Paylaş
İlk gün parti programının yenileceği ve delegenin oyuna sunulacağı, ikinci gün ise parti üst yönetimi olan PM’nin yenileceği belirtiliyor. Programın çağın koşullarına göre yenilenmesi gerekir. Uzun zamandır üzerinde çalışılıyor. Partiler tüzük ve programlarıyla halkın karşısına çıkar. Sadece altı oklu bir kitapçığa parti programı yazmakla kalmamalı, üyelerine de anlatmalı, sağlıktan eğitime hukuktan, aileye kadar yer almalı. Meclis’te kurulan komisyonda hangi program maddesine göre yer aldıklarını da açıklamalılar.
Yani elle tutulur gözle görülür somut tarifleri olan bir program olmalı. Aynı zamanda bir seçim manifestosu olmalıdır.
PM’de 60 kişilik bir revizyondan bahsediliyor. Seçime gidecek bir partide yönetim kademesine partiyi sırtına alacak, taşıyacak insanlar getirilmeli. Liyakat, beceri, emek görülmeli...
Gölge bakanlıklar kalkacak deniliyor.
DİLERİM İSABETLİ OLUR
Görev verilen kimseler örneğin gölge Çalışma Bakanı yapmışlar, iş-sendikadan haberi yok.Milli Eğitim Bakanı yapmışlar, ne yazık ki, öğretmen kökenli değil.
Diğerleri de öyle. Yani adı var kendi olmayan bir unvan.
Bunu Erdal İnönü SHP’de uyguladı ilk kez...
Ölçme ve değerlendirmesi başarısız olarak yazıldı.
Gölge bakanlık ismi MYK’dan çıkarılmalı.
MYK, üye sayısı seçime girecek bir yapıda olmalı. Parti üst yöneticisi elinde koçanla üye kaydı yapmamalı.
MYK üyesinin ‘Türkiye’ diye bir sorunu olmalı.
Bir daha nasıl seçilirim derdi olan o görevlere gelmesin, demek gerekiyor.
İçi boş yaldızlı sözlerle basın toplantıları düzenleyen parti yöneticileri halkta karşılık bulmuyor.
MYK’da ve PM’de değişiklik yapılırsa bunun önüne geçilir mi!
Delegeleri bir kişinin inisiyatifi ile belirlemeyin.
Sosyal demokrat partiye yakışsın; batıda hiçbir partide böyle bir örgüt seçimi yok. Taban, tavana yansımıyor.
Ben onları delege yazayım onlar da beni seçsin, örgütlenme anlayışı çok geride kaldı.
Bu partide kongrelerde kavga, gürültü bir daha görünmeyecek duruma getirilsin demek de hakkımız.
Halk diyor ki; neyi paylaşamıyorlar ki bu kadar kavga var!
Şunu altını çizerek söyleyelim ki, en büyük devrim bu olacaktır, biliniz.
Demokrasi partide görünür kılınmalı. Hukuki davalar da ortadan kalktı.
“Tüm İnsanlar” sloganı ile bir kongre yapılırsa başarı sağlanır.
Yoksa havanda su dövmeye devam edilir.
(Bu bilgiler parti çevrelerindeki tanıdığımız isimlerden derlenmiştir.)
GÜNÜN SÖZÜ
“Aydınları korkak olan bir ülkenin zalimleri cüretkâr olur.” Grigory Petrov
HOLLANDA PARLAMENTOSU’NDA KADIN ORANI YÜZDE 43’E YÜKSELDİ
HOLLANDA’da erken genel seçimlerde 150 üyeden 55’i tamamen yeni isimlerden oluştu. Yeni mecliste 65 kadın 84 erkek ve bir non binary (ikili cinsiyet tanımına girmeyen) üye yer alıyor. Tarihinde hiç bu kadar kadın milletvekili görmeyen Hollanda Parlamentosunda kadın oranı yüzde 43’e yükseldi. Milletvekillerinin ortalama yaşı da 45’ten 44’e düştü. En genç milletvekili ise 27 yaşında.
‘Non binary’ ifadesi Türkçede henüz yaygınlaşmamış olsa da kendisini yalnızca ‘kadın’ ya da ‘erkek’ olarak tanımlamayan bireyleri ifade ediyor.
Bu seçimlerde 35 Türk kökenli aday yarıştı. Ülkedeki Türk seçmenlerin yüzde 54’ü sandık başına gitti. Liberal VVD lideri Dilan Yeşilgöz, partisinin birinci sıra adayı olarak 600 binden fazla oy alıp yeniden parlamentoya girdi. PvdA-Yeşil Sol ortak listesinden Songül Mutluer, DENK’ten Doğukan Ergin, D66’dan Ulaş Köse ve CDA’dan 27 yaşındaki Etkin Armut da milletvekili seçildi. Buna karşın Elif Esen ve Pınar Coşkun gibi bazı Türk kökenli adaylar aldıkları yüksek tercih oylarına rağmen partilerinin milletvekili sayısı yetersiz kaldığı için parlamentoya giremedi.
SU YAŞAMDIR AMA
SU yaşamdır ama su kaynaklarımız tükeniyor. Kriz büyüyor. İklim krizini Meclis gündemine getirdik. Çünkü ciddi bir tehlike ile karşı karşıyayız. Çözüm adına iktidarı harekete geçirmeye çağırıyoruz. Su akar ama kimse bakamaz. Sanılanın aksine Türkiye su zengini değildir. Kişi başına düşen yıllık su miktarı 1300 metreküptür ve bu nedenle ülkemiz su fakiridir. Önlem alınmaz, acil eylem planları uygulanmaz ve çözüm için harekete geçilmezse bu oran 1000 metreküpün de altına düşecek ve su kıtlığı çeken ülkeler kategorisine gireceğiz.
Ayhan BARUT-CHP Adana milletvekili
AZİZ SANCAR’IN EŞİ NE DEDİ
İLGİNÇ bir şey Nobel’i ben aldım. Onun heyecanı, kargaşalığı vardı. Eşime söyledim, eşim Amerikalı, “Bunu Anıtkabir’e koyacağım.” “Tabii başka ne yapacaksın?” dedi. O Amerikalı kadın. Çünkü ona Atatürk’ü anlatmıştım. Atatürk’ü birçok Türk’ten daha çok takdir ediyordu. Ben de hayret ettim. “Yok biz saklayalım” demedi. Ben Atatürk’ün sayesinde oraya vardım. Çünkü Mardin’in Savur ilçesinde annesi babası okuma-yazma bilmeyen bir çocuğun eğitim görüp Nobel alması Atatürk sayesinde oldu. Aziz SANCAR
ŞARTLI TAHLİYE ‘YUMUŞAMA MIDIR’
ŞARTLI Tahliye veya Koşullu Salıverilme, hapis cezasına mahkûm edilmiş bir hükümlünün, cezasının kanunda belirtilen bir kısmını cezaevinde ‘İyi halli’ olarak geçirdikten sonra, cezasının kalan süresinin belirli yükümlülükler ve denetim altında cezaevi dışında geçirmesine olanak tanıyan bir infaz kurumudur. Bu uygulamanın amacı, hükümlünün topluma yeniden kazandırılması ve cezaevindeki iyi davranışlarını sürdürmesi için bir teşvik sağlamaktır.
Bu anlattığımız durum, 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun gereğidir. Bize göre ise ‘yumuşamadır’. Rifat SERDAROĞLU
SEVİGEN’LERİN İLGİNÇ DÜĞÜNÜ
CHP’li, eski DSP’li Devlet Bakanı Mehmet Sevigen’in oğlunun düğünü Çırağan Sarayı’nda ‘ağır’ bir havada yapıldı. Çiftin nikah şahitliklerini, kendisini CHP’den ihraç eden Kemal Kılıçdaroğlu, Binali Yıldırım, Süleyman Soylu, Doğu Perinçek, Önder Aksakal (DSP), Vali Davut Gül, Orhan Gencebay’ın da bulunduğu kalabalık bir erkek grubu yaptı.
Paylaş