Paylaş
Yüksek sıcaklarda açık havada uzun süre yürümek, spor yapmak, çalışmak ya da doğrudan güneş altında kalmak gibi durumlarda, vücut aşırı ısıya maruz kalıyor. Aşırı ısının vücut dengesinin bozulmasına ve aynı zamanda baş ağrısı ve migren sıklığının artmasına neden olabileceğini vurgulayan Uzman Dr. Yaycı, “Vücudumuz ısıya maruz kaldığı sırada sıvı kaybı da yaşar. Bu süreçte terleme yoluyla kaybedilen sodyum, potasyum ve magnezyum gibi mineraller, sinir sistemi ve damar dengesini etkileyerek baş ağrısını tetikleyebilir. Aynı zamanda sıcaklık değişimleri, beyindeki serotonin düzeylerini dalgalandırarak migren ataklarını kolaylaştırabilir. Bu tür baş ağrıları genellikle şakaklarda zonklayıcı tarzda hissedilir; halsizlik, ışığa hassasiyet, ağız kuruluğu ve yoğun susuzluk hissi gibi belirtilerle birlikte olabilir. Eğer bu tabloya yüksek ateş, bulantı, kusma, bilinç bulanıklığı veya soluk ve soğuk cilt gibi bulgular eşlik ediyorsa, bu durum sıcak çarpması anlamına gelebilir ve acil tıbbi müdahale gerektirir” diyor.
Sıcağa bağlı baş ağrısından korunmak için neler yapılmalı? Dr. Yaycı diyor ki: “Öncelikle gün içinde yeterli miktarda su ve elektrolit tüketin. Fiziksel aktiviteleri serin saatlere planlayın. Güneşli ortamlarda şapka ve güneş gözlüğü kullanın. Vücudu saran, hava geçirmez giysilerden kaçının. Belirtiler başladığında dinlenmekten çekinmeyin. Baş ağrınız giderek şiddetleniyorsa veya aldığınız önlemlere rağmen iyileşmiyorsa doktorunuza danışarak uygun ağrı kesicilerle tedavinizi destekleyiniz.”
GÜNÜN SÖZÜ
‘MİLLET ŞARKISI’
“ZULMÜN topu var, güllesi var, kal’ası varsa/ Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır/ Göz yumma güneşten ne kadar nuru kararsa /Sönmez ebedi her gecenin gündüzü vardır / Silkin şu uyuşukluk tozu uçsun üzerinden / Billah yaşamak yerde sürüklenmeye değmez” Tevfik Fikret
SU İÇİN TASARRUFUN TASARRUFU GEREKİYOR
EVET, Türkiyemiz kuruyor...
İstanbul biraz iyi durumda. Ankara ve İzmir çok kötü. Ne barajında ne göletinde su kalmış. Yeraltı suları da derinleştikçe tablo giderek vahim bir durum alıyor.
DSİ çevreyi dikkatle izliyor. Istranca’daki sular İstanbul’a çekiliyor.
Trakya kentleri susuzluk nedeniyle endişeli, herkes kuyu kazdırıyor.
Bu da çare değil ki...
Dağları. bayırları, yeraltı sularını yoklayan çoğu yabancı olan su firmaları zam üstüne zam yapıyor. Ambalajları da küçültülüyor. Bunları kim kontrol ediyor.
Tekirdağ’da kuruyan göletler yüzünden sular çekilmiş vaziyette. Birçok yazlık sitede çamurlu su verilmek zorunda kalınıyor. Durum vahim. Birçok vatandaş mikrobik salgın nedeniyle yataklara düşmüş...
Yangın, kuraklık ve salgın...
BAMBUM’DAN 81 İLDE FİDAN SEFERBERLİĞİ
Türkiye’nin dört bir yanında çıkan orman yangınları için tek yürek olan milyonlar, fidan dikmek için seferberliğe başladı. Doğaya ve sürdürülebilirliğe verdiği önemle öne çıkan Bambum, 100 bin fidan dağıtacak.
81 ilde bulunan Bambum yetkili bayilerinde ücretsiz temin edilecek fidanlarla, Türkiye’nin ormanlık alanları yeniden yaşam bulmaya hazırlanıyor. Aynı zamanda Bambum 11-14 Eylül arasında İstanbul’da düzenlenecek Zuchex Fuarı’nda da ziyaretçilere fidan dağıtarak bu anlamlı seferberliği daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyor. (Bilgi: Özlem Çakır-0507 001 97 64)
SİYASET VE NEZAHET
ÜNLÜ düşünür Voltaire, “Siyaset kişiliği yücelten bir bir sanat dalıdır” diye seslenmiş yüzyıllar öncesinden. Yalnızca bir sanat dalı değil bu tanı. ‘Kişiliği yücelten’ vurgusuyla sanat dalları arasında ona bir başka güzellik daha katıyor. Önemli unsurları ise;
-İletişimde ve ilişkide incelik, aykırılıkların ve çelişkilerin birlikteliği, farklı ideolojiler, sorunların çözümünde mesafet, çekicilik, umut, barış ve huzur oluşturma; siyasetçiye kazandıracağı onur ve gurur. Bu nitelikleri nedeniyle siyasetin kavga etme sanatı olmadığı açıktır.
Mustafa Nihat KARSLI - Avukat, siyasetçi
DÜNYAYI KURTARABİLECEK 5 MEGA PROJE
REKOR üzerine rekor kırılıyor...
Ve yapılan araştırmalar küresel iklim değişikliğine bağlı bu sıcaklıkların her yıl daha artacağını gösteriyor. Peki ne yapılabilir?
İklim değişikliğiyle mücadelede kullanılan stratejilerin çoğu, çok sayıda insanın görece küçük adımlar atmasını gerektiriyor: Mesela milyonlarca kişinin ısı pompaları kurması, elektrikli araçlara geçmesi, et tüketimini azaltması gibi.
Ancak sorunun boyutu o kadar büyük ki, bazıları çok daha büyük ve cesur projelere ihtiyaç olduğunu savunuyor. Bilim insanları işte bu nedenle uzayda güneş enerjisi santrallerinden eriyen buzulları stabilize etmeye, çölleşmiş bölgeleri yeşillendirmeye, buzulların erimesini sabitleştirmeye kadar, iklim değişikliğiyle mücadele için son derece iddialı ve riskli projeler öneriyor. Peki, işe yarayabilirler mi?
Bulutların iklim üzerindeki etkisi nihayet çözülüyor: Bulutlar, hem ısıyı hapsedebilir hem de güneş ışığını geri yansıtarak dünyayı serinletebilir. Ancak bu ikili etkileri, küresel ısınma tahminlerindeki en büyük belirsizliklerden biri olmaya devam ediyor.
Paylaş