Paylaş
Bakımsız Porsuk Çayı’ndan plaj yaratıp adeta bir deniz tadını tattırandı.
Müzelere müzeler katandı. Tarihi bölgeleri ayağa kaldırandı.
Bilimi kültürle, eğlenceyi keyifle, insana değer verişiyle yaşanılır kent modelini dünyaya kanıtladı.
Bilim adamlığını hiç unutmadan, siyasetin halk için nasıl yapıldığını gösterendi.
Dünyaya, Türkiye’ye örnek hizmet nasıl yapılırın eserini ortaya koyandı.
Köşesinden bir süredir siyaseti izlerken, bugün çok eskideki çizgisine kendini çektiğini açıkladı. “Siyaseti noktalıyorum” dedi.
Yılmaz Büyükerşen’e sordum; “Neden bu karar” diye; yanıtladı:
“Eskişehirlilerin hocası olarak kalmak istiyorum. Geldik, gidiyoruz. Siyasetten emekli ettim kendimi...”
HALKIN HOCASI OLACAĞIM
Kendi kendini böyle emekli eden, var mı, bilemiyorum.
“Siyasetin içinde değil, dışında kalmak istiyorum. Bu kente 25 yıl aralıksız, halkımızın yüksek oylarıyla seçilerek hizmet ettim. Artık siyasi profilimin dışında kalıp, kentin hocası olarak hizmet etmek istiyorum. Siyaseten emekliliğimi istedim kendimden. Yine halkın hocası olarak okuyup, yazarak, sorgulayarak, bilimin ışığında yol alacağım, yaşadığım sürece.
Ne etik, ne sevgi-saygı, ne güven, itimat kaldı mi diye sorgulama zamanı şimdi. Geldik, gidiyoruz iste. Hizmet yapılır, biter, devredilir.
Her şeyin sonu yokmuş gibi yaşanması, iyilik getirmez. Fayda sağlamaz.
İktidarlar gelir... Görev yapılır, devredilir, biter.
Benim esas misyonum, hocalık. Bu yolda devam edeceğim. Hepsi bu. Herkes için de olması gereken...”
Bunca yıldır bir ‘KUTUP YILDIZI’ olan Büyükerşen’e, Anadolu’nun bozkırından tüm ulkeye örnek olduğu, tüm emekleri ve kattıkları için tesekkur borçluyuz. Varolun, hocam!
Pınar TÜRENÇ - Basın Konseyi Başkanı
MESAJ PANOSU
- MALTEPE Belediyesi’nin her yaş grubuna özel düzenlediği korolar hem sosyalleşme hem de sanatsal gelişim fırsatı sunuyor. Bu kapsamda oluşturulan çocuk korosunda 50, gençlik korosunda 25, Türk Halk Müziği korosunda 55 ve Türk Sanat Müziği korosunda ise 70 kişi eğitim alıyor.
- KADIN Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’nın “2025 yılında, kurumumuzun 35. Yıldönümü’nde kadınların üretimlerini, emeklerini ve hayat hikayelerini korumak ve erişebilir kılmak için kurumumuza hep birlikte sahip çıktık. Sizlerin katkısı, gönüllerimizin emeği, çalışanlarımızın özverisi sayesinde kadın eserleri kütüphanesi üretmeye ve büyümeye devam ettik” açıklamasını yaptığını...
KAR NİYE YAĞMAZ HÂLÂ ÖĞRENMEDİK… TEK ÇARE ORMAN DİKİMİNİ ARTIRMAKTIR
DÜN yeni yıl kutlaması için Büyükçekmece’den bir dostum aradı ve dedi ki; burada havada bulut yokken TV kanallarında ülkemizin değişik yerlerinde kar yağışı görüntülerini canlı yayınla izliyoruz. Bu sorun sadece İstanbul’a has bir olay mıdır?
Bulgaristan’da ve ülkemizin çoğunda lapa lapa kar yağarken İstanbul’a neden eskiden olduğu gibi yoğun şekilde kar yağmıyor. Kardan vazgeçtik yağmura da hasret kaldık.
Barajlardaki doluluk oranları mevsimsel olarak tarihin en düşük seviyesinde. İstanbul barajlarında yüzde 17-18, vahim bir durum.
Nereye gidiyoruz, susuzluk, kuraklıktan kaynaklanan büyük felaketler kapıda mı? Yok mu bunun bir çaresi?
BETONLA ISI ADASI OLUŞUYOR
Sorunun cevabını merak edenlere tavsiyem, 26 Ocak 2012 tarihinde bu köşede yayınlanan “İstanbul’da Nasıl Kar Yağar” başlıklı yazıyı okumalarıdır.
Orada her şey çok net anlatılmış. Fakat ne yazık ki anlatılanlara yıllardır sürekli kulak tıkanmış, karın yağmasını zorlaştıran yanlışlıklara hız verilmiştir.
Olayın özeti şudur:
İstanbul’da nüfusun ve betonlaşmanın artış hızı ormanların artış hızından çok daha fazla olması, İstanbul’u büyük bir ısı adasına dönüştürmüştür.
Bu da kuraklığı ve susuzluğu olağanüstü artırmıştır.
Tek çare; bugüne kadar boş kalabilmiş su havzalarını İstanbul’un yerli ağaç türleriyle hızla ormanlaştırmaktır.
Sorun sadece Orman Genel Müdürlüğü’ne bırakılamayacak kadar çok büyüktür ve Avrupa’da olduğu gibi belediyelere de doğrudan yetki ve sorumluluk verilmelidir.
Paylaş