Başbakan Binali Yıldırım, Güneydoğu Terörünü Nasıl Bitirebilir? 

ÜLKEMİZİN en önemli gündem maddesi Güneydoğu terörüdür.

Haberin Devamı

1985’ten beri sosyal, siyasal ve askeri alanda kalıcı tedbirler alınmadığından dolayı, Güneydoğu’daki huzursuzluk ve terör devam etmektedir. Hükümet, Türk ve Kürtlerin ortak hassasiyetlerini göz önünde bulundurarak, çözümler üretmelidir. Çözüm olmayınca; çözümsüzlükler başlayacaktır. 1985’ten günümüze kadar olan süreçte Doğu ile ilgili 40 kalkınma eylem paketi gündeme gelmiş, bölge halkını, bölge aydınlarını göz ardı ederek, sayısız “Güneydoğu Raporları” yayınlanmış ve “Güneydoğu’da değişen bir şey olmamıştır.”

Erzincan, Sivas’ın ötesidir: Sayın Binali Yıldırım Bey, siyasilerin polemik konusu yaptığı ‘Sivas’ın ötesi” söylemi sizin için bir avantaj olmuştur. Siz Sivas’ın ötesinden gelen bir siyasetçisiniz. Neresidir? Sivas’ın ötesi: Sivas, Erzincan, Elazığ ve Erzurum kentlerinin bulunduğu alan, tarih boyunca 15 askeri harekete muhatap olmuştur. Bu kentlere gidip icraatta bulunan siyasiler, Kürt çözümünde mesafe alanlardır.

İŞTE ÖNERİLER
İşte Kürt çözümünün ana başlıklarından notlar:

- Önce bölge güvenliği: PKK’nın kullandığı taktikleri yok edecek olan politikalar icraata konulmadıkça, Güneydoğu’da değişen bir şey olmayacaktır. Kararlı ve kalıcı politikalar ile ancak Güneydoğu’da yeni değişim ve dönüşümler gerçekleşebilir. PKK’nın, barındığı, saklandığı ve lojistik temin ettiği; Şırnak, Cizre, Yüksekova, Hakkari ve Çukurca’nın alanlarında sıkı güvenlik birimleri kurularak, örgütün yurt dışı bağlantıları kesilmelidir.        

Haberin Devamı

- GAP, canlandırılarak bölge halkına istihdam alanı açılmalıdır: “Bilindiği gibi GAP bölgesi 73 milyon 863 bin kilometrekare genişlikte olup Türkiye’nin toplam yüzölçümünün %9.5’ini oluşturmaktadır. Bugünkü verilere göre GAP 10 milyonu aşkın nüfusu kalkınma yönünden etkileyecektir.        

- Kültürel altyapı projesi: (KAP) oluşturulmalı. Sosyal, kültürel ve turizmi canlandırıcı projeler ile bölgenin zenginlikleri Batı bölgelerimize tanıtılmalı, Batı’da yaşayan Türkler ile Kürtlerin ortak değerleri gündeme gelmelidir. Aksi takdirde her iki halk arasında ön yargılar giderek artmaktadır. Bu konuda tanınan sanatçılar, basın yayın kuruluşları Doğu ile Batı bölgelerini bütünleştirici çalışmalar yapmalıdır.

- Hükümet, Batıdaki Kürt işadamlarını harekete geçirmelidir: Batıdaki Kürtler ile bir araya gelerek, Doğu ve Güneydoğu’da yaşanan teröre dur diyebilirler. Hükümet, Batıdaki Kürt işadamlarını, sanatçılarını, aydınlarını, bir araya getirerek Doğu ve Güneydoğu için kalıcı kalkınma planları hazırlanmalı yani bölgedeki  sosyal ve fiziksel tahribatı yeniden inşa edilmeldir. Batıdaki Kürtler, yapacakları ekonomik, sosyal destek ile Doğudaki dost ve akrabalarının yanında yer almalıdırlar.

- Kürt çözümü, partiler üstü olarak ele alınmalıdır: Bütün partiler bir araya gelerek, Kürt çözümünde olumlu bir atmosfer oluşturmalıdır. Parti liderleri, özverili davranarak gerekli çabayı göstermelidirler.

- Bölge halkı ile yüzleşmeli: Devlet, geçmişte Güneydoğu’da yaşanmış, olaylardan dolayı mağdur olan bölge halkı ile yüzleşmelidir. / Yrd. Doç. Dr. Ramazan TOPDEMİR


VOLKAN 'MİLLİ HASSASİYET' FORMASINI SESSİZCE ALDI
FENERBAHÇE kalecisi Volkan, Soma maden faciasında hayatını kaybeden madencilerin borçlarını, büyük kısmını kendisi ve kalanını da arkadaşlarından toplayarak ödemiş. Kamuoyu tarafından duyulmamasına da özen göstermiş ama madencilerin yakınlarından haber sızmış.

Örnek olmanın da ötesinde, üst seviyede haysiyetli, erdemli, bir insani tavır. Bir milli maç öncesi ısınırken, kızına ve eşine ağır küfürler edilince gönül kırıklığı ile maça çıkamamış, stadı terk etmiş ve anlaşıldığı kadarı ile milli forma bakımından kara listeye alınmış.

Duygusal tepkisinin boyutları tartışılır olmakla beraber, gereken, zor yetişen değerlerin üzerini çizmek değil, onları kazanmak olmalıdır. Milli Takım kampında yakın zaman önce, bazı futbolcular arasında silahla tehdit söz konusu olmuş ve kedi ‘kakasını örter’ gibi kapatılmıştır.

Avrupa Şampiyonası aday kadrosuna, “Görev verilirse hazırım” demesine rağmen alınmamış, kamuya yansıdığı kadarıyla özür beklenmiş ve Volkan da özür dilememiştir.

Birbirlerine silah çekecek kadar husumet duyanlara verilen forma, Volkan’dan esirgenmiş durumda ne yazık ki...

Volkan, milli formadan dışlanırken, ‘milli hassasiyet’ formasını, bileğinin hakkıyla ve sessizce giymiş görünüyor.


PROF.SANCAR: ŞAN SÖHRET İSTEMEM
MARDİNLİ, yüksek öğrenim gören öğrencilere verdiği burslar ve Mardin’de yaptırdığı okullarla sosyal dayanışma faaliyetleri yürüten, Av. Haluk Erdem’in başkanlığındaki MAREV, Nobel ödüllü Mardin doğumlu Prof. Dr. Aziz Sancar’a özel bir plaket takdim etti. Ataşehir’de vakfın merkezindeki törende MAREV Genel Başkanı Av. Haluk Eldem, Aziz Hoca’ya plaketle birlikte vakfın kuruluş senedini sundu. Eldem, MAREV çatısı altında Aziz Sancar Eğitim Fonu adıyla yeni bir çalışma başlatılacağını da müjdeledi. Mardin’in, Türkiye’nin en ileri görüşlü şehirlerden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Aziz Sancar da özellikle bilim ve teknoloji alanında kızların çok daha fazla yer alması gerektiğini vurguladı. Mardin işi gümüş plaketin takdim edildiği tören sonrasında Prof. Dr. Aziz Sancar, bir yandan akrabaları ve hemşerileri ile hasret giderirken, diğer yandan kendisi için hazırlanan Mardin yemeklerinden tattı. Sancar, Türkiye’de adına yapılan konuşmalarda, “Bilim yapmamız lazım” sözünü sık sık yineledi; şu sözleri yankı uyandırdı: “İnsanlık bilim birikimine katılmamız lazım, niye yapmıyoruz? Sadece Türkiye de değil bütün İslam dünyası son 500 yılda bilime katkı yapmış değildir. Bu bir gerçektir ve bunu düzeltmemiz lazım.”

ORHAN BURSALI’NIN KİTABI
Gazeteci Orhan Bursalı, Sancar’ın yaşamını ve çalışmalarını ‘Aziz Sancar ve Nobel’in Öyküsü’nde (Kırmızı Kedi) anlattı. Bursalı kitabı için, “Sancar biyografisi ama daha çok Sancar’ın bilimsel araştırma süreci içinde, keşifleriyle birlikte bir biyografisi...” dedi. Kitapta, Sancar’ın futbol tutkusundan kanser tedavisinde açtığı yeni kapılara, altı şişe birayla eve kapanmasından en çok etkilendiği Nobel tebrikine, ailesinden çalışma arkadaşlarına kadar, Nobel’li bir bilim insanının dört dörtlük portresi sunuluyor. Aziz Sancar da şöyle diyor: “Ben şan ve şöhretle tanınmak istemem. Bana aynı soruyu sorarsanız yanıtım şu olur: ‘Hayatı boyunca çok, ama çok çalışmış ve buluşlarıyla insanlığa katkı yapmış bir vatanseverdir.”


FAZIL SAY'IN ÇYDD KONSERİ
DÜNYACA ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin (ÇYDD) ‘çağdaş insanla çağdaş topluma ulaşma’ amacı doğrultusunda hayata geçirdiği projelerinden birine daha destek veriyor. Fazıl Say’ın solo piyano eserlerini seslendireceği konserden elde edilecek gelir, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin burs projeleri kapsamında gençlerin eğitiminde kullanılacak. 27 Mayıs Cuma günü TİM Show Center’da saat 20.30’da müzikseverlerle buluşacak.

BOSNA VE SANCAKLILARA
TC yurttaşları tarafından kurulan Bosna Sancak Akademik Kültür ve Tarih Vakfımız düzenlediği konferanslarda bu ortak tarihi aydınlatmaya, yaşananlardan dersler çıkarmaya, tarihin tekerrür etmemesi ve barış içinde bir gelecek inşası için çabalamaya devam etmektedir. Bu çabaların bir parçası olarak, Sarajevo Üniversitesi Felsefe Fakültesi, Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Enes Pelidija 28 Mayıs Cumartesi günü Sultanahmet’teki Marmara Üniversitesi rektörlük binasında 17.00’de ‘Yenipazar Sancağı’nın Dünü, Bugünü, Yarını’ başlıklı bir konferans verecektir. / Vakıf adına Dr. Mehmet Akif Göğüsgeren


ECEVİT 91 YAŞINDA
“BİZİM iki gücümüz var: Hak ve halk. (Bülent Ecevit)” Doğumunun 91’inci yılında onu yine hasret özlemle anacağız. İçinden geçtiğimiz karanlık ve belirsizliklerle dolu bugünlerde, onun düşünce ve ilkelerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor ve onu özlemle anıyoruz.

Barış, demokrasi ve özgürlük tutkunu, dürüst siyaset ve örnek devlet adamı, halkının gönlündeki Karaoğlan, Bülent Ecevit’i her yıl olduğu gibi bu yıl da doğumunun 91’inci yılı olan 28 Mayıs Cumartesi günü, saat 11.30-12.00’de Devlet Mezarlığı’nda gömütü başında mücadele arkadaşları ve sevenleri ile birlikte hasret ve özlemle anacağız.

Bu arada herhangi bir aksilik olmazsa bir arkadaşımız tarafından baba ocağı olan Kastamonu’dan getirilecek olan toprak ile birlikte onun çok sevdiği beyaz papatyalarla anıt mezarını donatacağız. Bu etkinliğimize tüm Ecevit sevdalıları, demokratik solcular ve halkımız davetlidir. / Ahmet UNUTMAZ


BİLİYOR MUSUNUZ?
2006’da yitirdiğimiz yazar-ozan-gazeteci-fotoğraf sanatçısı Gürhan Uçkan’ın düşüncelerini ve yapıtlarını gelecek kuşaklara aktarmak, genç kuşakların dil duyarlılığını artırmak, yazınsal becerilerini değerlendirmek amacıyla Dil Derneği ile İsveç ADD’nin üniversite gençliği arasında düzenlediği Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü’nün oybirliğiyle Bekir Dadır’a verildiğini  (Tören Cumartesi, Dil Derneği’nde 14.00’de)...





Yazarın Tüm Yazıları