"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Tarımın ve Türkiye’nin önünü açacak projeyi ABD değerlendiriyor: ‘Erkek kenevir’in kıymetini bilmiyoruz

TÜRKİYE’de 19 bölgede Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan izin alınarak erkek keneviri ekimi serbest (kendir olarak da bilinir).

Maalesef erkek kenevirin binlerce sanayi üretiminin hammaddesi olduğu bilinmediği ve bu pazarı ülkede değerlendirecek altyapı oluşturulmadığı ve yeterli üretim olmadığı için ülkenin ve çiftçinin önünü açacak, ülkeye milyarlarca dolar gelir sağlayacak bir tarımsal üründen faydalanamıyoruz. Türkiye’de son ekilen yer Samsun, Vezirköprü-Narlısaray. Burada da ancak 70 dönüm araziye ekim yapılıyor. Bu bölgeye gelen kenevir uzmanı bir Amerikalı malı satın alıyor. Tohumları da muhtemelen ABD’ye götürüyor.

Erkek kenevirin ülkeye çok faydalı olacağını görüp bir-iki seneden beri erkek kenevir üzerine çalışan, erkek kenevir talaşından organik çimento, tuğla örnekleri üretmeyi başaran, aynı zamanda bu konuda bilgili kişilerle işbirliği yapan ziraat, sağlık, gıda üzerine kitapları da bulunan araştırmacı yazar İsmail Tokalak, erkek kenevir konusunda siyasi iradenin, yatırımcıların, sanayicilerin ciddi şekilde üzerinde durmaları gerektiğine dikkat çekiyor. Tokalak, 2018 Mart’ta ekimi yapılacak olan erkek kenevirin ekim alanlarının genişletilmesine çalışıyor. Tokalak biz bir şeyin farkında değilken bir ABD vatandaşının gelip bu işle ilgilenmesini üzücü buluyor. 

Erkek kenevirin binlerce kullanım alanından en önemlilerinden, plastiğin hammaddesi olan doğada çözülebilir organic biyopolimer üretilebilmesidir. Biyopolimerden üretilen biyoplastik, ambalaj sanayi, kozmetik ve oyuncak gibi çok çeşitli alanlarda çevreye insan sağlığına zarar vermeden kullanılan bir ürün. Bugün çoğunlukla petrolden yapılan ve pahalıya mal olan biyoplastik dünya pazarında en hızlı gelişen ürünlerden biri. Bu endüstrinin 2020 yılına kadar 20 milyar dolar değerinde olabileceği tahminler arasında yer almaktadır. Eğer biz bunu erkek kenevir lifinden yaparsak büyük bir katma değer yaratıp ülkenin önünü açabiliriz. Şu anda yaprağında uyuşturucu madde olmamasına rağmen ticareti her nedense yasak. Erkek kenevir yaprağından çok çeşitli ilaçlar yapılıyor. Bunun ticareti de bir an evvel serbest bırakılmalıdır. Erkek kenevir üretimi çevreye uyumludur, doğayı korur. Tohumu besin deposudur. Birçok hastalığa da iyi gelir.

ERKEK KENEVİRİNDEN ÜRETİLEBİLEN SANAYİ ÜRÜNLERİ

- İpliği antibakteriyeldir. İpliğinden yapılan kumaşlar medikal sanayi dahil yüzlerce yerde kullanılabilinir. (Maalesef Türkiye’deki son kenevir ipliği fabrikası hammadde olmamasından yıllar önce kapanmıştır.)

- Lüks arabaların iç ahşap malzemesinde kenevir ağacı kullanılmaktadır.

- Kenevir elyafı inşaatlarda izolasyon malzemesi olarak kullanılır.

- Kenevirden suntadan sağlam tahta (fibreboard) yapılır.

- Kenevirden yapılmış doğal çimentodan su karıştılıp kalıplara dökülerek inşaat tuğlası yapılır. Tuğladan, betondan daha hafiftir ve daha sağlamdır. 600 yıl dayanıklıdır.

- Ses geçirmez mataryeldir.

- Keneviri izolasyon maddesi olarak kullandığınızda yakıt tüketimini azaltırsınız

- Ateşe dayanıklıdır. Bu materyalden yapılan evler yalnız sağlıklı değil daha güvenlidir.

- Bataklık kurutmada çok etkilidir.

- Radyasyon temizleyicidir.

- Bir dönümlük kenevir, 25 dönümlük orman kadar oksijen üretir.

- Derine inen kökleri toprağın havalandırılmasını sağlar

- Bir ağacın beş katı daha fazla çevreye oksijen yayar.

- Kağıt yapılmaya ağaçtan daha uygun olduğu için ormanları korur.

- Tohumu omega kompleksleri bakımından zengin ve besleyicidir. Tohumunun yağı bir çok hastalığa iyi gelir.

- Yaprağındaki cannabidiol maddesi ilaç yapımında kullanılır. Bu bileşenleri içeren kırmızı reçete ile Türkiyede satılan Sativex kanser hastaları tarafından kullanılıyor.

GÜNÜN SÖZÜ

“Bilimsel gelişme doğa ve bilime saygıdan başlar. Bilim kurtarıcıdır. Bilimin en büyük kurtarıcı olduğuna inanan kuşaklar yetiştirmek zorundayız.”

Prof. Dr. Doğan KUBAN

MİLAS’IN ‘MEMECİK’ ZEYTİNİ İDDİALI

CUMHURBAŞKANI CHP’Lİ BELEDİYELERE SELAM ÇAKIYOR

Tarımın ve Türkiye’nin önünü açacak projeyi ABD değerlendiriyor: ‘Erkek kenevir’in  kıymetini bilmiyoruz

ZEYTİN ağacı sayısı 178 milyona çıktı Türkiye’de. Son yıllarda en çok zeytin ekilen ilçelerin başında Gazipaşa (Antalya) geliyor.

- Zeytin hasadı ya da şenlikleri olarak etkinlik yapılan kentlerin başında son dört yıldır Milas ilçesi öne çıkıyor. Diğerleri ise Ayvalık, Gömeç, Edremit, Akhisar, Urla, Mut ve Hatay. Zeytin sezonunun başlamasına ilişkin kutlamalarda hiçbir ‘yenilik’ olmaması bu tür etkinlikleri ‘başarısız’ kılıyor.

- Türkiye’de 92 çeşit zeytin çeşidi bulunuyor. Menemen Zeytin Araştırma Enstitüsü’nde bulunan son zeytin çeşidinin adına ‘Hayat’ adı verilmiş. ‘Delice’ diye bilinen yabanizeytinlere her cins zeytin aşılanabiliyor.

- Milaslılar, ‘Memecik’ zeytin çeşidi ile çok övünüyor. Memecikin polifenol değerleri yüksek, kalbe iyi geldiği söyleniyor. Meyvemsi bir tadı var, boğazı yakma özelliği ile biliniyor.

- Hafta sonu yapılan 4. Milas Hasat Şenliği’ne Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım mesaj gönderdiler. Daha önceki yıllarda CHP’li belediyelerin bu tür etkinliklerine Erdoğan’ın mesaj gönderdiğine hiç tanık olmadık biz.

- Akbank’ın Milas Bandosu şenlikte çaldıkları ‘İzmir’ ve ‘10. Yıl Marş’larıyla hasat etkinliğine renk kattı.

- Milaslılar tarafından çok sevilen eski kaymakamları Fuat Gürel’in ‘Etimesgut Kaymakamı’ olarak telgraf çekmesi çok alkış aldı.

- Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün’ün, ‘şenliğin’ hem harcamalarında hem de makine parkı takviyesi ile sahnenin kuruması gibi hizmetlerde öne çıkmasına karşın adından söz edilmemesi ‘kırgınlık’ yarattı.

- Tarım Bakanı Fakıbaba ile TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’nun telgrafları da okundu. Kılıçdaroğlu’nun telgrafı yoktu. MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan açılışa katıldı.

- Zeytin hasadına davet edilen Prof. Dr. Canan Karatay Milas’ta iki gün kaldı; vatandaşlarla selfie çektirdi, önüne çıkan her tür insan ona inanılmaz sorular sordu. Herkese de sevecen haliyle cevaplar verdi. “Siz ne güzel insanlarsınız; zeytinin ömre ömür kattığını, altından daha değerli olduğunu sakın unutmayın” dedi.

- Doç. Dr. Renan Koçulu ‘coğrafi işaret’ler konulu panelde konuştu. Koçulu “Bugün Türkiye’de 2 bin 500 coğrafi işaret almaya uygun ürün olmasına rağmen sadece 211 adet tescilli ürün var. 296 ürün için de Türk Patent Enstitüsü’ne tescil başvurusu yapılmıştır. Türkiye’den sadece üç ürün AB’den coğrafi işaret alabilmiştir; bunlar Malatya kayısısı, Antep baklavası ve Aydın inciridir” dedi.

- Milas Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Reşit Özer ise “Türkiye’de sadece Milas, Ayvalık, Edremit, Nizip ve Güney Ege zeytinyağları coğrafi işaret tesciline sahiptir. Oda olarak Milas zeytinyağına şimdi AB’den de coğrafi işaret tescili almak için başvuruda bulunduk. Aldığımızda Milas zeytinyağı AB’den coğrafi işaret almış ilk Türk zeytinyağı olacaktır” diye konuştu.

ZEYTİN ALTINDIR, ZEYTİNYAĞI DA ALTIN SUYU

MİLAS Zeytin Hasat Şenliğinde Muammer Elveren’e konuşan Prof.Dr. Canan Karatay zeytin ve zeytinyağı ile ilgili tavsiyeler verdi:

- Zeytinyağı ‘Virjin’(katkı konmamış, soğuk sıkım) olarak içildiğinde kanser hücrelerini öldürür, şeker hastalığını önler.

- Zeytin doğal bir antibiyotiktir ve her gün 20 ile 40 arası zeytin tanesi tüketildiğinde başta meme kanseri olmak üzere tüm kanser çeşitlerini önler.

- Zeytin sağlıktır, zeytin altındır, zeytinyağı da altın suyudur.

- Zeytinyağı bulamayanlar şeker hastalığı için köy tereyağı bulabilirler, bol bol yumurta, yağlı peynir yiyebilirler çünkü insan vücudu, bütün hücrelerimiz yüzde 20 proteinden %19,9 da yağdan oluşuyor. Bunlar bozulmamış şekilde insan vücuduna girecek ki hücrelerimiz kendini toparlasın.

- Ekmekten uzak duracağız. Ekmek ve unlar ülkemizde çok tehlikelidir. Ekmeği kabarık göstermek için una kanserojen madde olan bromür katılıyor. Bromür kanserojendir, bromür bütün hastalıkları başlatır.

BİLİYOR MUSUNUZ

AKDENİZ Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) organizasyonu ve Denizbank’ın sponsorluğunda düzenlenen ‘Geleceğin turizmi, turizmin geleceği’ ana temalı ‘7. Uluslararası Resort Turizm Kongresi’nin Antalya’da bugün Lara Trendy Otel’de, yarın Concorde De Luxe’te yapılacağını...

PANO

- 2018-2021 dönemi emlak vergisi arsa emsal değerleri geçen haziran-temmuz aylarında % 120-200’lere varan fahiş ölçülerde artırıldı. Vatandaşlar dava açarak artışa itiraz etti, dava harçları ve avukat parasından ayrı olarak, mahkemelere bilirkişi ve keşif ücreti adı altında yüksek rakamlar ödedi. MTV’deki artışlara hükümet müdahale ederek % 40’lardan % 25’lere indirmiş, otomobil cam filmlerinde de benzer şekilde düzeltilmişti. Hükümet bu konuda da müdahalede bulunarak, arsa emsal değer artışlarını mesela geçmiş 4 yılın TEFE/TÜFE oranlarındaki artış oranları ile sınırlayamaz mı?

Av. Tankut AĞAN     

KORE SAVAŞI VE NATO...

2.DÜNYA Savaşı sonunda Stalin Türkiye’den Kars ve Ardahan’ı istedi. Boğazların savunmasında Sovyetlerin ortak olması bunun için Sovyetler deniz ve kara üssünün boğazlarda verilmesini istedi. Montreux sözleşmesinin değiştirilme önerilerini verdi. Bu arada Türk hükümeti İngiltere ve diğer galip ülkelere başvurdu. Bu ülkeler başta İngiltere olmak üzere istediğimiz desteği vermediler. Daha sonra çeşitli politik görüşmeler sonucu Türkiye’nin demokratik ülkeler ve özellikle ABD ile yakınlaşması ve 1950’de Demokrat partinin iktidara gelmesi ve kurulmuş NATO’ya girme teşebbüsleri oldu. Türkiye 25 Haziran 1950’de başlamış olan Kore Savaşı’na 25 Temmuz 1950’de aldığı ani bir kararla 4500 askerini Kore’ye yolladı. (Meclis kararı olmadan)

Türkiye ABD’den sonra Kore’ye Kara kuvvetleri gönderen ilk devlet oldu. Stalin’in isteklerine karşı durmaya çalışan Türkiye’ye batılı ülkeler çok dost canlısı davranmıyorlar ve yeni kurulan Kuzey Atlantik (NATO)’e almıyorlardı. Savaşa ilk girmiş olmamıza rağmen ancak 2 yıl sonra NATO’ya girebildik.

Uzun bir deniz yolculuğu ile Kore’ye vasıl olan Türk Tugayını Kunuri yolu ile Tukcon’a sevk etti. Türkler Kore’de ilk defa muhabere ediyorlardı.

Kunuri’de 29 Kasım’da Türk Tugayı düşmanla çatışmaya girdi. Kuzey Kore ve Çin birlikleri Türklere yüklendiler. Türkler geri çekilmedi düşmanla çevrildikleri halde ölünceye kadar dövüştüler. Her şeyin bittiği anda süngü ile düşmana saldırdılar. Çenberi yardılar. Mevcutlarının 1/3’ünü şehit ve yaralı verdiler.

Evet... Tugay kendi başına savaşmıştır ama neyi ne kadar yapabildiğini o kavga dövüş sırasında anlayabilmesi de mümkün olmamıştır. Hele hiç bir dost kuvvetle bağlantı sağlayamadığı ve etrafında olup bitenleri bilmediği bir ortamda kendi pozisyonunuda değerlendirenilmesi çok zordur. Ancak sonradan  anlaşılacaktır ki tugay kendini kurtarırken 8. Orduyu da kurtarmıştır. Ne var ki Türk Tugayının kayıpları da çok ağır olmuştur. 26 Kasım-1 Aralık 1950 tarihleri arasında büyük kısmı 28-29 Kasım Kunuri savaşında olmak üzere 12 subay, 7 astsubay, 199 er, toplam 218 şehit; 5 subay, 10 astsubay, 440 er, toplam 455 yaralı ve 7 subay, 2 astsubay, 85 er, toplam 94 kayıp... Ruhları şad olsun.

Türk kaybının fazla olması yüzünden Türk halkının üzüntülerini hesaba katan Amerikan hükümeti sessiz sedasız Türk makamlarından özür dilemek zorunda kaldı. Ancak Amerikalıların ne demek istediğini pek anlayamadılar. Oraya vuruşmak için gitmişlerdi ve vuruşmuşlardı.

Prof. Dr. Cengiz KUDAY

 

X