Paylaş
Din hakkında yayılan yanlış veya çarpıtılmış haberler, güncellikten ve bilimsellikten uzak yorumlarla birleşerek büyük bir bilgi kirliliğine neden oluyor. Aynı zamanda bu alana atfedilen korkutmalar ve aşırı kısıtlamalar, insanları inançtan ürkütüp uzaklaştırarak gerçekliği araştırmaktan soğutuyor. Bu derin çıkmaz karşısında Dr. Hülya İskenderoğlu Bahat’ın hurafelere karşı hakikate ışık tutan ‘Müminizm: Kamil İnsan Olmaya Davet’ adlı eseri, Ceres Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı.
BİLİMSEL BAKIŞ AÇISI
Kuran’ın birçok mealini okumanın yanı sıra Hindistan, Nepal, Bali, Kudüs, Vatikan, Mekke, Medine, Konya ve Göbeklitepe gibi farklı coğrafyalarda dinlerin pratiğini ve yaşamdaki yerini gözlemleyen İskenderoğlu Bahat, yaşanan dini yozlaşma ve yanlış anlaşılmaları, bilimsel bir bakış açısıyla okuyucularla paylaşıyor.
Eser, dinler ve dini ideolojiler üzerine yazarın derinlemesine araştırmalarını gözler önüne sererken; Kuran meallerinin tamamına değil bugüne kadar anlaşılmasında ve yorumlanmasında zorluk çekilen konulara öncelik veriyor.
Ayrıca, bütün dinlerin gelecekteki rollerinin ne olacak sorusuna da kapsamlı cevaplar sunuyor.
Kitapta sadece Müslümanlık değil, diğer dinler ideolojiler ve bilimsel buluşlar üzerine de yorumlar yer alıyor. Bu önemli çalışma, insanlığın atardamarlarını tıkayan pıhtıların temizlenmesinde din ve bilimin gelecekte kol kola vereceği mesajını güçlü bir şekilde vurguluyor.
Kitap, üç büyük dinin temelinde yatan güzel ahlaklı iyi insan olma şartını ‘Müminizm’ olarak adlandırıyor. ‘Mümin’ yaklaşımının “Temiz bir inançla, barış ve faydalar üretmek için çalışan, âdaletten şaşmayan, batılın değil bilimin ve bilginin peşinden koşup kâmil insan olmak için çabalayıp ilerleyen, ahlak sahibi kimselere” işaret ettiğini gözler önüne seriyor.
Bahat, bu eseriyle toplumsal iyileşmeye giden yola ışık tutuyor. Eser, hurafelerden arınmış, bilimsel temellere dayanan saf bir bakış açısıyla dinler konusuna açıklık getiriyor.
GÜNÜN SÖZÜ
Banu Avar diyor ki:
Ama siz Ermeni kökenlisiniz.
Patrick Deveciyan: Burası bir ulus devlet ve ben de Fransız yurttaşıyım. Yani Fransızım.
Banu Avar: Ama siz değil misiniz Türkiye’de, Kürt, Laz, Çerkez, Süryani, Türkiyeli denilmeli diyen.
Patrick Deveciyan: O başka.
Gel de çık işin içinden!
TEMİZ TOPLUM OLUŞTURMAK
SON 3-4 aydır CHP’li belediyelere yönelik, irtikap, rüşvet ve ihaleye fesat karıştırma yargısal operasyon ülkemizin tek gündemi oldu.
Televizyon yorumcuları, makale yazarları, altyapısı olmayan yanlı hukuk ve siyaset çizgisinde, işi magazinleştirme, iş bilen ve iş bitiren merkez ve yerel yöneticiler ile siyasetçiler ise sen, ben, o tekerlemesi dışında bu işin ve bu gibi işlerin gerçek nedenleri konusunda inandırıcı bir açıklamada bulunmuyor, kişilerle sınırlandırıyorlar. İyilik ve kötülüğü, dürüstlük ile düzenbazlığı, erdemlilik ile çıkarcılığı, vurgunculuğu, kamunun parasını talan etmeyi sen-ben gibi kişisel konumlara çekmeye çalışıyorlar.
Bilimsel bir gerçektir; insanların bu gibi davranış ve değer yargılarını belirleyen içinde yaşadıkları ekonomik ve toplumsal koşullardır.
Doğaldır ki isnat edilen suçlar kişiseldir. Ama hep yaşanıldığı gibi sistemle uyumlu, parasal kazanç hedefli organize ve şirketleşme içermektedir.
Ne yazık ki para ve sermaye temelli sistem en çok siyaset ve siyasetçileri etkiledi. Sermaye ve sahipleri hep yüceltildi her yerde... Her türlü iktidar, sermayeye ulaşmanın yolu olarak görüldü. Ulaşılan sermaye ile de kişisel iktidar alanı büyütüldü.
Yaşadık ve gördük ki, böylesi birçok olay değişik dönemlerde önce açıldı, sonra kapatıldı, elbirliği ile kamu malını talan edenler, yine çıkarılan yasalarla affedildi yine elbirliği ile...
Son yolsuzluk iddialı olaylarda olduğu gibi gelişmeleri kişilere indirgemek, sen-ben kavgasına döndürmek, gerçek suçluyu saklama ve suçluluk telaşının bir sonucudur.
Gerçek suçlu “Bırakın yapsınlar, bırakın etsinler” anlayışına dayalı uygulanan sömürü ve soygun temelli ekonomik sistemdir. Bu sistemin oluşması ve yürütülmesine itirazsız ortak olanlardır.
Bütün bu çıkar amaçlı iddia ve olayları görüp yaşadıkça, emperyalizmin boyunduruğundan kurtulmak için tam bağımsızlık, sömürüsüz ve insanca yaşam için toplumculuk, vicdan ve inanç özgürlüğü için laiklik, evrensel siyasi ve ekonomik özgürlükler için ‘gerçek demokrasi’ uğruna mücadele etmiş, yaşamını yitirmiş tüm yurtseverleri saygıyla anıyorum. Ve selamlıyorum o saygın temiz inançlarını. Ve de haykırıyorum;, vatanı çiftlik, devleti ve belediyeleri özel şirketi gibi görenler, toplumsal çürümeyi, yozlaşmayı, kirliliği ülkemize taşıyanlar, ‘temiz el’ olamazlar, ‘temiz toplum’ yaratamazlar.AV. Sedat VURAL
Paylaş