"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

İstanbul’u kirleten hafriyattır

Harfiyatla ilgili bildiğimiz tüm doğruları bıkmadan, usanmadan yıllardır hep yazdık. Hafriyat rantı İstanbul’da inşaat sektörünün ‘eroini’ oldu dedik. Sadece çevreyi değil, ahlakı ve hukuku da yok ettiğini özellikle vurguladık. Yanlış olduğuna inandığımız her adıma zamanında müdahale ettik. “Yapmayın, etmeyin” diye de adeta yalvardık. Rantının yüksek cazibesinden dolayı ne yazık ki hiçbir zaman dikkate alınmadık. Engel olabilen tüm unsurlar da adım adım etkisizleştirildi. İstanbul’un doğası İstanbul’un hafriyatına tamamen teslim edildi. Keşke biz haksız olsaydık da hafriyattan dolayı İstanbul’da hiç sorun yaşanmasaydı.

Son yıllarda başta Haliç, Riva Deresi ve Boğaz olmak üzere İstanbul’un tüm coğrafyasını kirleten, İstanbul’un su havzalarına yıllardır rastgele dökülen ve havzaların doğal yapısını tahrip eden ranta dayalı hafriyatın çamurudur. Ne yazık ki sadece çamuru kirletmiyor, oluşturduğu suni gölet ve tepelerle de fitili çekilmiş birer bomba gibi İstanbul’un yaşamını da tehdit ediyor. Tıpkı 2009 yılında yaşadığımız gibi, her aşırı yağmurda İstanbul’u çamur basacak korkusu yüreğimizi ağzımıza getiriyor.

Bugün İstanbul’da yaşadığımız çamur kirliliğinin nedeni eski İstanbul Orman Bölge Müdürü Faruk Çebi’nin yıllar önce ilgili makamlara sunduğu raporlarda da çok net anlatılıyor.

Çebi, İstanbul’un su havzalarına dökülmesine ranttan dolayı göz yumulan hafriyatın İstanbul’a çok büyük çevre sorunları yaratacağını ve önlenemeyen heyelanlara da neden olabileceğini yıllar önce öngörmüştü.

Ne yazık ki Çebi’nin raporları da tamamen sümen altı edilmişti.

Bugünlerde ise ağzı olan konuşuyor. Bazıları da geçmişteki icraatlarını göz ardı ederek kirlilik hakkında ahkâm da kesebiliyor. Ne denilebilir ki!

‘ESENYURT, HARLEM OLDU’

ESENYURT’un kurucu belediye başkanı Dr. Gürbüz Çapan “Çok üzgünüm. Sel felaketinin yaşanmasının nedeni dere yatağına ev yapılmasından kaynaklıdır” dedi. Normalde dere yatağından en az 35 metre mesafede konut yapılması gerektiğini, kendi dönemlerinde buna titizlikle uyduklarını söyleyen Dr. Çapan şöyle konuştu: “Ama onlar dere yataklarına sıfır noktada evler yapılmasına izin verdiler. Böylece kot farkı gözetilmeden daha fazla daire kazanılması yoluna gittiler. Şiddetli yağmur sonrası sel baskını olunca da ikinci kata kadar daireler sular altında kaldı.”

Esenyurt’un çok hor kullanıldığına da dikkat çeken Çapan, “Ben Esenyurt’un nüfusunu 500 bin kişi olarak planlamıştım. Şu anda Esenyurt’un nüfusu 1 milyonu aştı. Daha 1 milyon nüfus da arkadan geliyor. Binlerce konut yapıldı ve her biri şu anda boş vaziyettedir. Cehennem gibi, 40-50 katlı binalar yaptılar. Esenyurt, Harlem’e döndü” dedi.

BAROLAR YA BÖYLE OLURSA!

BAROLARIN yeni sistemle ‘dağıtılması’ girişimine eğitim sendikalarının nasıl bir ayrışım içinde olduğunu görmek isterseniz okuyunuz...

Eğitim-İş, Anadolu Eğitim Sendikası, Eğitim-Sen muhalif.

Eğitim Bir-Sen hükümete yakın.

Türk Eğitim-Sen eskiden daha muhalif çizgideydi, son günlerde alınan kararlarla ilgili pek sesi çıkmıyor.

Türkiye’de dört tane de işçi konfederasyonu var. İşçi haklarının savunulmasında nasıl bir fikir aykırılığı içinde olunduğu görülüyor.

Şimdiden hesap edin, İstanbul’da farklı fikirlerde kaç baro kurulur!

İLK MİLLİ KENEVİR KOMPOZİTLERİ TANITILDI

ASAM Avrasya Bir Vakfı’nın ‘Kenevir Tarımsal Üretim ve Pazarlama Kooperatifi’ toplantısında Türkiye’de yapılan ilk ürünler tanıtıldı. Öncelikle kooperatifin kuruluşunun yıldönümünde Kenevir Kooperatifi Başkan Yardımcısı Vedat Aydın, 2019 yılında Türkiye’de kenevir ekiminin serbest olduğu illerde yapılan yaklaşık 1100 dönümlük kenevir hasadından elde ettikleri hammaddelerden ürettikleri tuğla ve kompozit malzemeler hakkında ayrıntılı bilgi verdi. Ürünlerin tamamının kendi imkânlarıyla Marmara Üniversitesi Teknopark bünyesinde bulunan Marmara ARGE İnovasyon Mühendislik Ltd. Şti. tarafından yerli ve milli olduğunu, kuracakları seraların iskeletlerini de alüminyumdan daha hafif ve daha sağlam, nem tutmayan, paslanma sorunu olmayan, uzun yıllar dayanabilecek kenevir kompozitlerden yapmayı planladıkları, ilk prototip seranın da hazırlandığı müjdesini bizlerle paylaştı.

Tarımla ilgili özellikle kenevirin ekimi ve tanıtımı için çaba gösteren bazı isimlerin de Murat Doğanay, Cahit Demir, Mehmet Güzel, Yalçın Koçak, İsmail Tokalak ve Abdurrahman Dilipak’ın yanı sıra TOSİAD İstanbul Başkanı Saniye Mert, İSİFED Başkanı Muammer Ömeroğlu, SANDER Başkanı Mehmet Kocasakal, KSİAD Başkanı Doğan Külekçi ve Datçalı çiftçi ve sera uzmanı Kazım Sakarya isimleri olduğunu bildirelim.

TOKİ’DEN İBB’YE İKİ TRANSFER

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun seçildikten sonra yaptığı atamalar örgüt tarafından eleştirilmeye devam ediyor. Örgüt soruyor: CHP örgütünde liyakatli kadrolar/isimler olmadığı için mi İBB’nin KİPTAŞ’ına devletin TOKİ’sinden ‘transfer’ yapılıyor?

İBB’nin en büyük şirketlerinden olan KİPTAŞ’ın başına Ağustos 2019’da, TOKİ’de İstanbul Arsa Üretim Şube Müdürü olarak çalışmış olan AKP’li bürokrat Ali Kurt getirilmiş, bu konuda ağır eleştiriler yapılmıştı. Önceki dönem CHP’li meclis üyeleri, Kurt’un bu yöndeki tasarruflarına dava açmışlardı.

İBB’de yeni bir atama daha yapıldı. İBB’de birim olarak yüklü ihalelerin yapıldığı fen işleri daire başkanlığına 22.06.2020’de dokuz aydır görevde olan Kasım Arısoy’un yerine TOKİ’de ihale ve uygulama dairelerinde görev yapan Recep Korkut atandı.

Bu durumda, geçmişte özellikle Kılıçdaroğlu ve Gürsel Tekin başta olmak üzere milletvekilleri ve İBB Meclis üyeleri tarafından ağır eleştirilere uğrayan TOKİ kadroları, demek ki o kadar kötü değilmiş... Tecrübeli elemanları varmış! TOKİ’de yetişmiş kadrolar İBB’ye yön verecekler, her şey güzel olacak İstanbul’da!

BİLİYOR MUSUNUZ?

GÜL SEKTÖRÜ ‘SOLUYOR’

ARAŞTIRMA ve soru önergeleriyle tarım sektörünün ve üreticilerin yaşadığı sorunları TBMM gündemine taşıyan CHP İzmir Milletvekili Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır’ın bakan Pakdemirli’ye “Böyle giderse gül sektöründe de sınıfta kalacağız. Sorunlar çiftçiyi üretimden de koparıyor” dediğini...

X