Paylaş
Yeni belediye başkanı, şehri ‘insan merkezli’ bir vizyonla dönüştürme sözü verdi.
Fakat bu vizyon, New York’un finans kalbinde, Wall Street’in tam ortasında, sert bir sınav verecek gibi görünüyor.
Kira dondurmak kolay, bütçeyi dondurmak zor.
Mamdani’nin en iddialı vaadi, bir milyon konutun kiralarını dondurmak.
Konut kriziyle boğuşan şehir için kulağa kurtarıcı bir hamle gibi geliyor.
Ama Manhattan’daki yatırımcılar için bu, ‘sermayeye soğuk duş’ etkisi yarattı.
Üstelik önümüzdeki 10 yılda ‘200 bin yeni kamu konutu’ inşa etmeyi planlıyor.
Soru şu: Bütçe buna dayanır mı, yoksa güzel bir niyet, betonla buluşamadan mı kalır?
Otobüs bedava ama vergiyi kim ödeyecek?
Toplu taşımayı ücretsiz yapma vaadi, sokaktaki New Yorklular için cazip.
Ama şehir ekonomistleri hesaplamış: Maliyet yılda milyarlarca dolar.
Yani otobüs bedava olacak ama benzini yine halkın vergisiyle alınacak. Mamdani, ulaşımı eşitlemek istiyor. Fakat bu eşitliğin faturası da eşit şekilde dağılmayacak.
Kreşten başlayıp ekonomiye uzanan zinciri...
Yeni başkanın bir diğer hamlesi, üç yaş altı çocuklara ücretsiz bakım hizmeti.
Kadınların işgücüne dönüşünü
kolaylaştırmak, sosyal adalet açısından önemli bir adım.
Ama bu sistemin
finansmanı, yüksek gelirli kesimden alınacak ek vergilere dayanıyor. New York’un zenginleri için bu, “Biletinizi Florida’ya alın” çağrısı gibi algılandı bile.
MARKET VE RAF
Mamdani’nin ‘şehir marketleri’ planı, klasik Amerikan ekonomisinin tüm ezberlerini bozuyor. Mamdani’nin yaklaşımı, devleti yeniden sahneye çağırıyor.
Daha fazla kamu yatırımı, daha yüksek vergiler, daha güçlü sosyal hizmetler...
Yani 1930’ların ‘Roosevelt dönemi’ ruhu, 2020’lerin New York’una taşınmak isteniyor.
Ancak o dönemde Amerika üretirken büyüyordu; bugün borçlanarak büyüyor
Son söz...
Zohran Mamdani, New York’un hikâyesini yeniden yazmak istiyor.
Bir yanda ‘herkes için şehir’ hayali, diğer yanda sert ekonomik gerçekler.
Belki gerçekten yeni bir dönemin kapısını aralayacak.
Belki de iyi niyetli bir ütopya, rakamların duvarına çarpacak.
Ama şurası kesin: New York artık yalnızca gökdelenlerin değil, politik ideallerin de şehri olacak.
GÜNÜN SÖZÜ
“Ben Atatürk’ü eleştirenlere şunu söylüyorum: Bugün hepinizin elinde, onun elinde olan imkânlardan çok daha fazlası var. Daha iyisini yapın da görelim.” Muazzez İlmiye ÇIĞ
ADİLE NAŞİT ANILDI
Oyunlarında ve filmlerinde kendine has üslubu, kahkahası ve canlandırdığı karakterlerle Türk sinemasının unutulmaz isimleri arasında yer alan Adile Naşit vefatının 38. yılında unutulmadı. Usta sinema sanatçısı Beyoğlu Kent Konseyi ve Beyoğlu Belediyesi işbirliğinde düzenlenen törende, hayata gözlerini yumduğu İstanbul Beyoğlu’ndaki Adile Naşit Sokağı’nda anıldı. Sanat camiasından önemli isimlerin katıldığı programda dostları ve arkadaşları Adile Naşit ile ilgili anılarını ve onun bıraktığı mirasını katılımcılarla paylaştılar. Programda ayrıca katılımcılara helva ve turşu ikram edildi.
DUY İSTANBUL!
- İSTANBUL nereye gidiyor? Müze Gazane, Artistanbul, Feshane, Beşiktaş İskele Kütüphanesi, Kadıköy İskele Kütüphanesi, Beyoğlu Sineması... Duy İstanbul!
- Başkanlığını İstanbul eski Orman Bölge Müdürü Faruk Çebi’nin yaptığı Küresel Isınmayla Mücadele Derneği’nin (Kürem-Der) Genel Kurulu 24 Aralık’ta Çaykara-Dernekpazarı Kültür Yardımlaşma Derneği’nin bulunduğu Akşemsettin Mah. Hissedar Sokak, No18/3-Fatih İstanbul adresinde yapılacak.
CHP’NİN KISA BİR TARİHİ
CHP, dünden bugüne sürekli hareketli bir şekilde yoluna devam etti. Yakın tarihler de buna örnektir. 1947 tarihinde CHP kurultayı yapılmaya başlandı. Kurultayda değişim, dönüşüm ve demokrasi başlıkları ön plana çıkmıştı. Kurultay oldukça hareketli ve gergin geçmişti. 1947 kurultayında, İsmet İnönü’nün genel başkanlıktan çekilmesi ve değişim yapılması ana temaları üzerinde durulmaktaydı. Ancak İnönü’nün gitmesi ile bir belirsizliğin oluşacağı fikirleri de ağır basıyordu. İnönü gidince yerini kim dolduracaktı? Bu düşünceler içinde delegeler İsmet İnönü’yü yeniden genel başkanlığa seçtiler. 1947 kurultayında, ‘CHP diğer partilere benzeyerek değişmelidir’ ana fikri benimsendi.
Demokrat Parti’nin 1950’de iktidara gelmesi ile CHP, geçmişteki kurucu gücünü kaybetti. 1957’de Demokrat Parti’nin güç kaybetmesiyle tekrar toparlanmaya başladı. Demokrat Parti’den ayrılanların kurduğu Hürriyet Partisi de CHP’ye katıldı. 1965’lı yıllarda İnönü ‘Ortanın Solu’ düşüncesi ile ataklar yapmıştı. Daha sonra Ecevit bu fikri geliştirmiş ve halkta karşılık bulmuştu. 1965’te CHP, bugünkü gibi değişik grupların çekişme alanı haline gelmişti. 1965’te ortalık toz dumandı. CHP’de oluşan gruplardan bazıları: Sekizler, 3. Dünyacılar ve Ortanın Solu grupları kendi aralarında mücadele içindeydi. Geçmişten bugüne baktığımız zaman CHP’deki iç gerilimlerin devam etmesi, seçmen üzerinde olumsuz bir etki bırakmaktadır. Dr. Ramazan TOPDEMİR
SAHİ SİZ HANGİ MAKAMDANSINIZ?
İSMET Orhan çok yönlü başarılı bir siyasetçi, yazar. Profesyonel futbol geçmişinin yanı sıra müzik ve resimle de çok ilgili.
Şike iddiaları sırasında spor, siyaset, sermaye vurgusunu detayı ile anlatan 3S kitabı ve ‘Atatürk’ü Ben Öldürdüm’ adlı eseri ile de tanınıyor.
Geçen dönem İzmir Büyük Şehir Belediyesi Meclis Başkanvekilliği ve Kültür Komisyonunda görev yaptı. Şimdi de Onur Üyesi olduğu Ankara Gazeteciler Cemiyeti Gazetesi başta olmak üzere çeşitli yayın organlarında ilginç yazılar yazıyor. Dün de toplumsal.com.tr de insan ile Türk Sanat Müziği arasındaki ilintilere değinmiş.
Sahi siz hangi makamdansınız? Eskilerin ‘tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş’ deyimi, sanki bugünler için söylenmiş!
Türk sanat müziğinin öylesine vurucu makamları var ki? Bugün hem dünyayı yönetenleri hem de yönetilenleri anlatıyor.
Makamlarla, insanlar yuvarlanmış, birbirlerinin kapağını bulup sarılmışlar...
İsmet Orhan’ı takip edin!
Paylaş