Paylaş

ERDAL İnönü’nün Genel Başkanı olduğu Sosyal Demokrat Halkçı Parti 1989 Mahalli Seçimlerinde büyük başarı kazandı. İktidarı; tabiri caizse, seçim sloganları olan “limon gibi sıktı”. 1991 genel seçimleri için kamuoyu araştırmalarında önde gözüküyordu.
Erdal İnönü, babasının tarihi kişiliğinden de güç alarak, zamanın Kürt siyasetini temsil eden parti HEP adaylarının (baraj sorunu nedeniyle) SHP listesinden seçimlere girmeleri riskini göze aldı.
Muhtemelen, bugünün de sorunu olan, siyasi ve toplumsal entegrasyon politikalarına katkı yapacağını düşündü.
Batı’daki seçmeninin olası tepkilerini göze aldı, Türkiye’nin bekası kaygısını, politik kazanca tercih etti.
Leyla Zana’nın da aralarında olduğu 18 HEP’li siyasetçiyi kendi listelerinden TBMM’ye seçtirdi.
19’uncu dönem, TBMM yemin töreninde önce Hatip Dicle yemine şerh düştü, metni baskı altında okuduğu beyanında bulundu. Sonra da Leyla Zana, yemin metnini okuduktan sonra Kürtçe ekleme yaptı.
Yemin metni standart olduğu için, Zana’nın melez metni tekrarlattırıldı, protestolar oldu, adli süreçler ile toplum gerginleşti. Erdal İnönü’nün iyi niyeti, ilk gün Meclis kürsüsünde arkadan hançerlendi.
Ucuz kahramanlıklar yapmayıp siyasete Meclis içinde devam etselerdi, olması gereken bir ahenge katkı yapabilirlerdi. “Anayasal baskıyı” bahane edip, Kandil’in baskısına boyun eğdiler.
Erdal İnönü’nün uzattığı tarihi eli havada bıraktılar, Kandil düzenine mahkûm oldular.
Bursa’da oynanan bir maçtan yaklaşık 35 yıl sonra Leyla Zana’nın adı üzerinden provokasyon yapılmasında, belki de, Erdal İnönü’nün ülkeye getirmeye çalıştığı bahar ikliminin sabote edilmesinden duyulan öfkenin de payı vardır.
Yoksa hiçbir kadın üzerinden, bu tarz bir söylem kabul edilemez.
Yeni bir “açılım” sürecindeyiz.
Erdal İnönü’nün aldığı riski (minimal oy desteği), Bahçeli aldı.
1991 Türkiye’sinde, Leyla Zana ve arkadaşları nispeten benzer süreci -yemin- töreni ile sabote etmişlerdi, bugün DEM ve destekçileri, Öcalan üzerinden zorluyor.
4 Ocak’ta Diyarbakır’da, Öcalan’a özgürlük mitingi ile “gözdağı” verecekler.
Zana’nın Kürtçe yemininin maliyet hesabını “bugün”, yapmak mümkün değil, bakalım Öcalan’a özgürlük gösterisinin maliyeti ne olacak...
Sevim ÇALIŞKAN
BAKSI’DAN MESAJ
“Hava ezgilerle doludur.
Kaya parçası heykellerle doludur.
Yerküre hayallerle doludur.
Dünya öykülerle doludur.”
(Baksı Kültür Sanat Vakfı)
YALOVA VE ÇINARCIK’TA NELER OLUYOR
Çınarcık: Güllü’nün ölümü ile gündeme geldi. Her gün çeteler, uyuşturucular, tehditler, şüpheli ölümler ortaya çıkıyor.
Yalova: DEAŞ karargah kurmuş, mühimmat, silah depolamış. Ve halkın içinde ailece yaşıyorlar.
Yalova’daki eylem, din ve terör arasındaki karmaşık ilişkiyi gündeme getirmiyor mu, toplumu derin endişeye götürmüyor mu?
DEAŞ (Irak ve Şam İslam Devleti), kendisini İslami bir devlet olarak tanımlasa da eylemleri ve ideolojisi uluslararası toplum ve İslam dünyası tarafından geniş çapta kınanıyor.
Olcay VARLIK
YUNUS EMRE VE HOMEROS
“Anadolu Ozanlarından Yunus Emre’nin 72 millete kul olmak içeriğindeki aşıklığı, Homeros’un insanları evrensel sevgiye çağıran aşkı kadar evrenseldir... Zaten Yunus Emre’nin büyüleyici gücü sevgidedir. Ona göre insanlığın kurtuluş umudu ötekini kötülemek ve ortadan kaldırmak değil, aynen Homeros’un “İlliada”sında “İnsan Olun” çağrısına uygun “Kendini Bil”mektir.
Bu binlerce yıllık insan kardeşliğini temel alan barışçıl kültür, büyük Türk ozanı Nazım Hikmet ile 20. yüzyılda şöyle seslenir. “Yaşamak Bir Ağaç Gibi Tek ve Hür ve Bir Orman Gibi Kardeşçesine”...
İşte bizim kimliğimizi ve kişiliğimizi oluşturan böyle barışçıl ve insancıl bir kültürdür.
(Avukat Sedat Vural’ın dünkü yazısının devamıdır)
SESSİZ TEHDİT ZATÜRREYE DİKKAT
EN sessiz tehditin zatürre olduğunu biliyor musunuz? İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Bilim Komisyonu üyesi Uzm. Dr. Çağrı Kılıçlı, zatürre (pnömoni) hastalığının toplum sağlığı açısından büyük bir tehdit olduğunu belirtiyor ve onun için “En büyük tedavi hastalık oluşmadan önlemektir” diyor.
Dr. Çağrı Kılıçlı, toplum arasında zatürre olarak bilinen pnömoninin, akciğer dokusunu etkileyen ve çoğunlukla bakteri, virüs ve nadiren mantarlara bağlı gelişen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu belirtirken, “Toplumda zatürre ne kadar sık görülür?” sorusuna karşılık şöyle diyor:
“Amerika Birleşik Devletleri’nde zatürre her yıl 4,5 milyondan fazla ayaktan tedavi ve acil servis başvurusuna neden olur. Bu, tüm başvuruların yaklaşık yüzde 0,4’üne denk gelir. Avrupa’da ise görülme sıklığı 1.000 yetişkinde 14 vakaya kadar ulaşabilir.”
Paylaş