Paylaş
İlk soru soranlardan biri, o gün tek seferliğine içeri alınan İsrail Kanal 14 muhabiriydi.
Daha 3 gün önce İran, İsrail’e saldırmış; geçen gece ABD, İran’a saldırmış, Netanyahu’nun savaş gündemi malum...
Peki ne sordu dersiniz?
Cumhurbaşkanı Erdoğan. Cumhurbaşkanımızı sordu. Hem de öyle bir sordu ki Erdoğan’ı Trump’ın önüne attığını sanmıştı.
“Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan İsrail’i tehdit etmeyi sürdürüyor. Sizce İsrail ile Türkiye arasında bir çatışma çıkma ihtimali var mı?” dedi. Bir de üstüne en büyük korkularını ekledi: “Ayrıca Türkiye’ye F-35 satacak mısınız?”
*
Trump, tıpkı geçen sene Oval Ofis’te Netanyahu’ya “makul ol” deyip cevabını yapıştırdığı tarifeyi İsrailli gazeteciye de uyguladı:
-Erdoğan benim çok iyi bir dostum ve birlikte çok iyi çalıştık.
-Kendisini çok severim.
-O olağanüstü bir lider ve güçlü bir insan, çok güçlü bir insan.
*
İsrailli gazetecinin “tehdit edip duruyor” sorusunu ise şöyle buruşturup attı:
-Böyle bir şey duymadım. Eğer duysaydım arardım ve her şeyin yolunda olduğundan emin olurdum.
-Türkiye ile böyle bir şeyin yaşanacağını sanmıyorum; en azından ben başkanken olmaz. Çünkü o bana saygı duyuyor, ben de ona saygı duyuyorum.
-Bunun ötesinde, aramızda iyi bir dostluk var.
*
İsrail’in de medyasının da derdi Türkiye olmuş, Cumhurbaşkanı Erdoğan olmuş.
Ama hâlâ derslerini almamışlar.
Erdoğan’ı kötüleyerek, Türkiye’yi Trump’ın önüne attığınızı sanarak bir yere varamadınız, varamayacaksınız.
Böyle biline...
Paylaş