GeriYalçın BAYER Sakarya gaz sahası için düşünceler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sakarya gaz sahası için düşünceler

Petrol çıkarma ve rafinerilerde yıllarca çalışmış olan yüksek makine mühendisi Aslan Özmen hesap yapmış, Sakarya gaz sahasından yılda 10 milyar metreküp satılabilir doğalgaz çıkacağını hesaplamış... 28 yıl süreyle bu gazın Türkiye’nin dörtte bir ihtiyacını karşılayacağını söylüyor. Özmen’le konuşurken “Esas yeraltı serveti petroldür” demeyi de ihmal etmiyor.

Türkiye’nin Karadeniz’de (Zonguldak) 320 milyar metreküp doğalgaz bulduğunu açıklarken “Biraz da havaya girilmiştir” diyor ve ekliyor: “Politikacılar 2-3 ay içerisinde bu gazın nakde dönüşeceğine inanıyorlardı. Sanırım hevesleri boşa gitti!”

“Petrol ve doğalgaz nedir” sorusunu yanıtlıyor Aslan Özmen:

“Ham petrol deniz planktonlarının 100 derecede ve 100 atmosfer basıncı altında kalmasıyla 1 milyon yıl, doğalgaz ise yine deniz planktonlarının 160 derece ve 100 barda 1 milyon yıl kalmasıyla oluşur. Bu işin esası petrol hidrokarbonlarını bulmaktır. Latince’de petroil, kaya yağı demektir. Petrol çıkaran ünlü devletlerden Suudi Arabistan, İran, Irak’ta doğalgaz çıkmaz. Çıkan petrol ayrıştırılırken yüzde 5-10 yabancı maddeler (su gibi) çıkar.

Doğalgaz, petrolün içinde yağla ‘bileşik’ bulunur ve ülkelerde petrol ayrıştırılırken yan ürün olarak çıkar.

Doğalgaz son 30 yılda termik santrallarda yakmak için ve konutlarda ısınmak için ‘popüler’ bir enerji olmuştur.

Dünyanın doğalgaz üreticileri yıllık bazda rezervleri büyük üreticiler; Rusya 35 trilyon metreküp, İran 33 trilyon metreküp, Katar 24 trilyon metreküp, Türkmenistan 19 trilyon, ABD trilyon 8 metreküp, Birleşik Arap Emirlikleri 6 trilyon metreküp... Bize ‘akran’ devletlerde ise Mısır 2.2 trilyon metreküp, Özbekistan 1.5 trilyon metreküp, Pakistan 560 milyar metreküp, Ukrayna 260 milyar metreküp, Hollanda 161 milyar metreküptür. Türkiye ise 323 milyar metreküp... Kendimizi bu rakamlarla mukayese etmeliyiz.

BİZ ÖNCE PETROLCÜYÜZ

Doğalgaz bir de proses hammaddesi olarak, gübre, petrokimya ürünlerinin hammaddesi olarak kullanılır. Geçmiş yıllara bakarsak, Türkiye ‘kasabalı politikacılar’ sayesinde doğalgaz histerisine tutulmuş, ne bulursa yakmaktadır. Öte yandan 10 milyar dolar yapay gübre, 10 milyar dolar petrokimya ürünlerine döviz ödemektedir.

Türkiye’nin yapması gereken iş, doğalgazı gübre, petrokimya ve ilaç ürünleri hammaddesi olarak kullanmaktır. Genelde biz ‘petrolcüler’, ham petrole önem veririz, doğalgaz olursa olur, Allah bereket versin deriz!”

Yarın: Akdeniz’deki avantajı kaybediyor muyuz?

GÜNÜN SÖZÜ

“PARASINI ve servetini yanlış yönetmenin bedelini kişiler öder. Ülke ekonomisini yanlış yönetmenin bedelini ise bütün toplum öder.” Mahfi EĞİLMEZ

‘İYİ Partililer daha değerli’

CHP’DE İYİ ŞEYLER OLMUYOR

CHP Üsküdar Belediye Meclisi üye sayısı 19’dan 11’e düştü. Son istifa eden dört kişinin adlarının Hüseyin Kazan (O. Adıgüzel kontenjanından) Selahattin Kamışoğlu, Köksal Durmuş (A. Hamzaçebi kontenjanından) ve Ahmet Başbaydar olduğu bildirildi. İstifa edenlerin ‘Canan Kaftancıoğlu ve Ekrem İmamoğlu’na tepki gösterdikleri’ belirtilerek şöyle dedikleri öğrenildi:

“Kaftancıoğlu ve İmamoğlu’nun yanında İYİ Partililer daha değerli. Bizim itibarımız yok.”

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, istifalara sosyal medyada tepki gösterdi ve şu açıklamayı yaptı:

“Yıllarca fedakâr şekilde her türlü baskıya göğüs gererek mücadele eden nice yol arkadaşımız bir kenara atılırken, CHP’ye yakıt ikmali için gelmiş bu insanları başköşeye oturtanların da bir özeleştiri yapıp hesap vermesi gerekir. Kimsenin CHP’ye zarar verme hakkı yok.”

Bu istifaların diğer üye meclis üyeleri ile İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’ne de sirayet edeceği yorumları yapılıyor.

AH BU KORKU YOK MU!

ALANYA’da, rahmetli iş adamı Ayhan Şahenk, Kestel Alantur’da 17 dönüm arazi bağışlıyor. Bunun iki dönümünde okul yapılıyor. Ancak Kestel’in nüfusu arttığından iki okul daha yapılması gerekiyor, yabancılar o kadar çoğalıyor ki... Rus’u da Alman’ı da İranlısı da var. Kamu kurumlarında okul, hastane gibi yapılarda o binayı çalışanların ilgisi ve becerisi ‘güzelleştirir’, öyle mi?

Yoksa yağmurdan korumak, sele karşı engeller getirmek, pandemiye karşı korunmak hep yöneticilerin işidir.

Şahenkler’in eğitim konusunda büyük hizmetleri olmuştur. Bu okul onlarındır, her türlü onarımı vea yardımı yapacağı da bellidir.

Okul-aile birliklerini çalıştırmak da müdürlerin işi değil midir? Bakın, öğrencilerin bilgisayarları yok. Bilgisayar bağışlamak isteyenlere karşı engel çıkarmak, ‘beceriksizlik’ alameti değil midir? Saygılı olacak, sevgi saçacak, müdürlerine karşı da cesaretlendirici olacaktır. En önemlisi de korkmayacak artık.

Dünkü sözümüzü yineliyoruz: “Kişinin içinde iş yapma istediği yoksa salın ipini gitsin.”

ER’DEN GÖKÇEK’E SERT TEPKİ

GAZETECİ Cengiz Er, Melih Gökçek’in Azerbaycan-Ermenistan gerilimi üzerinden CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na yönelik sözlerine sert tepki gösterdi. Er, “Bu adamın kime çalıştığını artık çözmemiz lazım. Bu tür bayağı paylaşımlara karşı mahalle medyasının yaptığı gibi susmak değil karşı durmalıyız. Korkmayın” diye yazdı.

MESAJ PANOSU

GENEL başkan Kılıçdaroğlu, Ermenistan’ın Azerbaycan’a saldırısı hakkında konuşmadı. Peki ne zaman konuşacak?

Prof. Dr. Tolga YARMAN

İNSANDAN önce aklın sevgiye ihtiyacı var! Önce akıl ölüyor, sonra insan! Hasan Fehmi BAYRAKTAR

X

Anadolu’nun DNA’sı YÖREX

Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, 12 yıl önce ‘Sizin Oraların Nesi Meşhur?’ sloganıyla Yöresel Ürünler Fuarı ‘YÖREX’i hayata geçirdi. Çandır’ın attığı maya tuttu, Türkiye yöresel ürünleri ve coğrafi işaretli ürünlerle tanıştı.

YÖREX, bu yıl 20 Ekim’de ziyarete açıldı. Biz de YÖREX heyecanına ortak olmak için oradaydık. Birkaç saat içerisinde Edirne’den Kars’a, Diyarbakır’dan Trabzon’a, İzmir’den Gaziantepe Anadolu’nun her şehrini, bu şehirlerden gelen yöresel ürünleri gördük, tattık, dokunduk. YÖREX’teki ziyaretçilerle konuştuğumuzda “Memleket hasretimi gidermeye geldim” diyeni de var, özel yöresel ürünlerden almak için geleni de...

Fuarın fikir babası, mimarı Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır ile konuştuğumuzda hedefinin henüz yarısında olduğunu söylüyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan bir medeniyetler zenginliğini ekonomiye kazandırmak, ardından da yurtdışı pazarına açmak Çandır’ın en büyük hedefi.

YÖREX harikalar yaratan bir organizasyon. 2010’da ilki düzenlendikten sonra hem yöresel ürünler hem de coğrafi işaret farkındalığı arttı. Coğrafi işaret tescilli yöresel ürün sayısı 12 yılda 109’dan 921’e, coğrafi işaret için başvuru sayısı 160’dan 723’e çıktı. Avrupa Birliği’nde 7 yöresel ürünümüz tescillenirken, 24 ürünümüzün tescil işlemleri devam ediyor. Bu arada TOBB’u da tebrik etmek lazım. Yöresel ürünlere alınan coğrafi işaretlerin yüzde 40’ını oda borsalar tescillemiş.

YÖREX’in 11’inci yılında 76 ilden ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden yüzlerce yöresel ürün buluştu. 113 oda ve borsa, 16 kalkınma ajansı, 83’ü kadın kooperatifi olmak üzere YÖREX bu yıl toplam 650’nin üzerinde katılımcı ile ziyaretçinin karşısına çıktı.

TROPİKAL ÜRETİMİ

Tropikal meyvelerin Antalya YÖREX Fuarı’nda ilk kez bu kadar ilgi görmesi ilginçti. Üretim miktarının artması da dikkat çekti. Ne var ki tropikal meyve üretiminin artması aslında iklim değişikliğinin bir göstergesi.

Dünyadaki coğrafi işaretli ürünler pazarının büyüklüğünün 200 milyar dolar olduğunu öğrendik. Ne yazık ki Türkiye bunun yüzde 1’ini dahi alamıyor. Eğer coğrafi işaretli ürün pazarını büyütürsek, bundan 20 milyar dolarlık bir ihracat kapasitesine ulaşabileceğimiz ileri sürülüyor. Türkiye’de coğrafi işaretli ürün sayımızın 927’ye ulaşmış. Tabii bu rakamlarla bu gelirlere ulaşabilir miyiz? Asıl sorgulanması gereken konu bu.

100’e yakın çiftçinin ürettiği avokado, mango, kivi, çarkıfelek, papaya, ejder meyvesi, pitaya ve guava gibi 80’i aşan tropikal meyve çeşidi fuarda sergilendi. Gazipaşa, Alanya ve Manavgat’ta tropikal meyve üreten

Yazının Devamını Oku

Deniz Baykal haklı çıkmaya devam ediyor

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal 3 Mart 2007 tarihinde Yeşilköy Havalimanı’na gelmişti. Kendisini karşılayan sekiz milletvekili ve partinin İstanbul yöneticilerine kızarak “İstanbul’da nedir bu yavşak ilişkiler?” diye kızgınlığını ifade etmişti. Bundan bir süre önce ‘Ulus’taki arsa göz kamaştırıyor’ ve ‘Muameleci yeniden seçildi’ başlıklı yazılarımız Baykal’ı doğruluyordu.

Aslında, Beşiktaş İlçe Başkanı Sebahattin Öztürk, Ulus’taki bir arsanın imar takibi için vekâlet almıştı. Beşiktaş ve İBB imar komisyonlarına seçilen bir başkan nasıl muamelecilik yapabilirdi? Nitekim bu olay partide büyük yankı uyandırdı. 13 Ekim 2021’de ünlü dosya İBB Genel Kurulu’na gönderildi. Ancak bir sorun vardı; CHP İmar Komisyonu üyeleri ve M. Sedat Özkan (12 yıldır komisyon üyesi tecrübeli, ayrıca Küçükçekmece’de Belediye Başkan Yardımcısı), Erkan Erdoğan, Sebahattin Öztürk (vekâleti alan) kendi dosyasına şerh yazdı; ‘muhalefet şerhi’nde şöyle denildi:

“1/5000 ölçekli Nazım İmar Plan kararlarına katılmadığımızdan...” Yani özetle ‘Yani bu rant planıdır, CHP grubu olarak ortak olmak istemiyoruz.’ Aradan bir gün geçtikten sonra CHP komisyon üyeleri şerhlerini geri çekiyorlar. O rapor oy birliğiyle meclisten geçiyor.

Ancak ‘rant’ın perde arkası var: AKP Grubu şerh ile meclis gündemine gelen raporu geçirmeyeceklerini, ancak şerh kaldırılırsa oy vereceklerini söylediler. Nitekim öyle de oldu. CHP Grubu’nda ise bizzat Canan Kaftancıoğlu’nun görevlendirdiği İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas, CHP Grubu’na gelerek şerhin kaldırılmasını istedi. Bir gün önce CHP Grup Başkan Vekili Doğan Subaşı şerhli raporu oylattı, bir gün sonra aynı Doğan Subaşı şerhin kaldırılmasını savundu. Halbuki Doğan Subaşı’nın bir önceki dönem CHP imar kriterlerini belirten metinde imzası var; bu rapor kriterlere de uymuyor. Kaldı ki bu kriterler Murat Karayalçın döneminde il kongresinde il delegeleri tarafından onaylanmıştı.

Rant olunca hiçbir kriter kalmaz. Bu arada bir not, Ekrem İmamoğlu’nun Elazığ gezisinde ‘muameleci’ Sebahattin Öztürk’ün yanında yer alması dikkat çekti.

GÜNÜN SÖZÜ

“EN kolay şey insanın kendisini aldatmasıdır, çünkü bir insan genellikle arzu ettiğinin gerçek olduğuna inanır.” Dimosthenis

Şirket kuruluyor, kanunu sonra Meclis’e getiriliyor

Yazının Devamını Oku

‘Sizin oraların nesi meşhur’

Antalya Ticaret Borsası (ATB) öncülüğünde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) desteğiyle düzenlenen Yöresel Ürünler Fuarı “YÖREX” bugün 11’inci kez kapılarını açıyor. 24 Ekim Pazar gününe kadar ANFAŞ Fuar Merkezi’nde düzenlenecek fuarda 5 gün boyunca yöresel Anadolu’nun doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine yüzlerce ürün ziyaretçiyle buluşacak.

Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’te 81 ilden yüzlerce yöresel ürünün geleceğini söyledi. Çandır, 11’inci YÖREX’e 113 oda-borsa, 16 kalkınma ajansı, valilik, belediyeler, kooperatifler, üretici birlikleri ve firmalardan oluşan 650’ye yakın katılımcının yer alacağını kaydederken, “91 kadın kooperatifimiz YÖREX’e yerini alacak” dedi.

“Sizin oraların nesi meşhur?” sloganıyla düzenledikleri YÖREX’e bu yıl ilginin yoğun olduğunu vurgulayan Çandır, “YÖREX Anadolu’dur. Kuzeyi, güneyi, doğusu, batısı kültürlerin, yöresel ürünlerin buluşma noktasıdır. 12 yıl önce attığımız maya tuttu. YÖREX, Antalya’yı aştı, Türkiye’nin markası haline geldi” diye konuştu. Çandır, Erzurum oltu taşından Mersin cezeryesine, Bursa çakısından Aydın incirine, Kars kaşarından, Denizli buldan bezine, İzmit pişmaniyesinden Manavgat susamına, Bafra pidesinden Kayseri mantısına, Antep baklavasından Malatya kayısısına yüzlerce ürünün YÖREX’te ziyaretçiyi beklediğini kaydetti.

YÖREX’te TOBB’un desteğiyle yerel üretici ve firmalara ulusal market zincirleriyle yüz yüze görüşme imkânı sağlayacaklarını belirten Çandır, YÖREX’te uluslararası karşılığı bulunan 10 farklı zincir market ve restoranın yer alacağını söyledi. YÖREX kapsamında 21 Ekim Perşembe günü ATB ve YÜCİTA işbirliğiyle ‘Coğrafi İşaretler YÖREX Buluşması’ da gerçekleştirilecek.

TARİHİ DEĞİŞTİREN İŞLERE İMZA ATTI
Ne dediler

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, daha önce ziyaret ettiği BAYKAR tesislerinin Yönetim Kurulu Başkanı Özdemir Bayraktar’ın (72) vefatı üzerine ortak bir akademisyen dostu vasıtasıyla aileye başsağlığı mesajı gönderdi; ayrıca cenazede çelengi yer aldı.

Milli Teknoloji Hamlesi idealinin ve milli SİHA’ların öncü ismi Özdemir Bayraktar, İstanbul’da son yolculuğuna uğurlandı. Özdemir’in cenazesini küçük oğlu Ahmet Bayraktar yıkadı. Fatih Camisi’nde cenaze namazında, ardından “Garipçe”de defin işleminde büyük kalabalıklar vardı.

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı

Yazının Devamını Oku

‘Çevremiz casus dolu’

Özdemir Bayraktar, Karadeniz (Sürmeneli) kökenli ama İstanbul Sarıyer’de doğmuş. İTÜ Makine Mühendisliği mezunu.

Öğrenim süresince matematik derslerinden hep 9-10 alırken, kerrat cetvelini ezbere bilmediğini söylüyor gülerek. 60 yaşında ve dinç. Çoğunlukla atölyesinde/fabrikasında yatıyor, kalktığında ürettiklerini hemen görsün diye. Üniversiteden mezun olduktan sonra Makine Fakültesi’nde ‘hocaların hocası’ diye bilinen Prof. İsmail Hakkı Öz’ün (ABD’deki Prof. Mehmet Öz’ün amcası) asistanlığını yapıyor. Çok şey öğreniyor kendisinden. Bunun sonucunda Turgut Özal’ın yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğü özel sektörün Burdur’da kurduğu Burtrak traktör fabrikasının kuruluş aşamasında görev alıyor Bayraktar. Genel Müdür Yardımcılığı’na getiriliyor. Burtrak, Japonlarla lisans anlaşması sonucu kurulan önemli bir tesis. Bayraktar daha sonra Sapanca’da ilk motor sekmanları ve silindir gömlekleri üreten İstanbul Sekman’ın kuruluşunda yer alıyor.

MİLLİ SANAYİCİ

Onun sevdası otomotiv sektörü ya. “Baykar Makina A.Ş.” adlı şirketini kuruyor. Türkiye’de yapılamayan kritik parçaları üretmeye başlıyor. Yıl 1970’lerin sonu, 80’lerin başı. Döviz sıkıntısı var. Otomotiv sanayisinin birçok önemli parçasının dizaynı ve üretiminin öncüsü oluyor; direksiyon kutusu, hidrolik pompa, fren silindiri gibi. Bayraktar bunları ortaya çıkardıkça arkadaşları kendisine ‘milli sanayici’ sıfatını takıyorlar.

Tornanın başına geçen kişinin bir daha ondan ayrılmadığını, demir ve çelikle yatıp kalktığını çok gözlemişizdir. ‘Demirden adam’ yapmayı hedeflerler hep. Bayraktar da bunlardan biri.

Bir fakülte arkadaşı “Biz eğlenirken, Bayraktar talaş kaldırırdı” diye konuşurken, onun Türkiye’nin çok önemli bir mühendisi olduğunu söylüyor.

İKİTELLİ’DE BÜYÜK ATÖLYE

İkitelli‘de ilk insansız uçak ürettikleri ‘Büyük Atölye’nin duvarında Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir” sözü yer alıyor.

İçerde 20’ye yakın genç mühendis çalışıyor. Çoğu bilgisayarcı-elektronikçi.

Yazının Devamını Oku

Yine Karacasöğüt rezaleti!

Bodrum’dan Can Pulak “Türkiye’nin neresine baksanız, bir çevre faciasına takılıyor gözünüz” diyor.

Geçenlerde Gökova’nın, içinde Okluk’u da barındıran en güzel ve antik zenginliğe sahip köyü ‘Karacasöğüt’teki iskele büyütme operasyonunu yazdım. Bekledim ki resmi bir sorumlu çıksın, bu faciayı önlesin ve Allah’ın özene bezene yarattığı bu şirin beldeye sahip çıksın. Çıksın çünkü, sadece doğa tahrip edilmiyor burada, yasalar da hiçe sayılıyor, mahkemenin yürütmeyi durdurma kararına rağmen demir kazıklar antik kentin böğrüne saplanmaya devam ediyor.

Özetle...

Karacasöğüt’ün o muhteşem koyunu koruyalım. Ayrıca koyu yeni baştan disipline edelim. Mevcut 40-50 teknelik bağlama yerini büyütmeyelim. Onun dışında özel teknelerin ağaçlara bağlanmasına, koyun ortasına demirleyip trafiği engellemesine mani olalım. Bu arada balıkçılarımızı da düşünelim, onların kayıklarının bağlanabileceği 10 teknelik bir yeri planlayalım. Gerisine dokunmayalım. Bu düzenlemeyi Muğla Büyükşehir Belediyesi mi, Marmaris Belediyesi mi yapmalı ve gelirini köy muhtarlığına mı bırakmalı? Bir şeyler yapmak lazım, hem de zaman kaybetmeden...”

UNUTMA

“NE mutlu Türk olana” denmemiş ki, ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ denilmiş ve bir ulus yaratılmış. Kendini bu ülke vatandaşı sayanlar, T.C. kanunlarına vatandaşlık bağı ile bağlı olanlar kökeni ne olursa olsun Türk’tür.  Ufuk SÖYLEMEZ

MANSUR YAVAŞ AOÇ’DEN SONRA OPERA BİNASI’NI DA KURTARABİLİR

AVRUPA ADD Federasyonu Genel Başkanı Dursun Atılgan, ABB Başkanı Mansur Yavaş’a yazıyor:

“Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra yapılan başarılan eserlerden birisi de 1933’te

Yazının Devamını Oku

Yeni su yılına şiddetli kuraklıkla girdik!

İzmir Yüksek Teknoloji Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve DSİ Eski Yöneticisi, Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız Türkiye’nin yeni su yılına girerken su durumunu açıkladı.

Ülkenin yarısında şiddetli kuraklık var. “Gediz Havzası”, “Büyük Menderes” ve “Küçük Menderes” havzalarında son iki yıldır hidrolojik kuraklık sürüyor. Geçen sene kısıntılı sulama yapıldı. Bu yıl da sulama suyu kısıntılı olabilir. Yağış olmayınca göllerdeki mevcut suların çekimi arttı. Birçok göl kuruma noktasına geldi. Güneydoğu Anadolu’da kuraklık etkili oldu. Ankara’ya ‘Gerede’ sisteminden gelen su beklenenin altında kaldı. Barajların aktif doluluk oranı yüzde 10’a düştü.

Bu kurak dönemlerin olumsuz etkilerini azaltmak için düşünsel ve kurumsal olarak radikal değişim ve dönüşümlere ihtiyacımız var. Mevcut kurumsal yapımızın ve yönetim anlayışımızın iklim değişikliği etkilerine göre yeniden düzenlenmesi lazım. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ismine ‘İklim Değişikliği’ de eklendi. Aslında, olması gereken değişiklik su, meteoroloji ve iklim konularının bir arada olduğu ‘su ve iklim’ bakanlığı gibi yeni bir oluşumdur. Hidrometeorolojik çevrim bir bütündür. Bu işlerle ilgili kurumların bir arada olması gerekir. Bu sebeple, meteorolojinin su ve iklim değişikliği, çölleşme ile birlikte ayrı bir bakanlık olarak ele alınması daha uygun olur.

SU YASASI GELİYOR

Halen su yönetimi konusu Tarım Bakanlığı bünyesinde sıkışmış durumda. ‘Su Yasası Taslağı’ yakında TBMM’ye gelecek. Yasayı havza ölçeğinde uygulayacak güçlü bir kurumsal yapıya ihtiyaç var. Bu yasa ‘İklim Yasası’ ve ‘Biyoçeşitlilik Yasası’ taslakları ile birlikte ele alınırsa daha uygun olur.

Paris İklim Anlaşması’nı TBMM’den geçirdik. ‘Yeşil Dönüşüm Eylem Planı’nı yayınladık. Bunların uygulanabilmesi için eksiklikleri bir an önce tamamlamamız şart.

Tüm kurumların koordinasyon içinde çalışması gerekli.

Evet, Dursun Yıldız ne diyor:

“İklim değişikliği, kurumsal ve düşüncel değişimi gerekli kılmıyor mu?”

Yazının Devamını Oku

‘Sağlık için zeytinyağı’

Çanakkale’de, Türkiye’nin önemli zeytinyağı uzmanlarından sayılan A. Ü. Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Uluslararası Zeytin Konseyi, Danışma Kurulu Üyesi Doç. Dr. Mücahit Taha Özkaya ile tanıştık. Eşi de, merkezi İzmir’de olan Zeytinyağı Konseyi Başkanı Prof. Dr. Fügen Durlu Özkaya, kaliteyi ön plana alıp, doğru zeytinyağının nasıl üretildiği konusunda çalışmalar yapıyor.

Zeytinyağını iki biliminsanından dinledik; Doç. Özkaya, bize çorba kaşığı ile ‘en mükemmel’ zeytinyağından ikram etti. “Genzimizi fena yaktı” deyince, “İşte esas zeytinyağı budur” karşılığını verdi.

En başta, zeytinyağında üretimden ihracata kadar yeni bir yaklaşım modeli ortaya çıkmış. Sorumuz buydu:

Dünyada yaklaşık 200 milyon ton bitkisel yağ üretilirken bunun yaklaşık 3 milyon tonu zeytinyağıdır. Dünya zeytinyağı üretiminin yaklaşık yüzde 95’ini, tüketiminin ise yaklaşık yüzde 75’ini İspanya, İtalya, Yunanistan, Tunus, Türkiye, Suriye, Fas, Cezayir ve Portekiz üretiyor. Bu ülkelerin toplam nüfusu yaklaşık 500 milyondur. Dünyada dış ticarete konu olan zeytinyağı miktarı üretimin yaklaşık yüzde 25’ini oluşturuyor.

Peki Türkiye’deki rakamlar nedir?

Türkiye’nin bitkisel yağ ihtiyacı yaklaşık 2,5 ton; zeytinyağı üretim miktarı ise yaklaşık 200 bin tondur. Ancak bunun yaklaşık 160 bin tonunu tüketiyor, geri kalanını ihraç ediyoruz.

Üretim ve ihracat dersek?

Zeytin meyvesi içindeki, sağlık bileşenleri olarak da adlandırılan, minör bileşenlerinin önemi ve bu kadar değerli olduğu bundan 15-20 yıl öncesine kadar dünyada tam olarak bilinmiyordu.

Zeytin meyvesinin içindeki sağlık bileşenlerin zeytinyağı içine aktarılması durumunda buna

Yazının Devamını Oku

Çanakkale ‘zeytinyağını’ keşfediyor

Çanakkale Zeytin ve Zeytinyağı Üreticileri Derneği ile Çanakkale Turizm ve Tanıtma Derneği tarafından düzenlenen ‘1. Troya Zeytinyağı Festivali’ne davet edilmek bize ilginç geldi.

Geçmişte niye böyle bir uygulama yoktu! Böyle bir etkinlik yapmak için Çanakkale niye geç kalmış, diye düşündük. Bir avuç insan bir araya gelmiş, örgütlenmişler. Açıkca söylemek gerekiyorsa, nitelikli bir etkinlik oldu. Üretici ve marka sayıları artmış, iddialılar. Zeytinyağı üretimindeki ünlü komşuları Ayvalık ve Edremite rakip olabilirler mi?

Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası, Ticaret Borsası, Belediye, Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörlüğü ve Turizm Fakültesi’nin destekleri dileriz ciddiyetle sürer. Uzmanlar, zeytinyağı tadımcıları, şeflerle gastronomi atölyeleri ve en önemlisi de Troya Müzesi’nin ağırlığının, Çanakkale turizmine çok şey katması beklenir.

Mecidiye Köyü’nde zeytin hasatından sonra yazlık merkezlerinden Dardanos’da bulunan Sunsan Oteli ve bahçesinde zeytinyağı üreticileri ile bir araya geldik. Bu kadar üreticiyi görünce, Çanakkale kendi değerlerini neden değerlendirmemiş şimdiye kadar diye düşündük. Ağaç sayısı 5 bini buluyor. Zeytinyağı üreten firma sayısı 40’ı bulurken, öne çıkan şu markalarını gördük ve sahipleri ile tanıştık: “On7, Toy Konağı, Zeytinin Türküsü, Şeref Pazarbaşı, Sezgin, Darvari (Ottaman), İdaolga, Pıtırelli Kalkınma Kooperatifi...”

BÖLGENİN ‘ALTIN’I

Soğuk sabun atölyesi, arkeogastronomi atölyesi, seramik atölyesi, ustalardan zeytinyağı tadımlarının yapılmasının ardından zeytinyağı paneli düzenlendi. Çanakkaleliler “Zeytinyağı, bizim bölgemizin altını. Bölgelerimizin nesilden nesile aktarılan kültürü. Pandemi sürecinde de zeytinyağımızın önemini daha da hissettik. Zeytinyağımızın markalaşması ve ekonomimize daha fazla katma değer yaratması için bu festivali gerçekleştiriyoruz” dedi.

Hemen Homeros’un sözü aklımıza geldi: Bu altın sıvı insanlığın hayat iksiridir. Homeros’a zeytin ağacı şöyle der: “Siz gelmeden öncede buradaydım, siz gittikten sonrada burada olacağım.”

Festivale Kazdağları yamaçlarındaki zeytinlerden, Babakale ve Assos’dan komşu Yunanistan’a bakan zeytinlikler, daha kuzeyde Gelibolu yarımadasının kutsal meyvelerine kadar adını saymazsak haksızlık edeceğimiz geniş bir coğrafyanın ürünlerini tanıma fırsatı bulduk. Çanakkaleliler Akhisar hasadını yaptı, Ayvalık önümüzdeki günlerde yapacak. Onların hepsi bir öğreti mekânı oldu. Milas da sırasını bekliyor. Onları da izlemeli Çanakkale’deki zeytinyağcılar.

Evet, yeni köprünün ışıkları daha açılmadan Gelibolu ve Çanakkale’ye müthiş renk ve coşku katıyor.

Yazının Devamını Oku

Örnek ve rekor gelir

Geçen hafta CHP, belediyelerini İstanbul’da görücüye çıkardı. Bunlar arasında, örnek tarım ve hayvancılık yatırımlarında rekor gelir elde etti. Bu rakamın 25 kat artarak 187 milyon TL’ye ulaştığını öğrenmek diğer başkanlar gibi bizi de şaşırttı.

17 yıl süreyle Tekirdağ Rakı ve Şarap Fabrikası’nın müdürlüğünü yapan Kadir Albayrak’ı arayarak “Bu iş nasıl oldu?” diye sorduk. Tekel’den emekli olduktan sonra siyasete atılan ve CHP Tekirdağ İl Başkanlığı’ndan sonra iki dönemdir TBB başkanlığını yürüten Mak. Müh. Albayrak haklı olarak övünüyor ve “Büyükşehir olarak Tekirdağ’ı tarım ve hayvancılığın başkenti yaptık” diyor. Kurulduğu günden bu yana, tarım ve hayvancılık alanında önemli ve ses getiren projelere hayata geçiren TBB, çiftçinin ve üreticinin yüzünü güldürüyor. Atılım projeleri arasında yer alan toplam 7.581.919,31 TL maliyete sahip Mera İyileştirme ve Yönetim Projesi, Baklagil Yem Bitkileri Ekiliş Alanlarının Genişletilmesi Projesi, Bağcılığı Geliştirme Projesi ile Arıcılığı Geliştirme Projesi’nin çiftçi ve hayvan yetiştiricilerine sağladığı maddi katkı 187.579.455,00 TL oldu. Böylece söz konusu 4 projede 25 kat gelir elde edilmesine olanak sağlandı.

2015’te hayata geçirilen mera projesi kapsamında 126 mahallede, 6 yılda 113.105 dekar mera alanına 2.739.850 kilogram gübre atıldı. Bu sayede zamansız ve aşırı otlatma nedeniyle dekar başına 50 kilograma kadar düşen ot verimliliği en az 4 kat arttırılarak 200 kilogram seviyelerine çıkarıldı.

2.533 çiftçiye, Tekirdağ’da 153.794 kilogram yem bezelyesi, 91.969 kilogram da Macar fiği olmak üzere toplam 245.763 kilogram yem bitkisi tohumu dağıtımı yapıldı. Ekilen otun değeri 29 milyon TL oldu.

Çok eski ve köklü bir geçmişe sahip olan bağcılığa gereken önemi vermek için harekete geçen TBB, Bağcılığı Geliştirme Projesi’ni hayata geçirdi. Şarköy’de Tarımsal Kalkınma Kooperatiflerine üye 98 çiftçi ‘telli terbiye sistemi’ ile üretimde dekardan 800 ile 1 ton arasında üzüm alınırken, yeni sistemle 2.5-3 ton arasında verim alınmaya başlandı.

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK PROJESİ

Türkiye’deki belediyelerce uygulanmakta olan en büyük proje olma özelliğine sahip Arıcılığı Geliştirme ve Polinasyon Projesi kapsamında 1.138 kişiye 5 yılda 22.293 adet kovan dağıtımı gerçekleştirildi. Arı Yetiştiriciler Birliği’ne üye olan yetiştiricilerden 982’si, 30 kovanlık işletme seviyesine ulaştı. 2021’de polinasyon yolu ile ayçiçeği bitkisi üretiminde 22.293.000 TL’lik verim artışı, 6 yılda dağıtılan toplam 22.293 adet arı kovanının, polinasyon yolu ile ayçiçeği bitkisi üretiminde ise 75.256.200 TL’lik verim artışı sağlandı.

Başkan Albayrak, “Türkiye’deki diğer büyük şehirlere örnek teşkil eden çok önemli projeleri hayata geçirdik. TBB olarak her zaman çiftçimizin ve üreticimizin yanında olmaya, onların yüzlerini güldürmeye, kentimizin her alanda kalkınmasına destek olacak projeleri halkımızla birlikte hayata geçirmeye devam edeceğiz” dedi.

GÜNÜN SÖZÜ

Yazının Devamını Oku

Belediyelerin tasarruf planı niye yoktur? Suyun şakası yok!

Bu çağrım aynı zamanda valilik, DSİ, sanayi ve çevre müdürlüklerine.

2020 yılı kışı, Bursa’nın su zengini olmadığını bize gösterdi. Ancak bundan bir ders çıkarıldığını sanmıyorum. Paramızla su bulamayacağımız gün kapımız çalınca mı düşüneceğiz?

Bakın içme suyu sıkıntısı da yaşayabiliriz. Zira Uludağ’daki bütün kaynaklar işgal altında. Dağı dolaşanların ifadesine göre çoğu kaynak suyu, borularla kaçak olarak su şişeleme fabrikalarına çekiliyor. Hiçbir yetkili su şişeleme tesislerine gidip “Giriş yüz, çıkış nasıl 500 oluyor?” diye sormuyor. Üstelik bu şekilde vergi kaçırılıyor.

Gelelim yapılması gerekenlere:

Belediyelerimiz suni çimleri sulamayı bırakmalı. Artık az su isteyen tabii çime yönelmeliyiz. Parklara, refüjlere, kısaca her yere az su isteyen çiçekler dikmeliyiz. Hobi bahçelerine dikilecek bitkiler de belediyeler tarafından kısıtlanmalı. Bunlar müthiş bir su tasarrufu sağlar.

Valilik ve diğer yetkili kurumlar arazi taraması yapmalı ve önce izinsiz kuyular kapatılmalıdır. Çiftçilerimiz vahşi sulama yerine damla sulamaya geçirilmelidir.

Sanayi tesislerimiz su tasarrufu için çaba göstermelidirler. Gelelim tekstil sektörümüze. Pandemi, paramızın değerinin düşmesi gibi gerekçelerle boyahanelerin işi arttı. Boyahaneler su tüketimlerini acilen yarıya düşürmek için daha az su ile boyama yapan makinelere ve proseslere geçmelidir. Aksi takdirde birkaç yıl sonra su sıkıntısı çekecekler.

Suyun şakası yok!

Ekrem Hayri PEKER

Yazının Devamını Oku

Yerel basının hali perişan!

İstanbul Gazeteciler Dernek Başkanı (İGD) Mehmet Mert, Cumhurbaşkanlığı tarafından 30.06.2021’de yayınlanan ‘tasarruf tedbirleri’ genelgesinde geçen ‘Basın ve Yayın Giderlerine Düzenleme’ bölümünün acilen gözden geçirilerek düzenlenmesi gerektiğini vurguladı.

“Kamu kurum ve kuruluşlarının basını izleme ile ilgili birimleri ve kütüphane dokümantasyon merkezleri hariç hiçbir şekilde günlük gazete alımı yapılmayacak, görev alanı ile ilgili olmayan yayınlara abone olunmayacak” şeklinde geçen yasaklanmanın zaten zor durumda bulunan ‘Yerel Basın’ı daha da zor duruma düşüreceğini kaydeden Mehmet Mert şu vurgulamaları yapıyor:

 Bu yasaklama ile adeta Anadolu medyasına, yerel medyaya, emekçi basına, mahalle basınına ‘kapıya kilit vur, git başka iş yap’ demeye getirilmiş. Zira her ne kadar internet çağında olsak da, dijital sisteme geçiş öncesinde bulunsak da, sosyal medya organları alışılmış gazete, TV, radyo gibi yayın organlarından daha etkin olsa da, henüz ülkemizin yüzde 50’den fazlası ne yazık ki interneti sağlıklı kullanamıyor.

Özellikle Anadolu halkı, taşra halkı haberleri yerel medyadan öğreniyor. Zorluklar içinde yayınlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Zaten ülke genelinde büyük reklamların sadece ve sadece yüzde 1’inden faydalanmak, resmi ilanların yüzde 5’inden faydalanmak zorunda olan yerel Anadolu medyası, bu tasarruf tedbirleri ile hepten zor duruma düşmüş durumda. Ayrıca tasarruf tedbirleri genelgesi yerel gazetelere aboneliği yasaklarken, AKP meclis gurubu bazı büyükşehir belediyelerine gazetelerin desteklenmesi amacıyla abone olunması ve reklam verilmesi yönünde önerge vermiş.

Aynı zaman diliminde iktidarın iki kesiminden birisi gazetelere aboneliği yasaklarken, diğeri gazetelerin desteklenmesini talep ediyor. Esas olan şu: Yerel medya kesinlikle desteklenmeli ve AKP grubunun önerisi çok yerinde bir teklif olmakla birlikte, kesinlikle yayınlanan tasarruf tedbirlerindeki gazetelere abone olunma yasağı kaldırılırken, ülke genelindeki tüm yerel belediyelerin de yerel medyayı desteklemesi için ciddi yayınlanan yerel gazetelere abone olması ve reklam vermesi gerekiyor.

Tasarruf tedbirlerindeki ‘Basın ve yayın giderlerine düzenleme’ bölümünün yeniden oluşması gerektiğini söylemek istiyoruz.

GÜNÜN SÖZÜ

“AKP’nin kimlik siyaseti artık başarılı olamıyor. Erdoğan yerine kim gelirse gelsin yüzde 50’lere erişemez.

İYİ Parti yüzde 40 alabilir.”

Yazının Devamını Oku

Marketlerde gevşek kontrol!

Bir okurumuz Haziran 2020 yılında Ticaret Bakanlığı’na bir şikâyette bulunuyor. Şikâyetinde aynı cadde üzerinde aynı marka zincir marketin üç adet şubesinin, aralarında yaklaşık 500 metre mesafe bulunmasına karşın birçok üründe farklı fiyatlandırma yapıldığına dikkat çekerek, “Üretici kandırılıyor” diyor.

İstanbul veya Silivri’de, İzmir veya Buca’da, Ankara veya Etimesgut’ta bu marketlerin satış fiyatlarının aynı olması gerekmiyor mu? Hangi marka olursa olsun... Ancak Türkiye sathında yine nakliye ve diğer maliyetler nedeniyle fiyatlar değişik olabilir ama bu kadar farklılık olmamalıdır. Cumhurbaşkanı’nın uyarısında Ticaret Bakanlığı’nın da yer alması gerekiyor sanıyoruz.

Okurumuzun o tarihteki şikâyetine gelen yanıta dikkat eder misiniz?

“6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki kanunda perakende satışa arz edilen mal ve hizmetlerin fiyatlarının belirlenmesine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.

Diğer taraftan, perakende satışa sunulan mal ile hizmetlerin satışa sunuldukları mağaza, şube ya da elektronik ortamda ortaya çıkan masraflar (kira, işçilik, vb. işletme giderleri) göz önünde bulundurularak farklı fiyatlarla satışa arz edilmelerinin mümkün olduğu düşünülmektedir.

Perakende satışa sunulan mallar ile hizmetlerin fiyatları ülkemizde uygulanan serbest piyasa ekonomisi gereğince arz ve talep kurallarına göre belirlendiğinden, başvurunuza ilişkin olarak Bakanlığımızca yapılabilecek herhangi bir işlem bulunmamaktadır.

İmza: Ticaret Bakanlığı, Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü

Peki millet ‘kazık yemekten’ ne zaman kurtulacak! Kim suçlu?

GÜNÜN SÖZÜ

Yazının Devamını Oku

Asgari ücret KKTC’de Türkiye’yi geçti

Önlenemeyen hayat pahalılığı ve vergi kesintilerinden ötürü eline geçen para kuşa dönen 10 milyona yakın asgari ücretli şimdiden aralıkta toplanacak Asgari Ücret Tespit Komisyonu’ndan çıkacak karara odaklandı.

Yılbaşında yüzde 15 oranında vergi ödeyen gariban emekçinin ücretinden ağustos-eylülde yüzde 20 oranında kesinti yapılıyor. Yanı sıra çarşı pazarın can yakan fiyatları asgari ücretin satın alma gücünü  iyiden iyiye kuşa çeviriyor.

Asgari ücretin yetersiz kalmasında temel etmen yıllardır talep edilmesine karşın bir türlü vergi dışı bırakılmaması. Eğer %15 ve 20 oranında gelir vergisi alınmazsa emekçinin eline daha fazla para geçecek ve bir ölçüde soluklanacak. İnatla vergi dışı bırakılmıyor, diğer çalışanlar gibi kümeste hazır kaz olarak görülüyor asgari ücretli. Türkiye’de ortalama 100 işçiden %57’si asgari ücrete talim ederken, bu oran AB’de %10’unun altında. Bu da asgari ücretin ülkemizde ortalama ücret olduğunu kanıtlıyor.

Türkiye’de 10 milyona yakın emekçi net 2 bin 825 liralık asgari ücrete talim ederken, yavru vatan KKTC’de asgari ücret net 4 bin 324 lira oldu. 1 Eylül’den itibaren %12.95 oranında artış ile brüt 4 bin 970, net 4 bin 324 liraya yükseldi. Türkiye’de ise %21.56 oranındaki zamla brüt 3 bin 577, net 2 bin 825 lira 90 kuruş olarak uygulanıyor.

Yılbaşında uygulamaya konulan asgari ücret yüksek enflasyondan ötürü 3,4 ay sonra satın alma gücünü yitirmeye başlıyor.

10 milyona yakın emekçi 3 bin 49 liraya yükselen açlık sınırının altında kalan sefalet ücretiyle bir ay yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Temel çözüm vergi dışı bırakılması.      Şükrü KARAMAN

GÜNÜN SÖZÜ

“SAYIŞTAY raporuyla ortaya çıkan durumlar karşısında Sayıştay’ın geleceğinden endişe etmeye başladım. İktidar, Sayıştay’ın faaliyetlerini daha da kısıtlamaya çalışırsa şaşırmayacağım. Çünkü pek çok yolsuzluk, hani arsızlık diyeceğim artık, bu raporlarla ortaya çıkmaya başladı, son dönemlerde dikkatinizi çekiyorsa bu da herhalde çok mutlu etmiyordur iktidarı.” Murat YETKİN

TARIMSAL KİT’LER YOK EDİLİRSE

Yazının Devamını Oku

CHP’nin Kürtlerle ilişkisi

Kürt sorunu üzerinde yeni bir hareketlenme başlayınca 1987-91 dönemindeki gelişmeleri hatırlatmak gerekiyor. Türkiye nereden nereye geldi!

Erdal İnönü SHP Genel Başkanı iken doğru yaptıklarından birisi de, 1987 ve 1991 seçimlerinde ‘Kürtlerle işbirliği’dir. Onların demokratik mücadelesini SHP çatısı altında bulundurup parti üzerinden demokratik haklarını kullanması idi. Bu da doğru bir projeydi, zaten partide genel kabul görmüştü. Ancak Meclis’e girenlerin ‘ters’ davranışları hoş karşılanmadı. Örneğin, Kürtçe yemin gibi... Bu arada 1989 yılında Paris’te Kürt Konferansı düzenlenmişti. Bu toplantının arkasında Fransa Devlet Başkanı Mitterrand’ın eşi, Paris Kürt Enstitüsü Başkanı Kendal Nezan ve Mehdi Zana gibi isimler vardı.

Bu arada Deniz Baykal’ın siyaset yasağı kalkmış, milletvekili seçilmişti, hatta CHP grup başkan vekili olmuştu. İktidara karşı yaptığı konuşmalar çok etkileyiciydi, kamuoyunda puan toplamıştı. Baykal, Erdal Bey’in karşı çıkmasına rağmen destekçileri tarafından Genel Sekreter seçilmişti.

Baykal, 1989 seçimlerinde çok başarılı çalışmalar yaptı; seçimlerde İstanbul, Ankara ve İzmir belediye başkanlıkları kazanıldı. Çevresinde Baykal’a, açıktan açığa ‘Genel Başkan olmalısın’ diye kulisler başlamıştı.

Kürt Konferansı’na, partiden izin alınmadan Ahmet Türk’ün başkanlığında 7 kişilik bir heyet çağrılmıştı. Konferansta Türkiye’deki Kürtlerin temel talepleri gündeme getirildi. Erdal İnönü, Kürt kökenli milletvekillerinin Paris’e gidişine karşı çıkmış ve “Arkadaşlarımız, bu tür toplantılara karşı çıkmamışlar ve katılmışlardır, olanlara itiraz etmemişlerdir. Türkiye’yi savunmamışlardır!” dedi. Baykal da aynı görüşteydi. İhraç önerisi daha çok Erdal İnönü’den gelmişti. (CHP eski milletvekili Fikri Sağlar, Birgün gazetesinde ihraç talebinin Baykal’dan geldiğini yazdı. Ancak o dönem partide görev yapan bazı isimler, bu iddiayı reddettiler ve “Bu Baykal’a karşı bir haksızlıktır, Baykal İnönü’nün isteği doğrultusunda oy kullandı” dediler.)

Erol Çevikçe’nin bu gelişmeleri en iyi hatırlayan parlamenter olduğu belirtiliyor.

Bu olaylardan sonra Kürtler, CHP’den ayrılarak kendi partilerini kurup seçimlere gerdiler.

GÜNÜN SÖZÜ

“İKİ sözcük var; ‘emperyalizm’ ve ‘dincilik’. Aydın bu ikisinin güdümüne girmemiş kişidir.”

Yazının Devamını Oku

Milyon dolarlık otel kılıflı villalar

Bodrum’da zirveye ulaşan ‘otel kılıflı villa’ konusu yeniden gündemde. Cumhurbaşkanı talimatıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın müdahalesine neden olan konu, pandemi döneminde unutulmuştu ki geçen hafta konunun sembolü haline gelen Bodrum Gündoğan Çetibeli mevkisinde Besa Grup tarafından inşa edilen The BO Viera adlı lüks konut ve otel projesi ile yeniden gündeme geldi.

Yıkım kararı verilen proje onaylandı.

Fehmi Köfteoğlu yönetimindeki ‘www.turizmgazetesi.com’daki haberde şöyle deniyor: “Daha önce Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yıkım talimatı verdiği söz konusu proje için hazırlanan rapor, aynı bakanlığın ÇED Raporu İnceleme Değerlendirme Komisyonu tarafından 10 Eylül 2021’de onaylandı.

Projenin son hali 90 odalı otel, 310 konut, 7 ticari yapı olarak planlandı.

Yapılan işin imara aykırılıkları bir yana, otel kılıfı altında lüks villa işi idi. Otel için bakanlıktan alınan yatırım belgesi ile yasaya aykırı olarak her biri milyon dolarlık villalar yapılıyor. ‘Otel kamuflajlı villa’ konusu 2019’da gündeme geldiğinde Bakan Ersoy, ‘Yüzde 100’ü turizm tesisi şartıyla alınmış tahsis, yüzde 85’i villa, yüzde 15’i otel projesi olmuş. Buna izin verir miyiz?’ demişti!

Bu açıklamanın üzerinden iki yıl geçti.

Üstelik bu konuda müfettişlerinin hazırladığı raporda ‘Turizm emsali kullanılarak konut amaçlı binalara dönüştürüldü ve satışa çıktı. Turizm yapılarının ayrı ayrı bağımsız bölüm olarak gösterilerek kat irtifakına konu edildiği ve üçüncü şahıslara satışının önünün açıldığı tespit edildi’ ifadeleri yer alıyordu.

KARMA PROJEYMİŞ

Son yıllarda otelciliğe giren inşaatçılar otelin kamuflaj olarak kullanıldığı bir model geliştirdi.

Yazının Devamını Oku

TEKNOFEST’i 100 binler gezdi - Türkiye’nin umudu gençler

Dünyanın en büyük teknoloji etkinliği, Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali Teknofest’e üç torunumla (Cem, Kerem ve Ayşe) gidip gezdik. Bu ziyaretimizin amacı, biraz da Almanya’dan gelen gazeteci dostumuz Halit Çelikbudak’ın  (aynı zamanda makine ve uçak mühendisidir) uyarısı sayesinde oldu: “Mutlaka görmelisin, iftihar ettim, Avrupa’nın böyle bir etkinliği kıskandığını söylemek durumundayım” dedi.

Bizim gittiğimiz gün pazardı, hiçbir etkinlikte böyle bir kalabalık olamaz diye düşündük. Gösteriler muhteşemdi, herkes bayıldı. Hesap edebildiğimiz kadarıyla 20 bin aracın sırası, Florya’ya kadar uzanıyordu. Bayraktar’ın ekibinden bir polis, bize sahadaki stantlardan çok şey anlattı, 100 binden fazla ziyaretçinin alınmaması gerektiğini söyledi.

Böyle bir günde ‘bakım’ gerekçe gösterilerek metro niye çalıştırılmaz? Büyükşehir, Bayraktar’la gerginliğini ortadan kaldırmalı.

Çelikbudak Almanya’ya döndükten sonra şu notları gönderdi:

Cuma günüydü. Bu yıl dördüncüsü İstanbul Atatürk Havalimanı’nda 21-26 Eylül arasında yapılan etkinlik gerçekten etkileyiciydi. İki gün önce Teknofest’e katılan NOBEL ödüllü bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar da “Gördüklerim gerçekten beni gururlandırdı” diyordu. 450 bin metrekarelik alana pandemi önlemleri çerçevesinde 100 bin kişi alınmış her gün. Kapanış günü de doluydu.

Nereye baksanız büyük bir heyecan içinde dev çadırlarda stantları gezen, sergilenenleri inceleyen, soran, cevapları can kulağıyla dinleyen gençler vardı. Gezip görmenin yanı sıra hafta boyunca yarışmalar da yapılmış. Mardin’in Savur ilçesinde okuma-yazma bilmeyen bir anne ve babanın çocuğu olan Prof. Dr. Sancar da gençleri gördükçe gelecek Nobellerin Teknofest’ten çıkabileceğini söyledi. Çok iddialı gözükse de biz de aynen onun gibi düşünüyoruz. Geleceğin Nobelleri arasında işte bu teknoloji etkinliğini gezip etkilenen gençler arasından da çıkması dileğimizdir.

2022’DE SAMSUN’DA

Türkiye Teknoloji Tanıtım Vakfı (T3) ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde, önemli kurum ve kuruluşlarının destekleriyle yapılan Teknofest, gelecek yıl Samsun’da yapılacak. Aralarında KKTC, Ukrayna ve Endonezya’nın olduğu birçok ülke teknofest’in kendi ülkelerinde yapılmasını istiyormuş. Ama öğrendiğimize göre, yurtdışındaki ilk Teknofest Azerbaycan’da yapılacakmış.

Sadece savunma sanayii değil, hayatın her alanına dokunan çalışmaları sergileyen etkinliğin düzenlenmesinde

Yazının Devamını Oku

‘Bir büyük Cumhuriyet aydını’

Türkiye onları ‘üç Doğanlar’ olarak biliyor: Doğan Kuban, Doğan Tekeli ve Doğan Hasol... Doğan Kuban’ı önceki gün kaybettik. Türkiye’nin kültür ve mimarlık hayatını uzun yıllara yayılan üretimleri ve benzersiz katkıları ile zenginleştiren bu isimlerden merhum Doğan Kuban’ı bize en çok tanıtan ve sevdiren de Orhan Bursalı oldu. (‘Mimar Doğan’lar-Üç Doğan - Doğan Kuban, Doğan Tekeli, Doğan Hasol’ kitabı Doğan Kuban tarafından kaleme alınarak, Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından yayımlandı.)

Biz de Orhan Bursalı’nın Cumhuriyet’te dün kullandığı başlığı kullandık. Hocamızın yazılarından bazı sözlerine, özellikle ‘Günün Sözü’ köşesinde yer vermiştik. Bursalı’nın yazısından bazı seçmeler onun nasıl bir aydın olduğunu gösteriyor:

“Çok iyi bir mimarlık ve İslam tarihçisi, çok iyi bir düşün adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin yetiştirdiği büyük bir Rönesans insanı. Tam anlamıyla: İtalya’da Rönesans mimarlığını en iyi bilenlerden.

Neredeyse Cumhuriyet yaşında, 1926 doğumlu. Yüreği hep ülkesi için çarptı. Bir Atatürk ve devrimleri sevdalısı.

Bir hezarfen, çok yönlü bilge. Bitmez bir merak, araştırma, öğrenme tutkusu. Müzikten tutun sinemaya kadar...

Çağdaşı üreteceğiz, dedi. Bilim ve teknoloji üretimi, dedi. Aydınları düşünmeye çağırdı. Politikacı, ülke adamı olmalı dedi.

Ülke mimari değerlerinin korunmasına, kurtarılmasına bir ömür verdi.

Selimiye Camisi’ne yeni bir ruh verdi. Divriği Ulu Camisi’nin şaheserliğini en iyi o gördü, kurtarılması için projeler üretti, sergiler düzenledi. Devlet, bu sergileri çeşitli ülkelere taşıdı. Safranbolu dahil, her yerde imzası var. Bir İstanbul düşünürü, hayranı. İstanbul’un tarihi eserlerinin kurtarıcılarından. İstanbul’un Bizans’tan bugüne tarihini ve yaşamını en iyi o yazdı ve anlattı. 50’yi aşkın değerli kitap, binlerce değerli makale, derin bir bilgi hazinesi bıraktı, emanet etti bizlere. Varlığı için, tanıdığım için kendisine çok teşekkür ederim.”

GÜNÜN SÖZÜ

Yazının Devamını Oku

‘Çay özelleştirilemez’

‘Çaylar Şirketten’ kitabının yazarı Av. Remzi Kazmaz, çay üreticilerine bir çağrı yaparak “Çayın uluslararası pazarda milli bir marka olması için senin de desteğine ihtiyacımız var. 23 Eylül’de (Bugün) Rize’de Ramada Otel’de yapılacak toplantıda görüşlerini söylemeni, çözümü birlikte üretmeyi, çayı ve geleceğimizi hep beraber konuşmayı istiyoruz.

Çay vatandaşındır, satılamaz, özelleştirilemez” dedi.

1921 nisanında Zihni Derin’in Meclis’te bir komisyona katılarak ortaya attığı çay ekiminden bugünlere gelinen sürece kadar bölgenin çay sanayiindeki gelişimini anlatan Kazmaz şöyle konuşuyor:

“Geriye dönüp baktığımda 100 yıllık bir tarihe sahip olan Türk Çayı, içinde bulunduğu birçok sorun karşısında çaresiz kalmış, ne çay üreticisinin ne de çay fabrikalarında çalışan işçilerin geleceğe dair hiçbir güvencesi kalmamıştır. ÇAYKUR üzerinde karabulutlar dolaşmaktadır. Çay üreticisinin ve işçisinin hamisi konumunda olan ÇAYKUR her an devredilerek, tarihe karışabilir. Milli bir ürün olmasına rağmen tam 100 yıldır markalaşamayan çayın engelleri birer birer kaldırılabilir.”

Kapalı kapılar arkasında oluşturulan “Çay Kanunu”nun hiçbir surette kabul edilemeyeceğini bildiren çay üreticisi ve çay işçileri, kendilerini ilgilendiren bir konuda hiçbir şekilde görüş ve önerilerine önem verilmediğini dile getiriyor.

YEŞİL ALTIN

İnönü ve arkadaşları tarafından hazırlanan ve CHP tarafından milli bir ürün olarak ilan edilen çay, sonraki dönemlerde önemsenmemiş, özel sektörün eline bırakılmasıyla da içinden çıkılmaz sorunlar yumağı ile karşı karşıya kalınmıştır. Bu durumdan en çok zarar gören çay üreticisi ve çay işçisi olmuştur.

CHP Rize milletvekili adayı olan Remzi Kazmaz, daha sonra şöyle diyor:

“Ne yazık ki Türk çayının marka değeri geliştirilmemiştir. Önümüzdeki yıllarda yapacağımız en büyük projelerden biri

Yazının Devamını Oku

CHP’li belediyeler yurt işini sıkı tutmaya başladı

Yurt sıkıntısının en önemli nedeninin pandemi dolayısıyla öğrenci kapasitelerinin düşürülmesi olduğu belirtiliyor. Bir başka nedenin de yurt yapma yetkisinin YURTKUR’dan alınarak Spor Bakanlığı Yatırım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne devredilmesi olduğu söyleniyor. Onun da yeni yurt yapmak yerine ‘kiralama’ yöntemini tercih etmesi sorunu büyütüyor.

Bir yetkili “Her şey hesapsız kitapsız yapıldığı için büyük sıkıntı yaşanıyor. Bakanlık hiç yaşananları görmez mi, ille de Tayyip Erdoğan’ın birkaç laf etmesi mi gerekiyor? Yeni yurt yapmak insanın aklına hiç gelmez mi?” diyor.

Bakanlığın, üniversiteler ve belediyeler ile işbirliği yapması gerekir. Aksi koordinasyonsuzluktur.

Yoksa bu ihmallerin arkasında tarikat-cemaat dengelerini düşünmek yatıyorsa bu gençlere yazıktır. Bazı üniversiteler, Spor Bakanlığı’nın arsa talebine nasıl olumsuz yanıt verir, anlaşılmıyor emin olun.

Bu da sorgulanması gereken ayrı bir zafiyettir. Eğitimde din tacirliğinin hesabı bir gün sorulur. Özetle bu politika yanlışlığı nedeniyle en az 200 bin öğrencinin sefillik yaşaması hiç kimseyi rahatsız etmiyor.

Cumhurbaşkanı, ABD dönüşünde, bu mağduriyetin giderilmesi için ciddi bir program uygulamasına geçecek.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun da belediyeler kanalıyla, bir süre önce CHP’nin başlattığı ‘Cumhuriyet Yurtları’nın yaygınlaştırılması için 30 Eylül’de İstanbul’da toplanacak belediye başkanlarına yeni hedefler göstereceği kulislerde dolaşıyor. İstanbul’da Büyükşehir, öğrenciler için 5 bin kapasiteli yurt yaparken, Ankara’da kapasitenin her geçen gün artarak binleri bulduğu belirtiliyor. CHP’li belediyeler yurtların denetimini YURTKUR’a yani devlete veriyor, dinci vakıfları işletmelerden uzak tutuyor.

LÜLEBURGAZ’A BALKAN GÖÇ ANITI

ATATÜRK

Yazının Devamını Oku

Türkevi’ni kimler yaptı

IC İçtaş İnşaat ve Amerikalı inşaat şirketi Tishman ortaklığında, New York’ta inşa edilen Türkevi’nin açılışı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından gerçekleştirildi. Açılış törenine Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da katıldı.

Çeçen grubu yöneticilerine göre, ‘Zarif ve simgesel bir yapı olarak, modern görünümü ile New York gökdelenleri arasına katılan Türkevi, Manhattan’ın ikonik binaları arasında yerini aldı’.

Titiz bir çalışma gerektiren son derece önemli bir projeyi tamamlamanın gururunu yaşadıklarını belirten IC İçtaş İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Fırat Çeçen, “Projenin Birleşmiş Milletler binasının karşısında yer alması, şehrin en yoğun bölgesinde inşaat yapmanın zorluğu ve sınırlı bir çalışma alanımızın bulunmasının yanında inşaat sürecinde bir de pandemi ile karşılaştık. Buna rağmen disiplinli ve planlı bir çalışma ile inşaatı tamamladık ve açıldığını, kullanılmaya başlayarak içinde bir hayat olduğunu görmekten mutluluk duyuyoruz. New York’un kalbinde, ülkemizin prestijine uygun bir şekilde gökyüzüne yükselen Türkevimiz şehrin birçok yerinden görülecek şekilde ikonik binalar arasında yerini aldı. Bu da bize ayrıca gurur veriyor” dedi.

New York’taki Birleşmiş Milletler binasının karşısına, 20 bin metrekarelik bir alana inşa edilen Türkevi, 36 katlı bir bina ve 171 metre yüksekliğinde. New York’un gökyüzüne lale formunda yükselen Türkevi ayrıca Selçuklu ve Osmanlı mimarisinden esintiler taşıyor.

Türkevi’nde, Türkiye New York Başkonsolosluğu, Türk Ataşelikler, BM Türkiye Daimi Temsilciliği, KKTC Temsilciliği ve T.C. Merkez Bankası New York Temsilciliği bulunuyor.

IC İÇTAŞ İNŞAAT

50 yılı aşkın bir tecrübeye sahip global bir marka olan IC İÇTAŞ İnşaat, imza attığı ses getiren ileri mühendislik projeleri ile Türkiye’de ve dünyada lider şirketler arasında yer alarak ülkemizi uluslararası arenada gururla temsil etmektedir.

Fizibilite çalışmalarından yüksek teknoloji gerektiren anahtar teslim projelere kadar her türlü taahhüt işini mutlak başarı hedefiyle yürüten IC İçtaş İnşaat, Türkiye, Rusya, Amerika, Ortadoğu, Orta Asya ve Avrupa’da faaliyet göstermektedir. Kurulduğu günden bu yana, güçlü finansal yapısı ve hem kamudan hem özel sektörden kurumlarla gerçekleştirdiği güçlü ortaklıklar ile havalimanı, liman ve marina gibi inşaatlardan yüksek hızlı tren projelerine, yol ve köprü inşaatlarından yüksek kapasiteli enerji santralleri ve turizm tesislerine kadar pek çok başarılı projeye imza atmıştır.

FERİKÖY’DE MEZARLIK AĞALARI VAR

Yazının Devamını Oku