"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Sofar İstanbul odalardan taş!

Bir şeyler oluyor.Her ne oluyorsa çok iyi bir şey olduğuna eminim.

Eğer müzik coşuyor, odalardan taşıyor ve durdurulamaz şekilde kendini doğuruyorsa, bu ancak çok iyi bir şeyin habercisi olabilir.

Çocuklarımın büyümesiyle her şeyin büyümesiydi, koşmaktı, yazarlıktı, sürekli fenalık geçiren memleket haberleriyle çukurun dibini boylamaktı derken, geç farkına vardım.
Sevdiğim bir dolu yepyeni müzisyen var. Her biriyle bir şekilde oradan oraya savrulurken karşılaşıyorum. Ya sosyal medyada, ya bir arkadaş sohbetinde, ya da bir yerde kulağıma tınısı acayip güzel geliyor, sora sora buluyorum. Bayılıyorum!
Olay Sofar denen şahane ötesi hareketmiş.
Kendi bildiğin ve istediğin gibi, içinden geçeni çaldığın söylediğin, canlı kanlı ete bürünmüş en sade haliyle müzik odası...
Dünyanın her yerinde müzikseverleri bir araya getiren Sofar Sounds hareketinin İstanbul ayağıymış odalardan bunca olağanüstü müzik doğuran.
Konserler her ay farklı evlerin oturma odalarında gerçekleşiyor.
Böyle bir şey olduğunu biliyordum; ama oturup ya bir dakika şu olaya yakından bakabilir miyim diyememiştim.
Ama ne zaman Kalben’le tanıştım, “Çorap” söküğü gibi arkası geldi.
Ortaokuldaki Yonca gibiyim.
90’lık kaseti önlü arkalı o sevdiğim müzikle doldurur, aralıksız dinlerdim. O zaman “tekrar” düğmesi yoktu. Başa sarmak kabustu ve benim o sevdiğim müziği dinlemek için bir saniye beklemeye sabrım yoktu.
Ve şimdi Sofar İstanbul’un girin bakın ister Youtube kanalı, ister Facebook sayfasına.
Müthiş sesler, müthiş gençler. Sonsuz sayıdalar ve çeşitteler.
Kendi sözleri, kendi müzikleri.
En sade, en yalın, en doğal haliyle her biri bambaşka bir dünya.
Sena Şener, Deniz Tekin say say bitmez. Youtube kanallarına üye oldum.
Döne dolaşa sırayla dinlemelere doyamıyorum. Keşif halindeki meraklı kediyim.
Müzik içinde dolanıyorum. Nefis bir duygu bu.
Sonsuz müzik odasında keyfimin kahyası ve misafiriyim.
Bildiğim şu...
Bu kadar şahane bir müzik bolluğu, odalardan fışkırıyorsa... Tıpkı Anadolu topraklarının bereketi gibi, her tını büyüyüp bunca kocaman duygu yaratıyorsa...
Bu gençler bu odalardan, evlere, sokaklara; sokaklardan kocaman kitlelere ve nihayet dünyaya taşmalara doyamaz.
Ve bu benim için, insana karalar bağlatan bu zor dönemin içinde, başımıza gelen en güzel şeydir.
Müzik sınır tanımaz. Dili evrenseldir.
Bağdır bağ. Birleştirir.
Bana cesaret veren, umut veren, güç veren, içimi açan her bir Sofar odasından yükselen sese sonsuz alkış!
Yonca
“müptela”

 

Edirne

Annem 62-63 dönemi Edirne Lisesi mezunu. Hâlâ lise arkadaşlarıyla görüşüyor. Edirne Lisesi de Edirne de çok özeldir bizim için. Ve ben yıllar sonra yarın, Edirne’ye geliyorum.
TEGV’in Edirne Öğrenim Birimi’nin açılışı için oradayım.
Koştuğum için Mobil Oil Türkiye’nin yaptığı bağışların da hayata geçmesinde katkısı olan bu birimin açılışına tanıklık edeceğim.
Van Erciş’deki TEGV biriminin açılıştan sonra, ikinci kez bu duyguyu yaşıyorum.
Kendim bir çocukken ne zaman büyüdüm, ne zaman çocuklarımız için bir şey yapabildim, bilmiyorum. Şaşkınım.
Güç birliği böyle bir şey işte.
Adım Adım’la tanıştım, kocaman bir aile olarak harekete geçtik. Şu yaralı topluma kazandırabildiğimiz şeyler bence rakamlarla anlatılamayacak kadar büyük, kalıcı, anlamlı. En az 3 nesil etkilenecek bu hareketten.
Bir koştum ve bunlar mı oldu şimdi yani?
Evet.
İnanılmaz geliyor ama gayet gerçek.
Yarın Edirne’de gördüklerimi, çocuklarımızı hepsini yazarım. Zaten dayanamam Instagram, Facebook vesaire her bir yerden de paylaşırım.
Takip edin de, umutlanın.
Rahat rahat nefes alın.
Yonca
“kocaçocuk”

X