Paylaş
Geniş çerçeveden bakıldığında ortaya çıkan tablo ise daha sade, daha net ve daha düşündürücü. Silivri’den gelen mektuplardaki ifadeler bu açıdan da değerlendirmeli. Mektupların ana fikri, tüm mağduriyetlerin engellenmesi amacıyla bilirkişi tarafından kaleme alınan iddiaların iyi bir süzgeçten geçirilmesini işaret ediyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ilişkin yürüyen dava, kapsamı itibarıyla son yılların en büyük dosyalarından biri olarak öne çıkıyor. Yüzlerce sanık, çok sayıda tutuklu, yüksek ceza talepleri ve geniş bir soruşturma alanı.
İlk günlerde kamuoyunun ilgisi de bu büyüklüğe paralel biçimde yüksekti.
Bugün ise aynı ilgiden söz etmek zor.
MESAFE ARTTI
Toplum davayı tamamen bırakmış değil, ancak eskisi kadar yakından da izlemiyor. Bu durum geçici bir ilgisizlikten çok, daha bilinçli bir mesafe koyma hali olarak okunmalı. Gelişmeler takip ediliyor ama süreklilik zayıflamış durumda. Bu, dikkat eksikliğinden çok öncelik değişimi.
Eskiden büyük davalar uzun süre gündemin merkezinde kalırdı. Bugün ise gündem yerinde duruyor, fakat dikkat aynı noktada kalmıyor. Toplum olayları görüyor, fakat uzun süre zihninde taşımıyor. Kısa bakıyor... Devam etmiyor.
SÜREÇTEN ÇOK SONUÇ ÖNEMLİ
Toplumun yaklaşımında belirgin bir kayma var. Sürecin nasıl ilerlediğinden çok, nasıl sonuçlanacağı merak ediliyor. Bu da hukuk tartışmasını teknik zeminden çıkarıp beklenti zeminine taşıyor. Soru artık “nasıl gidiyor?” değil. “Ne olacak?”
Bir başka dikkat çekici değişim, olayların anlamından çok etkisine odaklanılması. Toplum artık gelişmeleri kendi hayatına dokunduğu ölçüde önemsiyor. Doğrudan etkisi yoksa, ilgi de kalıcı olmuyor. Bu, seçici bir takip.
GÜNDEMİN AĞIRLIĞI DEĞİŞMEDİ
Ekonomik koşullar, geçim sıkıntısı ve gelecek kaygısı hâlâ belirleyici. Bu nedenle en kapsamlı dosyalar bile geniş kesimler için birincil gündem haline gelemiyor. Toplum gündemini değiştirmiyor. Sadece dikkatini yeniden dağıtıyor.
Ortaya çıkan tablo bir kopuştan çok bir filtreleme davranışı. Toplum her gelişmeyi eşit ağırlıkta taşımıyor. Seçiyor, ayırıyor ve bir noktadan sonra geri çekiliyor. Bu bir ilgisizlik değil, bu bir sınır çizme hali.
SİYASETE YANSIYAN MESAJ
Bu tablo, iki taraf için de aynı anda konuşuyor.
İktidar açısından, büyük dosyaların kamuoyu üzerinde tek başına belirleyici olacağı varsayımı zayıflıyor. Toplum, anlatılan çerçeveyi olduğu gibi benimsemiyor; kendi deneyimiyle tartıyor, kendi hayatına değmeyeni kenara bırakıyor. Muhalefet açısından ise yalnızca dava ve süreç merkezli bir dilin seçmeni mobilize etmeye yetmediği görülüyor. Seçmen, anlatıdan çok sonuç, tartışmadan çok değişim arıyor. Daha açık bir ifadeyle, toplum artık tarafların ne söylediğine değil, kendi hayatında neyin değiştiğine bakıyor. Ve güven, burada ya kuruluyor ya da tamamen kayboluyor.
Mektupta rahmetli İnönü’nün ‘gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır’ sözü hatırlatılıyor... Bu tabloda seçmenin iktidarı, adaleti, muhalefeti, ekonomiyi aynı çizgide görmek istemesi makul değil mi!
GÜNÜN RAHATSIZLIĞI
Prof. Dr. Arif Verimli’den önemli uyarı: “Bu ülkede kimseyle tartışmaya girmeyin, ağır psikiyatrik rahatsızlığı olanların oranı %2.”
PKK PETROL BEKÇİSİDİR
“ABD ve AB destekli Türkiye’deki olayları yakından izliyorum. Sizin oradaki PKK öncülüğünde süren Kürt hareketi, ABD’li Yankee’nin petrol bekçisidir.”
(Fidel Castro-15 Mart 1997)
MUTLAK BUTLAN KARARI NE KADAR ÖNEMLİ
Önder Sav, CHP için mutlak butlan kararı beklemediğini açıkladı.
Mahkemenin kurultay yapıldığı ve üstünden iki kurultay geçtiği için, ‘Konusu kalmayan davanın reddine’ karar vermesi gerektiğini söyledim. Mahkeme bir ay sonra aynı gerekçeyle, konusu kalmayan davanın reddedildiğine ilişkin karar verdi. Ankara Mahkemesi’nin kararı, fevkalade düzgün, hukuka uygun karardı. Niçin mutlak butlan kararı verilemeyeceğini, bizim hukukumuzda neden bunun yeri olmadığını, çok dikkatli bir şekilde hangi hukukçu yazmış!
Bunu gündeme getiren Saygı Öztürk, Önder Bey’in bir cümlesini de şöyle aktarıyor:
“70 yıla yakın hukukçuluğumun bana verdiği bilgi birikimiyle mutlak butlan kararı verilmesinin fevkalade yanlış bir karar olacağını, hukuk fakültesinin birinci sınıf öğrencisinin bile böyle bir karar vermeyeceğini düşünüyorum.”
TEMMUZDA NE ZAM GELECEK
Emekli aylığı ile memur maaşına yapılacak zam oranı ve ödenecek enflasyon farkı şekillenmeye başladı. TÜİK’in nisan ayı TÜFE oranı beklentilerin üzerinde çıkarak %4,18 oldu. Yıllık enflasyon ise 32,37 oranında gerçekleşti. Milyonlarca emekli ile memura verilecek TÜFE oranı dört ayda (Ocak %4,84, şubat %2,96, mart % 1,94, nisan %4,18) olmak üzere birleşik %14,64 oldu.
Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararıyla ocakta maaş ve aylıklarına %11 oranında zam yapılan memur ile memur emeklisi dört ay sonunda %3.27 oranında enflasyon farkını edindi. Merkez Bankası Piyasa Anketi’nin gerçekleşmesi halinde 6 aylık enflasyon farkının %6.75’e ulaşması olası. Bu durumda %7 oranındaki toplu sözleşme artışı ile birlikte memur ve memur emeklisi temmuzda %14.22 oranında zam alacak. Temmuzda SSK ve Bağ-Kur emeklisine %18-19 arası, memur ve memur emeklisine ise yüzde 14-15 arası zam yolda.
Şükran KARAMAN
MESAJ PANOSU
TRAKYA’YA NÜKLEER YAPILMASIN
“Istranca ve Longoz ormanları yakınına santral kurma çabası akıl tutulmasıdır. Trakya’da 3. nükleer santrale karşıyız. Çin ile yolda kalırsınız. Trakya’nın zaten yüksek olan kanser oranları ve sanayi kaynaklı kirlilik sorunu yaşadığı belirtilerek, ek bir nükleer yükün halk sağlığı açısından kabul edilemez olduğu dile getirilirken, insanlarımız bir kez daha mağdur edilemez.”
CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun
Paylaş