Yalçın Bayer

Yalçın Bayer

ybayer@hurriyet.com.tr

Gomidas’tan başka Sarısözen Tüfekçi ve Özbek’i de unutmayın

Müzikolog derlemeci Gomidas ile ilgili yazınızı okudum. Gomidas hakkındaki yazdıklarınızdan ülkemizin sözlü kültürüne derlemeleriyle katkıda bulunduğu görülüyor.

Haberin Devamı

Gomidas Kütahyalı bir Ermeni müzikolog olarak gerekli değeri göremedi. Türkülerimizi derleyen Muzaffer Sarısözen, Nida Tüfekçi, Yücel Paşmakçı ve Mehmet Özbek gerekli ilgiyi ve değeri gördü mü?

Sarısözen ilk türkü derlemelerini yapan derlemecimizdir. Radyolarda dinlediğimiz birçok türkü O’nun derlemesidir. Binlerce türküyü notasıyla, yerel sanatçısıyla, ezgisiyle bugüne taşıyan ‘Yurttan Sesler Korosu’nu kuran hocaların hocasıdır. Nida Tüfekçi, Sarısözen’den sonra bayrağı devralmıştır. O da büyük bir derlemecidir.

Sarısözen ‘Erzurum Çarşı Pazarı’ı, Tüfekçi ‘Yozgat Sürmelisi’ni, Paşmakçı ‘Kütahya’nın Pınarları’nı, Özbek birçok Anadolu türküsünü derlemiştir. Bunlar birer örnektir. Derledikleri sayı binlercedir. Onlar için de yapılan bir şey yoktur. Bazen anma günleri bile unutulur.

Haberin Devamı

Türkülerimizin dilden dile nesilden nesile aktarımını bu derlemeciler sağlamıştır.

Bu yıl türkü derlemeciliğinin 100’üncü yılını kutladık. Yaşayanlara uzun ömür kaybettiklerimizi saygıyla anarak anma toplantıları yaptık.  Umut ÖZKAN - Eğitimci Yazar

GÜNÜN SÖZÜ

“Bu bir kamu düzeni değil, rant düzenidir.”  (İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu)

DÜŞME DEĞİL GERİLEME

İSYAN Hikâyeleri/İtaatsizliğin Antropolojisi’nin yazarı Muhsin Altun, son dönemlerde yeniden gündeme gelen ‘demografik değişim’ ve ‘nüfus artış hızının düşmesi’ konularına ilişkin tartışmalara değiniyor, son yazısında:

“(...) İbn Haldun, toplumların üreme başarısını ana akım analizlerin göz ardı ettiği bir çerçevede değerlendirmiştir. Türkiye’nin demografik manzarasına bu çerçevede baktığımızda bir ‘uçurumdan düşme’ değil, son çeyrek yüzyıla yayılan istikrarlı bir gerileme görürüz. Toplumun sevk ve sevinci bir anda değil, yavaş yavaş sönümlenmekte; tedrici bir ‘izmihlal’ (çöküş) söz konusudur.

Doğurganlıktaki kritik gerileme, toplumun biyolojik olarak verdiği bir ‘dur’ ihtarıdır. Bu gerileme, ekonomik krizden daha derin bir şeye; bireyin özerkliğinin yok edildiği, rasyonel zeminini yitirdiği bir devreye işaret etmektedir. Mukaddime’deki ‘her yiyen kimseye yemek olma’ uyarısı, toplumsal çöküşün ekonomik nedenlerine psikolojik bir savunmasızlık halinin eşlik ettiğine dair çok güçlü bir ders niteliğindedir.”

Haberin Devamı

SU KAYNAKLARIMIZ TÜKENİYOR

DEVA
Partisi Genel Başkan Yardımcısı, Parti Sözcüsü ve Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, TBMM’de yaptığı konuşmada Türkiye’deki göl ekosisteminin çöküş noktasına geldiğini vurgulayarak, ulusal ölçekte acil su ve ekosistem koruma seferberliği çağrısında bulundu.

Saha çalışmaları sonrası açıklamalarında ve ilgili bakanlıkların TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmelerinde son yıllarda etkili olan kuraklık, su kaynaklarının verimsiz kullanımı ve su krizi konularına dikkat çeken Kısacık, Türkiye’de yaşanan kuraklığın tarım üzerine etkileri ve kuraklıkla mücadele politikalarının geliştirilmesi amacıyla TBMM Başkanlığı’na araştırma önergesi sundu. Kısacık, “Göl ekosistemimiz ciddi bir şekilde çöküyor. Şu anda Anadolu’da iyi durumda diyeceğimiz bir tane göl bile yok. Son 60 yılda 240 gölden 186’sı kurudu. Barajlarımız kritik seviyeye gelmiş durumda, böyle giderse birçok ilde barajlar su talebini karşılayamayacak. Eğer havalar bu şekilde kurak giderse, birçok ilimiz içecek su bulamama tehlikesiyle karşı karşıya kalacak” dedi.

Haberin Devamı

EMEKLİLER İŞ ARIYOR

MİLLETVEKİLİ Mustafa Erdem, 
geçinemeyen emeklilerin iş aramak zorunda kaldığını, 2025’te İŞKUR’a başvuran emekli sayısının 26 bine yükseldiğini söyledi. En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkarılması ve bayramlarda bir maaş ikramiye verilmesi çağrısında bulundu. Asgari ücrete dair değerlendirmelerde bulunarak; Türkiye’de neredeyse her iki işçiden birinin asgari ücretle çalıştığını belirtti.

‘HEY BİZ BURADAYIZ’

İSTANBUL
Holding’in Murat Kalsın liderliğinde oluşturduğu ekosistem adeta ‘Hey buradayız’ diyor. 100’e yakın önemli işinsanını aynı çatı altında buluşturan bu yapı, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik sıkışmışlığa sahadan, üretimden ve gerçek sektörlerden gelen somut bir çıkış modeli sunuyor. Konya Tuzlukçu’da planlanan 500 milyon dolarlık jeotermal ısıtmalı teknolojik sera yatırımı, bu yaklaşımın en güçlü örneklerinden biri. Sürdürülebilir tarım, gıda güvenliği, kadın istihdamı ve temiz enerji gibi başlıkları aynı projede birleştiren İstanbul Holding, yalnızca yatırım yapmıyor; yeni bir kalkınma dili ortaya koyuyor. Mandarin Otel’de dün yapılan proje tanıtımında verilen mesaj netti: İstanbul Holding, birlikte üretmenin, ortak aklın ve uzun vadeli vizyonun mümkün olduğunu göstererek, Türkiye için örnek bir ekonomik model olarak sahnede yerini aldı.İsmail HOCA

Yazarın Tüm Yazıları