık işsizlik maaşı başvurularının eşik sayılan bir milyon seviyesinin altına gerilemesi olumlu karşılansa da ABD Kongresi’ndeki teşvik paketi anlaşmazlığı olumlu havayı sınırladı. Bu durum dış borsalara kâr satışları olarak yansıdı. ABD’de Dow Jones Endeksi salgın hastalık öncesi zirvesine oldukça yaklaşırken, S&P Endeksi zirveyi yakaladı, Nasdaq Endeksi ise yeni zirveler denemeye devam ediyor. Borsalar düşük faiz ve bol likidite etkisi ve ekonomilerin açılmasıyla toparlanmaya yönelik makro ekonomik verilerin etkisiyle virüsü unuttu sanki. Umarız aşı çalışmalarındaki umut verici gelişmeler teyit olur ve hem piyasalar hem de dünya rahat bir nefes alır. Aksi takdirde olumlu gelişmeleri önemli ölçüde fiyatlayan borsalarda daha yorgun ve temkinli bir görünüm muhtemeldir.

SANAYİ ÜRETİMİ HAZİRANDA YÜZDE 17.6 ARTTI

İçeride ve dışarıda ekonomik veriler yakından izleniyor. Türkiye’de haziran ayında sanayi üretiminde yüzde 17.6 oranındaki artış ekonomide ciddi toparlanma sinyali olarak görülürken en güçlü toparlanan ekonomiler arasında yer aldı. Dayanıklı tüketim malında artış yüzde 33.2 ile dikkat çekti, imalat sanayinin artış yüzde 19 oldu. Salgın nedeniyle ertelenen taleplerin katkısı önemli görülmekle birlikte temmuz ayında da benzer artışlar olasıdır. Cuma günü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan haziran ayına ait ‘ödemeler dengesi ve cari denge’ yine öne çıkan veriler arasında yer aldı. Dışarıda da veri akışı piyasalar tarafından dikkatle izleniyor. Euro Bölgesi ikinci çeyrekte ilk çeyreğe göre yüzde 12.1 küçülürken geçen yıla göre yüzde 15 küçüldü. ABD’de beklentileri altında gelen işsizlik başvuruları ile enflasyon verilerindeki yükseliş (ÜFE_TÜFE) ekonomide toparlanmanın devam ettiği yönünde algılandı. Türkiye’nin ikici çeyrek büyüme verisi 31 Ağustos’ta açıklanacak. Pandemi etkisiyle özel bir süreçten geçiyoruz. Ekonomik verilerin de bu gelişmeden payını alması olağan bir durum olarak görülebilir.

Yazının Devamını Oku

Piyasalar temkinli, altın kritik seviyede

Altında son dönemlerdeki yükseliş devam ediyor. Piyasalar altın fiyatlarındaki yükselişi yakından takip ediyor. Koronavirüsle ilgili yaşanan gelişmeler ve ekonomik toparlanmalardaki ivme kaybı nedeniyle borsalarda da kâr satışları görülüyor. Dolar/TL kurunda tepki yükselişi yaşanırken, piyasalarda ise temkinli bir hava hâkim.

Piyasalarda altın fiyatlarındaki yükseliş yakından izlenmeye devam edilirken borsalarda kâr satışlarına bağlı yorgunluk hakim. Salgın hastalıkta vaka sayılarındaki artış ve ekonomilerdeki toparlanma eğilimindeki ivme kaybı risk iştahını zayıflatınca bu durum primli borsalarda kâr satışlarını beraberinde getirdi. Umut veren aşı çalışmalarından da son günlerde yeni bir haber gelmedi. Borsa İstanbul bu gelişmelerden payını aldı.

İç piyasalarda döviz kurlarındaki hareketlenmenin de etkisiyle Borsa İstanbul’da satışlar dış piyasalardan biraz daha fazla derinlik kazandı denebilir. BIST100 Endeksi’nde iki sıfır atılmasının etkileri ilk gün dışında pek hissedilmedi. Zaten psikolojik bir etki bekleniyordu, gündem ve dış piyasalar önemliydi. Düşük faiz ve bol likidite, ekonomilerin açılması ve toparlanmaya dair veriler, aşı çalışmalarındaki umutlu gelişmeler borsaları bu seviyelere kadar taşıdı. Ciddi primler oluştu ve çok sayıda yeni yatırımcı borsalara geldi. Olumlu gelişmeler fiyatlara önemli ölçüde dahil oldu. Ancak borsalardaki çıkışın devamı için piyasaların yeni beklenti ve gündeme ihtiyacı var. Bu yönde yeni bir gelişme olmayınca kağıt üzerindeki kârların realize edilmesi yani piyasa tabiriyle cebe atılması beklenen bir gelişme olarak görülebilir. Ayrıca borsadaki düşüşe bazı kredili pozisyonların kapatılması isteği de katkı yapmış olabilir.

DESTEK BULMASI BEKLENEBİLİR

Kayda değer nokta, teknik açıdan Borsa İstanbul’da (BIST100 Endeksi) mart ayında başlayan çıkış trendinin altına salınım gerçekleşti. Trend, yatırımcı dostu olarak bilinir ve gücü gösterir. Ancak düşük faiz ve bol likidite ortamı devam ettiği sürece geri çekilmelerde borsaların destek bulması beklenebilir. Dikkat çeken bir diğer gelişme ise Borsa İstanbul’da yabancı takas saklama oranının yüzde 54.9 seviyesine ulaşması oldu. Hatırlanırsa geçtiğimiz günlerde yüzde 49 seviyesine kadar gerilemişti. Bu durum yerli yatırımcının satışı kadar yabancı yatırımcının alımlarının artmasından kaynaklanıyor olabilir. Bunun boyutlarını önümüzdeki hafta TCMB verileri açıklandığında yurtdışı yerleşiklerin hisse ve tahvil bono işlemlerini rakam olarak görebileceğiz.

ALTINDA (ONS DOLAR) 2000 DOLAR SEVİYESİ ÖNEMLİ

Son ayların gözde yatırım aracı altın yükselişini sürdürüyor. Yükselişe etki eden düşük faiz, bol likidite, salgın hastalıkta ikinci dalga riski gibi önceki bildik gerekçelere geçen hafta Fed’in parasal genişlemeden yana tavrı ile ABD Başkanı Trump’ın kasımdaki seçim ile ilgili erteleme talebi eklendi. Bu durum ABD dolarının daha da zayıflaması neden olurken zayıflayan dolar altın fiyatlarındaki çıkışa katkı yaptı. Gerçi Avrupa Birliği’nin 750 milyar Euro’luk yardım paketini uygulamaya koyarken ABD Kongresi’nden henüz 1 trilyonluk teşvik paketinin çıkmaması, ABD’deki küçülmenin Almanya’dan daha fazla olması ve vaka artışında ABD’nin önde olması dolar üzerinde baskı yapan sebepler arasındaydı. Ama Fed toplantısı sonrası dolar biraz daha zayıflarken gerileyen ABD tahvil faiz oranları ve eksi faiz durumu altın fiyatındaki yükselişi desteklemeye devam ediyor. Sayılan gelişmeler belli ölçüde altın fiyatının içinde var ve fiyatlara yansıdı. Bu nedenle çıkışın devamı açısından 2.000 psikolojik direnç seviyesi önemli bir referans noktası olarak görülebilir. Diğer yandan ABD dolarının dış piyasalarda değer kaybına karşılık iç piyasalarda dolar/TL kurundaki yükselişi kayda değer bir durum. Yükseliş bu aşamada tepki çıkışı boyutunda. Euro/TL kurundaki yükseliş ise ayrıca dış piyasalarda euronun değer kazanımından güç alıyor. Euro/Dolar paritesi 1.18 seviyesini geçerken Dolar Endeksi 93 seviyesinde ve 2018 yılından bu yana en düşük seviyelerinde seyrediyor.

FED'İN 'GÜVERCİN' TAVRI SÜRÜYOR

Yazının Devamını Oku

Altın parlamaya devam ediyor

Borsa İstanbul yorgun dış borsalara rağmen daha iyimser olsa da kâr satışları olası. Risk iştahının azalması hisse seçiminde dikkatli olmayı gerektiriyor. Salgın hastalığın gündemdeki yerini koruması ve piyasadaki para bolluğu ibreyi altından yana çevirmeyi sürdürüyor.

Piyasalarda iyimserlik sürüyor. Ancak özellikle dış borsalarda yorgunluk sinyalleri gelmeye başladı. Yükseliş denemelerinde kâr satışları sıklaştı. Borsa İstanbul ise dışarıya göre daha pozitif. ABD haftalık işsizlik başvurularının beklentilerin üzerinde gelmesi ve mart ortasından bu yana ilk kez yükselişte olması ekonomik toparlanmada ivme azalması gibi değerlendirilmesi nedeniyle risk iştahı biraz zayıfladı. Ayrıca COVID-19 vakalarındaki artış ve ABD-Çin gerginliğinin gündemde kalması borsalarda kâr satışlarına neden oldu. Bu noktada gelinen prim düzeyinin de etkisini dikkate almak gerekecek. Piyasaların gözdesi son günlerde altın oldu. Altın fiyatındaki yükseliş borsaların önüne geçti desek yanlış olmaz. Düşük faiz , bol likidite, merkez bankaları ve hükümetlerin parasal genişleme politikaları, salgın hastalıkta artan vaka sayıları ve ekonomide bazı kapanma haberleri, ABD dolarının değer kaybı, ABD-Çin gerilimi gibi sebeplerden beslenen altın fiyatları (ons/dolar) güçlü seyrini koruyor.

MERKEZ BANKASI YİNE PAS GEÇTİ

Merkez Bankası (TCMB) beklentilere paralel olarak geçen haftaki toplantısında faiz değişikliğine gitmedi. Ancak toplantı sonrası yayınlanan metinde çekirdek enflasyon göstergelerindeki yükseliş ve yıl sonu enflasyon tahmini üzerindeki risklerin yukarı yönlü olduğuna yönelik vurgu dikkat çekici. Bu bakımdan 29 Temmuz Çarşamba günü TCMB tarafından açıklanacak “Enflasyon Raporu” sunumu sırasında enflasyon hedefinde yukarı yönlü bir revizyon şaşırtıcı olmayacak. Yüzde 7.4 enflasyon tahmininin tutması artık çok zorlaştı. Çift hanede kalması sürpriz olmaz. Bu açıdan TCMB’nin yeni faiz indirimlerine ara vermesi olasılığı çok yüksek. Piyasa yeni duruma göre beklentilerini gösterge tahvil faizine yansıtıyor. Gösterge tahvil faiz oranı yüzde 8.7 seviyesini gördükten sonra tekrar 10 seviyesinin üzerine çıktı. Bunun şöyle anlamı da olabilir. Artık düşük faizin reel ekonomiye desteği zayıflayacak, ekonomik toparlanmaya önceki gibi katkılarını vermesi zorlaşacak demektir bir bakıma. 29 Temmuz’da ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı ve faiz kararı var. Bu toplantıdan da faiz değişimi beklenmiyor. Ancak Fed 2022 yılına kadar sıfıra yakın faiz beklentisini açıklamıştı. Merkez bankalarının faiz indirim hamlelerine ara vermesi ve parasal genişlemelerde eskiye göre hız kesme borsalara olan katkısını da azaltacaktır. Fed bilançosu 7.2 trilyon dolar büyüklüğe ulaştıktan sonra tekrar 7 trilyon doların altına gerilemişti. TCMB’nin eksi faiz uygulamasının sonuçlarından biri olarak görülen bankalar yabancı para mevduatındaki artış da sürüyor. 17 Temmuz haftasında bir önceki haftaya göre 1.4 milyar dolarlık artış ile son yılların en yüksek seviyesi olan 203.9 milyar dolara yükseldi. Bankalardaki mevduatın yarısından fazlası (yüzde 51) yabancı para cinsinden olmaya devam ediyor. Yakından izlenen bir diğer veri de son aylarda çıkışı devam eden sıcak para hareketleri. TCMB’nin açıkladığı menkul kıymet istatistiklerine göre yurtdışı yerleşik yatırımcılar 17 temmuz haftasında 240 milyon dolarlık menkul kıymet (174 milyon dolar hisse senedi, 66 milyon dolar DIBS) sattı. 22-24 Temmuz haftasında ise Borsa İstanbul’da yabancı takas saklama oranı yüzde 50’nin üzerine çıktı. Bu durum yerli yatırımcıların alım hızlarının azaldığını mı yoksa yabancı girişlerinin başladığını mı gösteriyor göreceğiz.

EURO GÜÇ KAZANIYOR

AB’nin 750 milyar Euro’luk yardım paketinden güç alan Euro değer kazanmaya devam ediyor. Koronavirüs salgınına yönelik ABD Kongresi’nden henüz trilyon dolarlık yardım paketi geçmiş değil. Bu durum ABD’de yoğunlaşan vaka artışları ve kapanma haberleriyle birlikte doların zayıflamasına katkı yapan bir gelişme. Piyasaların umutla beklediği bir gelişme aşı çalışmaları. Bu yönde olumlu bir haber akışı var. Bu gelişme de artan vaka sayılarına karşılık ekonomilerin kapanmayacak beklentisinin piyasalardaki iyimserliğin devamında payı var. Piyasaların görünümüne kısaca bakacak olursak, bir tarafta primli borsalar ve olumlu gelişmelerin önemli ölçüde fiyatlanması, diğer yanda umut veren aşı çalışmaları ve salgın hastalıkta artan vakalara karşılık ekonomileri açık tutma ısrarı. Bir başka bakış ise düşük faiz nedeniyle iyi bir alternatif olan, para kazanılan ve yatırımcıları memnun eden bir borsa var. Çok olumsuz gündem olmadıkça bu yapıyı terk etmek için bu aşamada pek bir gerekçe görülmüyor. Bu görünümün etkileri ise borsalarda yorgunluk ve daha seçici hareketler olarak yansıyor. Önümüzdeki hafta da benzer bir görünümün öne çıkması muhtemeldir. Bir diğer izlenecek konu ise BIST100 Endeksi’nden çift sıfır atılacak olan Borsa İstanbul’un yeni endeks seviyesine vereceği tepki olacak. Geçmiş tecrübeler genelde psikolojik etkiyle olumlu bir tepki olabileceği yönünde. Ama yine de gündem ve dış piyasaların seyri temel etken olacak.

SEÇİCİ HİSSE HAREKETLERİ

Yazının Devamını Oku

Altın zirveyi zorluyor

Aşı tarafında, Dünya Sağlık Örgütü’nün onaylayacağı yeni bir gelişme olmaz ve merkez bankaları veya büyük fonlardan ciddi bir kâr satışı gelmez ise ara düzeltmeler ve kâr satışlarına rağmen altında 1.921 dolarlık tarihi zirveye doğru çıkış hareketinin devamı beklenebilir.

Yatırım denilince ilk akla gelen araçlardan biri altın. Son aylarda koronavirüsle birlikte yeni bir çıkış hareketi yaşandı. Çıkış hareketinin ilk adımları 2019’da ABD-Çin ticaret savaşı ile başlamıştı. Pandemi süreciyle de ivme kazandı. Altın fiyatını belirleyen temel değişkenleri sıralarsak; Faiz, enflasyon, jeopolitik riskler, merkez bankası politikaları, fiziki alım satımlar ve ABD Dolarının değerindeki dalgalanmalar diyebiliriz.

SALGIN ETKİSİ

Koronavirüs süreciyle faizler düştü ve düşük kalmaya devam edecek. ABD Merkez Bankası (Fed) 2022 yılına kadar düşük faiz beklentisini deklare etti. Fed, diğer merkez bankaları için önemli bir referans olmuştur çoğu zaman. Enflasyon talep gerilmesine bağlı kısa bir süre düşüş gösterse de ekonomilerin açılması ve piyasaya çıkan bol likidite nedeniyle tekrar yükseliş sinyalleri vermeye başladı. Merkez Bankaları ve hükümetler teşvik ve yardım paketleriyle piyasaya hiç olmadığı kadar bol likidite sundular. Fed bilançosu mart ayın başında 4.2 trilyon dolar iken 7.2 trilyon dolar seviyesine kadar çıktı. Avrupa Merkez Bankası bilançosu da 4-4.5 trilyon Euro büyüklüğünden 6.3 trilyon Euro’ya ulaştı. Hükümetlerin verdiği teşvik paketleri merkez bankalarının piyasaya verdiği miktarın oldukça üzerinde. Parasal genişleme hiç bu büyüklükte olmamıştı.

REKOR YILI 2011

Hatırlanırsa 2008 küresel krizi sonrası benzer bir süreç yaşanmıştı. Krize çare olarak merkez bankaları faizi düşürüp piyasaya bol likidite verince altın fiyatları 2011 yılında 1.921 dolar zirvesine kadar yükselmişti. Jeopolitik riskler olarak bakacak olursak salgın başlı başına böyle bir risk. Son dönemde artan vaka sayıları ilk salgın rakamlarını geçti. Bu belirsizlik ‘güvenli liman’ ihtiyacını canlı tutuyor. Ayrıca son aylardaki ABD-Çin gerginliğini de eklemek gerekecek. ABD doları ise değer kaybına devam ediyor. Fiziki alım satımlar tarafında ise merkez bankaları geçtiğimiz yıllarda alım yaptığına dair haberler sıkça geliyordu. Yeni bir alım haberine çok rastlamazsak da satış yönlü bir gelişme de gözlenmiyor.

GENİŞLEME ARTACAK MI?

Diğer yandan altının arzı sınırlı, arz bollaşması öyle petrol gibi kısa sürede hemen üretimi artırıp arzı artırılabilecek bir emtia değil. Parasal genişleme ve likidite artarken altın arzı sınırlı bir artışta veya sabit kalmaya devam ediyor. Bu yönleriyle bakınca altın fiyatını yukarı çeken etkenler geçerliliğini koruyor. Bu hafta içinde altın fiyatında görülen atağın sebebi ise Avrupa Birliği’nin 750 milyar Euro’luk teşvik paketi konusunda anlaşmasıyla Euro’nun değer kazanıp doların değer kaybı. Ayrıca ABD’nin de bir trilyon dolarlık yeni bir teşvik paketi üzerinde çalıştığı haberleriyle parasal genişlemenin artarak devam edeceği beklentisini saymak mümkün. Diğer yandan ABD Başkanı Donald Trump, “Koronavirüs ne yazık ki daha iyi bir hal almadan önce daha da kötü olacak” diyerek olumsuz bir açıklama yaptı. Trump’ın şimdiye kadar pandemi konusunda daha çok iyimser yaklaşımları söz konusuydu.

ÇIKIŞ SÜREBİLİR

Yazının Devamını Oku

Piyasalarda trendler korunuyor

Ekonomilerdeki açılmayla birlikte dipten dönüş sinyalleri gelmeye devam ediyor. Koronavirüse karşı yapılan aşı çalışmalarındaki olumlu gelişmeler, düşük faiz ve bol likidite piyasalardaki iyimserliğin devamında etkili oldu. Borsada çıkış trendi sürerken, döviz kurlarında ise yatay seyir devam ediyor.

Borsada çıkış trendi, döviz kurlarında yatay seyir, faiz oranlarında ise düşüş eğilimi sürüyor. Son dönemde piyasalarda mevcut trendi bozacak çok olumsuz yeni bir haber akışı da görülmüyor. Ekonomilerin açılmasıyla devam eden verilerdeki dipten dönüş emareleri, düşük faiz ve bol likidite ortamı ve son günlerde koronavirüse karşılık aşı çalışmalarında umut veren açıklamalar iyimserliğin devamında etkili. Buna karşılık ABD ve Çin’de son gelen bazı ekonomik verilerin beklentilerin biraz altında kalması, ABD-Çin gerginliği, salgın hastalıkta artan vakalar ve ABD’de bazı eyaletlerde kapanma haberleri devam eden olumlu havanın sorgulanmasına neden oldu.

APPLE DÖNMEYECEĞİM DEDİ

Bilişim sektörünün öncülerinden Apple, ABD ofislerine tam dönüş yıl sonundan önce gerçekleşmeyecek dedi. Diğer bazı şirketlerde de benzer uygulama haberleri geliyor. Haziran ayında ekonomideki hızlı toparlama verileri daha baskın tabi ki ama sürdürülebilirliği konusunda bir belirsizlik de var. Avrupa Merkez Bankası son toplantısında beklendiği üzere faiz oranının sabit tutarken Başkan Lagarde, “Toparlanma erken aşamada ve dengesiz” açıklamasında bulundu.

PAKET NETLEŞMEDİ

Ayrıca aşağı yönlü risklerden bahsederken “Avrupa Merkez Bankası pandemi acil alım programını tamamen kullanacak” demesi önemli. Avrupa Birliği ise 750 milyar Euro’luk paket konusunda net bir anlaşmaya henüz varmış değil. Tartışma daha çok paketin ne kadarının borç veya hibe olması gerektiği konusunda. Aşı çalışmalarında söylenildiği gibi bir ilerleme sağlanır, ekonomik veriler de desteklemeye devam ederse piyasalardaki olumlu seyir korunabilir. Ancak sayılan gelişmelerin önemli ölçüde fiyatlara dahil olduğu konusunu dikkate tutmak gerekir. Ekonomiler kapalı olduğu için ikinci çeyrek bilançolar iyi gelmeyecek. Borsa İstanbul’da geçen hafta bir kaç bilanço geldi ama çok ölçü değil. Her ne kadar nasıl geleceği az çok belli olsa da sektörlerinde öncü şirketler bu döneme ilişkin daha net fikir verecektir.

Yazının Devamını Oku

Piyasalar 15 Temmuz’un yaralarını sardı

Siyasi krizler ve çalkantılar ekonomik görünümü bir süre için dalgalandırsa da doğru hamlelerle kısa süre sonra olağan işleyiş sağlanabiliyor. 15 Temmuz’un ekonomiye etkileri de bu nedenle kısa sürede silindi. 2016’dan günümüze yaşanan ekonomik gelişmeler...

Yaşanan darbe girişimi Türkiye’de piyasaları da sarstı. Ancak milletin iradesini ortaya koyması ve devletin gücüyle darbe girişiminin bastırılması sonrası piyasalar çok çabuk toparlandı. Borsa sert düşüşü 70 binli seviyelerde alımlarla karşılanırken 2017’de Kredi Garanti Fonu’nun 250 milyar TL krediyi devreye sokması Türkiye’nin ekonomik büyümesine önemli katkı yaptı. 2017 yılı büyümesi yüzde 7.4 olarak gerçekleşti, böylece ekonomide 2016’nın izleri silindi. Ekonomideki bu performans yıllar içinde doğal olarak borsaya da yansıdı ve Borsa İstanbul 75 bin 656 seviyesinden 2018’de 121 bin 531 seviyesine ulaşarak yeni bir zirve yaptı.

2017’de hızlı büyüme

Döviz kurlarının 2017’yi sakin geçirmesi Borsa İstanbul’un performansına olumlu katkı yapan bir başka gelişme oldu. Dolar/TL kuru 3.77 seviyesinden başladığı yılı 3.75 ile yatay seyirde tamamladı. Benzer görünüm gösterge faiz için de geçerliydi. ‘Borsaları kârlı canlı şirketler ve ekonomiler taşır’ sözü gerçeklik kazandı. Diğer yanda ABD ve Avrupa borsalarının da yükseliş eğiliminde olması iç piyasalardaki olumlu tabloya katkı yaptı.

Büyümenin sonuçları olarak 2016’da 26.8 milyar dolar olan açık 2017’de 40.5 milyar dolara yükselirken enflasyon yüzde 8.53 seviyesinden 11.92 noktasına yükseldi. 2018’de erkene alınan 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimi yılın siyasi olayı olarak öne çıkarken ekonomide 2017 yılında yaşanan hızlı büyümenin sonuçlarının dengelenmesi vardı. Ekonomide artan cari açık ve enflasyonun makul noktalara çekilmesi için bir dengeleme yılı da denebilir. 2018’de  büyüme yavaşlayarak yüzde 2.8’e çekilirken son çeyrek -2.8 olarak gerçekleşti ve 2019’a pek iyi bir bakiye devretmedi. Ekonomideki yavaşlamanın etkisiyle cari açık tekrar -20.7 milyar dolara geriledi, yaşanan kur şokunun etkisiyle kur geçişkenliğine bağlı olarak enflasyon (TÜFE) yüzde 20.30 oldu.

Borsa İstanbul 120 binli seviyelerden 84.654 seviyesine kadar geriledi, bir bakıma yavaşlayan ekonomiyi fiyatladı. Döviz kurları ve gösterge faiz oranlarında agresif bir hareketlenme yaşandı. Gösterge faiz oranı yüzde 28’e ulaştı, dolar/TL kuru da 7.20 ile tarihi zirve yaptı. Merkez Bankası (TCMB) döviz kurlarındaki yükselişe önlem olarak politika faiz oranını yüzde 24 seviyesine kadar yükseltmek durumunda kaldı. Bu kararlar sonrası TL tekrar değer kazanmaya başladı ve dolar/TL kuru geriledi. Ancak yaşanan kur ve faiz şoku ekonomik büyüme üzerinde yavaşlatıcı yönde bir etkiye neden oldu.

Seçimler de dalgalandırdı

2019, yine bir seçim yılı olarak karşımıza çıktı. Bu defa yerel seçimler yapıldı. 2019’u Borsa İstanbul yatay seyirde geçirirken benzer görünüm döviz kurları için de geçerli oldu. Gösterge faiz oranı ve Merkez Bankası (TCMB) oranında gerileme yaşandı. Gösterge faiz (piyasa) oranı yüzde 10 seviyesine kadar çekilirken Merkez Bankası faiz oranı 2019’u yüzde 12 ile tamamladı.

Döviz kurlarındaki yükselişin ve ekonomideki yavaşlamanın etkileri cari açık üzerinde kendisini gösterdi; cari açık uzun yıllar sonra fazlaya dönüştü ve 8.6 milyar dolar cari fazla verildi. 2018 yılını yüzde 20.30 seviyesinde kapatan enflasyon 2019’u yüzde 11.84 seviyesinden kapattı. Büyümeyse yılın tamamında yine zayıf kaldı ve yüzde 0.9 olarak gerçekleşti. Ancak Merkez Bankası faiz indirimlerinin de katkısıyla ilk iki çeyrek küçülen ekonomi son çeyreğinde yüzde 6 büyüdü.

Yazının Devamını Oku

Borsa beklemede altın yükselişte

Borsalarda geçen hafta kâr satışları yaşandı. Kâr satışlarının ardından borsadan çıkacak paranın nereyi gideceği sorusu da önem kazanıyor. Altın ve konut da oldukça primlendi. Eğer dış borsalarda belirgin düşüşler yaşanmaz, olağan dışı bir gündemle karşılaşılmazsa borsayı bu seviyeye getiren alternatifsizlik durumu korunuyor.

Geçen hafta borsalarda kâr satışları görüldü. Olumlu fiyatlamanın önemli ölçüde yapılması, son dönemde borsalardaki yükselişle birlikte oluşan kârların realize edilme isteği, salgın hastalıkta artan vaka sayıları ve ikinci dalga riski, ekonomide toparlanmanın daha yavaş olacağı yönündeki değerlendirmeler, borsaları taşıyacak yeni bir gündem ve beklentinin oluşamaması kâr satışlarına neden olan gelişmeler olarak sayılabilir. Ancak Borsa İstanbul, derinlik kazanan satışlarla dış borsalardan kısa süreli olumsuz bir ayrışma gösterdi. Kısa süreli panik yaşanmasına neden olan bu gelişmede yabancı satışlarının devam etmesi, son aylarda çok sayıda küçük yatırımcının borsaya gelmesi ve kredili işlemlerin yoğunluk kazanmasının etkisi olabilir.

UYARI HAMLESİ

Düşüş başlayınca kârlı pozisyonlarda kredi kapatmaların düşüşe ivme kazandırması muhtemeldir. Geçen hafta Takasbank, borsa aracı kurumlarının gecelik faiz oranını yüzde 8.25’ten 12’ye çıkardı. Takasbank bir bakıma, borsaya son dönemde gelen çok sayıda küçük yatırımcıdan bir bölümünün yaptığı kredili işlemlerde faizi artırarak uyarı niteliğinde bir hamle yaptı. Nasıl ki kredili işlemler borsalardaki yükseliş hareketine ivme kazandırıyorsa düşüşte aksi yönde etki etmesi olağan bir gelişme. Borsa İstanbul’da bu ölçüde satışlara derinlik kazandıracak çok olumsuz bir gündem pek görülmüyor. Dış borsalar kısa süreli kâr satışları sonrası çıkış trendlerini koruyor. Covid-19 vaka sayılarında artış ile ekonomilerde toparlanmanın beklendiği gibi hızlı olmayacağı değerlendirmeleri ve ekonomiye dair bazı kapanma haberleri bir süredir vardı. Hatırlanırsa geçen haftaki yazımızda, kâr satış beklentilerimizle birlikte borsadan para çıkacak olursa nereye gidecek sorusunu sormuştuk. Aynı soru halen geçerliliğini koruyor. Mevduat faiz oranları düşük, altın ve konut oldukça primlendi.

TEPKİ ALIMLARI

Son dönemde ihtiyaç kadar yatırım aracına dönüştüğü söylenen otomobil fiyatlarında ciddi artışlar var. Öyle ki otomobilde ikinci el fiyatın sıfır fiyatından pahalı olduğu haberleri basına haber olarak düştü. Piyasalarda faiz düşük, likidite hiç olmadığı kadar fazla. Durum böyle olunca varlık fiyatlarında artış kaçınılmaz oluyor. Bir süre daha mevcut durum korunsa da sürdürülebilirliği konusunda belirsizlik mevcut. Bu açıdan dış borsalarda belirgin düşüşler ve gündemde olağan dışı olumsuz bir gelişme olmazsa borsayı bu seviyeye getiren “alternatifsizlik” durumu devam ediyor. Borsa İstanbul’un hangi seviyelerde denge bulup tepki alımlarıyla karşılaşacağı konusu da önemli. Bu noktada teknik analiz verileri önem kazanıyor. Daha seçici ve temkinli bir borsa görülmekle birlikte önümüzdeki hafta sert düşüş sonrası tepki alımları görülebilir.

EKONOMİDE TEMKİNLİ YAKLAŞIMLAR

Küresel ekonomide koronavirüse bağlı olarak ani duruş sonrası ekonomilerin açılmasıyla birlikte mayıs ve haziran ayında dipten dönüş ve ciddi toparlanma görülmüştü. Ekonomik veriler de bunu teyit etmişti. Ancak son günlerde bu defa toparlanmanın beklendiği gibi güçlü olmayabileceği yönünde değerlendirmeler geliyor. ABD’li Nobel ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz, “ekonomide V şeklinde bir toparlanma büyük ihtimalle fantezi” dedi. Yatırımcılara yönelik telekonferansında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ise kredi büyümesindeki ivme yılın ikinci yarısında azalabilir dedikten sonra Joseph Stiglitz’e benzer şekilde “umut veren sinyaller var ama V tipi toparlanma demek için erken” uyarısında bulundu. İçeriden ve dışarıdan gelen ve birbirini teyit eden açıklamalar kayda değer. Son günlerde hükümet ve merkez bankalarından yeni teşvik paketleri görülmezken ABD Merkez Bankası (Fed) bilançosunda büyüme yerini hafif de olsa küçülmeye bıraktı. Mart ayında 4.2 trilyon dolar olan Fed bilançosu, teşvik paketleri ve parasal genişleme politikalarıyla 7.2 trilyon dolara ulaştıktan sonra son günlerde 7 trilyon doların altına gerildi. Bu açıdan piyasalarda faiz düşük kalsa da yeni para akışı zayıflamış görülüyor. Bunun borsalar başta olmak üzere piyasalara yansımalarını önümüzdeki günlerde görebileceğiz.

Yazının Devamını Oku

Her şeye rağmen borsalar iyimser

Bir yanda virüse karşı umut veren gelişmeler yaşanırken, diğer yanda dünyada vaka sayılarında artış görülüyor. Vaka sayılarındaki artış ve bazı ekonomilerden gelen kısıtlama haberleri risk oluştursa da, piyasalar şimdilik bu gelişmelere duyarsız kaldı. Düşük faiz, bol likidite ve alternatifsizlik borsaları eski zirvelerine yaklaştıran gelişmeler arasında yer aldı.

Borsalarda kâr satış denemelerine rağmen olumlu hava devam ediyor. Gelen kâr satışları derinlik kazanmış değil ve destek seviyelerinde karşılanıyor. Mart ayından bu yana merkez bankaları ve hükümetlerin teşvik paketleriyle sağlanan düşük faiz ve bol likidite ortamı finans piyasalarını bugünlere taşıdı. Borsalar eski zirvelerine oldukça yaklaştı. Son günlerde ekonomilerdeki toparlanmayı teyit eden veriler ve virüse karşı geliştirilen aşı çalışmalarında umut verici gelişmeler iyimserliğin devamında etkili oldu. Geçen perşembe açıklanan haziran ayı ABD tarım dışı istihdam verileri beklentilerin oldukça üzerinde 4.8 milyon kişi olarak gerçekleşti. Beklenti 3 milyondu. İçeride ve dış dünyada, gerek PMI gerekse diğer ekonomik verilerde haziran ayında toparlanmaya işaret eden çok sayıda veri mevcut. Ancak salgınla ilgili artan vaka sayıları risk oluşturmaya devam ediyor.

50 BİNİ AŞTI

Öyle ki ABD’de günlük 50 bini aşarken, 1 Temmuz itibariyle dünyada 200 bine yaklaştı. Buna bağlı olarak ekonomilerde kısıtlama haberleri gelmeye başladı. ABD Başkan Yardımcısı Pence’in “Yeniden açılmayı durduran yönetimleri destekliyorum” ve ABD Hazine Bakanı Mnuchin’in “Eyaletlerin yeniden çok hızlı açılacağına inanmıyorum” açıklamaları geldi. Türk Hava Yolları (THY), ABD’de vakaların arttığı iki noktaya (Miami ve Los Angeles) uçuşları erteleme kararı aldı. Bu gelişmelere piyasalar şimdiye kadar duyarsız kaldı ve bu yönde olumsuz bir fiyatlama yapmadı. Hal böyleyken, ayrıca borsalarda ciddi primler oluşmuşken bu duyarsızlık devam edebilir mi?

SOLUKLANMA OLASILIĞI

Veya borsacıların deyişiyle “kâr cebe yakışır” sözüne kulak verilir mi? Bir diğer dikkat çekici gelişme borsaya yerli yatırımcı akını sürerken yabancı yatırımcıların satış eğiliminde olması. Bu açıdan salgın nedeniyle borsalarda eski zirvelere yaklaşırken biraz da ‘yükseklik korkusunun’ etkisiyle bir miktar kâr satışları yaşanması olağan bir gelişme olur. Ancak bu durumda da borsadan çıkacak para nereye gidecek sorusu akla geliyor. Faiz düşük ve düşük kalmaya devam edecek. Zaten borsaya yatırımcı akınına sebep olan temel etken alternatifsizlik olarak görüldü. Bu şartlar halen de korunuyor. Mevcut trendler korunmakla birlikte hızlı ralli sonrası bir soluklanma olası görülüyor.

HAZİRAN ENFLASYONU BEKLENTİLERİ AŞTI

Haziran enflasyonu (TÜFE) aylıkta yüzde 1.13, yıllıkta yüzde 12.62 gerçekleşti. Bu gelişmede ekonomideki normalleşmenin etkileri yanında ekonominin açılmasıyla artan talep ile para arzındaki artış ve kredi genişlemesinin etkileri var. Mevsimsellik nedeniyle gıda fiyatları biraz gerilerken en yüksek artış kalemlerinin lokanta, oteller ve ulaştırmada olması dikkat çekti. Sonuçlar üzerinden gidecek olursak Merkez Bankası (TCMB) kararlarına bu gelişme nasıl yansıyacak? Enflasyon düşecek öngörüsü ile son toplantı hariç dokuz toplantıda önden yüklemeli faiz indirimine gitti. 2020 yılı için öngördüğü yüzde 7.4 enflasyon tahmini tartışmalı hale gelirken Merkez Bankası’nın faiz indirimlerine ara vermesi olası bir gelişme olacak. Hatırlanırsa TCMB son toplantısında faizi, indirim beklentilerine rağmen sabit tutmuştu. Zira enflasyon ile Merkez Bankası faiz oranı hatta mevduat faiz oranı arasındaki makas son enflasyon verisiyle daha da açılmış durumda. Negatif faiz 4.38 seviyesine ulaştı. Dünyada en yüksek negatif faiz veren ülkeler arasında Türkiye de var. Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’ten cuma günü enflasyon verileri açıklandıktan sonra “Türkiye’de faiz indirim döngüsünün sona ermeye yaklaştığına inanıyoruz” şeklinde açıklama geldi. Faiz arttırmaya da reel ekonominin içinde bulunduğu şartlar elvermiyor. Ani duruş sonrası toparlanma çabasındaki bir ekonomide faiz arttırmak bu çabaları sekteye uğratacaktır. Anlaşılan önümüzdeki toplantıda faiz kararı konusunda Merkez Bankası’nın işi hayli zor olacak.

Yazının Devamını Oku