Yonca Tokbaş - Kelebek
Yonca Tokbaş - Kelebek
Yonca Tokbaş - KelebekYazarın Tüm Yazıları

Burnumda tüten o koku

 Son 10 gündür trilyar sayıda çok şey düşünecek vaktim oldu.

Haberin Devamı


Düşünürken kafamı nereye çevirsem, nereye baksam hep aynı garip his içimde.
Hatta resmen bir çeşit koku. Hislerimin kokusu var desem.
Burnumda tüten tuz, deniz, rüzgar ve toprak kokusu...
Hatta gözümün önünde görüntüsü...
Sonsuz bir ufuk, çırpınan engin bir deniz.
Gözlerini dikince ufka doğru, gördüğün dizi dizi adaların şekli şemali.
Kafanı kaldırdığında hem çok uzak, hem burnunun tam ucunda bir gök.
Gök mavisi.
Pofuduk şekillerine bakarak hayaller kurduğun beyazcık, hareketli bulutlar.
Çay bardağının içinde dönen kaşığın çın çın sesi. Çay kırmızısı kokusu.
Alakasız konuşmaların fondaki belli belirsiz gürültüsü.
Sohbetin gökkuşağı rengi, sesi.
Mutlaka bir yerden bir yere miskince ve tüm özgüveniyle “bu sokakların efendisi benim” diyerek salına salına geçen bir kedi. Tekir tabii ki!
Sokak kedileri, köpekleri... Özgür ve asi, miskin ve umursamaz halli.
Hem çok kalabalık diye bunaldığın hem de o kalabalığın içinde istersen yalnız, istemezsen kaldırımla bile akraba olduğun bir ruh hali.
Aidiyet, kök salmışlık, kökünde olma hissi. Toprak rengi.
O köşeyi dönsen veya öbür köşeyi; herhangi bi başka köşeyi veya... Karşılaşma ihtimalinin mutlak olduğu bir zeytin ağacı.
Yeşil.
Zeytin yeşili.
Sabahın ilk ışığıyla başlayan arı vızıltısı, günbatımıyla coşan ağustos böcekleri senfonisi...
Bütün bunların aklımı başımdan aldığı bir anda, döndüm aileme ve sordum: “Bir ben miyim bu halde olan? Sizin burnunuzda, gözünüzde tütmüyor mu Ege? Ege özlemi diye bir şey olmuyor mu size de? Etim kemiğim özlüyor Yalıkavak’taki evimizi, bahçemizi, oralara ait her şeyi. Resmen sızım sızım sızlıyor canımın içi...”
Herkes şöyle bir başını öne eğdi.
Ben de eğdim.
Gözümü kapayıp kendimi oralara ışınlanmış hissetmeye çalıştığım anlar var gün içinde.
Siz hasreti, gurbeti bilir misiniz be ahali!
Bir zamanlar insanlara verilen en ağır ceza boşuna “sürgün” değilmiş.
Baharın ilk çiçeklerini paylaşanları gördükçe zaman geçmez oldu adeta.
İçinde olduğun için değerinin farkında değilsindir asla. Ulaşılabilir olduğu için önemsizdir.
Elinden kaysa, uzak kalsan, geberirsin uğrunda.
Eşi benzeri olmayan şeydir çünkü doğup büyüdüğün yer. Tanıdıktır her şeyi sana.
Kökün toprağındır, yadsıyamazsın asla.
Gel haziran... Gel be yahu!
Bize mutlulukla, umutla, bütün zorlukların aşılmışlığının enfes hafifliğiyle gel. Hadi...
Baharın gelişini de gidişini de etimle kemiğimle, çıplak ayaklarımla bastığım toprağımda hissederek yaşadığım günlerin hatrına, sabrına...
Yonca
“tomurcuk”

Haberin Devamı

Türk kadın sanatçılar Floransa Bienali yolcusu

Haberin Devamı

Ailem, yaratıcı ve başarılı, işlerinde gerçekten de iyi isim yapmış kadınlarla dolu.
Gurur duyduğum bir haber aldım, hemen paylaşmak istedim.
Çocukluğumdan beri hayran olduğum akrabam, ressam ve heykeltıraş Nimet Koçak, iki yılda bir İtalya’nın Floransa kentinde düzenlenen ve uluslararası saygın akademisyen ve sanat eleştirmenlerinden oluşan jürinin katılımcıları seçtiği Floransa Bienali’ne katılıyor. Üstelik tek başına da değil, ressam Harika Uyaroğlu ile kişisel olarak aldıkları davetle katılıyorlar.
6-15 Ekim tarihleri arasında Floransa’nın tarihi mekanı Fortezza de Basso’da, Birleşmiş Milletler’in Kültürlerarası Diyalog resmi ortağı olan Floransa Bienali’nde, resimleriyle Türkiye’yi İtalya’da temsil etmekten onlar onur, ben de hepimiz adına gurur duyuyorum.
“Artists For Human Rights” (İnsan Hakları için Sanatçılar) Birliği kurucusu aktris Anne Archer, 2007’de Floransa Bienali Başkanı’nı, “sanatın diliyle insan haklarının korunmasına” yönelik katkıları dolayısıyla ödüllendirmişti.
Nimet Abla haberi paylaşınca o kadar sevindim ki, “Ben ekime kadar bekleyemem şimdiden paylaşacağım” dedim.
Ülkemdeki tüm başarılı kadınların, hele de kadın sanatçıların verdiği emek ve çabanın tek saniye gecikme olmadan paylaşılmasını, desteklenmesini istiyorum.
Saygıyla...
Yonca
“sanatsever”

Yazarın Tüm Yazıları