Paylaş
Ermeni ulusal müzik okulunun kurucusu sayılan Gomidas, Batılı (Berlin) eğitimini ulusal bir müzik geleneği kurmak için kullanır ve yaptıkları ile bütün dünyada etnomüzikolojinin öncülerinden biri olarak kabul edilir.
Gomidas dönemin Alman müzikolojisi ekolünü takip etmiş, oradaki romantik akım ve milliyetçilik anlayışının da etkisi ile türkülerde o millete dair topluma dair saf bilgileri olduğuna inanan ve bu bağlamda halk danslarını, türküleri geleneksel kültür ürünlerini derlemenin aynı zamanda topluma dair bilgi edinmenin de en iyi yollarından biri olduğunu düşünen bir ekolden çıkıyor. Anadolu’nun pek çok bölgesini gezip derleme yapıyor ve bunları çok sesli hale getirip koro ve orkestranın çalacağı şekle uyarlıyor. Ortaya çıkan külliyattaki eserler sadece burayla sınırlı değil. Zaman içinde kişilerden duyduğu başka bölgelerin eserlerini de oraya alıyor. İstanbul’a geçtikten sonra bütün müzik kültürleriyle alakalı da bilgileri bu külliyatına ekliyor.
SÜLEYMANİYE’DEN EZAN
Eserleri derlerken rastgele değil, müzikoloji sistematiği içinde kaynak kişileri, eserlerle ilgili bilgileri, o eserin kültürel bağlamında ne ifade ettiğine kadar detaylarla yapıyor bu derlemeleri. Bu da Gomidas’ın derlemeci olarak Anadolu’da ilk sistemli derleme çalışmalarını yaptığını bize gösteriyor.
Burada bir parantez açarak; Gomidas’ı nereden tanıyoruz? İki sene önce Kumkapı’daki bir Ermeni kilisesi hakkındaki bir tiyatro oyunundan. Kütahyalı yerel gazeteci dostumuz Ali Kehribar bize yerel bilgileri anlatırken ilk kez bu sanatçının kim olduğuna merak saldık. Gomidas’ın Süleymaniye Camisi’nde okunan ezan derlemesindeki muhteşem sesle karşılaştık. Bu arada onun Kütahyalı hemşerisi Abdullah Ulunay Türkkan’ın çalışmalarından haberdar olduk. Türkkan tarafından hazırlanan kısa film, 155 yıl sonra memleketine dönüşünü haber veriyordu. Dünyada ünü bilinen Ermeni rahip müzikolog, besteci, aranjör, şarkıcı ve koro şefi Gomidas Vartabed’i memleketi Kütahya’da canlandırırken, kendisiyle özdeşleşmiş, hayattayken resmedilmiş tek tablosunun da muhtemel öyküsünü içeriyor. Sözsüz film boyunca müziği eşliğinde, Gomidas’ı ressam arkadaşı Panos Terlemezyan’la birlikte o yıllarda yaşadığı yerleri geziyor ve tablonun resmedildiği yere (Kütahya’nın kaplıcası Ilıca’ya) kadar katettikleri rotayı izliyoruz.
ÜSKÜDAR VE SARI GELİN
Film, onun Kütahyalı oluşuna bir vurgu ve yaşadığı bu trajik olaydan 3 yıl önce memleketinde son kez geçirdiği kısa bir zamanın günlüğü sayılıyor. Bu derlemelerin yapıldığı çağda derlemelerin kayıtları yok, radyo, internet, herhangi bir başvuru kaynağı yok. Gomidas, ezgileri kişilerden duyduğu anda ve şekilde notaya yazıyor; bazen aynı ezginin farklı ağızlardan versiyonlarını karşılaştırıp temize çekiyor.
Mesela derlemeleri arasında Hacı Arif Bey’den şarkılar da çıkıyor külliyatının içinde. Çünkü bu ezgiler halk arasında bestecisi belli olmadan dillenmeye başlamış. Gomidas ağ?zdan a??za s?ylenen bu ezgileri de notaya alm??. Ya da o gece koronun s?yledi?i ?sk?dar t?rk?s?n??ızdan ağıza söylenen bu ezgileri de notaya almış. Ya da o gece koronun söylediği Üsküdar türküsünü Gomidas da kendi üslubu dahilinde notaya çekiyor. Kimi türküler var ki bizim bugün Türkçe bildiğimiz ‘Sarı Gelin’ gibi, iç içe yaşayan halklar arasında Türkçesi de Ermenicesi de anonim şekilde söyleniyor. Onlar da Gomidas’ın külliyatının içinde yer buluyor.
22 YIL AKIL HASTANESİNDE
Gomidas ile ilgili bilgileri elde ettikçe aktarmak istiyoruz. Kendisinin Ermeni aydınlarla tutuklanıp Çankırı’ya sürgüne gönderilmesi, bir grup Türk aydınının girişimi ile tahliye edilmesi, daha sonra Paris’e gitmesi, 22 yıl boyunca bir akıl hastanesinde yatması, bu süreçte hiç konuşmaması gibi öyküler...
GÜNÜN SÖZÜ
“ALMANYA ‘refah devleti!’ iddiası, sadece kâğıt üzerinde kaldı. Ekim 2025 tarihli ‘Aşırı Borçlanma Raporu’na göre Almanya’daki her beş aşırı borçlanma vakasından biri sağlıkla ilgili sorunlardan kaynaklanıyor. Alman Hasta Koruma Vakfı Başkanı Eugen Brysch, ‘Hastalar ülkenin sağmal ineği haline geldi’ diyor.” Ali MERCAN
‘ÇALIŞAN’I, GAZETECİLER GÜNÜ’NDEN ÇIKARTALIM
'ÇALIŞAN Gazeteciler Günü’, gazetecilik mesleğini icra edenleri onurlandırmak için 1962’den beri 10 Ocak günü düzenlenen Türkiye’ye özgü bir kutlama günüdür.
1961’de 212 sayılı Fikir İşçileri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 10 Ocak günü 1962-1971 arasında ‘Çalışan Gazeteciler Bayramı’ adıyla kutlanmış; 1971 yılındaki askeri müdahaleden sonra ülkede gazetecilerin bazı haklarının geri alınması üzerine kutlama gününün adı ‘Çalışan Gazeteciler Günü’ olarak değiştirilmiştir. Günümüzde bu bir saçmalıktır. Bugün ‘Gazeteciler Günü’ olarak kutlanmalıdır. Çalışan-çalışmayan diye bir ayrım kabul edilemez. Çalışan öğretmenler günü, çalışan doktorlar, eczacılar günü diye bir ayrım düşünülebilir mi? Her şeyi eleştiren gazetecilerin böyle bir ayrımı bugüne kadar devam ettirmeleri ve ciddi bir tepki vermemeleri de düşündürücüdür. Ersoy ÖNGÖN
ÖZEL’DEN SEÇİM TALİMATI
CHP Genel Başkanı Özgür Özel partisinin 81 il başkanıyla yaptığı yedi saatlik toplantıda, 2026’yı ‘seçim yılı’ olarak nitelendirdi. Etkili muhalefet yapılmasını isteyen Özel, “Yarın seçim olacakmış gibi çalışın. Sokağa çıkın, vatandaşı dinleyin” talimatı verdi.
Bu arada Zafer Partisi il başkanlığı çalışmalarını hızlı bir tempoda sürdürüyor. Bu çalışmaların CHP’yi tedirgin ettiği belirtiliyor. Ancak iyi bir ekip oluşturulamıyor. Parti koltuğu sandıkla değil gerekçelerle, görevden af dilemekle ve bir imzayla devamlı el değiştiriyor. Gözaltı, geçici görevlendirme, istifa ve atama...
1.5 YILDA 4 ATAMA
Kayseri’de üstelik sadece 1.5 yılda 4 il başkanı değişti. Bu tablo istikrar değil, açık bir yönetim krizini işaret ediyor. Siyaset ciddiyet ve süreklilik ister, yaşananlar ise kurumsallıktan çok idare-i maslahat görüntüsü veriyor.
MESAJ PANOSU
* ANTALYA Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Doğan Hızlan Kütüphanesi’nde düzenlenen etkinlikte çocuklar, yazar Burcu Bahar’la okuma-yazma üzerine keyifli bir buluşma yaşadılar. Etkinlik sonunda Bahar, ‘Doğa Dostu Dodo Patara’da adlı kitabını imzaladı.
* ATA Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, AK Parti tarafından dile getirilen ‘Alevi Açılımı’ söyleminin samimi olmadığını belirterek bu yaklaşımın toplumda karşılık bulmadığını ifade etti, “Bu göz boyama ve oy toplama amacı taşımaktadır” dedi.
Paylaş