Paylaş
Televizyon ekranlarında günlerdir aynı başlıklar dönüyor. Kılıçdaroğlu ne dedi, Özgür Özel ne cevap verdi, mahkeme ne karar verecek, kurultay ne olacak?
Ancak Ankara’da siyasetle uzun yıllar iç içe olmuş insanların bulunduğu masalara oturduğunuzda konuşulanların çok farklı olduğunu görüyorsunuz. Çünkü tecrübeli siyasetçiler, kişilerden çok kurumların geleceğine bakar. Onlar için önemli olan kimin kazandığı değil, yaşananlardan sonra partinin ne kaybettiğidir...
RAKAMLARIN ANLATTIĞI HİKÂYE...
Gürsel Tekin’in son açıklamaları da bu nedenle dikkat çekti.
Ortaya koyduğu rakamlar, meselenin yalnızca bir liderlik yarışı olmadığını düşündürüyor. Tutuklu delegeler, tedbir kararları, soruşturma dosyalarında adı geçen kurultay üyeleri...
Bunlar herhangi bir siyasi partinin görmek istemeyeceği başlıklar. İnsan ister istemez düşünüyor...
Bir siyasi hareket kendi kurultayını konuşurken neden aynı anda mahkeme dosyalarını da konuşmak zorunda kalır? Belki de bugün sorulması gereken soru Kemal Kılıçdaroğlu’nun neden konuştuğu değildir.
Asıl soru... Neden şimdiye kadar bu kadar çok şey konuşulmadan birikti?
SİYASETTE EN AĞIR YÜK...
Siyasi hareketler bir gecede bu noktalara gelmez. Kurumlar da bir sabah uyandıklarında güven sorunu yaşamaya başlamaz.
Bazı rahatsızlıklar yıllarca birikir. Önce görmezden gelinir. Sonra ertelenir. Ardından konuşulmaması tercih edilir. Fakat gün gelir, biriken her şey aynı anda masanın üzerine dökülür...
İşte o zaman mesele kişiler olmaktan çıkar. Liderlerden bağımsız hale gelir. Yapının kendisi tartışılmaya başlanır. CHP, bugün biraz böyle bir eşikte duruyor gibi görünüyor.
OPERASYON MU MUHASEBE Mİ
Bir tarafta yaşananların tamamını siyasi operasyon olarak değerlendirenler var. Diğer tarafta ise daha rahatsız edici bir soru soruluyor: “Peki bütün bunlar yaşanırken parti içinde hiç mi yanlış yapılmadı?”
İşte Gürsel Tekin’in açıklamalarının dikkat çekmesinin nedeni de burada yatıyor. Çünkü o, tartışmayı kişilerden çıkarıp kurumsal zemine taşıyor. Bir siyasi parti için en zor dönemler de tam olarak budur... Dışarıyla mücadele ederken içerideki soruların da cevap beklemeye başlaması...
ASIL SINAV...
Siyasette seçim kaybetmek mümkündür. Kurultay kaybetmek de mümkündür. Liderler gelir, liderler gider...
Ancak güven duygusu zedelendiğinde onu yeniden inşa etmek çok daha uzun sürer. Bugün CHP’nin önündeki gerçek sınavın da bu olduğu söyleniyor.
Kurultay yapılır mı?.. Mahkeme nasıl karar verir?.. Kim genel başkan olur?.. Bunların hepsi bir gün cevabını bulacaktır.
ANKARA’NIN CEVABINI BEKLEDİĞİ SORU
Fakat siyasetin en zor sorusu hâlâ ortada duruyor. CHP, bugün gerçekten bir kurultayı mı tartışıyor, yoksa yıllardır biriken ve artık ertelenemeyen bir hesaplaşmanın kapısında mı duruyor?
Çünkü bazen partilerin kaderini seçimler belirlemez... Bazen mahkeme kararları da belirlemez... Hatta bazen liderler bile belirlemez...
Bazen kaderi, o partinin kendisine sormaya cesaret ettiği sorular belirler...
Bu partinin temelinde makam hırsı değil, ülke sorunları vardır.
GÜNÜN SÖZÜ
“Parti yönetmek de danışmanlık da ciddi işlerdir. İslim arkadan gelmez.” Sevgi ÖZEL
CHP TABELA PARTİSİ DEĞİLDİR CHP’NİN NE OLDUĞUNU BİLİN
MERHABA arkadaşlar; Cumhuriyet Halk Partisi sıradan bir siyasi parti değildir. Bu parti işgal altındaki bir memleketin küllerinden doğdu.
Yokluk içinde parçalanmış bir ülkenin bağımsız yaşayabilmesi için kuruldu. Temelinde makam hırsı değil, memleket meselesi vardı. Onun için adı sadece bir parti değil, aynı zamanda bir tarih sorumluluğudur.
CHP’nin istikameti bellidir. Tam bağımsız Türkiye, hukukun üstünlüğü, laiklik, halk egemenliği, kamuculuk, adalet, liyakat, bilim, aydınlanma, kul değil yurttaş yetiştiren bir Cumhuriyet anlayışı.
Bizler, Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in evlatlarıyız. Biz, bu partiyi tabeladan ibaret göremeyiz. Çünkü bu parti Çanakkale’den, Kuvayi Milliye’den. Sivas Kongresi’nden, yokluk yıllarından geçerek geldi.
KİRLİ İŞ YAPILAMAZ
Bu çatı altında korkuya teslim olmuş bir siyaset değil, memleket iradesi vardır. Kimse CHP çatısı altında kirli işler yapamaz.
Kimse bu partiyi kişisel ikbal alanına çeviremez. Kimse milyonlarca insanın temiz duygularını kullanıp bu partinin adını tartışmalı ilişkilerle yan yana getiremez. Bizim itirazımız kişilerden önce anlayışadır. Çünkü CHP’nin varlık nedeni düzenin parçası olmak değil, çürümeye karşı Cumhuriyet’in omurgasını savunmaktır. Bir genel başkan çıkıp, ‘Parti kapanırsa yedek parti kurduk’ diyemez. CHP yedeklenecek bir tabela değildir. Bu parti savaş meydanlarından çıktı. Bu parti siyasi pazarlıklarla değil, bedeller ödenerek kuruldu. Eksik varsa düzeltiriz. Yanlış varsa hesap sorarız. Kirlilik varsa temizleriz. Çünkü aidiyet kör biat değildir. Partiyi arındıracağız. CHP yeniden kendi değerleriyle konuşacak.
Yeniden halkın vicdanıyla buluşacak. Yeniden liyakati, ahlakı, mücadeleyi ve Cumhuriyeti terbiyesini temsil edecek. Biz susup kenara çekilenlerden olmayacağız. Çünkü mesele yalnız bir parti meselesi değildir. Mesele kurucu hafızanın ayakta kalıp kalmayacağıdır. Prof. Dr. Ayşegül KARABIYIK
ÇAYA GENE ZAM
* ÇAYKUR’dan kuru çaya iki ayda ikinci zam yapıldı. 2026 yaş çay kampanyasının başlamasının ardından yapılan zammın 99 farklı çay markasında ortalama yüzde 15 dolayında olacağı hesaplanıyor.
212 ESKİ VEKİLDEN İMZA
* BAZILARI yakın arkadaşım olan CHP’li 212 eski milletvekilinin imzaladığı bildiriyi imzalamadım. Çünkü birkaç delegenin girişi ile başlayan davalar daha başlangıçta bir şekilde engellenebilirdi. Büyük bir kibirle ilgilenilmedi ve önemsenmedi ve bugün, zaten fiilen bölünmüş olan partinin hukuken de bölünmenin eşiğine gelmesine neden oldu. Bu bildiri ve imzaların yanan ateşe odun atmaktan başka parti bütünlüğü için ne katkısı olacak?
* İLK anket 60 ilde yapıldı. Kılıçdaroğlu mu Özel mi önde? Bekliyoruz.
FAZIL SAY DİYOR Kİ:
Özgür Özel kahramanca yönetiyor bu çok zor süreci. “Bize bina değil, mücadele lazım” dedi ve yürüyor. Yarın her ne olursa olsun, gerçek bir lideri oldu CHP’nin.
İnanılmaz bir dönemden geçiyoruz.
Bu günlerde şu yaşananlar utanç olarak geçecek tarihe.
Ama biz umudumuzu kaybetmeyelim. Umutlar yüreğimizdedir!
Paylaş