Paylaş
Her gün aynı soruyu tekrar tekrar görüyorum.
“ABD, İran’a saldırır mı? Ne zaman saldırır?”
Biliyorsunuz... İlk olarak daha bu konu gündemde bile değilken İran’ın vurulacağını yılbaşında yazmıştım.
His miydi? Hayır.
Kehanet miydi? Hayır.
*
Tamamen Trump ve Netanyahu’nun aralarında geçen görüşmelerin içeriğine göre bu meselenin er ya da geç gündeme geleceğini söylemiştim.
Yalnızca tek fark şu... İran’da yaşanan devasa protestolar, rejimin giderek zayıflaması ve bölgesel dinamikler takvimi çok öne çekti.
*
Bakın...
Son haftalarda 250’den fazla dev Amerikan kargo uçağı bölgeye geldi.
F-35 ve F-15’ler filo filo Avrupa’dan Ortadoğu’ya kaydırılıyor.
Önce USS Abraham Lincoln sonra da USS Gerald R. Ford uçak gemileri ve beraberindeki filolar bölgeye kaydırıldı.
Geçen gün E-3 Sentry AWACS keşif uçakları Alaska’dan İran sınırına gönderildi.
*
3 hafta öncesine gidelim...
Herkes ABD-İran müzakere ihtimalini yazıp çizerken, masada ulaşılacak bir barış hayal ediyorken “Müzakere bahane, hedef rejim” demem bir tesadüf müydü?
Peki ya iki hafta sonrasında Trump’ın tam da bunu teyit eden “Rejimin düşmesi en iyi sonuç olur” açıklaması?..
*
Siz bu satırları okurken dün ABD ve İran Cenevre’de görüşmüş olacak.
Trump yönetimi her fırsatta İran ile anlaşmanın pek mümkün olmadığını vurguluyor.
Bu, dağılacak masanın önünü şimdiden almak mıdır? Dosta, düşmana neler yaşanacağının kısa bir fragmanı mıdır?
Ve asıl soru... Yoksa ABD, dayattığı şartların İran rejimi için imkânsız olduğunun gayet de farkında mıdır?
*
ABD bir yandan masada müzakere perdesi çevirirken diğer yandan da son zamanların en büyük yığınağını yapınca...
Şu soru aklımdan çıkmıyor:
Hayırdır, savaş mı çıktı?
Çünkü bu yapılan planlar, göz korkutma için de caydırıcılık için de herhangi bir ülkeye şart kabul ettirmek için de bana ziyadesiyle fazla geliyor.

YEDİK İÇTİK HESAP ÖDER MİYİZ
TRUMP’ın ilk döneminde iş dünyası epey mesafeliydi.
Fakat özellikle bu dönem dünyanın en zengin CEO’ları ve şirketleri Trump ile çalışma yoluna gitti.
Hatta Trump’a göre bir şey istediği anda çek defterini çıkarıp parayı veriyorlar.
*
Her şey tamamen yasal mı? Onu ben bilemem.
Bu etiğe uygun mu? Bilemem.
Bildiğim tek şey, şu an bir denetim mekanizması ve/veya yaptırım imkânı olmaması.
*
Lakin Washington kulislerine göre ara seçimlerde Meclis’i ele geçirmeyi hedefleyen Demokratlar kolları sıvamış.
Çoğunluğa geçince eline yasal yetkiler geçecek Demokratlar, şirketleri de CEO’ları da yasal olarak cevap vermeye zorlayabilecek.
Söylenene göre bu yolla Trump-iş dünyası ağının kesilmesi planlanıyormuş.
Kaç zamandır diyorum... Bu kasım seçimleri Trump’ın kalan dönemini çok ama çok etkileyebilir.

İŞÇİME DOKUNMA
HATIRLARSANIZ geçtiğimiz yıl bir yazıda Trump’ın “toplu göçmen avı” politikasının nasıl turizm, tarım ve hizmet sektörlerini vurduğunu yazmıştık.
Trump’ın politikası o günden bu yana daha da sertleşti. Yalnız bu işler Cumhuriyetçi patronların cebini de vurmaya başladı.
*
Mesela Teksas... Cumhuriyetçilerin kalesi.
Ölümüne Trumpçı müteahhitler yana yakıla Trump’a ulaşmaya çalışıyormuş.
Hatta müteahhitler Kongre üyelerine gidip baskı dahi yapıyormuş.
*
Sebebi şu... Göçmen avlayan ajanlar şantiye şantiye dolaşıp kaçak arıyor. Hal böyle olunca inşaatta çalışacak işçi bulunamıyormuş.
İşe gelen de daha fazla maaş isteyince zaten sıkıntıda olan konut arzı daha da krize girmiş.
*
Güney Teksas Müteahhitler Odası Başkanı Mario Guerrero ne demiş bir bakın:
“Kongre üyelerine açıkça söyledim: (Eğer bu politikayı değiştirmezseniz) Güney Teksas bir daha asla Cumhuriyetçilerin
kalesi olmaz.”
*
Trump, geçen sene Cumhuriyetçi işinsanlarını dinleyip “o sektörlere dokunmayacağız” dediğinde hükümet içindeki radikaller geri adım attırmıştı.
Bakalım bu sefer ne yapacak...
ADAM SATMAK BU KADAR KOLAY MI
NBA’deki oyuncumuz Alperen Şengün, All-Star’a ikinci kez seçilerek ülkemizi gururlandırırken İsrailli bir gazetecinin tuzak sorusuyla gündeme oturdu.
Gazeteci Alperen’e İsrailli takım arkadaşı Deni Avdija ile ilgili soru sordu.
Hedef belli... Ne derse desin Alperen’i hedefe oturtmak.
Sorunun All-Star gibi bir şov ortamında gidip bir Türk’e sorulmasının sebebi kabak gibi ortada.

*
Alperen’in verdiği cevap da birçok vatandaşımızı rahatsız etmiş. Deni’ye “harika adam, en iyi arkadaşlarımdan biri” demesi kırmış, incitmiş.
İsrail on binlerce kadını, çocuğu, sivili öldürmüşken birçok kişinin kanına dokunmuş.
*
Ben şunu söyleyeyim...
İsrail’e de soykırımını destekleyene de her türlü tepki sonuna kadar haklı.
Bununla birlikte Siyonizm’in ABD’deki etkisi akademisyen, öğrenci, siyasetçi, rapçi, popçu, topçu dinlemeyip alıp götürmüşken; ülkedeki “Yahudi düşmanı” yaftası iyiden iyiye yayılmışken...
23 yaşındaki Alperen’in verdiği cevap Amerika’da yaşayan biri olarak beni dehşete düşürmedi.
- Deni’ye bu denli övgü dolu konuşmayabilir miydi? Belki.
- Hiç yorum yapmayabilir miydi? Belki.
- Tam bir Amerikalı gibi cevap verip skandala engel olmuş mudur? Bence evet.
*
Alperen bizim çocuğumuz.
Bizim bayrağımızı temsil etmiştir, etmeye de devam edecektir.
Hata yaptıysa da bizim evlat yapmıştır.
Nice All-Starlara, nice gurur dolu başarılara Alpi.
Paylaş