"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Castro, Che ve Atatürk

CUMHURBAŞKANI, Küba, Kolombiya ve Meksika’yı içine alan yeni bir sefer yaptı. Meksika’dan da final yaparken, ‘Obama neredesin’ diye bir serzenişte bulundu.

Birkaç gün önce öldürülen üç Müslüman genç için, yeterli bir tepkinin gelmediğine dikkat çekti. Haklıdır, Müslümanlara karşı geliştirilmeye çalışılan bir nefret ortamı var ama ümitsiz olmaya gerek yok. Sonunda ‘sağduyu’ hâkim olur. Kanada’da bir sosyal deney yapıldı, bir genç, “Müslümanım, bana sarılır mısınız?” yazılı bir afişin yanında durdu ve önünden geçenlerin çoğu kendisine sarıldı. Descartes, dünyada en adil dağıtılmış olan şey, ‘sağduyu’dur yargısını ileri sürer. Meksika, kasım ayında bir trajediye sahne oldu. Guerro eyaletinde, kaçırılan (kayıp) 43 öğretmen okulu öğrencisinin, Cocula bölgesinde cesetleri bulundu ve polisin gençleri bir çeteye (uyuşturucu ticareti yapan) teslim ettikleri ve bu çete tarafından öldürüldükleri iddia edildi. Gençler, öğretmenlerin çalışma koşullarını protesto ediyorlardı. Meksika’da, toplu mezarlıklarda cesetler bulunuyor, Uludere’de bombalanan gençlerin (34 genç insan öldü) soruşturmasında hâlâ bir sonuç yok, kaza denip üzeri kapatıldı. MİT yanlış istihbarat verdi, Genelkurmay’ı yanılttı, iddiaları da açıklık kazanmadı, MİT Başkanı da ‘görev yorgunu’ olarak parlamentoya intikale hazırlanıyor.
Sonuçta, sağa-sola ayar verecek halimiz yok, Meksika da hiç yeri değil. Küba’ya Atatürk heykeli yıllar önce gitmişti, Castro, Che ve Atatürk, 20. yy’ın antiemperyalist ve bağımsız geleneğinin kült temsilcileri. Dövüşerek kazanmışlar, Havana’da buluşmuşlar. İlahi bir tevafuk (buluşturma) gibi.H. K.

Utanmak istemiyorum


DİPLOMASİ kültürü diye bir olgu var; karşılıklı iletişim sonrası kendini bulur. Siz, diplomatik ilkeleri ciddiye almayıp ‘tur yolcusu gibi’ valizini sırtlayıp herhangi bir ülkeye gidemezsiniz. Veya; kendinizi zorla davet ettirerek diplomasiyi işletemezsiniz. En önemlisi, büyükelçiliklerimizi kişisel enformasyon müdürlüğü gibi kullanamazsınız. Büyükelçilikler devletimizin ülkelerdeki temsilcisidir. Yani; devletimizi sembolize eder, devletimizin görece cumhurbaşkanı ve başbakanı değil... Ve siz adeta İslam lideri imajı yaratan komplekslere giremezsiniz. İslam misyoneri gibi dolanır ve Küba’yı Çamlıca Tepesi ile karıştırırsanız; beni böyle utandırırsınız. Ben senin yüzünden ülkelere çıkamaz oldum. Bıktım alay edilmekten. Bu ironi az bile...
Şevket ÇORBACIOĞLU

TMMOB’nin başına gelenler

TMMOB de gezi kurbanı. Artık ülkenin geleceğini ilgilendiren projelerden TMMOB’nin haberi olmayacak, sorunlu gördüğü projeleri yargıya götürerek etkili denetim işlevini yerine getirmeyecek. Evet, mühendis ve mimarların mesleki yeterliliklerinin denetimi ve harita, plan, etüt ve proje vize ve onayı yetkisi artık katı, otoriter, yani faşist rejimler özgü uygulama ile bağımsız meslek kuruluşu değil, bağımlı birim sayesinde AKP iktidarı üstlenecektir. AKP diyorum, çünkü gelen herhangi iktidar, sivil topluma ait olan bu alana müdahale etmekten anında vazgeçecektir. Düşünün, Kanal İstanbul projesi, olası 4. Boğaz köprüsü, su havzalarının yapılaşmaya açılması, Boğaz’ın talanı (Tayyip Bey’in imam hatipten arkadaşı Aziz Torun’un yasak olmasına karşın bir yalıyı yıkıp yenisini inşa etmesi gibi) hızla sürecektir.
Bir okurumuz soruyor: Meclis’ten TMMOB işlevini yüklenecek Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde ‘Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü’ çıkarıldı. Bu kuruluş, 2011 yılında çıkarılan KHK’nın 12. maddesine göre oluşturulan bu birimin yetkilileri arasında mesleki yeterlilikleri ile kuruluş yeterliliklerini değerlendirerek bunlara tescil ve yeterlilik belgeleri vermek de var.
Bugün yapılmak istenen, o gün yapılmalıydı. Ne yazık ki, o gün çoğu AKP iktidarının sanal demokrasi duruşunu alkışlıyordu.

Turgut Kazan’dan 2. uyarı


ESKİ İstanbul Baro Başkanı Turgut Kazan, ‘Güvenlik Paketi’ üzerine ikinci uyarısını yapıyor: “Eğer sorun molotof ve patlayıcıysa pankart ve slogan niye yasaklanıyor? Polisin nasıl gaz kullandığı, nasıl ateş edip cinayet işlediği ve durup dururken kelepçe takarak nasıl ölüme sebebiyet verdiği yaşanırken yetkisini arttırarak ne yapmak istiyorsunuz?
Kazan, ikinci uyarısını yapıyor: “Daha üç gün önce Ayaş’ta kapalı yol tartışmasında kelepçelenip polis aracına bindirilen Yılmaz Koçyılmaz’ın ölüme sürüklenişini ve Gaziantep’de yaşanan gaz sıkma olayındaki polis amirinin o inanılmaz görüntülerini düşünün.
Ali İsmail Korkmaz, Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert, Medeni Yıldırım, Berkin Elvan ve Uğur Kurt’un katledilişini düşünün. Ve bu örnekler varken, polise (savcıdan habersiz) insanları yakalayıp 24 saat/48 saat/4 tam güne kadar yargıç önüne çıkarmadan gözaltına alma yetkisi tanınınca neler yaşanabileceğini düşünün! Açıkça ve altını çizerek söylüyorum, karşı çıkanları ‘vatan haini’ ilan ederek, karanlık bir polis devletine sürükleniyoruz. Bu nedenle, önerilen değişikliklere karşı çıkmak, hukukçu olmanın ve demokrasiye inanmanın bir gereğidir.”

BİLİYOR MUSUNUZ?


-“CHP her yerde koşulsuz tüm üyelerle yargı denetiminde önseçim yapmalıdır. CHP’yi iktidar, Kemal Kılıç-
daroğlu’nu başbakan yapacağız. Bugün Harbiye Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda toplanıyoruz” diye gazeteci-yazar İmambakır ÜKÜŞ’ün açıklama yaptığını (info@önsecimistiyoruz.com)...
-AKP’li Egemen Bağış’ın, 4 bakan hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergenin geçen mayıs ayında TBMM’de görüşülmesi sırasında “Yalancısın, şerefsizsin” diye bağırdığı CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray’a 2 bin 100 TL tazminat ödemeye mahkûm edildiğini...

Aşkın ömrü 937.5 gün

TÜRK Nöroloji Derneği üyesi Prof. Dr. Zülküf Önal 14 Şubat Sevgililer Günü özel mesajında diyor ki:
“Onu gördüğünüz anda adeta ayaklarınız yerden kesiliyor, içinizde kelebekler uçuşuyor ve kalbiniz hızla çarpıyor. Az yiyor, az uyuyor ama hiç olmadığı kadar enerjik hissediyorsunuz. ‘Kimyasal bir senfoni’ yaşıyorsunuz: Adı aşk olan. Âşık olan kişilerde adrenalin, noradrenalin, dopamin, serotonin ve feniletilenamin hormonları artar; “Âşık olmak sadece ruhta değil, beyinde de fırtınalar koparıyor. Ne zekâ, ne statü; Aşkı tetikleyen ‘görsellik’.
Yapılan araştırmalar aşkın ömrünün 937.5 gün olduğunu gösteriyor; bu süreden sonra, kocalar düzenli, kadınlar da bakımlı olmayı bırakıyor. Araştırmaya katılan çiftlerin
% 83’ü, evliliklerinin ilk aylarında el ele tutuştuğunu açıklarken, 937.5 gün sonra bu oran
% 38’e düşüyor.”

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI