Paylaş
Kimisi de mesleğini ancak ve yalnızca bir unvan olarak taşımakla yetiniyor.
Bu durum yalnız bireysel değil, toplumsal bir kırılmadır. İnsan yalnızca yaşayan, tüketen bir beden değildir; aynı zamanda anlam üreten, topluma katkı sunan bir varlıktır. İş sadece geçim kaynağı değil; kimliğin, onurun ve aidiyetin temelidir. Meslek sahibi olmak, insanın kendini hayata bağladığı en güçlü halkalardan biridir.
Bugünse bu halka giderek zayıflıyor. Mesleksizlik yalnızca bireyin hayatını değil, siyasetin kendisini de çarpıtır. Çünkü mesleği olmayan kimliğini işinden değil; iktidara, genel merkeze, gücü yakın yakınlığından üretir. Türkiye’de siyaset büyük ölçüde devletin ve yerel yönetimlerin olanakları üzerinden finanse ediliyor. Mesleği olmayan pek çok kişi bu kaynaklardan geçinerek siyasetin bir aparatı haline geliyor. Sağda da solda da tablo farklı değil. Böylece siyaset mesleklerin yerine geçen sahte bir mesleğe dönüşür. “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna verilen yanıtın “siyasetçiyim” olması da bu yanılgının bir göstergesidir. Oysa siyaset bir meslek değil, farklı mesleklerini beslenmesi gereken bir temsil alanıdır.
Sadık ÇELİK
GÜNÜN SÖZÜ
“Yetenekli bir lider savaşmadan düşman birliklerine boyun eğdirendir.”(Sun Tzu)
ALİBEYKÖYLÜ HAKKINI KORU
İSTANBUL’un hızla değişen ve dönüşen mahallelerinden biri olan Alibeyköy, geçtiğimiz günlerde askıya çıkan bir imar planı değişikliği ile yeniden gündeme geldi.
Plan notlarında açıkça belirtiliyor ki bu alanlarda bulunan konut ve konut altı ticaret yapılarının bulunduğu parseller yapılaşmaya kapatılıyor. Bunun yerine mülk sahiplerine ‘imar hakkı transferi’ adı altında başka bir alanda inşaat hakkı tanınması öngörülüyor. Ancak burada dikkat çekici bir durum var; bu transferin nereye, ne zaman ve hangi koşullarda yapılacağı belirsiz.
Bu durumun ciddi bir hukuk ve pratik belirsizlik yarattığı belirtiliyor.
Alibeyköy sakinlerinin, bu plana karşı seslerini yükseltmeleri ve yasal haklarını kullanmaları gerekmez mi?
Haklarınızı bugün koruyamazsanız yarın çok geç olabilir, biliniz. (İtiraz süresi 27 Ekim tarihine kadar İBB Saraçhane binası...)
Coşkun ŞEN
SİLİVRİ YIKIYOR TEKİRDAĞ GÖRMÜYOR
SİLİVRİ Belediyesi tarafından tarım arazilerine yapılan kaçak ve ruhsatsız yapılar yıkıldı. Değirmenköy Mahallesi’nde bulunan tarım arazilerine yapılan kaçak ve ruhsatsız yapıların yıkımı Zabıta Müdürlüğü ve İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından, İlçe Jandarma Komutanlığı’nın aldığı güvenlik önlemleri çerçevesinde gerçekleştirildi. Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu, kaçak ve ruhsatsız yapılara geçit verilmeyeceğinin altını çizdi. Tekirdağ il sınırlarındaki bu yasadışı uygulamalara karşı niye bir hareketlilik görülmüyor? Vali, kaymakam ve belediye başkanlarına ille de İçişleri Bakanlığı’ndan bir uyarı mı bekleniyor? Trakya’nın verimli tarlalarına yasadışı şekilde satılmış ve yerleştirilmiş 6 bin ‘konteyner’ kondu var. İnsan görünce vicdanı sızlıyor. Istranca’da yağmalanan orman alanlarına dikilmiş yüze yakın elektrik direği var, Ergene Nehri sanayi atıklarıyla kokudan geçilmiyor.
MESAJ PANOSU
- FUTBOLDA kaynak, vizyon, marka gücü yeterli değildir. Hamit ALTINTOP
- İTALYAN devi Juventus’ta forma giyen Kenan Yıldız, piyasa değerini 25 milyon Euro katlayarak tarihin en değerli Türk futbolcusu oldu.
SORUMLU AYAĞA KALK
GÜRSEL Erol, Elazığ Milletvekili, ikna kabiliyeti yüksek bir isim. Bölgesinde seviliyor. Ama bir türlü merkezi siyasette istediği yere varamadı. Net olmayan tavırları ile çevresine güven vermediğinden herhalde. Erol, mahkemelere düşen ve iptali istenen 38. Kurultay’ın salon sorumlusu ve düzenlemede tek yetkili idi. İtirazlara rağmen Ekrem İmamoğlu’nun divan başkanı olmasını sağlayan isim de oydu.
Erol, bu günlerde CHP’de delege, ilçe ve il başkanlarından sonra tasfiye süreci kendilerine yaklaşırken ses çıkaran milletvekillerinin başını çeken isimlerden. Özgür Özel’e “Bütün yalakaları genel başkan yardımcısı yaptınız. Etrafınız yalaka dolu” diyen Erol’un, sosyal medyada viral olan konuşmasının özü de değişimin hedefine varmadığı. Sözlerinin hedefinde ise “Bunlara siyaset yaptırmayacağız” dediği Tekin Bingöl, Bülent Tezcan, Erdoğan Toprak var. Ama tek şey yok. Özeleştiri ve empati yok. Herkes sorumlu, kendisi hariç. Evet Gürsel Bey, sizden bu konuda da bir açıklama bekliyoruz, başkalarını suçlamadan...
Tabii bu özür telefonu da Özgür Özel’in adaylığı sırasında 38. Olağan Kurultay sürecini Kemal Kılıçdaroğlu’nun hoyratça aleyhine kullanmasını ve sosyal medya saldırılarını hatırlatarak “Kemal Bey de bir özrü hak etmedi mi?” sorusunu akıllara getirmedi değil. Sağcı danışmanlar partiye dolmuş diye bangır bangır bağıran Özel, Cemal Enginyurt ve Kemal Kılıçdaroğlu’na oy vermeyen Adnan Beker’in yakasına CHP rozeti takarak bu çelişkisini ortaya koymuştu zaten.
Unutmayalım bütün bunları!
Paylaş