Yunus Paksoy

Yunus Paksoy

yunus.paksoy@hurriyet.com.tr

Nerede o eski işgaller

AYLARDIR ABD’nin göz göre göre gelen Venezuela müdahalesini takip ettikçe, canlı yayınlarda anlattıkça, sizinle bu köşede paylaştıkça...

Haberin Devamı

Ramazan sofralarında “Ah nerede o eski Ramazanlar” diye hayıflanan nostaljikler gibi sitem edesim var.

*

Nerede kaldı o eskiden bir ülkeyi işgal etmek, rejim değiştirmek, demokrasi götürmek için kamuoyunu hazırlayan o Amerika...

Bir de şu üç beş tane tekne vurup “bunlar uyuşturucu taşıyor, liderleri de Maduro” diyen Amerika’ya bakın.

*

Özen sıfır... Hazırlık sıfır... İnandırıcılık sıfır...

Hani Afganistan işgali öncesi “küresel terörle savaş” bahanesi.

Hani Irak işgali öncesi “Saddam’ın kitle imha silahları var” yalanı.

Hani Libya müdahalesi öncesi “sivil halkı koruma” maskesi.

*

“Her vurulan tekne ile 25 bin Amerikalının ölümünü engelledik. Uyuşturucu kartelleri ile silahlı çatışma halindeyiz. Maduro, terör örgütü lideridir.”

Bilmiyorum... Eksik bir şeyler var. Amerika’nın bahaneleri bile aynı tadı vermiyor.

*

Haberin Devamı

Bakın mesela ABD Kongre Üyesi Maria Elvira Salazar ne diyor?

- Venezuela’ya girmek üzereyiz. Girmemiz gerekiyor...

- Venezuela, Amerikan petrol şirketleri için bir şölen olacak.

- 1 trilyon dolarlık ekonomik aktivite var.

- Şirketlerimiz girip bu petrolü alabilir.

*

Favori Amerikanızı seçin...

İşgali allayıp pullayıp yediren Amerika mı? Yoksa “vallahi biz petrol için giriyoruz” diyen Amerika mı?

Peki Rusya ve Çin etkisini kırmak?

O zaten pastanın üzerindeki çilek.

Değişen bir şey yok da... Artık her şeyin bu kadar bariz söylendiği bir dünyada olduğumuzu bazen unutuyoruz herhalde.

Nerede o eski işgaller

*

İşin hicvi bir yana...

Sizinle daha önce burada paylaştığım bir iddia da var tabi. Neydi o?

Maduro birkaç ay önce Trump’a arka kapı diplomasi ile petrol ve gaz sahalarını peşkeş çekme teklifi etmiş. Tek şartla: Maduro koltuğunu koruyacak.

Emin olduğum bir şey var: Mesele ABD için artık “Madurolu mu Madurosuz mu” haline gelmiş durumda.

Trump’ın “günleri sayılı” demesi boşuna değil.

Venezuela’nın zenginlikleri Amerikan şirketlerine akacak ama koltukta hangi etkisiz oturacak o detaya kaldık.

Haberin Devamı

Savaşa hayır, barışa evet” şarkısıyla dans edip Trump’a şirin gözükmeye çalışan Maduro, bir de Trump’ın dans şarkısı Y.M.C.A ile denesin. Belki tutar...

*

Bu satırları yazarken Trump’ın Maduro ile telefonda doğrudan konuşmak istediği haberleri dolaşıyor.

Bu görüşmede Trump, resmen terörist ilan ettiği Maduro’ya iki seçenek sunacaktır.

Görevden ya sen ayrıl.

Ya biz ayıracağız.

DÖN BABA DÖNELİM

TRUMP’ın şu son 1 yılda geriye dönüp baktığında en büyük başarızlık olarak gördüğü şey... Ukrayna-Rusya savaşını bitirememesi.

Önce Putin’e yağ-bal ile başladı... İşe yaramadı.

Zelenski’ye baskı ile boyun eğdiririm dedi... Olmadı.

Tam Putin’e baskı yapayım dedi... Alaska zirvesi çıkıverdi. O da olmadı.

Haberin Devamı

Zelenski’ye aslansın, kaplansın, Rusya’yı mağlup edersin dedi... O sözünden de döndü.

Şimdi en başa döndü.

ABD oturup 28 maddelik bir “barış planı” hazırladı. Ve ortaya şöyle bir şey çıktı:

- İşgal edilen topraklar Rusya’ya bırakılacak.

- Ukrayna’nın ordusu küçültülecek.

- Elindeki silahlar alınacak.

- NATO’ya girmeme yasası çıkacak.

- Avrupalı hiçbir ülke yardım edemeyecek.

- Putin, bir daha saldırmamak için sadece “söz” verecek.

E bu “Sevr” daha önce denendi, tutmadı. Yine aynı şey niye ısıtılıp ısıtılıp önümüze sunuluyor?

Ortaya öyle bir şey çıktı ki... Meğerse Amerikan tarihinin en büyük dışişleri skandallarından biri olmaya adaymış.

Dışişleri Bakanı Rubio, Cumhuriyetçi Senatörleri arayıp “plan bizim değil Rusya’nın planı” demiş.

Haberin Devamı

Hemen yalanlamalar... “Biz yazdık, bizim” demeler geldi tabi.

Sonra da Amerika lütfedip Ukrayna ile buluştu da “taslak rafine edildi.” O ne demekse...

Bu süreçte şunlar ortaya çıktı:

- Trump’ın kabinesi içinde Ukrayna barışına dair çatlaklar.

- Metnin ağır Rus yanlısı olduğunun kabulü.

- Trump’ın bu savaşı bitirmeye dair somut bir fikri olmadığı.

Nerede o eski işgaller

BEYİN BEDAVA

BU köşede artık iyice aşina oldunuz...

Hayat pahalılığı sayesinde göreve gelen Trump, hayat pahalılığı yüzünden kan kaybetmeye devam ediyor.

*

Ara seçimlere 11 ay kala Trump yönetiminin bir numaralı gündem maddesi haline gelmesi gereken bu konuyla ilgili Hazine Bakanı Bessent konuştu.

Öyle bir fikir ortaya attı ki... E artık vatandaş bunu da beğenmiyorsa hükümet ne yapsın?

Haberin Devamı

Dedi ki Bakan Bey: “Enflasyonunuzu düşürmenin en iyi yolunu biliyor musunuz? Demokrat eyaletten Cumhuriyetçi eyalete taşınmak. Demokrat eyaletlerin enflasyonu yüzde 0.5 daha yüksek.”

*

Duyduk duymadık demeyin.

Enflasyondan şikâyet eden varsa derhal şunları yapsın:

- Evi satılığa çıkarın.

- Çocukları okuldan alın.

- İşinizden istifa edin.

- Eşe, dosta, akrabaya veda edin.

Ve derhal yeni bir eyalete taşının.

Sorun çözüldü. Artık hayat yüzde 0.5 daha ucuz!

AZİL KORKUSU BASTI

BAKMAYIN Amerika’da başkanların 4 yıl görev süresi olduğuna...

Trump göreve geleli 10 ayı geçti ama şimdiden ara seçim havasına girdik bile.

Örnek mi?

Trump’ın seçim kampanyasının Şükran Günü (yarın) öncesi seçmenlerden bağış toplamak için attığı e-postaya bakalım.

Ne diyor?

“Amerika’dan nefret eden liberaller beni azletmeye hazırlanıyor. Bu dönemde SİZİN daha cömert olmanıza ihtiyacım var.”

*

Trump da azilden bahsetmeye başladığına göre geçenlerde canlı yayında ortaya attığım kehaneti köşede de kayıtlara geçireyim.

1- Cumhuriyetçiler Meclis’te ve Senato’da çoğunluğu kaptırır.

2- Trump, görevinin son iki yılında 3’üncü kez azledilir.

Nasip olur da sizinle yine burada buluşabilirsek dönüp bakarız.

Nerede o eski işgaller

Yazarın Tüm Yazıları